<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Türk Şiirinin Ustaları: Edebiyatın Söz Ustalarından Seçmeler by Sıla Altuntaş</title>
      <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom</link>
      <description>&quot;Türk şairleri, tarihsel süreç içerisinde edebiyatımıza önemli katkılarda bulunmuş ve her biri, kendi döneminin toplumsal ve kültürel dinamiklerini yansıtan izler bırakmıştır. Bu başlık altında, Türk şiirinin temel taşlarını oluşturan önemli şairlerin hayatları, edebi anlayışları ve eserleri incelenecektir.&quot;</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2024-12-05 12:23:23 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2024-12-06 19:04:59 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url>https://media4.giphy.com/media/l0HlOBZcl7sbV6LnO/giphy.gif</url>
      </image>
      <item>
         <title>Cemal Süreya </title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248135639</link>
         <description><![CDATA[<p>Cemal Süreya’nın gerçek adının Cemalettin Seber olduğunu biliyor muydunuz?</p><p>Tam olarak doğum tarihi bilinmese de 1931 yılında o zamanlar Tunceli’ye bağlı, günümüzde ise Erzincan sınırlarında olan Pülümür’de dünyaya gelmiştir. Yaşanan Dersim İsyanı sebebiyle de ailesiyle beraber doğduğu topraklardan göç etmek zorunda kalmıştır.</p><p><strong><br></strong>Annesi Gülbeyaz Hanım erken yaşta vefat edince İstanbul’a giden Süreya, 1942’ye kadar İstanbul’da eğitim gördü ve 1942’de de Bilecik’e yeniden döndü. Ortaokul yıllarını yıllar sonra ilk eşi olacak Seniha Nemli ile aynı sınıfta okuyarak 1947 yılında ortaokulu bitirdi.</p><p><strong><br></strong>Ardından Haydarpaşa Lisesine parasız yatılı kayıt olan Cemal Süreya’nın ortaokulda başlayan edebiyat merakı bu yıllarda daha da arttı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümünde eğitim görmeye başlayan şair, bu yıllarda Ahmet Muhip Dıranas, Özdemir Asaf gibi isimleri okumaya başladı ve üniversite yıllarında takma isimlerle çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. 1954 yılında da üniversiteden mezun oldu.</p><p><br>Seniha Nemli ile evliliğinden kızı Ayçe 1955 yılında dünyaya geldi ve Cemal Süreya eşi ile kısa bir süre sonra boşandı. 1967 yılında ise Zuhal Tekkanat ile evlenen Cemal Süreya’nın 1969 yılında da oğlu Memo Emrah dünyaya geldi. Üçüncü evliliğini de 1975 yılında Güngör Demiray ile gerçekleştiren şairin bu evliliği de bir yıl sürdü. Cemal Süreya son evliliğini ise Birsen Sağnak ile yaptı.</p><p><br>Senelerce devlet kademelerinde müfettişlik yapan Süreya, 1982 yılında emekli olsa da emekli maaşı geçinmesine yetmiyordu. Bunun üzerine bir bankada çalışmaya başladı ve banka iflas edince bir süre yargılanarak dava sonucunda da beraat etti.&nbsp;</p><p><strong><br></strong>Hayatının son yıllarını büyük bir huzursuzluk içinde geçiren yazar ve şair Cemal Süreya, 9 Ocak 1990 yılında hayata gözlerini yumdu.</p><p><br>Cemal Süreya’nın hayatı kısaca bu şekilde. Biraz da edebi kişiliğinden ve dillere pelesenk olmuş hikâyelerinden bahsedelim.</p><p><br>Cemal Süreya’nın Edebi Kişiliği</p><p><br>Cemal Süreya Şarkısı Beyaz adlı ilk şiirini 1953’te Mülkiye dergisinde yayımladı fakat sonrasında bu şiirini hiçbir <a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://tamadres.com/edebiyat-kitaplari/siir">şiir kitabına</a> almak istemedi.</p><p><strong><br></strong>Eğer siz de edebiyatla ilgileniyor ve şiir tutkunuysanız İkinci Yeni akımını duymuşsunuzdur. 1950’lerde ortaya çıkan bu hareketin en tartışmalı şairlerinden biridir Cemal Süreya. Şiirde anlamsızlığı benimseyen görüşleri hiçbir zaman savunmadı ve karşı çıktığı geleneğin diri değerlerinden yararlandı.&nbsp;</p><p><strong><br></strong><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://tamadres.com/blog/yazi/en-sevilen-cemal-sureya-siirleri">Cemal Süreya şiirlerinde</a> erotizmi işlerken toplumsal değerlere uzak düşmedi. Şiirin anayasaya aykırı olduğunu, doğanın kovduğu yerde ve yasa dışı olduğunu savundu. Bu görüşü de onu şiirde öyküden kaçınmaya, çarpıcı ve yoğun imgeli bir söz sanatına yöneltti.</p><p><strong><br></strong>Aynı zamanda da karikatürist olan şair, Gül adlı şiiriyle adını edebiyat dünyasında tam olarak duyurdu. Başarılı şairin Dalga, Üçgenler, Güzelleme, Üvercinka, Cigarayı Attım Denize, Nehirler Boyunca Kadınlar Gördüm adlı şiirleri de 1955 yılında dergilerde yayımlandı.&nbsp;</p><p><br>Günümüzde de <a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://tamadres.com/uvercinka-cemal-sureya-kitabi-218298-9789750745768">Üvercinka kitabı</a>, en iyi Cemal Süreya kitapları arasında yer alıyor. Şiirlerinin yanı sıra denemeler, tenkit yazıları, şiir ve düzyazı tercümeleri, çocuk kitapları, günce, derleme ve daha pek çok edebi türe de imza attı.&nbsp;</p><p><br>Cemal Süreya sözleri, yazıları, aşkları, şiirleri ve neredeyse yaptığı her şeyle tartışılan ancak ömrünün sonuna kadar gerçek bir insan olarak tarihe kazınmıştır.&nbsp;</p><p>Cemal Süreya Y Harfi Hikâyesi</p><p><strong><br></strong>Cemal Süreyya mı? Yoksa Cemal Süreya mı? Cemal Süreya Y harfini neden kaybetti? Edebiyat tutkunlarının merak ettiği pek çok soru var.&nbsp; Merak etmeyin, meşhur Cemal Süreya y harfi hikâyesinden bahsedeceğiz.</p><p><br>Cemal Süreya ve Sezai Karakoç, üniversitede sınıf arkadaşıdır ve ikisi de aynı kadına âşıktır: Muazzez Akkaya. Evet; <a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://tamadres.com/blog/yazi/sezai-karakoc-ve-en-sevilen-sezai-karakoc-siirleri">Sezai Karakoç’un Mona Rosa şiirini</a> yazdığı ve Cemal Süreya’nın da soyadından bir harf eksilttiğini Muazzez Akkaya.&nbsp;</p><p><strong><br></strong>Muazzez Akkaya’ya yazdıkları şiirleri birbirine okurlar ve onu elde etme üzerine bir iddiaya girerler. Eğer iddiayı Cemal Süreyya kazanırsa Sezai Karakoç’un soyadı Karkoç olarak değişecek, Sezai Karakoç kazanırsa Cemal Süreyya’nın soyadı Süreya olarak değişecektir. İddiayı Sezai Karakoç kazanır ve Cemal Süreyya, soyadından bir y harfini atarak Cemal Süreya olur.&nbsp;</p><p><br>Siz de bu hikâyeyi bu şekilde biliyorsunuz, değil mi? Peki, size bu hikâyenin doğru olmadığını söylesek? Tabi, hikâyenin doğrusunda da bir iddia var.&nbsp;</p><p><br>Üvercinka Hikâyesi</p><p><strong><br></strong>Cemal Süreya y harfi hikâyesinin doğrusu şu şekilde;<br>Cemal Süreyya o dönemlerde hafızasına oldukça güvendiği için telefon numaralarını kaydetmezmiş. İsmindeki y harfini de arkadaşlarıyla telefon numarası üzerine girdiği bir iddia üzerine kaybeder. Söz konusu telefon numarası da Üvercinka olarak hitap ettiği kişinin telefon numarasıdır.&nbsp;<br>Peki, üvercinka kelimesinin güvercin kanadından kısaltılarak elde edildiğini biliyor muydunuz?<br>1956 yılında kaleme aldığı Elma şiirinde y harfini attığını ilan etmiştir. Elma şiiri de şu şekildedir:<strong><br></strong>…</p><p>İstanbul’da bir duvar duvarda bir kilise</p><p>Sen çırılçıplak elma yiyorsun</p><p>Denizin ortasına kadar elma yiyorsun</p><p>Yüreğimin ortasına kadar elma yiyorsun</p><p>Bir yanda esaslı kederler içinde gençliğimiz</p><p>Bir yanda Sirkeci’nin tren dolu kadınları</p><p>Adettir sadece ağızlarını öptürürler</p><p>Ayaküstü işlerini görmek yerine</p><p><br/></p><p>Adımın bir harfini atıyorum</p><p><strong><br></strong>“İkinci Yeni” hareketinin şairlerinden biri olan Cemal Süreya, şiirlerinde genellikle aşk, ölüm, yalnızlık ve insan ilişkileri gibi evrensel temaları işlemiştir. Bu temaları, sade ve akıcı bir dil kullanarak anlatır. Onun şiirlerinin özgün ve etkileyici bir yanı, insan duygularına ve insanın iç dünyasına dokunabilme yeteneğinden gelir. Okuyucuları, Cemal Süreya’nın dizeleriyle kendi duygusal deneyimlerini ve düşüncelerini kolayca özdeşleştirebilirler.</p><p>Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Uçurumda Açan, Sıcak Nal, Güz Bitiği, Sevda Sözleri gibi şiir kitapları yanı sıra deneme, eleştiri, günlük ve antoloji gibi türlerde de eserler vermiş olan Cemal Süreya, özellikle aşk şiirleriyle tanınır. Aşkı, tutkuyu ve kaybedilen sevgiyi işlerken duygusal bir derinlik ve samimiyetle yaklaşır. Bu nedenle, Cemal Süreya’nın şiirleri birçok okuyucu tarafından sevilir ve beğenilir. Onun şiirlerinin içtenliği, insanların duygusal dünyalarına dokunmasına ve okuyucularını düşünmeye teşvik etmesine neden olur.</p><p><br/></p><p>Kaynakça </p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.asperahotel.com/tr/turk-edebiyatinin-modern-dahisi-cemal-sureya/">https://www.asperahotel.com/tr/turk-edebiyatinin-modern-dahisi-cemal-sureya/</a></p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://tamadres.com/blog/yazi/en-sevilen-cemal-sureya-siirleri">https://tamadres.com/blog/yazi/en-sevilen-cemal-sureya-siirleri</a></p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://tamadres.com/blog/yazi/cemal-sureyanin-hayati?srsltid=AfmBOoqwefpySuFNLoI35oUnhI2CzNKsxs5QfU48k1LG2_WJWcne5Dn7">https://tamadres.com/blog/yazi/cemal-sureyanin-hayati?srsltid=AfmBOoqwefpySuFNLoI35oUnhI2CzNKsxs5QfU48k1LG2_WJWcne5Dn7</a></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/b9f467eee3e3571096a57e1886e6d7b9/3619033_d80f61d95a44472d621bdfbb182b5ed4_640x640.jpg" />
         <pubDate>2024-12-05 12:41:14 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248135639</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Nazım Hikmet Ran </title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248135950</link>
         <description><![CDATA[<p><strong>1- Nazım Hikmet’in Hayatı</strong></p><p>15 Ocak 1902 de Hikmet Bey ve Celile Hanım’ının oğlu olarak Selanik’te dünyaya gelmiştir. Babası Hikmet Bey Diyarbakır, Halep, Konya ve Sivas valilikleri yapmış olan Nazım Paşa’nın oğludur. Nazım paşa aynı zamanda Mevlevi tarikatından olan bir özgürlükçüdür. Osmanlı Hariciyesinde çeşitli memurluklarda, Matbuat umum müdürlüğünde ve Hamburg Konsolosluğunda bulunmuştur. Annesi Celile Hanım; dilci Enver Paşa ile Leyla Hanımın kızıdır. Hasan Enver Paşa Polonya’dan 1848 ayaklanmaları ile Osmanlı imparatorluğuna göç eden ve Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celalettin Paşa adını alan Konstantin Borzecki’nin oğludur. İlk kadın ressamlarımızdan olan Celile Hanım, kültürlü, piyano çalan sanatçı ruhlu bir kadındır.</p><p>Hikmet Bey Henüz Nazım'ın çocukluğunda memuriyetten ayrılır ve Halep’e Nazım’ın dedesinin yanına giderler. Orada yeni bir hayat kurmaya çalışırlar. Hikmet Bey’in iş kurma çabaları başarısız olunca İstanbul’a gelirler. İstanbul’daki iş kurma çabaları da iflasla neticelenir. Hikmet Bey tekrar sevmediği memuriyet hayatına dönmek zorunda kalır. Fransızca bildiği için yeniden Hariciyeye atanır. &nbsp;Nazım Hikmet İlk eğitimini annesi ve sıkça şiir toplantısı düzenleyen Mevlevi şairi olan Dedesi Nazım Paşa’dan alır. Nazım Hikmet on bir yaşında iken ilk şiirini yazar. Orta öğretimini Galatasaray ve Nişantaşı Sultanilerinde gören Nazım Hikmet 1915 yılında Bahriye Mektebi’ne girer. 1918 yılında ilk kez bir dergide şiiri yayınlanır. İlk yayınlanan şiiri bir aşk şiiridir. İstanbul’un işgaliyle birlikte yerini yurtsever nitelikte şiirlere bırakır. 1935’de Piraye Altınoğlu ile evlenmiştir.</p><p><strong>2- Nazım Hikmet’in Edebi Hayatı</strong></p><p>İlk şiiri Feryad-ı Vatan’ı 1913’te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi’nde ortaokula başlar. 1917 de Heybeliada Bahriye Mektebine girer. Sonrasında Kurtuluş Savaşı dolayısıyla Anadolu’ya geçer fakat sağlık sorunları nedeniyle bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bolu’ya öğretmen olarak atanır. Nazım Hikmet Batum üzerinden Moskova’ya gider. Burada Doğu emekçileri Komünist Üniversitesinde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921’de gittiği Moskova da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile orada tanışır. 1924 de Moskova'da ilk şiir kitabı 28 Kanunisani ismi ile tiyatroda sahnelenir. Aynı yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan şiir ve yazıları nedeniyle 15 yıl hapsi istenince tekrar Sovyetler Birliği’ne döner. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye’ye döner. Bu defa Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de 28 yıl hapis cezasına çarptırılır. 1950 yılında çıkarılan af kapsamıyla tekrar özgürlüğüne kavuşarak Sovyetler Birliği’ne döner. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar kurulunca Türkiye vatandaşlığından çıkartılınca büyük dedesi Mahmud Celaleddin Paşa’nın memleketi olan Polonya’nın vatandaşlığına geçerek Borzecki soyadını alır. 3 Haziran 1963 tarihinde geçirdiği kalp krizi neticesinde hayata gözlerini yummuştur. Nazım Hikmet'in mezarı Moskova'da bulunmaktadır. 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlığı iade edilmiştir.</p><p><strong>3- Nazım Hikmet'in Edebi Kişiliği</strong></p><ul><li><p>İlk şiirlerini Cumhuriyet öncesi yıllarda yayımlamıştır. Başlangıçta ölçülü uyaklı şiirler yazmış, sonra serbest ölçüye geçmiştir.</p></li><li><p>Edebiyatımızda serbest ve toplumcu gerçekçi şiirin öncüsüdür.</p></li><li><p>Uzun şiirlerindeki senaryo havası diğer şiirlerinde de vardır.</p></li><li><p>Fütürizm akımından etkilenmiştir. Makine hâkimiyetinin özlemini çeker, hatta makine olmak ister. Özellikle Rus şair Mayakovski’nin etkisinde kalmıştır.</p></li><li><p>Hitabete dayalı propaganda şiirleri yazmıştır. (Yirmi dört Saat Marks / Yirmi dört Saat Lenin)</p></li><li><p>Gerek biçim gerekse tema bakımından şiirimize büyük bir genişlik getiren şair, şiir diline de kendisinden sonra gelenleri etkileyecek ölçüde yenilik getirmiştir.</p></li><li><p>Şiirde kullanılan, kullanılmayan sözcükler diye bir ayrım yapmayan Nazım Hikmet, dizeleri kullanmaya getirdiği özgünlükle de özgür koşuk biçiminin gelişmesinde büyük bir rol oynamıştır.</p></li><li><p>Komünizmin propagandasını yapan şairin etkili bir üslubu vardır.</p></li></ul><p><strong>4- Nazım Hikmet’in Eserleri</strong></p><p>1949 yılında Nazım Hikmet cezaevindeyken, Ahmet Halit Kitapevi, Ahet Oğuz Saruha takma adıyla <a rel="noopener noreferrer nofollow" class="link" href="https://www.edebiyatla.com/gunce/la-fontainein-hayati-ve-eserleri-302008">La Fontaine</a>’den Masalları yayımladı. Bu çeviri yapıtı dışında 29 yıl boyunca Nazım Hikmet’in kitapları ve şiirleri Türkiye’de basılmadı. Ölümünden iki yıl sonra 1965’te ‘Yön’’ dergisinin kurtuluş savaşı Destanı’nı yayımlaması gözü pek bir davranış olarak değerlendirilir. Arkasından ilerici yayınevleri önce sağlığında Türkiye'de basılan sonra da Yurtdışında Türkçe basılan kitaplarını basmaya başladı.</p><p>Türkiye’de &nbsp;1929-1938 yılları arasında yayımlanan kitapları şunlar:</p><ul><li><p><strong>Şiirleri:</strong></p><ul><li><p>835 Satır(1929),</p></li><li><p>Jokond İle Si-Ya-u (1929),</p></li><li><p>Varan 3 (1930) ,</p></li><li><p>1+1=1 (1930),</p></li><li><p>Sesini Kaybeden Şehir(1931),</p></li><li><p>Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1932),</p></li><li><p>Gece Gelen Telgraf (1932),</p></li><li><p>Portreler (1935),</p></li><li><p>Tranta-Babu’ya Mektuplar (1935),</p></li><li><p>Simavye Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı(1936)</p></li></ul></li><li><p><strong>Tiyatro:</strong></p><ul><li><p>Kafatası (1932)</p></li><li><p>Unutulan Adam (1935)</p></li><li><p>Bir Ölü Evi (1932)</p></li></ul></li><li><p><strong>Diğer Eserleri:&nbsp;</strong></p><ul><li><p>Şeyh Bedreddin Destanına Zeyl, Milli Gurur (1936),</p></li><li><p>İt Ürür Kervan Yürür(Orhan Selim adıyla fırkalar, 1936),</p></li><li><p>Alman Faşizm ve Irkçılığı (inceleme, 1936),</p></li><li><p>Sovyet Demokrasisi (inceleme, 1936)</p></li></ul></li></ul><p>Piraye ve Nazım Hikmet'in üvey kardeşi Metin Yasavul’un sahibi oldukları, <a rel="noopener noreferrer nofollow" class="link" href="https://www.edebiyatla.com/gunce/memet-fuatin-hayati-ve-eserleri-328301">Memet Fuat</a>’ın yönetimindeki De Yayınevi ise şairin Bursa Cezaevi’ndeyken basıma hazırlayıp Piraye’ye bırakmış olduğu kitapların yayımına başladı. Şair ölmeden önce bu kitaplardan bazılarının kaybolduğunu belirtmişti. De Yayınevinde birinci basımı yapılan kitaplar:</p><ul><li><p>Saat 21-22 Şiirleri (1965)</p></li><li><p>Dört Hapishaneden (1966)</p></li><li><p>Rubailer (1966)</p></li><li><p>Ferhad ile Şirin (1965)</p></li><li><p>Sabahat (1965)</p></li><li><p>Memleketimden İnsan Manzaraları 5 cilt (1966-1967)</p></li></ul><p><br/></p><p>Kaynakça</p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.turkedebiyati.org/nazim-hikmet-ran-edebi-kisiligi-ve-ozellikleri/">https://www.turkedebiyati.org/nazim-hikmet-ran-edebi-kisiligi-ve-ozellikleri/</a></p><p><br/></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/48e526bf1ffc6d7fcccb081d02743da6/Unknown.jpeg" />
         <pubDate>2024-12-05 12:41:30 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248135950</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Orhan Veli Kanık </title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248136202</link>
         <description><![CDATA[<p>13 Nisan 1914’te İstanbul’da doğan sanatçı,&nbsp;Galatasaray Lisesi’nde başladığı eğitimini, babasının tayini nedeniyle Ankara’da tamamlamıştır. 1933’te Ankara Gazi Lisesi’nden mezun olduktan sonra bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne devam etmiştir. Yarıda bıraktığı bu okuldan sonra 1936’da Ankara’da PTT Genel Müdürlüğü’nde çalışmıştır. 1945’te Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’na girmiş ve 1947’de bu görevden ayrılıp yaşamını yazarlık ve çevirmenlikle kazanmaya başlamıştır. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazı ve şiirler yazan sanatçı 1 Ocak 1949’da yayımlamaya başladığı “Yaprak” dergisini 15 Haziran 1950’ye değin 28 sayı çıkarmıştır. Ankara’da belediyenin açtığı bir çukura düşüp yaralanmış ve bu olaydan dört gün sonra İstanbul’da bir dostunun evinde rahatsızlanarak kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi’nde beyin kanaması sonucu 14 Kasım 1950 tarihinde yaşamını yitirmiştir.</p><p><strong>Edebi Kişiliği:</strong></p><ul><li><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" class="google-anno" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/orhan-veli-kanik/#">&nbsp;Garip</a> hareketinin kurucusu olan ve sadece kendi dönemine değil, şiir sanatıyla ilgili düşünceleri ile Türk&nbsp;edebiyatına damga vuran sanatçı bir “şiir ihtilalcisidir” ve şiir sanatına dair görüşlerini “Garip” adlı kitabının önsözünde belirtmiştir.</p></li><li><p>İlk şiirlerinde vezin ve kafiye gibi geleneksel anlayışa uygun, şiirin biçimsel bütün özelliklerini kullanan, hatta Divan şirine ait aruzla yazılmış rubaileri çeviren sanatçı; 1940’tan itibaren başlattığı Garip hareketi ile eski şiire ait hemen hemen her şeyi yıkma eğilimine girmiştir.</p></li><li><p>Orhan Veli vezin ve kafiyenin gereksiz olduğunu savunmuş, şiirin diline büyük önem vermiştir. Özellikle halk diline yönelmiş, halkın konuştuğu kelimeleri şiirinde kullanmıştır. Onun en büyük amacı şiiri süsten kurtararak soyut şiir yerine, özüne ulaştığı somut bir şiir yazmaktır.</p></li><li><p>Mecaz ve edebi sanatlar gibi şiirin söyleyiş özelliklerini kaldırmış, “mânâ”yı ön plana çıkarmıştır. Bu mânânın dolaysız verilmesi gerektiğini dile getiren Kanık, şiirlerinde ideolojilerin sözcülüğünü yapmamış, küçük insanların küçük hayatlarını şiire konu olarak almış, hikâye yazar gibi şiirlerini kaleme almıştır.</p></li><li><p>Şiirlerinde İstanbul’a büyük yer veren Kanık, bu eşsiz şehri diğer şairlerdeki gibi tarih, sanat ve kültürel açıdan almamış; bu şehri meyhaneleri, yaşanılan aşkları, gezilen ücra köşeleri, yoksullukları ile dile getirmiştir.</p></li><li><p>Nükte ve ironi Orhan Veli’nin şiirlerinin önemli noktalarından olmuştur. Dünyanın ciddiyetine, sahteliğine karşı tuhaflık olması amacıyla alaylı, eğlenceli şiirler yazmıştır.</p></li><li><p>Japonların ulusal şiir biçimi Haika da edebiyatımıza onunla girmiştir.</p></li><li><p>Orhan Veli’de nükteli bir realizm, ironik bir lirizm vardır.</p></li><li><p>Şiir türüyle tanıdığımız Orhan Veli, edebiyatla ilgili çeviriler yapmış, düzyazılar da kaleme almıştır.</p></li><li><p><strong>Online sanat kursları</strong></p></li><li><p><strong>En çok satan kitapları online satın alın</strong></p></li></ul><p><strong>Kısaca özetleyecek olursak;</strong></p><ul><li><p>Garip hareketini başlatmıştır. Ölümüne kadar hareketin ilkelerine bağlı kalmıştır.</p></li><li><p>Şiir sanatına ait klasik biçimlerin dışına çıkarak modern Türk şiirinin olanaklarını genişletmiştir.</p></li><li><p>Her türlü sözcüğün şiire girebileceğini göstermiş, günlük konuşma dilini kullanmıştır.</p></li><li><p>O, bir şiir ihtilalcısıdır. Şiiri sokağa yönlendirmiştir.</p></li><li><p>Şiir bütünüyle toplumun emrine vermiş, bireyciliğe karşı çıkmıştır.</p></li><li><p>Şiirlerinde sıradan insanları, insanın basit ama sevgi dolu yaşamını, aşklarını, acılarını, kaygılarını işlemiştir.</p></li><li><p>Çocukluğa özlem, doğa, deniz, İstanbul sevgisi, kaldırımlar, balıklar onun şiirlerinde ele aldığı konulardandır.</p></li><li><p>Şiirlerinde derin bir “ironi” vardır. Espri ve nükteye yer vermiştir.</p></li><li><p>Bir dönem “Mehmet Ali Sel” takma adını kullanmıştır.</p></li><li><p>1947’de “Yaprak” adlı dergiyi çıkarmıştır.</p></li><li><p>1949’da Nasrettin Hoca’nın 72 fıkrasını şiir biçimine getirmiştir.</p></li><li><p>1948’de La Fontaine’nin 51 fablını çevirmiş, bunun dışında da çeviriler yapmıştır.</p></li></ul><p><strong>Eserleri:</strong></p><p><strong>Online sanat kursları</strong></p><p><br/></p><ul><li><p><strong>Şiir:</strong> <em>Garip, </em><a rel="noopener noreferrer nofollow" class="google-anno" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/orhan-veli-kanik/#"><em>&nbsp;Yenisi</em></a><em>, Vazgeçemediğim, Karşı, Nisan, Destan Gibi, Anlatamıyorum, Beni Bu Havalar Mahvetti</em></p></li><li><p><strong>Düzyazı:</strong> <em>Denize Doğru, Bindiğimiz Dal, Edebiyat Dünyamız, Sanat ve Edebiyat Dünyamız</em></p></li></ul>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/d40608565794302b8ad46c2123de8d6f/Unknown_2.jpeg" />
         <pubDate>2024-12-05 12:41:44 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248136202</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Yahya Kemal Beyatlı </title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248136347</link>
         <description><![CDATA[<p>Yahya Kemal, 1884 tarihinde, Makedonya sınırları içerisinde bulunan eski Osmanlı şehirlerinden, Üsküp’te, Rakofça Çiftliği’nde doğmuştur. Küçük yaşlardan itibaren sanata ilgi duyan Beyatlı, sonraları kaleme alacağı şiirlerde çocukluk yıllarından, yaşadıkları bölgenin üzerinde bıraktığı etkilerden hissedilir şekilde bahsedecektir. Lise yıllarında sanata ilgi duyan ve şiir yazmaya başlayan Beyatlı, Tevfik Fikret önderliğindeki Servetifünun anlayışından etkilenmiş ve aruz vezniyle dörtlükler kaleme almaya başlamıştır.</p><p>Dönemin gözde siyasi, düşünsel ve edebî topluluğu olan Jön Türkler’den etkilenen genç şair, sarayın baskısından kurtulmak için Paris’e gitmiştir. Fransa’da kaldığı süre içerisinde, Jean Moreas, Baudelaire, Verlaine gibi ünlü Fransız sembolist şairlerin eserlerini inceleyen ve A. Sorel’den aldığı tarih derslerinden de etkilenen sanatçı, bu etkinin sonucu olarak tarihe yönelmiştir.</p><p><strong>Edebi Kişiliği</strong></p><p>Fransız edebiyatından ve bilhassa şairlerinden büyük ilham alan Beyatlı, birçok edebî kimlikle bir araya gelme fırsatı buldu. Gidiş amacı siyasi olmasına rağmen, siyasetten ziyade sanatsal faaliyetlere yöneldi. Şiirlerini, biçimsel bütünlük ve sembolizm öğeleriyle zenginleştirmek suretiyle, Divan şiiri geleneğinin kalıplaşmış ağır kaidelerinden sıyrıldı. Böylece Servetifünun sanatçılarıyla da yollarını ayıran Beyatlı, Batı ve özellikle Fransız tarzı şiir unsurlarını, Türk şiir anlayışına adapte etmeye çalıştı.</p><p>Osmanlı geleneğinde şekillenmiş aruz kalıplarını, neoklasik stilde yeniden forma soktu. Yahya Kemal, Türkçeyi aruza başarıyla uygulamış ve “Ok” şiiri dışındaki tüm şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır. Arapça ve Farsça kelimelerden vazgeçmese de, musiki havası olan, akıcı eserler ortaya koydu. İmparatorluğun yüzyıllara hükmetmiş kültüründen taviz vermeksizin, köklerine bağlı, gözü Batı’da; klasik, fakat klişe olmayan şiirler kaleme aldı.</p><p>Yahya Kemal hayatı boyunca hiç eser yayımlamamış, günümüzdeki eserleri, Yahya Kemal Enstitüsü tarafından yayımlanmıştır. Sanatçı, en çok eleştiriyi bu konuda almıştır ve görüşlerine muhalif olan kesim tarafından “esersiz şair” olarak nitelendirilmiştir. Milli Edebiyat anlayışına destek vermek için, illa ki dilin arılaştırılması gerektiğini kabul etmemiş; musiki tadındaki şiirleriyle, edebiyatın müzik notalarıyla hayat bulabileceğini göstermiştir.</p><p><strong>Kısaca özetleyecek olursak;</strong></p><ul><li><p>Asıl adı Ahmet Agâh’tır.</p></li><li><p>Şiirleri Milli Edebiyat akımına uymaz, makale ve konferanslarında bu akımı desteklemiştir.</p></li><li><p>Geçmiş değerlere bağlı, kendine özgü bir şiir oluşturmuştur.</p></li><li><p>Çağdaş Batı şiiriyle eski Türk şiirinin birleşimini sağlamıştır.</p></li><li><p>Bir dönem Nev-yunanilik akımından etkilenmiştir.</p></li><li><p>Neoklasisizm akımının etkisinde kalmıştır. Neoklasizm, 20. yüzyıl başlarında Simgeciliğe bir tepki olarak doğan klasik beğeniyi, klasik söyleyişi canlandırmayı amaçlayan sanat ve edebiyat akımıdır.</p></li><li><p>Türk tarihi ve kültürü ile Akdeniz havzası kültürü arasında ilişki kurmaya çalışmıştır. Bu düşüncesinden kısa sürede vazgeçmiştir. Sonra Türk tarih ve medeniyetinin Anadolu’da oluştuğu düşüncesini savunmuştur.</p></li><li><p>Şiirlerinin ana temalarından biri, Osmanlı Devleti’nin tarihi ve medeniyetidir.</p></li><li><p>Şiirlerinde Osmanlıya olan hayranlığını yansıtmıştır.</p></li><li><p>“Ok” şiiri dışındaki bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.</p></li><li><p>Aruz ölçüsünü Türk aruzu haline getiren şairlerdendir.</p></li><li><p>Aruz ölçüsünü başarıyla Türkçeye uygulamıştır.</p></li><li><p>Saf(öz) şiir anlayışının temsilcilerinden biridir.</p></li><li><p>Şiir ile düz yazının tamamen birbirinden farklı olduğunu düşünmüştür. Bu yüzden nazmı nesirden uzaklaştırmıştır.</p></li><li><p>Şiirlerinde biçim mükemmelliği vardır. Şiirlerinde dil ve üsluba önem vermiştir. En uygun sözcüğü bulana kadar şiiri bitmiş kabul etmez. Sözcüklerin yerli yerinde kullanılmasına özen göstermiştir.</p></li><li><p>Şiirlerinde parnasizm akımının etkileri vardır. Bu akımın edebiyatımızdaki en önemli temsilcisidir.</p></li><li><p>“Ahenk” ile ölçü ve uyağa büyük önem vermiştir. Şiiri musikiden başka bir musiki saymıştır. Şiirlerinde musikiye verdiği önemle sembolistlere yakındır ancak anlam açıklığı yönüyle onlardan ayrılır.</p></li><li><p>Toplumsal konulara yer vermemiştir. Daha çok lirik şiirleriyle tanınmıştır.</p></li><li><p>“Aşk, lirizm, ölüm kaygısı, sonsuzluğa ulaşma duygusu” gibi temaları şiirlerinde işlemiştir.</p></li><li><p>Lirik şiirlerinin yanında epik şiirler de yazmıştır. Akıncı, Mohaç Türküsü gibi şiirlerinde kahramanlık konusunu işlemiştir. “Sessiz Gemi, Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiirleri ünlüdür.</p></li><li><p>İstanbul’un doğa güzelliklerini yansıtan şair olarak tanınmıştır. “İstanbul şairi” olarak tanınmıştır, İstanbul’un semtleri şiirlerinin adı olmuştur. Tabiatı tasvir etmek için yazdığı şiiri yoktur.</p></li><li><p>Eski şiiri tekrar yaşatmış bir şairdir. Divan şiirini çağdaş bir yorumla veren şiirleri vardır. Şarkı, rubai, murabba ve gazel gibi nazım biçimlerinin yanında Batılı nazım biçimlerini de kullanmıştır.</p></li><li><p>“Türkçe ağzımda annemin sütüdür.” diyen şair, şiirlerinde konuşulan Türkçeyi başarıyla kullanmıştır. Eski tarzdaki şiirlerinde dil biraz ağırdır.</p></li><li><p>Ölümünden sonra şiir ve düz yazıları kitap haline getirilmiştir.</p></li><li><p><strong>En çok satan kitapları online satın alın</strong></p></li></ul><p><strong>Eserleri:</strong></p><ul><li><p><strong>Şiir:</strong> <em>Kendi Gök Kubbemiz</em> (yeni nazım biçimleriyle ve sade Türkçeyle yazdığı şiirleri yer alır), <em>Eski Şiirin Rüzgârıyla</em> (eski nazım biçimleriyle yazdığı şiirleri yer alır), <em>Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş, Bitmemiş Şiirler</em></p></li><li><p><strong>Deneme:</strong> <em>Aziz İstanbul, Eğil Dağlar</em> (İstiklal Savaşı ile ilgili yazıları yer alır.), <em>Edebiyata Dair</em> (sanat ve edebiyat yazıları yer alır), <em>Tarih Musahabeleri</em></p></li><li><p><strong>Biyografi: </strong><em>Siyasi ve Edebi Portreler</em></p></li><li><p><strong>Anı: </strong><em>Çocukluğum Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıra­lar</em></p></li></ul><p><br></p><p>Kaynakça </p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/yahya-kemal-beyatli/">https://www.edebiyatogretmeni.org/yahya-kemal-beyatli/</a></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/75b51f696c74a27447507427fbc41606/Unknown_6.jpeg" />
         <pubDate>2024-12-05 12:41:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248136347</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Cahit Sıtkı Tarancı </title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248136937</link>
         <description><![CDATA[<p>4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da doğan sanatçı Galatasaray Lisesi’nden mezun olmuştur. Mülkiye Mektebi’ne (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) devam etmiş, bir süre de Ankara Yüksek Ticaret Okulu’nda öğrenim görmüştür. Sümerbank’ta memur olarak çalışan Tarancı 1939’da Paris’e gitmiş, Paris Radyosu’nda Türkçe yayınlar spikerliği yapmış ve II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla yurda dönmüştür. Dönüşünde çevirmenlik yapmış ve Çalışma Bakanlığı bünyesinde bir süre görev almıştır. Geçirdiği kısmi felç sonucu konuşma yeteneğini yitiren sanatçı, tedavi için götürüldüğü Viyana’da 12 Ekim 1956’da 46 yaşındayken yaşamını yitirmiştir.</p><p><strong>Edebi Kişiliği:</strong></p><ul><li><p>1946 yılında <a rel="noopener noreferrer nofollow" class="google-anno" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/cahit-sitki-taranci/#">&nbsp;Otuz Beş Yaş</a> şiiriyle şiir yarışmasında birincilik kazanan şair, herkes tarafından ölüm şairi olarak tanınmıştır. Yolun yarısının 35 olduğunu dile getiren şair 46 yaşında ölmüştür.</p></li><li><p>Cahit Sıtkı hece veznine ve kafiyeye sonuna kadar bağlı kalmış, şekle düşkün bir sanatçıdır. Hece ölçüsünde değişmeyen kalıpların duraklarını atarak heceye yeni bir bakış açısı getirmeye çalışmıştır. Garipçilerin etkisiyle yazdığı serbest şiirleri de vardır.</p></li><li><p>Dili son derece canlı, saf ve temiz olan Cahit Sıtkı, uzun cümlelerden kaçmış, bol ve güzel halk deyimleri&nbsp;kullanmış, ahenkli bir dille şiirlerini meydana getirerek başarılı bir üslup oluşturmuştur.</p></li><li><p>Şiirlerinde günlük aşklar, gençlik, insanlık tasaları, mutluluklar, kısa süreli dertler, yaşama sevinci gibi konuları işleyen sanatçı birçok şiirinde kendisini anlatmış; ölüm korkusunu açığa vuran, karamsar bir ruh hali ile yaşama sevgisi arasında gelgitler yaşadığı şiirler kaleme almıştır. Şiirlerinde derin bir düşünce, fikir&nbsp;ve felsefe bulunmamaktadır.</p></li><li><p>Baudlaire’e özenen Cahit Sıtkı, sembolizm ve romantizmin etkisinde kalmıştır.</p></li><li><p>Şiir türü kadar başarı sağlayamamış olsa da deneme, mektup, hikâye, makale gibi türlerde de yazmıştır. Şair, çocukluk arkadaşı Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektupları “Ziya’ya Mektuplar” adıyla yayınlamıştır.</p></li></ul><p><strong>Kısaca özetleyecek olursak;</strong></p><ul><li><p>Sanatta insanı, bireyi ön planda tutmuştur.</p></li><li><p>Ona göre: “İnsanoğlu, dünyanın en zengin madenidir.”</p></li><li><p>Sanat için sanat anlayışına bağlı kalmıştır.</p></li><li><p>Şiirde, sanatını toplumsal ideolojinin emrine vermeyi düşünmemiştir.</p></li><li><p>Başlangıçta şiirleri, Fransız şairlerinin etkisindedir. Daha sonra halk şiirinden de yararlanarak kendine özgü şiir tarzı ortaya koymuştur.</p></li><li><p>Sembolizmin; özellikle Verlaine, Baudelaire gibi şairlerin etkisinde kalmıştır.</p></li><li><p>Halk edebiyatının genel öğeleri olan hece ölçüsünü, deyimleri, tekerlemeleri başarıyla kullanmıştır.</p></li><li><p>“Ölüm”, şiirlerinde en çok işlediği temadır. “Yaşama sevinci” şiirlerinde ele aldığı temalardandır.</p></li><li><p>Otuz Beş Yaş adlı şiiriyle bir şiir yarışmasında birinci olduktan sonra üne kavuşmuştur.</p></li><li><p>Çok yalın ve ahenkli bir şiir dili kullanmış, konuşma dilini şiire yansıtmıştır.</p></li><li><p><strong>Online sanat kursları</strong></p></li></ul><p><strong>Eserleri:</strong></p><ul><li><p><strong>Şiir:</strong> <a rel="noopener noreferrer nofollow" class="google-anno" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/cahit-sitki-taranci/#"><em>&nbsp;Ömrümde Sükût</em></a><em>, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Sonrası</em></p></li><li><p><strong>Mektup:</strong> <em>Ziya’ya Mektuplar</em></p></li></ul><p><br/></p><p>Kaynakça </p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/cahit-sitki-taranci/#google_vignette">https://www.edebiyatogretmeni.org/cahit-sitki-taranci/#google_vignette</a></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/9cc65964cca1fc3fffa30dd0e0eef23b/Unknown_1.jpeg" />
         <pubDate>2024-12-05 12:42:24 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248136937</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Yazarlar</title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248141721</link>
         <description><![CDATA[<p>Sıla ALTUNTAŞ</p><p>Devran KORKMAZ</p>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2024-12-05 12:46:27 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3248141721</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ahmet Haşim </title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3249965601</link>
         <description><![CDATA[<p>1884 yılında Bağdat’ta doğan Ahmet Haşim, Fecriati topluluğu dağıldıktan sonra da edebî anlayışını değiştirmeden sanat hayatına devam etmiştir. Sembolizmin edebiyatımızdaki en önemli temsilcisi olan sanatçı, Cenap Şahabettin’in sadece müziği ve ahengi ön plan çıkaran sembolist şiir anlayışına semboller ve hayal unsurlarını kullanmayı da ekleyerek şair, şiirlerinde bunu başarıyla uygulamıştır.</p><p>Babasının Arabistan vilâyetlerindeki memuriyetleri sebebiyle düzensiz bir ilkokul tahsili görmüş ve bu yaşamında Arapçayı öğrenmiştir. Annesinin ölümü üzerine 12 yaşında babasıyla birlikte İstanbul’a gelmiş ve Galatasaray Lisesi’ne gitmiştir. I. Dünya Savaşı’ndaki askerliği (1914-1918) sırasında Anadolu’nun çeşitli yerlerini görme fırsatı bulmuştur. 1924’te Paris’e, 1932’de de hastalığı sebebiyle Frankfurt’a gitmiştir. Daha sonra buradaki yaşamını “Frankfurt Seyahatnamesi” adlı eserinde anlatmıştır. Ahmet Haşim’in sanat ve edebiyata olan ilgisi Galatasaray Lisesi’nde başlar.</p><p><strong>Edebi Kişiliği</strong></p><p>Bilinen ilk manzumesi “Leyâl-i Aşkım” 1901’de “Mecmua-i Edebiyye”de yayınlandı. Bu dönemde Muallim Naci, Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin’in tesiri altında kalmıştır. Son sınıfta iken Fransız şiirini ve sembolistleri tanıdı. Bundan sonra kendi şahsiyetini gösterdi ve ilk şiirlerini kitaplarına almadı. 1905-1908 yılları arasında yazdığı ve daha sonra Piyâle kitabına aldığı “Şii’r-i Kamer” serisindeki şiirleri hayal zenginliği, iç ahenkteki kuvvet ve büyük telkin kabiliyeti ile dikkat çekti ve beğenildi.</p><p>Şiirleri o güne kadar alışılmış biçimlere benzemediği için bazı kesimlerden tepki ve eleştiri alan Ahmet Haşim, bu tepki ve eleştirileri “Piyale” kitabının girişinde cevaplar, “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” başlığıyla verdiği bu cevaplar aynı zamanda sanatçının kendi şiir görüşünün de bir açıklamasıdır. Ahmet Haşim bu yazısında şiiri şöyle tanımlar: “fiiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır; şair de ne bir gerçek habercidir, ne güzel konuşan insan, ne de bir kanun koyucudur.”</p><p>1909’da kurulan Fecriati topluluğuna girmiştir. “Edebiyatı ideolojinin değil, estetiğin emrine vermek” prensibinden hareket eden Fecriati topluluğunun yayın organı olan Servet-i Fünûn dergisinde şiirleri yayımlanmıştır. Servetifünun Edebiyatına yapılan hücumlara makaleleriyle katılmıştır. 1911’de yayımlanan Göl Saatleri adlı şiirleriyle haklı bir şöhret kazanmıştır. Fecriati dağıldıktan sonra siyasî ve edebî akımların dışında kendisine has bir şiir ve nesir anlayışının tek temsilcisi olarak kalmıştır. Milli Edebiyat döneminde eser vermeye devam eden sanatçı, Yahya Kemal’le birlikte “saf (öz) şiirin” de en önemli temsilcisi olur.</p><p><strong>Kısaca özetleyecek olursak;</strong></p><ul><li><p>Fecriati’nin temsilcilerinden olan şair, topluluk dağıldıktan sonra hiçbir edebi topluluğa katılmamış; sanat anlayışını değiştirmeden sanat yaşamına bağımsız olarak devam etmiştir.</p></li><li><p>İlk şiiri Hayal-i Aşkım’ı 1905’te yayımlamıştır.</p></li><li><p>Sembolizmden etkilenmiştir. Şiirlerindeki doğa manzaraları, sembolistlerin genellikle tercih ettiği “akşam, şafak, gurup, gece, mehtap, güller, yıldızlar, ormanlar” gibi hayal kurmaya uygun yerler ve durumlardır. Empresyonizmden de etkilenmiştir.</p></li><li><p>Türk edebiyatında “akşam şairi” olarak da tanınır.</p></li><li><p>“Sanat için sanat” anlayışını benimsemiş, toplumsal konularla ilgilenmemiştir.</p></li><li><p>Şiirlerinde daha çok serbest müstezat nazım biçimini kullanmıştır.</p></li><li><p>Çocukluk anıları, aşk ve tabiat şiirlerinin başlıca temalarıdır.</p></li><li><p>Bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır. “Köylü vezni” olarak nitelendirdiği heceyi musiki açısından çok yetersiz bulduğu için kullanmamıştır.</p></li><li><p>Şiirlerinde anlaşılmak için bir kaygısı yoktur. Dili ağırdır. Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalarla yüklü bir dil kullanmıştır. Son dönem şiirlerinde dil sadedir.</p></li><li><p>Şiirleri imge ve iç ahenk bakımından çok zengindir.</p></li><li><p>Şiirleri dış dünyaya ait gözlemlerinin kendi iç dünyasına bıraktığı izlenimlerini yansıtır. Dış dünya, Haşim’in hayal dünyasının en güzel renklerine bürünerek şiirlerine yansır.</p></li><li><p>Düz yazı türlerinde de çok başarılıdır. Fıkra, sohbet, gezi türündeki yapıtlarında kendine özgü bir üslubu vardır. Bu yazılarda parlak zekâsını ortaya koyan orijinal buluş ve görüşleri yer alır.</p></li><li><p>Düz yazılarında dil, şiirlerine göre sadedir. Bazen nükteli ve alaycı bir üslup kullanmıştır.</p></li><li><p>Şiirle ilgili görüşlerini “Piyale” adlı şiir kitabının ön sözünde (Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar) açıklamıştır.</p></li><li><p>Şiirle ilgili görüşleri: Şiirin asıl özelliği duyulmaktır. Şiirin dili “musiki” ile “söz” arasında sözden ziyade musikiye yakındır. Şiirdeki bu dil “bir açıklama vasıtası olmaktan çok bir telkin aracı”dır. Şiirde musiki anlamdan önce gelir. Bu sözcükler şiire anlam değerinden çok musiki değerlerine göre girer. Şiirin anlam bakımından açık olması önemli değildir. Şiirin doğduğu yer şuuraltıdır (bilinçaltıdır). Şiir düz yazıya çevrilemeyen bir nazımdır. Şiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır. Şiirde anlam aramak, eti için bülbülü öldürmek gibidir. En güzel şiirler anlamlarını okuyucunun ruhundan alan şiirlerdir. Şiirde önemli olan anlam değil, söyleyiş özellikleridir.</p></li><li><p>“Merdiven”, “O Belde” en önemli şiirleridir.  </p><p>MERDİVEN </p><p>Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...  Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller; Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?  Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... </p><p><br></p><p><strong>Eserleri:</strong></p></li></ul><ul><li><p><strong>Şiir:</strong> Göl Saatleri, Piyale</p></li><li><p><strong>Gezi:</strong> Frankfurt Seyahatnamesi</p></li><li><p><strong>Deneme-Fıkra:</strong> Gurebahane-i Laklakan, Bize Göre</p></li></ul><p><br></p><p>Kayakça </p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/ahmet-hasim/#google_vignette">https://www.edebiyatogretmeni.org/ahmet-hasim/#google_vignette</a></p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.siir.gen.tr/siir/a/ahmet_hasim/merdiven.htm">https://www.siir.gen.tr/siir/a/ahmet_hasim/merdiven.htm</a></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/94359844b025f2f4204f63eae865e37f/Unknown_3.jpeg" />
         <pubDate>2024-12-06 16:24:41 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3249965601</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Atilla İlhan </title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3249970395</link>
         <description><![CDATA[<p><strong>1- Attila İlhan’ın Hayatı</strong></p><p>Türk edebiyatına damga vuran yazar 15 Haziran 1925 tarihinde İzmir Menemen’de dünyaya gelmiştir. Yazarın gerçek ismi Attila Hamdi İlhan’dır. Yazar eğitimine İzmir’de başlamış ve Karşıyaka’da ilk ve orta öğretimini tamamlamıştır. Attila henüz Atatürk Lisesi’nde öğrenci iken okul arkadaşı bir kıza yazdığı <a rel="noopener noreferrer nofollow" class="link" href="https://www.edebiyatla.com/gunce/nazim-hikmet-ranin-hayati-ve-eserleri-300746">Nazım Hikmet</a> şiiri nedeni ile Türk Ceza Kanunun 141 maddesine aykırı davranışlar sergilediği gerekçesi ile tutuklanmıştır. 16 yaşında başına bu talihsiz olayın gelmesi üzerine Attila okuldan uzaklaştırılmıştır. Üç haftalık bir gözaltı süreci geçiren yazar iki ay hapis yatmak zorunda kalmıştır. Ülkemizde hiçbir okulda eğitim alamayacağına dair bir belge eline tutuşturulan Attila açılan davalar sonucunda Danıştay kararı ile eğitimine devam etme hakkını yeniden kazanmıştır. Attila babasının işi gereği öğrenim hayatını farklı illerde tamamlamak zorunda kalmıştır. &nbsp;Attila daha sonra İstanbul’da Işık Lisesi’ni bitirmiştir. Ardından başarısı ile göz kamaştıran Attila İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazanmıştır. Ancak yazar hukuk eğitimini yarım bırakmayı tercih etmiştir. Yurt dışında yaşamak için Paris’e giden yazar altı yıl boyunca ara ara yurtdışına gidip gelmiştir. Attila her Türkiye’ye geldiğinde başı hep polisler ile derde girmekteydi. Yaşadığı bu zor günler yazara daha sonra pek çok eserinde ilham kaynağı olmuştur. Türkiye’ye döndüğü zaman Hukuk Fakültesi’ne devam eden Attila son sınıfta gazeteciliğe merak sarmasından dolayı okulunu yarım bırakmayı tercih etmiştir. Bu dönemlerde sinemaya olan ilgisini fark eden Attila sinema eleştirilerini Vatan Gazetesi’nde yazmaya başlamıştır. Sonraki dönemlerde bu sinema aşkı onu büyük yapımların senaristliğine götürecek ilk adımları idi.&nbsp;</p><p>Yazar 1968 yılında evlenmiş ve 15 yıl kadar evlilik hayatını devam ettirmiştir. Attila ilhan 1985 yılında bir kalp krizi geçirmiştir. Bu tarihten sonra kalp rahatsızlıkları hiç bitmeyen Attila’nın 2004 yılında sağlığı daha da bozulmuştur. Yazar <strong>11 Ekim 2005</strong> yılında geçirdiği kalp krizi sonucunda İstanbul’daki evinde vefat etti. Yazar aramızdan ayrıldığında seksen yaşında idi, tüm ülke tarafından çok sevildi. Hayatı boyunca yazdığı eserleri hala Türkçe derslerinde okutulmaktadır. Ayrıca senaristliğini üstlendiği filmler hala sihirli kutuda sevenleri ile buluşmaya devam etmektedir.</p><p><strong>2- Attila İlhan’ın Edebi Kişiliği</strong></p><p>Yazar Türkiye’ye döndüğü zaman ise çeşitli gazetelerde ve dergilerde çalışmaya başlamıştır. Kısa süre sonra Demokrat İzmir Gazetesi’nde genel yayın müdürlüğü ve başyazarlık görevlerini üstlenmiştir. Yazar Ankara’da bulunan <strong>Bilgi Yayınevi</strong> danışmanlık görevini üstlenmiştir. Attila senaryolarını <strong>Ali Kaptanoğlu</strong> takma adı ile yazmıştır. Yazar; Söz, Milliyet, Yeni Ortam ve Dünya gazetelerinde köşe yazıları yazmıştır. Genelde yönetici olarak görev yapan Attila Yelken ve Sanat Olayı dergilerinde de yönetim işini üstlenmiştir.&nbsp;</p><p>Attila’nın ilk şiiri Balıkçı Türküsü 1941 yılında <strong>Yeni Edebiyat</strong> dergisinde yayınlanmıştır. Kalemi oldukça güçlü olan Attila, <strong>Nevin Yıldız</strong> ve <strong>Beyoğlu</strong> takma isimleri ile şiirlerini <strong>İstanbul</strong> ve <strong>Yücel</strong> dergilerinde yayınlamıştır. 1946 yılında <strong>Cumhuriyet Halk Partisi</strong>'nin düzenlediği şiir yarışmasına katıldı. Ancak Attila bu yarışmaya katıldığından habersizdi. Amcasının kızı bu güçlü kalemi fark ederek Attila’dan habersiz <strong>Cebbaroğlu Mehemmed</strong> şiiri ile bu yarışmaya katılmasını sağladı ve tahmin ettiği gibi Attila birincilik kazandı. Bu yarışma ile Attila çok hızlı tanınmaya ve sevilmeye başlanmıştır. Attila yeni nesil, genç, aile, varlık, seçilmiş hikâyeler, yirminci asır, ufuklar, kaynak, Yeditepe, mavi, yelken, dost, yön, ataç, milliyet gibi pek çok dergi ve gazetede şiirlerini, eleştirilerini ve denemelerini sevenleri ile buluşturmuştur.</p><p>Attila <strong>ikinci yeni</strong> ve <strong>garip akımı</strong> şiirine karşı çıkanların arasında yer almıştır. Yazar <strong>mavi</strong> veya <strong>maviciler</strong> adı ile ünlenen <strong>toplumcu şiir akımı</strong> başlatmıştır. Attila bu akımı ile şiire <strong>ses düzeni, coşku, kendine has bir duyarlılık</strong> getirmiştir. Yazar ben sana mecburum, yağmur kaçağı, sisler duvarı kitaplarında yazdığı şiirleri ile genç nesilden pek çok yazarın yüreğine dokunmayı başarmıştır. Attila elde var hüzün ve yasak sevişmek kitaplarında ise şarkılar ve divan şiirlerinden ilham almıştır. Romanlarında tarihsel konuları ele almaya başlayan Attila bu romanları ile öz Türkçe akımına karşı çıkmıştır. 1970’li yıllarda ülkemizde televizyon yayınlarının hızlanması ile geniş kitlelere hitap etmek isteyen Attila senaristliğe geri dönmüştür. Attila pek çok filmin senaristliğini de yapmıştır.</p><p><strong>3- Attila İlhan'ın Eserleri</strong></p><ul><li><p><strong>Romanları</strong>&nbsp;<strong>:</strong></p><ul><li><p>Sokaktaki Adam (1953), Zenciler Birbirine Benzemez (1957), Kurtlar Sofrası (1963/64), Bıçağın Ucu (1973), Sırtlan Payı (1974), Yaraya Tuz Basmak (1978), Fena Halde Leman (1980), Dersaadet'te Sabah Ezanları (1981), Haco Hanım Vay (1984), O Karanlıkta Biz (1988), Allahın Süngüleri-Reis Paşa (2002), Gazi Paşa (2005), O Sarışın Kurt (2007)</p></li></ul></li><li><p><strong>Şiirleri:&nbsp;</strong></p><ul><li><p>Duvar (1948), Sisler Bulvarı (1954), Yağmur Kaçağı (1955), Ben Sana Mecburum (1960), Bela Çiçeği (1962), Yasak Sevişmek (1968), Tutkunun Günlüğü (1973), Böyle Bir Sevmek (1977), Elde Var Hüzün (1982), Korkunun Krallığı (1987), Ayrılık Sevdaya Dahil (1993), Kimi Sevsem Sensin (2002)</p></li></ul></li><li><p><strong>Öyküleri:</strong></p><ul><li><p>Yengecin Kıskacı (1999)</p></li></ul></li><li><p><strong>Deneme-Anı Türünde Eserleri:</strong></p><ul><li><p>Abbas Yolcu (1957), Yanlış Kadınlar Yanlış Erkekler (1985),&nbsp;Hangi Sol (1970), Hangi Batı (1972), Hangi Seks (1976), Hangi Sağ (1980), Hangi Atatürk (1981), Hangi Edebiyat (1993), Hangi Laiklik (1995), Hangi Küreselleşme (1997)</p></li></ul></li><li><p><strong>Attilâ İlhan’ın Defteri ve Cumhuriyet Söyleşileri:&nbsp;</strong></p><ul><li><p>Faşizmin Ayak Sesleri (1975), Gerçekçilik Savaşı (1980), Batı’nın ‘Deli Gömleği’ (Gazete yazıları, 1981), “İkinci Yeni” Savaşı (1983), Sağım Solum Sobe (Gazete yazıları, 1985), Ulusal Kültür Savaşı (1986), Sosyalizm Asıl Şimdi (1991), Aydınlar Savaşı (1991), Kadınlar Savaşı (1992),Bir Sap Kırmızı Karanfil (1988), Ufkun Arkasını Görebilmek (1999), Sultan Galiyef (2000), Dönek Bereketi (2002), Yıldız, Hilâl ve Kalpak (2004)</p></li></ul></li><li><p><strong>Çevirileri:</strong></p><ul><li><p>Kanton'da İsyan (Malraux), Umut (Malraux), Basel'in Çanları (Aragon)</p></li></ul></li><li><p><strong>Televizyon Dizileri:</strong></p><ul><li><p>Sekiz Sütuna Manşet (6 bölüm) (1982), Kartallar Yüksek Uçar (12 bölüm) (1984), Yarın Artık Bugündür (1986), Yıldızlar Gece Büyür (16 bölüm) (1992), Tele-Flaş (13 bölüm) (1993)</p></li></ul></li><li><p><strong>Film Senaryoları:</strong></p><ul><li><p>Yalnızlar Rıhtımı (Lütfi Akad) (1959), Ateşten Damla (Memduh Ün) (1960), Şoför Nebahat (Metin Erksan) (1960), Devlerin Öfkesi (Nevzat Pesen) (1960), Rıfat Diye Biri (Ertem Göreç) (1962), Ver Elini İstanbul (Aydın Arakon) (1962)</p></li></ul></li><li><p><strong>Televizyon Filmi:</strong></p><ul><li><p>Paranın Kiri (1979)</p></li></ul></li></ul><p>Kaynakça </p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.edebiyatla.com/gunce/attila-ilhanin-hayati-ve-eserleri-300747">https://www.edebiyatla.com/gunce/attila-ilhanin-hayati-ve-eserleri-300747</a></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/99df36e277c7cbf39190ea88f4089283/Unknown_7.jpeg" />
         <pubDate>2024-12-06 16:29:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3249970395</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ahmet Hamdi Tanpınar </title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3249975350</link>
         <description><![CDATA[<p>23 Haziran 1901’de İstanbul’da doğan sanatçı Baytar Mektebi’ni bırakarak girdiği İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nden 1923’te mezun olmuştur. Yurdun çeşitli yerlerinde öğretmenlik yapmış ve Gazi Eğitim Enstitüsü’nde edebiyat dersleri vermiştir. 1939’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde yeni kurulan Türk Edebiyatı Kürsüsü profesörlüğüne getirilmiştir. Maraş Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de giren Tanpınar, milletvekilliğinden sonra Milli Eğitim Müfettişliği yapmıştır. 1949’da da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne tekrar dönen sanatçı bu görevdeyken 24 Ocak 1962’de enfarktüs krizi yüzünden İstanbul’da yaşamını yitirmiştir. Mezarı Yahya Kemal’in mezarının yanındadır.</p><p><strong>Edebi Kişiliği:</strong></p><ul><li><p>Şiir, roman, öykü, deneme, inceleme gibi türlerde eserler vermiş ve edebiyat profesörlüğüne kadar yükselmiş sanatçımızdır.</p></li><li><p>Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmış, serbest şiirin moda olduğu bir dönemde heceye soluk aldırmıştır. Kendisi de sonraları serbest ölçü ile örnekler vermiştir.</p></li><li><p>Eserlerinde zaman temasını çok fazla önemseyen sanatçıda geçmiş, yaşanan an ve gelecek bir bütündür. “Bursa’da Zaman” şiirinde “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” diyen Tanpınar, zaman mefhumunun ne denli karmaşık ve çok katlı olarak algıladığını gözler önüne sermiştir. Bu zaman kavramı, etkilendiği Bergson felsefesinden kaynaklanmaktadır.</p></li><li><p>Eserlerinde bilinçaltı ve psikolojik anlar da son derece önemlidir. Romanlarında sadece bireysel değil toplumsal bilinçaltını da yakalamaya çalışmış, dış dünyadan daha çok bu bilinçaltıyla ilgilenmiştir. Tanpınar&nbsp;dış âlemi iç dünyasına aksettirerek kendi dünyasında değiştirip okuyucusuna aktarmıştır.</p></li><li><p>Şiirlerinde derin bir müzikalite kuran sanatçı; Ahmet Haşim, Yahya Kemal ve Fransız sembolistlerin etkisinde kalmış; zaman, rüya, bilinçaltı gibi temaları işlemesiyle sembolist özellikler göstermiştir.</p></li><li><p>Sanatçı kimliği yanında profesör unvanı ile yazdığı araştırma yazıları ve inceleme kitapları ile de günümüzde hâlâ çok sayıda araştırmacının yararlandığı bir isim olmuştur.</p></li><li><p>Doğu-Batı sorunu, yurt sevgisi, zaman, rüya, geçmişe özlem, İstanbul ve bilinçaltı Tanpınar’ın eserlerinin başlıca konularıdır.</p></li><li><p>Mecazlarla, soyut sözcüklerle dolu kendine özgü zengin bir cümle yapısı kurmuş, “Şiirlerimde sustuğum&nbsp;şeyleri roman ve hikâyelerimde anlatırım.” diyerek nesir dili ile şiir dili arasında büyük bir ayrım yapmamış, şiirde söylenemeyecek şeyleri romanlarında dile getirmiştir. Hikâye ve romanlarında şiirsel bir niteliğin olması bu durumdan kaynaklanmaktadır.</p></li><li><p>Bir şairin hayatı etrafında şekillenen Huzur en önemli romanıdır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanı ise toplumumuzdaki yanlış tutumları ironik bir bakış açısı ile ele aldığı tanınmış romanıdır. Ayrıca Beş Şehir adlı deneme kitabında Ankara, Erzurum, Bursa, Konya ve İstanbul’u anlatmıştır.</p></li></ul><p><strong>Kısaca özetleyecek olursak;</strong></p><ul><li><p>Tanpınar, çok yönlü bir insan ve sanatçıdır.</p></li><li><p>Roman, öykü, deneme, makale, edebiyat tarihi, şiir türlerinde eser vermiştir. Asıl önemli yanı şairliğidir. Öz şiir anlayışına sahiptir. Şiirlerinde Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’den etkilenmiştir.</p></li><li><p>İlk şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmış, daha sonra serbest ölçüye geçmiştir.</p></li><li><p>Fransız şairlerini yakından tanıyıp sembolistlerden etkilenmiştir.</p></li><li><p>Şiirlerinde “ahenk”e önem veren sanatçı, musiki ve his ağırlıklı şiirler de yazmıştır.</p></li><li><p>Şiirlerinde çok titiz davranmış, bu nedenle de az sayıda şiir yazmıştır.</p></li><li><p>Rüya, bilinçaltı ve zaman şiirlerindeki en önemli kavramlardır.</p></li><li><p>Şiirleri yalın bir dille yazmıştır. Şiirlerini kendine özgü sıfatlarla süslemiştir.</p></li><li><p>Zaman kavramı üzerinde duran sanatçı, tarihi konulardan uzak durmaya çalışmıştır ancak onun en önemli şiir olan “Bursa’da Zaman”da geçmişle bugünü birlikte anlamaya çalışmıştır.</p></li><li><p>Romanlarında geçmişe özlem temasını işlemiştir.</p></li><li><p>Tanpınar, “Şiirde sustuğum şeyleri roman ve hikâyemde anlatırım.” der.</p></li></ul><p><strong>Eserleri:</strong></p><ul><li><p><strong>Roman:</strong> <em>Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Sahnenin Dışındakiler, Mahur Beste, Aynadaki Kadın</em></p></li><li><p><strong>Şiir:</strong> <em>Şiirler</em></p></li><li><p><strong>Öykü:</strong> <em>Abdullah Efendi’nin Rüyaları</em></p></li><li><p><strong>Deneme:</strong> <em>Beş Şehir, Yaşadığım Gibi</em></p></li><li><p><strong>Araştırma:</strong> <em>19. Asır Türk Edebiyatı, Tevfik Fikret, Yahya Kemal, Edebiyat Üzerine Makaleler</em></p></li></ul><p>Kaynakça </p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/ahmet-hamdi-tanpinar/">https://www.edebiyatogretmeni.org/ahmet-hamdi-tanpinar/</a></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/4a03ce7481f1221c23aaebdebf8cfba9/Unknown_8.jpeg" />
         <pubDate>2024-12-06 16:34:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3249975350</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Özdemir Asaf </title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3249979029</link>
         <description><![CDATA[<p>11 Haziran 1923’te Ankara’da doğan Özdemir Asaf’ın gerçek adı Halit Özdemir Arun’dur. Bir süre Galatasaray Lisesinde okuyan sanatçı, 1942 yılında Kabataş Erkek Lisesinden mezun olmuştur. İstanbul Üniversitesinde, önce Hukuk Fakültesine, sonra İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü’ne devam ettiyse de 1947’de yüksek öğrenimini yarıda bırakmıştır. Kısa bir süre sigorta prodüktörlüğü yapan Özdemir Asaf, “Zaman” ve “Tanin” gazetelerinde çevirmen olarak çalışmış ve çeşitli dergilerde <a rel="noopener noreferrer nofollow" class="google-anno" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/ozdemir-asaf/#">&nbsp;yazılar</a> yayınlamıştır. Sanat Basımevi’ni kurarak matbaacılık yaşamına da giren sanatçı, 1955’te Yuvarlak Masa Yayınları’nı kurmuştur. Şiir, öykü, denemeler yazan sanatçı 28 Ocak 1981’de İstanbul’da ölmüştür.</p><p><strong>Edebi Kişiliği:</strong></p><ul><li><p>Sözcük oyunlarına dayalı kapalı şiirler yazan Özdemir Asaf; şiirlerinde çevre, eşya, insan ve anılar üzerine bilmeceyi andıran soyut düşünceleri dile getirmiştir.</p></li><li><p>Garip’le İkinci Yeni’yi kaynaştıran bir şiir yapısı olmasına rağmen iki akımdan da ayrı soyut bir şiire yönelmiştir.</p></li><li><p>Özdemir Asaf’ın şiirlerinin temelini hayattan düşünce ve felsefeye, felsefeden de eşyaya ve hayata geçiş yapan bir anlayış oluşturur.</p></li></ul><p><strong>Kısaca özetleyecek olursak;</strong></p><ul><li><p>Şiirlerini döneminden ayrı bir dil ve söyleyiş tarzıyla yazmıştır.</p></li><li><p>Dize sayısını çoğu kez en aza indirmiştir. Şiirlerinde imajsız, anlamsız, yer yer ironik söyleyişe özen göstermiştir. Şiirlerde “sen-ben ikilemi”ni ele almıştır.</p></li><li><p>Yaşadıklarını, çevresindeki olayları soyutlaştırarak düşünce planına aktarmıştır.</p></li></ul><p><strong>Eserleri:</strong></p><ul><li><p><strong>Şiir:</strong> <em>Dünya Kaçtı Gözüme, Sen Sen Sen, </em><a rel="noopener noreferrer nofollow" class="google-anno" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/ozdemir-asaf/#"><em>&nbsp;Bir Kapı Önünde</em></a><em>, Yuvarlağın Köşeleri (Özdeyişler-Etika), Benden Sana Mutluluk, Nasılsın, Yalnızlık Paylaşılmaz, Çiçekleri Yemeyin, Yumuşaklıklar Değil, Bir Kapı Önünde, Lavinia</em></p></li><li><p><strong>Düzyazı:</strong> <em>Ça</em></p></li><li><p><strong>Hikâye:</strong> <em>Dün Yağmur Yağacak</em></p><p><br/></p></li></ul><p>Kaynakça</p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/ozdemir-asaf/">https://www.edebiyatogretmeni.org/ozdemir-asaf/</a></p><ul><li><p><br/></p></li></ul>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/75350ce694749443d2474094f010a081/Unknown_5.jpeg" />
         <pubDate>2024-12-06 16:37:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3249979029</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Cahit Zarifoğlu </title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3250007613</link>
         <description><![CDATA[<p>1940’ta Ankara’da doğan sanatçı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olmuştur. Çeşitli kurum ve kuruluşlarda muhasebeci, çevirmen, düzeltmen, teknik sekreter olarak çalışmış, öğretmenlik yapmıştır. Lise öğrencisiyken ilk şiir ve öykülerini yerel gazetelerde yayınlayan Zarifoğlu, ölümüne kadar çok çeşitli dergilerde yazılar yazmıştır. “Açı” adıyla bir sanat dergisi çıkarmış olan sanatçı 1976’dan itibaren TRT Genel Müdürlüğü’nde mütercim sekreter olarak görev almıştır. 1984’te Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı Ödülü’nü alan Zarifoğlu, 07 Haziran 1987 tarihinde Ankara’da yaşamını yitirmiştir.</p><p><strong>Edebî Kişiliği:</strong></p><ul><li><p>Açık anlaşılır şiirler yazmasına rağmen özellikle kapalı, anlaşılması güç bir şiir anlayışıyla eserler vermiştir. Zarifoğlu şiirlerini “zor şiir” olarak adlandırmaktadır.</p></li><li><p>Yazdığı şiirlerindeki kapalı anlamın gerisinde İslami bir anlayış mevcuttur.</p></li><li><p>Hikâye, roman, günlük, piyes, sohbet, radyofonik oyun gibi birçok türde eser vermesine rağmen kendini özellikle şair olarak adlandırmaktadır.</p></li><li><p>Çocuklar için yazdığı kitaplarda gerçekler ile hayaller dünyası iç içedir.</p></li><li><p>Cahit Zarifoğlu’nun eserleri bir ideolojinin savunuculuğunu yapmamış ve didaktik tarzda olmamıştır. İslam, aşk, kadın onun şiirlerinde tüm güzelliğiyle ve soyut bir anlayışla ele alınmıştır.</p></li><li><p><strong>En çok satan kitapları online satın alın</strong></p></li></ul><p><strong>Kısaca özetleyecek olursak;</strong></p><ul><li><p>İkinci Yeni şiiri anlayışındadır. Şiirlerinde kahramanı kendisi olan bir serüven vardır.</p></li><li><p>Şiirlerinde madde-ruh ikilemi ve çatışması, Batı’nın hegemonyasına (Batı diktasına karşı Doğu protestosu) karşı başkaldırı vardır, pek çok tezat, trajik biçimde onun şiirlerinde birleşir.</p></li><li><p>Şiirlerinde İslami motifler ağır basar. Nuru Pakdil ile “Edebiyat” dergisini çıkarmıştır.</p></li></ul><p><strong>Eserleri:</strong></p><ul><li><p><strong>Şiir:</strong> <em>İşaret Çocukları, Menziller, Yedi Güzel Adam, Korku ve Yakarış</em></p></li><li><p><strong>Roman:</strong> <em>Savaş Ritimleri</em></p></li><li><p><strong>Çocuk kitabı:</strong> <em>Yürek Dede ile Padişah, Katıraslan, Ağaçkakanlar, Serçe Kuş, Küçük Şehzade, Motorlu Kuş, Kuşların Dili</em></p></li><li><p><strong>Deneme:</strong> <em>Bir Değirmendir Bu Dünya</em></p></li><li><p><strong>Günlük:</strong> <em>Yaşamak</em></p></li></ul><p><br/></p><p>Kaynakça</p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.edebiyatogretmeni.org/cahit-zarifoglu/#google_vignette">https://www.edebiyatogretmeni.org/cahit-zarifoglu/#google_vignett</a></p><p><br/></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/b665e1bc1d953897e2d7ce743fd1ecd1/Cahit_Zarifog_lu.jpg" />
         <pubDate>2024-12-06 17:03:17 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3250007613</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3250024026</link>
         <description><![CDATA[<p>Kaynakça </p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://wordart.com/create">https://wordart.com/create</a></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/3133031098/322366e95369e6ca4e4fa368f4c9c42a/Untitled.png" />
         <pubDate>2024-12-06 17:19:57 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3250024026</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Şiirlerimiz</title>
         <author>silaaltuntas9899</author>
         <link>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3250038595</link>
         <description><![CDATA[<p>Bahsedilen şairlerimizden şiirlerine örnekler :</p><p><br/></p><p><br/></p><p><strong>Cemal Süreya - Yazmam Daha Aşk Şiiri</strong></p><p>Oydu bir bakışta tanıdım onu</p><p>Kuşlar bakımından uçarı</p><p>Çocuk tutumuyla beklenmedik</p><p>Uzatmış ay aydınlık karanlığıma</p><p>Nerden uzatmışsa tenha boynunu</p><p>Dünyanın en güzel kadını oydu</p><p>Saçlarını tarasa baştan başa Rumeli</p><p>Otursa ama hiç oturmaz ki</p><p>Kan kadını rüzgârdı atların</p><p>Hep andım ne yaşanır olduğunu</p><p>En çok neresi mi ağzıydı elbet</p><p>Büyün duyarlıklara ayarlı</p><p>Öpüşlerin türlüsünden elhamra</p><p>Sınırsız denizinde çarşafların</p><p>Bir gider bir gelirdi işlek ağzı</p><p>Ah şimdi benim gözlerim</p><p>Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor</p><p>Bir kadın gömleği üstümde</p><p>Günün maviliği ondan</p><p>Gecenin horozu ondan </p><p><br/></p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://tamadres.com/blog/yazi/en-sevilen-cemal-sureya-siirleri?srsltid=AfmBOooDXXZKLyECZ-DCwReCfp7lxWjTO_4sZ7zFaxqEsnpF7_OtqStz">https://tamadres.com/blog/yazi/en-sevilen-cemal-sureya-siirleri?srsltid=AfmBOooDXXZKLyECZ-DCwReCfp7lxWjTO_4sZ7zFaxqEsnpF7_OtqStz</a></p><p><br/></p><p><strong>Orhan Veli Kanık - Anlatamıyorum şiiri</strong></p><p>Ağlasam sesimi duyar mısınız,<br>Mısralarımda;<br>Dokunabilir misiniz<br>Gözyaşlarıma, ellerinizle?</p><p>Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,<br>Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu<br>Bu derde düşmeden önce.</p><p>Bir yer var, biliyorum;<br>Her şeyi söylemek mümkün;<br>Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;<br>Anlatamıyorum.</p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.okuryazar.com.tr/dergi/orhan-veli-kanik-anlatamiyorum-siiri">https://www.okuryazar.com.tr/dergi/orhan-veli-kanik-anlatamiyorum-siiri</a></p><p><br/></p><p><strong>Yahya Kemal Beyatlı - SESSİZ GEMİ</strong></p><p>Artık demir almak günü gelmişse zamandan,   </p><p>Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.   </p><p>Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;   </p><p>Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.   </p><p>Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,   </p><p>Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.   </p><p>Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!   </p><p>Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!   </p><p>Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;   </p><p>Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.  </p><p>Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,   </p><p>Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.  </p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.siir.gen.tr/siir/y/yahya_kemal_beyatli/sessiz_gemi.htm">https://www.siir.gen.tr/siir/y/yahya_kemal_beyatli/sessiz_gemi.htm</a>                             </p><p><br/></p><p><strong>Ahmet Haşim - MERDİVEN </strong></p><p>Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...</p><p>Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...</p><p>Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller; Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?</p><p>Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...</p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.siir.gen.tr/siir/a/ahmet_hasim/merdiven.htm">https://www.siir.gen.tr/siir/a/ahmet_hasim/merdiven.htm</a></p><p><br/></p><p><strong>Cahit Zarifoğlu - Muazzam Bir İhtimalsin </strong></p><p>“Muazzam bir ihtimalsin.<br>Gökyüzüne dokunmak gibi.<br>Tüm maviliklerin sahibi olmak gibi<br>Hani nasıl desem’ mutlu olmak gibi.”</p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://bubisanat.com/posts/cahit-zarifoglu-muazzam-bir-ihtimalsin">https://bubisanat.com/posts/cahit-zarifoglu-muazzam-bir-ihtimalsin</a></p><p><br/></p><p><strong>Ahmet Hamdi Tanpınar - Ne İçindeyim Zamanın </strong></p><p>'Ne içindeyim zamanın,<br>Ne de büsbütün dışında;<br>Yekpare, geniş bir anın<br>Parçalanmaz akışında.<br><br>Bir garip rüya rengiyle<br>Uyuşmuş gibi her şekil,<br>Rüzgarda uçan tüy bile<br>Benim kadar hafif değil.<br><br>Başım sükutu öğüten<br>Uçsuz bucaksız değirmen;<br>İçim muradına ermiş<br>Abasız, postsuz bir derviş.<br><br>Kökü bende bir sarmaşık<br>Olmuş dünya sezmekteyim,<br>Mavi, masmavi bir ışık<br>Ortasında yüzmekteyim.''</p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.antoloji.com/ne-icindeyim-zamanin-siiri/">https://www.antoloji.com/ne-icindeyim-zamanin-siiri</a></p><p><br/></p><p><strong>Atilla İlhan - Ben Sana Mecburum</strong></p><p><em>"Ben sana mecburum bilemezsin</em></p><p><em>Adını mıh gibi aklımda tutuyorum</em></p><p><em>Büyüdükçe büyüyor gözlerin</em></p><p><em>Ben sana mecburum bilemezsin</em></p><p><em>İçimi seninle ısıtıyorum</em></p><p><br/></p><p><em>Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor</em></p><p><em>Bu şehir o eski İstanbul mudur?</em></p><p><em>Karanlıkta bulutlar parçalanıyor</em></p><p><em>Sokak lambaları birden yanıyor</em></p><p><em>Kaldırımlarda yağmur kokusu</em></p><p><em>Ben sana mecburum sen yoksun</em></p><p><br/></p><p><em>Sevmek kimi zaman rezilce korkudur</em></p><p><em>İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur</em></p><p><em>Tutsak ustura ağzında yaşamaktan</em></p><p><em>Kimi zaman ellerini kırar tutkusu</em></p><p><em>Birkaç hayat çıkarır yaşamasından</em></p><p><em>Hangi kapıyı çalsa kimi zaman</em></p><p><em>Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu</em></p><p><br/></p><p><em>Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor</em></p><p><em>Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor</em></p><p><em>Durup köşe başında deliksiz dinlesem</em></p><p><em>Sana kullanılmamış bir gök getirsem</em></p><p><em>Haftalar ellerimde ufalanıyor</em></p><p><em>Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem</em></p><p><em>Ben sana mecburum sen yoksun</em></p><p><br/></p><p><em>Belki Haziran'da mavi benekli çocuksun</em></p><p><em>Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor</em></p><p><em>Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden</em></p><p><em>Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun</em></p><p><em>Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor</em></p><p><em>Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin</em></p><p><em>Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor</em></p><p><br/></p><p><em>Ne vakit bir yaşamak düşünsem</em></p><p><em>Bu kurtlar sofrasında belki zor</em></p><p><em>Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden</em></p><p><em>Ne vakit bir yaşamak düşünsem</em></p><p><em>Sus diyip adınla başlıyorum</em></p><p><em>İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin</em></p><p><em>Hayır başka türlü olmayacak</em></p><p><em>Ben sana mecburum bilemezsin."</em></p><p><br></p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="http://siir.me/ben-sana-mecburum">http://siir.me/ben-sana-mecburum</a></p><p> </p><p><strong>Otuz Beş - Cahit Sıtkı Tarancı </strong></p><p>Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.</p><p>Dante gibi ortasındayız ömrün.</p><p>Delikanlı çağımızdaki cevher,</p><p>Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,</p><p>Gözünün yaşına bakmadan gider.</p><p>Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?</p><p>Benim mi Allahım bu çizgili yüz?</p><p>Ya gözler altındaki mor halkalar?</p><p>Neden böyle düşman görünürsünüz,</p><p>Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?</p><p>Zamanla nasıl değişiyor insan!</p><p>Hangi resmime baksam ben değilim.</p><p>Nerde o günler, o şevk, o heyecan?</p><p>Bu güler yüzlü adam ben değilim;</p><p>Yalandır kaygısız olduğum yalan.</p><p>Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;</p><p>Hatırası bile yabancı gelir.</p><p>Hayata beraber başladığımız,</p><p>Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;</p><p>Gittikçe artıyor yalnızlığımız.</p><p>Gökyüzünün başka rengi de varmış!</p><p>Geç farkettim taşın sert olduğunu.</p><p>Su insanı boğar, ateş yakarmış!</p><p>Her doğan günün bir dert olduğunu,</p><p>İnsan bu yaşa gelince anlarmış.</p><p>Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!</p><p>Her yıl biraz daha benimsediğim.</p><p>Ne dönüp duruyor havada kuşlar?</p><p>Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?</p><p>Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?</p><p>Neylersin ölüm herkesin başında.</p><p>Uyudun uyanamadın olacak.</p><p>Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?</p><p>Bir namazlık saltanatın olacak,</p><p>Taht misali o musalla taşında. </p><p><a rel="noopener noreferrer nofollow" href="https://www.milliyet.com.tr/siirler/35-yas-siiri-sozleri-cahit-sitki-taranci-6355790">https://www.milliyet.com.tr/siirler/35-yas-siiri-sozleri-cahit-sitki-taranci-6355790</a></p><p><br/></p><p><strong>Seni Düşünmek - Nazım Hikmet Ran </strong></p><p><em>Seni düşünmek güzel şey,&nbsp;ümitli şey</em><br><em>Dünyanın en güzel sesinden</em><br><em>En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey</em><br><em>Fakat artık ümit yetmiyor bana,</em><br><em>Ben artık şarkı dinlemek değil</em><br><em>Şarkı söylemek istiyorum </em></p><p><br/></p><p><br/></p><p><br/></p><p><br/></p><p><br/></p>]]></description>
         <enclosure url="https://media4.giphy.com/media/l0HlOBZcl7sbV6LnO/giphy.gif" />
         <pubDate>2024-12-06 17:33:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/silaaltuntas9899/sairlercom/wish/3250038595</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
