<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>MİM4511-Mimarlık Kuramı ve Eleştirisi by Melis Meyra Yüksel</title>
      <link>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-11-05 15:35:01 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-11-22 18:57:42 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url>https://padlet.net/icons/png/1f3db.png</url>
      </image>
      <item>
         <title>Mimarlık-Felsefe İlişkisine Genel Bakışlar/Uğur Tanyeli</title>
         <author>mim4511_2400001650</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps/wish/894452689</link>
         <description><![CDATA[<div>Mimarlık kendi tarihi içinde zamanla değişmektedir. 15. yüzyıl öncesi dönemde mimarlık daha somut, yalnızca sonuca ulaşmaya yönelik, tartışmaya ve eleştiriye kapalıydı.Mimarlığın felsefe ve diğer disiplinlerle ilgilenme sebebi zihinsel yönü ağır basan, sadece praksis ile yetinemeyen bir mesleğe dönüşmüş olmasıdır.Ancak mimarlık, bu disiplinlerden bilgiyi fayda sağlamak için kullanmıştır. Ne yazık ki araçsal olarak kullanığımız bu bilgilerle geleneksel mimarlıktaki gibi iç tutarlı bir mimariyi yeniden kurabileceğimizi sanıyoruz ama bu pek mümkün görünmüyor. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-11-05 15:37:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps/wish/894452689</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Umberto Eco&#39;nun sütun eleştirisi üzerine</title>
         <author>mim4511_2400001650</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps/wish/1007777689</link>
         <description><![CDATA[Umberto Eco , bir mimari ögenin, sütunun göstergebilimin araçlarını ve tekniğini kullanarak bir analizini yapmıştır. Bu analizde sütunun kendisinden çok sütunun imajını konu edinmiştir. Özgün bir biçimde analiz ettiği bu yazıda, nesnenin eleştirisini bir başka eleştiriye yönelerek yapmıştır.

Yazısında Dora Isella Russel'ın sütunun ebediliği adlı makalesini aktarmıştır. Russel bu makalede, sütunun toplum üzerindeki öneminden ve değerinden bahsetmiştir. Yıkılması kolay olmayan sütunlara, insanlar anılarını emanet etmişler, Arap şairleri sütunlar hakkında şarkılar bestelemişler, sütunlar kimi zaman süslenmiş bir kola, biçimli bir bacağa, kimi zaman da sevgililerin boyunlarını beyaz mermer sütunlara benzetmişlerdir.

Bu makalede Eco, sütunun yananlamsal içeriğini üç başlık altında tanımlamıştır. Bunlar; sütunun biçimsel tanımı, sütunun anlamsal tanımı ve sütunun bağlamsal tanımı.
Biçimsel tanımı, konstrüktif bildirimlerden oluşması gereken sütun hakkında bilgisi olmayanlar için tanımlamaya, anlamsal tanımı biçimbilimsel özelliklere göre anlamın ifadesini tartışmaya, bağlamsal tanımı, sütunun herhangi bir yere konması durumunda çevresinden nasıl etkileneceğini ifade etmektedir.

Mimari bir nesneyi, mimari olmayan başka sistemlerle analiz etmek çok karmaşık diyagramları gerektirmektedir. Bu nedenle mimarlık göstergebilimi genel göstergebilim çalışmaları için gereklidir. Mimarlığın bileşen analizi bize sınırsız bir anlam dağarcığının gerçekleşeceğini gösteriyor. Burada anlatılmak istenen, mimari bir nesnenin anlam iletebileceğini anlatabilmek , bunların kültürün tanıdığı ve yapısal bir sisteme soktuğu göstergeler olarak, mimarlık göstergebiliminin uygun birimler olabileceğini anlatmak.]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-10 19:47:07 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps/wish/1007777689</guid>
      </item>
      <item>
         <title>MİMARIN ÖLÜMÜ</title>
         <author>mim4511_2400001650</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps/wish/1019846417</link>
         <description><![CDATA[<div>Eleştirmenler bir eseri incelerken çoğunlukla müellifin niyetini,mesajını anlamaya çalışmışlardır.Ancak asıl olması gereken eseri tasarımcısıyla bir bütün değil, ayrı incelemektir.Tasarımcı, eseriyle koparamadığı bağından,eleştirmen ise tasarımcının niyetini çözmek için çabalamasından dolayı eser anlaşılmamaktadır.<br> </div><div>Günümüz mimarlığın üretim sürecinde tek aktör mimar değildir.Mimarın yanı sıra, müteahhit, işveren, işçi,kalfa vb. imalat aktörleri göz ardı edilmemelidir.Bu sebeple de yalnızca mimara odaklanmak doğru değildir. Tasarımcının fikir aşamasından inşa sürecine kadarki geçen süreçte diğer aktörlerin talep ve etkileri doğrultusunda özünü kaybetmektedir.</div><div>Bir metin okuyucuları tarafından nasıl farklı biçimlerde anlamlandırılıyor ise, bir yapıya da kullanıcıları etki etmektedir.Bu etkiler sonucu da eserler tasarımcıların fikirlerinden uzaklaşıp değişmektedir.Aslında eleştiri mimarı öldürerek, mimardan bağımsız düşünülmelidir. Roland Barthes'in ''Yazarın Ölümü'' adlı makalesine koymuş olduğu müellifin ölümü isimli görselde amacı, metni tek bir imgeyle özetlemektir.Burada anlatılmak istenen ağzı, boş bir kağıt ile örtülmüş olan ölü müellifin eseri hakkında söyleyecek sözünün olmadığını, eleştirmenin eseri anlaması için müellife değil, eserin kendisine dönmesi gerektiğini gösterir.<br><br></div><div>Türkiye'de mimarlık eleştirisinin zor bir süreç olmasının sebebi, mimar, tasarım nesnesi ve eleştiren kişi arasındaki ilişkinin ayrılmaz olarak kabul edilmesi oluşturur.Eleştirmenin, nesnenin mimarının önceki ürünlerini, eğilimlerini, biyografik değişimlerini anlamaya çalışması nesneyi etkisizleştirmektedir.<br><br></div><div>Barthes'in ''Semiyoloji ve Kentçilik'' metninde, işaret bilimsel bir taslağı oluşturan kişinin aynı zamanda, coğrafyacı, tarihçi, plancı, mimar hatta psikanalist olmalıdır sözünde anlatmak istediği imkansız, gerçekte var olamayacak bir figürdür. Yani aslında mimarlık, kent eleştirisini hiç kimsenin yapamayacağını ya da herkesin yapabileceğini anlatmaktadır. Barthes, müellifi öldürerek, belirli uzmanların elinden alarak özgürleştirmektedir.</div><div>''Eiffel Kulesi'' makalesinde Barthes eleştirisini yaparken Gustave Eiffel ile özdeşleşmiş adı; Eiffel'i kaldırıp yalnızca 'kule' tabirini kullanarak mimarından bağımsız olarak eleştirerek tasarımcı ile kurulan kısıtlayıcı ilişkisinden kopararak özgürleştirmiştir.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-15 13:42:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps/wish/1019846417</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Modern Bir sayısal Mimarlık Ütopyası</title>
         <author>mim4511_2400001650</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps/wish/1042816480</link>
         <description><![CDATA[Yirminci yüzyılın modern mimarlık öncülerinden biri olan Le Corbusier evrensel bir dilde düzen oluşturabilmek için modulor isimli kurgusunu insan bedeni ve kent bağlamında ele almıştır. Yerden 1,6 metre yükseklikte olan sabit bir göz olduğunu varsayarak, insanı o gözle izletmiş ve bu sayede insanın yeryüzüyle görsel egemenlik ilişkisini kesin bir geometri içinde tanımlamıştır. Modulorcu mantığa göre tüm farklılıklar sadece karmaşaya yol açmaktadır. Modulor günümüz dünyasındaki kalabalığı indirgeyerek tek bir beden üzerinde standartlaşmıştır. Bunu İngiliz eril bir polisin bedenini baz alarak yapmıştır. Ele alınan bu beden, çocuk, yaşlı, kadın ve diğer insanların bedenini tarifleyememektedir. İnsan bedeninin tarihselliğinden, coğrafi dağılımından, ırklardan bahsetmemektedir. Tek bir standarta oturtulmuş, eril bireyi normalleştirmek amaçlı olan bedeni merkeze alırsak, diğer bedenlere ne olacak? Sakatlara, hastalara, bedensel veya zihinsel kusurları olanlara, doğuştan farklı olanlara, ideal modulor erkeğiyle hiçbir ilgisi olmayan bu varoluşlara ne olacak sorusu yanıtsız kalmaktadır.

Le Corbusier’in modulor kitabında birçok bina fotoğrafı olmasına rağmen hiçbir insan fotoğrafı yer almamaktadır. Ayrıca erkek bedenini temsil etmek için bile bir fotoğrafa rastlanmaz. Bu da aslında kendisinin de gerçek yaşantıyla bağdaştırmadığını göstermektedir. Modulor, hareket halindeki bir bedenle ilişkilendirmemektedir.

Evrensel bir dil oluşturmayı amaçlayan Le Corbusier, modulorun sınırları ve kalıpları yüzünden çizgiselleşmenin, tekdüze kalmanın ötesine geçemeyip, gerçek yaşantıdan bağımsız bir kurgudan ibaret kalmıştır.]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-27 08:28:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps/wish/1042816480</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Özlem Erdoğdu-Mimarlık Eleştirisinin Belirsiz Sınırları ve Belirgin Problemleri</title>
         <author>mim4511_2400001650</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps/wish/1042853933</link>
         <description><![CDATA[<div>Eleştiri denilince çoğu kez akla yazma eylemi gelmektedir. Ancak eleştiri, bir düşünce biçimidir. Ürün olmaktan çok bir süreçtir, zihinsel bir eylemdir.<br><br></div><div>Mimarlık eleştirisi ürünün sonuç halini anlatmaktansa, o ürünü oluşturan fikir, tema, form, malzeme, renk ve doku gibi kavramları irdelemeye çalışır. Amacı ürünün farklı anlamlarını ortaya çıkarmaktır. Eleştiri mimarlık disiplininde çok fazla bağımsızlaşamamaktadır. Tarih, söylem ve eleştirinin ilişkisi belirsizdir ve bu da eleştiriye netlik kazandırmamaktadır. Bu sebeple mimari eleştirinin sınırlarını ve onu beslemekte olan diğer disiplinlerle arasındaki ilişkinin iyi belirlenmesi gerekir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-27 09:40:41 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2400001650/whz9gnbk9f6fulps/wish/1042853933</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
