<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>EDEBİYAT PROJE ÖDEVİ by Ahmet Furkan GÖNEL</title>
      <link>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2018-04-14 21:42:38 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2018-05-04 09:03:48 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url>https://padlet-assets.s3.amazonaws.com/icons/Folder.png</url>
      </image>
      <item>
         <title>DİVAN EDEBİYATI</title>
         <author>frkngnl000</author>
         <link>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/251826420</link>
         <description><![CDATA[<div>Klasik edebiyat, yüksek zümre edebiyatı olarak da bilinen Divan edebiyatı, Türklerin 13. ve 19. yüzyıllar arasında Anadolu’da oluşturdukları İslam kültürünün ortak özelliklerini yansıtan, geniş ölçüde Arap ve Fars edebiyatlarının etkisini taşıyan bir dönemdir. Şairler, eserlerini “Divan” adı verilen kitapta topladıkları için bu ismi almıştır. Divan şairleri, Arap ve İran edebiyatından aldıkları nazım biçimlerini kendi duyuş ve düşünüşlerine göre kullanmışlardır.<br><br></div><div>Divan edebiyatı, Türklerin İslam dinini kabul etmelerinden sonra oluşmuş bir edebiyattır. Bundan dolayı din, Allah, peygamber, tasavvuf vb. konular bu edebiyatta önemli bir yer tutar. Divan şairleri, çoğunlukla medrese kültürüyle yetişmiştir. Divan şairlerinin işlediği en önemli konuların başında aşk gelir. Şiirlerde çoğunlukla ‘Allah aşkı. peygamber aşkı” işlenmiştir. Divan şiirinde bir kişiye duyulan ve mecazi aşk olarak nitelenen aşk da ele alınır. Ancak mecazi aşk da çoğunlukla Allah aşkına (ilahi aşk) dönüşür.<br><br></div><div>Divan edebiyatında şiire, düzyazıdan daha çok önem verilmiştir. Ancak bu, divan edebiyatında nesir olmadığı anlamına gelmemelidir. Çünkü divan edebiyatında nesir alanında da eserler verilmiştir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-14 21:43:23 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/251826420</guid>
      </item>
      <item>
         <title>DİVAN EDEBİYATI GENEL ÖZELLİKLERİ:</title>
         <author>frkngnl000</author>
         <link>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/251827585</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>1. Divan Edebiyatı, 14. yüzyıldan başlayarak medrese eğitimi görmüş şehirli aydınlara seslenen bir edebiyattır.<br><br></strong>Saray, konak ve medrese gibi devrin yönetim ve öğretim çevre­leri ile bunlara yakın olan kesimler içinde varlık göstermesinden dolayı saray edebiyatı, daha çok okumuş kesime hitap ettiği için zümre edebiyatı, şairlerin şiirlerini divan denilen şiir defterlerinde toplamaları nedeniyle divan edebiyatı da denilen edebiyat döne­midir.<br><br><strong>2. Bu edebiyat geçiş dönemi 11. ve 13. yüzyıllardan sonra, ortak İslamî edebiyatın bir parçası haline gelir. <br></strong><br></div><div>İlk edebi ürünlerini 11. ve 13. yüzyıllar arasında veren eski Türk Edebiyatı, Arap ve İran edebiyatları etkisinde bir edebiyat dönemi başlatır. Etkilenme ve örnek alma çerçevesinde başlayan bu ede­biyat, zaman içinde farklı bir bakış açısı, duygu ve düşünceleri kendine özgü bir anlatımla ortaya koyarak ortak İslamî edebiyata kendi damgasını vurur.<br><br><strong>3. 14. yüzyıldan başlayarak Tanzimat dönemine kadar var­lığını yüzyıllarca sürdüren bu edebiyat, kendine özgü bir gelenek yaratmıştır.<br><br>4. Bu dönem edebiyatı nazım ağırlıklı olarak gelişmiştir. <br></strong><br></div><div><strong>5. Şiirde biçim, biçimsel kusursuzluk büyük   önem taşımış­tır. <br><br></strong>Şiirin kuruluşu kesin kurallara bağlanmıştır. Bu kurallar şiirin bi­çimini oluşturan nazım birimi ölçü ,uyak,nazım şekli başlıca nazım şekilleridir.<br><br><strong>6. Bu edebiyatın dili Osmanlıcadır. <br></strong><br></div><div>Divan edebiyatının dili, ortak İslâm uygarlığının kullandığı yazılı kültür diline dayanır. Yazı dilinde Arap alfabesi kullanılmıştır. Osmanlıca; Arapça, Farsça ve Türkçe’nin karışımıdır. <br><br><strong>7) Divan edebiyatında şiirlere özel bir ad, bir başlık kon­maz. <br></strong><br></div><div>Divan şaireri şiirlerini genel olarak nazım şekilleriyle adlandırır. Gazel, kaside, mesnevi, terkib-i bend vb. <br><br><strong>8)Divan şiirinde mazmunlar geniş yer tutar. <br></strong><br></div><div>Duygu ve düşüncelerin belirli, kalıplaşmış sözlerle ifadesine maz­mun denir.<br><br></div><div><br><strong>9)Divan edebiyatı konu,tema ve türler yönünden belli ka­lıplar içinde kalmıştır. <br></strong><br></div><div>Çoğu Arap ve Fars edebiyatlarıyla ortak olan konu, tema ve tür­ler, hemen hemen bütün sanatçılar tarafından ya olduğu gibi ya da çok küçük değişiklikler yapılarak kullanılmıştır. Biçimde olduğu gibi konuda da görülen bu sıkı disiplin, insanın duygu ve düşüncelerinin olduğu gibi anlatmasını, toplumda olup bitenleri ortaya koymasını, sanatçının özgür ifadesini sınırlamış, sanatçıyı dar bir alanda bırakmıştır. <br><br><br></div><div><strong>10)Divan edebiyatı geniş halk kesimlerinden kopuk ve so­yut bir edebiyattır. <br></strong><br></div><div>Divan edebiyatında her şey zihinden tasarlanmıştır. Toplumsal sorunlar, günlük hayat ve yerli yaşam esere yansımamıştır. Hayali ve soyut unsurlar eserlerde ağırlıklı olarak kendini gösterir.<br><br></div><div><br><br></div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-14 22:09:46 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/251827585</guid>
      </item>
      <item>
         <title>DİVAN ŞİİRİ</title>
         <author>frkngnl000</author>
         <link>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/251852067</link>
         <description><![CDATA[<ul><li>Aruz ölçüsü kullanılmıştır.</li><li>Daha çok tam ve zengin uyak kullanılmıştır.</li><li>Şiirler, “göz için kafiye” anlayışıyla yazılmıştır.</li><li>Nazım birimi olarak ağırlıklı olarak beyit tercih edilmiş, beyte göre az da olsa dörtlük kullanılmıştır.</li><li>Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalar yoğun olarak kullanılmıştır.</li><li>Oldukça sanatlı, ağır bir dili vardır.</li><li>Anlam ve söz sanatlarına yer vermek bir hüner olarak görülmüştür.</li><li>Gazel, mesnevi, kaside ve rubai gibi Arap ve İran edebiyatı nazım şekillerinin yanı sıra Türklere ait olan şarkı ve tuyuğ nazım şekilleri de kullanılmıştır.</li><li>Şiirler konularına göre tevhit, münacat, naat, methiye, fahriye, mersiye, hicviye adlarını almıştır.</li><li>Aşk, şarap, sevgili, Allah aşkı gibi konular ağırlıklı olarak işlenmiştir.</li><li>Bütün güzelliğine değil parça güzelliğine önem verilmiştir.</li><li>“Sanat için sanat.” anlayışı egemendir.</li><li>Duygu ve düşünceler kalıplaşmış sözlerle; yani “mazmun”­larla anlatılmıştır.</li><li>Şairler, mahlaslarını son beyitte söylemişlerdir.</li></ul><div><br>En çok kullanılan nazım şekilleri; </div><ul><li>Gazel               </li><li>Kaside             </li><li>Rubai         </li><li>Şarkı</li><li>Tuyuğ              </li><li>Murabba            </li><li>Terkibibent</li></ul><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-15 07:07:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/251852067</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri</title>
         <author>frkngnl000</author>
         <link>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/251853293</link>
         <description><![CDATA[<div>a) <strong>Nazım birimi beyit olan nazım biçimleri;</strong><br><br><strong>1.Gazel:  </strong></div><ul><li>Divan şiirinde en çok kullanılan nazım şeklidir.</li><li>Aşk, sevgi, güzellik ve şarap konularını işleyen lirik şiirlerdir. </li><li>Beyit sayısı genellikle 5-15 arasındadır.</li><li>Kafiye düzeni, ‘aa, ba, ca, da…” biçimindedir. </li><li> Beyitler arasında genellikle konu bütünlüğü olmaz.</li><li>Bütün beyitler aynı konuyu işliyorsa bu tür gazellere “yek-ahenk” denir. </li><li> Bütün beyitler aynı söyleyiş güzelliğindeyse bu tür gazellere de “yek-avaz” denir.</li><li> Gazelin ilk beytine ‘matla”, son beytine “makta” denir. </li><li>Gazelin en güzel beytine “beytül gazel” denir. </li><li>Fuzuli, Baki, Nedim, Necati, Taşlıcalı Yahya, Naili ve Şeyh Galip önemli gazel şairleridir.</li></ul><div><strong>2. Kaside: </strong></div><ul><li>Kelime anlamı “kastetmek, yönelmek”tir. </li><li> Belli bir amaçla yazılmış şiirlerdir. </li><li>Beyit halinde yazılır. </li><li>Genellikle din ve devlet büyüklerini övmek için yazılır. </li><li>Beyit sayısı çoğunlukla 33 ve 99 arasındadır. </li><li>Kafiye düzeni “aa, ba, ca, da” şeklindedir. </li><li>İlk beytine “matla” , son beytine “makta” denir. </li><li>En güzel beytine “beytü-l kasid” denir. </li><li>Şairin adının veya mahlasının geçtiği beyte “taç beyit” denir. </li><li>Fuzuli, Ahmet Paşa önemli kaside şairleridir. </li></ul><div><strong>3.Kıta: </strong></div><ul><li>İki beyitten oluşur. </li><li>Kafiye düzeni “uxaxa” şeklindedir. </li><li>Değişik konularda yazılır. </li><li>Beyitler arasında anlam birliği vardır. </li><li>Şairin mahlası bulunmaz. </li></ul><div><strong>4.Müstezat:</strong></div><ul><li>Bu nazım şekli, gazelin özel biçimidir. </li><li>Uzun dizelere kısa bir dize eklenerek yazılır. </li><li>Her beyti bir uzun bir kısa cümleden oluşur. </li><li>Uzun dizelere eklenen kısa mısralara “ziyade” adı verilir. </li><li>Aşk, ayrılık, doğa güzelliği, vb. konularda söylenir. </li><li>Kafiye düzeni “aa, bb, cc, dd” şeklindedir. </li></ul><div><br>b) <strong>Nazım birimi dörtlük olanlar;</strong><br><br><strong>1.Rubai:</strong></div><ul><li>Aruzun kendine özgü kalıpları ile yazılan, dört dizeden oluşan bir nazım şeklidir. </li><li>Uyak düzeni manide olduğu gibi “aaxa” şeklindedir. </li><li>Daha çok felsefe ve tasavvufla ilgili düşünceler, dünya görüşü, bir nükte işlenir. </li><li>Az sözle çok şey ifade etmek amaçlandığından rubaide anlam yoğunluğu vardır. </li><li>Şairler rubaide mahlas söylemez. </li><li>En büyük şairi Ömer Hayyamdır. </li></ul><div><strong>2.Tuyuğ:</strong></div><ul><li>Türklerin divan edebiyatına kazandırdıkları nazım şeklidir. </li><li>Uyak düzeni “aaxa” şeklindedir. </li><li>Rubai gibi tek dörtlükten oluşan tuyuğ, aruzun sadece “fâilâtün, fâilâtün, fâilün” kalıbıyla yazılır. </li><li>En önemli şairi Kadı Burhaneddin’dir. </li></ul><div><strong>3.Murabba: </strong></div><ul><li>Dörder dizelik bentlerden oluşan nazım şeklidir. </li><li>Uyak düzeni “aaaa, bbba, ccca” şeklindedir. </li><li>Övgü, yergilerde; dini ve öğretici konularda yazılan murabbalar çoğunlukla 6-7 dörtlükten oluşur. </li><li>En önemli şairi, Namık Kemal’dir. </li></ul><div><strong>4.Şarkı:</strong></div><ul><li>Bestelenmek için yazıldığından sadedir. </li><li>3-5 dörtlükten oluşur. </li><li>Uyak düzeni “abab, cccb, dddb” şeklindedir. </li><li>Nakaratlıdır. </li><li>Şarkının üçüncü dizesine miyan denir. </li><li>Şair mahlasını son dörtlükte söyler. </li></ul><div><br></div><div>c)<strong> Nazım birimi bent olanlar;<br></strong><br><strong>1.Terkibibent:</strong></div><ul><li>8-20 bentlerden oluşur.</li><li>Şair son beyitte mahşasını söyler. </li><li>Uyak düzeni “aaxax...w, bbxbx...y” şeklindedir. </li><li>Dini, felsefi ve tasavvufi konular işlenir. </li></ul><div><br><strong>2.Terkibibent:</strong></div><ul><li>Şekil olarak terkibibentler ile aynı özelliklere sahiptir. </li><li>Vasıta beyti her bendin sonunda tekrarlanır. </li><li>Devirden, felekten şikayet gibi konularla yazılmıştır. </li><li>Edebiyatımızda çok kullanılmıştır. </li><li>Şairleri; Nesimi, Şeyhi, Fuzuli, Baki. </li></ul><div><strong>3.Müseddes: </strong></div><ul><li>Aynı vezinde altı mısralık bentlerin birleşmesiyle meydana gelen nazım biçimine denir. </li><li>5-7 bent arasında yazılmıştır. </li><li>"aaaaa, bbbba, cccca, dddda” şeklinde kafiyelenir. </li><li>Hemen her konuda yazılmakla birlikte daha çok tasavvufi düşünceleri anlatmada kullanılmıştır. </li><li>Şairleri; Fuzuli, Bağdatlı Ruhi, Naili, Nedim, Şeyh Galip. </li></ul><div><strong>4.Tesdis:</strong></div><ul><li>Bir gazelin her beytinin önüne aynı ölçü ve kafiyede dört dize eklenerek oluşturulan müseddeslere denir. </li></ul><div><strong>5.Muhammes: </strong></div><ul><li>Uyak düzeni “aaaaa, bbbba, cccca, dddda” şeklindedir. </li><li>Bir gazelin her beytinin başına aynı ölçü ve kafiyede üç dize eklenerek oluşturulan muhammes’e tahmis denir. </li></ul><div><strong>6.Taştir:</strong></div><ul><li>Edebiyatta, bir şairin gazelinin her beytinin arasına aynı vezin ve kafiyede iki ya da üç dize eklenerek oluşturulan şiirlere taştir denir. </li><li>Edebiyatımızda çok kullanılmıştır. </li><li>Şairleri; Nedim, Emderunlu Vasıf, İzzet Molla. </li></ul><div><br></div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-15 07:26:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/251853293</guid>
      </item>
      <item>
         <title>DİVAN EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ</title>
         <author>frkngnl000</author>
         <link>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/251863097</link>
         <description><![CDATA[<div>Divan edebiyatında nazım biçimlerinin yanında nazım türleri de vardır. Bu nazım türleri, işlediği konuya göre isimlendirilir.<br><br><strong>Tevhid: </strong> Allah’ın birliğini ve yüceliğini konu edinen ve kaside nazım biçimiyle yazılan şiirlerdir.<br><br><strong>Münaccat: </strong>Allah’a yalvarıp yakarmak, ondan af dilemek için yazılan şiirlerdir. Genellikle kaside nazım şekliyle yazılır. <br><br><strong>Naat: </strong>Hz. Muhammed i övmek için yazılan şiirlerdir. Kaside şeklinde yazılan bu tür şiirlerde Hz. Muhammed’in türlü vasıfları ve mucizeleri anlatılır.<br><br><strong>Mersiye: </strong>Ölen kişilerin ardından söylenen yas şiirleridir. İslamiyet öncesi edebiyattaki adı “sagu”, halk edebiyatındaki adı ise “ağıt “tır. Genellikle terkib-i bend ve kaside nazım şekliyle yazılır.<br><br><strong>Medhiye: </strong>Ünlü bir kişiyi övmek için kaside şekliyle yazılan şiirlerdir. Ya padişah, vezir, şeyhülislam gibi yaşayan devlet büyüklerine ya da 4 halife ve başka din-tarikat ulularına yazılır.<br><br></div><div><strong>Hicviye: </strong>Herhangi bir kişiyi ya da düşünceyi yermek amacıyla kaside veya kıt a nazım biçimleriyle yazılan şiirlerdir. Halk edebiyatındaki adı “taşlama”, yeni şiirimizdeki adı “yergi”, Batı edebiyatındaki adı ise “satirik şiir”dir. Medhiyelerde ve hicviyelerde abartılı bir üslup vardır. En ünlü hicviye şairi Nefi dir.<br><br><strong>Fahriye: </strong>Şairin kendisini övdüğü şiirlerdir. Genellikle kasideler içinde bir bölümdür. Fahriyede de sanatlı bir üslup kullanılır.</div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-15 09:30:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/251863097</guid>
      </item>
      <item>
         <title>DİVAN ŞİİRLERİ:</title>
         <author>frkngnl000</author>
         <link>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/252339660</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Aceb Bu Derdümün Dermanı Yok mı<br>(GAZEL)</strong></div><div><strong><em><br></em></strong>Aceb bu derdümün dermânı yok mı <br>Ya bu sabr itmegün oranı yok mı <br><br>Yanaram mûmlayın başdan ayağa <br>Nedür bu yanmağun pâyânı yok mı <br><br>Güler düşmen benüm ağladığıma <br>Aceb şol kâfirün îmânı yok mı <br><br>Delübdür ciğerümi gamzen okı <br>Ara yürekde gör peykânı yok mı <br><br>Gözi hançerlerin boynuma çaldı <br>Aceb ol zâlimün imânı yok mı <br><br>Su gibi kanumı toprağa kardun <br>Ne sanursın garîbün kanı yok mı <br><br>Cemâl-i hüsnüne mağrûr olursın <br>Kemâl-i hüsnünün noksânı yok mı <br><br>Begüm Dehhânîye ölmezdin öndin <br>Tapuna irmeğe imkânı yok mı <br>                                                         <br>                                                      <strong><em>-DEHHANİ-<br><br><br></em></strong><strong>Aceb Nitdüm Yâre Virmez Selâmı<br>(GAZEL)</strong><strong><em><br><br></em></strong>Aceb nitdüm yâre virmez selâmı <br>Bu zâlim müddeî komaz ola mı <br><br>Menüm iki cihânda yârum oldur <br>Menem anun alur kemter gulâmı <br><br>Şu cefâlar ki sen bana kılursen <br>Aceb kâfir müselmâna kıla mı <br><br>Yûsufa kalmadı bu hüsn bâkî <br>Kıyâs eyle sana yârum kala mı <br><br>Seni sevmez mi yohsa Şeyyâd Hazma <br>Denînün biridür bu kaltabânî <br><br>                                                    <strong>-</strong><strong><em>ŞEYYAD HAMZA-<br><br><br></em></strong><strong>Ayet-i Sebâl-mesânîdir Yüzün<br>(Tuyuğ)</strong><strong><em><br><br></em></strong>Âyet-i Sebal-mesânîdir yüzün <br>Otuz ikinin nişânıdır yüzün <br>Bâğ-ı cennet ergavânıdır yüzün <br>Mihr ü mâhın armağânıdır yüzün <br><br>                                                      <strong><em>-NESİMİ-<br><br><br></em></strong><strong>Bulmışum Hakkı Enel-hak Söylerim<br>(Tuyuğ)<br></strong><strong><em><br><br></em></strong>Bulmışum Hakkı enel-hak söylerim <br>Hak benim Hak bendedir Hak söylerim <br>Gör bu esrârı ne muğlak söylerim <br>Sâdıkım kavlimde saddak söylerim <br><br>                                                          <strong><em>-NESİMİ-<br><br><br><br></em></strong><strong>Gül Yüzünde Göreli Zülf-i Semen-sây Gönül<br>(Murabba)</strong><strong><em><br><br></em></strong>Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül <strong><em><br></em></strong>Kara sevdaya yiler bî-ser ü bî-pây gönül <br>Dimedüm mi sana dolaşma ana hay gönül <br>Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül <br>Bizi hâk itdi hevâ yolına sevdâ nidelüm <br>Pây-mâl eyledi bu zülf-i semen-sâ nidelüm <br>Kul idinmezdi güzeller bizi illâ nidelüm <br>Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül <br>Felekün nûş iderem nîşini sâğarlar ile <br>Doğradı hâr-ı cefâ bağrumı hançerler ile <br>Baş koşam dimez idüm ben dahi dil-berler ile <br>Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül <br>Yarun itden çog uyar ardına ağyâr diriğ <br>Bize yâr olmadı ol şuh-ı sitem-gâr diriğ <br>Kıldı bir dil-ber-i hercâîyi dil-dâr diriğ <br>Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül <br>Ben dimezdüm ki hevâ yolına ser-bâz gelem<br>Ney-i ışkunla gamun çengine dem-sâz gelem <br>Dir idüm ışk kopuzun uşadam vâz gelem <br>Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül <br>Dil dilerken yüzinin vaslını cândan dahi yiğ <br>Bir demin görür iken iki cihândan dahi yiğ <br>Akdı bir serve dahi âb-ı revândan dahi yiğ <br>Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül <br>Ahmedem kim okınur nâmum ile nâme-i ışk <br>Germdür sözlerümün sûzile hengâme-i ışk <br>Dil elinden biçilübdür boyuma câme-i ışk <br>Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül <br><br>                                                     <strong><em>-Ahmed Paşa-<br><br><br><br></em></strong><strong>Key Based U Key Based Key Based U Key</strong><strong><em><br></em></strong><strong>(Rubai)</strong><strong><em><br><br></em></strong>Key bâsed u key bâsed u key bâsed u key<strong><em><br></em></strong>Mey bâsed u mey bâsed u mey bâsed u mey <br>Men bâsem u men bâsem u men bâsem u men <br>V'ey bâsed u v'ey bâsed u v'ey bâsed u v'ey <br><strong><br>Açıklaması:<br><br></strong>Ne zaman olur, ne zaman olur, ne zaman olur, ne zaman? <br>Mey olur, mey olur, mey olur, mey.. <br>Ben olurum, ben olurum, ben olurum, ben; <br>Sen olursun, sen olursun, sen olursun, sen...<br><br>                                 <strong><em>-Mevlana Celaleddin-i Rumî-<br><br><br><br></em></strong><strong>Tâ Kıldı Tecelli Bu Benim Gönlüme Allah<br>(Müstezat)</strong><strong><em><br><br></em></strong>Tâ kıldı tecellî bu benim gönlüme Allâh <br>Lutf ile eyvallâh <br>Firkatda yanan cânıma vasl irdi be-dil-hâh <br>El-minnetü lillâh <br><br>Nâ-gâh irişdi bana ilhâm zi-hazret <br>Gafletten uyandım <br>Vahdet güneşi doğdu vü şâm oldı seher-gâh<br>Gam kalmadı billâh <br><br>Ez-gayb-ı hüviyet bana nutk-ı ehâdiyyet <br>Aytdı ki fe-firrû <br>Terk eyledim uş mülk ile mâl ü vatan u câh <br>Yâs tutdım ilallâh <br><br>Fânî okudum dünyeni ez-rûy-ı hakîkat <br>Dîdâra değişdim <br>Tecrîd olub aytdım ki tevekkeltü alallâh <br>Kul küllün minallâh <br><br>Ez-rûy-ı hakîkat bana her nesne ki irdi <br>Ez-hazret-i Alî <br>Reddiyyet ile kılmadım hîç nesneden ikrâh <br>Tâ olmaya bî-râh <br><br>Maşûk-ı hakîkî zi-kerem çünkü bırakdı <br>Bürkazi-ruh-ı hod <br>Mahv oldı feleklerde kevâkib güneş ü mâh <br>Kıl secde be-dergâh <br><br>Gel ârif isen koyma Nesîmî demin elden <br>Bu âdemi tanı <br>İrfân ile kıl dünyede bâzâr maallâh <br>Ta kıla nazar şâh<br><br>                                                         <strong><em>-NESİMİ-<br><br><br>Yersa Baz-ı Evlâdı Asdıkai<br>(Kıt’a)<br><br></em></strong>Meh-i burc-ı şeref tutuldı dirler <br>Gül-i bâğ-ı saâdet soldı dirler <br><br>Bahâr-ı hüsn iken bâğ-ı ruhunda <br>Benefşe bitmedin bozuldı dirler <br><br>Hazânın işitib ol nev-bahârın <br>Ciger kanıyla gonca doldu dirler <br><br>Çeküb çâk itdi gamdan cübbesin gül <br>Benefşe saçlarını yoldı dirler <br><br>Gerekli genc idi ol serv-i sîmîn <br>Anunçün toprağa defn oldı dirler <strong><em><br><br>                                                    -Ahmed Paşa-<br><br><br><br><br><br></em></strong><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-16 20:32:36 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/frkngnl000/frkngnl000/wish/252339660</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
