<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>MİM4511 by İrem Özden</title>
      <link>https://padlet.com/mim4511_2400001098/Bookmarks</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-10-27 11:48:20 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2020-11-18 10:02:08 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>Uğur Tanyeli - Söylem ve Kuram: Mimari Bilgi Alanının Sınırlarını Çizmek </title>
         <author>mim4511_2400001098</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2400001098/Bookmarks/wish/890383656</link>
         <description><![CDATA[<div>Bu yazıda asıl olarak söylem ile kuram arasındaki farka değiniliyor. Gelişen mimari süreçle birlikte söylem ve kuram ifadeleri ortaya çıkmıştır. Tanyeli bu makalesinde “Mimarlık bilgisi önce üretilmekte, sonra da yeniden üretilmektedir. Kuramsal bilgi bu yeniden üretilmiş bilgidir.” şeklinde bir ifade de bulunuyor. Mimarlıkta da tıpkı politika dünyasındaki gibi benzer bir ayrımın var olduğu düşünülüyor. Siyaset ve siyaset bilimi ilişkisine bakacak olursak; Kurumsal siyasette siyasal etkinlik nesnedir, özne değildir. Onun için değil, onun üzerine düşünülür. Siyasal kuramda nasıl yapmak gerektiği sorgulanmaz, nasıl yapıldığı ve yapılmakta olduğunu anlama çabası hakimdir. Yani “var olanı anlamak” için uğraşılır. <br><br></div><div> Bu duruma mimarlık açısından da baktığımızda üretmek için düşünmenin, anlamak için düşünmek ile aynı şey olmadığı anlaşılmalıdır. Uğur Tanyeli’nin bu yazısında da dediği gibi; “Söylemler başka söylemleri anlamayı sağlamaz. Kurumsalla söylemsel düşünce arasındaki en büyük fark da budur.  “Nasıl yapmalı” sorusu yerine “nasıl yapılıyor” sorusu sorulmalıdır. Uğur Tanyeli yakın gelecekte söylemsel değil daha çok kurumsal akıl yürütmeye burada ağırlık verilmesi bekletisinde olduğunu da belirtiyor.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-11-04 15:36:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2400001098/Bookmarks/wish/890383656</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Mimarlık Felsefe İlişkisine Eleştirel Bakışlar</title>
         <author>mim4511_2400001098</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2400001098/Bookmarks/wish/898886645</link>
         <description><![CDATA[Mimarlık, hem mesleki olarak hem de bilgi alanı olarak kendi tarihi içerisinde birçok değişimi mevcut. Bir şekilde mimarlığı felsefe ile ilgilenirken buluyoruz. Ortaçağ’da ya da 15.yy’dan önce mimarlar felsefe ile günümüzdeki gibi ilgili değildi. Mimarlığın öncesinde genellikle bir araçsal düşünce üstüne inşa edildiğini söyleyebiliriz. 15.yy’dan itibaren mimarlık felsefeyle ilgili olmaya başlıyor, modernite noktasına doğru ilerliyor. Sadece felsefe değil matematik bilgisi, mühendislik bilgisi, biyoloji bilgisi, siyasal bilim gibi pek çok bilgi alanını örnek almaya çalışıyor. Mimarlık birçok disiplini ele almış ve bu disiplinlerle ilişki kurmuştur. Ancak 15.yy’dan sonra entelektüel düşünmeyle bazı şeyler değişmiştir. Sadece araçsal düşüncelerle değil, “ne işe yarar” diye düşünerek değil, Uğur Tanyeli’nin de değindiği gibi; zihinsel yönü ağır basan, sadece praktis ile yetinmeyen bir meslek yapılanmasına doğru evrimleşiyoruz.]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-11-06 19:23:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2400001098/Bookmarks/wish/898886645</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
