<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>MİM4511- 2016517020 by ŞEFİKA NUR BAL</title>
      <link>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-10-24 13:18:53 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2020-12-21 18:41:17 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title> MİMARLIK VE FELSEFE</title>
         <author>mim4511_2016517020</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks/wish/900487978</link>
         <description><![CDATA[<div>  Mimarlık bilgisi geleneksel bilginin birikmesiyle kesin genel katı bir bilgiydi. Mimarlar bilgiyi sorgulamıyordu felsefeden, düşünme biçimlerinden elbet haberdarlardı ama bunu kendi dallarına uygulamıyorlardı. Modernleşme için 15. yy’i milat olarak kabul edersek mimarlık bilgisi söylem durumundayken evrimleşti felsefe ile buluşmasının temelleri atıldı diyebiliriz. Tutarlı halden sorgulaması, zihinsel yönü ağır basan hale dönüştü. Bu zihinsel çabayla birlikte mimarlar eskisi gibi bir bilgi birikimi ve tutarlılık yaratmak istedi bunun için birçok dalla ilgilendi. Kesin bilime dayalı dallar ve felsefe de buna dahil. Onlardan çok şey topladı bu toplamanın bazen abartıya kaçtığı da doldu. Ancak mimarlık insanla ilgilidir ne kesin olanı direkt kabul eder ne de soyut düşünceyi. Mimarlık bilgisi bunların harmanlanmasını ister. Yani aslında düşünmeyi ister bu yüzden mimarlık bilgisi de eski duygusuz kesin bilgi haline dönemez. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-11-07 21:17:28 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks/wish/900487978</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KENT KAŞİFLİĞİ </title>
         <author>mim4511_2016517020</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks/wish/933282013</link>
         <description><![CDATA[<div>Kent kaşifliği geç kapitalist kültürün tüketim alışkanlıklarında mekânın rolünü sorgulayan bir girişimdir...Kent kaşiflerinin örgütlenme biçimi geçmiş dönemin aralarındaki yüz yüze ilişkilerle oluşan, bağları kuvvetli toplumsal hareketlerinden daha akışkan bağlar çerçevesinde işlemektedir. <br><br>(Yeni Medyanın Mekânsal ve Dijital Aktivizmdeki Rolü: Kent Kaşifliği Örneği, Ege Mimarlık,2017/3)<br><br>Kent kaşifleri kullanılmayan, geçmişten izler taşıyan harabe olarak tanımlayabileceğimiz yapıları deneyimleyerek saklanan yönlerini günümüz haberleşme ağları sosyal medya aracılığıyla açığa çıkarıyorlar. Her ne kadar bu iletişim ağının yüz yüze olandan daha etkili olduğunu düşünseler de bütün kentliyi bu bilgiden mahrum bıraktıkları için bu düşünceyi doğru bulmuyorum. Çünkü hala sosyal medyayı yeterince ya da etkili kullanan bir topluma sahip değiliz. Amaç sahip çıkılmayan değerleri gün yüzüne çıkarmak ise burada eski kuşaktan daha fazla değer verecek kesim azdır. Maalesef o kuşağın tamamı sanal iletişime pek hâkim değil ama bir taraftan da bu amacı sahiplenen kişiler ya da örgütlerde mekanların illegal yoldan girişi ve araştırması yaygın olduğu için sosyal medyada daha fazla etkin rol oynamaktan başka çare kalmıyor.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-11-17 18:33:56 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks/wish/933282013</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Mimarlık Eleştirisinde Kavramlar</title>
         <author>mim4511_2016517020</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks/wish/975683719</link>
         <description><![CDATA[<div>Eleştiri bir düşünme biçimi yorumlama sürecidir. Bu süreç içerisinde eleştiri içine eleştirmenin öznelliğini de katar, söylemin parçalarından da yararlanır ve tarih sürecinde de zaten bu durum ayrılmaz bir bütün olmuştur. Eleştirinin sonu yoktur. Sürekli yorumlanarak başka bilgilerle bağlamlarla harmanlanarak gelişip büyüyen bir süreçtir. Peki bahsettiğimiz bu eleştiri sadece kelimelerle bir oyun mudur? Mimarlık sadece kavramlardan mı oluşur? Yazın eleştirinin akademik kabulü varken mimarlığı anlatırken başka gösterim biçimlerinden yararlandığımız gibi eleştirisinde de bundan yararlanamaz mıyız? Elbette bu biçimler yorumlama biçiminin ürünü olacaktır. Ürün eleştirinin kendisini oluşturacak, kelimeler gibi. Ancak kesin bir ifade biçimi de oluşturacaktır. Oysa kavramlar eleştiren her türlü bağlamdan inceler, ancak kavramları kullanış biçimi yorumlaması özneldir. Böyle olunca ürüne bağlama uyumda yapım sürecinde bile farklılıklar oluşur. Kavramın anlamı farklı olsa da yorumladığı bağlama uyumuyla bile yeni anlam kazanabilir. Böylece bu süreç yorumlar sorgulamalar eklendikçe katlanarak devam eder.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-01 14:25:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks/wish/975683719</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eleştiri dağarcığı </title>
         <author>mim4511_2016517020</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks/wish/997658068</link>
         <description><![CDATA[<div> Eleştiri eleştirildikçe farklı açılardan yorumlar katıldıkça nesneye özgünlük katar.Modernite ile birlikte toplumun kalıcı değerleri değişmeye başlamış ve modern toplumun her üyesi bir şekilde etki ederek bunu yapmada rol oynamışlardır. Haliyle parça parça gerçekleşen bu durum karşısında kimliksiz bir şekilde olan nesneler, olaylar, zaman istif bir şekilde toplumda yer edinmeye çalışmıştır. Bu istiflenme bu dolaşım mimarlıkta da yine aynı şekilde bütün bağlamlarına bakılmaksızın karşımıza çıkar. Bu kimliksiz bellek hali sürekli katkılarla değişmekte ve zamanında tekdüze olup dışlanan durum, nitelik form başka zaman diliminde yer edinmesi için çabalanan bir şey haline gelebilir. Bu bilinçsizce gerçekleşen olaya uzaktan bakılıp içinde kaybolmadan denetlenen bir sistemle engel olunabilir ancak bu yeni sistemin de bu bilinç paradoksunda kaybolmayacağının garantisi yoktur. Ayrıca bu uzaktan bakış bir yerde de algının ruhunu bozabilir. Bu yüzden biçim bilimsel, anlamsal, bağlamsal tanım bir bütün halinde birbirinden beslenerek hareket etmelidir. Bilmeyene bilmediğini kendinin kavradığına yakın aktarmak ancak böyle gerçekleşebilir. Mimari nesne bütün bu anlamlarla bir bütündür ve her yeni kullanıcının katkısıyla birlikte anlam şeması büyür. Estetik acıdan anlamının irdelenmesi de yine nesnenin geçmişindeki anlamına atıflarla mümkündür. Büyüyen bu anlam şeması yorumlayanın da katkılarıyla sınırsız bir büyüme kapasitesine sahip olur.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-08 11:14:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks/wish/997658068</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ELEŞTİRİDE YARATICI/NESNE/BAĞLAM DİYALOGLARI</title>
         <author>mim4511_2016517020</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks/wish/1012873852</link>
         <description><![CDATA[<div>Eleştiride hep ürün yaratıcınındır ve onun niyetini yansıtır benimsemesiyle hareket edilmiş, yaratıcı eleştirinin başrolünde kalmaya devam etmiş diyebiliriz 20 yüzyılın yarısına kadar. Yaratıcı bu durumdan çıkartılmaya da çalışılmış. Roland Barthes’ın ‘’ Yazarın Ölümü ‘’makalesi de bu çabanın ilk adımlarından birisidir. Buna göre eserler tek bir anlama değil sayısız anlamı bağlam olarak kabul edip ondan parçalar taşırlar ve bu parçalar birbirine kenetlenmiştir dolayısıyla da onlardan bir parça taşıdığı için de özgün değildir. Bu yorumla birlikte sınırlar ortadan kalkar ve zenginleşir. Yani müellifi bir ölüme terk etme pahasına da olsa esere odaklanmayı benimser. Ancak eser bazen en iyi seçenek o olsa da yaratıcısından ne kadar kopartılabilir? Türkiye’deki eleştiri için de bu kavramlar arasındaki bağ ve önem derecesi çok iyi kavranmadığından eleştiren/yaratıcı/nesne diyaloğu alışılagelmişin dışına çıkamadığından zor bir süreç diyebiliriz. Yaratıcının önceki başarı/başarısızlığı, hayatı, alışkanlıkları gibi bağlamlar karşılaştırmalı olarak eleştiriye etki ettiğinden eleştiri nesne özelinin, amacının dışına çıkar. Tasarım her türlü bağlamla ilişkili olarak şekillenir. Yaratılma sürecindeki birçok insan da zaten ürünün parçası olmaya hazırlardır. Deneyim de ürüne kendinden parçalar katar. Ürün deneyimcinin yeni keşifleriyle tekrar tekrar üretilir. Türkiye’deki konutlara baktığımızda sonuç üründe kullanıcı büyük rol oynar ve esere baktığımızda mimarın niyetini çözmek kolay değildir. Peki zamanına uymuş eserde özgünlükten bahsedebilir miyiz, bu etkilerden kendi tarzına yer vermeyen bir mimarın eserinde yaratıcıya bakmak ne kadar etkilidir? Mimarsız eleştiriyi nasıl yapabiliriz? Mimarlık eleştirisi için her dalda uzman olmak gerekmeyebilir. Nesnenin kendisini ve bağlamını harmanlayarak mimarından bağımsız da bu eleştiri gerçekleşebilir. Türkiye’de eleştirinin zenginleşmesi adına da bu ölüm kabul edilebilir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-13 00:01:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2016517020/Bookmarks/wish/1012873852</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
