<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>MİM 4511_2017517120 by Hilal Kök</title>
      <link>https://padlet.com/Mim4511_2017517120/s1muomztt117lpmi</link>
      <description>Uğur Tanyeli; Söylem ve Kuram</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-11-04 14:48:56 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2020-12-23 11:27:25 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>Kuram ve Söylem</title>
         <author>Mim4511_2017517120</author>
         <link>https://padlet.com/Mim4511_2017517120/s1muomztt117lpmi/wish/890151579</link>
         <description><![CDATA[<div>Mimarlık; en ilkel hali ile mekan oluşturma sanatıdır. Zaman içerisinde gelişen mimari ve zamanla mimarinin de içine işleyen felsefi bakış açısı ile mimari söylemler ve kuramlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Uğur Tanyeli mimarlık üzerine konuşurken felsefi disiplin olan etiğin mimari üstüne kaymasını eleştiriyor ancak bu yalnız mimarlıkta geçerli bir durum olmadığı gibi bir şeyin kavranması için başka disiplinlerden kavramlar ile açıklanmasını yanlış bulmuyorum. Ancak bu şekilde bilmediğimizi bilip kavrayabiliriz. <br>Mimari söylem ve mimari kuram farklı şeylerdir. Söylem ‘onun için’ uğraşırken kuram ‘onun üzerine’ uğraşır. Söylemde üretilen bilgiler eyleme geçip uygulanırken kuramlar ancak kendinden sonra yazılacak kuramlar için nesne olabilmekte. Tanyeli gelecekte söylemsel akıl yürütmeye değil kuramsal akıl yürütmeye ağırlık verilmesini bekliyor. Her ikisinin de gerekli olduğunu ve birinin gelişmesinin diğerini engellemeyeceğini hatta destekleyeceğini düşünüyorum. <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-11-04 14:49:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/Mim4511_2017517120/s1muomztt117lpmi/wish/890151579</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Mimarlık ve Felsefe</title>
         <author>Mim4511_2017517120</author>
         <link>https://padlet.com/Mim4511_2017517120/s1muomztt117lpmi/wish/898886842</link>
         <description><![CDATA[<div>15.yy öncesinde mimar/mühendis yalnızca yapıyı ortaya çıkarma üzerine uğraşıyordu. Belki beklenti, yapım zorlukları, bilgi eksikliği , bilgi aktarım zorluğu gibi sebepler sonucu ancak anlayıp bilinen doğruyu üretiyorlardı. Ancak 15.yy dan sonra yapının nasıl yapılacağı hakkında daha hızlı ve pratik bilgileri olması beklentinin de paralel şekilde artışı ile nasıl farklı tasarlanabilir ya da altında nasıl düşünsel sebepler olabilir gibi düşünceler ile entelektüelliğe adım atmaya başlamış olabilirler. Tasarlama eyleminin düşünce şekli değiştikçe işin içine diğer bilimler beraberinde felsefe de dahil olmaya başlamıştır. Mimar ve mühendisin ayrılması ile birlikte de mühendis daha matematiksel alanda kalırken mimar tasarımcı ve düşünür kısmında kalmıştır. Bana kalırsa mimarlığı felsefeye en çok iten kısım mühendisliğin işin tek doğrusu olan sayısal kısmın ondan ayrılması ile derinleşmiştir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-11-06 19:23:29 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/Mim4511_2017517120/s1muomztt117lpmi/wish/898886842</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eleştirinin Amacı ve Öznelliği</title>
         <author>Mim4511_2017517120</author>
         <link>https://padlet.com/Mim4511_2017517120/s1muomztt117lpmi/wish/963076786</link>
         <description><![CDATA[<div>Var olan bir ürünü açıklamak değil bu üründe iç içe geçmiş farklı anlamları bulmak ve çoğaltmak amacı ile eleştiri yapılır. Eleştirinin öznelliği başta eleştirmenden ötürü daha sonra da kullanılan kavramların dahi o eleştiri özelinde farklı anlamlar yüklenmesinden kaynaklanır. Bir kelime bir konum, bir tarih, bir yapı için bir anlama gelirken farklı bir yapıda bambaşka bir anlam taşıyabilecektir. Eleştiri genelinde olan bu durum mimarlık eleştirisi özelinde kavramların tanımlarında yaşanan çeşitlilik sebebiyle oldukça yoğun öznellik taşır. Mimarlık tarihinin anlaşılıp anlatılmasından doküman tarihinin sınırları dışında, boşlukların doldurulması için eleştirel tarih şarttır. Bunu da gerçekliği yeniden üreterek sağlar. Eleştiri şimdiye kadar çoğunlukla yazınsal olarak kendine yer bulmuş olsa da pek çok farklı ifade biçimi de bulunmaktadır. Eleştiriyi bir nesne olarak değil eleştirel düşünme genelinde bir süreç olarak görmeliyiz.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-11-26 10:17:56 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/Mim4511_2017517120/s1muomztt117lpmi/wish/963076786</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
