<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Kitabınızın Temasından Yola Çıkılarak Yazılan Öyküler by NEZAHAT AKBABA</title>
      <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo</link>
      <description>Sınıfınızı adınızı soyadınızı Okuduğunuz kitabın adını ve hikayenin temasını yazarak bu Padlet linkine yüklüyorsunuz</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2017-11-06 08:22:05 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-10-16 01:06:35 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>Emine Özdemir 10-C Çizgili pijamalı çocuk Alman bir çocuk ile Yahudi bir çocuğun arkadaşlığı.</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203846015</link>
         <description><![CDATA[<div>Michael Nazi Almanyası'ndan sonra doğmuş bir çocuk idi. Anlattıklarına ve Michael'inda anladığına göre Yahudi'lerden her yönde üstünlerdi. Michael evin tek çocuğu idi. Babası her zaman ozel gorevini yapar ( ve Michael ne olduğunu bilmezdi ), annesi ile kendi halinde sessiz sakin bir kadindi. Michael'in cevresinde yasitlari arasindan fazla tanidigi yoktu, zaten olsa da fazla anlasamazdi. Michael cok ozguvenli, maceraci ve neseli bir cocuk idi. Kendine aradigi arkadasinda boyle olmasini isterdi hep. Michael her gun "Acaba bugun farkli ne yapsam?" deyip dusunurdu ve her zaman kitap okurdu her ne kadar farkli olmasa da...&nbsp;</div><pre>Icinde yasadigi toplumun her zaman dusuncesini merak etmistir. Kendi kendine hep soylenmistir: "Biz neden Yahudilerden ustunuz?" Birgun bu soruya ceval bulmak istedi. Annesine sormak istedi fakat annesiyle arasi pek iyi olmadigi icin yanlis bir karar olurdu. Babasiyla konusmak istedi ama bu seferde cesaret edip soramadi hem babasi da mesgul bir adam idi. O yuzden bu da pek dogru bir secenek degildi. Bu soru cevapsiz kaldigi icin surekli farkli goruslere mensup kitaplar okumaya basladi Michael. 18 yasina kadar durmadan okudu. Universite kazandi ve yeni okulu icin Berlin'e gitti. Universitedeki ogretmenlerden biri Yahudi idi ayrica cok onemli bir profesördü. 18 yasina kadar bircok gorusu olmustu Michael'in lakin bu sorunun cevabina uygun bir sey bulmamisti. Bu konuyla ilgili profesörle konusmaya karar verdi. Profesor her zaman beyaz önlük giyen, gözlüklü, uzun boylu bir adamdi. Michael bir gun profesorun odasina gitti. Adim sesleri koridorda yankilaniyordu. Kapiyi tik tikladi iceri girdi. "Irk olarak neden sizden ustunuz, aramizdaki fark ne, size ne yaptilar?" diye heyecanla sordu alacagi cevaptan korkmayarak. Profesor cok sasirdi. Elindeki kagitlari ve mavu dosyayi masaya birakarak Michael'a oturmasi icin siyah deri koltugu isaret etti. "Ben anne babami sizin bu ustun irkiniz yuzunden kaybettim. Anneme babama inanilmaz iskenceler yapildi, gozumun onunde. Sadece benim aileme degil butun Yahudi irkina iskence edildi, gaz odalarina goturulup olduruldulee. Treni hareket ettirmek icin birsuru Yahudi insan yakildi. Bize, bizim sizin gozunuzdeki alt seviye irkimiza, sizin ust irkiniz bunlari yapti." diye sitem etti. " Ama profesor.." dedi bir sey ekleyemeyerek. Micharl okudugu kitaplarda bunlari duymustu fakat profesorun anne ve babasina olanlar icini ciz ettirdi. Butuj bu olanlara karsi ayaklandi. Eskiden olan bir sey icin ayaklanmadi her ne kadar anlamliysa.. Sadece kendi irklarinin ustun olmadigi, aksine bunlari diger insanlara yaptiklari icin alt seviye irktilar. Michael'in gozunde butun irklar ve butun insanlar esitti. Michael profesorun hakli oldugunu bildigi icin biraz kizarmisti. Daha sonradan Profesor ile Michael cok yakin birer arkadas oldular. Irk farkliliklari olsada bir Yahudi ile bir Alman'in arkadaslik hikayesidir bu...
<br></pre>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 13:10:30 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203846015</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Elif poyraz 10-B engellenmemiş kızlar</title>
         <author>elifpoyraz01</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203898557</link>
         <description><![CDATA[<div>Kızların özgürlüğü&nbsp;<br>Artık bugün itibariyle 18 yaşındaydım. Bu yaşıma kadar ne giyiceğime ne yapacağıma makyaj yapıp yapmıycağıma hep annem karar vermiş. Bundan sonra böyle olmasına izin vermiycektim. Çünkü artık büyümüştüm.&nbsp;<br>Birgün arkadaşlarımla beraber sinemaya gidicektik. Tam evden çıkarken annem durdurdu."nereye gidiyorsun" dedi "arkadaşlarımla buluşcam" dedim. "Git şu makyajını sil pirsingini çıkar" dedi. Oysa o kadar makyaj yapmamıştım pirsing desen öyle kocaman birşey değildi dışarda herkes böyleydi ve ilgi çekiceğimi düşünmedim ve anneme " neden?" diye sordum. Annem "konu komşu birşey der" diye cevap verdi. Bana karışması beni zaten sinirlendiriyordu bir de konu komşu diyince iyice sinirlenmeye başlamıştım. "Anne konu komşudan banane ne derlerse desinler" diyip evden çıktım. Artık bunlar annemle aramı daha çok açıyordu. Napıcağımı bilmiyordum. Gizli saklı makyaj yapada bilirdim ama istemiyordum ben Buyum ne zaman kendim istemezsem o zaman yapmam millet için de yaşayamam yapıcak birşey yoktu . annemden konu komşuda zamanla alışıcaktı.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 14:42:54 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203898557</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Şevval AYSEL 10/B 405 Engellenmemiş Kızlar</title>
         <author>sevval_aysel2002</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203929390</link>
         <description><![CDATA[<div>Güneş ışığını,aynaları,fotograf çekilmeyi hatta yüzümü belli eden hiçbir şeyi sevmiyordum.17 yaşımdayım ve kendimden nefret etmemi sağlıyıcak bir sürü insan tanıdım sırf dış görünüşumden dolayı özgüvenim yoktu insanlar bana tuhaf tuhaf bakıyor hatta bazen arkamadan konuştuklarıni bile duyuyordum<br>   Bu insanlar neden bu kadar acımasız? Neden beni olduğum gibi kabul etmiyor? Neden iç güzellik dünyada önemsenmiyor?<br>   Gözümü alan ışıkla uyanmıstım okula gitmem gerekiyodu ama benimle dalga geçen o insanların suratını bile görmek istemiyordum. Annem odaya girdi<br> -arya kalk artık kızım yine geç kalıcaksın <br> Annemi başımla onaylayıp kalktım aynaya bakmak istemiyordum onun için hemen yüzümü yıkayıp banyodan çıktım. Okula gitmek için hazırlanıp evdn çıktım. Okula vardıgimda herzaman ki gibi kendime şu tutamadığım sözleri veriyordum kimseyi takma arya,aglama arya ,bosver arya ama bunların hepsi boşdu sınıfa girdiğimde herkes bana bakıyordu garipsemistim.hepsi sinsi sinsi güluyordu sirama gectiğimde masamın üstünde duran üstunde resmim olan fotografı gordum . Fotografın üstünde benimle dalga geçicek yazilar vardı ama kötü olan bu değildi bütün okula dağıtmış olamalarıydı gözlerimin yandığını hissediyordum hemen sınıftan çıkıp kosmaya başladım en sonunda kendimi okulun karşı sokağına geçerken hatırlıyorum. Gözlerimi hastahanede açtım yanimda annem vardı. Bışeyimin olmadığini soyledi. Bende hiç merak etmiyodum zaten çünkü hala aklım bana yaptıkları pislikteydi. Babam odaya girdi normalde babamla hiç konuşmazdık ama bu sefer ısrar etti anlatmam için her şeyi babama anlattım. Babam gizlerimin içine bakarak senin için baskalarının dediği onemli olmamalı sen çok güzel bir kızsın ve hayatın boyunca yanında olmıyıcak insanların sözünü takmamalısın dedi. Babama sarıldım ve sen haklısın baba benim ıçın o insanların değil sizin ne düsündüğünüz onemli dedim. <br> EEEE Anne sonra ne oldu kızımın sorusuna yüzüme tebesssüm yerlestirerek sen kendini nasıl beģeniyosan öyle ol ve asla insanları dış görünüyle yargılama dedim. Genćlik anılarım kızımın dikkatini çekmiş olucakki hayranlıkla bana bakıyordu<br> -Biraz daha anlatsana <br> -artık uyumalısın <br> Biraz mızmızlansada kücük gözlerini kapattı ve uykuya daldı.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 15:24:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203929390</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Şeyda AYSEL 496   10-C -Kanadı Kırık Kuşlar</title>
         <author>seyda_aysel2002</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203941952</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp; SAVAŞ MI? KURTULUŞ MU?<br>&nbsp;Her şeyin bana oyun geldiği annemle babmin etrafımda dört döndüğu zamanalardı.İnsanların yüzünden gülücükler eksik olmuyordu.Tağaki etrafı karabulutların sardığı ,insnların yüzünde ki o tebessümlerin saklandığı zamana kadar.Üniformalı adamlar kasabadaki tüm evlerin kapılarını acımasızca çalıyorlardı.Daha önce hiç böyle üniforma görmemiştim anneme bunların kim olduğunu sordum,bana sessiz olmamaı söyledi.Ben ısrar etmeye devam edince kulağıma eğilip onlar, asker dedi.Düşüncelerime dalmıştım ki annem annem beni çekiştirerek odama götürdü sonra tekrar onların yanına döndü ama kötü bişey olmuştu,buna emindim yoksa annen niye böyle hayalet görmüş gibi bembeyaz olsunki.Kapının kapanma sesini duydum,askerlerin gittiğini anladım.Hemen odadan çıkıp salona fırladım.Annemle babam hiddetli bir şekilde konuşuyorlardı,sanki babam bir şeye sinirlenmişti<br>&nbsp;-Nasıl böyle bişey olur.Bisey yapmadan duramayız karşılık vermeliyiz.diye odada volta atıyordu.acaba buda bi oyunmuydu. Güneşin batışı ve o parlayan göz alıcı hilalin çıkışıyla göz kapaklarımı artık tutamıyordum ve kendimi yatağa atıverdim. Uyandığımda güneş ışığı gözlerimi yakıyordu. Odadan çıktım,annem gözlerini kırpmadan camdan bakıyordu dışarıda ne vardın. Annemin yanına ilişip camdan dışarıya baktım,kocaman araçlar vardı,bir kaç adam ifadesizce ev eşyalarını araçlara taşıyorlardı. Biraz sonra dank etmişti insanlar adeta kaçıyordu. Birkaç kişi onları durdurmaya çalışsada vazgeçiremediler&nbsp; . Neydi bu nereye gidiyordu bu kadar insan,en önlemliside neden gidiyorlardı. Annemle babama sormaya karar verdim. Babam eve gelince karşılarına geçip hızlı bir ßekilde sorularımı arka arkaya dizdim. Annem bana sinirli bir şekide bakıp&nbsp;<br>&nbsp;-Önce bi nefes al,ayrıca sen daha küçüksün her şeyi bilmeyiver dedi. Babam benimle her şeyi paylaşır yaşıma aldanmazdı. Zeki bir çouk olduğumu biliyordu.<br>&nbsp;-Hadi canım yanıma gel ve otur sana olup biteni anlatayım.Babamın yanına koşup kucağına atladım. Babam bana sarılıp<br>&nbsp;-Bak canım bizim ülkemizle başka bir ulke kavga etmişler.dedi,sesinin yumuşak çıkmadına dikkat ederek.<br>&nbsp;-peki niye kavga etmişler niye herkes gidiyo diye atladım<br>&nbsp;-Kimsenin biryere gittiği yok illahki bir çözüm bulunur .babamdan soruma cevap alamasamada daha fazla üstelemedim.yıllar birbirini kovalıyordu. Askerler hergün gelip birķac evin kapısını çalıyordu insanlar eksiliyordu yavas yavaş. Artık olup biteni daha iyi anlıyordum,çünkü gündem buydu. Insanlar baska bir sey konuşmuyorlardı. Birbirlerinin halini hatrını sormayı geç günaydın bile demez olmuslardı. Babam olduğundan daha sinirli,annem ise benimle daha az ilgileniyordu. Günün yarısını haberleri takip etmekle geçiriyordu. İnsanalrin yüzünde tek gördüğüm "UMUTSUZLUK"tu ama biz böyle bir millet değildik. Neydi bizi böyle yapan bu duruma düşüren. Daima&nbsp; umudumuzu yitirmeden küçücuk şeylete bile seferber olan bir millettik. Insanlara birisi bunu aşılamalıydı. Askerler artık hergün geliyorlardı ve korktugum sey oldu bizim kapıyıda çalmışlardı.annem ağlıyordu babam ise mutluydu.anlam veremiyordum bu iki zıt duygulara. Konusmalardan duyabildiğim tek şey "SAVAŞ"tı. Savas neydi,kötü bir şey miydi?ama babam niye mutluydu askerler gittikten sonra annemin ağlaması hiddetlenmişti. Babam anneme sarıldı artık ağlamamasını söyledi. Annem yerinden sıçradı<br>&nbsp;-sen niye bu kadar mutlusun,söz konusu savaş. diye bağırdı.<br>&nbsp;-Bu savaş değil "KURTULUŞ"tur. Aklimda tek soru "SAVAŞ MI?""KURTULUŞ MU?"bu iki kavram aklımı karıştırıyordu.yaklasik iki üç gün sonra babam eşyalarını toparlamıştı. Nereye gidiyordu? İste yine aynı soru ama bu sefer öğrenencektim. Akşam olmuştu babam annme sarilmıştı,annem artık ağlamıyordu. Sıra bana geldiğinde babamın kollarindan sıyrilmıştim ve&nbsp; aklımı kurcalayan o soruyu sordum<br>&nbsp;-Baba herkes nereye gidiyor. Babamin gözleri parlıyordu yüzünde bir tebessum beliriverdi ve şoyle dedi<br>&nbsp;-VATANINI KURTARMAYA</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 15:42:31 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203941952</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Cizgili pijamali çocuk Ezgi deniz ERGİN 10/B 337</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203942180</link>
         <description><![CDATA[<div>TELLERIN ARASINDAKİ ARKADAŞLIK <br>Camın arkasından tellerin olduğu yeri seyrediyordum. Tellerin diğer tarafinda  top oynayan,güneşte saçları apsarı  parlayan eğlenen çocukları bir süre  seyrettim durdum. Bir anda tellerin diger tarafina  toplari düştü. <br>Önce napicagimi bilemedim.Çok  nadir görülen bir olaydı benim için. Can sıkıntısındandır belki , belki de arkadaş olurum bahanesiyle <br>bir hışımla evden fırladım bahçeye. Topun yanina geldiğim anda <br>Tellerin ordan hakaret eden ten rengimle alayci bir tavirla bağıran çocukların sesini duydum <br>-Heyy sana diyoruz ne bakiyorsun atsana şu topu !<br>Bir öfkeyle toplarıni atarak gözlerim dolu eve geldim.<br>Önce annemin uyarılarıni çiğnediğim icin kızgın bakışlarına  maruz kalmıştım.<br>Onlardan arkadaş olunmayacağını   hep beni üzeceğini söylüyüp duruyordu.<br>Neden bu teli yaptıklarını  daha iyi anlamıştım sanırım.<br>Ten rengimizin onlardan  daha koyu olduğu için hastalıkliıymışız  gibi Davranmalari alay etmeleri bir hücreye  kapatmışcasına soyutlanmış bir biçimde  bu tellerden kendilerini koruyorlardı. Kendilerini daha üstün görüp alay etmeleri canımı sıkmaya başlıyordu.Bunlari düşünürken uyuya kalmışım. Sabah uyandığımda hep yaptim gibi bahcede tellerin oldugu yerime gidip  oturdum<br>Bir an da sarı  saçlı bir kız  telin diğer  tarafına   oturdu. Şaşkınlıkla bakmaya devam ettim. Aklımdan  acaba o da mi benle dalga geçicek ten rengimden olayı  beni üzücek mi  sorulari geçti  durdu. Bir anda tebessüm ederek benle konusmak istedi. Bana tellerin arasindan şeker uzatarak adinin maria olduğunu diger çocuklar gibi olmadığını anlatip durdu. O şaşkınlıkla şekeri almayi unutmuşum. Tebessüm ederek adimi söyleyebildim. O anda herşeyin farklı olabileceğini düşündüm.<br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padletuploads.blob.core.windows.net/prod/236363545/a871e25ba5944562fb492ba03e7b1446/2017_11_06_17_42_38_1.png" />
         <pubDate>2017-11-06 15:42:52 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203942180</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Saadet Öğren 10B 349 ENGELLENMEMİŞ KIZLAR</title>
         <author>saadetogren1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203945718</link>
         <description><![CDATA[<div>Gözüne akın eden günes işigyla uyandı bu sabah . Kalktı ve annesine kahvaltı hazırlamak için yardım etti. Bugun haftasonuydu abisi herzamanki gibi gezmeye gidecek istediği vakitte gelecekti. Ama o öylemiydi çok zordu izin alıp çıkması babası izin vermiyordu sebebi ise kız olmsıydı. Bundan nefret ediyordu keşke diye geçirdi içinden keşke erkek olsaydım. Tüm hayatını “elalem ne der?” Sorusu yönetiyordu halbuki ne çok istemişti bi kaç saatliğine de olsa çıkıp Özgür olmayı ama bunların hepsi hayaldi . Babası kahveye , abisi gezmeye , annesi ve o evi temizlemeye koyuldu</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 15:48:11 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203945718</guid>
      </item>
      <item>
         <title>AYSU SEDA DOĞAN 10-C/320 MAVİ ŞAÇLI KIZ </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203953387</link>
         <description><![CDATA[<div><br></div><div>Birkaç aydır olduğu gibi bugun de uykusundan,yüksek bir ateş ile terlemiş vaziyette korkulu bir şekilde uyanan hazal,gördüğü kâbusun şokunu atlatmaya çalışıyordu.Ses çıkarmadan yavaşca yatağından kalkıp,banyoya doğru yürümeye başladı.Işığı açtı,lavaboya yöneldi.Aynada kendine bakıyordu,yüzü ruh gibiydi.Yüzünü yıkadı ve yatağına geri dönüp uykuya dalmaya çalışmakla meşgüldü.Hazal,hep şu ön sıralarda oturan,dersleri pek iyi olan,alımlı,bakımlı bir kızdı.Hazal babasını bir tarfik kazasında kaybetmişti.Babasının En büyük hayali kızının bir çocuk dokturu olmasıydı ve Hazal bunun olması için çok emek harcıyordu..Bir kaç saat sonra telefonun alarm sesiyle uyandı.Yatağından halsiz bir şekilde kalkıp hazırlanmaya başladı.Annesinin seslenişiyle kahvaltıya indi.Pek bir iştahsızdı,canı bir şeyler yemek istemiyordu.Bu durum annesinin dikkatini çekmişti,normalde yemeği çok seven bir kızdı.Hazal kahvaltı masasından kalkıcağı sırada başı dönüp bayılıverdi.Annesi telaşlandı, ne yapacağını bilmiyordu.Vucudunda morluklara rastladı.Ne yapsa kızını uyandırmayı başaramamıştı.Ambulansı arayıp gelmesini bekledi bu sıra Allah'a dualar ediyordu.Tek yaşam kaynağı olan kızına bir şey olmasını istemiyordu.Ambulansın gelmesiyle Hazal hastaneye kaldırıldı.Hastanede uzman doktorlar tarafından LÖSEMİ teşhisi konuldu.Aylarca 4 duvar arasında tedavi gördü.Annesi hergün kızının eski sağlına kavuşabilmesi için namazlar kılıyor,dualar ediyordu.Tâ ki bir sabah kızının ölüm haberiyle uyanana dek...&nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 15:59:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203953387</guid>
      </item>
      <item>
         <title>BİR GECE Berk Akşahin 54 10/B</title>
         <author>berkaksahin36</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203956297</link>
         <description><![CDATA[<div>Günlerden sıradan bir akşamdı.Ama ülkemiz için hiç öyle değildi. Savaş neredeyse kapıdaydı ülkedeki krizler, başka ülkelerle geçinememe sorunu gibi bir sürü dert annem her gece dua ediyordu ülkemiz için eğer savaş çıksa bizi hangi ülke kabul eder diye düşünmeden yapamıyordum o gece birden uçak sesleri sardı havayı ben çok korkuyordum napacağımı bilmeden babamın yanına gittim birer ikişer füzeler atıyorlardı çok korkuyordum babam her aglamaya basladigımda babam beni sakinlestirmeye calisiyordu ama babamda çok korkuyordu farkindaydim sabaha kadar hic uyumadik ülkemizin askerleri bizi almaya gelmisti disari ciktigimda yikilmis birsuru ev yerde yatan insanlar, çocuklar etraf kan gölüydü.Sağ kalanlarda arabalarla ülkeden kaçma derdindeydi bizde öyle yaptık evimizi hayatımızı bırakıp en yakın komşu ülkeye gitmek zorunda kaldık ama hiç gitmek istiyordum ama gitmek zorundaydık. Komşu ülkeye geldiğimizde girişte 1 milyona yakın savastan kacmaya calisan insanlar, cocuklar ulkeye giris yapabilmek 9 saate yakın bekledik ve sonunda o komsu ulkeye siginmistik aklimda cok soru vardı okula gidebilecekmiyim evimiz neresi olacaktı gibi sorular bizi bir kamp alanına yerlestirdiler ve orda hayatimizi surdurduk.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 16:04:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203956297</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Aleyna KARADENİZ 10/B 954 ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203962324</link>
         <description><![CDATA[<div>Çalıştığım markette müşteriler yüzünden aldığım o lanet haberden sonra eve koşmaya başladım. Uzun süredir başlamasından korktuğumuz savaşın eşiğindeydik ve beklenen olmuştu. Deli gibi koşuyordum ve nefesimi düzenleyemiyordum. Şuan tek yapabildiğim kimseyi gözüm görmeyecek şekilde koşmak. Eve az kalmıştı ve tek isteğim annemin, babamın, kız kardeşimin iyi olmasıydı. Herkes alabildiklerini almış arabası olan arabasına biniyor olmayan tek tük nereye gittiği belli olmayan otobüslere biniyordu. Evimin sokağına girdiğimde elinde çantayla koşan bir genç kıza çarptım öyle hızlı çarpmıştım ki kız bir yana çantası bir yana savruldu. Şoka uğramış bir şekilde bana bakıyordu, kafamı çevirip ona baktığımda tanıdığımı fark ettim. Onun bana yaptıkları ve sonra haber vermeden çekip gitmesi, 2 yıl ortadan kaybolması 1 ay önce tekrardan çıkıp gelmesi. Kafamı allak bullak etti. Ne söyleyeceğimi kafamda sanırım 15-20 saniye kadar planladım. Ondan bu kadar nefret ederken bu günün hiçte nefrete müsait olmadığını fark ettim. <br>- Ö-özür dilerim. <br>-Önemli değil. Benim hatam geldiğini fark etmedim. <br>- Sanırım çok sert çarptım kendimde değildim. Şu an bile ne konuştuğum hakkında fikrim yok. <br>-Herkes öyle aynı şekilde bende öyleyim. Böyle olman normal. <br>Çantasını yerden alıp elimi ona uzattım elimi tuttu ve kalkmasına yardım ettim. Çantasını ona uzattım ve bana gülümsedi. Hiç bir tepki vermedim. Gururuma daha ne kadar ihanet ederdim?. Arkamı döndüm ve gitmeye kalktım. <br>- Hoşça kal. <br>diye bir ses geldi arkamdan. Duraksadım <br>- Hoşça kal. dedim<br>Bu son görüşmemizdi biliyordum. Koşarak eve gittim. Evde herkes çantalara valizlere eşyalarımızı dolduruyordu. <br>- Anne, baba! İyi misiniz? <br>- Nerelerdeydin? Aklımız çıktı! Hemen çantanı hazırla. Dayın bizi gelip alacak arabasıyla. Yayla evine gidiyoruz. Orası en güvenli yer. <br>Hemen koşarak çantamı hazırlamaya gittim. 5 dakika sürdü veya sürmedi rastgele doldurdum çantama. 10 dakika içinde evden çıkmıştık. 2 saatlik bir yolculuğa çıkmıştık. İnsanlar otoyollarda arabaların durması için bağırıyorlardı. Hiçbiri için durmadık duramazdık. Havada sürekli kulağı delecek gibi yüksek sesle uçan uçaklar vardı. Kız kardeşim çok korkuyordu. Onu iyice kollarımın altına aldım. Radyoda ülkemize ani bir saldırı olduğunu ve herkesin sakin bölgelere gitmesi gerektiği söyleniyordu. Bunları düşünmekten yolun nasıl bittiğini anlamadım. Eve gittiğimizde hemen sobayı yaktık ve dolapta ne varsa değerlendirip yemek yedik. Yanımıza 2 ekmekten başka hiçbir şey almamıştık. Ertesi sabah dışarıda çok gürültü vardı ve bu yüzden uyanmıştık. Bizden olmayan asker toplulukları tüm evleri arıyordu ve bizim kapıyı açmamız için bağırıyorlardı. Hemen babam kapıyı açmaya gitti ve ona silahlarını doğrultup neden kapıyı geç attığımızı sordular. Babam ellerini havaya kaldırıp uyuduğumuzu ve duymadığımız söyledi. Asker babamın sözünü yarıda keserek askerlerine emir verdi ve tüm evi aradılar. Ne var ne yok yere attılar. Kimliklerimize baktılar ve ellerindeki 10 -15 kağıt yığınına bakarak teker teker kimliklerimize baktılar. Kız kardeşimle annem hariç dayımı beni ve babamı götürdüler. Korkmuyordum ve kardeşime korkmamasını söyledim. Anneme sarılmış bir şekilde bana güvendiğini söyledi. Tellerle çevrilmiş bir yere götürdüler bizi. Ama telleri örmeye devam ettikleri belliydi. Tam 1,5 sene boyunca o kampta türlü türlü işler yaptık 1,5 senedir mideme adam gibi lokma girmedi. En ufak bir itirazda insanları falakaya yatırdılar. Bazıları bu falakadan daha beter şeyler yaptıklarını söyledi. Ama sanırım daha gizli bir işkenceydi yaptıkları. Hiçbir zaman tahmin edemedim. Askerler kendi aralarında konuşurlarken yakında burayı kaybedeceklerini ve kendi ülkelerine geri gideceklerini konuşuyorlardı. Umutlanmıştım. 1, 5 senedir ne annemi ne de kız kardeşimi görmüştüm. Aradan 1 hafta daha geçti ve sabaha karşı bir saatte karmaşık sesler duydum. Ne dediklerini anlayamıyordum ama bir kargaşa olduğu belliydi. Silah sesleri duyuldu. Teslim olun ya da canınızı verin diyordu bazı insanlar. Yaklaşık 1 saat teslim olanları toplayıp götürdüler. İtiraz edenleri öldürdüler. Yattığınız çadırlara girdi yeşil üniformalılar. Ama bunlar 1, 5 senedir gördüğüm üniformalılara benzemiyorlardı. Sanırım işgalciler doğru söylemişlerdi. Kurtulmuştuk. Hepimizi kontrolden geçirdiler. En yakın zamanda hayatın eski haline döneceğini söylediler. Babam, dayım ve ben 1 hafta yollara düştük ve yayla evine gittik. Annem ve kız kardeşim bizi kapının önünde bekliyordu. Kız kardeşim ne kadar da büyümüştü. Kucağıma atladı ve ona uzun süre sarıldım. Herkes tek tek sarıldı birbirine ve Tanrı'ya şükrettik.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 16:13:11 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203962324</guid>
      </item>
      <item>
         <title>BIR AKŞAM ÜSTÜ  Alicem Çetin 10-B 345</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203964785</link>
         <description><![CDATA[<div>Yine annem akşam yemeğini hazırlıyordu. Güzel kokular geliyodu mutfaktan. Bağırdı annem alicem yardıma gel diye, babam ise koltuğa uzanmış haberleri izliyordu ve birden bağırdı. Annemle ikimiz hemen salona koştuk babam şok olmuş şekilde televizyonu işaret ediyordu . Bir kaç asker trt 1 binasını ele geçirmiş muhabire zorla yazdıklarını okutuyorlardı. Yönetime el konulduğuna dair bir şeyler geveliyorlardi, ve dışardan çatışma sesleri gelmeye başladı&nbsp;<br>12.15&nbsp;<br>Darbeye karşı gelememiştik sokağa çıkma yasağı gelmişti ülkede ki kriz bizi bekliyordu herkes hazırlanmak zorunda idi bu duruma . Ben hemen bizim dükkana koştum birkaç erzak almak için ama gittiğimde 90'larda ki tüp kuyruğu gibi bahçeyi aşmıştı sıra içerde de fazla bişey kalmamıştı. Soner Abi'ye seslendim kalan şeylerin de birazını ben aldım Allah'tan tanıdıktı kaynak yapmıştım.&nbsp;<br>4 Gün Sonra&nbsp;<br>4 gündür ekmek almak hariç dışarı adım atamıyorduk. Çok zorlu günler bizi bekliyordu televizyonu her açtığınızda , orgeneral denilen teneke vızırdıyordu yine .</div><ul><li>Zor günler bizi bekliyor ekonomik kriz , iç savaş daha bir-çok şey Allah Yardımcımız Olsun 🇹🇷🇹🇷</li></ul>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 16:16:56 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203964785</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10-C  Dilara ÜÇÜL  338  DARMADAĞIN  (şiddetin  savurduğu iki gencin özgürlük kafesi )</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203965706</link>
         <description><![CDATA[<div>Haziran ayının en sıcak günlerinden biriydi. Her zaman ki gibi yine evde sıkılmış bir şekilde oturuyorum. Camdan bakıyorum,karşı apartmanımızdaki Ela. O da aynı benim gibi sıkılmış görünüyor. O bana bakıp gülümsüyor bende ona tebessümle bakıyorum. Bence ikimizin de içinde hayat sevinci vardı. Ta ki o güne kadar . O gün ben ve Ela okul derslerimiz zorlaştığı için köyün muhtarının yanına gittik. Muhtar bizi güler yüzlü bir şekilde karşıladı. Bizde ona köyde bir etüt merkezi açabilir mi diye sorduk.<br>Muhtar:<br>- "Şuradaki koltuğa oturun" dedi. Bizde" tamam" diyip oturduk. Muhtar bizimle konuşmaya başladı. Muhtar  konuşurken sözleriyle de bizi taciz ediyordu. Ben bizi sözel olarak taciz ettiğini anladim ve sinirli bir şekilde ayağa kalkıp Ela'ya "hadi gidelim" dedim.O da" tamam" dedi be tam kapıdan çıkarken muhtar "durun" dedi. Eğer bu konuşmalarımı ailenizden herhangi birine bir şey söylerseniz sizin için kötü olur dedi.Bizde hemen oradan uzaklaştık. <br>Evimizin yoluna doğru yürürken,<br>Ela:<br>- Sence napmalıyız,bence söylemeyelim dedi.<br>Bende:<br>- Hayır,tabiki de ailemize söyleyeceğiz,dedim.<br>Artık neredeyse evlerimizle yaklaşmıştık ve onunla konuşup "ailemize söyleyeceğiz "diyip ayrıldık. Ben eve girdim. Evde sadece annem vardı,ona sorup sormama konusunda kararsızım. Çünkü annem babama göre daha pasif bir kadın. Annemin yanına gittim ve bugün olan her şeyi anlattım. Annemin sadece gözünden bir damla yaş geldi ve benim yapabilecek hiçbir şeyim yok dedi. Akşam olmuştu babam eve gelmişti,babamın yanına gidip ona da muhtarın yaptıklarını anlattım. <br>Babam:<br>- Sen her şeyi yanlış anlamışsındır.Sen zaten her zaman kafanda böyle şeyleri kuruyorsun,dedi ve beni dövmeye başladı. Babamın beni dövmeleri artık daha fazla olmuştu. Her geçen gün daha kötü bir adam oluyordu ve sinirlendiği hergün için beni dövüyordu. Ben bunun sadece benim başıma geldiğini düşünüyordum fakat aynı şeyleri Ela'da yaşıyormuş. Artık ikimizde çok yorulmuştuk ve karar verdik ertesi gün bütün eşyalarımızı toplayıp onların bahçesinde buluştuk ve hemen oradan uzaklaştık. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 16:18:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203965706</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Berkan Yiğit 10/B Yarindan Sonra</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203975506</link>
         <description><![CDATA[<div>Annem akşam yemeğini hazirliyordu.Taco da dişaridan yeni geldiği için çok acıkmıştı.Anneme durmadan yemek ne zaman hazir olacak diye sorup duruyordu.Annem yemekleri masaya koyar koymaz, Taco hemen kaşığına sarılıp çorbasını yemeye başladı.Taco daha çorbasından 2 kaşık bile almamış ki kapı bi gürültüyle açıldı.İçeriye yüzü maskeli 3 adam girdi ve bize bütün yiyecekleri çıkartmamızı söylediler.Babam hemem siz kimsiniz ne istiyorsunuz<br>&nbsp; bizden diye sordu. Adamlar ise hiçbirşey demeden elleriyle çabul olun dercesine işaret ettiler. Adamlar annemin bütün yiyecekleri doldurduğu poşeti alip hemen evden çıkıp gittiler. Taco ağlamaya başladı. Babam Taco ' yu ne kadar susturmaya çalıstıysa da başaramadı. Annem hemen Taco yu yatırmaya odasına götürdü ve ben hemen babama bu adamalar niye bizim yiyeceklerimizi alıyorlar diye sordum.Oda bunlarin en kısa&nbsp; zamanda geçeçeğini söyledi ve beni yatağıma gönderdi.Sabah olunca babam hemen hazirlanmamizi ve soru sormamizi istedi ve yarim saat sonra gideceğimizi soyledi ve eşyalarimizi toplamaya gitti.Hazirlandiktan sonra Taco ' yla aşagiya indik ve evde kalan son yiyeceklerle kahvaltimizi yaptik ve evden çıktık.İki mahalle aşağida Babamin arkadaşı Math amcanin&nbsp; kapalı kasa kamyonuna bindik ve 3 saat boyunca kamyon kasasında seyahat ettik. Ve 3 saat sonra kamyondan indiğimizde tabelada yazan yazi dikkatimi çekti. Limondağ Mülteci Kampi yaziyordu.Anneme ve babama niye burada olduğumuzu ve ne zaman evimize dönüceğimizi sordum.Annem ülkemiz düzelince evimize dönüceğimizi söyledi ve çadır kapmak için bizi hızlıca sıraya soktu.Ve bize küçük bir çadır ve iki üç atiştırmalık yiyecek verdiler.Hemen çadırımızı kurmak için uygun bir yer bulduk ve çadırımızı kurup yerleşmeye başladık.Taco anneme biz buraya nasil sığacagımızı sordu. Annem başka yapacak bişeyimiz yok dedi. Artık akşam olmuştu hava karardıkça soğukta artiyordu ısıncak hiçbirşeyimizde yoktu.Artik saat çok geç olmuştu çadira girerek yatmak için kendimize yer ayarladik ve birbirimize sarilarak uykuya daldik.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 16:33:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203975506</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203978636</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp;TAHİR ÖZDEMİR 170</div><div>10/B- KÖTÜ GÜNLER&nbsp;</div><div><br></div><div>Ülkemiz çok kötü günler geçiriyordu ne yapacağımızı şaşırdık annem zar zorda olsa bir araya getirdiği yiyecekleri sunuyordu bize mecburen yemek zorundaydık yoksa aç kalacaktık.Bu durumda başımıza gelecek en kötü şey. Bir gün yemeğimizi yiyip kardeşimi uyuttum.Tam uykuya dalacağım bir grup insan evimizi bastı çok korktum annem ve babam sessizce odamıza geldi ve bize işaret yaptılar “ susun “ dedi annem. Bende kafamı salladım ve “ tamam “ dedim. Babamın sinirli olduğu belliydi ama çaresizdi.Annem yiyecekleri alsınlar da gitsinler dedi. Ama bugünün yarını da vardı.hırsızlar yiyecekleri aldılar ve gittiler. Rahatladık ve bir okadar da çaresiz hissettik kendimizi.Annem hırsızlar bize birşey yapmadı diye derin bir oh çekti.Ve “haydi uyuyun” dedi.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 16:38:30 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203978636</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ALİ GÜZEL 602 10-C Kanadı Kırık Kuşlar</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203980160</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp;</div><div>Newyork uçağına yaklaşıyordu.Sanki dışlancağını bile bile gidiyordu.Fakat eğitimden önemli ne vardı ki hayatta diye düşündü.Daha uçağa biner binmez başörtüsünden dolayı uğradığı tacizin hesabı yoktu.Hiç bir şey diyemedi oturdu yerine.Etraftakilerin iğrenç bakışları arasında havalandı uçak.İnişe kadar geçen sürede sözlü taciz devam etti.Ağlamamak için zor tuttu ya gözlerini.Sanki onlara koz vermemek için ağlamadı.Ben buyum dermişçesine etrafa baktı.Fakat kimsenin umurunda değildi o bakış.Uçağın içinde haykırdı bir anda.Onların fikirlerini değiştirmek üzere.&nbsp;<br><br></div><div>-Yeter!Dinimizi seçme hakkı bize verilmişken bu bakışlar ne?&nbsp;<br><br></div><div>Sen diye gösterdi yanındaki adamı.&nbsp;<br><br></div><div>-Sen kendin mi seçtin dinini?Ne bu önyargı?&nbsp;<br><br></div><div>Hostesler uyardı.Yerine oturmasını istediler.Oturdu ve artık inmek istedi uçaktan.O güzel vatanına dönmek istedi.Ama davasından vazgeçmeyecekti.Bu düşünceler sırasında uçak indi.İnsanların tacizleri altında indi uçaktan.Bir kaç gün sonra gideceği okulu düşündü.Acaba orda ne olcaktı?Bu olaylar devam mı edecekti?&nbsp;<br><br></div><div>O kapıdan adım attığı an insanlar üstüne gitmeye başladı.Bakışlar,tacziler…Ama ilerledi.Bir grup insanın üstüne doğru koştuğunu gördü.Korktu ve koşmaya başladı.Fakat nereye kadar koşabilirdi ki zaten.Yavaşladığı an ona vurmaya başladılar.Ölecekti o kalabalıkta.Acılar içinde kıvranırken en azından davamdan vazgeçmedim dedi.O an unuttu tüm acıları kapadı gözlerini yüzünde bir tebessümle.Orda vefat etmişti.Anında da unutturulmuştu olay zaten.Hiçbir şey olmamışçasına devam etti herkes hayatına…&nbsp;<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 16:40:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203980160</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ASLI GÖK  497  10-B</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203987462</link>
         <description><![CDATA[<div>ENGELLENMEMİŞ KIZLAR<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Dış görünüşüm mü tek sorun? İçimdekilerin, hissettiklerimin hiç mi önemi yok? Güzel olmadığım için mi sevilmiyorum herkes o yüzden mı yanımdan geçerken küçümser gibi bakıyor.&nbsp; Düşünüyorum ben suçum ne bende istemezdim böyle olmasını güzel olmayı herkesin imrenerek bakmasını...&nbsp;<br>&nbsp;Ama tamam uzun uzun düşündüm ve karar verdim, değişeceğim...&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Şimdi 19 yaşındayım güzelleşmek için elimden ne geliyosa yapacağım. Burnumu, gözümü, dudaklarımı yaptırdık. Yeni kıyafetler aldım, makyaj da yaptım. Şimdi hazırım dışarı çıkacağım ve insanların bakışlarını izleyeceğim. Hazırım...<br>&nbsp; &nbsp; Herkes imrenerek, kıskanarak bana bakıyor, belki de güzelim, BAŞARDIM...<br>&nbsp; &nbsp; Ama aklım hala almıyor insanların böyle bakması için neden kendimi değiştirmek zorunda kaldım, neden o halimle kabul edilmedim. İnsanların dış görünüşüyle yargılamak onlar hakkında birşeyler düşünmek meğer ne de kötü bi hismiş.<br>&nbsp; &nbsp; Duygularım, düşüncelerim, insanlara karşı olan tavrım kimin umrunda...&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp;Böyle değişmeye sürükleyen insanların o küçümseyivi bakışı varken değişme ihtiyacı hisseden kızlar suçlu olur. Zaten bu hayatta kız olmak, kadın olmak zor...<br>&nbsp; &nbsp;Kabul etmen, kabullenmem gereken kurallar varken kadın olmak zor...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 16:52:17 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203987462</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Bekir Demirtaş 507 10-B Darmadağın</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203988373</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp;</div><div>İşimde ilk günüm bugündü.Her tarafım mosmor, yara bere içinde idi.Neden mi?Belki de kadın olduğum içindir.Belki de ailenin tek çocuğuyumdur.Mesai saatinde herkes bana şaşkınlıkla bakıyor,bana ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.Sonunda bu felaket günü atlatmıştım yada hayatım yeni başlıyordu.Eve vardığımda sadece odama çıkıp dinlenmek istiyordum.Salondan babamın sesi duyuldu:&nbsp;<br><br></div><div>-'İlk iş günün nasıldı?'dedi.&nbsp;<br><br></div><div>-'Güzeldi,baya yorucuymuş.'dedim.Mutfaktan annemin sesi duyuldu:&nbsp;<br><br></div><div>-'İyi bari 10 dakikaya yemek hazır sofra da ol!' dedi.&nbsp;<br><br></div><div>Belki de evdeki ilk insan gibi olan diyaloğumuz buydu.10 dakika da odama çıkıp dinlendim ve ardından sofraya indim.Sofra da gene herzaman ki sohbetler konuşuluyordu.Babam bana şöyle bir soru yöneltti:&nbsp;<br><br></div><div>-'Faturaları yatırdın mı?' dedi.Faturaları yatırmayı unutmuştum ve cezası olacaktı bu deli saçması kural onlara göre bir gelenekti sanki.&nbsp;<br><br></div><div>-'Hayır.'dedim usülce.&nbsp;<br><br></div><div>-'Peki ama bunun bir cezası olacak biliyorsun değil mi?'&nbsp;<br><br></div><div>Ortalık sessizleşti, ne olacağını biliyordum.Yani vücudumdaki morlukların çoğalması olacaktı.Benimde hayatım bundan ibaretti.Ertesi sabah işe gittiğimde herkes sanki gene şaşkın şaşkın bana bakıyolardı,bana neler olduğunu az çok tahmin edebiliyorlardı.Bunun ismi cezalandırma veya gelenek değildi,bu sadece birçok insananın kabaca göstermeme şekli idi.Bunun ismi 'Kadına Şiddet' ti.Bilmiyorum buna kim dur diyecek.Ama bunu yapıcaksa derhal yapsa çok iyi olurdu.İş arkadaşlarım bu konu üzerinde çalışma yapıyorlardı ama bana çaktırmamaya çalışıyorlardı.Ben anlıyordum.Belki de ilk defa bir kaç insanın umrundaydım.&nbsp;<br><br></div><div>Bu konu üzerinde aylarca çalışmıştık ama bir sonuç olmamıştı, aslına bakarsanız ben bir kaç şiddete daha maruz kalmıştım.Bu konu üzerinde daha yoğun çalışınca daha kapsamlı bilgileri olan yetkililere ulaşıp aileden uzaklaştırıldım.Güvenli bir eve alındım.Burada benim gibi şiddete maruz kalmış insanlarla yakın bir aile oluşturduk.Artık benim yeni ailem buydu...&nbsp;<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 16:53:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203988373</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203993001</link>
         <description><![CDATA[<div>10/B Merve Yarar<br>Çizgili bijamalı&nbsp; çocuk&nbsp;<br>&nbsp;Hepimiz İnsanız&nbsp;<br>Yine her sabah uyandığı gibi bu sabahta uyanmak ve dışarıya çıkmak istemiyordu her aynaya bakışında renginin yaşadığı yerdeki insanlardan farklı oluşuna üzülüyor ve teninden nefret ediyordu yapılan onur kırıcı davranışlar onu daha çok yıpratıyor hayattan koparıyordu. yatağından kalktı ve kahvaltıya oturacaktı ki bir mesaj geldi yaptığı iş başvurusu kabul edilmemişti bunun nedenini biliyodu çünki o bir siyahiydi.Dışarı çıktı ve iş aramaya devam etti zaten hicbirinin kapısından bile alınmamıştı insanların kötü ve ırkçı bakışlarına artık alışmıtı lavaboların bile siyahi ve beyaz insanlar olarak ayrıldığı bir yerdeydi tabiki oda bundan hoşlanmıyordu ama buraya katlanmak zorundaydı bugün de iş bulamamıştı kırgın bir şekilde evine gitti&nbsp;<br>Anne: yine mi alınmadın giçbir işe ?<br>Ella : evet anne üzgünüm&nbsp;<br>Anne :üzülme kızım basımızın çaresine bakacağız bir gün işe&nbsp; alınırsın .dedi ve ella üzgün bir şekilde odasına çıktı herşeyden bıkmış yorgun ve sabah uyandıgında ırkçılığın olmadığı bir dünya hayal ederek uykuya daldı .</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 17:01:56 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/203993001</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/B Metin Mert Öztürk</title>
         <author>m_mozturk</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204008001</link>
         <description><![CDATA[<div>Kitabın adı: Yarından Sonra<br>Kitabın teması: Mülteciler<br>&nbsp; ÇARESİZ İNSANLAR</div><div>&nbsp;Bir gece çığlık sesleriyle yatağımızdan sıçradık. Dışardan ağlama, çığlık sesleri geliyordu. Korkudan yatağımdan kımıldayamadım içeri babam girdi ve korkmamamı sakin olmamı söyledi. Evin salonuna geçtik yavaşça pencereye yaklaştık pencerenin arkasından dışarıyı izledik. Bir de ne görelim? Dışarıda bir sürü yabancı askerler ellerinde silahlar ve rehineler. Tam bi kabus gibi. Dışarıyı öyle görünce pencereden korkulu bir şekilde uzaklaştık. Televizyonu açıp ne olup ne bittiğini öğreneceğimiz esnada kapı kırılarak içeri yabancı askerler girdi bağırmaya başladılar. Babam biz bir şey yapmadık ne istiyorsunuz der demez susturdular konuşmak yasaktı, yerde ellerimiz bağlı yatıyorduk aklımda bir dünya soru vardı. Bu askerler kim? Ne istiyorlar? Bize ne yapacaklar? soruları aklımdan geçerken bizi aniden kaldırıp dışardaki askeri bir arabaya bindirdiler. Gözlerimiz bağlı bir şekilde uzun bir yolculuk yaptıktan sonra gözlerimizi çözüp arabadan indiğimizde gündüz olmuş ve etrafımızda birbirlerine şaşkınlık ile bakan binlerce insan vardı ilk başta bizde bir şey anlamadık ancak biraz vakit geçince ülkemizin sınırındaydık. Artık bizi kabul edebilecek bir ülke aramaya başlamıştık.&nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 17:28:46 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204008001</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>meryemoflax</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204011936</link>
         <description><![CDATA[<div>10- B Meryem Oflaz ( konu; kadına şiddet ve aileceke içi sıkıntılar ) -Son Mektup-Yine yanlız ve kimsesiz... Boş bir oda ve ben... Sevgili anneciğim: tükendim. Artık ne babamın çığlıklarını, ne duvara fırlattığı eşyaların seslerini , ne de senin hıçkırarak ağlayışlarını duymak istiyorum. Artık her gece sesim çıkmasın diye yastığa kapanarak ağlamaktan, sakinleşmek için saatlerce yazı yazmaktan hislerimi kağıtlara dökmekten bıktım. Kulaklarımda her saniye artan kavga sesleriniz yankılanırken yaşamaktan ve senin o adama hiçbirşey söyleyemeyişinden bıktım.&nbsp; Peki sen ablacığım ; hiç sevmedin.. hiç değer vermedin bu kardeşine.. Evde olanlar yaşanmamış gibi davranmandan bıktım. Özledim, senle el ele oynadığımız oyunları, beni sevdiğin günleri özledim. Mutlu olduğum günleri özledim.&nbsp;</div><div>Evet şimdi sıra sende küçüklüğümden bu yana hep benden nefret etmiş biricik babam; kendi kanından olmadığımı öğrendiğinden beri hayatı anneme ve bana zindan eden canım babam; aklıma gelen tek mutlu hatıramız küçükken beni götürdüğün park... Belki.. Belkide ben büyümeseydim her şey yolunda gidecekti. Ben olmasam siz mutlu bir aile olacaktınız...<br>Odada tavandan sarkan o ip, bir tabure ve hayatının son saniyelerini yaşayan ben.. Seni seviyorum anne.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 17:35:24 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204011936</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/B Tuğçe AYDIN -Çizgili Pijamalı Çocuk-</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204040398</link>
         <description><![CDATA[<div>Kitabın konusu - teması: Savaş, Irkçılık, Ayrımcılık.&nbsp;<br><br>BENCIL INSANLAR&nbsp;<br>Türkiye'de çıkan iç savaştan dolayı hepimizi dış ülkelere göndermişlerdi. Burada mutluluk neydi unuttuk. Bir yandan ülkemin kötü haberleri bir yandan buradaki insanların kötü düşünceleri..<br>Okuduğum okulda kafam o kadar dağınıktı ki. Ders çalışmak ders dinlemek ne kadar istesemde olmuyordu. Sınıftakilerin bakışları beni çok yorduğu için artık sınıfta, sokakta heryerse kendimi soyutlar oldum.&nbsp;</div><div>İnsanlar bu dünyaya gelen en büyük felalet.. Sırf aynı konumda değiliz , aynı dilde değiliz , aynı görünüşte değiliz diye beni yargılama cürretini nereden buluyorlardı anlamıyordum. Buram buram bencillik kokuyor çoğu insan, karşısındakinin düşüncelerine dinine saygısı yok.. Bazen böyle insanlarla aynı havayı soluduğumdan nefret ediyorum. Ama ne yapsan ne konuşsan boş olduğu için elden birşey gelmiyordu...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 18:23:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204040398</guid>
      </item>
      <item>
         <title>CİHAN GÜRBÜZ 10/B359</title>
         <author>cihangrbz60</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204042968</link>
         <description><![CDATA[<div>İncir kuşları <br>TEMA:savaş,ırkçılık<br>Herkes gene korku içindeydi sus pus bir şekilde bekliyorduk. Birden kapı açıldı sırp komutanı elinde bir kağıtla içeri girdi. "İsmini okuduklarım bir adım öne çıksın" dedi. Yaklasık on kişinin ismini okudu, kimse bilmiyordu bu on kişiye ne olacak fakat ne olursa olsun bu pislik yerden daha iyi olacağı kesindi. Biz boşnak müslüman kadınlar burda köle gibi çalışıyor,aç,susuz,karanlık buz gibi hücrelere kapatılıyorduk ve her gün sırplı köpeklerin tecavüzüne uğruyorduk. Halkımız büyük kayıplar vermeye devam ediyor yakınımdakiler ise bir bir öldürülüyordu. Savaşın bitmesi için her gün Allah'a  dua ediyorduk. Ben Fatma ile aynı yaştaydım bu yüzden birbirimizle daha iyi anlaşıyorduk. Her gün hayal kuruyorduk rahat rahat sokaklarda gezebilmeyi,içimizde korku olmadan. Fatma birden çıglık attı "dayanamıyorum" dedi. Ben "dayanmak zorundasın,merak etme bu günlerde geçicek" diyerek onu tesselli etmeye çalışıyordum ama nafile.<br>Aradan 10 yıl geçti İsveç'e göç ettmiştik. Hâlâ  savaşta beraber acı çektigimiz  insanlarla görüşüyordum en çokta Fatma ile.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 18:27:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204042968</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/B 983 irem Deveci   Tema:ırkçılık  SİYAH</title>
         <author>irem8945</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204058973</link>
         <description><![CDATA[<div>Sabah saat 3'ten beri uyanıktı. Tek düşünebildiği bu dünyanın ne kadar adaletsiz oluşuydu. Annesinin seslenmesine irkildi "3 gündür dışarı çıkmadın. Git 3 ekmek al gel. " dedi. Üstünü değiştirdi ve ekmek almak için dışarı çıktı. Köşedeki bakkala gittiğin de içerde hiç müşteri yoktu, dolaptan ekmekleri aldı tam kasaya yöneldi kasiyer onun ekmeklerini geçmedi ondan sonra gelenlerin malzemelerini onu en sona bırakmıştı. Artık bu duruma alışmıştı. Çünkü onun ten rengi siyahtı. Yolda herkez ona "iğrençsin" bakışı atıyorlardı daha fazla dayanamadı koşar adımlarla  eve doğru yol aldı. Eve geldiğinde nefes nefese kalmıştı. Annesine görünmeden ekmekleri mutfağa bıraktı ve odasına girdi. Annesi arkasından" odandanda mı çıkmayacaksın. Sofra hazır hadi gel." dedi.  sofraya oturdu annesinin göz altları uykusuzluktan mosmor olmuştu. Babası o kadar yorgundu ki horlaması üst kattan bile duyuluyordu. Kahvaltıdan sonra hemen odasına girdi ve en yakın arkadaşlarını yanına aldı. Günlüğü ve kalemi. Geçen h<br>Sabah saat 3'ten beri uyanıktı. Tek düşünebildiği bu dünyanın ne kadar adaletsiz oluşuydu. Annesinin seslenmesine irkildi "3 gündür dışarı çıkmadın. Git 3 ekmek al gel. " dedi. Üstünü değiştirdi ve ekmek almak için dışarı çıktı. Köşedeki bakkala gittiğin de içerde hiç müşteri yoktu, dolaptan ekmekleri aldı tam kasaya yöneldi kasiyer onun ekmeklerini geçmedi ondan sonra gelenlerin malzemelerini onu en sona bırakmıştı. Artık bu duruma alışmıştı. Çünkü onun ten rengi siyahtı. Yolda herkez ona "iğrençsin" bakışı atıyorlardı daha fazla dayanamadı koşar adımlarla  eve doğru yol aldı. Eve geldiğinde nefes nefese kalmıştı. Annesine görünmeden ekmekleri mutfağa bıraktı ve odasına girdi. Annesi arkasından" odandanda mı çıkmayacaksın. Sofra hazır hadi gel." dedi.  sofraya oturdu annesinin göz altları uykusuzluktan mosmor olmuştu. Babası o kadar yorgundu ki horlaması üst kattan bile duyuluyordu. Kahvaltıdan sonra hemen odasına girdi ve en yakın arkadaşlarını yanına aldı. Günlüğü ve kalemi. Geçen hafta olanları yazmaya başladı. " salı günü jesica'nın doğum günüydü ona bir buket çiçek aldım ve bir mektup yazdım. Okul çıkışı ona verecektim ama beni redetti. Aslında o kadar da üzülmedim çünkü nedenini biliyordum çünkü ten rengim siyahtı. Babam kasabaya yakın bir yerde inşaatte çalışıyordu, annem bir yerde hizmetçi olarak çalışıyor bir kadının yapması gereken işlerin 10 katını hatta 100 katını yapıyor. Bazı geceler eve gelmediği bile oluyo. Bunun nedeni tenimiz siyah. Bir gün çok fazla ateşim çıktı annemler dayanamadı ve beni hastaneye götürdüler. Oradaki hemşire bizi ayrı bir odaya yönlendirdiler. Odada benim gibi insanalar vardı. Yani siyah insanlar. O gün o kadar sevinmiştim ki yanlız olmadığımı hissetmiştim. Ben büyüdükçe yanlız olmadığım hisside küçüldü ve yok oldu. Ten rengimin siyah oluşu yüzünden annem ve babamdan nefret ettim. Bunun onların suçu olmadığımı anlamam 14 yıl sürmüştü. Tanrı beni böyle yarattıysa elbet bir nedeni vardır diye düşünmüştüm bazı zamanlar. Zaten annem de bana her gece masal okuduktan sonra benim çok özel bir çocuk olduğumu söylerdi. Bu yalancı dünyaya adalet getireceğime inanırdı."  Günlüğüne bunları yazdıktan sonra iç geçirdi ve yatağına uzandı. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 18:53:39 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204058973</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Fatma Bersu biber 272 10/B</title>
         <author>ezg_ergin</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204059416</link>
         <description><![CDATA[<div>Artık o kadar sıkılmıştı ki yolda giderken atılan laflardan yolun ortasında durup çığlık atmak istiyordu. “Biri daha öküz gibi bakarsa kavga çıkartıcam” diye düşündü. İş yerine vardığında söylenerek masasına oturdu;<br>-sırf etek giyiyorum diye o iğrenç bakışlarını çekmek cidden sinir bozucu dedi<br>Hemen yan masasında oturan iş arkadaşı Ayla ters bir şekilde<br>-Madem o kadar rahatsız oluyorsun etek giymeyeceksin dedi<br>Eda daha çok sinirlenmişti dönüp<br>-Ben istediğimi giyme özgürlüğüne sahibim onlar çenelerini tutucaklar laf atmayacaklar kuduz köpek gibi salyalarını akıtmayacaklar bunu bir türlü öğrenemediniz ve gelecek nesilleride bu bilinçle yetiştiriyorsunuz dedi<br>Sinirli bir şekilde günü bitirmişti ve iş çıkışı saati gelmişti, kız arkadaşlarıyla yemeğe gideceklerdi ceketini giyip çıktı. Arkadaşlarıyla yemek yedikten sonra biraz sohbet ettiler saat neredeyse 22.00 olmuştu. Arkadaşlarından ayrılıp evine doğru yola koyuldu. Otobüste yine o iğrenç bakışları üzerinde hissedebiliyor ve akıllarındaki “bu saatte kız başına dışarda ne işi var?” diye içlerinden söylenmelerini duyabiliyordu. indikten sonra hızlı adımlarla evine gitti. Her akşam yaptığı gibi kahvesini hazırladı, eline kalemi ve kağıdı aldı ve kitabını yazmaya kaldığı yerden devam etti. Kitabının gelecek nesilleri iyi yetiştirilmesini umut ediyordu. Kitapta geç saatlerde dışarda dolaşan kızların namussuz olarak bakılmaması gerektiğini, biri kısa giyindiyse ona laf atılmaması gerektiğini hatta bakmaması gerektiğini ve eğer bir kızın yanındaki erkeğin illa sevgilisi değil normal arkadaşı olabileceğini anlatıyor ve ailelerinde çocuklarını böyle yetiştirmelerini umuyordu. Kahvesinden bir yudum aldı, kedisini okşadı ve yazmaya etti.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 18:54:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204059416</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10-C Yaren Akın 614</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204060006</link>
         <description><![CDATA[<div>Hava soğuktu, yine o dondurucu kışlardan birindeydik. Artık ordumuza yemek yetmez güç yetmez olmuştu. Kimileri donarak ölmüş kimileri ise savaş sırasında kendini koruyacak gücü olmadığı için düşmanın mermisine yenik düşmüştü. Ağzımız açlıktan kokarken bir gün yine sofraya oturduk ekmek yiyoruz, su içiyoruz. Cephe komutanı derdimize deva olacağını söylediği ve Alman hükümeti tarafından gönderilen kapsül kapsül pervitin adlı ilacı içtiğimizde tüm sıkıntılarımızdan kurtulacağımızı söyledi. Belki de en çok ihtiyacımız olan şeydi bu. Kimse sorgulayamazdı çünkü ne sorgulayacak hal ne de artık dayanacak bir beden vardı. İçtik, yine içtik, sonra yine... Günler geçiyordu içtiğimiz haplar bize çok iyi geliyordu. Artık o dondurucu soğuklarda bile savaşacak gücü bulabiliyorduk kendimizde. Mucize gibiydi, savaşmaktan açlıktan ve bitmişlikten zayıflayan bedenlerimiz yaşlanan ve kırışan ellerimiz artık umurumuzda değildi. Çünkü üşümüyorduk. Anlayamadığım tek şey bu mucizeyi neden ilk olarak mahkumlar üzerinde denedikleriydi bunu sorgulamam pek de uzun sürmedi. Yavaş yavaş insan olduğumuzu unutur hale geldik. Normal bir insanın 20 kilogram yükle, dinlenmeden 100 kilometreden fazla yürümesi pek de olası değil. Biz başardık. Bizi süper insan yapan bu gücün hayatımızı zindan etmesine çok kalmamıştı. Yine bir yemekte, yemek de denebilirse tabii. Hepimiz bize ilaç dağıtmalarını beklerken komutan bir açıklama yaptı. Alman hükümeti 200 milyon bu hapı dağıtmış ve artık ülke bu ilacın masrafını kaldıramayacağını belirtmiş. İlk gün bu bizim için pek de önemli değildi. Ama günler geçtikçe titriyorduk, titredikçe ölüyorduk. Bağımlı olmuştuk işte normal bir insandık artık. Bugün, bugün de ben ölüyorum beni robota dönüştüren bu ilaca bağımlı olduğum için yine titreyerek ölüyorum.&nbsp;</div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 18:55:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204060006</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ali Güler 340 10/C</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204061573</link>
         <description><![CDATA[<div>Ailemle birlikte tatil için yola çıkmıştık.Annem gideceğimiz yerin çok güzel bir yer olduğunu söylüyor fakat babam ise hiçibr şey söylemiyordu.Tatil yapacağımız yerin oteline gelmiştik.İnsanlar çok çalışıyordu fakat yüzleri bir türlü gülmüyordu.Babama o insanların yüzlerinin neden asık olduğunu sorunca babam bana şöyle cevap vermişti:<br>-Mutlu olamamalarının tek nedeni hak ettikleri parayı alamamaları.<br>Tatilim güzel geçiyordu ama babamın dedikleri pek kulağıma hoş gelmiyordu.Öünkü tek neden para olamazdı.Bu yüzden araştırdım ve özel mülkiyetin olmadığı,bütün malların,üretim araçlarının topluma ait bulunduğu,bunları herkesin ortaklaşa kullandığı sistem ile düzendeymiş.Eve gittiğimizde ertesi gün arkadaşlarıma bu konuyu anlattım ve tartıştık.Bir tatil nedeniyle başka bir toplumun düzenini öğrenmiş oldum.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 18:57:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204061573</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/B Feyza Kalaz 618</title>
         <author>kalazfeyza6597</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204062114</link>
         <description><![CDATA[<pre>Öncelikle aşktan bahsedelim biraz çoğu insan aşkı hoşlanmak ve beğenmekle karıştırıyor. Oysaki aşk tamamen bambaşka bir şeydir. Hayatta bir insan bir elin 5 parmağından daha az sever. Aşk insana bir çok şey öğretir. Sorumluluk sahibi olmayı, kıskanmayı. Küçükken elinizden oyuncak alınmaya çalışılırdı, bu kez elinizden sol yanım dediğiniz en sevdiğiniz insan elinizden alınmaya çalışılır.&nbsp; Eğer gerçekten seviyorsanız en ufak bir olayda arkanızı dönüp gidemezsiniz. Onun özlemini yıllardır beklediğiniz şeylere değişirsiniz. Savaşmayı bilmeyen, öğrenmeyi kabullenmeyen insan aşkı da öğrenemez. Aşk demek gayret demek, çabalamak demek. Birine her zaman senin yanındayım demek ise onun için her zaman şartlar ne olursa olsun savaşmak demektir. Eğer şuana kadar birbirinize verdiğiniz sözlerde biraz da olsa gerçeklik katı olduğunu düşünüyorsanız, ölüm sizi ayırana dek tek yumruk olacak, el ele verecek ve her zorluğa karşı birlikte savaşacaksınız. Birini kaybetmekten korktuğunda, arkasını döndüğünde , özlediğini hissettiğinde, uçan kuştan bile onu kıskandığında ve her şey uğruna onun yanında olduğunda <strong><mark>BİLKİ SENDE AŞIKSIN</mark></strong>.</pre>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 18:58:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204062114</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/B  MALİK GEÇİT  319</title>
         <author>melekkgeciit</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204064657</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp; YARINDAN SONRA<br><br>Parisin fakir bir mahallesinde yaşayan Justen kardeşlerini doyurmak için her sabah çöp arabasını alır ve çöp toplamaya giderdi. Her zaman karnı aç bi şekildeydi. ama ne zaman çöpte bir yiyecek görse onu yanında taşıdığı çantasının içine koyar eve geldiğinde onu güzelce yıkar ve kardeşlerine verirdi.&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp; Bir gün küçük kardeş George&nbsp;<br>--Abi ben ne zamn okula gideceğim?dedi.<br>--Justen , kardeşinin gözlerinin içine bakarak düşündü ve sonra&nbsp; senin işin yok mu? dedi<br>George yüzünü asarak arkasına bile bakmadan gitti. Justen saatine baktı ve çöpleri sanayiye götürmesinin zamanının geldiğini gördü. Yağmurdan dolayı ıslanmış uçları yırtılmış ayakkabılarını giydi ve dışarıda duran çöp arabasını sanayiye götürdü. Sanayinin önünde zengin işi bir araba vardı. Zaten adama bakıldığındada zengin biri olduğu anlaşılıyordu. Galiba gitme vakitleri gelmişti ki şöför arka kapıyı açtı. Daha sonra şöför yerine geçti. Beyfendi arabaya binerken cüzdanını düşürdü. Cüzdan arabanın altına girdi. Bunu gören Justen arabanın arkasında<br>--Sir! Sir! diye haykırdı.&nbsp;<br>Ama ne fayda kimse dönüp arkasına bile bakmadı. Justen cüzdanı aldı. Sanayiye çöpleri bıraktı. Eve döndü ve cüzdanın içine baktı. İçerisinde yüklü miktarda para keredi kartları ve kimliği vardı. Numarasını aldı dışarıdaki adamın telefonunu istedi. Beyfendiyi aradı.&nbsp;<br>--Alo! cüzdanınızı kayıp ettiniz mi dedi?<br>--Evet evet cüzdanımı kaybettim siz nerden biliyorsunuz&nbsp;<br>--sanayide cüzdanınızı düşürürken gördüm o kişi siz değilmisiniz yoksa&nbsp;<br>--hayır hayır o kişi benim benim&nbsp;<br>--peki size cüzdanınızı vermek için nerde buluşa bilirizdedi<br>--o zaman yarın sanayiye gelin&nbsp;<br>cüzdanımı orada verirsiniz.<br>justin iş adamının cüzdanını vermek üzere sanayiye gider .<br>&nbsp;adama cüzdanını verir. Adam ona bir miktar para teklif ede justen bunu ilk önce kabul etmez daha sonra kardeşlerini düşünür ve parayı kabul eder ve justın eve kardeşlerinin yanına gider kardeşleri ile beraber bir süre karınları tok gezer.<br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:02:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204064657</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/B Shakhrizoda Toshpulatova 221</title>
         <author>Sehrazatyilmaz</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204065318</link>
         <description><![CDATA[<div>Koğuşta yaklaşık 20 kadın kalmıştık. Bitkin bir halde kendimi saman balyesinin üzerine atıp yine ağlamaya başladım. Etrafimdaki bütün manzara benim için o kadar aşinaydı ki, buradan bir gün kurtulacağımı hayal bile edemiyordum. Artık hayatı öğrenmiştim. İnsanlardan çok fazla korkuyor, içinde yaşadığımız dünyaya hiç güven duymuyordum. O anda kapı açıldı ve komutan elinde bir listeyle içeri girdi. Komutan yaklaşık 10 kadının isimlerini okudu ve yanındaki Çetnike dönüp;<br>-Bu kadınları dışarı çıkarıp, kamyona bindirdiye emir verdi. Koğuşun siyah demir kapısı tekrar üzerimize kapandı. İsmim yine listede yoktu. Ağlamaya başladığım sırada koğuşun kapısı tekrar açıldı. Komutan kapının önünde belirdi,<br>-  Suada hanginiz?  diye sordu<br>Korkarak elimi havaya kaldırıp<br>-  "Benim"  dedim.<br>-  Senin ismini atlamışım hemen dışarı çık, kamyonlardan birine bin, dedi.<br><br>O kadar sevindim ki artık özgürdüm...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:03:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204065318</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/C Tayyip COSKUNCELEBI</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204065994</link>
         <description><![CDATA[<pre>Bir zamanlar koyun birinde sehirden 1adam gelmistir. Kahvehaneye gelip slam verip iceri girmistir.Ben ve arkadasim Mustafa Cay icip tavla atiyorduk.Oyuna daldigim icin gelipte yanimiza oturdugunu farketmedim Adam Birden konuya girdi.Ben sehirden geliyorum Hayvanat Bahcesinden Is aldim 15dolar karsiliginda oraya maymun goturecegim benimle ortak olurmusunuz diye bir soru yonelti once sasirdik sonra para teklifi iyi geldi hemen kabul ettik. Arkadasim Mustafa hadi ozaman vakit kaybetmeden ormanin yolunu tutalim dedi zaten oyunumuzda bitmisti kalkip yola dustuk sansimiz yaver gitti ve 5 tane yakaladik Buda demek oluyorki kisi basina daha fazla para dusuyor karnimiz acikmisti havada karariyordu bugun bizim evde kalip ertesi gun sehire gidicektik yarini ve parayi dusundugum icin uyuyamiyordum neyse sabah erkenden sehire gittik hayvanat bahcesindeki gorevli cok sevindi sonucata orasida yeni acilmisti hayvanlarin cogu eksikti. Hayvanat bahcesinin sahibi size daha cok para veroyim bana birazdaha getirin demisti yasamistik bu bole devam etti yavas yavas hayvan turunu yok ediyorduk farkinda olmadan yavas yavas anliyordum birgun kalktigimda Adam yoktu hemen kosup mustafayi uyandirdim yattigi odada mektup bulmustuk mektupta parayi ve maymunlari koydugumuz kafesi aldigini soledi.bu durumda yapicak hic birsey yoktu hemen sehire gidip hayvanat bahcesine gittik hayvanat bahcesi kapanmisti kandirilmistik hemen en yakin polis karakoluna gidip sikayetci olduk pekiya oadamalara ne oldu Adam in arkadasi bizim koye gelip koydekilere satmislar 2adamda kayip... SON</pre>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:04:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204065994</guid>
      </item>
      <item>
         <title>CANSU CANOĞLU 10 C Azim ve İnanç </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204066184</link>
         <description><![CDATA[<div>Sıcak bir yaz gününün hem bunaltıcı hem de kuş sesleriyle uyandığı bir gündü. Ali sabah kalktı ve üzerindeki o ağır iş yorgunluğu hala geçmemişti. Kendine gelemiyordu sersem bir kuş gibi sağa sola çarpa çarpa banyonun yolunu buldu. Küçük bir gece konduda yaşıyorladı Ali ve ailesi. Annesi ,babası be üç küçük kız kardeşi. Annesi Ali'ye " Kahvaltı hazır oğlum haydi gel. " diye seslendi. Kahvaltıları yavandı biraz ve geçim sıkıntısı çekiyorlardı. Ali üniversiteye hazırlanıyodu yaşıtlarının hepsi devamsızlık yapmadan kurslarına ve okullarına devam ediyorlardı. Ali ise geçim sıkıntısı yüzünden çalışmak eve yardım etmek zorundaydı. Bu yüzden de okula gidemiyordu. Okula gitmediği içinde üniversite sınavına hazırlanamıyordu bu yüzden de sınava girmeyecekti. Babası " Oğlum bak bırak çalışmayı biz idare ederiz sen okuluna git oku sınavını kazan." dedi. Ali" Baba okula çok az gittim bu bilgiyle sınava giremem ben senin çalışmakta zorlandığını görüyorum evet yaşıtlarımı görüyorum büyük bir azimle sınavlarına çalışıyorlar ama ben yapamam." dedi. Annesi lafa girdi " oğlum çalış azim et daha önceki senelerde birincilikle sınıfını geçtin."dedi. Ali cevap vermedi sofradan bir hiddetle kalktı ve çıktı gitti. Her zamanki gibi düştü yollara. Marangozhaneye gidiyordu, aklından bin türlü şey düşünüyordu yüzünde üzgün ve çaresiz bir tavırla girdi marangozhaneye. Çalıştı, çalıştı yoruldu ben mola vermek için oturdu. Ustası yanına geldi ustası tatlı bir ses tonuyla ve pamuk gibi kalbiyle oğlu gibi sevmişti Ali'yi. Ustası Ali'ye " Bak oğlum bırak bu taşlı yolu daha yaşın genç hiç bişey için geç değil gel bir senede olsa geriden başla oku bitir okulunu elinde güzel bir işin olsun, olsun ki aileni daha huzurlu yaşat oğlum. Bak önünde iki yol var ya taşlı yolu seçer bizim gibi marangozhanelerde ömrün geçer yada diğer yolu seçersin yani okursun bir değişle büyük adam olursun o zaman rahat edersin." dedi. Ali ustasının söylediklerini günlerce düşündü ve o günler sonunda ailesinin desteğiyle önce okulunu bitirdi sonra üniversiteyi kazanıp büyük azim ve inançla okuyup birincilikle bitirdi. Yıllar geçmişti Ali' de ailesi de huzuruna ermişti. Ali çoluk çocuğa karışmış gayet mutluydu. Ama mutlaka ihmal etmediği onun hayatını değiştirmesini sağlayan kişinin yanına giderdi, mezar taşına bakar " Ah be ustam kalsaydın kalsaydında sana bir teşekkür etseydim. " dedi. Çünkü Ali artık Türkiye'nin bir numaralı profesörüydü. İşte her zorluk aşılabilir ancak azim ve inançla.<br>CANSU CANOĞLU <br>10/C 217 <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:05:19 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204066184</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10-C Ayşegül Yıldırım DARMADAĞIN</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204066545</link>
         <description><![CDATA[<div>TEK BAŞINA<br>Annemle yine her zaman ki gibi kavga etmiştik.Beni hiçbir zaman anlamadığı gibi şimdi de anlamıyodu.18 yaşıma girdiğim ilk gün buralardan kaçıp gitmek istiyordum.Ama gidecek bir yerim de yoktu.En ağırıma giden olay ise şiddet uygulamaları idi. Bu eziyetten bir an once kurtulmak istiyordum.Arkadaşımla bu konuyu konuşmuştuk. O da babasının ona şiddet uyguladığını anlatmıştı. Beraber kaçış planları yapmaya başlamıstık bile.Aklıma çocukluk arkadaşım bir anda geldi.Önceden burada oturuyordu 2 yıl önce babasının işi icin Antalya’ya taşınmışlardı.1 hafta önce konuştuğumuzda ailesinden ayrı eve çıktığını söylemişti.Bunu arkadaşıma anlattım o da olabilecegini söyledi ve kaçmaya hazırlıklarımız başladı. Annem ve babamın çok üzüleceğini bildiğim halde bu karari vermiştim ,artık ne ruhum ne de bedenim dayanamıyordu bu baskılara .Perşembe gecesi buluştuk ve yola cıktık.Herseyi arkamızda bırakarak karanlık sokakta yürümeye başladık.Sonunu bilmedigimiz bir yola cikmistik. Yanımızda ise sadece umutlarimiz vardı.<br><br><br>                                                                                                        AYŞEGÜL YILDIRIM<br>10/C <br><br>                                  <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:06:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204066545</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/B 153 Özge TAKIR İncir Kuşları Irkçılık</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204070106</link>
         <description><![CDATA[<div>Yağmurlu ve soğuk bir pazar sabahıydı. Hava çok serin ve esintiliydi. George her pazar yaptığı gibi kiliseye gitmek için hazırlandı. Sıcak bir duş aldı ve kahvaltısını yaptı, üstünü giydi. George'un kiliseye gittiği hergün onun en özel günüydü. Siyah ayakkabıları, siyah pantolonu ve siyah paltosu. George kiliseye giderken hep siyah giyinirdi. Hayatında hiç sevgi görmediği için dua etmenin ona ıyi geldiğini düşünür. Kiliseye gitmek için her zamanki kullandığı yolu Edison caddesini kullanırdı. Yağmurdan korunmak için aldığı şemsiye rüzgarın etkisiyle elinden uçtu. George sağına soluna hiç bakmadan şemsiyeyi yakalamaya çalışıyordu. Hemen arkasındaki Ela'yı farketmedi bile. Alaya çarptı ve onun düşmesine sebep oldu.&nbsp;<br>"Pardon" derken Ela'ya hiç bakmamıştı. Takı Ela'nın o masmavi gözleriyle George'a bakana kadar. George "Çok üzgünüm" diyerek elini uzattı. O soğukta bile Ela'nın elleri sıcacıktı, tıpkı o gözleri gibi. "Önemli değil" dedi Ela. George'nin yardımıyla ayağa kalktı. Birbirlerine bakarken o kadar farklı şeyler gördüler ki George'nin hiç inanmadığı şeylerdi bunlar. Alışık değildi bu kadar sıcak bakışlara. Yetimhanenin soğuk duvarları ve soğuk görevliler George'nin hayatındaki en kötü günlerdi. On sekiz yaşına kadar hiç sevgi girmemişti. Ama Ela'nın o sevgi dolu ve sıcak bakışları kalbine işlemişti adeta.&nbsp;<br>George Eladan özür dilemek amacıyla hemen yan taraftaki Talef kafesine davet etti. Ela zaten çok üşümüştü birazda George ile konuşmak için bahaneydi havadaki soğuk. "Tabiyki" dedi Ela.&nbsp;<br>George cappucino isterken Ela türk kahvesi istedi. George şaşırmıştı Ela'nın türk kahvesi istemesine. Türk olmasını hiç beklemiyordu. Türklere karşı hep bir mesafesi vardı. Bu şaşkınlıkla konuşmaya başladı. "Mehaba ben George. Çok üzgünün size çarpmak hiç istemezdim. Tekrar çok özür dilerim." "Bende Ela önemli değil olur böyle şeyler şemsiyeniz gitti yakalayamadınız da onu. Nereye gidecektiniz." Kilise'ye bugün dua günüm. Her pazar dua etmeye giderim." "Oraya kadar ıslanırsınız buyrun lütfen." dedi Ela. Şemsiyeyi aldı George. Ela'yı görmek için bir bahanesi olmuştu artık. Son kahvelerini yudumlarken George dayanamadı "Türk müsünüz?" dedi. "Evet" dedi Ela. Çok sıcak kanlıydı. Hemen kendini anlatmaya başladı. " Üç kardeşiz ablam, abim, annem, babam hep birlikte bir üst sokakta oturuyoruz.&nbsp;<br>Çok üzülmüştü George ne kardeş sevgisi ne de anne baba sevgisi görmüştü. Ağlamaya başladı birden. " Pardon, yanlış bir şey mi söyledim" dedi Ela. "Yoo hayır." dedi. İlk defa hic tanımadığı birine hayatınıanlatmak istemişti. "Bir anlık boşluk, benim annem babam ve kardeşim yetimhanede büyüdüm ben" deyince Ela'nın gözleri doldu. "Kusura bakmayin sizide üzdüm" "Yoo hayır sizin adınıza çok sevindim. Ne kadar güzel kalabalık bir aileniz var. Onların kıymetini bilin." dedi ve " "Kamam gerek" diyerek ayağa kalktı.&nbsp;<br>Şemsiyesini uzattı Ela. "Yağmur yağıyor lütfen buyrun." dedi. George şemsiyeyi aldı.&nbsp;<br>Bir hafta sonra tekrar karşılaştılar. George'nin elinde Ela'nın şemsiyesi. Aslında George her gün beklemişti Ela'yı. Karşılaşmışlar gibi yaptı. Tekrar kahve içmeye gittiler aynı kafeye aynı masaya oturdular. Ela da tıpkı George gibi ilk görüşte aşık olmuştu. Artık sevgili olmuşlardı. Aylar, yıllar derken tam üç yıl olmuştu birbirlerini seveli. Öyle delicesine öyle aşkla bağlıydılar ki.&nbsp;<br>Ela kendi dinini anlatıyordu George' ye her seferinde. Benimsemişti artik müslümanlığı. Eskisi gibi mesafe koymuyordu Türklere.<br>George her buluşmaya giderken bir demet gül götürüyordu. Yine aynı şeyi yaptı bir demet gül aldı. Sürpriz yakacaktı Ela'ya ben müslüman olmak istiyorum diyecekti sevdigine. Birbirlerini ili gördükleri edison caddesinde buluşmak istediler. Elinde bir demet gülle gitti Ela'nın yanına. Hemen karşı kaldırımda bekliyordu ela. George tam ayağını bıraktığı kirmizibisikta durmayan bir sürücü George çarptı. George ilk görüşte aşık olduğu Edanın gözleri önünde can verdi. Kahroldu Eda nefesi kesildi adeta. Kırmızı güller George'nin kanıyla daha kırmızılaştı. O kaldırım Ela'nın hayatından hiç çıkmadı. George'nin son nefesini verdiği yerde onur noyu kırmızı gül sattı.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:11:33 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204070106</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/C MELİSA KARADORUK 621</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204077311</link>
         <description><![CDATA[<pre>Üniversite yıllarımızdi bir araya gelmemiz çokta  tesadüf degildi kötü mü olmuştu Tabii ki hayır arkadaşlarım ve ben çok başarılıydık  ve amerika da ki oxford universitesinde okumaya hak kazanmistik ailelerimiz oyle sayili zenginlerdende degil hepsi kendi halinde calisan para kazanan ailelerdendi hepimiz uzun boylu göze çarpan 20 li yaşlarda gençlerdik arkadaşlarımdan biri Alman yani Yahudi  olan gerhard biri afrikali siyahi olan said bende müslümandim bu Bizim birbirimizden nefret etmemiz için bir sebep değil Aksine yaşadıklarımızdan sonra daha çok birbirine bağlamaya vesile olmuştu daha üniversitemizin ilk yıllarında hepimiz çok başarı göstermiştik üç Kafadar okul birinciliğinde yarışıyorduk. Okulumuzdaki profesörler o kadar donanımliydiki hayran kalıp bir gün onlar gibi olmak için can atıyorduk  daha 2.yilimizda öğrencilerin bizi cekmeyip okuldan attirmak için kampanya başlatmislardi sebeplerinin ise arkadaşımın siyahi ve Müslüman oluşuydu bende müslümandim ancak bu onları rahatsız etmiyordu. Bütün öğrencilerin arasına dalıp bağırarak herkesin kullandığı ortak dil olan İngilizceyle Ayn söyle dedim </pre><div>Bende bir müslümanım ve bu okumamız için dinimiz dilimiz hiç birimize engel degil. Lafımi bitirmeden o anki yaşadığım heyecan sinir duygularını bir arada yaşarken bi kaç öğrenci linç etmeye kalkıştı o an sadece kaçıyordum başka elimden bişey gelemezdi çünkü bizim çocukların yanına gidip olanları anlattım ve istediğimiz bölümün türkiyede de olduğunu uygun bir dille ve onları bu kararla sarsmicagimi düşünerek ikna ettim hadi çocuklar toplanin istenmedigimiz yerde daha fazla oksijen soluyamayiz ya hem istediğimiz bölüm türkiyede de var oraya gider daha çok çalışıp daha iyi profesörler olabiliriz bu aralar Atatürk bazı çalışmaları için yabancı bilim adamlariyla çalışıyomus sözünün devamı gelmeden bizim çocuklar toplanmaya başlamıştı bile <br>Türkiye ye gitme fikri çok mantıklı ve Atatürk gibi muhteşem bi insanla tanışmak dahada güzel derken alelacele toparlaniyordu .  Turkiye ye gelmiştik ben burdan gittiğim den beri daha çok gelişmiş modern ve Atatürk'ün imzasıyla dolmuştu heryer ankaradaki fakültede okuyor bir yandan da projelerimiz için sürekli görüşmeler yapıyorduk mezun olduk Atatürk le bir çok çalışma firsatimiz oldu daha ne isteyebilirdikki artık bizde o sayılı. Bilim adamlarından biriydik yaşlandıkça daha çok donanıma sahip oluyorduk. Atatürk daha biz gençken olmuştu ancak onunla tanışma fırsatı bulup çok başarılı işler çıkartıp birde tüm Türkiye nin ve kendi ülkelerimizin insanlarından cokça takdir duyduktan sonra  gözüm arkada kalmayacakti</div><blockquote><pre>Melisa karadoruk 10/ C 621</pre></blockquote><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:23:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204077311</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İlayda ULUSOY 10/C            Kitap:Çizgili pijamalı çocuk </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204084775</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp;<br>Camlar buğulanmış, güneş daha yeni doğuyordu. Bense cama bir şeyler çiziyordum. Neden bilmiyorum ama içimde bir sıkıntı vardı ve bu beni uyutmuyordu.<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Zaten ne zaman böyle içime bir sıkıntı düşse ya biz başka bir yere taşınırız ya da birine bir şey olur. Geçenlerde yine böyle bir durumla karşı karşıya kaldım. Yine uyuyamadım, cama resim çizerek zaman geçirdim. Babamın işi yüzünden bir oraya bir buraya gidip duruyorduk. Babam asker, onun görev yeri değiştiği zaman bizde onunla birlikte gidiyoruz. Onu tek bırakmak istemiyoruz ama her zaman yeni yerlere gitmek yoruyor. Bakalım şimdi ne olacak.<br><br>&nbsp; &nbsp;Sabah odamı topladıktan sonra kahvaltı yapmak için mutfağa ilerledim. Annem çayları dolduruyor babam ise her zaman olduğu gibi bir elinde kumanda haberleri takip ediyor diğer bir yandan da gazeteye göz gezdiriyordu. Masaya oturdum. Annemin yüzünde bir burukluk vardı. Benim ona baktığımı fark edince hemen konuya giriş yaptı.<br>-Esila, kızım kahvaltıdan sonra eşyalarını topla babanın işi dolayısıyla Almanya'ya taşınıyoruz.<br>Tam olarak nereye taşınacağımızı bilmediğim halde bardağımda kalan son bir yudumluk çayımı da içip kalktım ve eşyalarımı toplamaya başladım. Aklımda binbir soru dönüp duruyordu. Ama ben buraya alışmıştım. Mavi tonuna sahip ufak odamdan en çok sevdiğim, kitaplarımın bulunduğu köşemden nasıl ayrılacaktım bilmiyorum.<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ama önemli olan birlikte olmak değil mi? Elimizdekinin kıymetini bilmek belki burada kalmaya devam edersek babamın işi kötüye gidecek onun üzülmesindense gitmeyi tercih ederim. Hem belki oradaki ev daha güzeldir.<br>&nbsp;&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Aradan bir kaç hafta geçti ve biz taşındık evimiz eskisine göre biraz daha büyüktü, güneş alıyordu ve çevrede tek tük insanlar vardı. Bir arkadaş bulmam gerektiğini söyledi annem. Benim yaşlarımda yan tarafımızda oturan bir çocukla tanıştım. Çocuğun babası bir kaç yıl önce askerler tarafından öldürülmüş. Sebebini merak ettim ama daha fazla üzülmesin diye sormadım tek bildiğim babasının askerlerin söylediklerini yapmadığını ve bu yüzden askerlerle birlikte gittiği bir yerde öldürülmesi.<br><br>&nbsp; &nbsp;Acaba babam da böyle mi? Diye düşünürken bir anda aklıma ya bizde taşınmasaydık, babam komutanlarının söylediklerini yapmasaydı, babamı da öldürürlermiydi?<br><br>&nbsp; &nbsp;Ama şuan babamın yanında geldiğimize, onu tek bırakmadığımıza çok seviniyorum. Bazen sevdiklerimiz için fedakarlık yapmalıyız elimizdekinin değerini bilmeliyiz.</div><ul><li><br></li></ul>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:35:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204084775</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sinem kılıc 10-B 971.    </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204092038</link>
         <description><![CDATA[<pre>JACK'IN HİKAYESİ</pre><div>Bir gün hepberaber ailecek masada yemek yerken dısarıdan bağırış sesleri gelmeye başladi. Biz bir hışımla dışarıya baktık ve zorla insanların evlerine giren alman askerler gördük. Ben 12 yaşımdaydım ve neler oluyor anlamıyordum. Alman askerler bağırıyordu "pis yahudiler hepiniz öleceksiniz."diye. Biz bir şeyler anlamaya başladik. Garip bir şeyler oluyordu. Babam anneme "hemen eşyaları topla gidiyoruz" diye bağırıyordu. Annem "nereye " diye sordu. Babam da bilmiyordu fakat evden hemen çıkmamız gerektiğini söylüyordu. Hemen eşyalarımızı toplayıp evden çıktık. Babam "Max'in yanına gideceğiz. Orda çok yahudi var. Orda bir şey yapamazlar"dedi ve yola koyulduk. Yolda saklana saklana yürüyorduk çunkü her yerde alman askerleri vardı. Yolda bir hışırtılar duyduk ve çimenkerin arkasındaki ağacın arkasına saklandık. Meğersem alman askerler çimenlerin içinde pusu kurmuşlar. Çimenlerin arasından çıkıp hepimizi kurşuna dizdiler. Ben hariç&nbsp; herkes&nbsp; öldü. Ben de yaralıydım. Beni alıp toplama kampına götürdüler. Orda çok kişi vardı. Hepsi de yahudiydi, hepsi de çizgili pijamaıydı. Büyük büyük fırınlar vardı, ilk önce ne olduğunu anlamadım ama sonradan anldım nasıl iğrenç bir şey yaptıklarını. Burda herkes bir iş yapmak zorundaydı çünkü işe yaramıyanları yakıyorlardı. Benim işim yakılan insanların gözlüklerini bir depoya atmaktı. Bir gün yibe görevimi yaparken cebimden bir şey düstü ve alip ne olduğuna baktım. Bu onun fotoğrafıydı. Megeda'nın. Megeda, Jack'in sevdigi kizdi. Kizla okuldan tanışıyorlardı ve ikisi de birbirini seviyorlardı. Fotoğrafı görünce hüzünlendi ve iç çekti. Sonra geri cebine koydu. Ertesi gün yine görevini yaparken yandaki kampta kalan Megeda'yı gördü ve şok oldu. Hemen koşarak kızın yanına gitti. Hasret giderdiler. Sonra bir alman askeri Jack'i iterek " isinin başına" diye bağırdı. O günden sonra iki gün görüşemediler. O sırada Jack kamptan kaçma planları yaptı çünkü ikisinin de sonunun o fırınlar olacağını biliyordu. Sonra Jack planını kıza anlattı ve kaçmaya karar verdiler. Bir gece yarısıydı Jeck 'le Megeda buluşup kaçıyolardı ki bir alman askerine rasladılar fakat içi geçmişti. Tam onun önünden geçerken Jack'ın bir kuru oduna basıp ses çıkarmasıyla alman askeri uyandı ve ikisini de vurarak öldürdü.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:49:33 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204092038</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Beyza Gül Oruç 10-C 956 Ben Erika, çok güzel bir bahar günü,  güneş, kuşlar çok güzel. Bulunduğum yer dışında...Eğer bunu okuyan biri varsa muhtemelen bir ölünün mektubunu okuyordur. Burada dahabfazla dayanabileceğimi sanmıyorum. Dapdaracık kafesimden 2 dakika daha uzun yaşayabileceğimi sanmıyorum.Bundan tam  33yıl önce olması gerekiyor. Evimdeydim. Nijerya&#39;da. Annem saçlarımın örgüsünü şefkatle düzeltirken, bende dışarda oradan oraya koşturup telaşlanan kişileri seyrediyordum. Bambuyla kapladığımız kapıdan babam yarı korku yarı telaş ile girdi. Kıyafetlerini oradan oraya savuşturan babamın görünce annem de çok korktu. Daha sonra, &quot;Geldiler mi? Alacaklar mı bizi? &quot;Babam da  gözleri dolarak başını salladı. Onları ilk defa ağlarken görüyordum. Şimdiye kadar arkamda dimdik duran babam ve annem gözümün önünde feryat figan olmuşlardı. Daha sonra, dışarıdan çağrışmalar, çığlıklar koparken zaten sağlam olmayan evimize hiç tanımadığım beyaz renkli adamlar gelmişti. Anneme ve babama kelepçe taktıkları an ve annemin çığlıklari içinde babamın haykırışlarını duyduktan sonra anneme dair duyduğum son ses&quot; Erika saklan!&quot; olmuştu. O günden sonra ne annemi, ne de babamı göreboldim. O korkuyla bambudan kapımızın arkasına saklanırken annemin narince ördüğü saçımdan bir beyaz renkli asker çekerek beni yere fırlattı. O acıyla bayılmış olmalıyımki uyandığımda kapkaranlık demirden yapılmış sıkışık bir yerdeydim. Gemiden beni indirdikleri günden beri  özgürce dolaşamadımen Erika, çok güzel bir bahar günü, güneş, kuşlar çok güzel. Bulunduğum yer dışında...Eğer bunu okuyan biri varsa muhtemelen bir ölünün mektubunu okuyordur. Burada dahabfazla dayanabileceğimi sanmıyorum. Dapdaracık kafesimden 2 dakika daha uzun yaşayabileceğimi sanmıyorum.Bundan tam  33 yıl önce olması gerekiyor. Evimdeydim. Nijerya&#39;da. Annem saçlarımın örgüsünü şefkatle düzeltirken, bende dışarda oradan oraya koşturup telaşlanan kişileri seyrediyordum. Bambuyla kapladığımız kapıdan babam yarı korku yarı telaş ile girdi. Kıyafetlerini oradan oraya savuşturan babamın görünce annem de çok korktu. Daha sonra, &quot;Geldiler mi? Alacaklar mı bizi? &quot;Babam da  gözleri dolarak başını salladı. Onları ilk defa ağlarken görüyordum. Şimdiye kadar arkamda dimdik duran babam ve annem gözümün önünde feryat figan olmuşlardı. Daha sonra, dışarıdan çağrışmalar, çığlıklar koparken zaten sağlam olmayan evimize hiç tanımadığım beyaz renkli adamlar gelmişti. Anneme ve babama kelepçe taktıkları an ve annemin çığlıklari içinde babamın haykırışlarını duyduktan sonra anneme dair duyduğum son ses&quot; Erika saklan!&quot; olmuştu. O günden sonra ne annemi, ne de babamı göreboldim. O korkuyla bambudan kapımızın arkasına saklanırken annemin narince ördüğü saçımdan bir beyaz renkli asker çekerek beni yere fırlattı. O acıyla bayılmış olmalıyımki uyandığımda kapkaranlık demirden yapılmış sıkışık bir yerdeydim. Gemiden beni indirdikleri günden beri  özgürce dolaşamadımVe hayvana yapılmayacak şekilde eziyetlere ve muamelelere maruz kaldım. Her akşamda 33 yıl önceki yattığım kafesime döndüm. Her gün kırbaçlara maruz kadıkça,  yaşlandıkça hayata olan umudum bir nebze daha kesildi.ve şimdi bardak taşıyor. Hoşcakal bambu kapım, hoşçakal annem, hoşçakal...</title>
         <author>beyzagul05</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204094186</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:53:41 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204094186</guid>
      </item>
      <item>
         <title>GÖKTAN GÖKÇE</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204094210</link>
         <description><![CDATA[<div>10-C 204<br>Kıtap:HAYVAN ÇİFTLİĞİ<br>Sessiz bir geceydi o gün.ali artık hayatından bezmiş bir şekilde sokakta tek başına yürüyordu.Son zamanlarda işleri pek de yolunda gitmiyordu.Artıl patronundan emir almak istemiyordu.Patronu çok iyi kalpli bir adam ve çok yardım severdi.Ali patronu gibi çok zengin olmak istiyordu.Heristediğini parayla yaptırıyor sanıyordu patronunu.Kafasına koymuştu çok zengin olmayı.<br>Yıllar geçmişti Ali kumar oynayarak çok zengin olmuştu.Önüne gelene para karşılığı birşeyler yaptırmak istiyordu.Fakir olan insanları aşağılıyor onlarla dalga geçiyordu.Ama her kez Ali'yi görmezden geliyordu.Çünkü onun düşüncelerinden çok rahatsız oluyorlardı . </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 19:53:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204094210</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sude Yıldız 10-B 947 BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK Teması:AYRIMCILIK </title>
         <author>sude03027</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204099545</link>
         <description><![CDATA[<div>Şirketin bugün eleman alım günüydü.Ofiste yoğunluk kalabalık ve bir kargaşa vardı. Ben elimdeki evrakları bilgisayara geçirmekle meşguldüm. Gelen bir dosya atıyordu giden bir dosya atıyordu ve çıldırmak üzereydim. Ben mülakat yapılan yerin önünde oturuyordum. Masam oradaydı ve başvuru yapan herkesi görüyordum. Ben bir yandan işimi yaparken bir yandan da sıradakiler izliyordum. Gözüme birden bire arkaarkaya olan iki kişi takıldılar. Önde duran siyahi bir kişi arkasında duran ise onun zıttı bembeyaz tenli bir kişiydi. Mülakat konseyi iyi tanıdığım için bu insanlar beni düşündürdü. Benim işe girdiğim zamanlarda da bazı olaylar yaşanmıştı. Bir kızı sırf dini görüşünden dolayı mülakattan elemişlerdi. Halbuki o kızın bu işe o kadar ihtiyacı vardı.Sıra gözüme takılan iki kişiye gelmişti. İlki içeri girdi 5 dakika kadar durdu ve başı öne eğik bir şekilde çıktı.İkinci olan içeri girdi 15 dakika kadar durdu ve yüzünde güller açarak dışarı çıktı. Diğer insanlar da girdi ve mülakat bitti. Mülakat ekibinin müdürler ile toplantısı vardı. Asistan ise ben idim.Ben bu iki kişinin ise alınıp alınmadığını merakımdan ikisinden yakasındaki isimliklere bakmıştım ve sabırsızlıkla alınıp alınmadıklarının haberini bekliyordum. Toplantıya girdik ve herkesin niye alınıp alınmadıklarını denetliyorduk. Sıra onlara geldi ve müdürler neden alınıp alınmadıklarını sorguluyorlardı ve mülakat konseyi başkanı cevaplıyordu. Sıra siyahi kişinin neden alınmadığı soruldu ve verilen cevap sadece ten rengiydi. Diğerinin ise işe alınma sebebi sadece ten renginin açık olmasıydı. Bu nedenli olaya sessiz kalmam ise beni üzüyordu? İnsanlar neden bu şekilde birbirinden ayrılırlardı ki ?niye empati yapılmazdı? Belki işe alınmayan kişinin bu işe ihtiyacı daha fazla vardı. Ama empati yapmadan düşünere hareket ediyorduk. Bu insanlara ne kazandırıyordu?<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 20:04:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204099545</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sübhan Oduncu 10/B 348 Engellenmemiş kızlar Kitabın Teması:Fiziksel ve sosyal yönden güçlü kızlar yetiştirebilmek Hikayemin teması:İnsanlık Başlık:Adım at!</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204100354</link>
         <description><![CDATA[<div><strong><em><mark>ADIM AT!</mark></em></strong><br>&nbsp;<br>&nbsp;<br><br>-Merhaba.Bunun bir hikaye olması gerekiyordu evet farkındayım ama bu daha çok benim düşüncelerimi daha iyi özgür kılabildiğim kendi anlatım biçimim.-</div><div><br></div><div>Bir gün sosyal medyada gezinirken bir videoya rastladım.Bir sosyal deney videosuydu ve açıp izlemeye başladım.Bir grup, sayısını hatırlamadığım kadın, erkek, genç kızlar ve erkeklere soru soruyorlar.</div><div><br><br></div><div>Onlara yöneltilen sorulara göre ne düşündüklerini bedenleriyle anlatmaları isteniyor.Onlardan öncelikle "Kız gibi koşmaları isteniyor." kendilerine göre tabiri caizse 'kırıtarak,yalpalayarak' bir şekilde kız gibi koşuyorlar.</div><div><br><br></div><div>Sonra "Kız gibi top atın" dendiğinde hepsi aynı şekilde topu atıyormuş gibi yapıyo,r birkaç kişi topu beceriksizmiş gibi düşürerek kız gibi atıldığını temsil ediyor kendince.<br><br></div><div><br><br></div><div>En sevdiğim kısımdır böyle videolarda toplumda düşünülen yargıları önce yetişkinlere sorarlar sonra da bu soruları çocuklara yönlendirerek en iyi sonucu alırlar.</div><div><br><br></div><div><br></div><div><br><br></div><div>Devam edelim, 'kız gibi 'tanımlama sorularını aynı şekilde kız çocuklarına da yönlendiriyorlar ve çıkan sonuçlar tam da beklediğimiz gibi muazzam!</div><div><br></div><div>Kızlar güçlü ve iyi bir şekilde hareketleri yaptıktan sonra en sonda&nbsp;<br><br></div><div>&nbsp;"KIZ GİBİ SÖZÜ NE ZAMANDAN BERİ HAKARET SAYILDI?" diye bir yazı çıkıyor.</div><div><br></div><div>Şimdi ben de soruyorum size ,ne zamandan beri bir işi kız gibi yapmak o işi en kötü en beceriksiz şekilde yapmak olarak nitelendirildi?</div><div><br><br></div><div>Evet kızlar her konuda hassastırlar bir işi yapmak isterse en ince ayrıntısına kadar dikkatle yaparlar ama tek düşünmemiz gereken konu bu değil.</div><div><br></div><div>Kadınlar hassas,güçsüz ya da geri kalmış canlılar gibi görülmemeli artık.</div><div><br><br></div><div><br><br></div><div>Bir kadın araba sürdüğünde<br><br></div><div>&nbsp;'Ya bud a kadın sürücüymüş belli oluyor zaten'&nbsp;<br><br></div><div>diyecek tek bir kişi bile kalmamalı artık.Trafiğin, kadın ve erkek ile alakası yok, hatta kadın ralli şoförleri bile var, Senden çok daha iyi araba süren ,üstelik senin gibi küfür etmeden,kuralları bozmadan,içki içip gece boyunca asfaltlarda terör estirmeyen.</div><div><br></div><div>Başarılı ve gelişmekte olup hala da gelişen ülkelere bir bakın.</div><div><br><br></div><div>Bir başbakanı ,bir adalet bakanı kadındır.Ya da bir milletvekili.Ve siyasetleri de sağlamdır.Çünkü iktidarda kadın da vardır.</div><div><br></div><div>Tek problem kadın olmak değil ne yazık ki.<br><br></div><div>Asırlar boyu insanlıkta bitirilmesi için çok çaba sarf edilen "ön yargı" kavramı bütün sorunların altyapısıdır.<br><br></div><div><br><br></div><div>Eskiden insanlar 'din,dil,ırk'&nbsp; ayrımı yapılmaz derken şimdi ise buna bir yeni kavram daha eklendi 'cinsiyet'...</div><div><br><br></div><div>Evet yanlış değil.Cinsiyet de basitleşmeye başladı ya da ayaklar altına alınması istenmediği için artık <strong><em>'din,dil,ırk,cinsiyet' </em></strong>ayrımı yapılmıyor deniliyor. Aslında terimlerin yavaş yavaş yok olması gerekirken her geçen gün sanki bu ayrımcılık terimlerine bir yenisi daha eklenecek gibi gözüküyor.</div><div><br></div><div>Kadın/Erkek-<br><br></div><div>Siyah/Beyaz-&nbsp; &nbsp;&nbsp;</div><div><br><br></div><div>Müslüman/Hristiyan/Yahudi-</div><div><br><br></div><div>Türk/İngiliz/Fransız</div><div><br></div><div>Yukarıdaki gibi insanların yaradılışlarından onlara gelen ve değiştiremeyecekleri şeylerden dolayı onları utandırmak yerine gurur duymalarını sağlamak inanın insanlığımızdan hiçbir şey kaybettirmeyecektir.</div><div><br></div><div>Gelecek nesillerin daha barışçıl olması ümit ediliyor ama farkında değiliz artık biz de yeni nesil olmaktan çıkıyoruz ve bizden sonrası da geliyor.</div><div><br><br></div><div>Bizden öncekiler yapamadı ama belki biz bu dünyada bir şeyleri değiştirebiliriz.</div><div><br></div><div>İnsanlık hiç umulmadık kişiler tarafından değiştirildi, kim bilebilir belki bugünkü sorunu ortadan kaldıracak kişi sen olabilirsin.</div><div><br></div><div>Yeter ki bunun için bir adım at..</div><div><br><br></div><pre><br></pre>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 20:06:30 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204100354</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Beyza Gül Oruç 10/C   Kitap:Çizgili pijamalı çocuk </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204101691</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp;Ben Erika, çok güzel bir bahar günü, güneş, kuşlar çok güzel. Bulunduğum yer dışında...<br>Eğer bunu okuyan biri varsa muhtemelen bir ölünün mektubunu okuyordur. Burada dahabfazla dayanabileceğimi sanmıyorum. Dapdaracık kafesimden 2 dakika daha uzun yaşayabileceğimi sanmıyorum.<br>Bundan tam&nbsp; 3 yıl önce olması gerekiyor. Evimdeydim. Nijerya'da. Annem saçlarımın örgüsünü şefkatle düzeltirken, bende dışarda oradan oraya koşturup telaşlanan kişileri seyrediyordum. Bambuyla kapladığımız kapıdan babam yarı korku yarı telaş ile girdi. Kıyafetlerini oradan oraya savuşturan babamın görünce annem de çok korktu. Daha sonra, "Geldiler mi? Alacaklar mı bizi? "Babam da&nbsp; gözleri dolarak başını salladı. Onları ilk defa ağlarken görüyordum. Şimdiye kadar arkamda dimdik duran babam ve annem gözümün önünde feryat figan olmuşlardı. Daha sonra, dışarıdan çağrışmalar, çığlıklar koparken zaten sağlam olmayan evimize hiç tanımadığım beyaz renkli adamlar gelmişti. Anneme ve babama kelepçe taktıkları an ve annemin çığlıklari içinde babamın haykırışlarını duyduktan sonra anneme dair duyduğum son ses" Erika saklan!" olmuştu. O günden sonra ne annemi, ne de babamı göreboldim. O korkuyla bambudan kapımızın arkasına saklanırken annemin narince ördüğü saçımdan bir beyaz renkli asker çekerek beni yere fırlattı. O acıyla bayılmış olmalıyımki uyandığımda kapkaranlık demirden yapılmış sıkışık bir yerdeydim. Gemiden beni indirdikleri günden beri&nbsp; özgürce dolaşamadım Ve hayvana yapılmayacak şekilde eziyetlere ve muamelelere maruz kaldım. Her akşamda 33 yıl önceki yattığım kafesime döndüm. Her gün kırbaçlara maruz kadıkça,&nbsp; yaşlandıkça hayata olan umudum bir nebze daha kesildi ve şimdi bardak taşıyor. Hoşcakal bambu kapım, hoşçakal annem, hoşçakal...<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 20:08:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204101691</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/B ELİF BEKTAŞOĞLU İNCİR KUŞLARI , SAVAŞ,TECAVÜZ,DİN AYRIMCILIĞI</title>
         <author>elif_81_61</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204108826</link>
         <description><![CDATA[<div>Ben Ayşe Begoviç ,45 yaşında bir Bosnalıyım...<br>O gün doktorumun tavsiyesiyle ilk defa kalabalığın içine karışıp bir parka gittim.Çocuklar koşup oynuyorlardı.Her biri ne kadar da mutluydular.Kimi annesinin yanında dondurma yiyor, kimi ise kaydıraktan kayıyordu.Bir kız çocuğu annesinin eteklerini çekiştirip 'bebek istiyorum.' diye kıvranıyordu.Ne kadar da şımarıktı elinde zaten iki bebeği vardı.Neden bir tane daha istiyordu ki.Aklım yine geçmişin tozlu raflarını karıştırıp bana oyun oynuyordu.Birden o kanlı savaş aklıma geldi.<br>''Güneşli bir sabahtı.Yatağımdan kalkıp yüzümü yıkamaya gittim.Aşağı babamın yanına gittim .Yine haber izliyordu.Sırplar Bosna ' yı iyice sarmış teker teker müslüman haneleri basıp,kadınlara tecavüz ediyorlardı.Bizim oturduğumuz muhit savaştan biraz daha uzaktı.<br>Annem pitaları hazırlamış bizi kahvaltıya davet ediyordu. Artık fazla yiyeceğimiz kalmamıştı.Annem de kalan malzemelerle bir şeyler hazırlamaya çalışıyordu.Babam sanki dünyanın en güzel yiyeceğini yiyormuş gibi bizi eğlendiriyordu.Kapı hızlıca çalmaya başladı.Annem '' Hayırdır inşallah bey'' dedi.Bir el sesi geldi .Kpımız birr anda yere düştü.Üç asker hızlıca evimize girip kurşun sıkmaya başladılar.KORKUYLA MASANIN ALTINA GİRDİM. Çünkü babam böyle tembihlemişti.Ardından bir el daha ateş geldi.Annem çığlık attı.Kafamı kaldırıp baktığımda yerde kanlar süzülüyordu.Daha sonra bir ateş daha, annem o da yerdeydi.Şoklar içinde olan bşteni izliyordum.Sanki ruhumu biri bilinmezliğe çekip götürmüştü...''</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 20:22:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204108826</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/B Yağmur BAŞARAN Çizgili Pijamalı ÇocukTeması:  ırkçılık, savaş            Getirilmeyen Adalet                                     Soğuktu ve korkuyordum. Bir köşeye girip saklanmıştım. Etrafımdaki olup bitenleri seyrediyordum. Heryerde ağlayan kadınlar, eziyet edilen çocuklar, havada uçuşan hakaretler ve daha niceleri. 8 yaşındayım ve bu olanlara akıl sır erdiremiyorum. İnsan insana neden bunu yapardı. Ben bunları düşünürken birden tiz bir çığlık koptu. Bu annemin sesiydi. Gözümden bir damla yaş düştü. Adam annemin ellerinden tutup sarsıyordu. Üst üste yumruklar atıyor ve tekmeliyordu. Annemi kurtarmak istiyordum. Ama çıkmaya korkuyordum. Çünkü benim gücüm o iri adama yetmezdi. Ama o benim annemdi. Bir hışımla saklandığım yerden anneme doğru koştum. Kalıplı, güzel giyinmiş, saçları taralı bir adamdı anneme vuran. Onun bacağına sert bir tekme attım. Ama ona pek işlemiş gibi durmuyordu. Annem sürekli git burdan diye bağırıyordu. Bir yandan silah sesleri duyuluyordu. İri cüsseli adam beni tuttuğu gibi yere fırlatmıştı. Başımda bir sancı hissediyordum. Elimi sancıyan yere götürdüğümde kanadığını gördüm. Bu sırada iri cüsseli adama ondan daha yüksek rütbeli duran biri çağırdı. Bu sefer kurtulmuştuk. Annem yanıma geldi tebessüm etti. -Sen benim kahramanımsın. Dedi      Bu sırada arkadan gelen asker yarım bıraktığı işi bitirdi. Silahını anneme doğrulttu. Ve tetiği çekti. Anneme beni bırakmaması için yalvardım. Ama olmadı. Orada hayatını kaybetti. Sadece ölmeden kulağına şunları fısıldayabildim.  -Bu dünyaya adaleti ben getiricem anne.    Ünlü hakim bilinmeyenleri gazetemize anlattı.    Elimdeki gazeteyi masanın üstüne bıraktım. Artım içim rahattı. Anneme verdiğim sözü tutmuştum.</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204110991</link>
         <description><![CDATA[<div><br><br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 20:26:44 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204110991</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Buse HANÇERLİOĞLU 10/C Mavi Sacli kız </title>
         <author>busehancerli</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204111627</link>
         <description><![CDATA[<div>Sabahın erken saati yine ben antremana gitmek için hazırlanıyordum. Eşyalarımı çantama koyup, hızlıca mutfağa doğru gittim. Annemin benim için hazırladığı tostu bir ısırıkta bitirdim. Saat ilerliyordu ve benimde artık evden çıkma zamanım gelmişti. Yarım saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra antreman yerine varmıştım. Ilk önce güzel bir şekilde ısınarak, daha sonra da mac yaparak bugün ki antremanımı bitirmiştim. Çıkışta eve arkadaşım Ömer'in babası beni bırakmıştı. Eve geldiğimde annem “Cem sen mi geldin oğlum ? “ diyerek seslenmişti ve bende “evet” demiştim. Çantamı odamın bir köşesine fırlatarak doğruca banyoya koşup , duş aldım. Dustan sonra mavi tişörtümü ve siyah eşofmanımı giydim. Biraz ders çalıştıktan sonra ailecek akşam yemeği yedik ve yemekten sonra film izleyip erkenden yataklarımıza çekildik. Fakat ben henüz uyumamıştım. Internetten basketbol maçı izliyorum. En büyük hayalim çok iyi bir bastekbolcu olmaktı. Senelerdir bunun için çabalıyorum ve başarıcağıma emindim. Pazar sabahı yine bir antreman vardı. Hazırlıklarımı bitirip evden çıktım. Antremana trafik olduğu için biraz geç kaldım. Geç kaldığım için ısınmaya üşenmiştim. Hocalarım fark etmeden direk maça girdim. Maç esnasında arkadaşlarımdan biri olan Semih'e çarpıp ayağımı kırmıştım. Beni hemen hastaneye götürdüler ve ayağımın kırıldığını ögrendigim an yıkılmıştım. 1 ay boyunca ayağım alçıda kalacaktı ve ben 1 ay boyunca antremana katılamayacaktım. 1 ay geçtikten sonra alçımın çıkarılacağı gün gelmişti. Hastaneye gitmek için heyecandan hemen evden çıkmaya çalışıyordum. Merdivenlerden tek başıma inmeye çalışırken ayağım kaydı ve merdivenlerden yuvarlandım. Hastaneye gitmiştik. Ayağımı bir daha kullanamayacağımı öğrendim. Haftalarca, aylarca hastane aradık, çözüm yolu bulmaya çalıştık ama olmadı. Aylarca ağladım çünkü bütün hayallerim bitmişti. Artık iyi bir basketbolcu olamayacaktım, koşamayacak, zıplayamayacaktım. Bu beni mahvediyordu. Tekerlekli sandalyeye mahkum kalmıştım. Aradan koca 1 yıl geçtikten sonra internette karşıma bir şey cıktı. “Tekerlekli sandalye basketbolu” diye. Günlerce bunu için düşündüm yapabilirmiyim diye. Aileme danıştım, düşündük ve en sonunda istedikten sonra her şeyi yapabileceğimi söylediler. O günden sonra “Tekerlekli sandalye basketbolcusu” oldum. Uzun çalışmalarımdan sonra başardım ve oldu. 1,5 sene sonra “Milli Tekerlekli Sandalye Basketbolcusu” takımına seçildim ve en büyük hayalimi gerçekleştirdim. Çok istedim, çalıştım, hiç bir engel tanımadım ve başardım.<br>Buse Hancerlioğlu<br>10/C&nbsp;<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 20:28:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204111627</guid>
      </item>
      <item>
         <title>GİZEM ÇİÇEK 🌸 VMTAL 10-B 975 DARMADAĞIN KİTABI</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204118012</link>
         <description><![CDATA[<div>     Gün aydın, güneş doğmuş hava açmıştı. Ayrı bir sevinçle açtım gözlerimi dünyaya yeniden. Annemin hazırladığı pişiler koktu burnuma,buna bağılıyorum. Annemin o sımsıcak sesiyle aşağıya indim. Kahvaltımı yaptım. Tek parmağı yırtık olan çoraplarımı giydikten sonra ayakkabılarımı giydim. Annemden para falan istemiycektim, ne jadar ihtiyacım olsa da çünkü  kiraya para yettirebilmek için annem gece gündüz çalışıyordu. Bana hissttirmemek için tatlı tatlı konuşuyordu. Ama ben herşeyin farkındayım.<br><br><br>       Okula vardığımda insanlar bana tuaf bakıyorlardı. Çünkü bu okula göre fazla paçavra giyiniyordum. Onların elbiseme dediği isimdi bu, oysa benim için güzeldi böylede mutluyum. Beyaz tenli siyah saçlı mavi gözlü, uzun biriydim. Bu yüzden beni kıskanıyorlardı. İntikam olarak da aşağılıyorlardı. Onlar için büyük bir zevkti bu. Bense bunlara aldırış etmeden hayallerim için okuyordum. Kendim için, annem için, geleceğim için... Her defasında beni aşağılamak için yeni bahaneler arıyorlardı. Bense okuldan eve evden okula.<br><br><br>     Birgün okuldan  bi kaç kız yanıma gelip beni aralarına almak istedikleri söylediler. Kabul ettim. Çünkü hiç arkadaşım yoktu. Okula geliyor, kızların yanına gidiyor, dedikodu dinliyor, olanları izliyordum. Kendimi ruh gibi hissediyorum bazen. Bi var bi yok. İşte o zaman başladı herşey beni bir bara götürüp sigaraya başlattılar. Onların eski elbiselerini giyiyordum. Çünkü bir kazancım yoktu. O gün barda eğlenirken bi anda beni yere düşürüp başımdan bira şişelerini boşaltmaya başladılar. Herkes beni izliyor kahkaha atıyorlardı. Bense utancımdan yerin dibine giriyordum. Hatta biri içtiği sigarayı kolumda söndürmüştü. Ağlayarak eve gittiğimi hatırlıyorum.<br><br><br>    Aradan yıllar geçti okudum, çalıştım ve şimdi bir hastanede doktor olarak görev yapıyorum. Annem lüx ve refah içinde evimizde yaşıyor, geçmiç geçmişte kalmıştı. Onca zorluklara rağmen derslerimi hiç bırakmamıştım. Beni aşağılayan ookula rağmen onlara inat, annemin mutluluğu için devam etmiştim. Hayat işte olduğuna varıyor. Ne oldum değil ne olcam diyceksin. Şuan yanık tedavisi yaptırıyorum beni acımadan kolumda yaktıkları yanığın tedavisi acısı geçmiş ama izleri duran yanık. Ben  bunlardan kurtulsam bile ruhumda o izler halla kalıcak. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 20:42:52 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204118012</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/B Elif bektaşoğlu incir kuşaları savaş tacavüz din ayrımcılığı</title>
         <author>elif_81_61</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204120341</link>
         <description><![CDATA[<div>Ben Ayşe Begoviç ,45 yaşında bir Bosnalıyım...<br>O gün doktorumun tavsiyesiyle ilk defa kalabalığın içine karışıp bir parka gittim.Çocuklar koşup oynuyorlardı.Her biri ne kadar da mutluydular.Kimi annesinin yanında dondurma yiyor, kimi ise kaydıraktan kayıyordu.Bir kız çocuğu annesinin eteklerini çekiştirip 'bebek istiyorum.' diye kıvranıyordu.Ne kadar da şımarıktı elinde zaten iki bebeği vardı.Neden bir tane daha istiyordu ki.Aklım yine geçmişin tozlu raflarını karıştırıp bana oyun oynuyordu.Birden o kanlı savaş aklıma geldi.<br>''Güneşli bir sabahtı.Yatağımdan kalkıp yüzümü yıkamaya gittim.Aşağı babamın yanına gittim .Yine haber izliyordu.Sırplar Bosna ' yı iyice sarmış teker teker müslüman haneleri basıp,kadınlara tecavüz ediyorlardı.Bizim oturduğumuz muhit savaştan biraz daha uzaktı.<br>Annem pitaları hazırlamış bizi kahvaltıya davet ediyordu. Artık fazla yiyeceğimiz kalmamıştı.Annem de kalan malzemelerle bir şeyler hazırlamaya çalışıyordu.Babam sanki dünyanın en güzel yiyeceğini yiyormuş gibi bizi eğlendiriyordu.Kapı hızlıca çalmaya başladı.Annem '' Hayırdır inşallah bey'' dedi.Bir el sesi geldi .Kpımız birr anda yere düştü.Üç asker hızlıca evimize girip kurşun sıkmaya başladılar.KORKUYLA MASANIN ALTINA GİRDİM. Çünkü babam böyle tembihlemişti.Ardından bir el daha ateş geldi.Annem çığlık attı.Kafamı kaldırıp baktığımda yerde kanlar süzülüyordu.Daha sonra bir ateş daha, annem o da yerdeydi.Şoklar içinde olan bşteni izliyordum.Sanki ruhumu biri bilinmezliğe çekip götürmüştü...''<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 20:49:09 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204120341</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Elif Uğur 10/C ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK  TEMA: AYRIMCILIK</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204125066</link>
         <description><![CDATA[<div>" Ortalık çok karışık" diyordu babam. Her zamanki gibi ciddiydi. Katı kuralları vardı. Nefret ettiğimi düşündüğüm zamanlarda " Tanrım eğer bu kötü bir davranışsa bana bi mesaj gönder."derdim. Mesaj gelmediği için bunun doğru olduğunu düşünürdüm.<br>"Anne ben çok acıktım! Bayan Ellen'den bi poğaça alabilir miyim?" "Sakın ona dokunma!" Aslında tek anlamadığım neden dokunmamam gerektiği. Ne yani ben de mi  onun gibi siyah olacağım? Sonunda annem poğaçayı verdi. Yedim ama beynimi mi yoksa poğaçayı mı bilemedim. Odama çıktım, pencereden vuran güneş gözlerimi kamaştırdı. Eduardo aklımdan çıkmıyordu. O benim ilk ve tek aşkımdı. Evimizin karşısında bir baraka vardı, orada yaşıyorlardı. Annesi bizim evde hizmetçi, babası ise babamın yanında hamaldı. Eduardo'nun bizim bahçeye girmesi yasak. Her gün aynı saatte kapının önünden geçiyor. Yetişmem gerektiğini düşünerek koştum mutfak camına. Ellen Teyze anlamıştı galiba onu sevdiğimi. "Gel " dedi. 16 yaşındaki bir kızın hayallerinden daha üstündü Eduardo. Tezgaha çıktım, kahverengi papuçlarıyla adeta bir prensti. "Emily hemen aşağı in, bir daha seni orada görmeyeceğim." Annem yine bağırıyordu. İndim, odama çıktım. Gözyaşlarımı tutamıyordum. Günler böyle geçtikçe bir cumartesi gecesi saat 02.00/02.30 civarında aniden sesler gelmeye başladı. Aşağı indim, bahçeye yaklaştığım her dakika bağırışlar artıyordu. Nefesim hızlandı, kimse duymasın diye elimle ağzımı kapattım. Barakanın arkasında babam Robert Amcayı acımasızca yumrukluyordu. Ağlamaya başladım o kadar çok ağlıyordum ki, babamın ayak seslerinden bana yaklaştığını hissettim. "Ne yapıyorsun burada?! Çabuk yatağına!" Ağlamaktan birşey diyemedim. Aklıma takılan bir sürü soruyla o geceyi geçirdim. Bir ay dışarı çıkmama cezası almıştım. Olanları anlamaya çalışıyordum. Ailem neden Bayan Ellen ve ailesini sevmiyordu? Galiba biraz çözmeye başlamıştım olayı. Geçmişten gelen bir düşmanlık vardı. Ayrımcılık her yere yayılmıştı. Siyahiler ezilen taraftaydı. Büyükbabam ben çok küçükken bir efsane anlatmıştı. "Uzaklarda Amerika diye bir kıta varmış. İnsanlar buraya gelebilmek için çok büyük bir denizi aşması gerekiyormuş. Bunun için güçlü kürekçiler lazımmış. Zenginler fakirleri, beyazlar siyahları gitmek uğruna kullanmışlar. Güçlü ve itaatkar olanları seçmişler.  Atlas Okyanusu'ndan açılmışlar. Günlerce kürek çekmiş siyahiler. Bu yolda ölen de olmuş yaralanan da. Ölenleri denize atmışlar.  Kalanlar ise şu an ki güçlü siyahi amcaların dedesiymiş." Taşlar yerine yavaş yavaş oturuyordu. Her şeyi anlıyordum. Eduardo ile bi buluşma ayarladım. Beyaz insanların giydiği kıyafetlerı giyince anladım ki insanların arasında hiç bir fark yok. Bob amca da böyle derdi." Kaçmamız gerek Eduardo, yoksa sen de bu iğrenç sistemin bir kurbanı olacaksın. Ben seni böyle seviyorum kalbini, aklını, her sabah kapıdan çıkarken yolluğunu hayvanlarla paylaşmanı, baba gülümsemeni seviyorum. Eduardo." Ağlıyordu, ağzını bıçak açmıyordu.Bi an da ne olduysa her yer askerlerle doldu.   Açıklama yapmadan götürdüler Eduardo'yu. Eduardo kollarımdan gitti, hepsi bı an da oldu. Benliğim bi an da gitti ve ben tutamadım.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-06 21:00:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204125066</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Öznur özdemir 10B 218</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204201338</link>
         <description><![CDATA[<div>Bir gun annemle markete alisveris yapmaya gidiyorduk. Alisverisimizi yaptik ve parayi odemeye gittik. Onumuzde iki kisi vardi. Bir tanesi zenci, digeri ise bizim gibi beyazdi. İkisinin de parasi yoktu. İlk once beyaz olan kisi parasinin olmadigini daha sonra getirecegini soyledi. Adam, "Sorun degil beyfendi daha sonra getirirsiniz"dedi. Sıra zenci adama gelmisti. Onun da parasi yoktu ve daha sonra getirebilecegini soyledi. Ama adam karsi cikti,"Paran yoksa alisveris yapmayacaksin, daha sonra da getirmene gerek yok aldiklarini hemen geri birak!"diye cikisti. Zenci adam ise,"Az onceki kisiye niye kizmadiniz, daha sonra getirmesine izin verdiniz. Benim tek sucum zenci olmak o da benim elimde degil, neden ayrimcilik yapiyorsunuz?"dedi ve aglamaya basladi. O an ben de aglamak istedim. Cunku elimden hicbir sey gelmedi. İnsan neden ayrimcilik yapar ki? Neden beyazlar zencileri sevmiyor? Neden zenciler de beyazlardan nefret etmiyor? Ya da onlar da bizden nefret ediyor da bizi kirmamak icin mi susuyorlar? Neden? Adam aglayarak elindeki herseyi birakti ve gitti. Biz de aldigimiz seylerin parasini odedik ve evimize gittik.&nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 04:27:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204201338</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Feyzanur Erarslan 10-C 362</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204204268</link>
         <description><![CDATA[<div>ESNAF ARKADAŞIM</div><div>Selim göz kapaklarını aralamış yeni bir güne başlamak için uyanabilmişti.Biraz kendine geldikten sonra yavaş yavaş yataktan kalmayı başarabilmiş ve kendini rahatlatan mavi renkli duvarda eski aile resimleri arasında duran takvime doğru yönelmişti. "Perşembe,yine görüştük seninle.İnşallah bu sefer olur"diye düşünürken tek yaşadığı evin mutfağına gidip masanın üzerinde duran iki parça ekmekten birini ve bir kasenin içindeki üç beş zeytini ağzına attı.Sonra tekrar mutfaktan odasına doğru yönelerek kendini zorlamayan bir hızla üzerini çıkarıp yine aynı hızla düzgün kıyafetler giymeye başladı.Kendini zorlanmasına gerek yoktu.Çünkü zaten yetişmesi gereken bir yeri,bir işi,bir dükkanı yoktu.Keşke olsaydı ama haftalardır aramasına rağmen bulamamıştı.Selim işsizliğin kendine verdiği miskinlik ve rahata alışmaktan koktuğu için bir an önce iş bulmalıydı fakat kendine yakışan bir iş bulamamıştı.Sonunda evdeki işlerini bitirdikten sonra kendisini mahallenin Dr ve uzun sokaklarında sürüklemeye vazgeçmiştie aynı sokaklar,aynı yerler,aynı mekanlar,aynı dükkanlar.Sonucu yine mi aynı olur acaba?"diye düşünürken aslında içinde farklı bir his vardı.Sanki amacına ulaşmış,bir iş bulmuştu.Fakat bu hisleri öylesine değildi.Bu sefer kendine uygun bir iş değilde sadece bir iş bulacaktı.Herhangi bir iş.İlerlerken ufak esnaf dükkanlarıyla dolu sokağa giriş yaptı.Burda kasaptan bakkala,kuruyemişciden manava her şey vardı ama o mobilyacıya girmek istedi.<br>-Selamun Aleyküm ustam.Nasılsın?<br>-Aleyküm Selam delikanlı.İyiyim.Hayırdır bir şeye mi baktın?diye cevap verdi yüzü buruşuk,saçları beyaz ama sıcak kanlı mobilyacı.&nbsp;<br>-Evet. İş baktım.Eğer siz de isterseniz size el ayak olurum.Pek para da istemem.</div><div>İşim olsun yeter .-Aferin sana delikanlı.İşleyen demir pas tutmaz,diye cevap verdi mobilyacı.</div><div>Selim bu cevaptan kabus ettiğini düşünerek hemen ceketini çıkararak etrafı düzeltmeye başladı.Mobilyacı kabul etmekte kararsızdı ama Selim'in bu hareketi çok hoşuna gitmiş onu işe almıştı.Aylar,aylarla birlikte yıllar geçmişti ve Selim hala mobilyacıya çalışıyordu. Artık Selim ve Mobilyacı,birer usta,çırak değil,birer arkadaş olmuşlardı.Selim'in bir derdi olsa mobilyacı,mobilyacının bir derdi olsa Selim yetişirdi.Selim iyi ki o Perşembe kendine uygun bir iş aramaktan vazgeçmişti</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 04:55:24 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204204268</guid>
      </item>
      <item>
         <title>10/C Burcu SAYDAM 220</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204207642</link>
         <description><![CDATA[<div>İNANMAK&nbsp;<br>Yine bir pazar sabahı pencerenin kenarında oturmuş sokakta oynayan çocukları izliyorum . Bazen onlara özenirken bazen de kendimi şükretmekten geri alamıyorum .Ben Dila , Dila POLAT&nbsp; 18 yaşındaki genç bir kızım . İki sene önce bir trafik kazası geçirdim ve gözlerimi açtığımda bembeyaz bir hastane odasinda vücudumun yarısı felçli bir şekilde uyandım . İki ay komada kalmışım . Annem ev hanımı babamsa bir şöför . Babam bize bakabilmek için&nbsp; gecesini gundunuze katıyor . İki sene öncesine kadar bende çalışıyor ve aileme destek olabiliyordum bu kazayı gecirmeyseydim şuanda bende çalışıyor ve aileme destek olabiliyordum .&nbsp; Ben böyle düşüncelere dalmışken birden içeriye güler yüzlü annem Esra girdi&nbsp;<br>_ Güzel kızım istiyosan senide dışarıya cikartiyim sende eğlen arkaslarinla&nbsp;<br>_ Yok annecim iyiyim ben böyle dedim .&nbsp;<br>Fakat iyi olmadığım aşikardi.<br>_Nereye kadar böyle camdan onları izleyeceksiniz&nbsp; felçli olmak senin suçun değil .<br>Anne boyle&nbsp; diyince sinirlendim ve patladığım kişi yine annem olmuştu&nbsp;<br>_Bu halimle çıkıp&nbsp; insanları kendime güldürmektense birde otururum daha iyi dedim<br>Ve benim güler yüzlü annem buruk bir tebessüm ve dolu gözleriyle odada beni yanlız bıraktı .<br><br>Aksam olmuştu ve babam gelmişti eve artık yorgun olduğu her halinden belliydi ufak bir tebessumle yanima geldi ve anlimdan optu . Bende babama gulumsedim fakat bı sorun olduğu her halinden belliydi annemle babam özel konuscagiz diyerek beni odama kadar taşıyıp yatirdilar. Fakat ben uyumadım ve onları dinledim&nbsp; . Dinlerken de gözlerimden akan yaşlara engel olamadım . Babamı işten kovmuslardi ve artık issizdi . Nasıl gecinirdik biz şimdi ? Benimde çalışmam lazımdı ama bu halimle nasıl yapardim diye düşünürken okuduğum bir kitapta fizik tedavi ile&nbsp; eski haline dönen bir kızın hikayesiydi neden olmasın belki bende eski halime dönerdim .&nbsp;<br>YıllarYıllar geçti aradan tamı tamına 8 yıl .&nbsp; çalıştım&nbsp; ,çok uğraştım yillarca&nbsp; fizik tedaviye gittim ve artık eskisi gibi her yerim tutuyor . Ama hayatım hiçbir zaman eskisi gibi olmucakti . Çünkü beni yıllarca sırtında taşıyıp koruyan babam artık yok onu kaybettim . Babam çok dil döktü ben olmasamda bir gün başarıcaksin dedi . İnandım babama her zaman iyiki inanmisim ona canım babam o artık gitti ama beni ayağa kaldirdida gitti.<br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 05:35:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204207642</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eda Nur Darama 10/C 491 </title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204481125</link>
         <description><![CDATA[<div>                    <strong>YENİ ÜLKE YENİ OKUL<br></strong>Bu yıl lise hayatına yeni başlayacaktı ve çok heyecanlıydım. Yeni arkadaşlıklar, yeni öğretmenler ve en önemlisi yeni bir ortamım olacaktı. Yatağıma uzandım ve güzel güzel hayaller kurmaya başladım. Tam o sırada annem odama girdi ve benimle önemli bir konu konuşmak istediğini belirtti. Direk konuya dalarak anlatmaya başladı;<br>"Canım kızım biliyorum sen de şu an diyeceklerimi onaylamak istemeyebilirsin ama baban ile birlikte çok ani bir karar aldık. Yurt dışına taşınmamız gerekiyor. Nedenini sormanı istemem hepimiz için daha iyi olacağına inanıyorum. En önemlisi de senin geleceğin için. Senin de fikrini almadığımız için üzgünüz ama artık çok geç toparlanmaya başlasan iyi olur yarından itibaren hazırlanıyoruz.” dedi ve kapıyı kapatıp çıktı. Dilim tutulmuştu, gözlerim dolmuştu. Nasıl alışabilirdim başka bir ülkede yaşamaya. Bütün gece düşündüm ve sabah eşyalarımı toparlamaya başladım. Uzun süren yolculuğun ardından yeni mekanımıza ulaştık. Bir hafta yerleşme süresi sonunda bazı şeyleri atlatmış gibiydim. Güzel düşünürsem güzel olur belki de, diyerek kendimi avutuyor gibiydim. Ertesi gün kalktım ve okul için hazırlandım farklı ırkta kişilerle tanışacaktım. Yeni bir eğitim dönemi başlıyordu. Sınıfa adımımı atar atmaz herkesin bana değişik baktığını fark ettim. İçimden neler geçiyordu. Birazcık da utanmıştım, kendimi farklı hissediyordum. Kimse bana yaklaşmıyordu, herkes birbiriyle çok iyi anlaşırken ben tek kalmıştım. Oyun oynarken bile beni çağırmıyorlardı. Kendimi süzmeye başlamıştım. Onlardan tek farkım ten rengim ve dilimdi. Tam bir ayımı bu şekilde yalnız geçirmiştim. Bu olaya bir son vermeliydim. Olayı ailemi danışmadan kendim çözmeye karar verdim. Ertesi gün cesaretimi topladım ve öğretmenimden izin alıp konuşma yapmak için tahtaya çıktım. Bazı arkadaşlar beni dinlememekte ısrarcı gibi gözükselerde konuşmaya başladım;<br>"Sevgili arkadaşlar; ben bu ülkeye taşınalı bir ay oldu. Sürekli yalnız kalıyorum ve sizin bu davranışlarınız hoşuma gitmiyor. Bilmiyorum, bana neden yaklaşmak istemiyorsunuz ama farklı dil, farklı din ve farklı millet olmamız bizi birbirimizden farklı kılmaz. Bizim markamız vicdanımız olmalıdır. Bana göre bu konuşmamıda sadece vicdanı olanlar değerlendir.” dedim ve yerime oturdum. Bir süre sonra bu konuşmamın işe yaradığını fark ettim. Herkesle kısa sürede tanışmıştım ve kaynaşmıştım. Umarım okul hayatım böyle deva eder</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:33:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204481125</guid>
      </item>
      <item>
         <title>                              DOĞRU YOL</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204481525</link>
         <description><![CDATA[<div>Sessiz bir geceydi o gün.Adam artık hayatından bezmiş bir şekilde sokakta tek başına dolasıyordu.Saat gecenin 2 siydi.İşyerinde patronuyla kavga etmiş ve morali bir hayli bozuktu.Zaten patronundan emir almakta artık onu çok bunaltmıştı.Aklından hep şu sözcük geçiyordu&nbsp;<br>"Benimde çok param olsa benimde her istediğimi yaparlarmı?"<br>Ertesi gün patronuna işten ayrılacağını söyleyip ayrılmıştı.Kendini bir an önce zengin yapmanın peşindeydi.Artık hayatına yeni bir sayfa açıp </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:33:44 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204481525</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ayşenur Aksoy 244 10/C</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204481809</link>
         <description><![CDATA[<div>Gözlerini yavaşça araladı Zeynep, makinelerden gelen kalp atış sesi kulaklarına yabancıydı. Bir süre tavanı izledikten sonra zor da olsa, hafifçe başını&nbsp; &nbsp; &nbsp; çevirdi. Ona bağlı olan sayısız makine vardı. Bunlarda neydi böyle? Bu kadar makine bana bağlı olduğuna göre büyük bir sorun var, diye düşündü. Hiçbir şey hatırlamıyordu. İsmini bile. Ya da kim olduğunu, nasıl göründüğünü. Sadece beyninde yağmur sesleri yankılanıyordu. Oysaki bilmiyordu ki olup bitenleri. Parmağını hafifçe oynamaya çalıştı. Sanki yüzyıllardır hareket etmemiş gibiydi. Herhangi birinin yanına gelmesi için bekledi. Aradan 15-20 dakika geçince içeri bir hemşire girdi. Zeynep'e bakmadan elindeki dosyaya bir şeyler yazmaya başladı. Göz göze geldiklerinde elindeki dosyayı düşürdü. "Sen cidden...Nasıl olur?" Mutlu ve bir o kadarda tedirgin bakışlarıyla geri gitti. Biraz sonra bir kaç doktor Zeynep'i kontrol etmek için geldiler. Doktorun "Nasıl hissediyorsun" sorusuna karşılık Zeynep, "Hiçbir şey hatırlamıyorum ayrıca hareket etmekte zorlanıyorum." dedi. Bunun üzerine doktor "Burcu hemşire sana her şeyi anlatacak" dedi. Hepsi dışarı çıktığında bir hemşire geldi ve konuşmaya başladı, "Merhaba, benim adım Burcu, senden sorumlu olan doktorun yardımcısıyım. Hiçbir şey hatırlamadığın için sana yardım edeceğim. Öncelikle ismin Zeynep Yıldız, 19 yaşındasın. 17 yaşında kamyon kazasından dolayı komaya girdin, 2 yıldır komadasın. Üzgünüm ki ailen o kazada kamyonun altında sıkıştığı için öldü. Kamera kayıtlarını incelediğimizde annen ve babanın tartıştıklarını gördük o sırada baban yola bakmadığından kamyonun altına girmiş."<br>Günlük günleri, aylar ayları kovaladı. Zeynep fizik tedavi gördüğü hastanede tanıştığı ve kısmen onunla aynı hikayeye sahip olan bir kızla yakın arkadaş olmuşlardı. Artık kendilerini aile olarak görüyor ve Zeynep'in ailesinden kalan evde birlikte yaşıyorlardı ve onların onlardan başka kimsesiz yoktu.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:34:07 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204481809</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Burcu Saydam 10/c 220</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482122</link>
         <description><![CDATA[<div>İNANMAK&nbsp;</div><div>Yine bir pazar sabahı pencerenin kenarında oturmuş sokakta oynayan çocukları izliyorum . Bazen onlara özenirken bazen de kendimi şükretmekten geri alamıyorum .Ben Dila , DilaPOLAT 18 yaşındaki genç bir kızım . İki sene önce bir trafik kazası geçirdim ve gözlerimi açtığımda bembeyaz bir hastane odasinda vücudumun yarısı felçli bir şekilde uyandım . İki ay komada kalmışım . Annem ev hanımı babamsa bir şöför . Babam bize bakabilmek için gecesini gundunuze katıyor . İki sene öncesine kadar bende çalışıyor ve aileme destek olabiliyordum bu kazayı gecirmeyseydim şuanda bende çalışıyor ve aileme destek olabiliyordum . Ben böyle düşüncelere dalmışken birden içeriye güler yüzlü annem Esra girdi&nbsp;</div><div>_ Güzel kızım istiyosan senide dışarıya cikartiyim sende eğlen arkaslarinla</div><div>_ Yok annecim iyiyim ben böyle dedim .</div><div>Fakat iyi olmadığım aşikardi.</div><div>_Nereye kadar böyle camdan onları izleyeceksiniz felçli olmak senin suçun değil .</div><div>Anne boyle&nbsp; diyince sinirlendim ve patladığım kişi yine annem olmuştu&nbsp;</div><div>_Bu halimle çıkıp&nbsp; insanları kendime güldürmektense birde otururum daha iyi dedim</div><div>Ve benim güler yüzlü annem buruk bir tebessüm ve dolu gözleriyle odada beni yanlız bıraktı .</div><div>&nbsp;</div><div>Aksam olmuştu ve babam gelmişti eve artık yorgun olduğu her halinden belliydi ufak bir tebessumle yanima geldi ve anlimdan optu . Bende babama gulumsedim fakat bı sorun olduğu her halinden belliydi annemle babam özel konuscagizdiyerek beni odama kadar taşıyıp yatirdilar. Fakat ben uyumadım ve onları dinledim&nbsp; . Dinlerken de gözlerimden akan yaşlara engel olamadım . Babamı işten kovmuslardi ve artık issizdi . Nasıl gecinirdik biz şimdi ? Benimde çalışmam lazımdı ama bu halimle nasıl yapardim diye düşünürken okuduğum bir kitapta fizik tedavi ile eski haline dönen bir kızın hikayesiydi neden olmasın belki bende eski halime dönerdim .&nbsp;</div><div>YıllarYıllar geçti aradan tamı tamına 8 yıl . çalıştım ,çokuğraştım yillarca fizik tedaviye gittim ve artık eskisi gibi her yerim tutuyor . Ama hayatım hiçbir zaman eskisi gibi olmucakti . Çünkü beni yıllarca sırtında taşıyıp koruyan babam artık yok onu kaybettim . Babam çok dil döktü ben olmasamda bir gün başarıcaksin dedi . İnandım babama her zaman iyiki inanmisim ona canım babam o artık gitti ama beni ayağa kaldirdida gitti.</div><div>&nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:34:39 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482122</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hilal ANZEVLİ / 10-C / 624</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482233</link>
         <description><![CDATA[<div>İNCİ’NİN GÖZYAŞLARI</div><div><br></div><div>Soğuk bir kış akşamıydı.İşten eve gelmiş yorgunluğumun üzerine annemin demlemiş olduğu sıcak çayı alıp,pencerenin önüne geçtim.Sakin yağan kar taneleri her tarafı beyaza bürümüştü.Kış demek heyazlıktı,beyazlık ise huzur.Herkesin bir özlemi vardır içinde kalan keza benimde öyle.</div><div> Çok küçüktüm babamı kaybettiğimde,7 yaşında dünyayı,hayatı tozpembe zanneden hiçbir şeyden habersiz Ankara’nın bir köyünde yaşayan masum deli dolu bir çocuktum.Cama gelen sesle düşüncelerimden sıyrılıp kendime geldim.Tanımadığım bir el ‘pardon’ dercesine.Ona cevaben tebessüm ederek başımı öne eğdim.Soğumuş olan çayımı yenilemek için mutfağa yönelirken bir ‘tık’ sesi daha pencereyi açarak;</div><div>“Efendim?” dedim </div><div>Bir delikanlı;</div><div>“Bu güzel karlı havada bana eşlik eder misiniz?” diye bir soru yöneltti karşımdaki iri cüsseli adam.O an içimi bir tanımlayamadığım bir heyecan kapladı. Küçük bir kız edasıyla gülümseyerek “evet” diye yanıtladım onu.Siyah paltomu askıdan alıp içeride olan anneme;</div><div>“Ben dışardayım.” diyerek evden çıktım.</div><div>Genç adam siyahlara bürünmüş olmasına rağmen oldukça yakışıklı görünüyordu.Yanına gittiğimde gülümsedi ve;</div><div>“Merhaba ben Kenan” dedi bende gülümseyerek elimi uzattım. “Merhaba ben de İnci.” yüzünü dikkatli incelediğimde kaşının üstünde ve dudağının altında olan benleri dikkatimi çekti.Onu hiç burada görmemiştim.</div><div>“Neredensiniz?Sizi daha önce burada hiç görmedim.” gülümsedi.</div><div>“Öğretmenim ben,köyünüze yeni atandım.” diye cevap verdi öğretmendi demek. “O zaman hoşgeldiniz.Bende baba yadigarı küçük bir dükkanda köydeki yoksul ailelere ve öğrencilere önlük gibi ihtiyaçlarını karşılamak için terzilik yapıyorum.” </div><div>“Bu muhteşem.Benim de annem evlenmeden önce terzilik yaparmış.” Kenan’ın cümlesine gülümsedim.Kar tanelerini takip ederek yürümeye başladık.</div><div><br></div><div>İşte herşey böyle başlamıştı.Kim bilebilirdi ki bunun sonunun evlilik olacağını?Kenan ile İnci evlenmiş ve bir de kız çocukları olmuştu.Sarışın,yeşil gözlü aynı babasına benzeyen bir kız çocuğu.Adı Yeliz.</div><div>Şuan ise hastanedeler.Aylardır çıkamadıkları hastane..</div><div>İnci’nin durmayan gözyaşları,Kenan’ın çaresizliği,Yeliz’in ise bir şeyden haberi yok.Daha dört yaşında...</div><div>Yaklaşık iki yıldır kanserle savaşan İnci yavaş yavaş umudu kesiyor,dayanamıyordu artık.Katlanamıyordu bu acıya.İki yıl savaşmıştı daha ne yapabilirdi ki?Artık gözünde damla kalmamıştı ki akacak.Sıkıca sarıldı Kenan’a.Nerden bilebilirdi ki bu son sarılışı olduğunu?Kızını ise en son ne zaman görmüştü?</div><div>Suçlu hissetmiyordu kendimi ama savaşmıştı kanserle şimdede istemeden bırakıp gitmişti...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:34:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482233</guid>
      </item>
      <item>
         <title>.</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482366</link>
         <description><![CDATA[<div>Sıcak bir yaz gününün hem bunaltıcı hem de kuş sesleriyle uyandığı bir gündü. Ali sabah kalktı ve üzerindeki o ağır iş yorgunluğu hala geçmemişti. Kendine gelemiyordu sersem bir kuş gibi sağa sola çarpa çarpa banyonun yolunu buldu. Küçük bir gece konduda yaşıyorladı Ali ve ailesi. Annesi ,babası be üç küçük kız kardeşi. Annesi Ali'ye " Kahvaltı hazır oğlum haydi gel. " diye seslendi. Kahvaltıları yavandı biraz ve geçim sıkıntısı çekiyorlardı. Ali üniversiteye hazırlanıyodu yaşıtlarının hepsi devamsızlıkk yapmadan kurslarına ve okullarına devam ediyorlardı. Ali ise geçim sıkıntısı yüzünden çalışmak eve yardım etmek zorundaydı. Bu yüzden de okula gidemiyordu. Okula gitmediği içinde üniversite sınavına hazırlanamıyordu bu yüzden de sınava girmeyecekti. Babası " Oğlum bak bırak çalışmayı biz idare ederiz sen okuluna git oku sınavını kazan." dedi. Ali" Baba okula çok az gittim bu bilgiyle sınava giremem ben senin çalışmakta zorlandığını görüyorum evet yaşıtlarımıgörüyorum büyük bir azimle sınavlarına çalışıyorlar ama ben yapamam." dedi. Annesi lafa girdi " oğlum çalış azim et daha önceki senelerde birincilikle sınıfını geçtin."dedi. Ali cevap vermedi sofradan bir hiddetle kalktı ve çıktı gitti. Her zamanki gibi düştü yollara. Marangozhaneye gidiyordu, aklından bin türlü şey düşünüyordu yüzünde üzgün ve çaresiz bir tavırla girdi marangozhaneye. çalıştı, çalıştı yoruldu ben mola vermek için oturdu. Ustası yanına geldi ustası tatlı bir ses tonuyla ve pamuk gibi kalbiyle oğlu gibi sevmişti Ali'yi. Ustası Ali'ye " Bak oğlum bırak bu taşlı yolu daha yaşın gençhiç bişey için geç değil gel bir senede olsa geriden başla oku bitir okulunu elinde güzel bir işin olsun, olsun ki aileni daha huzurlu yaşat oğlum. Bak önünde iki yol var ya taşlı yolu seçer bizim gibi marangozhanelerde ömrün geçer yada diğer yolu seçersin yani okursun bir değişle büyük adam olursun o zaman rahat edersin." dedi. Ali ustasının söylediklerini günlerce düşündü ve o günler sonunda ailesinin desteğiyle önce okulunu bitirdi sonra üniversiteyi kazanıp büyük azim ve inançla okuyup birincilikle bitirdi. Yıllar geçmişti Ali' de ailesi de huzuruna ermişti. Ali çoluk çocuğa karışmış gayet mutluydu. Ama mutlaka ihmal etmediği onun hayatını değiştirmesini sağlayan kişinin yanına giderdi, mezar taşına bakar " Ah be ustamkalsaydın kalsaydında sana bir teşekkür etseydim. " dedi. çünkü Ali artık Türkiye'nin bir numaralı profesörüydü. İşte her zorluk aşılabilir ancak azim ve inançla.<br>CANSU CANOĞLU <br>10/C 217</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:35:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482366</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kadir Çelik 10/C 326</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482563</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Umut</strong><br><br>O sene öğretmenimiz:<br>-Çocuklar bu kış sınıflardaki sobalarda yakmak için her öğrenci okula bir eşek yükü odun getirecek, dedi.<br>Daha önce böyle bir şey hiç olmamıştı. Hiçbir öğretmen her öğrenci için bir eşek yükü odun istememişti. Herkes her sabah eline bir odun alır, okula öğle giderdi. Odunlar bayrak direğinin arkasına bırakılır, orada hatırı sayılır bir odun yığını oluşurdu. Gün boyunca o odunlar sobalara yeter artardı.<br>Ben üçüncü sınıftaydım. Bir üst sınıfta da ağabeyim vardı. Yani bizim ailenin borcu iki eşek yükü odun oluyordu! Bunu babamıza söylemek bile kolay değildi.<br>Bizim evde hiçbir zaman çok odun olmazdı. O yıllarda ormancıdan çok korkulurdu. Özellikle babam, odun getirirken ormancıya yakalanıp traktörü kaptırmaktan çok korkar, belki de bu yüzden bizim evde asla yığın yığın odun olmazdı.<br>Sonraki yıllarda biraz daha büyüdüğümüzde abimle beraber, birimiz balta veya bıçkıyı, birimizde tahrayı alıp dağa zeytin odunu kesmeye giderdik. Bacak kalınlığında, taşıyabileceğimiz kadar odun kestikten sonra yaş odunları omzumuza alır, eve dönerdik. Hatta bizi o şekilde görenler “Siz hep taze odun mu yakarsınız?” der, alay da ederlerdi.<br>İşte bu yüzden babamıza “Bize iki eşek yükü odun lazım, okuldan istiyorlar” demek pek öyle kolay değildi.Ama ben kendime güveniyordum birazda umutluydum kendimden.<br>Ben bu odun işini kendime dert edinmiş olmalıyım ki: “Bari kendim keseyim. Babama sadece okula getirmesi kalsın” diye düşündüm.<br>Mevsim kış ve Çukuryurt’ta zeytin topluyoruz. Ben fırsat buldukça tahrayı alıp sakızlık dediğimiz, kesmesi kolay olan bir ağaç türünden okul için odun yapıyorum. Sabahçıyım. Öğlen okuldan çıkınca hemen zeytinliğe koşuyorum. Yol yaklaşık yarım saat sürüyor. Akşama kadar zeytin toplamada annemlere yardım ediyorum.<br>Bir gün yine eve gitme zamanının gelmesine bir saat kala odun kesmeye gittim. Artık odunum bir eşek yüküne yakın olmuştu. Babama, “Ben okul odunumu kestim, artık okula götürebiliriz” diyebilirdim.<br>Akşam olunca eve döndük. Babam akşam için odun kesmek istemiş olmalı ki tahrayı aradı. Tahra zeytinlikte kalmıştı. Getirmeyi unutmuştum. Tabi ki babamdan iyi bir azar işittim.<br>Ben babaların görevi olması gereken odun kesme işini onu sıkıntıya sokmadan kendim hallettiğim için belki de takdir beklerken, tahra zeytinlikte unutuldu diye azarı işitince kendimi çok kötü hissettim. Tahra yoksa baltayla da odun çok rahat kesilebilirdi. Hem tahra kaybolmamıştı ki, yarın yine gidecektik zeytinliğe.<br>Babamın azarı çok canımı yakmış olmalı ki güneşin batmasına bir saat gibi bir zamanın kaldığı vakitte zeytinliğe kadar gidip o lanet tahrayı getirmeye ve babamın önüne atmaya karar verdim. Ama korkuyorum da. Gideceğim yerle ilgili cinli, şeytanlı bir sürü hikaye dinlemişim. Gündüz vakti bile tek başıma gitmeye korktuğum bir yola akşamın bu dar vaktinde nasıl gidecektim?<br> <br>Aklıma köpeğimiz geldi. O bana yoldaş olabilirdi. Babama hissettirmeden zeytinliğin yolunu tuttum.Bu sırada kendimi avutuyordum hiçbir şey olmayacak diye ama karşımda , Aşmam gereken iki tepe, iki vadi ve orman içinde dar yollar vardı. Bir de yılanlardan ve domuzlardan çok korkuyorum. O yüzden karanlığa kalmamam gerekiyordu. Koşa koşa gidiyordum. Soluk soluğa dere tepe aşıyordum.<br>O zeytinliğe belki binlerce kere gitmişimdir ama en hızlı gidip gelme rekorumu o gün kırmış olmalıyım.<br>Babam ezan için camiye gitmeden ben zeytinliğe gittim geldim. Babam bahçedeydi. Tahrayı babamın önüne attım.<br>-“Al. Tahrayı getirdim.”<br>Benim sesim titremiş, babam da şaşırmış olmalı:<br>-“Çukuryurt’a mı gittin sen?”<br>-“Sen tahrayı istemedin mi?”<br>Daha sekiz yaşındaydım ve bu babama ilk ciddi tavır koymamdı. O davranışımla bu gün bile hala gurur duyarım.<br>Kıssadan hisse mi? Çocukları hafife almayın! Ve umudunuzu asla yitirmeyin</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:35:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482563</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Göktan Gökçe 10/C 204</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482665</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Doğru Yol<br>&nbsp;Sessiz bir geceydi o gün. Adam artık hayatından bezmiş bir halde sokakta tek başına yürüyordu. İşleride pek iyi gitmiyordu zaten. Patronundan emir almak artık ona çok zor gelmeye başlamıştı. Aklından hep şunu geçiriyordu;&nbsp;<br>Benimde param çok olsun, bende istediğim herkese her işimi yaptırayım diye düşünüyordu. Ertesi gün işyerine gidip patronuyla kavga etti ve işten kovulmuştu. Hayatına yeni bir sayfa açmıştı artık. Kötü yollara saparak haram paralar kazandı ve kısa sürede çok zengin olmuştu. Herkese parayla bir şeyler yaptırabileceğini zannediyordu ama hiç de öyle olmamıştı. Her şeyin para olmadığını anlamıştı artık. Ve eski haline döndü, helal para kazandı. Az da olsa hayatı çok güzel bir hâl aldı. Ve artık çok mutluydu.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:35:32 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482665</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Buse HANÇERLİOĞLU 10/C Mavi saçlı kız</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482751</link>
         <description><![CDATA[<div>Sabahın erken saati yine ben antremana gitmek için hazırlanıyordum. Eşyalarımı çantama koyup, hızlıca mutfağa doğru gittim. Annemin benim için hazırladığı tostu bir ısırıkta bitirdim. Saat ilerliyordu ve benimde artık evden çıkma zamanım gelmişti. Yarım saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra antreman yerine varmıştım. Ilk önce güzel bir şekilde ısınarak, daha sonra da mac yaparak bugün ki antremanımı bitirmiştim. Çıkışta eve arkadaşım Ömer'in babası beni bırakmıştı. Eve geldiğimde annem “Cem sen mi geldin oğlum ? “ diyerek seslenmişti ve bende “evet” demiştim. Çantamı odamın bir köşesine fırlatarak doğruca banyoya koşup , duş aldım. Dustan sonra mavi tişörtümü ve siyah eşofmanımı giydim. Biraz ders çalıştıktan sonra ailecek akşam yemeği yedik ve yemekten sonra film izleyip erkenden yataklarımıza çekildik. Fakat ben henüz uyumamıştım. Internetten basketbol maçı izliyorum. En büyük hayalim çok iyi bir bastekbolcu olmaktı. Senelerdir bunun için çabalıyorum ve başarıcağıma emindim. Pazar sabahı yine bir antreman vardı. Hazırlıklarımı bitirip evden çıktım. Antremana trafik olduğu için biraz geç kaldım. Geç kaldığım için ısınmaya üşenmiştim. Hocalarım fark etmeden direk maça girdim. Maç esnasında arkadaşlarımdan biri olan Semih'e çarpıp ayağımı kırmıştım. Beni hemen hastaneye götürdüler ve ayağımın kırıldığını ögrendigim an yıkılmıştım. 1 ay boyunca ayağım alçıda kalacaktı ve ben 1 ay boyunca antremana katılamayacaktım. 1 ay geçtikten sonra alçımın çıkarılacağı gün gelmişti. Hastaneye gitmek için heyecandan hemen evden çıkmaya çalışıyordum. Merdivenlerden tek başıma inmeye çalışırken ayağım kaydı ve merdivenlerden yuvarlandım. Hastaneye gitmiştik. Ayağımı bir daha kullanamayacağımı öğrendim. Haftalarca, aylarca hastane aradık, çözüm yolu bulmaya çalıştık ama olmadı. Aylarca ağladım çünkü bütün hayallerim bitmişti. Artık iyi bir basketbolcu olamayacaktım, koşamayacak, zıplayamayacaktım. Bu beni mahvediyordu. Tekerlekli sandalyeye mahkum kalmıştım. Aradan koca 1 yıl geçtikten sonra internette karşıma bir şey cıktı. “Tekerlekli sandalye basketbolu” diye. Günlerce bunu için düşündüm yapabilirmiyim diye. Aileme danıştım, düşündük ve en sonunda istedikten sonra her şeyi yapabileceğimi söylediler. O günden sonra “Tekerlekli sandalye basketbolcusu” oldum. Uzun çalışmalarımdan sonra başardım ve oldu. 1,5 sene sonra “Milli Tekerlekli Sandalye Basketbolcusu” takımına seçildim ve en büyük hayalimi gerçekleştirdim. Çok istedim, çalıştım, hiç bir engel tanımadım ve başardım.<br>Buse Hancerlioğlu<br>10/C <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:35:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482751</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ayşenur kabaağıl 10/C 973</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482836</link>
         <description><![CDATA[<div>BİR BABANIN KAYIP KIZI<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir sonbahar günü, yaprak dökümlerinin fazla olduğu kadar Duygu dökümlerimizinde fazla olduğu bir dönem,dönemim. Hayat,başkalarını düşünecek kadar kısa derler fakat ne kadar doğru olduğu tartışılır. İnsan,insan olduğunu bildikten sonra herşey olabilir.&nbsp;<br>Bugün akşam babamı karakoldan çağırdılar. Hepimizde bir endişe neden bilmiyoruz aslında babamın eskiden general olması da buna dahil olabilir diye düşünmeden edemedik. Babam 43 yaşında ve daha genç olmasına rağmen general olmak istemiyordu. Orada yapılan aşalamalar, kavga edebilecek insanlar için kendini işinden defetti. Çünkü babam bizim gibi değil bizim gibi derken annem alman ve hristiyan babam ise ermeni ve filistinli. Yaşadığımız yer almanya ve babamı dışlamalarının aşalamalarının tek sebebi hristiyan olmaması. Babam bi zamanlar işsiz bile kaldı bu konu yüzünden.&nbsp;<br>Herkes dinini ırkını değiştirmek için yer veya şehir değiştirmek zorunda değil. Nerede olursa olsun o onun dinidir demişti babama yaşlı bir dede. Ama bunu anlayan kim kimse anlamıyor. İnsan olmak dinle ırkla olabilecek birşey değil .<br>Ve babamı çağıran kişi ahsubaymış general eksikliğimiz var gel demiş babam en başlarda kabul etmedi yani ama ülkeyi düşünerek yeniden gitti oraya. Her gece Tanrı babamı korusun diyerek dualarla yatıyorum. Babama çok düşkünüm ve ailede tek umursayan benim galiba. Annem bile boşvermişlik halinde dolaşıyor. Babamı takan olmuyor genellikle. Günler böyle geçiyor. Babam çocukları çok sever. Ve dünya çocuktan ibaret olsa daha iyi olurdu diyordu bana. Babamın çalıştığı yerde çok küçük çocuklar var başka ülkelerden gelen ve oradaki insanlar çocukları itip kakıyor. Babamın yüreği dayanmadığı için bazıları için ev kiralamıştı.&nbsp; Ama ne yazıkki buradaki insanlar o evi bile çok gördüler o insana. Benimde arkadaşım vardı içlerinde kendimi tek onda yakın hissederdim babam daha inşa tanışmamıştı. Bir gün ona yemek götürürken babamda vardı yanımda konuşmalarını hareketlerini kendi ilk geldiği dönemlere benzetmiş ne kadar yalnız olduğunu onun gözlerinde görmüş. Bir gün bana dedi ki kızım arkadaşını al gelde birlikte yemek yiyelim tamam dedim. O akşam yemekleri bile babam hazırlamıştı. Geldik hem yemek yedik hem sohbet ettik. Arkadaşım hayat hikayesini anlatırken babamın tane tane gözyaşları dökülmeye başladı. Babamla aynı şehirlilermiş. Annesi bunu bırakıp gitmiş ve babasının bundan haberi yokmuş. Annesi babasına aileleri anlaşamaz öldürürler birbirlerini diye ayrılmak zorunda kalmışlar ve o gün bu günden beri haberi yokmuş ailesinden. Babam general olduğu için araştırmalara başlamış Annesi bulma ümidiyle bazı ipuçlarına rastlamış galiba bulucak diye ümitle babamı bekliyordum.&nbsp; Bir gün eve geldi buldum kızım dedi buldum. Annesi amerika da yaşıyormuş ama babası buradaymış ve babamın üst komutanıymış.&nbsp; Babama onca eziyet çektiren babamla aynı duyguları yaşadığı bir kızı varmış. Babam üst komutanına anlatmış herşeyi. bir kızı olduğunu ve o kızının Annesi onu bırakıp gittiğini anlatmış. Bunu duyan üst komutan kızını görmeye koşarak gitmiş. Kızına kavuşmuş.&nbsp;<br>İnsanların dini,dili,ırkı ,soyu hiçbirşey önemli değil insan insan olabiliyorsa gerisin hiçbir önemi yoktur</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:35:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482836</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ayşenur Aksoy 244 10/C</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482935</link>
         <description><![CDATA[<div>Gözlerini yavaşça araladı Zeynep, makinelerden gelen kalp atış sesi kulaklarına yabancıydı. Bir süre tavanı izledikten sonra zor da olsa, hafifçe başını&nbsp; &nbsp; &nbsp; çevirdi. Ona bağlı olan sayısız makine vardı. Bunlarda neydi böyle? Bu kadar makine bana bağlı olduğuna göre büyük bir sorun var, diye düşündü. Hiçbir şey hatırlamıyordu. İsmini bile. Ya da kim olduğunu, nasıl göründüğünü. Sadece beyninde yağmur sesleri yankılanıyordu. Oysaki bilmiyordu ki olup bitenleri. Parmağını hafifçe oynamaya çalıştı. Sanki yüzyıllardır hareket etmemiş gibiydi. Herhangi birinin yanına gelmesi için bekledi. Aradan 15-20 dakika geçince içeri bir hemşire girdi. Zeynep'e bakmadan elindeki dosyaya bir şeyler yazmaya başladı. Göz göze geldiklerinde elindeki dosyayı düşürdü. "Sen cidden...Nasıl olur?" Mutlu ve bir o kadarda tedirgin bakışlarıyla geri gitti. Biraz sonra bir kaç doktor Zeynep'i kontrol etmek için geldiler. Doktorun "Nasıl hissediyorsun" sorusuna karşılık Zeynep, "Hiçbir şey hatırlamıyorum ayrıca hareket etmekte zorlanıyorum." dedi. Bunun üzerine doktor "Burcu hemşire sana her şeyi anlatacak" dedi. Hepsi dışarı çıktığında bir hemşire geldi ve konuşmaya başladı, "Merhaba, benim adım Burcu, senden sorumlu olan doktorun yardımcısıyım. Hiçbir şey hatırlamadığın için sana yardım edeceğim. Öncelikle ismin Zeynep Yıldız, 19 yaşındasın. 17 yaşında kamyon kazasından dolayı komaya girdin, 2 yıldır komadasın. Üzgünüm ki ailen o kazada kamyonun altında sıkıştığı için öldü. Kamera kayıtlarını incelediğimizde annen ve babanın tartıştıklarını gördük o sırada baban yola bakmadığından kamyonun altına girmiş."<br>Günlük günleri, aylar ayları kovaladı. Zeynep fizik tedavi gördüğü hastanede tanıştığı ve kısmen onunla aynı hikayeye sahip olan bir kızla yakın arkadaş olmuşlardı. Artık kendilerini aile olarak görüyor ve Zeynep'in ailesinden kalan evde birlikte yaşıyorlardı ve onların onlardan başka kimsesiz yoktu.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:36:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204482935</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Saadet Akıncı 10/C  611</title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204483106</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Her Şeye Rağmen<br></strong><br>&nbsp; &nbsp;Sefa, hızlı adımlarla sınıfın kapısına yaklaştı. Biraz zorlanarak kapıyı açtıktan sonra, sınıfın içine girdi. X'i bulmayı yarıda bırakan Serhat Öğretmen, gözlerini kapının önündeki öğrenciye çevirdi. Yine geç geldiğini anladı. En sevdiği öğrencilerindendi, Sefa. Nedendir bilinmez içinde bu çocuğa karşı bir sevgi vardı. Belki de fiziksel bir engeli olduğundan bu sevgi, merhamet de olabilirdi.&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp; Sefa hafif bir mahçupla; "Geç kaldığım için özür dilerim hocam", dedi. Serhat Öğretmen yalancı kızgınlıkla; " Hadi geç bakalım",diye cevapladı.<br>&nbsp; &nbsp;Ders bitmiş, tenefüste öğrenciler yarınki müzik sınavıyla ilgili konuşuyorlardı. Sınav aslında flüt ile bir beste çalmaktı. Herkes heyecan içindeyken, Sefa'nın içinde bir gram bile yoktu. Aksine üzüntülüydü. Arkadaşları, bu konu Sefa'nın yarasına tuz basacağı için onunla bu konuyu pek konuşmuyorlardı.<br>Sefa'nın, kolları yoktu. Fiziksel bir engeli vardı. Unutmaya çalışırdı, ama çoğu ihtiyacını,işlevleri yaparken daha doğrusu yapamaya çalışırken sanki hep hatırlatmaya çalışırlar gibiydi ona göre. Doğuştan böyleydi Sefa. Küçük yaşlarda pek önemsemese de, yaşı ilerledikçe farkına varıyordu. Protes taktırmayı çok düşünmüştü. Ama ekonomik durumları aklına gelince arka plana atmıştı. Sefa belki bilmiyordu, engellerin sınır tanımadığını.<br>&nbsp; &nbsp; Eve dönüşünde annesiyle bu konuyuufaktan tartıştı. Ertesi gün okula gelen Sefa, arkadaşlarına belli etmeye çalışsada, mırıldanarak söylediği slow müzikten anlamıştı arkadaşları.&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp; Müzik öğretmeni Sefa'nın durumunu biliyordu. Bu sınavdan muaftı. Öğrenciler Sefa'nın sesinin güzelliğinden bahsedince ilgisini çekmişti Öğretmenin. Kendi dersine geldiğinde sınıftakilerin herkesi dinledikten sonra, gözlerini Sefaya çevirdi. Ve; " Sefacıgım, kuşların bana sesinin çok güzel olduğundan bahsetti. Bize bir nakarat okur musun?"diyince, Sefa'nın gözleri sınıf arkadaşlarına üzerinde gezindi.&nbsp;<br>Öğretmeni kırmamak adına sevdiği şarkılardan birinin nakaratını seslendirdi. Müzik Öğretmenin gözü parlamıştı. Yaradan bir yerden alıp bir yerden veriyordu. Sefa, farkında değildi kendindeki bu yetenekten.&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Müzik Öğretmen Sefa'nın sesini seçmeler, elemeler ardından yarışmalara sokmakta istekliydi. Konuyu Sefa ve ailesine açtı. Sefa öyle bir sevindiki havalara uçacaktı. Hayatında kendisine özel yetenek ona inanılmaz gelmişti. Hedefler koymaya başlamıştı bile.<br>&nbsp; &nbsp;Ve ulaştıda o hedeflerine. Her şeye rağmen..</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-07 17:36:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/204483106</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SULE DEMIR 10/A 174 VMTAL BİR DİNOZORUN ANILARI TEMA:YAŞLILIK</title>
         <author>sule34fener</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/205120333</link>
         <description><![CDATA[<div>                   MUTLU SON<br>Günlerden cuma. Berra okul çıkışı apartmanların da oturan Ayşe teyzeyi ziyarete gitti. Salona geçtiler sarimsakli ekmek kokusu butun evi ele geçirmişti sanki. Bir tabak dolusu sarimsakli ekmekle çay getirmişti Ayşe teyze. Bir güzel karnini doyurdu. Muhabbet ederken zil caldi. Geles kişi Fatma abla'ydı. Fatma abla içeri girer girmez bağırdı "Bine ya sarımsak kokuyor iğrenç" dedi. Ayşe teyzenin yüzü düştü ve "kusura bakma kızım Berra cok seviyor diye yapmıştım" dedi. Bunu duyan Fatma abla "Madem cok seviyor annesi yapsin o zaman" dedi. Berra da "Kusura bakma rahatsız ettiysem, iyi günler" diyerek gitti.<br>    <br>     Eve gelince herseyi annesine anlattı Berra. Annesi Feyza hanim "Üzülme kızım, Ayse teyzen seni çok seviyor, Fatma ablan belki baska bir şeye sinirlenip sana kizmiştir" dedi. Berra da "Tamam anne" diyip odasina çekildi. Saat akşam 8-9 civari bir bagiris koptu. Fatma ablanin sesiydi. Annesi feyza gitmekle gitmemek arasinda cok kararsiz kaldi. Biraz düşündü ve gitmeye karar verdi 10-15 dakika sonra geri geldi. Berra heyecanla ne olduğunu sordu. Annesi "Ayse teyzen yanlışlıkla bardak kırmış, Fatma ablan da bağırmış. Berra "Nasıl olur ya? Ne var bunda altıüstü bardak kırılmış" dedi. Feyza hanim "Evet kızım haklısın, bu işe bir çare bulmalıyız." dedi. Ertesi gün oldu. Feyza hanım Ayşe teyzenin yanina gitti. Ona burda mutsuz olduğunu huzur evinde daha mutlu olacağını söyledi. Ayse teyzede huzur evinde kalmaya ikna oldu. Fatma hanımla da konuşup karara vardılar ve Ayşe teyzeyi huzur evine yerleştirdiler. Berra da her okul çıkışı Ayşe teyzeyi ziyarete gitti. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-09 03:00:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/205120333</guid>
      </item>
      <item>
         <title>AYSUN ŞEN 10/A 968 VMTAL KÜL VE YEL TEMA; ALZHEİMER</title>
         <author>aysun_sen_gs</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/205959367</link>
         <description><![CDATA[<div>                      ACI SINAV                                         O gün yine her gün ki gibi maraton geçiyordu. Ta ki annemin yemek masasında otururken çatalını yere fırlatıp, başını tutarak çığlık atana kadar.Şaşırmıştım ve aynı zamanda da korkmuştum. Olanları anlamaya çalışıyordum. Babam kaşığını içmekte olduğu çorbasının için de bırakarak seri adımlarla annemin yanına ilerledi.<br>  -'' Selin sakin ol, neyin var, ne oldu ? '' diye art arda sorular sordu.<br>Annem cevap vermeyip bağırmaya devam edince annemi güçlükle masadan kaldırdı ve bana dönerek;<br>  -'' Kapıyı aç, arabanın anahtarlarını ver anneni hastaneye götürelim '' dedi.<br>Gözlerim dolmuştu, nedenini bilmiyordum ama ilk defa annemi bu şekilde görmüş olmam olabilirdi. Annem, hastaneye götürdük, hemen sakinleştirici yapmışlardı. Annemin yanında uyanmasını beklerken camdan gözlerim babam ve doktorun hararetli hararetli konuşmasına takılmıştı.<br>Neler olup bittiğini öğrenmek için babamın yanına doğru ilerledim. Ben gittiğimde hemen susmuşlardı. Doktor ben bir Selin Hanıma bakayım diyerek yanımızdan ayrıldı.<br>  -'' Neler oluyor baba, anneme ne olmuş ? '' dedim.<br>Babam; beyin fonksiyonları ile ilgili bir sorununun olduğunu, geçici hafıza kaybı yaşayacağını söyledi. İnanmak istemiyordum.Çaresiz babama dönerek ;<br>  -'' Ne yani şimdi beni hatırlamayacak mı ?'' dedim. Babam üzgün bir surat ifadesiyle başıyla onayladı.<br>  - '' Hayır olamaz, annem ben hatırlar '' dedim hırçın bir ifadeyle. Bunu söylerken göz yaşlarıma hakim olamıyordum. Babamı arkamda bırakarak annemin odasına ilerledim.Arkamdan bana seslendiğini duyabiliyordum. Ama geri dönmedim. Gittim ve annemin ellerini tuttum.<br>  -'' Hadi anne, ne olur uyan'' dedim hıçkırıklarımın arasından. <br>Annem yavaş yavaş göz kapaklarını canlatıp, kuruyan dudaklarının arasından ;<br>  -'' Su '' dedi.<br>Yanda etajerin üzerinde bulunan sürahiyi aldım ve bardağın içine hızlıca su doldurup  anneme verdim. Titreyen elleriyle suyunu içti ve bardağı bana doğru uzattı. Cılız sesi ile bana bir şeyler söylüyordu ama sesi o kadar kısıktı ki anlamakta zorluk çekiyordum. Onu anladığımdaysa başımdan kaynar suların döküldüğünü hissettim. Bana ;<br>  -'' Sen kimsin ? '' demişti.<br>Dolan gözlerimin ardından elimdeki bardağıda yere düşürmüştüm. Kapıya doğru ilerledim ve sertçe kapıyı açtım. Kapının öünde babam vardı.<br>  -'' Beni tanımadı baba, beni tanımadı '' dedim.<br>O günün üzerinden tam 3 ay geçmiş, annemin bu üç ay içerisinde hafızası geri gelmemişti. Artık hastaneden çıkmıştı, eve getirmiştik. Ama ne yediğimizden bir şey anlıyorduk ne de içtiğimizden. Aylar birbirini kovalarken anneme olan sabrımı yitirmiştim. İlk başlarda şefkatli davranırken artık sabredemiyordum. Sürekli aynı soruları tekrar ediyor, benden cevap bekliyordu. Bugün ki konuşmamız son olmuştu artık.<br>  -'' Kızım, baban nerede kaldı ? '' dedi.<br>  -'' İşte anne birazdan gelir. '' dedim.<br> -'' Tamam'' dedi ve daha aradan 5 dakika geçmeden ;<br> -'' Kızım ''<br> -'' Efendim anne ''<br> -'' Baban nerede kaldı ?'' dedi.<br> -'' Anne işte dedim ya !!! '' dedim hiddetle ve odama çıktım. Yarım saat sonra babam gelmişti. Kapıyı tıklattı.<br> -'' Kızım, müsait misin ? '' dedi. <br> -'' Evet baba, gelebilirsin '' dedim.<br>Babam ile annem hakkında uzun uzun konuştuk. Tahammülsüzlüğümü dile getirdim. Babam bana ;<br>  -'' Dünyada herkes bir sınavdan geçer kızım '' dedi ve devam etti<br>  -'' Kimisi engelli olarak hayatını devam ettirerek, kimisi yetim doğarak, kimisi bambaşka ve kimiside annen gibi. Annene daha şefkatli davranarak onu anlayışla karşılamalıyız. Olur mu ? '' dedi onaylamamı ister gibi. Bende başımla onayladım ve gülümsedi.<br>Babamla konuşmak beni bir nebzede olsa rahatlatmıştı</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-12 10:14:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/205959367</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ECEM KIZILER 10-A 949 VALIDEBAĞ MTAL KÜL VE EL TEMA : ALZHEİMER </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/206025709</link>
         <description><![CDATA[<div>UNUTULMUŞ AŞK<br> Camdan dışarı bakınıyordu.  Gökyüzü masmavi idi . Kuşların her kanat çarpışına dalıp gidiyordu sanki.   Huzur evinde arkadaşı ona bir hikaye okuyordu . Yine o hikaye zamanlarından biriydi . Oda sesiz , sakın ve soluktu. Orçun, başlamıştı kitabı okumaya. Manolya o gün araba sürüyordu . Kasabanın soylu bir ailesinin kızıydı.  Klasik arabası ile dolaşmaya çıkmıştı. Fabrikanin önünden geçerken bir çocuk gördü ve bu çocuktan etkilendi . Her gün bu fabrikanın önünden  geçmeye başladı . Bir gün Manolya fabrikanın önünden geçerken çocuk onu farketti <br> Ve tanıştılar. Çocuk o anda kızın gözlerine aşık olmuştu.  Gel zaman git zaman sürekli gizlice birbirleriyle vakit geçirdiler . Ailesi Manolya 'nın eve geç gelmesinden bir şeylerden şüphelenmişti.  Manolya 'nın ailesi fabrikada çalışan çocukla birlikte olduğunu öğrenince  görüşmelerine izin vermediler . Manolya ' yı alel acele evlendirmeye karar verdiler . <br> Orçun  " Bu günlük bu kadar yeter İrem .Yarın yine devam ederiz ."dedi ve hikayeyi yarıda bıraktı .<br> Hikâye İrem 'e çok tanıdık gelmişti. Yüreği daha önce hiç çarpmadığı kadar hızlı çarpmaya başlamıştı.  Tek istediği şey hikayenin devam etmesiydi . Orçun İrem 'in bu ısrarına karşılık vermedi . Ve odasına çekildi.  <br> Irem 'in çocukları ziyarete gelmişlerdi.  Doktor İrem 'in durumuna olumsuz bakıyordu. Çocukları bu duruma çok üzülmelerine rağmen ellerinden bir şey gelmiyordu . <br> Ertesi gün Orçun yüzünde hafif bir tebessüm,  gözünde unutulmamış bir acıyla masaya oturdu ve devam etti hikayeye . Manolya evlendikten sonra , çocuk Manolya' nın hayalindeki evin aynısını yaparak orda yaşamaya başladı.  Manolya eşi ile kahve içerken gazeteki yüz ona çok tanıdık geldi ve hemen gazeteyi eline aldı .<br> Gözlerine inanamıyordu.  Çünkü aşık olduğu adam ve hayalindeki ev aynı karade idi ve o karenin eksik parçası kendisiydi . Evin satışa çıktığını gördü ve bir telaşla oraya gitti . Orada onu bekleyen süpriz annesinden başkası değildi.  Anneside gençliğinde yaptığı hataların kızınında yapacağını düşündüğünden bu ilişkiye onay vermemişti .  Hatta çocuğun Manolya 'ya yazdığı mektupları posta kutusundan teker teker toplamıştı.  Çocuğun sevgisinin gerçek olduğunu öğrenince bir pişmanlıkla kızından af diledi ve kızından seçim yapmasını istedi . Eşi mi yolsa aşık olduğu adam mıydı ? Kız hayalindeki evde kalarak aşık olduğu adamla evlendi ve çocukları oldu . Orçun hikayeyi bitirdi ve bu akşam onu saat 8 de odasına çağırdı, masadan kalktı.  Irem ne olduğunu anlayamadı ama yinede saat 8 de odasına gitti . Odada çalan müziği beyni unutsa da kalbi daha dünmüş gibi hatırladı.  Tam dans etmeye başlamışlardı ki ve her şey İrem ' in kafasında canlandı.  Hikayedeki kahramanlar aslında onlardı ama lanet alzheimer yüzünden sevdiği adamı dahi unutmuştu.  Orçun her gün ona bu hikayeyi anlatsa da İrem yine kim olduğunu unutuyordu . Irem' in gözlerinden akan yaşları silerek elini kalbine götürdü ve yere yığıldı.  Irem yine her şeyi unutmuştu .  Elindeki fotoğrafta gelin ve damadın kim olduklarını ve şuan kimin elini tuttuğunu bilmiyordu .<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-12 19:50:32 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/206025709</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Selin aktürk 9/d 2 mülteci tema; mülteci </title>
         <author>selinsipahi34</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208456863</link>
         <description><![CDATA[<div>Bir kış akşamıydı soğuk ve sessiz yolda ailem ile yürüyorduk korkuyordum hiç beklemediğim bi hayatı yaşamaya beklemediğim insanları görmeye hazır değildim savaştan kaçmıştık yapacak bişeyimiz yoktu Türkiye’ye gelmiştik buradaki insanlar tuhaftı herkes farklı bakıyordu bize . Bir yere taşındık çok değişik bir yerdi birsürü serseri çocuk dedikodu yapan birçok kadın tacizci ve üçkaatçı adamların olduğu biyerdi taşındığımız ev ise yaşlı iyi bir amcanın eviydi yerleştik ev kötüydü ama başka çaremiz yoktu amcanın bir torunu vardı o kadar güzel bi kızdı ki ama çok havalıydı kim savaştan kaçmış yırtık pırtık birini severdiki dönüp bakmadı bile bir şey demedim daha yeni taşınmıştık tanışmaya vaktimiz olucaktı elbet ama ben diğer kardeşlerimden şanslıydım ailemden kimse ölmedi Benim bu olaya bakarak kendimi avutuyordum sadece . Kız aklımdan çıkmıyordu ertesi sabah gördüm tekrardan günaydın demişti anneme gerçekten çok güzeldi yepyeşil gözleri karamel renkli saçları o uzun boyu herkesi büyülüyordu aşık oldum <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 11:31:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208456863</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ebru Belet 10-A 347 Süper İyi Günler: Otizm</title>
         <author>ebrubelet95</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208457681</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; BAŞARI&nbsp;<br>&nbsp;Bir okul günüydü. Ayaz otizmli bir çocuktu. Ayaz'ın kıskanılacak bir zekası vardı. Bir gün okulda düzenlenen matematik yarışmasına katılmak istedi. Fakat herkes hastalığından dolayı katılmasını istemiyordu. Çünkü kimse ona inanmıyordu.&nbsp; Ailesi dışında kimse bu yeteneğini bilmiyordu. Ayaz en zor matematik sorularını bile kafadan yapabiliyordu. Ayaz 6. sınıfa gidiyordu. Ailesi okula gelip öğretmenlere ve müdüre Ayaz'ın bu yeteneğini anlattı. İkna olan müdür Ayaz'ın adını katılanlar listesine yazdı. Ayaz bu duruma sevinmişti. Çünkü kendini göstermeyi seven bir çocuktu.<br>&nbsp;Yarışma günü sonunda gelmişti Ayaz bir kere bile çalışmamıştı çünkü kendine güveniyordu. Kalbi pır pır atıyordu, çok heyecanlıydı. Sonunda yarışmacıları içeri aldılar. Ayaz'ı gören herkesin şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. Ayaz bu bakışları farketsede takmamaya çalıştı. Annesi en önden ona gülümseyerek bakıyordu. Onunla gurur duyuyordu. Yarışma başlayınca Ayaz yarışmaya odaklandı sorular onun için çok kolaydı. Sorulan bütün sorulara cevap vermişti ve büyük bir farkla yarışmayı o kazanmıştı. Annesi sevinçten dolmuş gözleriyle hemen sarıldı Ayaz'a. Başaracağını biliyordu. Herkes şaşkınlıkla Ayaz'a ve annesine bakıyordu. O günden sonra herkesin Ayaz'a ve diğer otizmli çocuklara karşı ön yargıları kalktı. Onların diğer çocuklardan hiçbir farkı yoktu.....</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 11:42:52 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208457681</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İlayda Çambel 10/A 323 Kitap: Mavi saçlı kız Tema:Kanser hastalığı </title>
         <author>ilayda_cambel</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208458616</link>
         <description><![CDATA[<div>Bir yaz günüydü.Elif her zamanki gibi kitap okuyordu.Okulların açılmasına sayılı günler kalmıştı.Elif liseye başlayacaktı&nbsp;ve yeni maceralara atılacaktı.Hangi arkadaşlara sahip olacaktı?<br>Derken günler su gibi akıp geçti.Okul günü erkenden uyanıp annesi ve babası ile okulun yolunu tuttu.Daha ilk günden arkadaşlarını,öğretmenlerini ve derslerini çok sevdi.Fakat beklenmedik bir olay ile karşılaştı ağzından kan gelmişti boğazı ağrıyordu o yüzden geldiğini düşündü ve ailesine birşey söylemedi.Sizce söylemelimiydi?<br>Aylar geçti ve ani bir kilo kaybı ile karşı karşıya geldi.Ailesi şüphe duymaya başladı ve ertesi gün okula değil hastaneye gitti.Doktor mide kanseri olduğunu ve ileri derecede olduğunu söylemiş.Yazın çok ateşlenirmiş meğer buda bir belirtiymiş.Aile kendine çok kızmış ama nafile.Elif, kemoterapi görmeye başlamış.Aradan yıllar geçmis doktor muayeneye çağırmış.Durumun iyiye gittiğini öğrenen Elif çok sevinmiş ve bu alanda yürümeye karar vermiş.İnsanların hayatını kurtarmak şimdi onun elinde...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 11:53:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208458616</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Öykü Havva AKÜLKER 10/A 277 Kitap: Mavi Saçlı Kız Tema: Kanser Hastalığı  </title>
         <author>mercimekoyku</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208462861</link>
         <description><![CDATA[<div> SERKAN'IN YAŞAM MÜCADELESİ <br>Bir eylül akşamı Serkan yatağında kitabını okurken bir anda burun kanamasıyla irkildi. Annesine ve babasına çığlık atar gibi seslendi. Bir korku içinde odaya gien annesi ve babası Serkanı öyle görünce çok endişelendiler ve Sekanı hemen hastaneye götürdüler. Serkan korku dolu bir o kadar da meraklı gözlerle etrafına bakarken Serkan'ın nesi olduğunu öğrenmeye çalışan doktorlarda yanındaydı. Serkan'ın tetkitleri bitmediğinden bir de önlem açısından müşade altına aldılar. Serkan'ın nesi olduğunu daha ögrenememişlerdi. Serkanı burnu kanadığından dolayı emar çekmeye götürdüler. Emar sonuçları 1 saat sonra açıklanıcaktı. O sırada doktor Serkan'ın anne ve babasını odasına çağırdı. O sırada Serkan odada yanında hemşirelerle birlikteydi. Bir saat çabucak geçmişti. Emar sonuçları doktorun odasına ulaşmıştı. Doktor, kağıdı inceledikten sonra Serkan'ın anne ve babasına dönüp Serkan şu bir kaç ay içinde hiç bayıldı mı yada çok sık uyuma yorgunluk gibi belirtiler gosterdi mi diye sordu. Anne ve babasıda bir kaç haftadır evet okuldan geldiğinde kendini yorgun hissedip uyumak istiyordu. Bizde yorgunluktandır diye aldırış etmemiştik ve burun kanamasıylada apar topar geldik. Doktor; iyikide geldiniz. Çünkü Serkan'ın hastalığı ilerlemeden tedavilere başlayabiliriz dedi. Anne ve babası ne hastalığı diyerek ekledi. Doktor; biz emarda serkan'ın beyninde bir tümör olduğunu gördük dedi. Serkan'ın anne ve babası o anda göz yaşlarını tutamadılar ve Serkan daha çok küçük bu hastalıkla nasıl başa cıkıcak dediler. Doktorda tümörün yaşı yoktur. Çok Küçük yaştada görülebilir, çok ilerki yaştada görülebilir dedi. Serka daha ilk evresinde tümör çok ilerlememiş. Bir kaç seyans kemoterapiyle tümörü küçültüp Serkan'ı ameliyat edebilirim dedi. Size burda çok şey düşüyor. Serkan'a destek olmanız gerekiyor. Hemen tedaviye başlıyoruz. Hep birlikte yenicez diye cümlesini bitirdi. Odadan çıkan anne ve baba Serkan'ın yanına gittiler. Serkan ann ve babasına benim neyim varmış dedi. Anne ve babası o anda ne diyceklerini bilemediler. Göz yaşlarınıda tutamadılar. Serkan anne baba niye ağlıyorsunuz ben çok mu hastayım dedi. Anne ve babası Serkan'a, Serkan oğlum sen biraz hastaymışsın ama korkma iyileşiceksin dediler. Serkanda grip gibi bişey mi dedi. Babası hayır oğlum grip gibi değil biraz daha değişil bir hastalık bu dedi. Anneside bu hastalık sürecinde okula gidemiyceksin. Ama tabiki iyileştikten sonra tekrar okula gidiceksin. Sen şimdi kapa gözlerini dinlen biz yanındayız dedi. Ertesi sabah erkenden doktor odaya girdi. Serkan'a nasıl olduğunu sorduktan sonra Serkancım şimdi seni biryere götürücem. Tedavi için seni biraz yorabilir ama tabiki güçlüyüz diyerek Serkan'a moral verdi. Serkan kemoterapi için odadan çıktı. Anne ve babasıda onun arkasından. Serkan'ın kemoterapi süresi üç haftaydı. Zorlu ve bi okadarda yorucu üç hafta çabucak geçmişti ve ameliyat günü gelmişti. Serkan sabah odasında öylece beklerken hemşireler <br>Serkan'ı ameliyat için aldılar, hazırladılar ve saat onda Serkan ameliyata alındı.altı saat süren ameliyat başarıyla sonuçlanmıştı. Ameliyathanenin önünde bekleyen Serkan'ın anne ve babası doktorun içerden mutlu bir şekilde çıktığını görünce heyecanlandılar ve onlarında yüzü gülmeye başladı. Doktor ameliyat başarıyla sonuçlandı Serkan biraz yoruldu. Yoğun bakımda biraz dinlensin kendine geldiği zaman odaya alıcaz dedi. Serkan'ı gorebilirsiniz ama sadece beş dakika diyerek ekledi. Beş dakkada olda Serkan'ı gören anne ve babasının içi rahatlamıştı. Ertesi gün Serkan uyandı ve odaya alındı. Serkan kedine geldi. Uyanır uyanmazda anne ve babasını yanında görünce mutlu oldu. Doktorda odaya geldi. Serkan'a nasılsın kendini nasıl hissediyosun dedi. Serkan iyiyim ben dedi. Sen dinlen Serkancım ne de olsa altı saatlik bir ameliyat geçirdin. Bir haftada böyle geçti. Serkan sağlığına kavuşmuştu. Hatta sıkılmaya bile başlamıştı. Serkan'ın bu zorlu süreci bir ayı geçirmişti bile. Okulu aksamıştı ama önemli olan sağlıktı tabiki. Serkanın kemoterapi yüzünden saçları biras gitmişti ama Serkan onu dert etmiyodu. Bir an önce okula gitmek arkadaşlarını görmek istiyordu. Serkan'ın bu durmunu öğretmenleri ve arkadaşları biliyorlardı. Hatta eve çıkacağı gün ona süpriz bile yapicaklardı. Serkan hastaneden tapurcu oldu ve eve çıktı. Birazda evde dinlenen Serkan gerçekten de çok iyiydi. Bir akşam üstü Serkan televizyon seyrederken kapı çaldı. Serkan kapıyı açmaya gitti ve Serkan kapıyı açar açmaz arkadaşlarını ve öğretmenlerini görünce çok mutlu oldu. Arkadaşlarıyla çok güzel vakit geçirdi. Serkan sağlığına kavuştu ve okula bile tekrar gitmeye başladı. Hatta saçlarıda yavaş yavaş uzamaya başlamıştı. Serkan gene anne ve babasıyla mutlu bir yaşam sürdüler.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 12:42:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208462861</guid>
      </item>
      <item>
         <title>YILDIZ DAĞIDIR 10/C 321 KİTAP:MAVİ SAÇLI KIZ TEMA:KANSER HASTALIĞI</title>
         <author>yildiz_dagidir</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208468862</link>
         <description><![CDATA[<div>KÜÇÜK BİR UMUT<br>Umut Ortaokul'a giden küçük bir çocuktu. Hayatta en sevdiği şeyler oyun oynamak ve dans etmekti.Arkadaşları ve kuzenleriyle vakit geçirmeyi severdi.Annesi Umutun Okuldan erken çıktığı bir gün onun en çok sevdiği kuzeni olan Arda'nın yanına götürdü. Umut bu duruma çok sevinmişti.Umut Arda'nın oyuncaklarıyla oynamaya bayılırdı.Ayrıca istisnasız her hafta yeni bir oyuncak aldırdı. Bu haftaki yeni oyuncağı ise bir spider-man oyuncağıydı. gördüğü an diğer oyuncaklar ve Arda aklından çıkmıştı.Günün sonunda ayrılmak zorundaydı.Arda Umut'un bu oyuncağı beğendiğini ve ayrılmak istemediğini görünce:<br>-İstersen al senin olsun nasıl olsa benim çok fazla oyuncağım var dedi.&nbsp;<br>-gerçekten mi? teşekkürler&nbsp;<br>diyerek Arda'ya sarılarak annesi ile evine döndü. Ertesi günlerde annesi ve babası Umut'ta normal olmayan belirtiler fark etti. İlk başlarda pek önemsemeselerde ilerleyen günlerde iştahsızlık, kilo kaybı, vücutta ağrı ve acı baş göstermesi ile Hastahane'ye götürme kararı aldılar.Hastahane'ye gittiklerinde Doktor Umut'u muayene etti. Muayene ettikten sonra ise Tahlil yapılması gerektiğini söyledi.Tahliller yapıldıktan sonra bir kaç gün sonuçlar beklenildi.Sonuçlar çıkınca Umut'u hemşirelere emanet ederek doktorun odasına girdiler. Doktor soğukkanlı bir ifadeyle sandalyesine oturarak:<br>-Tahliller sonucunda Umut'un lösemi hastası olduğu bulgusuna ulaştık.Biliyorum malesef zor bir durum ama şuandan itibaren Umut'un yanında olmanız ve ona destek vermeniz gerek dedi.&nbsp;<br>Annesi ve babası olayın gerçekliğini anlayıp ağlamaya başladılar. Doktor anlayışla kendilerine gelemelerini bekledi. Sonra ise devam etti<br>-Hemen tedaviye başlamalıyız yoksa çok geç olabilir. kemoterapi yapılması gerekiyor&nbsp;<br>Bu konuşmadan sonra anne ve babası güçlü durmak zorunda olduklarını kavradılar.İlerleyen günlerde Umut Hastahane'ye yatırıldı.Küçük çocuk haddinden fazla acı çekiyordu.Kötü bir hastalığa yakalandığı gerçeğini&nbsp;<br>kimse söylemesede hissediyordu.Kemoterapi'nin rahat geçmesi için göğüs ve omuz arasına ameliyatla port denilen bir alet yerleştirdiler.İlk kemoterapi böylece başladı.Umut günden güne hastalığının iyileşmeyeceğini düşünüp içine kapanıyordu.Doktor bu durumu görünce:<br>-Onu mutlu ve umutlu hissettirmek sizin elinizde elinizden geleni yapın, dedi<br>Ailesi düşünüp taşınıp Umut için bir süpriz yapmaya karar verdiler.Babası Umut'un en sevdiği kahramab olan spider-man kostümü giydi. Annesi ise en sevdiği çizgi romanları ve çizgi filmleri aldılar. Ayrıca sevdikleri tarafından yazılmış mektuplarıda yanlarına aldılar.Herşeyi hazırlayınca Umut'un odasına girdiler.Bu durumu gören Umut ne olduğunu anlayamadan ilgi gösterisine tutuldu.Uzun zaman sonra ilk defa içtenlikle gülümsedi.Ailesi Umut'un bu halini görünce içleri mutlulukla doldu.İlerleyen günlerde de onun yanından ayrılmayıp, iletişim kurarak destek oldular.Bu olaylardan kısa bir süre sonra tedavi olumlu bir cevap verdi.Umut ve ailesi ise bu durum sayesinde birlik olmayı ve karamsar olmamayı öğrendiler. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 13:46:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208468862</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İREM ŞAHİN 10/A 250 SÜPER İYİ GÜNLER: OTİZİM</title>
         <author>58irem_sahin</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208469763</link>
         <description><![CDATA[<div>Bugün Christopher matematik A sınavına girecekti. Otizimli bir çocuk olmasına rağmen çok zekiydi ve kendine güveniyordu. Asal sayıları çok severdi. Babası her zaman destekçisiydi ama annesi istemiyordu onu. Bu sebeple evde sık sık kavga ederlerdi Christopher'in babasıyla. "Bugün erken yatmalısın. Yarın sınavın var." dedi babası. Christopher babasını dinleyip odasına çıktı. Annesi artık dayanamıyordu. Bağırdı. "O otizimli bir çocuk. Nasıl geçecek o sınavı?" diye aşağıladı Christopher'i. "O sandığından daha zeki bir çocuk. Otizimli olması bunu değiştirmiyor. Geçecek o sınavı." dedi babası. Annesi cevap vermedi. Kendi odasına gitti.&nbsp;<br>&nbsp;Christopher heyecandan uyuyamıyordu. Karnı guruldamaya da başlamıştı. Biraz atıştırayım bari dedi içinden. Aşağıya indi. Annesi yatmış, babası derin düşüncelere dalmış gibi gözüküyordu. Usulca yanına yaklaşıp, seslendi babasına. "Karnım acıktı. Bir şeyler atıştırabilir miyim?" dedi. Babası ayağa kalkıp, mutfağa gitti. Christopher da onu takip ediyordu. Bir şeyler atıştırdı. Atıştırdığı şeyler midesini bulandırmıştı. "Yemeseydim daha iyi olurdu." diye geçirdi içinden. Aradan biraz zaman geçti. Daha kötü olmaya başladı Christopher. Gidip zorla kusmaya çalıştı. "Yarın sınavım var daha iyi hissetmem lazım." diye geçiriyordu içinden. Yine her zaman ki gibi babası ilgileniyordu onunla. Bu durumu pek takmadı. Yeniden uyumak için odasına çıkmaya karar verdi. Mide bulantısı belki giderdi uyursa.&nbsp;<br>&nbsp;<br>&nbsp;Christopher heyecanla uyandı. Bugün sınavı vardı. Kimsenin A alamadığı sınavdan A alacaktı. Emindi kendinden. Ama annesi ona inanmıyordu. Hissediyordu bunu. Heyecanla aşağıya indi. Annesi kahvaltı hazırlamıştı. Christopher dünki gibi olmasından korktuğu için bir şey yemek istemedi. Annesi "A alamayacağını bile bile neden ısrarla bu sınava girmek istiyorsun?" diye yeniden aşağıladı Christopher'i. Christopher kötü hissetmişti annesi böyle deyince. Babası "Kes sesini! A alacak o sınavdan." diye bağırdı. Artık eşinin böyle davranmasına o da dayanamıyordu. Otizimli gibi davranmıyordu Christopher. Babası annesine küçük bir işaret yapıp odaya çağırdı. Christopher mutfakta kaldı. İçeriden bağırışma sesleri geliyordu. Christopher kendini daha kötü hissetti. Annesi bile güvenmiyordu ona. Ama her şeye rağmen o sınava girecekti. Babası içeriden çıktı ve "Hazır misin Christopher? Çıkalım mı?" diye sordu. Christopher cevap vermeden koşarak ayakkabılarını giyinmeye gitti. Babası da peşinden geldi. Kısa bir yürüyüş sonrasında okula vardılar. Christopher'ın bir şey yememesinin de sebep olduğu bir karın ağrısı ve mide bulantısı oldu. Ama ne olursa olsun girmek istiyordu sınava. Bu yüzden bir şey söylemeden sınav olacağı sınıfa girdi. Öğretmeni sınav kağıdını dağıttı. Christopher'in başı da dönmeye başlamıştı. Ama aldırmadı. Soruları yapmaya başladı. Sınavdan çıkınca kendine güveni gitti. Annesinin haklı olduğunu düşündü bir an. Babasını gördü sonra. Yanına gitti babasının. Nasıl geçtiğini sordu babası. Kendine güvenmesine ve inanmasına rağmen bir anlık mide bulantısı ve baş dönmesiyle yapamamıştı. Cevap vermedi. Kendini daha da kötü hissetti. Eve geldiklerinde annesi hiçbir şey sormadı. Geçemeyeceğine inanıyordu. "Otizimli bir çocuk matematik sınavından nasıl A alacak?" diye düşünüyordu. 1 hafta sonra açıklanacaktı sınav. Beklemeye bile gerek yoktu onun için. Ne alacağını biliyordu. Geçemeyecekti Christopher.&nbsp;<br>&nbsp;<br>&nbsp;1 Hafta Sonra<br>&nbsp;Christopher bugün sınavın açıklanacağını biliyordu. Ama öğrenmeye hiç niyeti yoktu. Babası ondan heyecanlı idi. İnanıyordu Christopher'a. "Christopher gel bakalım A sınavından geçebilmiş misin?" dedi. Annesi "Sonuç belli bakmaya bile gerek yok." diyerek bir daha aşağıladı Christopher'i. Christopher hiç istemese bile babasının yanına gitti. Babası internet sitesine girdi. Çok heyecanlı idi. Fazlasıyla. Ama gördüğü şey başından aşağıya kaynar sular döktü. Geçememişti Christopher. Bundan annesini suçlu tuttu. "Christopher'a biraz olsa güvenseydi geçecekti." diye düşündü. Bağırmaya başladı. Christopher yüksek sesi sevmiyordu. Sonucu da bildiğine göre orada durmasına gerek yoktu. Yukarı odasına çıktı. Aşağıdan anne ve babasının sesleri geliyordu. Babası annesini suçlu tutuyordu. Annesinin de canına tak etmişti. "Otizimli bir çocuğun geçmesini beklemiyordun herhalde?" dedi sorar gibi. "Ona biraz olsun güvenip moral verseydin geçebilecekti." dedi babası. Annesi artık gerçekten dayanamıyordu. Odasına gidip bavulunu topladı. Anlaşamadıklarının farkındaydı ikisi de. Babası gitmemesi için hiçbir şey söylemedi. Annesi söylemesini de beklemiyordu zaten. Kapıyı açtı ve çıktı evden. Kendisine bir daha dönmeyeceğini, o otizimli çocuğu çekemeyeceğine dair söz vererek.&nbsp;<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 13:55:54 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208469763</guid>
      </item>
      <item>
         <title>   ESİN BAĞLAN  982 10\A                SÜPER İYİ GÜNLER</title>
         <author>esinnn_bagln1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208482017</link>
         <description><![CDATA[<div>       Geçmişin İzleri<br>Geçen gün yine  gözlerini hastanede açmıştı gözlerini.Sakindi.Genelde kriz geçirdikten sonra sessiz sessiz sakinleşirdi.Bu sefer ki krizi biraz farklıydı diğerlerine göre.Kendine zarar vermeye çalışmıştı.Gözlerini açtığında başucunda annesi vardı.Annesini alnından öptü.Annesini herkesten çok severdi.Zaten genelde kimseyle muhattap olmazdı,konuşmazdı.Sevmezdi tanımadığı biriyle konuşmayı güvenemezdi.Amcası geldi o sıra onu da sevmezdi.Amcası ona küçükken kötü davranmış ve ona hakaret  edip itip kalkmıştı.Fakat annesine bile bu durumu anlatmamıştı.Amcasını her gördüğünde geçmişe döner üzülürdü.Tam dalıp giderken annesi "Bitanem istediğin bişey var mı?"diye sordu.Emir hayır şeklinde kafasını salladı.O sıra doktor içeri girdi ve "Hadi gene iyisin dostum  eve gidebilirsin."dedi.O sıra çok sevindi eve gidecek,bilgisayarıyla oynayacak ve kitap okuyacaktı.Odasının eşsizliğine dahil olucaktı.Ama amcasınında onlarla geliceğini öğrenince hayalleri yerle bir olup suratı asılmıştı.Eve gittiklerinde yemek yemek için masayı oturdular.Annesi babasıyla ve o amcasıyla oturucaktı.Emir amcası yanına oturunca masayı devirip sandalyeyi amcasına fırlattı.Annesi onu sakinleştirirken babası kardeşini dışarı çıkarttı.Emir annesine sarıldıktan sonra odasına koşarak kapısını kitledi.Annesi sakinleşince annesi bunu neden yapyığını sordu.Ağlamaya başladı.Kitabını eline aldı annesine baktı.Annesi ona sarılınca başladı anlatmaya.Titreyerek anlatınca annesi ciddi bişey olduğunu anladı.Emiri dinledi ve sonrasında amcasını arayıp olayı sordu.Amcası telefonu suratına kapattı.Annesi geri Emir in yanına dönüp ona sıkıca sarıldı.Emir"Seni seviyorum anne!"diye bağırdı.Yatağına yatıp güzel günlerin hayalini kurdu.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 15:39:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208482017</guid>
      </item>
      <item>
         <title>AYSU AYDOĞAN 10-A MAVI SAÇLI KIZ :UMUT  </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208483358</link>
         <description><![CDATA[<div>Küçük bir kasabanın varlığı bile belirsiz bir mahallede bir aile vardı.Bu ailenin canını bile verebilecekleri bir çocukları vardi.Onu çok seviyorlardı.Gel gör ki o kendisini hiç sevmiyordu çünkü küçük yaşlarında trafik kazası sonucunda ayağını kaybetmişti, kaybedeli 2 sene olmuştu. Yemek yemek istemiyor konuşmak istemiyor eski günlerini özlüyordu. iki sene boyunca hayatını umut üzerine kurmuştu. Ama bu umutlarının gerçekleşmeyeceğini biliyordu.Doktorlara başvurdular fakat ameliyatlar çok pahalıydı. Ailesi parayı bulmaya çalışıyorlardı fakat bulunuyorlardı. Babası kendisine göre bir iş bulamıyordu. O ise bekliyor sadece umut ediyordu. Galiba umutları boşa çıkmayacaktı. Bir gün İstanbul'daki zengin bir iş adamından yardım geldi.Ameliyatı başarı ile gerçekleşmişti.Protez ayağıyla artık eskisi gibi yuruyebiliyord bunun mutluluğundan artık o da ileride Doktor olmayı düşünüyor onun durumunda olan çocuklara yardim edecek onlara bir gün umutlarin gerçekleşebileceğini </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 15:49:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208483358</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Buse KOÇ 10/A 366 Süper İyi Günler Otizim</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208491321</link>
         <description><![CDATA[<div>Benim adım Ahmet. 14 yaşındayken başımdan geçen ve annemi çok zor durumda bıraktığım bir anımı anlatacağım. Normal bir çocuk değildim biliyorum bunun farkındaydım çünkü insanlar bana çok uzun süre ve değişik bakıyolardı. Ayrıca annem beni sık sık psikolog denen yere götürüyordu. Doktor otizim diye bir kelime kullandı fakat bune anlama geldiğini bilmiyordum. Annem sürekli benimle ilgilenmek zorunda kalıyordu çünkü diğer yaşıtlarım gibi değildim. Mesela bir gün annemle alışveriş merkezine gitmiştik. Oyuncakçı dükkanı gördüm ve oraya girmek istediğimi söylemek içindükkanı işaret ettim ve annemi çekiştirdim. Annem "Hayır olmaz. Oraya şimdi giremeyiz"dedi. Ama ben direttim annamin bacağını daha hızlı çekiştirmeye başladım. Daha sonra annem sinirlendi ve bana bağırdı. Etraf birden kalabalıklaşmaya başladı ve herkes bana bakıyordu. Bağırmaya başladım ve kendimi yere attım. Arkamda bir amca beni tuttu ve sakin olmamı söyledi ama ben ona çok sert tekme attım. Çünkü bana dokunulmaktan hoşlanmazdım. Yarım saat boyunca annem beni sakinleştirmeye çalıştı. Daha sonra bir daha ağlamamam için bana oyuncak aldı. Taksiyle eve gittik. Eve gider gitmez odama çekildim yalnız kalmaya ihtiyacım vardı çünkü alışveriş merkezi çok kalabalıktı ve ben kalabalık yerleri hiç sevmezdim. Şimdi 21 yaşındayım ve artık çok daha iyiyim. İlaçlarımı aldım ve tedavi sürecimi başarılı bir şekilde gerçekleştirdim. Artık kendime bakabiliyor ve günlük ihtiyaçlarımı da karşılayabiliyordum. Stresimi üzerimden atmış huzurlu günler yaşamaya başladım.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 16:47:49 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208491321</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Çizgili pijamalı çocuk 10/B Merve Yarar Rengimi sevmiyorum Yine yaşadığım yerdeki  insanlardan farklı bir renkte uyandım bu sabaha da  kendime bakıp nefret ettim bu siyahi rengimden ben neden bu renkte doğdum ? Bu sorunun cevabını hicbir zaman alamıyacağım rengimin annemin veya babamın elinde olmağını da biliyorum ama yine de üzgünüm çünki insanlar o kadar acımasız ki bazen keşke hiç doğmasaydım deyebiliyordum kendime buraya zorla getirildik  hiçbirimiz kendi isteğimizle gelmedik buradaki insanlar kendi işlerini tüm zorlukları bizlerin üzerine yüklüyorlar ve bizleri hiç düsünmüyorlar kapı açıldı önümüze 2 ekmek parçası fırlattılar çok acıkmıştım onların verdiği yemeği yemek zorundaydım ve yaşamak için her gün söylenenleri yapıyorum oysa yavaş yavaş ölüyordum bunun farkındaydım ama son nefesime kadar dayanacagım cünki burada benim ailem var onların yanında olmalıyım</title>
         <author>merve_yarar</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208492372</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 16:54:34 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208492372</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SİMGE ULFER 198 10A SÜPER  İYİ GÜNLER TEMA:OTİZİM</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208512488</link>
         <description><![CDATA[<div>KÖTÜ ŞAKALAR<br>Sabahın erken saatlerinde kalktım ,yatağımı toplayıp dışarı çıktım. Okuldan önce sahile gitme kararı aldım. Simit satan amcayı görünce acıktığımı farkettim simit almak için yanına gittim."Günaydın simit alabilir miyim?""Günaydın evlat.Tabii ki alabilirsin." simidimi verirken "Saat çok erken değil mi? Havada soğuk ne yapıyorsun burada?"dedi.Simidimi alır almaz uzaklaştım oradan çünkü tanımadığım insanlarla konuşmayı sevmem. Hem ben onu soruyor muyum Neden bu saatte burada olduğunu ya da neden bayat simit verdiğini okula gelmiştim tam vaktinde sınıfa girdim. Yerime oturdum lise son öğrencisiyim. Okulların bitmesine de bir ay kaldı. Yanında kimse oturmuyor .Çünkü kimseyle anlaşamıyorum, sınıf arkadaşlarım da beni sevmez ve ezikler kötü şakalar yaparlar. Birinin dolabını karıştırıp günlüğünü bütün sınıfta okumak şaka değildir ve onlar bana bunu yaptılar . Ya da dolabıma yumruk yerleştirip gözüme gelen yumruğun bayılmama sebep olması şaka değildir. Hatta eşek şakasıdır. Bundan aileme söz etmem sadece öğretmenlerin ve kardeşim Esin biliyor . Öğretmenlerim sınıftan bazılarını disipline verdi ama onlara bu o kadar komik geliyor ki şakalarından bir türlü vazgeçmiyorlar. Kardeşim Esin ise bana çok üzülüyor görebiliyorum .Aynı okuldayız. Bayıldığımda,gözlerimi açtığımda revirdeydim ve Esin yanımdaydı. Onu söylememesi için tembihledim hem de her zaman tembihliyorum .O ise söylemekte direniyor .Ben de onu vuruyorum çok vurmuyorum sadece birkaç tokat ve tekme. Ama elimde değil. <br>  Okul bitti sonunda aradan tam 1 ay 3 gün 2,5 saat geçti.Bende dışarıda iş arıyorum Çünkü diğer arkadaşlarım gibi çalışmak istiyorum üstünde "Garson Aranıyor" yazan bir kafe gördüm .Hemen gidip ilanı daha dikkatli baktığımda ,lise öğrencisi arıyorlarmış .İçeri girdiğimde iş ilanı için geldiğimi ve patronun odasına nerede olduğunu sorduğumda ,sağdan ikinci kapı olduğunu söyledi. Patronun odasına girdiğinde patronun birini azarladığını gördüm ve kim olduğuna bakmak için başımı eğdiğimde lisedeki sınıf arkadaşım olduğunu fark ettim .Bir o kadar da kötü şakaların plancisi Mert .Patron "Evet" dediğinde bana mı diyor ,diye baktığım da ,Mert'e baktığını gördüm." Bu son olsun "dedi .Mert kafasını salladı ama alaycı bir şekilde ,sonra bana bakarak "Evet" dedi. Bende iş ilanı için geldiğimi söyledim." Tamam o zaman, Mert sen çık "dedi .Mert  tam çıkacağı sırada" Patron otizm hastalarını işe alıyor musun?"dedi ve çıktı.Patron da bana üzülerek bakarak "Maalesef"dedi .Bende kapıyı çarparak çıktım. Sonrada gözyaşlarıma aldırış etmeden, nereye gittiğimi bilmeden ,koştum koştum... Akşam olmuştu ama ben hala koşuyordum sonra gözüme gelen araba farı ile olduğum yerde kaldım gerisi acı ve karanlık...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 19:17:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208512488</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SONGÜL BATBAY 10/A 367 KİTAP SÜPER İYİ GÜNLER TEMA:OTİZİM BAŞLIK: DOĞUM GÜNÜ MÜ YOKSA ÖLÜM GÜNÜ MÜ?</title>
         <author>batbaysongul</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208516447</link>
         <description><![CDATA[<div>Ben Barış. 15 yaşındayım. Bu sene liseye başladım. Her ne kadar gitmek istemesemde ailemin zoruyla yinede bu okuldayım. Aslında okulu seviyorum ve derslerimde gayet iyi ama okula gitmek istemem de ki sebep hastalığım. Ben otizimli bir çocuğum. Bu doğuştan olan bir şey. Biz iki kardeşiz, bir abim var. Abim gerektiğinde babam, arkadaşım hatta annem bile olabiliyor benim için ama o benim yüzümden öldü. Ben sadece oyun oynamak istemiştim başka bir şey istemiyordum. Benim doğum günüm abimin doğum günü olmuştu. O gün dedem hem bana hem de abime hediye almıştı. Benim hediyem oyuncak araba, abimin ki ise oyuncak silahtı. Sonra bende babamın silahını aldım ve abime doğru sıktım. Sonra abimin karnından kanlar akmaya başlamıştı. Ambulans geldi abimi götürdü ama geri getirmedi. Annem ve babam benden nefret etmeye başlamıştı bunun farkındaydım ve haklıydılar zaten. Aslında o yaşta bunları anlayabilecek durumdaydım ama abimi vurmamam gerektiğini anlayamamıştım. Çünkü abimin hediyesini kıskanmıştım ve bende bunun üzerine babamın silahını almıştım. Şu an çok pişmanım. Okuldakiler bunu nasıl öğrendi bilmiyorum ama bütün okul benimle dalga geçiyordu, bana katil diyordu. Gittiğim lisede de bunun olmasından korkuyordum ve korktuğum da başıma geldi.Burada kiler de öğrenmişti. Bunun üzerine bende yine kriz geçirdim ve hastaneye yattım. Ailem artık bana bakmak istemiyordu ve beni yetimhaneye bıraktılar.&nbsp;<br>Bende artık buradaki insanların bana karşı olan kötü bakışlarından çok sıkıldım ve hayatıma son vermek istiyorum. Bilmiyorum belki şu anda da bi kriz geçiriyorumdur, buda benim ölmeden önce yazdığım bir mektuptur belki de. Bildiğim tek şey bugün benim hem doğum günüm hem de ölüm günüm. Birde abimin katili olduğum gün...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-19 19:42:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/208516447</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sıla Çalışkan 9-C 300  Çizgili Pijamalı Çoçuk                Tema :Irkçılık </title>
         <author>Slaclskn</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211774876</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Siyahinin Bir Günü</strong> <br>Kapıdan dışarı çıkar çıkmaz bütün gözler üzerinde toplandı. Herkes ona çok farklıymış <br>gibi bakıyordu. Oysa diğer insanlardan tek farkı ten rengiydi. Buda fark sayılmazdı. Evden çıktıktan sonra işe gitmek için otobüs beklemeye başladı. Otobüs gelince bindi ve siyahiler için ayrılan bölüme doğru ilerledi. Daha sonra boş bir yere oturdu. Yolculuk sırasında beyaz renkli bir yolcuya oturacak yer kalmayınca şoför siyahilerin oturduğu yerden birkaç siyahi kaldırdı ve beyaz renkli yolcunun oturmasını sağladı. İş yerine geldiğinde ise en ağır ve zor işler yapılmak üzere siyahi adamı </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-30 10:42:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211774876</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Beyza Öztürk 9-C 522  Çizgili Pijamalı Çoçuk Tema:Irkçılık </title>
         <author>Slaclskn</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211776507</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Bir Zamanlar Siyahlar</strong> <br>Lurin hayatında ilk kez mutluluğu yaşamıştı... Bu hafta hem bebeği doğmuştu, hem de. Bayan Cruiso'nun evinde çalışacaktı. Bu zamanlarda küçük oğluna babaannesi bakacatı. Oda güçlükle ayakta tutabildiği evine birkaç kuruş para sokacak, büyük kızını okula yollayabilecekti. <br>Sonraki zamanlarda iş görüşmesi provasını çok zaman harcadı. Hiçbir kusuru olmamalıydı. Çünkü patronu beyaz kendisi ise siyahtı. İş görüşmesinde sessizce ayakta bekledi ve ona işe alındığı söylendi. Lurin çok şaşırmış fakat hiçbir şey diyememiş. Çalıştığı evde ergenlik çağında, aklı başında genç bir kız vardı. Ara sıra konuşurlardı. Genç kız lafı döndürür, dolaştırır ülkesinde yapılan ırkçılığa getirirdi. Lurin hüzünlü şekilde hiçbir şey demezdi. Aylar sonra Lurin kızını okula yollayabildi. Kızını Susan ile yani çalıştığı evdeki genç kızla okula yıllardı. Çünkü kızının diğer çocuklar tarafından itilip kakılacağını biliyordu. Öyle de oldu zaten. Fakat Susan, Lurin'in kızını koruduğu için bir daha ona dokunan olmadı. <br>Lurin hayatını hep bu şekilde beyazlardan korkarak geçirdi. Taki Susan ülkedeki çok sevilen ünlü bir gazeteci olana kadar. Susan ülkede yapılan bütün haksızlıkları ortaya çıkararak, bütün yazılarında yapılan ırkçılığın yanlışlığını anlatmıştı. Ülkede ilk defa bir beyaz siyahileri savundu. Bugünlerden sonra ülkedeki çoğu siyahın ve tabi Lurin'in işleri yolundaydı. Artık başları öne eğik olmayacak ve iftiralara maruz kalmayacaklardı. Her şeyi Susan halletmişti... </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-30 10:47:56 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211776507</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Burcu Akarsu 9/C Yalancı Şahit</title>
         <author>ba_burcu52</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211777747</link>
         <description><![CDATA[<div>Tema: Haksızlık<br><strong>Vazgeçmemek<br></strong>Hayat bazen istediğimiz gibi gitmez.Herşey bir anda değişir.İşte&nbsp;</div><div>Sare'nin hayatı da istediği gibi gitmedi.Babası Ali Bey çok iyi bir insanmış.Babasının kot taşlama fabrikası varmış.İşçilerinin maaşlarını günü gününe yatırır ve onlara çok önem verirmiş.Ama birgün işçileri yavaş yavaş meslek&nbsp; hastalığına yakalanmaya&nbsp;</div><div>başlamışlar.Bu hastalığın hiçbir tedavisi yokmuş.Babası işçilerine çok önem verdiği halde dışarıdaki insanların gözünde yavaş yavaş düşüyormuş.Birgün fabrikaya haber ajansından insanlar gelmiş ve bu konu hakkında röpörtaj yapmak istediklerini soylemis.Ali bey hemen kabul etmiş.Çünkü iscilerine bu konuda cok guveniyormus.Birkac isci verdigi roportajda Ali Beyi kotuleyince is daha da ciddilesmis.Ve polisler kadar gelmis.Ali Bey aksam eşi Ayşe Hanım ve kızı Sare ile güzel bir yemek yemeyi dusunurken birden kapi calmis ve polisler ali beyi karakola kadar onlarla gelmesi gerektigini soylemis.Sare olanlara inanamamis ve aynı zamanda Ayşe Hanimda .Hemen Ali bey in pesinden karakola gitmisler.Ali beyin fabrikasina el konulmasina ve mahkeme gunune kadar karakolda kalmasi gerektigini soylemis.Ayse Hanim oracikta yikilmis,kendine gelmesi biraz uzun surmus.Ayse Hanim ve Sare evlerine gitmisler.Sare babasini birakmayi hic istemiyormus.Mahkem gunu gelmis ve Ali bey suçlu cikarilmis.Bu durumda kimsenin elinden birsey gelmemis.Fabrika da kapanınca Ayşe Hanımın evi idare etmesi gerekmis ve bir kafede garson olarak calismaya baslamis.Hic bir zaman vazgecmemisler.Ayse hanim ilk maasiyla bir avukat tutmus.Sare okula gidiyormus ama babasini dusunmekten dersler kendini veremiyormus.Derslerde hep babasini hayal ediyor ve hayal ettigi anlarin resmini ciziyormus.Sarenin gittikce dersleri dusmius,tek yapabildigi ders resimmis.Okuldaki resim ogretmeninin begenisini kazanmisa ve okulda ressam diye taninmis.Ayse Hanim kizinin bu haline cok uzuluyormus.Ayse hanimin tuttugu avukat buyuk ugraslar sonucu Ali Beyi o acimasiz insanlardan ve hapishaneden cikarmis..Ali Bey esinin ve kizinin onu cok sevdigini bir kez daha anlamis.Ali Bey kot taslama isini birakmis Ayse hanimin calistigi kafeyi satin almis ve orayi isletmye baslamis bu durumda Sare artik derslerine cok onem veriyormus .Okuldaki ogretmen ve arkadaslarina sadece resim dersinde degil tum derslerde basarili oldugunu gostermis.Bu sekilde yasayip gitmisler.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-30 10:52:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211777747</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Esmanur Öztürk 9/C Çizgili Pijamalı Çocuk</title>
         <author>esmanurozturk61</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211779603</link>
         <description><![CDATA[<div>Tema:IRKÇILIK&nbsp;<br>&nbsp;Hayatın Gerçek Yüzü<br>Yeni gelmiştim Türkiye'ye. Herşey çok yabancıydı bana. Ne yol ne iz biliyordum. Arkadaşlarım, ailem... yoklardı yanımda. Bir tek annem ile beraber bu koca şehirde ne yapıcağımızı düşünüyorduk. Geçmişte sadece gezmeye geldiğimiz İstanbul'a şimdi savaştan kaçarak gelmiştik. Sahilde banka oturmuş bir yandan karnımızı doyurmanın bir yandan başımızısokacağımız bir yer düşünüyorduk. Ne yapardık tek başımıza sokaklarda bilmiyorduk hiç ama hiç birşey. Annem hastaydı her an düşüp bayılabilird çaresi olmayan bir hastalıktır inesini yaptırmazssa sonuçlari ağır olabilirdi. Az da olsa Türkçe biliyordum. Yanımdan geçen alımlı güzel mı güzel kadına sadece hastane diyebildim. O da anında "hastaneye mı gitmek istiyorsunuz? " dedi. Çok güzel aynı zamanda iyiydi. Bir taksiye bindirdi ve anlamadığım bir şey söyldi. Ama taksicinin dediği tek bir şeyi anladım " Ülkemize neden geldiler". İstenmiyor gor görülüyorduk. Hastaneye vardığımızda girişi bulamamıştık. Ama biraz arayınca ne tarafta olduğunu anladık. Hastaneye girecektikki güvenlik bizi almadı. Üstümüze herşey olabilir hastaneye zarar verebilirdik nasıl olsa. Burada bütün hayallerim yok oldu. Korktuğum başıma geldi annem bir anda yere yığıldı kaldı. Neye uğradığımı şaşırdım. Yaşıyor muydu tek düşündüğüm buydu. Kim sorumluydu bundan annem artık yoktu. Biran intihar etmek gibi bir düşünce geldi. Evet yapmalıydım artık yaşayamazdım. Ya açlıktan ya dasoğuktan ölürdüm. Bir banka oturdum akşam ve soğuktu çok ama çok soğuktu uykumun geldiğini düşünerek yattım ve gözlerimi kapattım .Gelen uykum değil ecelimdi.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-30 10:58:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211779603</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sevilay Gedik 9-C 384 Yalancı Şahit Tema:Umut</title>
         <author>Slaclskn</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211796995</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Hayal ve Gerçek</strong> <br>Yaşayacağı dünyaya gözünü açmıştı. Hayaller, umutlar hepsi ama hepsi onu bekliyordu. İlk çocuktu Yusuf annesinin tek umuduydu. Yaşadığı dünyada annesinden başka hiç ama hiç kimsesi yoktu. Yusuf'un hikayesi böyle başlamıştı. Hayatı böyle ilerliyordu. Artık liseye başlama vakti gelmişti. Aslında yaşıtları şuanda lise bide gidiyordu. O ise bir yaş geç başlamıştı. Çünkü annesinin Yusuf'u okula yazdıracak ne parası, ne umudu vardı. Neyseki şehirde yaşayan çokta zengin olmayan bir aile Yusufa her gün 5 TL bağış yapıyordu. Yusuf parasını harcamamak için ne yemek yiyor, ne su içiyordu. Annesine yük olmamak için elinde  geleni yapıyordu. Ama tek bir konuda parasını harcıyordu. Resim defteri ve bir tane kalem için her ay sonu çarşıya inerek defterini ve kalemini alırdı. Boyalara çok ihtiyaç duymazdı ilginçti ama doğadan kendi renklerini elde edebiliyordu. Yapraklardan yeşil, çamurdan kahverengi, yaptığı çalışmalarda da bunları kullanıyordu. Onun için resim hayatında bulunan bütün boşluğu dolduracak kadar derin bir anlam taşıyordu. Bunun içindir ki hiçbir zaman bir zanaatkar olmaktan yana olmadı. Onun için resim alınamaz da satılamaz da. Artık derinden düşünerek yapacağı son çalışmaya annesinin sisli, karanlık ama bir yandan parlayan umudu, hayali, acıyı çizdi... </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-30 12:00:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211796995</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Edanur Paç 9-C </title>
         <author>Edanurpac</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211954256</link>
         <description><![CDATA[<div>Yalancı&nbsp; Şahit<br>Tema : Hayal &nbsp;<br><br>Mutluluk Sokağı<br><br>Yağmur yine bugün çok yorgundu . Zordu tabi evi evirip çevirmek annesine, babasina, küçük kardeşlerine bakmak zorundaydi&nbsp;on dort yaşındaydı ama yaşından daha büyük işlere eli yatkındı. Kasım Hatice'nin abisiydi onunda görevi evi maddi olarak gecindirmekti. Babasi cok hastaydi. Hasta olamasinin nedeni çalıştığı kot taşlama fabrikasinda yakalandigi hastalikti. Ama yağmur birgün babasının iyilesecegini hayal ediyordu. Ve her gün babasına dua ediyordu. Hayal ettigi gibi olmamisti yağmur ama biliyordu yine eskisi gibi babasini karşısında sağlıklı ,kanli canli görebilecekti buna tüm varlığıyla inanıyordu.&nbsp; Ama abiside o kot taslama fabrikasinda calisiyordu . Yağmur'un da en cok korktuğu konu buydu iste abisinin de o hastaliğa yakalanmasiydi. Hep bunlari düşündüğünde -Şşşt kız yağmur düşünme öyle şeyler deyip konuyu unutmaya çalışıyordu.Yagmur tüm bu görevleri yaparken eğitim hayatını da aksatmıyordu. O hem zeki hem de hamarat bir kızdı. O hiç kot taslama fabrikasını görmemişti. Çok merak ediyordu. Ailesinin sağlığını alan bu is yeri neydi? Ve bu is yeri insanların sağlığını neden bozuyordu?&nbsp; Gibi sorular soruyordu kendi kendine . Bir aralar abisine yardım etmeyi düşündü. Ama abisi bu konu hakkinda birdaha konusmamasini ve üzerine düşen görevlerden başka kendine de zaman&nbsp; ayirmsini istemis. Abisi hem fedakar hemde hayat dolu bir insandi . Bir gün Yagmur mutfağı toplarken deprem oluyormuş gibi kapi çaldığını duydu. O kadar ki su dolu leğeni yerle bir etti. Kapıyı bir actiki kot taslama fabrikasının müdürü Yagmur zangır zangir titremeye basladi. Abisine bisey oldu diye ama mudur demiski artik is yerimizde rahatsizlanan&nbsp; işçilerimiz hastane gözetimine aliniyor ve onda abisi eve gelmiş.&nbsp; Yağmur oyle bir çığlık atmiski tum çığlığını bir mahalle duymuş ve oraya toplanmis ve hayali gerceklesmisti. Ve ben bu sokağı mutluluk sokağı ilan ediyorum diyerek abisine sarilmis&nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-30 17:00:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/211954256</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ceren Baysal 9-C Kitap:Olasılıksız Tema:Olasılık</title>
         <author>cerenbaysl</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/212026690</link>
         <description><![CDATA[<div>Mehtap,ses çıkarmadan merdivenlerden aşağıya doğru iniyordu.Ses çıkarsaydı babası onu yakalardı.Babasını en son dün gece görmüştü Eve her geç saatlerde gelip evi içki kokusuyla kokutuyordu.Annesi geçen sene vefat etmişti.Yeni bir hayat için otobüs terminaline gitmişti.Görevliye;"İzmir için bir bilet lütfen."diyerek parayı uzatmıştı ve otobüse binmişti.Rüyalarında hep doktor kıyafeti giyip hergün yeni insarla karşılaştığını görüyordu.Ülkesine katkılar yaptığinı görüyordu.Kim bilir belki de düşlediği gibi olurdu.Durağa varılınca yaşlı teyze onu uyandırdı.Uyanıp apar topar indi.Buca sahiline doğru gidiyordu.Sanki biraz endişeliydi.Yakın bir zamanda başına kötü bir olay geleceğinden korkuyordu.Denizin kokusunu alabilmek için koşmaya başladı.Koştukça sevinci daha da artıyordu.En sonunda bacağını sert biryere vurup düşmüştü.Bacağı kanamaya başlamıştı.Kan durmak bilmiyordu.Öleceğini tahmin ediyordu.<br>Kendini bir anda hastanede buldu.Yanında tanımadığı bir kadın vardı.Kadın orta boylu,kahverengi saçlı,ela gözlüydü.Bir anda annesini anımsattı.Kadın;"Anneni arama mı istermisin?"dedi.Mehtap;"Annem bu dünyada değil."kısa süren sessizlikten sonra kadın;"Tanıdığın var mı arayabileceğim?" dedu ve Mehtap;"Burda tanıdığım kimse yok."diyerek cevapladı.Kadın durumu anlayarak onu evine götürdü.<br>Kadın,köpeği ile yaşıyordu.Duvarlarda bilim ile ilgili resimler vardı.Bilime önem veriyordu.Mehtap elini yıkadıktan sonra duvardaki resimleri gördüğünde içinde sevinçler başlamıştı.Hemen çantasından bilimle alakali kitaplardan birini alıp ilişkilerine baktı.Mutfaktan gelen kadın;"Bilimi seviyorsun anlaşılan."dedi.Mehtap bakmaktan cevaplayamamıştı bile.Otobüse binmeden önce düşündüklerini gercekleşmeye başlıyordu sanki.Peki bu neydi?Yemeğini bitirip yatağına yatmıştı.<br>Haftalar sonrasında İzmir'de"Bilimin çocukları"adlı yarışma düzenlenmişti.Katılmak için kadın kızın velisi olarak imzasını attı.Yarışmanın konusu ise"Bir şeyin inancını veren olabilme durumu,yani kısacası olasılıktı.Bunu insanın yaşantısından örnekler vermesi ve kanıtlaması gerekiyordu.Hergün çalışıyordu ve hayatından olan olaylarin olasılıklarinı hesaplıyordu.Ara sıra kadında yardımcı oluyordu.Çalışmalarıni bitirip yarışmada birinci oldu.Mehtap,lise son sınıf öğrencisiydi.Üniversite sınavlarına da çalışıyordu.Kazandıktan bir hafta sonra İzmir'de olan üniversitesinde burs imkani sağladılar.Kız bursta %98 burs kazanıp tıp fakültesine yerleşip mezun olmuştu.Her pazar seminerlerde söyleyişi yapıp hergün insanlara yardım ediyordu.Olasılıklar sayesinde buralara kadar gelmisti.O artık hayallerini gerçekleştiren bir kızdı.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-11-30 19:07:36 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/212026690</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Öykü Teke 10-A Mavi Saçlı Kız </title>
         <author>oykuu_teke</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/212526409</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp;<mark>Umut DoluBir Rüya<br></mark>Birgün Masal okula gitmek için erkenden uyandı. Annesi de önceden uyanıp Masal için kahvaltı hazırlamıştı. Masal kahvaltısını yapıp, son hazırlıklarını tamamladıktan sonra evden çıktı. Okula giderken, yolda birden bire başı dönmeye başladı. Çok şiddetli bir baş ağrısı hissett, kemik ağrıları da vardı. Okula gidene kadar dayandı. Okula gidince kendinden geçiverdi. Öğretmenleri hemen ambulans çağırıp, Masal'ı hastaneye götürdüler. Hastanede ailesine haber verdiler. Hastanede kendine gelebilmesi için ilk olarak Masal'a serum taktılar. Daha sonra birkaç gerekli test yaptılar. Kan testi sonucu dışında hepsi normal çıkmıştı. Masal'ın kan değerlerinde sorun çıktı. Emin olmak, takip etmek için Masal'ı müşade altına aldılar. Şüphelendikleri hastalıktan iyice emin olabilmek icin birkac tane daha gerekli test yaptılar. Sonuçlar yarın sabah belli olacak. Masal, meraktan, korkudan, stresten zar zor uyudu. Sabahın erken saatlerinde annesi ve babası geldi yanına. Onlardan da bes-on dakika sonra, yapılan diğer testlerin sonucunu söylemek için Masal'ın doktoru girdi içeriye. Aslında Masal çok ağır bir hastalıkla savaşıyormuş. Lösemiymiş.<br>Doktor, Masal üzülmesin diye ailesine onun yanında söyleyemedi. Annesini ve babasını dışarıya çağırıp; <br>+ "Masal kanserle savaşıyor. Lösemi." diye açıkladı. <br>Masal'ın annesi bunu duyar duymaz ağlamaya başladı. Tutamadı kendini. Oysaki Masal'ın güçlü bir şekilde ayakta durması, hastalığıyla savasip, onu yenmesi için, annesinin ve babasının, kardeşlerinin, dostlarının Masal'a, Masal'a daha güçlü bir şekilde destek olması lazım. <br>Masal'ın annesi kendilerini toplayıp içeriye girdiler. Zor da olsa doktorun yardımıyla, tatlı bir dille ve açıklayıcı bir anlatımla Masal'a hastalığını açıkladılar. Masal ailesinin beklediği kadar büyük bir tepki göstermedi. Tabiki her insan gibi üzüldü ama isyan da etmedi. Çünkü biliyordu ki, eğer bir şeyi başlatacağına gerçekten gönülden inanabiliyorsan ve onunla savaşabiliyorsan, çoktan başarmışsındır.<br>Gün geçtikçe kanser Masal'ın vücudunu kötüden kötüye sarıyordu. Çok az zamanı kalmıştı Masal'ın. Ailesi bunu öğrenince Masal'ı mutlu etmek ve kalan son zamanlarını güzel geçirmek için, onun hayallerini gerçekleştirmek istedi. Hayalleri arasında "çok ünlü bir şair/yazar ya da bir tiyatro oyuncusu olmak ve hep güzel hatırlanmak" vardı. <br>Masal'ınannesi ve babası hemen tanıdık arkadaşının olduğu bir tiyatro salonuna gittiler. Masal'ın durumunu anlatıp, ona uygun bir rol seçtik. <br>Masal şair rolündeydi, oyunun sonunda da beyaz bir güvercini özgürlüğe kavuşturdu. Böylece sadece bir hayali dışında bütün hayalleri gerçekleşmiş oldu. Kitap yazma hayali..<br>-10 gün sonra-<br>Ve... Masal bugün vefat etti.<br>Annesi, babası, sevdikleri, herkes çok üzgün, herkesin kalbinde bir sızı, bir daha hiç geçmeyecek, oraya hep kazınmış olan.<br>Masal'ın ölümünden yaklaşık bir sene sonra babası, onun hayatından oluşan, içinde günlüğünün, hatıralarının olduğu bir kitap yazdı ve böylelikle son hayali ve isteği de gerçekleşmiş oldu.<br><br>-Diriri diriri diriri diriri 08:00<br><br>Masal alarm sesiyle uyandı birden. Gözleri dolu doluydu. Muhtemelen bir kabus gördü ve hâla etkisinde.<br>Neyse günaydın...<mark><br><br></mark><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-02 17:13:40 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/212526409</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Edanur Yişil 9/D Peri Gazozu İnsan olmak</title>
         <author>edanuryisil</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/212604826</link>
         <description><![CDATA[<div>Mutluluğu Yakalayan Selim<br>O gün yine, ona bakan dadısı nın sesiyle uyanmıştı uyanmak istemediği sabahına.Ne uyanmayı ne de uyandırılmayı sevmezdi Selim. Uyanmayı da sevmezdi lakin hayata dair onu sıkan şeylerden; annesinin baskısı ve yapması zorunda olduğu gibi birçok olaydan kaçması sadece uykudan geçiyordu. Dadısı nın da yardımıyla uyandığı uykusundan beri yaptığı sadece huysuzluktu. Sonunda yine annesinin sözlerinin uygulanacağını biliyordu. Ama bilmesine rağmen yinede annesinin sözünü dinleyip, Selim'i hergün aynı işleyen rutine tabi tutan hizmetlilerin işini zorlaştirmaktı amacı. Nihayetinde kalabildiği yatağından dosdoğru banyosuna ilerledi. Çıktığında ise elinde giymesi gerektiği kıyafetleri tutan hizmetli ablaya ilerledi. Aslında onlarla ilk başlarda anlaşmak,konuşmak istedi fakat pekte başarılı olduğu söylenemezdi,hepsi sadece ona yardım edip gidiyorlardı. Çünkü annesinin isteği böyleydi. Annesi katı, söz söylediğinde diretmesine hiç ama hiç gerek kalmadan işleri tek seferde yaptıran bir kadındı. Samimi bir ortam olmamıştı hiçbir zaman evlerinde.Ne yaşıtları gibi eğlenebilmiş ne de evinde istediği kadar oynayamamıştı Selim. Giyinip salona,masadaki anne babasının yanına ilerledi. Kahvaltı faslından sonra her zamanki işini yapmak üzere yukarı çıkmaya koyulmuştu ki annesi ona piyano dersi aldırtacağını söylediğinde durakladı. Aslında hiçbir şeyin ona mutluluk getirmeyeceğini bildiğinden heycanlanmamıştı.Ama mutsuzda olmamıştı.Sadece şaşırmıştı yine. Çünkü annesi yaptıracağı şeyi yaptıracak kişiye sormamıştı bile her zamanki gibi. Hâlbuki Selim için geç karar vermiş bu karara annesi. Bir saate kalmaz gelirmiş hocası. Bu bir saat için boş bırakmıştı annesi Selim'i. Okulun yokluğunu hiç hisstettirmezdi ona. Sadece Selim okula gitmez hocalar ona gelirdi tatil zamanları. Bir saatini ne yapmak istediğini bilmeyerek geçirdiği yedinci dakikasındaydı farkettiğinde beri. Doğruya,dışarıya çıkmalıyız o da diğer çocuklar gibi. Aslında pekte etrafında dışarıyla eda oynayan çocuk görmezdi. Buna çokta aldırış etmeden bahçeye doğru yöneltti adımlarını. Bahçeye vardığında ise hiçte alışık olmadığı manzarayla karşılaştı. Tahminen kendi yaşında olan bir erkek çocuğunu toprağı biçerken gördü. Yaptığı işte ne kadar eğlendiğini izledi bir müddet.Kendisinin onu neyin mutlu edeceğini bilmezden başka biri sadece çiçek ekerken görmesi gerçekten mutlu hissettirmişti. Kendisini onun yerinde düşünerek izledi bir süre daha. Çocuğun onu fark etmesiyle biraz tedirgin olmuştu ama hemen ardından ona gülerek koştuğunu gördüğünde rahatlamış tıklayın az da olsa. Birbirlerini tanıdıklarında pek şaşırmışlardı, çünkü yıllardır aynı yerde yaşamalarına rağmen birbirlerinin varlığından bihaberlerdi. Adının Ali olduğunu öğrendiği dakikalardan itibaren Ali'nin ısrarıyla beraber toprağı eşeleyip, çiçekleri dikmeye başlamışlardı. Bir kere de annesinin yaptığı şeyden ötürü sinir olacağı fakat kendisinin yapmaktan aşırı zevk aldığı şeyi yapmaktan çekinmedi Selim. Bunu yaptığından dolayı neden bu denli mutlu olduğunu anlayamamıştı hala. Belki de annesinin yapmasını istemediği bir şey olduğundan belkide yaşıtlarını mutlu eden şeylerdi bunlar. Mutlu olmanın ne kadar da hoş şey olduğunun farkına vardı Selim. Ali mutlu olduğu şeyi daha yeni tanımış olduğu insana iletmekten kaçınmadı. Selim'in uzaktan aslında mutlu olmaya aç olduğunu fark etti, ve o gün orada paylaştı mutluluğunu Selim'le . Selim'in aklına bile gelmedi ne annesi ne de sorumlulukları. O an sadece çocuk olmak istedi Ali'yle. Ali; Selimlerinevinde çalışan bahçıvanın çocuğu, lakin mutluluğu her daim yakalayabilecek, paylaşabilen, halinden oldukça memnun biridir. Mutluluğun her zaman kendinde kalmasını istemiştir. Selim'le tanıştıkları gün, onda gördüğü isteğini onun içinde her zaman yeni tanışıp çok sevdiği arkadaşında daim olmasını dilemiştir</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-03 15:11:57 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/212604826</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sıla Aydemir 9/C Kitap:Mavi Saçlı Kız Tema:Umut</title>
         <author>silamatik</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/212612685</link>
         <description><![CDATA[<div>Tedaviden geldiği için yorgundu kardeşi Öykü. Ablasından bir bardak su istedi, kendisinde kalkacak güç yoktu. Ablası Damla, yerinden kalkıp sürahiden su doldurdu. Bardağı Öykü'ye verdikten sonra balkona çıktı. Öykü kanser hastasıydı. Gözünün önünde günden güne kardeşi eriyordu, fakat Damla hiçbir şey yapamıyordu. Damla'nın canını en çok acıtan şeydi bu, kardeşine yardım edememek. Ama umut ediyordu, kardeşi mutlaka iyileşecekti, küçük de olsa bir umut ışığı vardı. Anneleri hamileydi, doğacak kardeşlerinin iliği uyarsa iyileşecekti Öykü. Bugün de test yaptırmaya giden annelerinden haber bekliyorlardı. Telefonun çalmasıyla koşarak oturma odasına gitti ve telefonu açtı.&nbsp;Telefondaki annesiydi. Sesi çok mutlu geliyordu. İlik uygundu, kardeşi kurtulacaktı. Damla, Öykü'ye mutlu haberi verdi. Gözlerindeki mutluluk paha biçilemezdi. Umut böyle birşeydi işte: olması en küçük ihtimal, olur hâle gelirdi.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-03 16:11:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/212612685</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Bülbülü Öldürmek </title>
         <author>esmors894</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/212654286</link>
         <description><![CDATA[<div>Esmanur örs 9/D 528<br>TEMA:<strong>ırkçılık<br>19.09.1895<br>Hayatın çok kısa olduğunu daha iyi anladım bugün.Ya da bi insan hayatının çok kolay ve çabuk bir şekilde alınabileceğini gördüm.Bugün yine mazlumun ezildiğini bu lanet gözlerim yine gördü. Sabah yürüyüşümü yapmak için her zaman gittiğim sahil kenarına gittim. Üstümde sebebini bilmediğim bir yorgunluk vardı.Hemen yürüyüp sahil kenarına vardım.Tempolu şekilde sabah yürüyüşümü yaparken yanlışlıkla birine çarptım.Karşımdaki adamdan çarptığım için üzgün olduğumla ilgili bir iki kelime zırvaladım.Allah'tan adam sorun çıkarmayıp bir problem olmadığını özür dilememe gerek olmadığını söyledi.Ben de tekrar mahcubiyetimi belirtip sabah yürüyüşüme devam ettim.Tüm sahili turlayıp adamla çarpıştığım yere doğru gittim.Orada bir kalabalık oluşmuş bir yere bakıyorlardı.Ben de merak edip ne olduğuna bakmaya gittim.Hergün olduğu gibi bugün de bir kavga vardı.Bu meraklı insanların ayırmak yerine keyifle kavgayı izlemesine bir anlam veremiyorum..Oraya tam yaklaştığımda siyahi bir adamın yere çömelmiş bugün çarpıştığım adamın da siyahinin başında durup hem hakaret edip hem de dövmesini gördüm.Gördüklerime inanmak istemedim, benimle gayet nazik konuşan bu adamın o adam olması imkansız gibi geliyordu bana.Ve çevredeki insanların olayı keyifle izlemesi benim midemi bulandırdı, kendimden ve diğer insanlardan utandım.İnsanoğlu yine rezilliğini ortaya hiç çekinmeden koydu.Ve ben onca insanın içinde kimseye hiçbirşey diyemedim.Tahminimce o siyahi adamı linç edip bir köşeye attılar.Ben eve yine bu milletten, kendimden utanarak ve bi insanın hayatını daha karartmaktan hiç çekinmeyen insanlarla aynı havayı soluduğum için üzgün bir şekilde evime gittim.Usulca yatağıma girip ağladım.Yine kendimden ve bu insanlardan nefret edip başka bir güne umut dileyerek uykuya daldım...<br>&nbsp;<br>&nbsp;<br></strong><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-03 21:02:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/212654286</guid>
      </item>
      <item>
         <title>DUYGU AYDIN 10/A 141 KİTAP ADI: KÜL VE YEL</title>
         <author>duygu_aydin_191</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/213381979</link>
         <description><![CDATA[<div>HAYAT SEVDİKLERİMİZLE GÜZEL<br>Günün şafak vaktinde,kuşların cıvıldadığı,çiçek kokularının huzur verdiği bahçesiyle ilgilenen yaşlı adam birden duraksadı. “Üstünü giyinip hemen yetişmeliyim” dedi. Bisikletini bahçeye çıkardı. Koşar adımlarla odasına gitti. Üzerini değiştirdi. Odasından çıkarken yan odada ki boşluğu fark etti. Gözleri doldu. Çantasını ve hazırladığı kahvaltılık malzemeleri alıp çıktı.</div><div>&nbsp;Bisikletine bindi tam tamına 1 saati vardı. Hızlı bir şekilde gidiyordu. Aniden önüne çıkan kediyi ezmemek için direksiyonu çevirince önünde bulunan ağaca çarptı. Hafif yaralandı ve bayıldı. Sokaktan geçenler yaşlı adamı hemen en yakın hastaneye ulaştırdı. Hemşireler adamın yarasına pansuman yaptıktan sonra biraz beklemesini ve röntgen çekerek herhangi bir yerinde kırık veya çatlak olabileceğini söyledi.</div><div>&nbsp;Yaşlı adam huzursuzlandı,”acelem var istemiyorum” dedi. Hemşireler merakla acelesinin sebebini sordu.</div><div>&nbsp;Yaşlı adam da “karım huzur evinde kalıyor her sabah onunla kahvaltı etmeye giderim geç kalmak istemiyorum” dedi. Hemşire “ karınızın sizi gecikince merak edeceğinden korkuyorsunuz herhalde” dedi.</div><div>&nbsp;Adam buruk bir sesle “ne yazıkki karın alzheimer hastası ve benim kim olduğumu bilmiyor”dedi.</div><div>&nbsp;Hemşireler “madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz” dediler.</div><div>&nbsp;Yaşlı adam “ama ben onun kim olduğunu biliyorum” dedi. Hızlıca çantasını aldı ve gitti.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-05 16:40:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/213381979</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Şevval Atasever  9/D 255 Peri gazozu tema: insan olmak </title>
         <author>sevvalataseverr</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/214741032</link>
         <description><![CDATA[<div>Derslerinde çok başarılı olan Ali bi o kadar da kırıcı,küçümser,saygısız,kibirli,çıkarcı ve kendini çok üstün gören bi karaktere sahipmiş o yüzden öğretmenleri de Ali’den hiç memnun değilmiş ama Ali davranışlarını hala iyi bişeymiş gibi yapmaya devam ediyormuş artık o kadar ileri gitmiş ki öğretmenleri sınıftaki bütün arkadaşlarını geçirirken Ali’yi sınıfta bırakmış ve bu Ali’ye bir ders olmuş davranışlarını değiştirmiş ve bambaşka bir Ali olmuş.Öğretmenlerinden,arkadaşlarından ve çevresindeki bütün insanlardan özür dilemiş ve ne kadar yanlış yaptığını anlamıştır.O yüzden işimizde ne kadar başarılı olsakta derslerimizden hep çok iyi alsakta ilk önce insan olmayı öğrenmeliyiz ve insan olmalıyız.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-09 20:00:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/214741032</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabın Adı: DARMADAĞIN                   Çağla İpek TOMBAŞ 10-B 327</title>
         <author>cagla</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/214748470</link>
         <description><![CDATA[<div>Evin içi sessiz. Odam, yanan lava lambamın ışığıyla hafif mor bir renge bürünmüş. ' Bu lambayı çalıştırmayalı ne kadar uzun zaman oldu,' diyorum kendi kendime. Ama sonra aklıma bugün buradan gidecek oluşum geliyor. Yavaşça doğruluyorum yatağımdan , buz gibi olan ayaklarımı yataktan aşağı sarkıtıp mor panduflarımı giyiyorum. Ayağa kalkıp mutfağa doğru ilerlerken salondaki aynada takılı kalıyor gözüm. Aynaları sevmem aslında. Lâkin o an elim gözlerimin etrafındaki çizgilere kayıyor. Ardından göz altlarımda ki morluklara bakıyorum. Şu son 2 yılda ne kadar da değişmişim, onu farkediyorum. Aynaya bakmayı daha fazla sürdürmeyerek mutfağa giriyorum. Kendime sert,acılı ve sade bir kahve yapıyorum. Kahvemi mor kupama doldurarak balkona çıkıyorum. Balkonun buz gibi olan fayanslarına oturarak dışarıyı izliyorum. İnsanlar ne acayip diyorum kendi kendime. Ve kahvemden bir yudum alıyorum. Hayatım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Küçüklüğümden beri babamın anneme uyguladığı şiddet yüzünden yaşadığım psikolojik sorunları atlabilmişim. Yani hiç sevmediğim psikoloğum diyor bunları. Her neyse banane psikologtan. 18. yaş günümde yanımda kimse yoktu. Çünkü; o babam bile diyemeyeceğim adam annemi artık bunaltarak intihara sürükletmişti. Annem, kocası yüzünden uğradığı her türlü şiddet yüzünden bunalan kadın, kendini asmıştı. Babam mı... Babam ise annemi gördükten sonra&nbsp; kendini balkondan aşağı atarak beni yalnız bırakmıştı... Tabi ben tek çocuktum. Kardeşim yoktu. Yapabildiğim tek şey bir duvarın kenarına sinip polisler gelene kadar öylece kalmaktı. Sonrası ise 18. yaş günüme kadar yetimhanede kalmıştım. Ha birde psikolog işleri falan vardı. O süreçte para biriktirerek 18. yaş günümde kendime bir ev tutarak orada yaşamaya başladım. Şuan oturduğum bu ev 18. yaş günümde aldığım ev. İşte böyle. Hiçbir zaman mutlu olmadım, olamadım. Ancak yaşadıklarımdan dolayı da şiddetle ilgili olan her şeye katılarak başkalarına en azından yardım ederek kendimi iyi hissettirmeye çalışıyorum. Kahvemin son kalanınıda içerek dışardaki insanlara bakıyorum. Gerçekten insanlar ne acayip diyorum yine kendi kendime...<br><br><br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-09 21:59:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/214748470</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabın Adı: DARMADAĞINHifa BAHÇECİ 10-B 331İçimden duvarları beyaza boyamak geliyor. Boyasam yapabilir miyim acaba? Beyaza boyansa bütün duvarlar içimizde aydınlanır mı evle birlikte? Boyansa duvarlar geçer miydi dünyada ki bütün acılar?Düşünüyorum da karşılığı bulunmayan o kadar çok zulüm var ki şu dünyada. İnsanlar diyorum ne kadar acımasızlar. Ben şu an  burada odamda yatağımın üstünde oturuyorum. Peki ya dünyanın öteki ucunda belki de benim yaşadığım bu şehirde ya da oturduğum bu semtte birçok kadın şiddete uğruyordu. Sokaklar da çocuklarda istismara maruz kalıyorlardı. Başka bir ülkede her sabah bomba sesleriyle uyananlar da vardı. O kadar fazla çok zulüm vardı ki satırlara sığamayacak kadar. Ama biz burada oturuyorduk. Onlar için yapabileceğimiz hiçbir şey bir şey ya da çok şey vardı. Sadece var olmakla yetiniyorlardı. Oturduğum yerden aniden kalktım. Düşüncelerim galaksilerde saklı kalmaması gerekiyordu. Bilgisayarımı elime aldım ve ‘Bir gün de kaç kadın şiddete uğruyor’ ‘ Kaç çocuk annesiz, babasız sokaklarda yaşamlarını sürdürüyor.’ Haber başlıklarını okurken bu konu hakkında yazıları bir kutu da biriktirme kararı alarak  onların acılarına biraz ortak olmak istemiştim. Belki okudukça çözüm bulmaya çalışırdım bu dünyada ki acımasızlığa. TÜRKİYE’de 2016 yılında ulusal ve yerel gazetelere 317’si silahlı toplam 397 kadın cinayet olayı yansıdı.367 KADIN VE AİLE BİREYİ ÖLDÜRÜLDÜBu cinayetlerde toplam 367 kadın ve aile bireyi öldürüldü. 109 kadın ve aile bireyi de yaralandı. Kadın cinayetlerinin yüzde 85’ini kocalar, sevgililer, eski kocalar, ayrılınmak istenen sevgililer işledi.,Araştırmalara göre, birçok ülkede devam eden savaşlar, çatışmalar, kuraklık, salgın hastalıklar ve kıtlık gibi nedenlerle her gün 10 bine yakın çocuk öksüz ve yetim kalıyor. Bu da her yıl 3,5 milyon civarında öksüz ve yetim nüfusunun ortaya çıktığına işaret ediyor.Tek başıma yapamazdım tabiki de amacım bunu başkalarınada duyurmakttı.Asıl tuhaf olan şey internet sitelerinde tıklanma rekoru kıran bir dizi hakkında bile milyonlarca başlık çıkarken bu konu başlıklarını bulmak çok azdan da azdı.Sonra aklıma bu yazıları paylaşabileceğim bir blok açmak geldi. Belki gördüğüm tanıklık ettiğim okuduğum yazıları ve olayaları bu blokta yazarak paylaşabilirdim. Çünkü insanlar artık yürüyen emojiler dışında bir şey ifade etmiyordu.Suratlar yok ,duygular belirsiz, düşünceler sahipsiz, hissler yok olmuş gibi…İNSANLIĞINDA NESLİ TÜKENİYOR.ŞİDDET, İSTİSMAR ,HIRSIZLIK ,GASP DAHA BİRÇOĞU GİTTİKÇE ÇOĞALIYOR.</title>
         <author>hifabahceci2</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/214752795</link>
         <description><![CDATA[<div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-09 23:58:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/214752795</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabın Adı:DARMADAĞIN Mine AKSEL 10-B 374</title>
         <author>Minee</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/214772590</link>
         <description><![CDATA[<div>Karşımda duran bu insan, gerçekten bir arabanın önüne atlayıp intihar etmek istemiş olabilir mi?<br>Düşünüyorum...İhtimal veremiyorum bana bakarken içi gülen bu güzel gözlerin intihar etmek istediğine. Yine hatırlamak için geç kalmıştım&nbsp; her şeyin dışardan göründüğü gibi olmadığını. Ama bu sadece benim suçum değildi Cem de iyi rol yapıyordu, saklayabiliyordu&nbsp; sıcacık bakan gözlerinin içinde ruhunu kemiren düşüncelerin olduğunu. Onunla konuşmaya çalıştım elimden geldiği kadar becerdiğimi söyleyemem<br>. İntihar etme girişimini arkadışından ilk öğrendiğimde&nbsp; beynimi kurcalayan tek soru vardı onu bu kadar çaresizliğe itecek şey ne olmuş olabilirdi ki?Benim gibi ne yaptığını bilmeyen aptal bir babaya, bilip fakat susan anormal bir anneye ya da ne bileyim erkeklerden sahte sevgi dilenen budala bir ablaya....<br>İç sesimle dış sesim birbirine karışmış olacak ki Cem bana doğru baktı, baktı, baktı sonra durdu. Ölüm kadar soğuk ses tonuyla gözlerimin içine doğru;<br>- Sorun da bu ya zaten, benim senin gibi endişelenebileceğim, hatta varlığından utanç duyabileceğim BİRİLERİ YOK HAYATIMDA...<br>Kemik ilğime kadar işleyen bu kelimelerden sonra bazı şeyleri anlama zamanı buldum, 15 yıldır bulamadığım zamanı 5 saniyede buldum ve düşündüm.Cem'in sözleri bitmemişti;<br>- NEREDE, NE ZAMAN VE NE YAPTIĞINI DÜŞÜNDÜĞÜMDE ENDİŞELENEBİLECEĞİM BİRİ OLUR MUSUN HAYATIMDA?<br>- evet.<br>&nbsp; &nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-10 08:58:59 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/214772590</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Özlem Kaboğlu 9/D 215</title>
         <author>ozlemkaboglu</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215119512</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK <br>TEMASI: DOSTLUK<br><br></strong>Üşüyorum. Burası çok soğuk. Hiçbir türlü ısınamıyorum. Her yöntemi denedim. Olmuyor,olmuyor,olmuyor. Titriyorum. Olduğum yerde duruyorum,hareketsizim.Oda buz gibi ve karanlık.Korkuyorum. Sürekli iş yapmaktan sıkıldım. Köle olarak çalışmaktan yoruldum. Her gün boynu bükük bir şekilde gidip gelmekten yoruldum anlıyor musunuz? Her gün gözyaşı dökmekten, ölmek istemekten artık bunaldım. Tek bir umut sebebim olsa. Yeniden yaşamayı dilesem o umudumla. Kalbimden tutup çıksam göklere. Umut kuşlarını görsem konuşsam onlarla. Ben böyle hayal kurarken odaya Alya girdi. Alya bizim yaşadığımız yerin yan tarafında yani sarayda yaşıyor. Biz köleler burada yaşıyoruz. Bu karanlık odalarda. Bu yaşanması bile mümkün olmayan bir yerde. Bizim yerimizde olsaydınız delirmiştiniz. Ki zaten sabrı dolan burada ya delirir ya da intihar eder. Alya beni odadan dışarı çıkarttı. Aşağıda kölelerin çalıştığı yere indirdi. Yeni bir çocuk gelmişti. Saçları sarı gözleri kehribar rengindeydi. Onun gibi yakışıklı olmayı diliyordum her zaman. Ama bu tabiki olmuyor. Belki bu çocukla arkadaş olabilirim. Çünkü diğer çocuklar çok içine kapanık, hiçbiri iletişim kurmuyor benimle. Mola verdiğimiz zaman bu çocukla tanışmaya gittim. İsmi Peth miş. Bu çocukla her mola vaktinde konuşuyorduk. Sonra biz Peth ile çok yakın olduk. Çok seviyordum onu onunda beni sevdiğini düşünüyordum. Ki onun yaptığı suçu öğrenene dek. Hırsızlık yapmıştı,mutfaktan yemek almış gece yarısı. Buyüzden ceza verceklermiş. Diğer gün herkesi bahçeye çağırdılar. O sırada idam edileceğini anlamıştım. Onu getirdiler, ve başını tahtanın yüzeyine koydular. Giyotin hazırlandı ve her şey karardı. O an tek istediğim her şeyin rüya olmasıydı...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-11 17:17:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215119512</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Nur Sultan Deniz  9/D 515 Reis Bey</title>
         <author>nursultandeniz5</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215120922</link>
         <description><![CDATA[<div>TEMA = PİŞMANLIK&nbsp;<br>&nbsp;Görkem adında genç bir liseli varmış.Görkem arkadaş edinmeyi ve insanlarla sohpet etmeyi seven biriymiş.Fakat Görkemin bedensel bir engeli olduğu için onu bu zamana kadar hep dalga konusu yapmışlar.Onunla alay etmeler,onu küçümsemeler bu zamana kadar peşini bırakmamışlar.Görkem her sabah uyandığında şükreden,kendine yapılanı başkasına yapmayan bir yapıya sahipmiş.Onunla en çok dalga geçen ise aynı sınıfta bulunduğu İlker adında bir çocukmuş.Ilker Görkemle derslerde olsun her zaman dalga geçer onu hep aşşalarmış.Görkem her seferinde küçük düşmekten,alay konusu olmaktan sıkılsada hiç isyan etmezmiş.Bir gün sınıfın hepsinin katılmasının zorunlu olduğu bir okul gezisi düzenlenmiş.Rehper öğretmenleriyle birlikte bir minyatür gezisi yapacaklarmış.O gün herkes güzel kıyafetlerini giyinmiş şekilde okul bahçesinde bekliyormuş.Gidecekleri servis geldiğinde yolculukları başlamış.Gezi alanına geldiklerinde hepsi indikleri yerde toplanmışlar.Öğretmenleri gözetiminde karşıdan karşıya geçecekleri söylenmiş.Hepsi sıra halinde karşıya gelecekleri zaman İlker yine Görkemle dalga geçmeye başlamış.O arada onlar karşıya geçerken İlker geride kalmış ve farkına vardığında koşarak geçmeye başlamış.O arada sağına ve soluna bakmadığı için aşırı hızla gelen bir aracın çarpmasıyla kendini karşı yolda bulmuş.Ve o gün onlara zehir olmuş.Aceleyle hastaneye gittiklerinde geçirdiği ameliyat sonucu ömrü boyunca sakat kalacağının haberini aldıklarında herkes üzülmüş.O günden sonra İlkerinde bedensel bir engeli olduğu halde Görkem ona destek olmuş.Ilker Görkeme yaptıkları için son derece pişman olduğunu kendine asla yedirememiş.Ömrü hayatı boyunca o vicdan azabıyla yaşamış.İnsanlar kendine yapılmasını istemedikleri şeyleri başkalarına yapmamaları gerektiğini ancak başlarına geldiklerinde anlarlar.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-11 17:19:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215120922</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Buse Önal 9-D 386 Kül Ve Yel </title>
         <author>busemonal1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215158262</link>
         <description><![CDATA[<div>UNUTMAK<br>Anneleriyle birlikte yaşayan iki kız kardeş varmış. Adları Güliz ve Burçin miş. Bir gün bu iki kız kardeş gezmek için dışarı çıkmışlar. Biraz gezdikten sonra bir pastane de oturmaya karar vermişler. Kardeş kardeşe sohbet ederlerken birden bire çocukluğunda yaşadıkları olayların konusu açılmış. Güliz : Manolya apartmanındaki yaşadığımız o büyük yangın hala hatrımda , aradan yıllar geçmesine rağmen. Hiç izi geçmeyecek sanırım, demiş.<br>Burçin : Bende hatırlıyorum aradan yıllar geçmesine rağmen. Bizde adeta bir travma etkisi yarattı. Ama bu olaydan etkilenen bir tek biz değiliz diye düşünüyorum demiş. Sohbet ederlerken Burçin'in telefonu çalmış. arayan annesiymiş. İşten çıktığını ve neredelerse oraya geleceğini söylemiş. Aradan zaman geçtikten sonra anne ve kızları buluşmuş. Sohbet ederlerken annelerinin dalgın bakışları ve cümlesinin devamını bazen getirememesi iki kız kardeşin dikkatini çekmiş. Güliz bu durumdan çok şüphelenmiş , annesini takip etmeye başlamış. Günler geçtikçe annesinin bu davranışlarında artış görülmüş ve kardeşi ile birlikte annesini doktora götürmüşler. Orada anneye Alzheimer teşhisi konulmuş. Doktor kardeşlere ,annenizi tedavi etmek için hastaneye yatırmak zorundayız demiş. Psikoloji tedavisi gören kadın zamanla yaşadığı acıların ve&nbsp; olayların hatırladığı kısmını doktorlara anlatmış. Küçüklüğünde yaşadığı tecavüz olayı, on sene önce yşdığı büyük&nbsp; yangın kadının hastalanmasının temel nedeni olduğu anlaşılmış. Küçükken ailesinde yaşanmış olan kavgalar meğer kadında ağır etkiler yaratmış. Bunları daha yeni öğrenen kardeşler çok üzülmüş. Anneleri artık hastanede kaldığı için kız kardeşler annelerinin fotoğrafına hasretle bakıp özlem gideriyorlarmış.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-11 18:31:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215158262</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İrem kılıç 9/D 402 </title>
         <author>kaykay_gezgini</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215177380</link>
         <description><![CDATA[<div>Reis bey&nbsp;<br>Tema =pişmanlık<br>Sabaha karşı dışarıdan gelen polis arabası seslerine uyandım ne olduğunu anlayamadan camdan bakmaya devam ettim.Aslında ifade veren Ayşe teyze-"bütün varım yoğum gitti ben şimdi ne yapacağım."diyerek çaresiz bir şekilde ağlıyordu.polisler ise Ayşe teyzeyi teselli ediyorlardı polisin sorduğu soru Ayşe teyzeyi epeyce düşündürmüştü.Polisin&nbsp;<br>&nbsp;sorduğu soru-"şüphelendiğin bir kimse varmı? "sorusuydu. Ayşe teyzenin aklına sanki birşey gelmiş gibi gözleri parladı ve konuşmaya devam etti.-"günlerdir beni bir adam takip edip duruyordu bu olaydan o kadar rahatsız oldumki bir ara size gelip söylemeyi bile düşündüm.polis bu ifadeyi aldıktan sonra.-"adamı tanıyormusunuz ? "Diye sordu.Ayşe teyze robot resmi çizdirip eve gidebilecegine söyledi.bu olaydan bir gün sonra Ayşe teyzeyi yolda gördüm ve bu olayı sordum. Ayşe teyzeyi de onu takip eden kişinin bulunduğunu ama Sucu itiraf etmediğini söyledi daha sonra hakim Ogün nerede olduğuna dair Kanıt istemiş ama suçlu da ispatlayamayınca deliller çerçevesinde tutuklanmış Birkaç ay sonra ise katilin Aslında o olmadığı ispatlanmış gerçek katil hırsızlık ettiğinden beri hep sıkıntı içine girmiş ama bu sıkıntı maddi sıkıntı değilmiş manevi sıkıntıymış suçu itiraf ettikten sonra Suçsuz kişi çıkarılmış Ayşe teyzenin Merak ettiği konu ise adamın neden sürekli onu takip ettiğiymiş o bu konuyu şöyle açıklamış Ayşe teyze Üst katında oturan hanımefendi Benim annemiş ama uzun zaman önce beni annemden ayırmışlar Ben de annemin olduğunu öğrenince onu görmeye ben senin oğlunun demek istediğim ama hiç bir zaman Bu cesareti sağlayamadım sağlayamadığım içinde bu durumdayım zaten demiş Ayşe teyze çok duygulanmış hem attığı suçtan pişmanlık duymuş hem de duyduğu pişmanlığı ve suçunu affettirmek istemiş annesi ile çocuğu kavuşturup manevi huzuru ermiş sonunda Adalet yerini bulmuş herkes hakettiği yerdeymiş.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-11 19:07:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215177380</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Çizgili Pijamanlı Çocuk   Muhammet Enes Orakci 9/D 200          Tema:Irkçılık</title>
         <author>orakcienes806</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215181351</link>
         <description><![CDATA[<div>Bu kadar iyi bi şehri bu kadar iyi yapan nedir ? Hiç düşündünüz mü modern gelişmiş çağa uygun ve renkli ama biz öyle görüyoruz işte bakılınca savaş,ayrımcılık,milliyetçilik,ırkçılık bile var o kadar berbat ki içten bir ülke ki kendi kendin sonunu getiriyor iyi niyetle yaklaşan insanları yaka paça alıp götürülüyor köle gibi çalıştırılıyor canlıları sıkılıncada bu İnsanları yakıyorlar yakmak ne kelime ki insan hariç her türlü  şekile sokuyorlar üzerlerinde deney yapıyolar insanlık dışı vahşetler sergiliyorlar sorsak bilim için sizce böyle bilim mi olur  insan derisini canlı canlı soymak,göz bebeklerine mürekkep bırkmak,küçük çocukları satmak mutasyona uğratmak,kadın ve kız çocuklarını ticarete sürmek bunları yapanlarının nedeni var çokta gayet mantıklı YAHUDİ </div><div>Ne Yani yahudi diye yakılmak zorunda mı yada yada işkence görmek zorunda mı  geçmiş bi adam “yahudiler bu dünyaya yanlışlıkla gönderildi”der ve olay biter bu.</div><div>Bu dünyada güçlünün arkasında dururlar güçsüsüz ise hep kaybeden taraftır sizce burda nerde adalet??</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-11 19:14:10 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215181351</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Erdem YATMAZ 9/D 382</title>
         <author>evren_yatmaz_34</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215203310</link>
         <description><![CDATA[<div>Bülbülü Öldürmek&nbsp;<br>TEMA: IRKÇILIK<br>o gün sanki hayatımıza bir meteor düştü hemde ne meteor...<br>20 aralık 1993 de İtalya nın Milano şehrinde dünyaya gözlerini açan mikail sırf annesi ve babası siyahi olduğu için siyahi bir şekilde dünyaya geldi ve daha ilk dakikalarda ayrımcılık yapılmaya başlandı mikail siyahi olduğu için hep alt tabakada yer aldı herzaman. 6 yaşına bastığı zaman okula gitme vakti geldi fakat insanların onunla dalga geçiceğini bilceği için gitmek istemiyordu öyle de oldu zaten mikail ile okulda hep dalga geçiliyordu. Mikail bluğ çağına bastığı zaman artık hayat onun için daha da kötü olmaya başlamıştı...<br>ivan adında bir kızı tanımış ve ona aşık olmuştu fakat heyecanını anlatacak hiçbir arkadaşı yoktu kendisini yalnız bırakmamak için adeta bütün gece aynanın karşısında oturmuştu sonra iyice düşünüp kıza açılmaya karar verdi fakat kız tarafından reddedilince adeta ayakları kırılmış bir masa gibi oldu hiçbir destek çıkacak kimsesi ve bunun üzerine mikail intihar etti ve arkasında şu kara yazıları bıraktı&nbsp;<br>''bu mektubu okuyan kişi nin öncelikle benni anlaması çok zor çünkü sırf cilt tonumdan dolayı insanlar ben ile dalga geçebiliyor hatta beni önemsemeyebiliyor işte bu yüzden bütün insanların daha doğrusu bütün canlıların eşit olduğu başka bir yere gidiyorum şu bıraktığım notlarla''....</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-11 20:02:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215203310</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Emine İrem Şahan</title>
         <author>eisahtr</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215392982</link>
         <description><![CDATA[<div>Reis bey-Pişmanlık ,Yanlızlık&nbsp;<br><br>Pişmanlığın Getirdiği Yanlızlık<br>Su adında bir kız çocuğu vardı.Bu kız çocuğu yanlızdı.Aslında yanlız olmak istemiyordu ama geçmişte yaşadığı bir pişmanlıktan dolayı kendini yanlız hissediyordu. Geçmiş çok iyi anlaştığı bir arkadaşı vardı.&nbsp; Bu arkadaşının adı Selen idi. Selen ve Su&nbsp; buluşup alışveriş merkezine gideceklerdi. Selen'i gelmeye Su ikna etmişti.<br>&nbsp;Alışverış merkezine gelmişlerdi.Birlikte sinemaya,oyun merkezine ve mağazalara gittiler.Zamanın nasıl geçtiğini anlamamışlar ve bu günün hiç bitmesini istememişlerdi.Ama her güzel günün sonu olduğu gibi bu gününde sonu vardı.Alışveriş merkezinden çıktılar ve durağa doğru yürüyorlardı.Ama bir sorun vardı durak karşı yoldaydı. Karşıya geçmeleri gerekiyordu.İlk önce sağ,sonra sol tarafı kontrol ettikten sonra karşıya geçmeye başladılar.Bir sorun vardı. Su ve Selen aynı anda yürümüyordu. Selenin kulağında kulaklık vardı ve Su 'ya göre daha yavaş yürüyordu. Su Selen'i uyarmayı düşünememişti. Ve bir anda çok süratlı bir araba onların üstlerine doğru gelmeye başladı. Su kaldırıma çıkmıştı.Selen'in ise geçmesine&nbsp; çok az kalmıştı. Su bir anda Selen'i tutup karşı tarafa geçirecekti.Fakat o an ki korku ve heyecanla farkında olmadan Selen'i itti ve Selen 'e araba çarptı.<br>&nbsp;Su bir anda neye uğradığını şaşırdı ve şok oldu.Donup kalmıştı. Bir anda&nbsp; Selen ile birlikte geçirdiği zamanlar film şeriti gibi geçti gözlerinin önünden. Hemen ambulansı aradı.Ambulans geldi. Su Selen ile birlikte ambulansa bindi.Hemen Su Selen'in ailesini&nbsp; aradı.Hastaneye vardıklarında Selen'i ameliyathaneye aldılar.Birkaç dakika sonra Selen'in ailesi geldi.Su'nun gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüştü.Ailesi de Su'dan farklı değildi. Yaklaşık 2 saat sonra ameliyathaneden doktor çıktı.Ve aileye 'Başınız Saolsun' dedi. Selen' in ailesi ve Su bunu duyduktan sonra yıkıldılar.Su *keşke karşıdan karşıya geçereken Selen 'e kulaklığını kulağından çıkarmasını söyleseydim* diye geçirdi içinden. Su bu olayı o günden bugüne kadar hiç unutmamıştı.Keşke demeden önce sözlerimize,fiillerimize ve davranışlarımızı düşünüp öyle hareket etmek gerekir.Yanlızlığın hem iyi hem kötü yanları vardır.Ama insanlar hangisinin daha ağır basacağını kendisi belirler. Su iyi ve kötü tarafı için hep dengede olduğunu sanardı.Ama aslında Onun için kötü tarafi daha ağır basıyordu fakat bu onun farkında değildi.Kimseye içini döküp anlatamıyordu.Yeni bir arkadaş edinmekten korkmuyordu ama Selen'in başına gelen olayda aklından çıkmıyordu.<br>&nbsp;O yüzden Su sonsuz yanlızlığa gömüldü.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-12 13:27:59 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215392982</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Merve Özgan 9-D 518</title>
         <author>merve_ozgan</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215437382</link>
         <description><![CDATA[<div>Kitabın adı ; Mülteci<br>Anahtar kelimeler : Yanlızlık, korku, acı , mülteci, aşk.<br><br>Sabah uyandığında evdeki sessizlik adeta iliklerine işlemiş, tekrar aynı günleri rutin olarak yaşamak onun için boğulur bir hal almıştı.Ailesinin katliam edilmesi, annesini ve babasını ne zaman gördüğünü hatırlamaması bile ona acı verir hale gelmişti. Ülkesini nereye kadar koruyabilirdi ? Ailesi , akrabaları , kardeşi , arkadaşları bütün tanıdıklarının ölümüne şahit olmuş ve herşeyi geride bırakarak bi nevi yaşantısından kaçarak gelmişti buraya.Kendi ülkesinden birilerini gördüğünde onlarla tanışmış, yakın olmuş ve birlikte yaşamaya başlamıştı.Hiç bir birikimi dahi olmadan işi ve ev arasında bir yaşantısı vardı.Bir de hergün iş yerine yemek getirmek için gelen Gülsüm. Gülsüm onun için değerli biriydi hiç bir konuşması olmadan sadece uzaktan gördüğünde bile kalbinın hızlanışını hissediyordu. Bunu iş yerinde ki yakın arkadaşı Mehmet ile paylaştığında Gülsüm’ün bekar ve de daha önce geldiği ülkede yaşadığını söylemişti . Buna karşılık Gülsüm ile konuşmak için kendini hazır hissettiği bir gün yanına gidecek ve konuşacaktı.Peki ya ne diyecekti ? Henüz kendisi bile bilmiyor ve ne yapacağı hakkında hiç bir bilgisi yoktu. Biraz zaman geçtikten sonra Gülsüm’ün yanına gitmeye karar verdi. Gülsün yine aynı şekilde aynı saatte oradaydı . Yanına gittiğinde bu akşam bir yemek yiyebilme şansı olup olmadığını sordu. Gülsüm iyi niyetiyle tabii diyip saati sordu 7 size uygunsa olur mu ? demeden Gülsüm lafını kesip kabul etti . Bir süre bu buluşmalar devam etti. Gülsüm’ ün ailesi artık onu tanıyordu.Bir akşam gittikleri bir kafeden eve dönerken trafik kazası geçirdiler. Gülsüm yerde yatıyordu ve yanına gittiğinde nefes almıyo hiç bir şekilde tepki vermiyordu. Bu onun için büyük bir acı olmuştu. Artık yaşamak ona saçma geliyor ve ölmeyi hedeflemek bile geçmişti aklından.&nbsp;<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-12 14:55:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215437382</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Aleyna Altay 9/d 508</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215522719</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp; Reis bey&nbsp;<br>"&nbsp; Adalet "<br>&nbsp; Nişantaşın da bir cinayet işlenir, dava o kadar karışıktır ki&nbsp; kimi suçlayacakları vahimdir. Acımasız merhametsiz bir hakim ve karşında merhamet dilenen ama bir o kadar da suçsuz bir genç vardı. Mahkeme ona haksızlık yapıyor,dinlemiyor her seferinde bir delil göstererek suçluyordu. Her defasında da genç&nbsp; susuyordu. Evet bakınca bütün deliller onu gösteriyordu.Fakat o masumdu. Annesi öldürdüğünü düşünüyorlardı.Gencin yalvarışlarına,yakarışlarına,dilenişlerine ve yaptığı hareketlere aldanmadan,umursadan idam edildi. Zaman geçti, ancak gerçekler asıl katil tarafından ortaya çıkmıştı. Herkesin dilinden düşmeyen kimsesiz, sert, kaba,bencil ,acımasız,merhametsiz o hakim kimsenin inanmayacağı bir hata yapmıştı. İnsan içine çıkamıyor nasıl olur diye kendi kendini yiyordu. Ve merhamete,acımaya kin beslemiş o hakim ellerini açmış Allahtan merhamet dinleniyordu . Astırdığı gencin süt annesi hakimi ziyarete gelmişti,hakim onu görür görmez mahvolmuştu yüzündeki pişmanlık ifadesi o kadına yetmişti. Hakimi bağrına bastı onu ölen oğlunun yerine koydu,bağışladı, affetti. Hakim ise her gün o genci anıyor ondan af diliyordu. Bir yandan da yaptıklarına karşı gelen tepkiler şaşırtıcıydı. Çünkü ; o hem çevresinde hem de yaktığı canlar tarafından affedilmiş bi de üstüne çok seviyorlardı. Mühim olan adelete sığınmak değil,asıl mühim olan kimin adeletine sığındığındır...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-12 17:21:54 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215522719</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Yaren Gürtekin 9/D     547</title>
         <author>gurtekinyg11</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215542339</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Peri Gazozu, <br>İnsan olmak&nbsp;<br><br><br>Yine sabah olmuş Salih in annesi Salihi uyandırmaya çalışıyordu. Salih ise annesine yastığı fırlatarak rahat bırakılmasını istiyor ama annesi yinede onu rahat bırakmayıp başında dikiliyor. Sonunda Salih kalkıp annesinin yanından sinirli bir şekilde geçerek elini yüzünü yıkamaya gidiyor. Annesi Salihe yemek hazırlarken Salih de üniforması nı giyordu. Annesi Salihi yemeğe çağırıyordu ama Salih ise annesini dinlememezlikten gelip evin kapısını çarparak okula gidiyordu. Okulda sonra Salih eve geldikten sonra evde bir kadın ve annesi beraber sohbet ediyorlardı. Annesi Salihin geldiğini duydu ve Salihi salona çağırdı. Salih merakla gitti ve kadın ayağa kalktı. Genç kadın kendini Salihe tanıştırdı ve Salih in özel öğretmeni olduğunu söylemişti. Salih 12 sınıfa gidiyordu ve notları çok kötüydü onun için annesi özel ders aldırmak istedi. Salih itiraz ediyordu ama annesi onu zorluyordu. Genç kadın Salihe ders anlatırken Salih masaya kafasını koymuş uyuyordu çünki umurunda bile değildi. Genç kadın onu uyandırıyordu ama Salih beş dakika sonra yine Uyumaya başlıyordu. İlk sınavları düşük gelmişti ama onun umrumda değildi çünkü o Satten okumak istemedi. Birinci dönemin sonlarında artık müdür çağırıyordu Salihin annesini. Salihin davranışları ve notları çok düşük olduğu için başarılı olmadığını söylüyordu müdür bey ve artık Salihin annesi bir çağre bulmalıdı. Evde Salih uyuyordu ve annesi hiç acımadan silahın üstünde battaniyeyi yere fırlatarak Salihi uyanıyord. Salih karşında kim olduğunu bilmeden küfür etmeye başlamıştı ve annesi olduğunu ayıldığında fark etmişti. Annesi onu dövmeye sevmediği için onu yataktan yere fırlatarak kalmasını istedi. Salih korkuyla kalkıp annesinin kapıya gösterdiğini görerek odadan çıktı. Annesi onu masanın başına otuturarak bütün ders kitaplarını önüne vermiştir ve ona ders çalışacağını demişti. Salih itiraz etmeye çalışırken annesi odanın kapısını kapatıp gitmişti.<br>Okulun son günü mezun günü. Artık lise bitmişti. Elinde karneyle Salih koşuyordu annesinin ve müdürün yanına. Müdür ve annesine sarılıyordu ve genç ders veren kadınının geldiğini görüyordu Salih. Koşarak sarılıyordu ona ve çok teşekkür ediyordu. Onların kıymetini biliyordu. Onların sayesinde ders ve okul gelecek hayat için nekadar önemli olduğunu öğrenmişti. Hatta bursa kazandı ve şimdik de üniversite gidecekti. Onun yüzünden insan olmak ve başka insanların daha iyi bildiği şeylere uymak önemlidir. En çok da anne sözüne.&nbsp;<br></strong><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-12 18:02:07 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/215542339</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Berkan akan 9/C 284   Olasılıksız. Hastalık </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/216205462</link>
         <description><![CDATA[<div>Dr. Ahmet, öğrencileriyle yaşlanmanın psikolojik belirtileri konusunu işlerken, onlara şunları anlatır ders arasında: <br><br></div><div>Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman, yer ya da kişi kavramı yok. Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor. Son altı aydır onun yanındayım. Ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor. Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde. Yürümüyor. Uykusu da düzensiz. Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevimli, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor... <br><br></div><div>Dr. Ahmet, bunları anlattıktan sonra öğrencilerine böyle birinin bakımını üstlenmek isteyip istemeyeceklerini sorar. Öğrenciler bunu yapamayacaklarını söyler. <br><br></div><div>Ahmet, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince hepsi şaşırır. <br><br></div><div><br></div><div><br></div><div><br></div><div>Daha sonra Ahmet, sözünü ettiği kişinin fotoğrafını dolaştırmaya başlar. <br><br></div><div>Fotoğraftaki, doktorun altı aylık kızıdır. <br><br></div><div>Dr. Ahmet, Amerikan Tıp Birliği Dergisi'ndeki makalesinde, gülünç bir yanlış anlamanın, insana nasıl tamamen farklı bir perspektif kazandıracağını anlatıyor.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-14 15:51:48 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/216205462</guid>
      </item>
      <item>
         <title>•Elif Aca | 9/D | 962</title>
         <author>eliffaca</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/216763275</link>
         <description><![CDATA[<div>•ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK<br>Tema: Irkçılık<br><br>~Dünyada dur durak bilmeden sürüp giden berbat bir görüş var. İnsanları birbirinden ayıran, sevgiyi ortadan kaldıran, insani duyguları körelten bir görüş. Tahmin etmişsinizdir değil mi neden bahsettiğimi? Evet, ırkçılık. Bu acımasızca ayrımcılığın nelere yol açtığını düşündüğümüzde korkunç şeylerle sıralanmış bir liste oluşuyor. Siyahi insanları hapsetmek, onlara yiyecek içecek vermemek, her türlü haktan mahruz bırakmak, eğitimlerine engel olmak, onlara iğrenir gözle bakmak... Daha birçok şey sıralayabiliriz. Peki tüm bunların nedeni renklerinin siyah olması mı? Çok yazık, ve çok bencilce. Dünya gittikçe daha acımasız bir yer olmaya başladı. Herşeyden önce onlarında insan olduklarını unutuyorsunuz. Bu perdeyi kaldırın gözünüzden ve biraz insancıl olmaya çalışın. İnsanların bu ırkçılığa bir son vermesi gerekiyor. Hiçbir suçu olmayan masum insanların böyle muamele görmesine göz yummamalıyız. Hatta göz yummak şöyle dursun, isteyerek o şekilde yaşamalarına izin verecek birçok insan var. Bu kadar bencil olmamalısınız. Bu düşünceye son verin ve dünyaya eşit gözlerle bakın. Herkesin eşit olduğunu unutmayın. Dil, din, ırk ayrımı olmadan herkesi eşit sevin. Böyle yaptığımızda bulunduğumuz ortamın daha yaşanılabilir bir yer olacağına emin olabilirsiniz.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-17 15:00:13 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/216763275</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Aleyna Altay 9-d  508</title>
         <author>aleynasbehm</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/217516013</link>
         <description><![CDATA[<div>Tema :Pişmanlık<br>Tuana güler yüzlü ve kimsenin kalbini kırmak istemeyen bir kızdı. Fakat babası Tuana' nın aksine merhametsiz, acımasız,kaba ve sert süratli bir adamdı. Tuana'nın annesi ise Tuana doğduktan sonra gitti ve kimse onun hakkında bir haber gibi bilmiyor ama babası bu duruma üzgün değil aksine unutmuştu bile. Babası Tuana yı ne zaman mutlu görse veya yumuşak görse onu azarlıyor her zaman olgun bir çocuk olmasını çabalıyordu. Tuana ile ne zaman kavga etse hep gecenin bir yarısı hayatının çoğu zamanını geçirdiği odaya gider bir sigara yakar&nbsp; "tıpkı annesi benziyor" derve işaret parmağı ve baş parmağıyla başını okşuyor duruyordu. Tuana bütün bunların farkındaydı farkında olmasına da annesiyle ilgili en ufak bir şey sormaya çekiyor,belki de hiç zaman geçiremediği annesini özlüyordu. Babası hakimdi. Mesleğine o kadar aşinaydı ki suçluyu bir bakışın da anlardı. Günler geçiyor Tuana büyüyor ve gittikçe mutsuz bir hal alıyordu. Tuana genç kız olmasına genç kızdı ama sanki etrafı duvarlarla çevrili bir yerde yaşıyor gibi hissediyordu,mutluluktan uzakta herkesten uzakta gibi. Her gün babasıyla kavga ediyor ve ağlıyordu tuananın tek hayali 18 yaşına geldiğinde babasının kendi üzerinde kurduğu o kanunları, o kuralları çiğneyecek babasının annesine benziyor diye şikayet ettiği o kadını bulmak istiyordu. Üzerinden 4 yıl geçti ve Tuana 18 yaşına gelmişti babasına bir mektup bırakıp gitmişti. Tuana gideli tam iki yıl oldu. Annesi sormadık yer aramadık şehir bırakmamıştı. Babasını her gidenin geri geleceğin o kadar emin hayatına kaldığı yerden en ufak bir değişiklik olmadan devam ediyordu. Tuana artık annesi bulmuş ve üstelik bütün gerçekleri öğrenmişti. Aslında bir erkek kardeşi olduğunu onun annesini Tuana yı da babasının büyütmeye ortaklaşa karar verdiğini anlatmış. Annesi yoksul su ikizi ise sadece ortaokul bitirmiş şimdi ise çalışıyordu. 2 sene geçmişti ne Tuana karnını doyurabiliyor ne de ailesi aç ve perişan haldelerdi. Babası tuana'nın geri dönmediği her gün artık merak etmişti kızının peşine adam takmıştı. Kızım yanında ki kadını ve oğlanı bulduktan sonra kızını onlardan geri almış ve fakir olduklarından ve kimsesiz olduklarından olayı kız kaçırmasına çevirmişti. Mahkeme kuruldu kardeşi bir taraftan annesi bir taraftan yakınırken kimse kimseyi tanımadığı o salon da idama vurulmuşlardı öyle ki adamda ki kin,merhametsizlik ve acımasızlık bir yanda suçlama ise bir yandaydı. 3 gün sonra idam alanı kuruluyor annesi ve kardeşini getiriyorlardı.&nbsp; Tuana babasının mahkeme bitene kadar kapattığı o evden kaçmış ve idam salonuna gelmişti geldiğinde ise annesi ve kardeşinin ayağından sandalyelere vurulmuş havada dönerken gördü. Anne diye çığıra çığıra koşarken babasının bakışları şaşkınlığı ve usulca gözlerinden süzülen yaş. Tuana annesine sarılmış onun nefes almasını sağlamaya çalışırken babası iplere birer el ateş etmişti. Babası ağlaya ağlaya hem oğluna hem eşine sarılken kızı ise kendini babasının silahıyla vurmuştu. 4 sene geçti adam o kadar pişman ve kimsesiz kalmıştı ki bir an önce oda onların yanına gidip af dilemek istiyordu... Yaptıklarımızın cezasını kendimiz öderiz..</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2017-12-20 15:31:59 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/217516013</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Bülbülü Öldürmek </title>
         <author>ilsuergin</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218252669</link>
         <description><![CDATA[<div><strong><em>Rana İlsu ERGİN<br> 9/D 280<br> 1)Özgürlük<br> 2)Eşitsizlik<br> 3)Ayrımcılık  <br> 4)Irkçılık <br> 5)Siyahi <br> 6)Avukat<br> 7)Ön yargı<br> Ben Tomi.Somali'de yaşayan fakir bir ailenin çocuğuyum. Burada hayat çok zor.Ailem olmasa ne yaparım bilmiyorum. Bir ablam var.Onu çok seviyorum onun adı Emma .Bazen çok tartışıyoruz ama onu her zaman her şeyden çok seviyorum.Ailem demiştim benim ailem bu kadar ben ve ablam.  16 yaşındayım çok küçükken ailemi, anne ve babamı kaybettim onları tam olarak hatırlamıyorum ama çok özlüyorum hele anne duygusunu çok özlüyorum. Bilmediğim  bir duyguyu. Bazen düşünüyorum "acaba yanımda olsalardı her şey daha mı farklı olurdu? "diyorum,ama sonra ablam geliyor aklıma o bana her şeyin tadını yaşattı annem, babam oldu.Beni hayata bağladı . Bizim  geçimimizi ablam sağlıyor. Zor burada çok zor.<br> ...<br> Hey merhaba ben Pelinsu pembe şeylere bayılır anne babamı  paraları için kullanır ama yinede onları çok severim. Çok lüks bir semtte oturuyoruz, İstanbul'un en güzel santimde. Annem , babam ve ben çekirdek bir aile aileyiz. Yani aynı iste neyse  çok işim var vaktimi sizinle harcayamam.<br> ...<br> - Abla bugün okula Türkiye'den birkaç yetkili geldi ve benimle görüştüler.<br> Nede Tomi?<br> Ders notlarım çok iyi olduğu için benim Türkiye'deki İstanbul ilinde özel bir okula  %100 burslu olarak yerleştirmek istiyorlar.<br> - Aman tanrım müthiş bir haber .Geleceğin için bu cok önemli! Peki ya sen ne dedin?<br> -Tabiki bu konuyu seninle konuşup öyle karar vereceğimi soyledim. <br> -Ablacığım benim ,yakışıklım bu senin geleceğin için çok önemli.Gitmen gerek burada benim gibi olmanı istemiyorum. Hem sen orada okurken ben de sana buradan destek olurum. Sonra ben yanına geleceğim ama şimdi gelemem. <br> -Abla ben sensiz ne yaparım? Hep sen ,benim yanımdaydın, ben seninle güç aldım sensiz yapamam.<br> - Yapacaksın hiçbir şey için değilse benim için yapacaksın,kendin için... -Ama abl.. <br> -Aması yok.Yarın okula geliyorum ve hallediyoruz Tomi. <br> (Tomi ağlayarak odasına çıkar )<br> ...<br>  -Pelinsu duydun mu ?Okula burslu bir öğrenci gelecekmiş ,ezik ya. <br> -Ay duydum varoş ya bir de siyahiymiş.  Allah'ın zencisi,ay parası da yok demek ki ,bize eğlence çıkacak kızım. <br> -Allah aşkına öyle deme Pelinsu yazık ya ben çok üzüldüm.<br> - Beni sinir etme. Nesine üzülüyorsun varoşun teki işte ay neyse ya hani  yeni çıkan çantayı gördün mü ?<br> <br> Bir hafta sonra... <br> <br> -Abla seni çok seviyorum. Kendine dikkat et. Ben seni en kısa zamanda ziyarete geleceğim.  (gözleri dolar )<br> -Ablacım bir tanem, Ben de seni çok seviyorum. Unutma bizim için gidiyorsun ,önemli olan da bu bende  geleceğim en kısa zamanda.Benim minik bebeğim lütfen kendine oralarda dikkat et ,yediklerini içtiklerine..ve hicbur zaman unutma her zaman yanındayım ve her zaman seninle konuşacağım.<br> (birbirlerine sarilarak aglarlar) <br> Birkaç saat sonra Tomi Türkiye'dedir.Türkiye'de yetkililer tarafından yeni gideceği okula gönderilir. İlk önce bir yurda yerleştirilir ,yurtta ise yeni insanlarla tanışır ama yurda ne kadar sürede  alışabileceğini düşünüyordur ve yeni okulun ilk günüdür. Yeni okulun ilk gününde Onu her şey için dışlıyorlardır. Çok fazla ayrımcılık yapıldığı için kendini  çok dışlanmış ve kendinden nefret edicek hale gelmiş. Evet şansa bakın ki Pelinsu'nun olduğu okula gelicek ögrenci meğerse bizim Tomi'miş.<br> ...<br> - Pelinsu ne yapıyorsun tatlım.<br> -İyiyim sen ne yapıyorsun?<br> - Ben de iyiyim.Gördün mü yeni burslu çocuk geldi.<br> -Ay Gördüm Hadi gidip dalga geçelim.<br> Sence yapmalımıyız? <br> -Kesinlikle yapmalıyız kızım. Ne yapacaksın başka? <br> Peki yapalım o zaman!.. <br> -Hey merhaba zencimiydi,pardon adın neydi ?<br> Adım Tomi.Anladım Peki senin adın ne <br> -Benim adım da Pelinsu biz bu okulun en zenginleriyiz. <br> -Anladım Ben de burslu öğrencisi, somali'den geldim.<br> - Peki ben sana nereden geldiğini sormamıştım ki ezik ya .Biliyor musun Biz bu hafta sonu partiye gideceğiz Sen de gelecek misin? <br> -Hayır gelmeyeceğim. Yani gelme gibi bir durumum yok.<br> - Anladım.Paran yok senin biz verelim istersen? (alaycı bur tavırda söyler). Peki o zaman gelme.Tamam ha senin paranı da yetmez değil mi şimdi...<br> - Neyse Pelinsu tanıştığıma çok çok memnun oldum İnşallah bir daha tanışmamak üzere.</em></strong><br><strong><em> Tomi burada geçen hayatında çok fazla dışlanır.Yapılan dışlamalar da daha çok bir hapisenedeymiscesine hayatı olduğunu hissetiriyordu ona. O hep </em></strong><strong><em><mark>özgür</mark></em></strong><strong><em> bir hayat düşünürdü, daha masum hayallerle ablasına ben </em></strong><strong><em><mark>avukat</mark></em></strong><strong><em> oldum demeyi beklediği hayaller... Ablasından uzakta kalmak onu yeterince üzüyor fakat okulda yaşadığı sorunlar ona bir hayli daha fazla yük oluyordu ,hem Ruhen hem bedenen.Tomi Pelinsuyu  gördükçe hep onunla konuşmaya çalışıyordu, bir kez daha siyasi oluşunu sorguluyordu. Pelinsuda  dahil neden ona böyle davrandıklarını anlayamıyordu,ve işte  o zaman şunu söyledi 'Öyle bir gün gelecek ki  o gün benim zaferim olacak ben kazanacağım." <br>Aylar,mevsimler, yıllar geçti...<br>Pelinsu 30 yaşındaydı. Büyük bir suç işlemişti.Babası paralar bastırırsa da hiçbir Avukat kızını kurtaramıştı. <br>Taki Somali'deki en başarılı avukata kadar. Babası o avukatı bulur ve kızını kurtarması için ondan yardım ister, ne kadar isterse para verebileceğinimişti. Avukat yardım edecek kişinin Pelinsu olduğunu öğrenince gelir ama hiçbir para karşılığı almamıştı. Pelinsu'nun karşısına çıkar ve:<br>-Merhaba Pelinsu Hanım.<br>- Merhaba Beyefendi. Adınız nedir?<br>-Tomi BLACK.<br>- Sen o sun. <br>-Evet ben yıllar önce o ezdiğin, dışladığın adamım.<br>- Ben özür dilerim, çocuktum daha hiçbir şey bilmiyordum.<br>- Pelinsu, ben de çocuktum senin yaptıklarına katlanmak zorunda olan bir çocuk ablası için, ablasından uzak kalan ve senin yaptıklarına dayanmaya çalışan bir çocuk.<br>-Deme öyle lütfen.<br>-Ben de sana yalvarıyordum bir zamanlar..Neyse tek bir şey söyleyeceğim seni bu davadan kurtaracağım.Ama tek bir şey anlamanı istiyorum yapılan kötülükleri yaptığın iyiliklerle ödüllendir.<br>-Sen beni kurtardığında  en büyük ödülü verirsin zaten.<br>-Bunu bile anlamıyorsun.<br>-Ödül sana değil. Ödül bana. Ben kazandım. hayat sana insan olmayı  öğretseydi keşke...</em></strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-01 16:03:19 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218252669</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Burçin Bektaş 9/c 371 tema: Irkçılık </title>
         <author>burcinbektasss1</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218792861</link>
         <description><![CDATA[<div>Her zaman ki gibi alarmın sesine uyandım kalkıp işe gitmek için hazırlandım. İş yerine yürüyerek gitmeyi severdim. Yürürken aklıma kahvaltı etmediğim geldi gözüme bir kafe kestirdim ve girdim. İçerisi pek kalabalık değildi geçip köşede bir masaya oturdum. İki garson vardı garsonlardan biri siyahiydi. Garson geldi ve istediklerimi söyledim “bir çay ve simit lütfen” garson kafasını sallayıp gitti. Etrafı izliyordum sipariş gelene kadar. Sonra siyahi garson siparişlerimi getirirken birdenbire bi adama çarptı herşey adamın üstüne dökülüverdi. Siyahi garson hemencecik peçete alıp özür dileyerek adama yardım etmeye çalışıyordu adam birden garsonu itip bağırmaya başladı olayları şok olmuş izliyordum adam garsona bağırmaya devam ederken arkadan bir adam geldi. Buranın sahibi olduğunu söyleyip adamdan özür diledi sonra siyahi garsona dönüp “toplasana şurları” diyerekten kızdı. Öyle sinirlendim ki oraya gittim eğilip garsona kırılan camları toplamasından yardım ettim. Adamlar bana ‘ne yapıyor bu’ der gibi bakıyordu. İnsanların böyle bencil olmasının anlayamıyordum yanlışıkla olmuş bir olayı niye böyle büyütüyorlar ki?. Garsona yardım ederken kafasının kaldırıp “teşekkür ederim”deyip gülümsedi önemli değil deyip aynı şekilde gülümsedim. Ayağa kalktık adamlar çoktan gitmişti. Saate baktım işe geç kalacaktım tam kapıdan çıkacakken garson yine teşekkürü ederek gülümsedi dönüp gülümsedim ben cidden işe geçikecektim koşarak işe gittim.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-04 17:08:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218792861</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ceylan ÇAY Olasılıksız 9/C 292 Tema:Olasılık </title>
         <author>cayceylan457</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218802966</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp;Hayatımda her zaman olasılıklarla hareket ettim ve en düşük ihtimale bile inandim. Ama sonra ne oldu? Kaybettim ve bu son kaybedişimde duygularımı ve karımı kaybettim. Aslında fazla üzülmedim bu duruma o da mutlu olmayı hak ediyordu.<br><br>Yine her zaman ki gibi kupon yatırmaya idda bayisine gelmiş kuponumu dolduruyordum. Doldurduktan sonra bir kişiye çıkma olasılığını hesapladım. % 2 idi ve ben bu % 2 ihtimale bile umut bağlayarak varımı yoğumu ortaya koydum.&nbsp;<br>Karım Esila kızacaktı biliyordum ama yapacak bir şeyim yoktu olasılıklara ne kadar bağlı olduğumu bir o bir de Tanrı bilirdi.&nbsp; Aklımdaki düşünceleri bir rafa kaldırıp bayiden çıktım. En iyisi evde açıklanacağı saati beklemekti burda beklememin bana hiç bir yararı yoktu. Esila' nın bana kızacağını ve büyük bir kavga çıkaracağını biliyordum ve ben daha kupon yatırdığımı Esila' ya söylememiştim. Bu yersiz endişelerimi bir kenara bırakarak televizyonu açıp sonucun açıklanmasını bekledim. O sırada karım Esila gelmiş yanıma oturmuştu. Onu umursamayarak televizyona kitledim bütün dikkatimi. Ama gördüğüm tek şey ekranda olan rakamların bir tanesi bile uymuyordu elimdeki kağıtla. Hemen Esila'ya baktım öğrenmesini istemiyordum. O ise yanımda oturmuş yorgunluktan hiç bir şeyi algılamıyordu. O an sadece paramı ve maddi varlığımı kaybettiğimi sanıyordum. Nereden bilebilirdim kârımın herşeyden haberi olduğunu ve oğlumuzu alıp beni bir mektupla terk edeceğini.<br>1 yıl geçmişti kârımın oğlumuzu alıp beni bir mektupla terk edişinden. Toparlanmıştım hem de fazlasıyla acılarımı,duygularımı hepsini bir kenara bırakıp Esila'dan intikam alacağıma yemin etmiştim. Yeniden kupon oynayıp onu parayla alt edecektim ama sadece parayı kazandım ve parayı almaya gittiğim gün Esila'yı biriyle görmüştüm onu tamamen kaybetmiştim belki ama yine de umudumu kaybetmedim oğlumla doldurduğum onun boşluğunu . Üzüldüm ama kendimi kaybedecek ve hayatımı onun uğruna feda edecek kadar değil. Onun geri dönmeyeceğini biliyordum bende oğlumu yanıma aldım ve o annesiz  ben ise sevdiğim kadınsız bir hayata başladım.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-04 17:42:28 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218802966</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hasan Karaal 9-D 230 </title>
         <author>hasankaraal77</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218811669</link>
         <description><![CDATA[<var><mark>Bülbülü öldürmek </mark></var><div>TEMA : IRKÇILIK</div><div>Merhaba ben Renato . 19 yaşındayım. Portekiz’in küçük bir eyaletinde annem ve kız kardeşim ile yaşıyorum . Babam ben 7 yaşındayken öldü . Ölme denmemeli aslında öldürüldü. Babam evini geçindirmeye çalışan fakir bir adamdı . Bir firmada çalışıyor firmanın hemen yanında ise soylu bir aile yaşıyor. Bu soylu ailenin yaklaşık 8-9 yaşında ufak bir kız çocuğu var . Birgün iş çıkışı 2 tane yabancı adam bu kız’ ı gözüne kestiriyor. Bakıyorlar ki zengin bir kız siyah şapkalı olan adam’ın aklına bir fikir geliyor . Arkadaşına “ bu kızı kaçırıp fidye istersek köşeyi döneriz adamım” diyor . Arkadaşı hemen tersliyor “ sen hangi ara bu kadar pislik bi adam oldun “ diyor . Siyah şapkalı genç o an vazgeçti gibi dursada aklından çıkarmıyor. Aradan bir hafta geçiyor benim kız kardeşim doğuyor tabi o ara babam eline ne geçerse geçsin kızına veriyor , ihtiyaçlarını karşılamak için çalışıyordu adeta . Siyah şapkalı genç devamlı arkadaşını kötü amaçlara sürüklüyor , kendini düşünüyordu . Tüm planı kurmuş sadece arkadaşının evet demesini bekliyordu. Arkadaşı birgün gerçekten bir palto yu çok istiyor onu almak için ise arkadaşından yardım istiyor . Siyah şapkalı genç “dostum plan hazır herşey tamam evet dediğin anda zengin olabilir o palto nun markasını bile satın alabilirsin “ dedi . Arkadaşı “ ama sakın o kıza zarar verme “ diyor . Ve artık hareket e koyuluyorlar “ plan şu ; kız her sabah 8.15 de okula gitmek için şoför ünü bekliyor ve yanında sadece bir bayan hizmetçi oluyor şoför 8.20 de burada oluyor , şoför gelene kadar 5 dakika içinde yapmamız gereken ben bayanı bayıltacağım sen ise kızı alıp firma nın yanındaki dar alana götürüp saklanacaksın ben ise bir araba bulup getireceğim “ dedi genç . Artık herşey tamamdı . Saat 8.12 yi gösteriyordu kız erken çıktı evden siyah şapkalı genç arkadan yaklaştı ve bayanı bayılttı arkadaşı bağıran kızın ağzını kapatırken araya kaçtı . Ve orda babam ile karşılaştı babam yorgun ve bitkin bir şekildeydi babam olayı farketti. Hemen adama saldırdı ve kızı elinden aldı . Fakat adamın yanında bir silah vardı adam silahı belinden çıkardığı gibi adama çekti tam babamı vurucakken seken mermi kızın tam kalbine isabet etti . Adam son hızlı kaçarken babam orda elinden geleni yapmasına rağmen artık çok geçti ufak kızın bünyesi böyle bir yarayı kaldıramazdı . Polisler geldi . Babam bir köşede çaresizce duruyor ağlıyor ve ifade veriyordu . Polisler babama inanmadı ifadeyi bilerek değişik yazdı . Babam nasıl olduysa <mark>mahkeme </mark>ye çıkmak zorunda kaldı . Fakat bir <mark>avukat </mark>tutacak parası yoktu . Otomatik olarak bir avukat atandı fakat avukat ben bir zenciyi asla savunmam diyen <mark>ayrımcalık </mark>ve <mark>renk ayrımı </mark>yapan bir <mark>ırkçıydı </mark>. Babam şaşkındı ve masum du fakat be bir avukat ı nede yeterli delili vardı . Polisler olay yerine geldiğinde o ufacık alanda babamın her yerinde kan yerde silah ve kucağında bir kız vardı . Babamı <mark>tecavüz </mark>ile şuçluyorlardı ve buna kimse ses çıkarmadı ne bir delil ne bir iz vardı . <mark>Adaletsizlik </mark>vardı ve ülkenin en iyi mahkeme lerinden biride olsa <mark>haksızlığa izin verme </mark>söz konusuydu fakat yinede delil yetersizliğinden babam serbest kaldı. Fakat soylu ailenin evin babası olan David bey ülkenin en tanınmış ve en soylu kişilerinden biriydi bu olaya dayanamadı ve babamı bir seri katille öldürttü . Fakat ne suçlandı ne de bir ses çıkarabildiler . Bu olaydan yıllar yıllar geçti fakat hala ülke gündeminde konuşuluyor. Bu olay yüzünden siyahi insanların ülkede özgür ve rahat dolaşmaları zorlaştı . Bİzim orda şöyle bir söz var “ Gözlerimizin ve derimizin rengi ne olursa olsun,gözyaşlarımızın rengi aynıdır.”</div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-04 18:13:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218811669</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Begüm Nur ÖRNEK 9-C 307</title>
         <author>begmnrornk34</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218812463</link>
         <description><![CDATA[<div>KITABIN ADI:OLASILIKSIZ <br>TEMASI:OLASILIKLAR<br><br>Yine bir ganyan bayiideydim. At yarışı oynamak için gelmiştim. Şimdiye kadar oynadıklarımdan nerdeyse surekli para kazanmıştım, çünkü bir önceki kazanana bakıp bana çıkma olasılığıni hesaplayarak oynuyordum. Bu denememde hiç para kazanamamıştim, çünkü kafam çok karışıktı. Bir yanda at yarışları oynadığım icin beni bırakan eşim, bir yanda komada olan annem. Hiç yanınaa gitmemiştim eğer gidersem babamla karsılaşacaktım ve kavga edecektim o yüzden gitmiyordum. 1 haftadır hiç bir at yarışını kazanamadım ve artık oynamayı bırakmıştım. Bir işyerinde calışmaya başlamıştım.Olasılık hesaplamalarda iyi olduğun için bana genellikle yılbaşinda millî piyangonun bir kişiye çikma olasılığını ya da bir senede bir insanın konuştuğu kelimelerin yüzdesini çıkartıyorlardı. Böylece kendime yeni bir hayat kurmuştum. Artık asla iddia at yarışları gibi oyunlar oynamayacağima kendi kendime yemin etmiştim. Böylece hayatım boyunca mutlu olacağıma inandim.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-04 18:15:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218812463</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Enes Güler 9/c 390</title>
         <author>enedguler</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218812468</link>
         <description><![CDATA[<div><br>Kitap: Boyalı Kuş<br>Tema: Irkçılık<br>&nbsp;Yine bir sabah okula gitmek üzere erkenden kalkmıştım. Durağa doğru yürüdüm otobüse bindim. İçimde bir his vardı beni içten içe parçalıyordu. Kafam çok karışıktı. Bedenim okuldaydı ama ben ruhumun ve düşüncelerimin doruklarında süzülüyordum. Dersleri bir şekilde geçiştirdim. Dalgın bir şekilde eve doğru yol alırken yolun kenarında siyahi bir adam tezgah açmıştı. Ve gayet keyifli bir şekilde satış yapıyordu. Evet düşündüğüm şey buydu “ırkçılık”. Kenara çekildim ve izlemeye başladım belki de sorularımın cevaplarını arıyordum. İki genç gülüşerek önümden geçti. Birden irkildim. Gençler siyahi adamın aksanıyla dalga geçiyordu ve tabii rengiyle. Adam sinirlendi ama içine kapandı adeta. Gençler gidince kendi kendine birkaç cümle söylendi. Anladığım kadarıyla “Neden böyleyim” diyordu. Düşüncelerim yoğunlaşıyordu eve yaklaştım. Kapıyı açtım biraz dinlendim. İşlerimi hallettim. Hemen uyudum ve yarını sabırsızlıkla bekledim. Ertesi gün yine aynı yerden geçerken duraksadım. Yanına gidip birkaç kelime etmek istiyordum ama yanımdan dün dalga geçen çocuk koşuyordu arkasından küfür eden iki genç kovalıyordu saatçi birden dikildi arkadan sopasını alıp çocuğa yardıma koştu. Lakin çocuk yere düşmüştü saatçi son sürat adamları dağıttı. Çocuk çok şaşırmıştı. Saatçi çocuğu kaldırdı çocuk göz yaşları içinde sarıldı ve özür diledi. Biraz sonra çocuk sendeleyerek gitti. Ben okula geç kalacaktım ama sorularımın peşimden gittim ve saatçiye yönelip neden ona yardım ettin o senle alay etmişti dedim. Gülerek bana yöneldi ve sorun değil doğruyu bulması bütün kırgınlıklarımı giderdi dedi. Peki neden tepki göstermediğini sordum başını kaldırdı ve omzuma elini attı. Tenlerimizin rengi farklı ama göz yaşlarımızın rengi aynı dedi. Bu sözü beni derinden etkilemişti ve aklımdaki tüm soruları gidermişti.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-04 18:15:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218812468</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İCLAL ÜNAL 9/C 389 </title>
         <author>iclalunal</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218822802</link>
         <description><![CDATA[<div><em>Kitap: Olasılıksız <br>Tema:Olasılık </em><br>Sizce hayattaki her şey bir olasılıktan mı ibarettir? Hoca bu soruyu sorduğundan beri Carl'ın aklından binlerce soru geçiyordu. O kadar düşüncelere dalmıştı ki dersin bittiğini ve amfinin boşalmaya başladığını yanındaki arkadaşı Rick'in sayesinde fark etmişti. İkisi arasında yılların getirdiği bir dostluk vardı. Carl, Rick'in anlattıklarına odaklanamıyordu. Sebepsiz bir şekilde hocanın anlattıkları aklına çok fazla takılmıştı. Onun bu halini gören Rick çok fazla soru sormadan yanından ayrıldı. Carl eve gelince bilgisayarının karşısında saatlerce araştırma yaptı. Araştırması bittiğinde aklına yıllar önce ailesinin yetimhaneye bıraktığı kız kardeşi geldi. Belki de hala geç değildir diye düşündü. Kardeşi evden yollandığında daha 6 yaşındaydı ,elinden bir şey gelmemişti. 10 yaşında oradan taşınırken kardeşine içinden veda etmişti ve onu bulacağına dair söz vermişti. Bu konu hakkında biraz daha bilgi edindi ve aklının bir köşesine 'Bu konuyu hoca ile görüşmelisin' diye not düştü. İki gün sonra ders çıkışı hocanın peşine takıldı ve onu soru yağmuruna tuttu. Öğrendiği bilgiler ile bir dosya hazırladı. Gerekli bilgiler yani; kardeşinin yetimhaneye bırakıldığı yaşadıkları yere yakın olan yurtlara kaç tane kız çocuğu gelmiş, kaç tanesi gitmiş.Bu tarz bilgileri edindikten sonra işlemlerini yaptı ve o hafta sonu işlemler sonucu ulaştığı yetimhaneye doğru yola çıktı. Arabasından indikten sonra etrafa baktı. Buraya bu şehre gelmeyeli tam 11 yıl olmuştu, bu yetimhaneye yakından ilk defa bakıyordu. 10 yaşına kadar oralardan uzak tutulmuş, taşındıktan sonra o şehre  bir daha  gelememişti. Şu an buraya rahatça gelme sebebi anne ve babasının geçen sene trafik kazasında ölmüş olmalarıydı. Müdirenin odasına doğru tabelaları takip ederek hızlıca ilerledi. Müdireden öğrendiği bilgiler ile içinde bir umut yeşerdi. Normalde oradan ayrılan kişiler hakkında bilgi vermek yasaktı.Fakat Carl ,bir şekilde bu bilgileri aldı. Tek umudu o ailenin yıllar önceki adresinde hala yaşamalarıydı. Çok uzak olmayan eve yaklaştıkça heyecanlanmıştı. Evin önüne arabayı park etti ama inmeye korkuyordu. Biraz daha bekledikten sonra yavaşça arabadan indi, arabayı kitleyip eve doğru yaklaştı. Birkaç saniye boyunca parmağını zile basıp çekti. Kapıyı açan küçük kıza çekingen bir şekilde "Beth adında birini arıyorum burada bu isimde yaşayan biri var mı?" diye sordu. Hayır yanıtını alınca küçük çaplı bir hayal kırıklığı yaşadı fakat küçük kızın arkasından gelen kişiyi görünce şok olmuş bir şekilde genç kıza bakti. Bu oydu yıllar önce ailesinin yetimhaneye bıraktığı kardeşiydi. Bu gözleri ve bu kıvırcık sarı saçları nerede görse tanırdı. Bir anda yaklaşıp kıza sarıldı, kız şaşkınca genç adama bakıyordu. Şaşkınlığından sıyrılıp adamı bedeninden uzaklaştırdı. Carl ,genç kıza "Senden tek istediğim bana beş dakika vermen her şeyi anlatacağım" dedi. Genç kız merakına yenik düşüp kabul etti. Beraber bahçeye çıkarken Carl'ın aklına hocasının "ASLINDA HER ŞEY BİR OLASILIKTAN İBARETTİR." sözü geldi. Ve gerçekten öyleydi.&nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-04 18:53:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218822802</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Fatmanur Kılıç 10-C 392 Mavi Saçlı Kız kitabımızın konusu lösemi</title>
         <author>fatmanurkiliic</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218885435</link>
         <description><![CDATA[<div>Her umut yeni bir başlangıçtır</div><div>Günlerden bir gün istanbul'un bir yerinde 3 yaşında efe adında bir çoçuk vardır.Bu çoçuk dışarı çıkar arkadaşlarıyla oyunlar oynar ailesiyle gezer.Bir gün okulda bayılır Annesi'nin kalbine bir sızı düşmüştür aslında ilk başlarda kalbi'nin ağrısı'nın sebebini anlayamamış daha sonra telefonu çaldığında ve Efe'nin öğretmeni aradığında anlar nedenini.Efeyi hastaneye götürdüler ve doktor Efe'ye lösemi teşhisi koydu. Efe'nin Annesi Babası yıkılmıştır Efeye belli etmiyorlardır.</div><div>Birkaç saat sonra Efe hemşireye; beyaz yatağının üzerinde serili olan pembe çarşafı  işaret ederek :</div><div>Efe:Bundan bizde de var</div><div>Hemşire:Annen zevkli bir kadınmış der ve yanağını sıkıp oradan ayrılır daha sonra Efe'nin ailesi odaya girer Efe annesinin maviş gözlerinin kızardığını farkeder ve sorar </div><div>Efe :Anne sen ağladın mı ? Annesi: Hayır oğlum gözüme toz kaçtı Efe:annem üfleyeyimde geçiversin. Annesi Efe'nin bu sözüne yıkılır ve canı yanmaya başlar.Babası ağlama karıcığım elbette ki Allah bir çıkış yolu sunacaktır Allah'tan ümit kesilmez der. Efe'yi başka bir hastaneye götürürler annesi Efe'nin hastalığını konduramıyor, lösemi teşhisinin yalan olduğuna inanmak istiyor, hep bir umutla o hayali sürdüyordu.Efe'nin hastalığı kötüleşiyor sanki her gün biraz daha gözden kayboluyor gibi oluyordu. Doktor yüzünü asmış bir şekilde odaya girerek anne ve babasını dışarı çağırır ve "Maalesef artık ümit yok" der.Annesi ağlamaya başlar babası tekrar annesine moral vermeye başlar Efe tüm bu olan biteni biraz aralık bırakılmış kapıdan izler fakat duyamadığı için anlam veremez. Ertesi gün başka bir doktor'a giderler.Doktorlar hala bir ümit var ama ameliyat masraflı demiştir.Efe ve ailesinin durumu o kadar kötüydü ki bırakın ameliyat için para vermeyi herkese borçları olduğu için kimse yardım elini uzatmıyor hergün efe'nin bedeni yenik düşüyordu.Annesi'nin tek tutanacak dalı kalmaz efeyi kaybetmekten korkar.Hergün efeyi yatağa bağlı görürken canından can gider. Annesi otururken Allah'a elini açar ve der ki; Allah'ım benim ömrümü al Efem'e ver onun tertemiz kalbini iyileştir arkadaşlarıyla oynamasına izin ver senden başka kimsem yok. Ertesi gün olur bir vakıf Efe'ye yardım için elini uzatır dünyalar onların olur.</div><div>Efe: anne artık bende oyunlar oynayabilecek miyim? Annesinin gözlerinden yaşlar akar ve; oğlum iyileşeceksin deyip sımsıkı sarılır. Efe tedavi için hastaneye yatar her gün bir umut daha efe için artar. Efe 3 yıl tedavi edilir , mutludur , lösemiyi yenmesine rağmen bir ailesi arkadaşları daha olmuştur. Vakıf annesi babası için aile gibidir.</div><div><br></div><div> 3 yıl sonrası.. Efe lösemi hastalığını yenmiştir, okula başlar mutludur dünyalar onun olmuştur . Efe: Allah'ım annemi benden almadığın benide anneme bağışladığın için şükürler olsun dedi. Efe'nin annesi:Allahım dileğimi duyduğun için sana şükürler olsun dedi.. Babası mutluluğunu anlatamaz sözleri yetmezdir.. Efe büyür lösemi vakfı açar çoçuklara iyilikler yapar.. Efeye bir çoçuk sorar: Efe amca ben iyileşecekmiyim? Efe gülümseyerek cevap verir. Biliyormusun küçük delikanlı bende hastalandığımda anneme bu soruyu sormuştum ve gülümser.. Aslında Her umut yeni bir güne başlangıçtır..</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-05 05:09:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218885435</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Zeynep Katırcıoğlu 9/D 335 Bülbülü Öldürmek </title>
         <author>zeynepka07</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218957686</link>
         <description><![CDATA[<div>Tema: ırkçılık&nbsp;<br>Gecenin karanlığında aklımdan bir sürü düşünce geçiyor. Tüm bu yaşadıklarım artık ağır gelmeye. Aç bırakıyorlar, soğukta yatırıyorlar ve hatta işkence ediyorlar. Böyle olmak benim suçum muydu? Tenimin siyah olmasının bedeli bu kadar ağır olmamalıydı. En ağırı ise üzerime atılan iftiraydi. Bu, bardağı taşıran son damla olmuştu. Ve kararımı vermiştim, tüm bunların sonu gelmiyorsa sonunu ben getirecektim. Bu gece benim son gecemdi. Her şeyi hazırlamıştım. Keskin jileter yanı başımda bana göz kırpıyordu. Gözyaşlarım ise bana sormadan kendinden akıyordu...<br>Özür dilerim anne, gitmeden son bir kez sana hoşçakal diyemedm. Özür dilerim baba, sana sarılıp omuzunda tüm dertlerimi unutucağım bir an yaşayamadık. Her seyimi olduğu gibi sizi de aldılar elimden. Şuanda da tek başımayım her gece olduğu gibi bana ayırdıkları ıssız bir ormandaki küçücük kulübenin yanında oturup düşüncelerimle savaşıyorum. Ama bu gece farklı bu gece son gecem...<br>Sen, sen&nbsp; acımasız kadın. Buna en büyük sebep sen oldun. Ben sana el sürmeye korkarken senin üzerime attığın bu iftıranin altından kalkamam. Sakın seni affetmemi bekleme, seni asla affetmeyeceğim...<br>Artık her şeyi kafamda kurmuştum. Hazırdım. Anne ve baba eğer beni kalbinizde hissediyorsanız, beni duyuyorsanız; sizi çok seviyorum. Siz beni affedin, ben dayanamıyorum. O an gelmişti her şeyi biteceği an. Hiç tereddütsüz jiletlerden birini aldım ve bileğime bastırdım. Acı, bir anda tüm vücuduma yayıldı. Yüzümü buruşturdum. Ay ışığı ise beni izleyen tek şeydi. Bu kez koluma derince yaralar açmaya başladım. Kollarımin görüntüsü&nbsp;mide bulandırıcı, acı ise dayanılmazdi. Kan, vucudumdan firar edercesine boşanıyordu. Son olarak boynumdaki damara jileti tüm gücümle sürttüm, derin izler açılmıştı. Hissediyordum, çok yaklaşmıştım. Tam böyle düşünürken gözlerimin karardığını hissettim. Jilet yavaşça elimden kaydı. Bilincim kapanıyordu. Son gördüğüm şey ise yıldızlar ve ayın pırıltısıydı....<br>Mutlu musunuz insanlar? Artık ben yokum. Buna sebep olan sizdiniz. Şimdi umarım rahat edersiniz.&nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-05 15:23:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218957686</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hilal Polat 9/D 243</title>
         <author>hilalpolat_hp25</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218959823</link>
         <description><![CDATA[<div>Kitap; Peri Gazozu<br>Tema; İnsan olmak<br> Andrew babasının yanında daha fazla durmak için babasının zorunlu olarak çalıştırıldığı pamuk tarlasına gitti. Babası ve annesi pamuk toplarken o da onlara hem yardım ediyor hem de babasıyla sohbet etmeye çalışıyordu.  Andrew diğer gün okuldan pamuk tarlasına geldiğinde babasının cesedini bulmuştu. Ve o pamuk tarlasının sahibinin evinde kölelik yaparak büyük yaşına gelmişti. Eğer o evde kalırsa onunda babası gibi öldürüleceğini biliyordu ve bu evden kaçmak isityordu. O gün gelmişti evden kaçacaktı. Yıllar geçtikten sonra bir iş bulmuş ve aile kurmuştu.Büyük oğlu ona o kadar duygusuz ve kötü davranıyordu ki kalbi bunu kaldıramıyordu. Oğluyla konuşması gerektiğini düşündü. Oğlu onun böyle bir hayatta değil bursla kazandığı zengin okuldaki öğrenciler gibi olamk istediğini düşünüyordu.  Andrew ise oğullarının onun gibi bir hayat yaşamaması için gece gündüz dememeden çalışıyordu. Oğlu gece uyurken onun odasına girip o zamanlardaki yazdığı günlüğü oğlunun baş ucuna koydu ve o da uyumaya gitti. Gece kalbinin sıkışmasıyla ve nefes alamamsıyla uyandı. Eşi hemen ambulansı arayarak oğulunu kaldırdı. Oğlu endişeden ağlamaya başladı. Hastaneye gittiklerinde her şey için çok geçti. Eve gittiklerinde üstünü değiştirip cenazeye gitmek için odasına çıktı. ağlamaktan gözleri şişmişti ve tam o sırada yatağının yanındaki defteri gördü. Ve açıp okumaya başladı. Babasının hayatını öğrendi. Ve içinde büyük bir kasırga başladı. Bir karar vererek hayatına devam etti. Çok uzun yıllar sonra o istediği yere gelip çocuğuna her daim iyi bakıp her zaman yanıanda oldu. Babasına bu fırsatı tanımayarak ne zaman onunla ilgilenmek istese izin vermemişti. Ama o hissediyordu babası onun her zaman arkasındaydı. </div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padletuploads.blob.core.windows.net/prod/222384883/5734e07ed414a77bddbbef39da859f71/Taslak.png" />
         <pubDate>2018-01-05 15:30:40 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218959823</guid>
      </item>
      <item>
         <title>GÖZDE BAŞ 9-C 229 Kitabın adı: Mavi Saçlı Kız Teması: Lösemi </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218965810</link>
         <description><![CDATA[<div>Benim adım Masal. Hayatım da adım gibi, masal gibi. Zengin bir ailenin çocuğuyum. Bu iyi birşey tabi. Hergün mutlusun, gezersin. Ama ben gezemiyorum maalesef. Lösemi olduğum için haftanın üç günü hastaneye gidiyorum. Diğer günler arkadaşlarım geliyor falan. Bazen diyorum kendime, bu hastaneye boşu boşuna gitmiyosun. İyileşeceksin. Bazen de umudumu tamamen yitiriyorum. Ara sıra arkadaşlarımla geziyorum dışarıda. Sanki bi daha gezemeyecekmişim gibi. Sanki iki gün sonra ölecekmişim de, hayatıma nokta konulacakmış gibi. Babamla konuşuyorum ya, o bana kızıyor bazen. İyi olacaksın diyor. Keşke bende öyle düşünebilsem. Keşke, biraz da olsa umut kırıntıları olsa içimde. Bugün yine hastaneye gideceğim. Kemoterapi için.!</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-05 15:49:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218965810</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Melisa koç 9/D 524 </title>
         <author>melisakoc</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218978928</link>
         <description><![CDATA[<div>Tema: Pişmanlık<br>Ege adında bir genç vardı. Bir gün okula giderken duvardaki afiş dikkatini çekti. Afişte para ödüllü resim yarışması olacağı yazıyordu. Ege fakir bir ailenin büyük çocuğuydu. Ve okulunda burslu okuyordu.&nbsp; Kardeşi hastaydı ona ilaç alması için babasının maaşı yetmiyordu. Bu yarışma onun için bir fırsattı. Sonra yarışma bilgilerini kağıda yazdı ve okula gitti. Okulda kitaplarını çıkarırken resim yarışması bilgileri yazan kağıt yere düştü bu arada yanından yağız geçerken yere düşen kağıdı yerden aldı ve egeye kağıfın ne ile alakalı olduğunu sordu. Ege resim yarışması olduğunu anlattı. Yağız dalga geçercesine "&nbsp; Yarışmayı kazanabileceğini mi düşünüyorsun "dedi. Fakat ege bu sözlere aldırmadan düşüncesini devam ettirdi. Ve ne çizeceğini düşündü en sonunda hayalini çizmeye karar verdi. Resmi çizip ilgili yere gönderdi. Haftalar geçti geçerkende kardeşinin hastalığı ilerliyordu ve yağızın "kazanamayacaksın" gibi ümit kesici kelimeleri her hafta dahada artıyordu . Sonunda sonuçlar geldiğinde kağıdı okumaya başladı ve birinci olduğunu gördü okumaya devam ederken yağız kağıdı elinden aldı ve kendi okumaya başladı okudukça yüzü kızaran yağız okumayı bitirdikten sonra egeden özür diledi ve yaptığı şeyden pişman olduğunu dile getirdi. Ege sorun olmadığını söyledi ve ödülünü alıp kardeşine ilaçlarını almaya gitti. İlaçlarını aldıktan sonra kardeşine götürdü ve kardeşi çok sevindi ve abisine teşekkür etti.&nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-05 16:35:33 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218978928</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Nisa Nur Özdemir 9/C 260</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218981698</link>
         <description><![CDATA[<div>Zülfü Livaneli - Huzursuzluk<br>Tema:Irkçılık<br><br><strong>Skyler küçük bebeğim. Seni her zaman sevdiğimi bilmeni istiyorum. Beni iyi dinle küçüğüm. Çok şey değil, sadece güçlü olmanı istiyorum Skyler.</strong></div><div><br></div><div><strong>2 Mart 2001 / 15.37</strong></div><div><strong>Korkuyorum. Burada bir sürü insan var ve ne yapacağımın zerre farkında değilken bana neden bağırıyorlar? Anlayamadığım bir dilde hiç de hoş diyemeyeceğim şekilde benimle konuşuyorlar. Skyler, seni bu kirli insanların arasında dünyaya getirsem bana kızmazsın değil mi? Kızma.</strong></div><div><br></div><div><strong>22 Mart 2001 / 00.21</strong></div><div><strong>Sesler duyuyorum. Ölen insanların seslerini. Çığlıklar atıyorum belli belirsiz. Özür dilerim Skyler, kendimi koruyamadım. Ayak sesleri geliyor. Bir pis adam daha tutacak kollarımdan zorla. Gitmem gerekiyor.</strong></div><div><br></div><div><strong>02 Mayıs 2001 / 02.09</strong></div><div><strong>Yoruldum Skyler. Bileklerim yara içinde. Kaç kere denedim kendimi öldürmeyi bir bilsen... Artık beni istemiyorlar. Kullanılmış olduğumu düşünüyorlar. Skyler, sende böyle düşünüyor musun? Düşünme küçüğüm. Benim ruhum hala tıpkı senin gibi temiz.</strong></div><div><br></div><div><strong>17 Haziran 2001 / 02.51</strong></div><div><strong>Yaklaştığını düşünüyorum. Ne yemek veriyorlar ne su. Seni doğurduğumda beni öldüreceklerini, zarardan başka bir şey olmayan, yaşlı, çelimsiz bir kadınmışım, böyle söylediler. Yaşadığım her saniye beni satmaya çalışmamışlar gibi.</strong></div><div><br></div><div><strong>Kalan son bir kaç mektubuda cebime sıkıştırdım. Yanaklarımdan akan yaşlar tenimi sarsıyor, annemi öldürdükleri odada sessizce ağlıyordum. Özür dilerim. Tek suçum doğduğum ülke ve dinimdi. Her gün ismini bile bilmediğim insanlar tarafından tecavüze uğramak benim suçumdu. Özür dilerim anne kendimi koruyamadım. Ayak sesleri duyuyorum. Bu adamda tutacak zorla kollarımdan, tıpkı senin kollarından tuttukları gibi. Gitmeliyim.</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-05 16:45:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/218981698</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İlknur Yılmaz 9/D 351</title>
         <author>yilmazilknur2003</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/219006386</link>
         <description><![CDATA[<div>Tema:ırkçılık<br><br>Hava alacakaranlık, saat 21.00 suları. Asır 16 yaşlarında genç bir çocuk. Dershane dönüşü soluk soluğa kalmış eve gidiyor. İş çıkışı çoktan geçmiş, ortalık tenha. Daha önce hiç olmadığı gibi bir ürperti var içinde. Durağa gelip otobüsü beklemek üzere tam oturmuşken karşı caddeden siyahi bir adam, 20 yaşlarında koşarak Asır'a doğru geliyordu. İçindeki ürperti galiba yavaş yavaş anlaşılmaya başlamıştı. Asır'a, öğrendiği çat pat İngilizce ile bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. İşte tam o sırada arkadan "Kaçma,gel buraya!" diye bir bağırış duyuldu. Asır'ın panik atağı işte bu sesle başlamıştı. Siyahi adamı tuttukları gibi 3 kişi birden yerde tekmeliyor, canını çıkarırcasına öldürmeye çalışıyorlardı. Asır'ın kulağında "Help me! Please, help me!" sesleri çınlıyordu. Sesi çıkmadan durağın köşesinde öylece yere çökmüş, izleyekalmıştı. O sırada içlerinden birinin "O uyuşturucuyu satacaksın!" dediğini duydu. Olayı işte tam o an anlamıştı. Sırf siyahi olduğu için uyuşturucu satmaya zor bırakılmıştı. Zavallı zenci, tek söylediği yardım edin demek oluyordu. Hedefi avukatlık olan bir çocuğun bu zorbalığa göz yumması hiç doğru olmazdı. Asır telefonunu çıkarttı sessizce polisi aradı, yer tarifi verdi. Daha sonra oturduğu yerden kalkıp olaya karıştı. Üç kişiye karşı göğüs germesi zor olsa gerekti. Burnundan kanlar akıyor ama her seferinde doğrunun yanında olmayı seçiyordu. Derken siren sesleri duyulmaya başlamıştı. Asır'ın aradığını anlayarak son kez itip kaçmışlardı. Kafasını durağın oturaklarına çarpmış ve kaşı yarılmıştı. Umursamadan kalkıp siyahi adama yardım etmeye çalışıyordu. Polisler ikisini de alıp karakola götürdü. Peki ya kaçan 3kişi... onlar çoktan gitmişlerdi. Gerekli açıklamaları yapmalarına rağmen etrafta ne bir kamera kayıdı ne de bir tanık vardı. Bu nedenle olan yine haklıya olmuştu. Hastaneye gidip pansuman işleri bitince Asır eve gitti. Annesi ve babası şok içinde "Ne oldu? Neyin var oğlum?" diye soruyordu. Olayları anlattı. Kaşında ise 4 tane onla ömür boyu kalacak bir dikiş vardı. O gün kendine verdiği sözde avukatlık artık kesinleşmişti. Aradan aylar, yıllar geçti. Asır artık 16 değil, 22 yaşındaydı. Avukatlığın ilk yılı onun için başlamıştı. Aklı bir an o zenciye yapılan ırkçılığa, zulme gitti. İlk duruşmasına girdi ve işte suçlu olanlar karşısına gelmişti. Savunduğu kişi ise başka bir zenciydi. Suçlular üç kişi, işte onlardı. O gün kaşındaki o ize mahkum bırakanlardı. Bu sefer ortada bir kanıt vardı. Dükkan önünde yapılan işkenceyi an bir an kameralar kaydetmişti. İçinde kalan ukdeyi sonunda atacak olması onun üstündeki yükün azalmasına yardım etmişti. Artık doğru yerini bulmuş, adalet her zaman haklının yanında olmuştu.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-05 18:22:41 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/219006386</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Mücahit Gökay Gök 10/C 95</title>
         <author>mucahitgg</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/219013016</link>
         <description><![CDATA[<div>Hayvan Çiftliği -&nbsp; George Orwell <strong>&nbsp;</strong></div><div>Tema : <strong>Komünizm </strong><br><br></div><div>&nbsp;<br><br></div><div>Türkiye de seçimler yaklaşmıştı onca olan olaydan sonra ortaya birçok görüş birçok fikir atılmıştı her kafadan bir ses çıkıyor deyimi, tam burada geçerliydi 5 senelik olan süreçte Türkiye büyük ilerleme sarf etmiş aynı zamanda da artan grevler ve yürüyüşler yüzünden ülke kaçınılmaz bir duruma gidiyordu. Gelelim şimdiye bence bu olayı öykünün kahramanı olan arkadaşlarımızdan dinleyelim&nbsp;<br><br></div><div>&nbsp;<br><br></div><div>SON DAKİKA GELİŞMESİ&nbsp;<br><br></div><div>-&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Anne yine kırmızı bülten geçiyorlar komünizm devlet diyorlar ne demek o&nbsp;</div><div>-&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Kızım bak bunu senin bu yaşta anlamanı beklemiyorum ama herkesin eşit olması parasız bir devlet olma en önemlisi de kimsenin kimseyi yönetmemesidir&nbsp;</div><div>-&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Haklısın baba kafam karıştı&nbsp;<br><br></div><div>Evet, tekrardan birlikteyiz bu olaylardan sonra komünizm devlet yolunda ilerleyen insanlar olayın büyüklüğünü anlıyorlardı herkes eşit toplum diyerek çıktığı yola sonumuz nereye gidiyor acaba diye düşünerek son verdi.&nbsp; Geçmişten günümüze kadar hiçbir toplum diktatör bir yönetim katı kurallar dışında komünizm anlayışını tam anlamıyla uygulayamamıştır bizim bundan ders çıkartıp düşünmemiz gerekirken herkes galeyana gelip bir anda komünizmi savunmaya başladı aralarından beklide hiçbiri komünizm’in tanımını bilmiyordu gelin size meşhur bir hikâyeyle anlatalım şu olayı&nbsp;<br><br></div><div>Bir gün Nazım Hikmet, Necip Fazıl’ın yanına gelir başlar komünizmi anlatmaya, komünizm paylaşmaktır, komünizm ortaklıktır falan filan ve cebinden 50 kuruş çıkartıp 25 kuruşunu Üstada verir.<br>&nbsp;Üstat sesini çıkartmaz ve parayı alır. Aradan biraz zaman geçer ve Nazım ile Üstat bir yemekte karşılaşırlar o arada Nazım’a bir çanta dolusu para gelir.&nbsp;</div><div>Üstat hemen der ki; ”Nazım hadi paylaşalım komünizm paylaşmaktır ”der. Nazım “olur mu öyle şey bu 50 kuruş mu” der. Bunun üzerine Üstat aldığı 25 kuruşu masaya koyar;<br>&nbsp;<br>&nbsp;”İşte sizin komünizm dediğiniz şeyin 25 kuruşluk değeri var” der...&nbsp;<br><br></div><div>İşte hikâyenin sonunu merak ediyorsanız hikâyenin sonunda herkes hata yaptığını anladı ve devlet yönetiminde köklü reformlar yapıldı umarım bu herkese ders olur. Çünkü komünizm hafife alınacak bir ideoloji değildir.&nbsp;<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-05 18:50:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/219013016</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hilal Alacatlı 9/C 256                                                </title>
         <author>hilalalacatli</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/219013916</link>
         <description><![CDATA[<div>Cin Aynası<br>Tema : Faşizm<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br>Küçük bir kasabada ailem ile birlikte yaşıyorum.Burada çocuklar dışarıya çıkamıyor.Neden mi ? onları satıyorlar çünkü.Ben de çıkamıyorum. Babamın getirdiği yiyeceklerle geçiniyoruz.En son 10 yaşımda hasta olduğum için beni arabayla kasaba dışına çıkarmışlardı. Hergün kaçma planları yapıyorum. Bir kere denediğimde babam beni yakalamıştı ve o gün beni belindeki kemer ile dövmüştü. Vazgeçmemiştim. Planlar yapıyordum. Annemide alıp götürecektim buradan ama ilk önce benim gitmem gerekiyordu.Kapı çaldı. Babam gelmişti.Annemle konuşmaya başladılar.Hemen kulağımı kapıya yasladım ve dinlemeye başladım. Dediği şey ise ''Arkadaşlarla birlikte kahvede geçireceğiz bu geceyi haberin olsun.'' Annem ise hiçbir şey dememişti. Çünkü dese bile babam için hiçbir şey değişmeyecekti. Bugün kaçmak için uygun bir zamandı çünkü babam göre bile tanımayacaktı beni o içmiş hali ile.Cebime atıştırmalık bir şeyler aldım.Elime ise bir şişe su. Arka kapıdan çıktım.Hızlıca kasaba girişine yöneldim . Nefes nefese kalmıştım ama sonunda kasaba girişine varmıştım. Oradan bir araba yanıma doğru yaklaştı .Korkmuştum, geri çekildim. Arabadan bir kadın indi. '' Dur, korkma.Sakin ol. Bu kasabada mı yaşıyorsun?'' dedi. Evet diyor gibi kafamı salladım. Kadın ise '' Bende bir zamanlar bu kasabadaydım kaçıyorsun sanırsam bizim ile gel,yolda konuşuruz.'' Arabanın kapısını açmıştı. Benim arabaya girmekten başka çarem yoktu. Bindim yolda her şeyi anlattım kadına . O kadar iyi bir insandı ki beni evine götürdü. Köyde yaşıyorlarmış orada her şey mümkün. Çocuklar istediği gibi dışarıda oynayabiliyor. Kimse çocukları kaçırmıyor. Kadına annemi almam gerektiğini söyledim. Kocası Ahmet ağabey arabayla annemi almıştı oradan. Annemde geldi artık her şey çok güzel. Babamı düşünemiyorum artık çünkü o çocuklara yapılan bu işkenceye karşı değildi. Kadın bize bir kase sıcak çorba getirdi. Annem ile birlikte konuşuyorlardı. Artık o kadın benim 2. Annem. Çarşafları açtık annem ile birlikte. Bu yorgunlukla kafamı yastığa koyduğum an uyuyakalmıştım. Sabah olduğunda annem ile 2. annem olan kadın işe koyulmuşlardı ben ise köydeki çocuklarla kaynaşmıştım. Çok mutluydum ilk arkadaşlarımı şimdiden bulmuştum. Birlikte oyun oynamaya başladık. Şuana kadar hiç eğlenmemiştim. Buradaki insanları seviyorum.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-05 18:53:27 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/219013916</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>ozturktugba164</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/219026105</link>
         <description><![CDATA[<div>Tema: Alzheimer<br>Tuğba Öztürk 10.a 976 O gün her zaman ki gibi sıradan bir gündü.Köpegim Tony ile yürüyüşe çıkmıştık.Kopegim bana anlamsızca sanki beni daha önce hiç görmemiş gibi bakıyordu.Tony ile yürüyüşüm bitince eve döndük.Tony'nin normal olmayan hareketlerini görünce onu veterineri Derya hanımın kliniğine götürdüm.Derya hanım Tony'i içeri aldı ve beni dışarı çıkardı.Aradan yaklaşık yarım saat kadar geçmişti Derya hanım yanıma geldi.<br>-Zeynep hanım tahlillerin sonucu daha çıkmadı ama bir hayvan dergisinde okumuştum Tony hayvanlarda çok rastlanmayan bir hastalığa yakalanmış olabilir.<br>-‎Derya hanım hiçbir şey anlamadım açık konuşurmusunuz?<br>-‎Bakın Zeynep hanım kesin bir şey söyleyemem ama köpeğiniz alzheimer hastalığına yakalanmış olabilir.<br>-‎Nasıl yani alzheimer bildiğimiz alzheimer mı?<br>-‎Evet Zeynep hanım tahlillerin sonucunda görüşürüz&nbsp;<br>Çok şaşırdım hayatımda ilk kez bir köpeğin alzheimer olabileceğini duymuştum.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bir buçuk saat sonra<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; ‎Derya hanım koridorda elinde test sonuçları ile yaklaşıyordu.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Çok korkuyordum Tony'i annem ve babamdan kalan tek hatiraydi.Annemlerden sonra tek varlığım Tony olmuştu.Bütün her şeyim Tony'le geçiyordu.Gulmem, ağlamam,sevinmem, şaşırmam....<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; ‎Derya hanımın seslenmesiyle kendime geldim.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; ‎-Ne oldu, sonuçlarda ne çıktı?<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; ‎-Bakin Zeynep hanım köpeğiniz beklediğim gibi alzheimer hastalığına yakalanmış maalesef ki dayanamayacak kadar hasta üzgünüm.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; ‎ - Aradan 5 ay geçti ve Tony'i kaybettim.Guzel günüm hüzünlü sonla noktalanmıştı.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-05 19:43:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/219026105</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Seher Nur DAĞBAKAN 9-C 308</title>
         <author>sehernurdagbakan8</author>
         <link>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/219071803</link>
         <description><![CDATA[<div>Cin Aynası<br>Tema:Faşizm<br>Ufak bir köyde ailem ile birlikte sadece bir kişinin&nbsp; dediği düzene göre yaşayan bir topluluğuz. Kendi düşüncelerimizi söyleyemiyoruz ve söylediğimizde ise ceza alıyoruz ama yine de kendi bildiğine giden kişiler var ve onların sonu hep ölüm oldu. Ben de onlar gibi bu düzene karşı olanlardanım çoğu kez ceza aldım ama&nbsp; hiç birine yılmadım hep savaştım. Köy gibi bir yerde değil de büyük bir ülkede bir kişinin dediği ile yaşayan biri gibi hissediyorum. Daha fazla dayanamayacağımı anladığimda her şeyi geri de bırakıp kaçtım ve bu fazla kolay olmuştu eminim bizi yönlendiren adam bir şeyler planlıyordu. Bunları kafaya takmayarak yoluma devam ettim. Yaşadığım yerden kaçtıktan sonra farklı farklı köyler gördüm ve her bir köy benim dinlenme yerim oldu. Onları gözlemledim ve hiç birinin benim köyümdeki gibi yaşamadığını farkettim bu durum beni oldukça şaşırtmıştı. Günler,haftalar,aylar geçti köyümden uzakta ve ben ara sıra geri dönmeyi bile düşündüm ama sonra o adamın bize istemediklerimizi yaptıracağı aklıma gelince hep geri adım attım. Benim köyümden daha modern bir köy bulup orda yaşamaya başladım ve burda herşey çok iyi gidiyordu. Kısa sürede burdaki yaşama ayak uydurmuş hatta burda bir iş bile edinmiştim. Zaman hızla akıp gitmişti köyümden ayrı tam 10 yıl geçmişti. Artık eskisi gibi olmayacağını düşünerek köyüme geri dönme kararı aldım. Yürüdüm...&nbsp; hem de hiç durmadan 10 yılın verdiği özlem ile yürüdüm ve sonunda hasret kaldığım ve bir zamanlar kaçtığım köye geldim. Çok değişmişti herkes istediği gibi giyinmiş istediğini yapma hakkı kazanmıştı. Bunu görmemle çok sevinmiştim hemen ailemin olduğu eve gittim. Ev bıraktığım gibi değildi. Değişmişti ama benim için önemli olan ailemin değişmemiş olmasıydı. 10 yıl geçmesine rağmen ailem bıraktığım gibiydi tek fark gülümsüyorlardı. Beni gördüklerine sevinmiş ve hepsi bana sarılmıştı bende 10 yıl sonra boyle içten gülebilmiştim.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-01-06 11:42:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nezahat_akbaba1/r64jo6b8jsvo/wish/219071803</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
