<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Mimarlık kuramı ve eleştirisi by HANDE ENGİN</title>
      <link>https://padlet.com/mim4511_2017517033/qw8nmqj6rjpegc35</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-11-03 17:19:48 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-03-17 21:51:23 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>‘’Ne İşe Yarar Bu Felsefe’’</title>
         <author>mim4511_2017517033</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2017517033/qw8nmqj6rjpegc35/wish/888041005</link>
         <description><![CDATA[<div>‘Mimarlık ve ...’ bu boşluğa birçok disiplin gelebilmektedir. Çünkü 15. Yy’ dan itibaren entelektüellik yolunda geleneksel ve doğru olan bilginin yok edilmesinden sonra tekrar tutarlı ve sağlam olduğuna inanılan bir mimarlık için birçok araca başvurduk. Ancak yine bunları yaparken o disiplinin kurallarına uymadık, gerektiği gibi kullanmadık. Her zaman fayda sağamaya çalıştık. Bu yüzden ‘mimarlık ve …’ hep eğreti duran, onunla özdeşleşmeyen zamanı geldiğinde de ortadan kalkan kavramlar mezarlığına dönüştü.<br>Bunlardan birisi ise felsefe. Felsefenin mimarlık yanına yakıştırılması aslında bu mezarlıktan kurtulabilmek. Ancak yine bunu yaparken de felsefeyi bir amaç değil araç olarak görmekteyiz ve bu diğer disiplinlerde olduğu gibi bir kısır döngü haline gelme tehlikesiyle karşı karşıya.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-11-03 22:26:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2017517033/qw8nmqj6rjpegc35/wish/888041005</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kent Nedir</title>
         <author>mim4511_2017517033</author>
         <link>https://padlet.com/mim4511_2017517033/qw8nmqj6rjpegc35/wish/933232340</link>
         <description><![CDATA[<div>'Kent teriminin' oldukça çeşitli tanımları vardır.<br><br></div><div>Bunlardan birisi içinde yaşayanların çoğunluğunun tarım dışı iş dallarında çalıştığı, nüfus yoğunluğuna sahip, insanların barınmadan, eğlenmeye tüm ihtiyaçlarının karşılandığı ve sürekli bir toplumsal gelişim gösteren, bütünleşme derecesinin yüksek olduğu"  yerleşim yeridir. Ben bu tanımın eksik olduğunu düşünüyorum.<br><br></div><div> ‘Kent insanın en insan olduğu yerdir. Kentler sadece beton ormanlardan veya tam tersi ekolojik bir bütünleşmeyle oluşmazlar. Kenti kent yapan kentleşebilen insanlardı.’ Cengiz Bektaş’ın da dediği gibi kentte iş kolları, endüstrileşme, eğitim, sağlık, sosyal olanaklar, yapılaşma, eğlence, turizm, vs geliştiği kadar sözlüğün tersine çeşitli tarımsal faaliyetler, doğa, ekolojik değerler de bulunmaktadır. Yani kent farklılıkların bir arada belirli bir düzenle ilerleyebildiği ortamlardır. Önemli olan kenti kent yapan insanların birbirlerine ve bulundukları ortama uyum sağlamasıdır. İşte o zaman oraya kent denilebilir. <br><br><br><strong>Karina Puente, Italo Calvino’nun 1972’de yayınlanan “Görünmez Kentler” kitabını illüstre etti.</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/811918582/a1c3ede5201ea16aa2737822910b69cb/goeruenmez_kentler_anastasia_kotsifir_1050x738.jpg" />
         <pubDate>2020-11-17 18:25:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mim4511_2017517033/qw8nmqj6rjpegc35/wish/933232340</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
