<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>BÖLGEMİN HİKAYESİNİ YAZIYORUM ARALIK AYI HİKAYELERİMİZ by Hatice Barutcu</title>
      <link>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-12-18 18:15:25 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2021-04-18 10:56:46 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>HUMA KUŞU (ERZURUM)</title>
         <author>barutcuhatice1994</author>
         <link>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042029344</link>
         <description><![CDATA[<div>Düzenleyen : M. Kağan Ö.<br><br></div><div>  Seferberlik ilan edilmiş, ülkedeki tüm gençler okuyan okumayan tümü askere çağrılmıştır. Erzurum'un Ilıca nahiyesine bağlı Çiğdemli köyünde Mustafa ve Gülbahar'ın dillere destan sevgilerini bilmeyen yoktur. Bu iki genç evlendikten sonra Mustafa askere alınır. Gülbahar'ın iki gözü iki çeşmedir ama yapacak bir şey yoktur. Vatan savunmasıdır<br><br></div><div>   Mustafa gitmiştir ve Gülbahar her sabah kalktığında bahçeye çıkar  Mustafa’nın yoluna uzun uzun bakarak geleceği günü bekler. Bekler ama ne gelen var ne de haber. Gülbahar'ın bu durumu Mustafa’nın annesini ve babasını çok üzmektedir. <br><br></div><div>   Mustafa'dan yıllarca haber gelmez. Ev halkı artık umutlarını kesmek üzeredir. Mustafa’nın  babası, Gülbahar’ın her sabah Mustafa’nın yolunu gözlemesine ve uçan kuşlardan haber istemesine o kadar üzülür ki bu ağıtı yakar.  Huma kuşuna bir cennet kuşu da denir. Çok yükseklerde uçar ve bu uçuşu günlerce sürer, adeta bir haberci kuşu gibidir. Mustafa'yı da huma kuşuna benzeterek ve yine huma kuşunun çok yüksekte uçması haberci bir kuş olmasına atıf ederek başlar söylemeye.<br><br></div><div>Huma kuşu yükseklerden seslenir<br><br></div><div>Yar koynunda bir çift suna beslenir beslenir<br><br></div><div>Sen ağlama kirpiklerin ıslanır<br><br></div><div>Ben ağlayım ki deli gönül uslanır uslanır<br><br></div><div><br></div><div>Gülbahar'ın ağlaya ağlaya göz pınarları kurumuştur.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 21:47:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042029344</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KIRMIZI GÜL DEMET DEMET (ERZURUM)</title>
         <author>barutcuhatice1994</author>
         <link>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042029533</link>
         <description><![CDATA[<div>Düzenleyen : Zeynep Azra D.<br><br>  Mehmet adında bir delikanlı… Anasının da tek ‘balası’… Bir ata binişi var, bir cirit atışı var, bir bar tutuşu var ki, anlatmaya kelimeler yetmiyor. Bileğide yüreği de yiğit Mehmet’in. Taşı tutsa, suyunu çıkaracak kadar güçlü.<br><br></div><div>  Bir anası var Mehmet’in, bir de çocukluğundan beri bir gün bile aksatmadığı bir alışkanlığı…Her akşam tarla dönüşü, bahçeden iki demet gül deriyor Mehmet anasına. Anayla oğul arasında bir simge gibi kırmızı gül demeti…Sevgi simgesi, saygı simgesi.<br><br></div><div>  Güller evinin duvarına asıp kokluyor ana… Onlarda oğul kokusu var çünkü. Hele Mehmet kervandaysa. Gözü gönlü kırmızı gülün kurumuş, gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Mehmet üstüne… Revan yoluna bakıp kalmakta her akşam. Dualar göndermekte gurbetteki balasına.<br><br></div><div>  Her şey yolundadır. Başta devlet vardır çok şükür. Toprak emeklerini zayi etme-mektedir hamdolsun. Bir ayrılık var Revan seferinde boyunlarını büken. Onu da özlem biriktirmek saymadalar. Ama son seferde yüreği buruktur ananın. Gerçi düşman korkusu, eşkıya endişesi yoktur ya, yol bu… Hastalığı sağlığı var… Karı var, ayazı var!. Bir de salgın hastalık söylentisi yayılmış. Veba diye bir hastalık kırıp geçiriyormuş ortalığı Revan’da<br><br></div><div>  Vay ocağı batası gurbet. Evi yıkılası ölüm. Anasının kuzusu Mehmet’i yakalayıvermiş yolda veba. Atının terkisinde iki demet gül. Ve anasına aldığı elbiselik kumaşlar heybesinde. Mehmet’e de acımamış ölüm. Bir çalının dibine gömmüşler. Artık bir çalıdır mezar taşı Mehmet’in!.<br><br></div><div>  Bir tek Mehmet değil vebaya teslim olan. Kervanın çoğu kırılıyor. Sahipsiz mezarlar gurbet yanıklığında hasretlerin can kokan çiçekleri gibi göveriyorlar vatan üstünde. Kalanlar perişan. Ağır ağır Erzurum’a giriyor kervan. Meraklı gözlerle karşılıyor kervanı gurbet yolu gözleyen gönüller.<br><br></div><div>  Ana bir yandan  Mehmet’i arıyor,  Kervan’da. Mehmet görkemli delikanlı. Mehmet kervan tepeden görüldüğü an seçilir Mehmet başçısıdır kervanın. Gözlerini siler ana. Gözlerini siler , Mehmet görünmemektedir. Yeşil alevli ateşler düşer iki buruk yüreğe. ‘Oğlum, Mehmet’im nerede, birlikte çıktınız kervana, nerede kaldı’. Diye hıçkırarak yapışır kervancın yakasına ana. Gel de cevap ver. De ki veba aldı Mehmet’i başında bir çalının dibinde kaldı mezarı Bir anaya nasıl söylenir ki bu haber. Derken atı gelir Mehmet’in atta mahzundur. Emanetini yarı yolda bırakmış olmanın hüznüyle yanaşır anaya. Terkisinde iki demet gül vardı atın. Güller sevgi değil, saygı değil gayrı ayrılık kokmaktadır.. Sesi soluğuna düğümlenir ananın. Gözyaşı kaynar su olur dökülür içine. Atın terkisinden bir demet gül alır ana. Güç bela bir ah kurtulur göğsünden. Elinde bir demet gül, dilinde yanı bir ezgi. Düşer Revan yoluna:<br>Kırmızı gül demet demet/ Sevda değil, bir alamet/ Gitti gelmez ol muhannet/ Şol Revan’da balam kaldı/ Yavrum kaldı, Balam nenni / Kırmızı gül her dem olmaz/ Yalara merhem olmaz/ Ol tabipten derman gelmez/ Şol Revan’da balam kaldı/ Yavrum kaldı, Balam nenni <br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 21:48:52 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042029533</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SARI GELİN (ERZURUM)</title>
         <author>barutcuhatice1994</author>
         <link>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042030235</link>
         <description><![CDATA[<div>Düzenleyen : Hazal İ.<br><br>  Sarı Gelin, eski çağlardan beri Çoruh ırmağı boyunda yaşayan Hıristiyan Kıpçak beyinin kızıdır. Zaten türkü adını da bey kızının sarışın olmasından alır.<br><br></div><div>  Erzurumlu bir delikanlı sarışın Kıpçak beyinin kızına aşık olur ve Erzurumlu delikanlı ile sarışın Kıpçak kızının arasında büyük bir sevgi başlar.<br><br></div><div>  Sarışın Kıpçak kızının ailesi ve delikanlının ailesi  bu sevgiye karşı çıkar.<br><br></div><div>  Delikanlı  ile sarışın güzel kız bulundukları yerden uzaklaşmaya ve kaçmaya karar verirler. Kıpçak beyinin adamları ikisinin peşine düşer ve uzun bir takipten sonra bulurlar ve delikanlının yaşamına son verirler.<br><br></div><div>  Ancak Sarı Gelin türküsünün dilden dile dolaşmasının, acılı ve hüzünlü bir askın hikâyesi olmasından kaynaklandığı muhakkaktır…<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 21:52:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042030235</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ABDURRAHMAN GAZİ HİKAYESİ (ERZURUM)</title>
         <author>barutcuhatice1994</author>
         <link>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042030428</link>
         <description><![CDATA[<div>Düzenleyen : M. Ahsen&nbsp; Y.<br><br></div><div>&nbsp; Erzurum fethedilirken, Abdurrahman Gazi’nin bir düşman tarafından şehit edilir. Şehit olduğunun haberi şehirde yayılmıştır.&nbsp; Ama daha sonra bu Abdurrahman Gazi bayrağını Palandöken’in en yüce noktasına dikmek üzere dağ yokuşunda koşmaya başlarken görülmüştür. Abdurrahman Gazi’yi&nbsp; gören dağda bulunan çobanlar evvela dona kalırlar, sonra bağırmağa başlar. Abdurrahman Gazi bayrağı yüce noktaya diktikten sonra olduğu yere düşer kalır. Palandöken’in Şığvaler tepesi denilen Sultan Sekisi yamaçlarında ruhunu teslim eder, bu yerde defnedilir. Ve o tarihten sonra da Abdurrahman Gazi’nin Kabri Erzurum için büyük bir ziyaret merkezi olur.Erzurum’a gelip de Abdurrahman Gazi’yi ziyaret etmeyenler bir daha Erzurum’a gelecekleri rivayet edilir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 21:53:02 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042030428</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KÜLHANCI BABA HİKAYESİ (ERZURUM)</title>
         <author>barutcuhatice1994</author>
         <link>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042030502</link>
         <description><![CDATA[<div>Düzenleyen:  Kadir Asaf A.<br><br>  Zamanın birinde bir hamam sahibi, hamamında tellaklık yapan genç delikanlı Külhancı Baba ile dertleşmiş:</div><div> </div><div>  -'Ben şimdi nereden külhancı bulacağım. Zor durumdayım?' diye yakınmış. Külhancı baba da ustasını çok severmiş.<br><br></div><div>  -'Hiç üzülme. Git sen dinlen. Kırk gün bu hamamın sorumluluğu bana ait. Yalnız gözünün arkada kalmayacağına söz ver. Giderken dönüp arkana bakma bile. Kırk gün sonra çık gel. Ama sakın şaşırıp da kırk günden önce gelme, sözünde durmazsan tüm çabam boşa gider.' diye hamam sahibine tembihlemiş.<br><br></div><div>  Hamam sahibi de:</div><div>- 'Bu deli oğlan bir şeyler kuruyor ama hadi hayırlısı. Dediğini bir yapalım bakalım.' diye düşünmüş.<br><br></div><div>  Gidip evine kapanmış. Yalnız her akşam üzeri hamama gelir hâsılatı Külhancı Baba'dan alırmış. Verdiği sözü tutar külhanı hiç dolaşmazmış.</div><div><br></div><div>   Günler günleri kovalamış. Eskiden eşek ve katırlarla her gün hamama odun taşınırken; artık hamama kimsenin odun getirmez olduğu hamamcının ilgisini çekmiş.<br><br></div><div> — Yav, bu deli oğlan külhanı neyle yakar acep? İşin başına geçtiğinden beri hamama ne bir oduncu uğradı, nede bir eşeğin sırtında odun yüküne rastladım. Bu oğlan külhanı neyle ısıtır acep? Diye meraklanır dururmuş.<br><br></div><div>  Hamamcının merakı her gün biraz daha artmış. Günlerde 39'a dayanmış. Otuz dokuz da bir, kırkta bir diyerek 'Artık dayanamıyorum gidip bakacağım.' demiş. Doğru külhana yollanmış.<br><br></div><div>  Bir de ne görsün Su haznesinin altında bir tek mum yanmakta. Koca hamam bu mum ile ısınmakta.<br><br></div><div>  Tam bu sırada içeriye Külhancı Baba girmiş:</div><div><br></div><div>- 39 gün bekledin de, bir gün bekleyemedin mi? Bir gün daha bekleseydin hamamı gaipten ısıtacaktım, demiş.<br><br></div><div>  Yani hamamcı bir gün daha bekleseymiş yeraltında sıcak su fışkıracakmış ve hamam öyle çalışacakmış. Hamamcının aceleciliği ve merakı yüzünden Külhancı Baba'nın kerameti bozulmuş. Hamamcı çok pişman olmuş ama iş işten geçmiş.<br><br></div><div> </div><div> <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 21:53:27 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042030502</guid>
      </item>
      <item>
         <title>PINAR BAŞINDAN BULANIR (ERZURUM)</title>
         <author>barutcuhatice1994</author>
         <link>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042031195</link>
         <description><![CDATA[<div>Düzenleyen : Kayra Efe E.<br><br>  Pınar Başından Bulanır’ da oğlunun sevdiği kızla evlenmesi halinde kendisini ihmal etmesinden korkan kıskanç bir annenin oyunları anlatılıyor. Aynı köyde yaşayan Hikmet ve Elif birbirlerini çok sevmektedir. Fakat Hikmet’in annesi Asiye bu birlikteliğe sıcak bakmaz. Çünkü Hikmet’in sevdiği kızla evlenmesi halinde kendisini ikinci plana atacağını düşünmekte ve oğlunun Elif’le evlenmesine karşı çıkmaktadır. İki genç annelerinin bu tutumlarından dolayı neredeyse birbirlerini göremez hale gelirler.  Hikmet’in annesi Asiye oğlunun başka biriyle evlenmesini ister fakat o kişinin çevirdiği oyunları öğrenince Elif’in iyi biri olduğunu anlamış olur , Hikmet ve Elif’in evlenmesine izin verir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 21:55:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042031195</guid>
      </item>
      <item>
         <title>BEBEĞİN BEŞİĞİ ÇAMDAN (ERZURUM)</title>
         <author>barutcuhatice1994</author>
         <link>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042031435</link>
         <description><![CDATA[<div>Düzenleyen : Alya K.<br><br>&nbsp; Geçen gün annemin kardeşime bir ninni söylediğini fark ettim. Bunu fark eder etmez duygusal sözlerinin nereden geldiğini sordum. O da anlatmaya başladı :<br>&nbsp; -Seferberlikten kısa bir süre önce asker olan bir delikanlı Şam'a gider. Bu arada&nbsp; askerin eşi&nbsp; hamiledir.&nbsp; Çocuğunun doğumundan sonra asker olan eşinin ailesiyle beraber yaşamaya başlar.<br>&nbsp; Annem durakladı. "Bundan sonrasını anlatmaya gönlüm el vermiyor." dedi.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Heyecanla "Lütfen anlat.", dedim. "Peki", dedi&nbsp; ve anlatmaya devam etti:</div><div>&nbsp; -Bir gün bebek, annesi ve büyükbabası bir yolculuğa çıkmak zorunda kalır. Sık çamların arasında yürümek zorunda kalırlar. Bu esnada...<br>&nbsp; &nbsp;"Ay! Sanırım en heyecanlı yeri burası.", diye düşünerek pür dikkat kesildim:<br>&nbsp; -Bu esnada bebeğin beşiği çam ağacının dalına takılır. Anne , büyükbabaya bunu söyleyemez; büyükbaba çok sert bir adamdır. Anne de tepkisinden korktuğu için bir türlü söyleyemez çocuğunun dalda takılı kaldığını. Bir süre sonra mola verirler. Büyükbaba&nbsp; devenin yanına gelir, bakar beşik de yok bebek de. Anneye sorar,  işaretlerle beşiğin ağaca takıldığını anlatır. Geriye dönerler ama...<br>&nbsp; "Sanırım bebeği bulamayacaklar.", diye üzüldüm.<br>&nbsp; &nbsp;-Geriye dönerler ama bebeği bulamazlar.<br>&nbsp; &nbsp;İçin için yanar yürekleri. Yanan ana yüreğiyle:<br><br></div><div>Bebeğin beşiği çamdan<br><br></div><div>Yuvarlandı düştü damdan<br><br></div><div>Bey babası gelir Şam'dan<br><br></div><div>Nenni de nenni de nenni de bebek<br><br></div><div><br></div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 21:57:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042031435</guid>
      </item>
      <item>
         <title>GÜLLÜ KIZ (YAZ GELENDE ÇIKAM YAYLA BAŞINA) (ERZURUM)</title>
         <author>barutcuhatice1994</author>
         <link>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042031851</link>
         <description><![CDATA[<div>Düzenleyen : Elif Su G.&nbsp;<br><br>&nbsp; Çok eski zamanlarda bir ailenin çocuğu doğmuş ve doğan çocuklarını çok seviyorlarmış. Adını&nbsp; “Güllü” koymuşlar , günlerce törenler, ziyafetler yapılmış.<br><br></div><div>&nbsp; Annesi babası için çok değerliymiş Güllü, kimseyle paylaşamazlarmış kızlarını. Güllü büyümüş, köyden Ömer adında bir genç Güllü ile evlenmek istemiş. Ama babası kızından ayrılmak istemediği için “Kızıma yaşınca altın hediye edersen evlenebilirsin&nbsp; “ demiş.&nbsp; Ömer’in de istenen kadar altını yokmuş ve bu altını biriktirebilmek için gurbete çalışmaya gitmiş. Ömer’in annesi bu duruma çok üzülmüş , oğlunu çok özlüyormuş. Beş yıl sonra istenen altınları biriktirip köye dönmüş ve Güllü’nün yanına gitmiş. Güllü'nün babası “O beş sene önceydi, beş yaş daha büyüdü Güllü, beş altın fazla hediye getirmen lazım” deyince Ömer çok üzülmüş ve annesinin yanına gitmiş. Güllü’yü çok sevdiğini, beş altın için biraz daha çalışması gerektiğini anlatmış. Annesi havanın çok soğuk olduğunu , gurbet için yola çıkmaması gerektiğini söylese de dinletememiş.&nbsp; Ömer yola çıkmış , hava o kadar soğukmuş ki donmak üzereymiş. Bir yandan da bu türküyü söylüyormuş.<br><br></div><div>&nbsp; Daha sonra Ömer’den kimse haber alamamış.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 21:59:13 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042031851</guid>
      </item>
      <item>
         <title>AŞIK REYHANİ - GİDİREM  HİKAYESİ (ERZURUM)</title>
         <author>barutcuhatice1994</author>
         <link>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042032107</link>
         <description><![CDATA[<div>Düzenleyen : M. Eren P.<br><br>  Âşık Yaşar Reyhani, 1934 yılının Eylül ayında Erzurum´un Pasinler ilçesine bağlı Alvar köyünde dünyaya gelmiştir. Babasıyla birlikte gittikleri Sarıkamış´ın Islamsor köyündeki bir tanıdığından kavak ağacından yapılmış eski ve kırık bir saz alır. Sazın telleri de kırılmıştır. Köyüne döndükten sonra saza benzeyen bu eski tahta parçasına ince elektrik kablolarını bağlayarak onunla oyalanmaya başlar. <br><br></div><div>  Yaşar, ilkokulu bitiremez, üçüncü sınıftan ayrılmak zorunda kalır. Saza ve aşık geleneğine olan ilgisi bu dönemde artar.<br><br></div><div>  Pasinler ilçe merkezindeki kahvehanelerde yapılan âşık programlarının müdavimi olur.   Zamanla çok ünlü bir sanatçı olur. Şehir şehir , ülke ülke ülke gezerek sanatını icra eder. Yakın arkadaşları Aşık Reyhani’nin bu ününü kıskanır ve bir zaman sonra bu kıskançlık  çok artar. Aşık Reyhani’ye iftiralar atarlar. Bunu duyan Aşık Reyhani bir gecede ailesini alıp Erzurum’u terk etmek ister, kimseye haber vermeden Bursa’ya yerleşir. İnsanlar Aşık Reyhani’nin Erzurum’u sevmemesi nedeniyle terk ettiğini düşünürler. Oysa Aşık Reyhani Erzurum’u her şeyden çok sevmektedir, arkadaşlarının iftiralarına çok üzüldüğü için terk etmek zorunda kalmıştır. Yolda şu sözleri tekrarlayarak Erzurum sevgisini dile getirir:<br><br></div><div><br></div><div><br></div><div>Türkü:</div><div><br></div><div>Öz canımdan çok sevdiğim Erzurum<br><br></div><div>Çaresiz dişimi sıktım gidirem<br><br></div><div>Gafillerden darbe yedi gururum<br><br></div><div>Kaderime boyun büktüm gidirem<br><br></div><div> <br><br></div><div>Selam olsun ecdâd ile ebâya<br><br></div><div>Abdurrahman Gazi, Habip Baba'ya<br><br></div><div>Tuz ektiler çalıştığım çabaya<br><br></div><div>Emeğimi suya kattım gidirem<br><br></div><div> <br><br></div><div>Kırılmış sazımı astım tavana<br><br></div><div>Çevirdim yönümü döndüm divâna<br><br></div><div>Gurbet kelepçedir yurdu sevene<br><br></div><div>Bilerek koluma taktım gidirem<br><br></div><div> <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 22:00:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/barutcuhatice1994/Bookmarks/wish/1042032107</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
