<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Hikaye Tahtası by Naciye</title>
      <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx</link>
      <description>Hikayeyi devam ettirmeye var mısınız?</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2018-04-02 15:54:23 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2018-04-03 05:32:39 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url>https://padlet-assets.s3.amazonaws.com/icons/File.png</url>
      </image>
      <item>
         <title>ELLİ KURUŞ</title>
         <author>ncykara12</author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247846214</link>
         <description><![CDATA[<div> "İster lapa lapa kar, ister şarıl şarıl yağmur yağsın, isterse de bütün gecenin ayazından karlar dona kesmiş olsun, sabahın beş buçuğunda karanlıkları ürperten sesiyle sokağa girerdi:</div><div>   -Gazete, havadiis!<br> Sabahın dördünde yazı makinemin başına geçtiğim için, bu ses; bu kara, yağmura, ayaza kafa tutan bu canlı, bu pırıl pırıl ses, beni yazı makinemin başında bulurdu. Gazete paralarını akşamdan masamın kıyısına koyduğum için, bekletmez, koşardım sokak kapısına. Gazetelerimi önceden ha­zırlamış olurdu. Uzatır, paraları alır, saymaya filân lüzum görmeden cebine atar, donmuş burnu, bu­har kazanı gibi tüterek uzaklaşırken, canlı, yaşam dolu sesiyle sokağı gene neşelendirirdi:</div><div>   -Gazete, havadiiiis!<br>   Sabahın erken saatinde kalkıp koşuyormuş gazete bayisine. Bayi ana baba günü. Kendi gibi o kadar çok okullu çocuk varmış ki bayi gazetelerini nazla veriyormuş. Daha kötüsü de gazeteleri alır­ken bayiye kaparo vermek!</div><div>Karne zamanı birkaç gün gelmedi. Meraklanmıştım. Sınavlar sırasında olduğu için belki de sınava hazırlanıyor demiştim. İyi düşünmüşüm. Geldi pırıl pırıl sesiyle öksürüyordu:</div><div>   -Kusura bakma abicim. Dersleri hazırlıyordum. Gece yarılarına kadar çalışıp sabahleyin de er­kenden uyanmak fena yordu. İki gün aksattım. Dilber Hanım teyze öksürük için bir ilaç yazdırdı ama ne çare?</div><div>   -Niçin?<br>   -Beş yüz otuz kuruş da ağabeyciğim!</div><div>   -Aklıma bir şey geldi. Ben sana bu parayı versem?</div><div>İçe çökük gözleri, fırlak elmacık kemikleri, solgun derisinin donukluğuyla yüzüme öyle bir bak­tı ki:</div><div>   -Niçin?</div><div>   -Öksürük ilacını al diye...</div><div>   -Anladım ama siz benim neyimsiniz? Karşılığında benden ne isteyeceksiniz?</div><div>Kötüye yormuş olmasından korkmuştum. O:</div><div>   -Babamın arkadaşı da bana para vermişti. Bayiye yatırdıydım. Sonra kazanıp götürdüm alma­dı. Sende kalsın, dedi, yanağımı makasladı da paralarını suratıma fırlatıp...<br>   -Ben o maksatla vermek istemiyorum ki...</div><div>   -Belli olmaz. Babamın arkadaşı da sonradan o maksatla değil yavrum, ben senin babanın dostuyum, dedi. Bir daha evinin önünden geçmedim.</div><div>Ona, gerekli beş yüz otuz kuruşu bir şartla vereceğimi söyledim:<br>   -Şartım şu: “Bana bunu, verdiğin gazetelerle ağır ağır ödersin. Oldu mu?”</div><div>Az önce öfkeden değişen hırçın yüzü yumuşamış, durulmuş, çocuksu hâlini almıştı:<br>   -“Şimdi oldu.” dedi, "Demek siz...</div><div>  -Ben ne babanızın arkadaşı ne de bayiyim. Benimki yardım. Görüyorum okuma hırsı var için­de. Okuyup adam olma hırsı. Hoşuma gitti. Mesele bu...</div><div>   Gözlerini yüzüme çevirdi, parayı verdim, aldı. Yıldırım gibi uzaklaştı. Sokağın alt başından sesi geldi:</div><div>   -Gazete, havadiis!</div><div>Günler geçiyor, her sabah saat gibi geliyor, gazetelerimi verdikten sonra ekliyordu:</div><div>   -Üç lira kaldı borcum abi!</div><div>Sonraları borcu iki liraya indi, bir liraya, daha sonra da elli kuruşa. En son gün gelir iki gazete­mi verirse borcunu ödemiş oluyordu ki gelmedi. Şaştım. Neden gelmemişti? </div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 15:55:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247846214</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Merhaba Arkadaşlar,</title>
         <author>ncykara12</author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247851194</link>
         <description><![CDATA[<div>Aşağıda bir hikaye yer almaktadır fakat hikaye bir yerden sonra kesilmiştir. Kendi duygu ve düşüncelerinizden hareketle hikayenin geri kalanını siz yazınız.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 16:10:29 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247851194</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikâyenin Devamı(Mahmut KARDAŞ)... 🙂</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247870407</link>
         <description><![CDATA[<div>Başına acaba bir iş mi gelmişti? Onu nerede bulabilirim diye düşünüyordum. Aklıma kötü senaryolar hücum etmeye başlamıştı. Araba mı çarptı, yine hasta mı oldu vs. şüphelerle o gün akşamı etmiştim. Sonra kapımın sanki ardında düşman toplarıyla dövülüyormuş gibi bir şiddetle vurulduğunu duydum. Tanımadığım bir çocuk nefes nefese kalmıştı ve bana"Acele et! Küçük dostun çok hasta, ona yardım etmen lazım! "Bu sesteki acıklı ve bir o kadar da çaresizlik tınısı beni bir anlığına buz gibi yaptı. Adeta donup kalmıştım ve aklım durmuştu. Bu durumum çok uzun sürmedi ve kendimi toparlayıp içerdeki askılıkta asılı duran paltomu ve şapkamı aldım. Çocukla birlikte küçük dostumun evine doğru koştuk. Annesinin kapıyı açmasıyla hemen küçük dostumun yanına koştum. Dostum çok kötü haldeydi. Yüzü ve alnı ateş kırmızısı gibi olmuştu, dudakları çölde susuz kalmış bedeninin dudakları gibi kurumuştu, gözlerinin feri gitmişti, göz kapaklarına ağırlığı fazla geliyordu, saçlarının arasından çatlatan sızmış gibi su taneleri düşüyordu, vücudu buz gibiydi ve ben bu emareleri görünce dostumu hemen taksi çağırıp hastaneye ulaştırdım. Yolda bana bir şeyler söylemeye çalıştı ama şu an konuşmaması gerektiğini söyledim. Dostum tedavi olurken annesinin kapıyı açtığımda gördüğüm çaresiz hali ve beni görünce gözlerindeki ışıldamayı ve yüzündeki ağlamaklı karışık tebessümü aklımdan çıkmıyordu. Doktor beni çağırdı ve sevgili dostumun ateşi çıktığını ve beş dakika daha geç kalmış olsak havale geçirme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilceğimizi söyledi. Doktor bu riskten bahsederken kalbime ateş düşmüştü adeta." Ya beş dakika daha geç kalsaydım, aman Allah'ım düşünmek bile kötü." diye geçmişti aklımdan. Neyse ki doktor dostumun yavaş yavaş normale dönmeye başladığını ve yazdığı ilaçların düzenli bir şekilde kullanılmasını üstüne basa basa tembihledi. Ben de hiç merak etmemesini ve bizzat ilgileneceğimi söyledim. Dostumla o gün hastanede sabahladık ve öğleye doğru taburcu olduk. Dostum bana hayranlıkla ve minnetle bakıyordu. Bense önemli değil cinsinden bir bakış attım. Dostum üç günde toparlandı ve turp gibi oldu. Kapım yine çalınıyordu ama bu sefer normal bir şekilde çalınıyordu. Gelen küçük dostumdu. Bana son borcunu getirmişti. Ben de kabul ettim ama bundan sonra çalışmaması gerektiğini ve onu kendimin okuyacağını söyledim. Bana mutluluk o kadar sarıldı ki duygulandım o an. Yirmi yıl sonra gazete satan küçük okuyup hâkim olmuştu ve adalet tesis ediyordu. Kendisine gelen bir telefon kendisine sahip çıkan ve kendisinin bu günlere gelmesine vesile olan adamın hastaneye kaldırıldığını ve acilen gelmesi gerektiğini bildirmişti. Hastaneye yetiştiğinde ise geç olmuştu. İyi yürekli adama ezele doğru yol almıştı. Çiçeği burnunda hakim olduğu yerde yığılıp kalmış ve kendisinden başka kimsesi olmayan adama hüngür hüngür ağlamıştı. Adamdan kendisine geriye kalan bir vasiyette kendisinden yapmasını istediği bir şeydi. Vasiyetinde adam dostundan küçüklüğündeki yaşadıklarını göz önünde bulundurarak imkanı olmayan ve okumak isteyen birkaç çocuğa yardım etmesini söylüyordu. Bunun üzerine genç yani adamın dostu söz verdi ve sözünü yerine getirdi. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 17:04:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247870407</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikâyenin devamı...</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247872288</link>
         <description><![CDATA[<div>Mutlaka bir şey olmuş olmalıydı. Her gün heyecanla gelip borcunu ödeyen çocuk ortalarda görünmüyor, ben de onu çok merak ediyordum. "Keşke nerede kaldığını bilseydim." diye düşündüm. Ama sonra para vereceğim zaman benden şüphe edişi aklıma geldi. Haklıydı. Evinin yerini ona soramazdım. Ama birkaç gün daha gelmezse yakınlardaki okula gidip soracaktım. Belki adresini verirler belki de bir şey olmuşsa havadis alırdım. Zaman geçtikçe endişelerim artıyordu.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 17:10:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247872288</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>kumaszeynep_24</author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247882059</link>
         <description><![CDATA[<div>Günler geçti, küçük dostum yine gelmedi. Tanıdıklara sorup evini buldum. Evine gittiğimde onu hasta annesinin başında buldum. Beni gördüğüne sevinmiş gibiydi. "Sana olan borcumu ödeyeceği, elli kuruş borcum var, unutmadım." dedi.&nbsp; Birlikte annesini hastaneye götürdük. İlaçlarını aldık. Annesi iyileştiğinde işinin başına geri döndü , bana olan borcunu ödedi. Uzun zaman yine görmedim onu. Yıllar sonra karşıma kocaman bir delikanlı olarak çıktı. Okulunu bitirmişti. Ona baktıkça gurur duydum.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 17:39:24 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247882059</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Öyledir ya; en olmaması gereken yerden başlar kimi hikayeler, en olması gereken yerden hayli uzak! </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247890117</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 18:04:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247890117</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayenin devamı</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247919334</link>
         <description><![CDATA[<div>Daha sonradan bir arkadaşından öğrendim.Ağır hastalanmış.Ziyaretine gitmek istedim.Ertesi gün ilk işim yanına uğramak oldu.Selam verdim,zorlukla aldı selamımı."Neyin var ne oldu?"dedim."Üşütmüşüm abi" dedi.Ama durumu hiç de öyle üşütmüşe benzemiyordu."Gazeteler burda abi,biriktirdim senin için.Borcumu da ödemiş oldum sana" dedi."Canım hiç düşünme sen.Ne önemi var şimdi?" dedim."Olsun.Borçlu kalmayayım."dedi.Bunları söylerken ağlamaklı oldu biraz.Gözlerinden yaşlar süzülmek üzereydi.Doğrulacak oldu.Engel oldum.Başı geriye düştü hafifçe.Tuttum.Gözleriyle odanın öteki ucundaki sandığı işaret etti."Hakkını helal et abi.Çok hakkın geçti bana" derken melekler onu çoktan cennete kanatlandırmıştı.Başını yavaşça yastığına bıraktım.Bir de onun yarım kalan hayallerine.Gencecik bir fidan gazetelerini öksüz bırakmıştı.Ne vakit gazete okuyacak olsam aklıma o çocuk gelir.Ağlamaklı olurum...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 19:36:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247919334</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Meraktan çıldırmak üzereydim...Küçük dostum hiç böyle şeyler yapmazdı.  Her gün o güçsüz bedeniyle gazeteleri taşır ve cılız olsa da ben buradayım diyen sesiyle  &#39;Gazete&#39; diye bağırırdı. Allah&#39;ım ne yapabilirim? Küçük dostumdan nasıl haber alabilirim? diye düşünürken hava almak için balkona cıktim. O sırada küçük dostumla birlikte gazete satan Ahmet geldi aklıma. Ahmet evimin karsısindaki gecekonduda yaşıyordu. Ahmet kucuk dostuma ne oldugunu bilirdi. Hemen üzerime bir hırka alıp terliklerimle dısarı cıktım. Kapıyı hesap soracak dedikoducu kadınlar gibi hızlı hızlı caldım. Kapı acıldı. Ama kapıyı acan Ahmet degildi. Ihtiyar bir amcaydı. Amcaya Ahmet&#39;ı sordum. O da Ahmet&#39;in bir arkadasinin cenazesine gittigini söyledi. Bu cenaze kucuk dostumun cenazesi degildir dedim kendi kendime. Cünkü o daha cok kucuktu. Ölemezdi... Bu fikri kendime kabul ettirmeye calısırken evin onünden bir cenazenin gectigini fark ettim. Ahmet de cenazedeydi ve cocuk feryadiyla ağlıyordu. Kosmaya calıstım ama gitmiyordu sanki bacaklarım. Bağırmak istedim ama boğazıma düğümlendi sözlerim. Sesim çıkmıyordu. Cenazeyle aramda 100 metre ya var ya yoktu ama  ulasamıyordum. Sonunda Ahmet&#39;in yanına vardım. Ahmet ağlamaktan tek tek kelimelerle anlatmaya calısti derdini. &#39;Araba&#39; &#39;karşıdan karsıya geçerken çarptı.&#39; eczaneye gidiyorduk.&#39; &#39;Sana bu kuruşu verdi.&#39; &#39;Öldü...&#39; İnanamadım... Kendimi paraladım. Çocuk feryadıyla ağladım... Her gün mezarına gittim... Her gün gazete getirmesini bekledim... Her gün ağladım... Ama hepsi boşunaydı. Çünkü küçük dostum bir daha cevap vermedi sesime... </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247921506</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 19:45:13 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247921506</guid>
      </item>
      <item>
         <title>🍒</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247935038</link>
         <description><![CDATA[<div>Aradan birkaç gün daha geçti. Baktım benim küçük dost gelmeyecek, ben düştüm peşine. Elli kuruşun değil, o arkasında güneş duran, ümitvar, çocuk gözlerin peşine tabi. Ne nerede yaşadığını biliyordum ne de okulunu... Aklımda sadece arada bir denizi izlemeye gittiğini söylediği parkın adı kalmıştı. Günlerce yalnızlığıma cıvıltı olan bu zeki çocuğu sabahtan akşama kadar orada bekledim. Nihayet bir gün çıktı geldi. Benimle ilk göz göze geldiğinde dehşete düştü, beni orada görmeyi beklemediğinden olsa gerek.<br>İyi günler, deyip mahcup bir şekilde oturdu oturduğum bankın bir ucuna.<br>Bak, sen beni unuttun ama ben senin arada bir uğradığın parkın adını bile unutmadım vefasız dostum, diye söylendim. Sanki o yaşını başını almış bir adam bense bacak kadar bir çocuktum.<br>Neden gelmeyi kestin ufaklık? Borcunu ödeyemeyecek durumda olsan gelir söylerdin, sebep bu olmasa gerek, dedim susmaya devam edince. Demez olsaydım, hemen peşine ağlamaya başladı.<br>Neden ağlıyorsun şimdi çocuk? Bunca üzülmene gerek yok. İstemiyorsan bana gelmek zorunda değilsin, dedim.<br>Hiç olur mu öyle şey, diye atıldı. Ben gelemedim çünkü... Çünkü gelip o son 50 kuruşu da verseydim bir daha gelmeme gerek kalmayacaktı. Belki de beni bir daha görmek istemeyecektiniz, dedi. Keyifle gülümsedim. Demek sadece o benim değil, ben de onun sessiz hayatına ses olmuştum...<br>Biraz ileriyi işaret ettim ve:<br>Bak karşıda bir kahvehane var. Haydi senle oraya gidelim ve son 50 kuruşla bana bir kahve ısmarla. Bilirsin, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Bir fincan kahve ısmarlarsan dostluğumuz kırk yıl daha sürebilir! , dedim yine çocuksu bir neşeyle. Yaşlarla dolu olan gözleri anında parladı ve tamam anlamında başını salladı. Kahvehaneye gittik ve denizi izleyerek sohbete daldık...<br>Ben ömrüm boyunca hiç o kadar şekeri kararında bir kahve içmediğim gibi bu kadar vefalı bir dost da edinmedim.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 20:47:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247935038</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Çocuğun hasta annesi daha kötü bir durumdaydı. Çocuk kendi hastalığını bir kenara bırakıp annesine pahalı ilaçlardan alabilmek için gecesini gündüzüne katıyordu. Çocuğun annesi günden güne iyileşmeye başlamışken birden çocuk yataklara düştü. Onu üzen hastalıktan yataklara düşmesi değildi. Onu üzen hem annesine ilaç alamaması hem de son kalan borcu elli kuruşu ödeyememesiydi. </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247936286</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 20:54:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247936286</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ama bundan sonra edineciğimi düşünüyorum çünkü hatar bubdeniz kadar uçsuzbucaksız, kahve köpüğü kadar geçici...</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247949543</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-04-02 22:47:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ncykara12/my8lfi0unfyx/wish/247949543</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
