<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>PİTORESK by Zümra Kadriye Güdeloğlu</title>
      <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg</link>
      <description>Bir yudum nüktenin, birkaç göz yaşı ve fotoğraf ile buluşmuş hali...</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2023-11-18 16:50:30 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-10-06 11:57:00 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url>https://padlet.net/icons/png/1f342.png</url>
      </image>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794914919</link>
         <description><![CDATA[<p>Koca koca binalar… Her birinde farklı hayatlar, farklı insanlar. Kimisinin ışığı yanıyor, kimisinin yürekler gibi karanlık pencereleri. Hiç kimsenin birbirinden haberi dahi yok. Ah diyor bir ses, nerede o eski komşuluklar. Arada sıkışmış kalmış, sokak lambasıyla aydınlatılan bir yol. Nereye çıkar bilinmez. Bir de ağaç var bir iki tane o yolun üzerinde, ağaçlar göğe bakıyor. Neredeyse gökyüzüyle karışacak olan deniz, onları ayıran ve şafak vakti olduğunu belirten o mükemmel gökyüzü. Güneş birazdan geleceğinin habercisi ışıklarını göndermiş gökyüzüne. Onlar da tam yerleşmiş ufuk çizgisine. Tam denizin üstünde muntazam bir turunculuk ama nasıl bir turunculuk… Göğe çıktıkça rengi açılıyor ve daha çok güneşin habercisi olarak sarımtırak bir renge dönüşüyor. Hemen orda uçak çizgisi gibi ince uzun bulutlar. Belki de bize bir şey anlatmak istiyorlar. Ama biz insanoğlu kendimizi bile zar zor anlarken bulutu nasıl anlayalım yahu. Velhasıl, kareye uzaktan bakıldığında aslında yaratıcının mükemmelliğini görüyoruz. O renklerin birbiriyle öyle güzel uyumu… Şafak vakitlerini bu yüzden seviyorum aslında, her gün farklı bir boya paletinden fırlamış gibi.  </p><p>       </p><p>~Alime Feyza DERE~</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/a51b3ded940e0b36bde693fbd71e8700/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:07:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794914919</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794914932</link>
         <description><![CDATA[<p><br/></p><p>Bu resme ilk bakan birçok insan akşam saatlerine yakın herhangi bir yerde yağmur yağdığını görüyor. Normal bir yağmur. Hani nesi var ki bunun diyenler illaki çıkar ama ben bu resmi dibine kadar çaresizlik olarak tanımlıyorum. Gökyüzü kaybetmiş beyazlığını, boyamış kendini maviye oradan da siyaha belki de. Aslında ne kadar da gökyüzü gibiyiz. O da ağladığı, üzgün olduğu görünmesin diye kapamış bütün ışıklarını, göndermiş güneşini aynı umutlarımızı gönderdiğimiz gibi değil mi? Bizim ağlayışlarımız sessiz, içine kapanık hıçkırıklara dönüşürken onunkiler yağmur olarak yağmış yeryüzüne. O kadar bunalmış, bıkmış ve yorulmuş ki kendi içinde yaşadığı karmaşalardan, çatışmalardan. Herkes görsün, sesini duyan olsun diye ağlamış yüksek sesle hıçkırarak. Bir umut, anlarlar diye. Oysa görenler yağmur yağıyor diye geçiştirmişler gökyüzünü. Kimsenin aklına gelmemiş sabah vakti cıvıl cıvıl güneşiyle içimizi ısıtan gökyüzünün güneş gittikten tek başına kaldıktan sonra hissettiklerini. Kimse tam anlamıyla tanımamış onu. Ama çabalamış anlasınlar da yardım eli uzatsınlar diye. Bazen gök gürültüsü olarak bağırmış iyi olmadığını. Bazen de yıldırım olup zarar vermiş kendine görsünler içindeki acıyı diye. Ama kimseye zararı olmamış gökyüzünün kendinden başka. Ondandır belki görmeyişlerimiz ya da görüp de kulak vermeyişlerimiz. Şimdi bunlardan sonra soruyorum size sizce bu resimde sadece yağmur mu yağıyor?&nbsp;</p><p><br/></p><p>~Ayşenaz Genç~</p><p><br/></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/95a672b03710b8e5a1156b8c2b942187/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:07:39 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794914932</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794914945</link>
         <description><![CDATA[<p><br/></p><p>Güneş gözünü henüz tam açmamış, şehir uyanmamış ancak insanlar yollara düşmüş. Havadaki o hafif mavilik ağaçları kaplayan beyazlıklara selam veriyor. Sokak lambaları ve araba farları ise cabası, cümbüşe ışık katıyorlar. Tabii 3 numara astigmat olan insanın gözüne batmıyor değil ama bir yandan da hoş geliyor. İnsan ona batanı sever zaten: Kimisi yalnızlıkta düzenli acıya bile bağlanır, yokluğu ağır gelir, hüznü bile özler; kimisi sonucunda çarpıntılar, ağrılar, panik ataklar arasında çırpınacağını bile bile o acı ve sert kahveleri içer... Ama en büyük örneği aşktır bunun, aşık olduğunda acıya sarılırsın aslında.&nbsp;</p><p><br/></p><p>&nbsp;Araba farlarını düşünürken nerelere geldim baksana, aklım beş karış havada zaten. O yoldan geçerken de böyleydim, dalmıştım düşüncelere. Her gün geçtiğim o yol, o sıkıcı yol bir gecelik kar yağışında nasıl da değerli oldu, gözüme hitap etti ve farklı hissettirdi öyle. Kimi zaman yürürken ağladığım, kimi zaman kaldırımda oturup hayatın telaşından kaçıp hayallere sığındığım, kimi zaman da kenara çekilen dolmuşlar tarafından ezilmekten son anda kurtulup bir köşede o anın şokunu atlatmaya çalıştığım olmuştur. Ancak bir sabah uyanıp erkenden yola koyulmuşken durup derin bir nefes aldım ve etrafıma bir göz gezdirdim. Her gün geçtiğim ve çoğunlukla bıkkınlığımı yansıttığım bu yol ne de güzel gözüküyor bugün. Aldığım nefesi ciğerlerimde hissediyorum, karın beyazlığı temizlemiş gibi çektim içime o havayı. Yaşadığımı hissettim o an, gerçekten yaşadığımı. Aldığım her nefesin değerini kavradım sanki, tüm hücrelerimi tüm benliğimle hissettim.&nbsp;</p><p><br/></p><p>~ Buse Nur Atalan ~</p><p><br/></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/2f5d8421138e618a979115aae3bb845e/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:07:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794914945</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794914988</link>
         <description><![CDATA[<p> AY VE DENİZ DE ŞAHİT    </p><p> </p><p> Akşam saatlerinde dalgaların paralel vurduğu kıyıda oturmak bu kadar iyi hissettirir miydi?</p><p>Güneş az önce beni selamlamıştı fakat yarım saate kalmadan uçsuz bucaksız denizin ufkunda kayboluvermişti. Şimdi pembe vakitlere bürünmüştü sahil. Buraya çok gelme fırsatım olmuyordu fakat imkanım olsa her vaktimi burada huzurla geçirmeyi isterdim.     </p><p> Bu yıl fazlasıyla can almıştı bu kıyı. Ne acılar yaşatmıştı ailelere… Hangimiz inanırdı ki şu masum manzaranın kaç insanın canına kıydığına. Kimilerinin ölümüne sebep olan uçsuz bucaksız su beni yaşama bağlıyordu. Gelecekte deniz olamayan bir yerde yaşamak istemiyordum, çünkü bu dünyanın karmaşasında sadece denizi görünce huzur buluyordum. Gökyüzünde yarım ay tüm içtenliği ile parlıyordu ve bu görüntünün güzelliğini ikiye katlıyordu. O an… O an sahilde bir ses yankılandı. Arkama ürkekçe döndüğümde patlatılan konfeti, süslemeler… Bir nişan törenine şahit oluyordum. Benimle beraber ay ve deniz de izliyordu bu sahilde; huzurun sevince, ölümün acıya dönüşmesini.      </p><p> Karşıdaki şehir ışıklarının ulaşamadığı koyu mavi gökyüzüne, feryatlar ve kahkahalar hapsoluyordu...     </p><p><br/></p><p>-Mehlika Rana Alkan-                                                                                                    </p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/cdda8fdb9672b4839becdee4ab277b54/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:07:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794914988</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915056</link>
         <description><![CDATA[<p><br/></p><p>Bahar; aşkı, heyecanı, en önemlisi de umudu barındırıyor. Çiçeklerin açtığı, kuşları örtüğü, etrafı cennetten gelmişçesine kokuların sardığı en güzel mevsim... Ve bahar gelince kendimizi yine aynı mekanda buluyoruz. Şehirden uzak, kendi nefesimizi, iç sesimizi dinlediğimiz anlar. Huzur ve mutluluk mu? Sadece şu çiçek bile diyebilirim. Ben kendimi iki mavinin arasında sevdim: denizin hemen üstünde, gökyüzünün hemen altında. İçime çeke çeke aldım o huzuru yine yeniden başlayabilmek için... Zaman ne çabuk geçmiş anlayamadık bile ve şehre tekrardan dönme zamanı geldi. Ve elimdeki unutmabeni çiçeği bana tekrardan gel derr gibiydi. Bir başka bahara inşallah:)&nbsp;</p><p><br/></p><p>~Müberra Uslu ~</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/029a154a0156c73ce9d50be2aacbf84d/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915056</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915075</link>
         <description><![CDATA[<p><br/></p><p>yamalı yüreğim ecnebidir eman</p><p><br/></p><p>hiç bilmem ki sıcak çorba kokusu, anne terliği</p><p><br/></p><p>güneş celali çocukluğumun safi duyguları</p><p><br/></p><p>yaş gözlerimin gayba dildadeliği</p><p><br/></p><p>şimdi</p><p><br/></p><p>ne o battaniye ısıtır beni ne buharı tüten demli çayım</p><p><br/></p><p>ne de kitabımın acı sayfalarında kuruyan kiraz çiçeği</p><p><br/></p><p>bazen sahrada görülen bir serap</p><p><br/></p><p>bazen muammay-ı müşkül-küşa olur dört duvar</p><p><br/></p><p>kimi zaman muğlak, kimi zaman müphem olan yastık</p><p><br/></p><p>kabz mı bast mı anlamadığım o divan</p><p><br/></p><p>memluğu olduğum o küf kokusu, soba közü</p><p><br/></p><p>her dünyaya ara verdiğimde bulutların içindeki heyulalar</p><p><br/></p><p>yetmezmiş gibi gri duvarlar.</p><p><br/></p><p>gerek olan ne kiremiti ne tuğla aslında</p><p><br/></p><p>sıva çatlağından önemli olamadı hiçbir şey</p><p><br/></p><p>sobanın telinde kuruyan formam gibi kurudu her gün yeşeren umudum</p><p><br/></p><p>ve balkonuma dolanan sarmaşık gibi sardı ümitsizlik bedenimi</p><p><br/></p><p>patlayan borudan, açık pencereden, kirli halıdan önemli olamadım bugün de</p><p><br/></p><p>kan çanağı gözlerime bakıp süpürge verilince elime</p><p><br/></p><p>anladım ne kadar değersizleştiğimi</p><p><br/></p><p>ve elem dolu gözyaşlarımın ıslaklığıyla bir kez daha silindi o sokak</p><p><br/></p><p>ve bir kez daha anladım ki hiçbir zaman bir evim, bir babam, bir nefesim olmayacak.</p><p><br/></p><p>~Saliha Öner ~</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/dc0a5e4ff61eb21c608940206d2dd473/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:10 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915075</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915091</link>
         <description><![CDATA[<p><br/></p><p>BİR KUPA KAHVE</p><p><br/></p><p>“ Kısa cümleler kuruldu, uzun sigaralar içildi, bir şarkı açıldı yardan da senden de geçildi.”</p><p><br/></p><p>Bir kupa kahve. Acı, sert, keskin.</p><p><br/></p><p>Kimi zaman stresli bir sınav haftası ayıklığı, kimi zaman sabaha kadar oturulan gecelerin ilacı, kimi zaman da bir parça müzik ile birleşip alkol etkisi yaratan sarhoşluğu…</p><p><br/></p><p>İki damla gözyaşıyla karışan keskin kokusu anlatıyor bazen her şeyi. Dibinde kalan telveye ulaşınca ters çevirip kaderin alnımıza yazdıklarını görmeye çalışıyoruz. Katran karası dolu bardağın içine bakakalıp sorulara cevap arıyoruz; şu koca dünyada karşımıza çıkmayan, dualarımızda cevabını alamadığımız onca kafa yorgunluğunu bir avuç bardağın içinde aramak…</p><p><br/></p><p>Ne kadar doğru?</p><p><br/></p><p>Akıl kârı mı?&nbsp;</p><p><br/></p><p>Değil.</p><p><br/></p><p>Biraz çaresizlik, biraz umutsuzluk…</p><p><br/></p><p>Öyle işte, kendi kendinize konuşurken kahveniz soğuyunca anlıyorsunuz bazı şeyleri, zaman geçiyor su misali. Zift gibi bardaktan duman çıkmıyor işte, soğuyor. O ziftin tadı olur mu, oluyor, o bile kaçıyor.</p><p>&nbsp;</p><p>Eh, herkese gece olur ama herkesin karanlığı farklıdır derler, o karanlık gecenin zifiri dostudur bir kupa kahve.</p><p>&nbsp;</p><p>-“...bir kahve içildi, yardan da senden de geçildi.”</p><p><br/></p><p>Merdivenleri üçer beşer çıkanlara, vedalaşırken sevdiğini en sona saklayanlara, çiçeği solup kendi solmayanlara, zor günlerin tez geçmesini sabırla bekleyenlere, işten değil de kendinden kaçanlara selam olsun.</p><p><br/></p><p>Koyu kahve ruhlara selam olsun.</p><p><br/></p><p>~Şefkat Ebrar Tatar~</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/0994836c82862a5b338c8a5d32eca59b/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:14 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915091</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915116</link>
         <description><![CDATA[<p><strong><em>DENİZİN BİNBİR TONU</em></strong></p><p>&nbsp;</p><p>Ben denizin en çok bu rengini seviyorum. Bir sonbahar, ikindi vakti, gökyüzü tamamen bulutlu ve dalgaların sert sesleri. Samsun’un bu denizi… Kim bilir kaç can aldı. Kaç bedeni çekti derinliklerine? Denizden kıyıya vuran rüzgar havanın soğukluğunu arttırmak için tüm gücünü harcıyor resmen, gerçekliği yüzüme vururcasına. Bizim gibi kaç sevgilinin arasına girdi bu hırçın sular? Ben bu denizin her bir tonunu ezberlemişken niye bu acı. Ben aslında denizin sadece bu rengini seviyorum. Sadece bu halini… Kalbim gibi soğuk, zihnim gibi dalgalı. Fakat sen dönersen sevgilim, söz güneşin ufuktan belirdiği zamanki denizi de seveceğim. Duru suyun zihnime akmasına, güneşin turuncu renginin kalbimi ısıtmasına izin vereceğim. Kokun burnuma dolunca tüm düşüncelerimi uçuşan kum taneleri gibi uzaklara salıvereceğim. O zaman denizin bin bir tonunu seveceğim. O zaman kalbim yerinden çıkacak, damarlarımdan akan kan yazın kavrulan kum gibi sıcacık akacak…</p><p><br/></p><p>-Zeynep Kurnaz-</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/1a56330c78830695d2483a1f57391dfc/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:17 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915116</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915138</link>
         <description><![CDATA[<p><strong><br>SARI PAPATYA<br></strong></p><p>Su şişemi kesilen ağaç kütüğünün üstüne koyup gölün o huzur veren maviliğine dalmıştım. Ya da göle huzur veren şey o gökyüzünün masmavi yansıması mıydı? Yemyeşil ağaçların arasındaki o saklı evle birleşimi o kadar güzeldi ki göl tam bir kartpostal görünümüydü. Tam huzurlu bir şekilde düşünmeye devam ederken bir sesle irkildim. Hemen sesin olduğu yere döndüm dönmemle bir kahkaha patlatmam bir oldu. Ağacın üstünde bir sincap vardı ve kendini olduğu yerden aşağı atıyordu hem de hiç durmadan ülkenin sincabı bile manyak arkadaş diye içimden geçirdim. Ama izlemesi o kadar zevkliydi ki gölün o huzur veren maviliğini bile unutmuştum. Sanki dünya durmuş ve sadece sincapla ben varım gibiydi. Sincaba öyle odaklanmıştım ki hiçbir şey duymuyordum. Ta ki birinin bana</p><p><br/></p><p>dokunmasıyla bütün dikkatimi oraya yöneltene kadar. Sinirle arkamı döndüm ama gördüğüm manzara karşısında adeta dilim tutulmuştu. Bir şey demek istiyordum ama diyemiyordum. Sapsarı saçları ve o masmavi gözleriyle adeta beni büyülemişti. Sanki kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Demek ki bugün o yolduğum sarı papatya işe yaramıştı. Karşıma aynı o papatya gibi güzelliğiyle büyüleyen biri çıkmıştı. Ya da ben öyle sanmıştım çünkü dediği şey hiç beklediğim gibi çıkmamıştı. Sevgilisiyle onun fotoğrafını çekmemi istemişti. Ya kardeşim, selfie çekinin neden benim duygularımla oynuyorsun diye içimden düşünürken tabi diyerek onların fotoğrafını çektim. O kadar komik duruma düşmüş gibi hissetim ki kendimi bütün sinirimi yerdeki yemyeşil otlardan çıkardım. Otları yolmaya o kadar odaklanmıştım ki havanın karardığını fark etmemiştim bile. Ta ki annemin 30 kere aramasını görene kadar. Hemen eşyalarımı toplayıp annemden yiyeceğim o sanat eseri misali müthiş dayakla günü mü bitireceğim aklıma geldiğinde daha da hızlı koşmaya devam etim.</p><p><br/></p><p>~Zeynep Sevde Günaydın ~</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/fd5974701784da18ba709cb5ad941d48/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915138</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915147</link>
         <description><![CDATA[<p>SESSİZ BİR MÜCADELE</p><p>&nbsp;</p><p>Uyandım.</p><p>&nbsp;</p><p>Bugün de uyandım.</p><p>&nbsp;</p><p>Aynı dün, ondan önceki dün, ondan daha önceki dün, daha ve daha önceki dün de uyandığım gibi.</p><p>&nbsp;</p><p>Lakin tam da aynı diyemem. Çünkü bugün sağ tarafımdan kalktım. Oysaki dün solumdan, ondan önceki dün sağımdam, ondan daha önceki dün solumdan, daha ve daha önceki dün de sağımdan ve solumdan uyanmıştım. Evet gördüğünüz üzere sabahların hep aynı köründe günüme renk katmayı da aksatmıyordum (!).</p><p><br></p><p>&nbsp;</p><p>Uyurken üstümden kayıp düşen ince örtüyü yerden kaldırıp yatağımın üzerine koydum. Ayaklarımı yataktan kaydırarak yere koydum. Bir saniyeden kısa bir sürede içime işleyen o ince soğuk dalga, tüm damarlarımda ışık hızında dolaştıktan sonra yaratığı şokla göz kapaklarım aralıksız bir bütünlükle açıldı.</p><p>&nbsp;</p><p>Zaten neredeyse kuru olan ve tüm nemin akşamdan bu yana çekilmesiyle dudaklarım, iyice birer birer soyulabilecek bir hal almıştı. Ufak bıkkın bir gayretle elimi uzatım ve yanı başımdaki yalnızca duran bir bardak suyu yakaladım. Gevşek parmaklarım, ben bir yudum suyu anca içebilmişken bardağı taşımaktan vazgeçip ani bir hareketle yanı başıma geri bıraktı.</p><p>&nbsp;</p><p>Ardından ayaklarıma verdiğim emirle ayağa kalktıktan sonra dün yaptığım gibi, ondan önceki ve daha-. Merak etmeyin, bunu söyleyerek bu işkenceyi size tekrar yaşatmayacağım. Keza ben bir koğuş mahkûmuyum, burası ruhumun kanatlarının kesilip hapsedildiği o yer. Siz de aynı koğuşta kaldığım diğer mahkûmlarsınız. Biz aynı suçtan hüküm giydik, burada hem masumlar hem de suçlular var. Masumların bile çıkamadığı bu yerden çıkmayı kimse denemez bile. Hayat zaten bu deriz. Her akşam aynı koğuşlara girer, aynı yemekleri yer, aynı yerde dolaşıp, günlerimizi hiç eder ve aynı güne lanet ederiz. Oysa buranın bir de yönetenleri var. Size göre yasa... kanun... Nedir?</p><p>&nbsp;</p><p>Biliyor musunuz cevaplarınız hiç kimsenin umurunda değil. Çünkü ben yönetiyorsam kanun benim... Ve de buradaki kanun belli.</p><p>&nbsp;</p><p>Günlerimin işleri... Hatta şöyle diyeyim. İşlerin sahibi olduğu günlerimi geçirirken bir çizelge tutuyorum. Ve her gün şöyle diyorum. “Evet bugün de günü bitirdin. Artık bu yerden kurtulmak için 9475 günün kaldı.”</p><p>&nbsp;</p><p>40’ıma girmeme az kaldı. Bundan sonra, ondan sonra yaparım diyerek geleceğe süpürdüğüm hayallerimi bir yıl daha ertelememe çok az kaldı demek istiyorum. Oysa hiçbir zaman gerçekleşmeyeceklerini tahmin etmek pek de zor olmasa da insan, her gün birkaç kaç oksijen tüketiyorsa bu arzular sayesindedir. Kandırıyorlar bizi, haliyle biz de kendimizi kandırmaktan geri durmuyorduk. Süründürülerek yaşadığımız bu yerde ne aç kalıp ölebiliyoruz ne de tamamen doyabiliyoruz. Buranın olayı bu...</p><p>&nbsp;</p><p>Bugün yine önümüze konanla yetindiğimiz bir yemeğe daha oturduk.</p><p>&nbsp;</p><p>Herşey yine aynıydı. Fakat hepimizin aksine içindekileri dışına vurmayı başaran biri vardı aramızda. Ellerini masaya vurdu ve ayağa kalktı. “Yaşamak için uğraştığım bu yerde özgürlüğümden ayrıldığımı yeni farketim. Özgür değilsem yaşıyor sayılır mıyım? Sizi bilmem ama ben daha fazla yönetilmeyeceğim.” Konuşmasının üzerine kapıda bekleyen gardiyanlar bir hışımla gelerek adamın kafasına silah kabzasını defalarca indirerek onu susturmaya çalıştılar. Bu süre zarfında düşünme eylemini gerçekleştiren bir-iki kişi daha ayağa hızla kalkıp tepkilerini belirtme cüretinde bulununca gardiyanların hiddeti onları da vurmuştu.</p><p>&nbsp;</p><p>Gözlerimi dahi kırpmadan boş gözlerle izlediğim acı verici on dakikanın ardından başımı önüme eğdim, kıpırdamadan duran kaşığı yavaşça elime aldım ve önüme konulan tabağa daldırarak yemeye devam etim.</p><p>&nbsp;</p><p>Birbirinden farksız aylar, geride kalmaya devam ediyordu.. Yorgunluk bedenimin bir uzvu olmuştu artık, her akşam sızım sızım sızlardı. Ne kadar ağzımı bıçak açmaz olsa da içimde her gün yitip gidenlerin haykırışları yankılanırdı bütün koğuşta. Bizim gibiler bu sesi asla duymazdı.</p><p>&nbsp;</p><p>Ama onlar duyuyordu. Onlar her şeyi anlıyor ve bunu kabullenmiyorlardı. Geçen her ay onlar için farklıydı. Her ay buradan kurtulmak için uğraşıp, zincirlenen gerçek özgürlüklerine kanat dikiyorlardı.</p><p>&nbsp;</p><p>Duymayan herkese teker teker duyurmaya çalışıyorlardı. Kiminin göz perdesi aralansa da kimi de bu işi tehlikeli bir ihanet olarak görüyordu.</p><p><br></p><p>&nbsp;</p><p>Gün çizelgem yılları mümkün olabilecek en yavaş bir şekilde karalıyordu. Koğuştaki birkaç yatak artık boştu. Evet onlar. Bütün uğraşların sonunda artık yönetenler kadar güçlenmişti özgürlük arayışları. Buradan gitmeden önceki son gün yanıma gelmişti onlardan biri. Karşıma geçti ve “Yaşam sandığın şey bu değil. Sen burada sadece gerçekten yaşayanları yaşatmak için yaşatılıyorsun. Neden herkes zengin veya fakir değil sence? Neden zengin ve fakir vardır bilir misin? Çünkü güçlü insanların güçlü oldukları için yapmadıkları şeylerin yapılması için zayıf insanlar gerek. Ve zayıf insanların her zaman muhtaç olduğu güçlü insanlar vardır. Bu bir döngüdür ve buna engel olamazsın. Sadece kendini kurtarabilirsin, eğer bizimle gelirsen.” dedi. Ardından arkasına bile bakmadan uzaklaştı yanımdan.</p><p>&nbsp;</p><p>Ve tahmin edebileceğiniz üzere ben hâlâ buradayım. İstediğiniz kadar sorgulayabilirsiniz çünkü ben sorgulamadığım için hâlâ buradayım.</p><p>&nbsp;</p><p>Bütün kararlarım üzerinden geçen, saymaktan yorulduğum kadar yaşamaktan yorulduğumu itiraf edemediğim yıllar... Artık aynanın karşısına geçtiğimizde gördüğümüz yüzden bile korkar olmuştuk. Aslında neyle karşılaşacağımızı bilsek de asla ihtimalini düşünmemiştik. Üzerinde itilerek yürüdüğüm yolun sonuna gelmiştim. Bugün buradan kurtulmam için geriye kalan son gün, yarın 65 yaşında oluyorum.</p><p>&nbsp;</p><p>Geçen günlerin acısı vardı, bir de bunun son gün olmasıyla avunan ben.</p><p>&nbsp;</p><p>Ertelediklerimi sanki yapabilecekmişim gibi yanlış bir mutluluk vardı üzerimde. Yanıldığımı yüzüme vuracak koca bir gerçek daha vardı, ölüm.</p><p>&nbsp;</p><p>Bu günün benim hikayemin son günü olduğunu bilmem de pek de mümkün değildi.</p><p>&nbsp;</p><p>Ve size şunu söylemeliyim ki ben büyük bir yalancıyım. Anlatıklarımdan ne anlıyorsanız emin olun ben başka bir şey anlatıyorum. Tabirin zor olduğu bu yerde, tabirin en caiz şeklini dillendirme yolunda seçtiğim yoldu bu.</p><p>&nbsp;</p><p>Ne ben bir koğuş mahkûmuyum, ne de siz. Biz bu hayatın modern köleliğine mahkûmuz. Ellerinde tuttukları iplerimizden kurtulana dek yönetenlerin kurallarında kukla olmaya mahkûmuz. Her şey artar, yaşam zorlaşır ama yine her ay sonu alacağımız o ufak meblağa mahkûmuz. İşimizde çalışma süremizi de artırsalar yine onlara mahkûm ve mecburuz. Ve maalesef en azından daha özgür olduğumuzu düşündüğümüz o emeklilik için arzular, hayaller, bir saniye sonra nefes alacağımız bile bilinmezken onlarca yıl sonrasına hapsediliyor. Mecbur olduğumuz bu iş için bile bile erteliyoruz hayallerimizi.</p><p>&nbsp;</p><p>Evet yıllarca yaşadım. Ama bu yaşamış olduğum bu hayat çalıntıydı. Benden çalınmıştı ve gıkımı bile çıkaramamaya mahkûmdum.</p><p>&nbsp;</p><p>Biz yönetenler için kurulan bu işlere mecburuz. Her gün evim olan iş yerimde hapistim. O yüzden biz tam da burada yaşıyoruz. Ve siz de çizelgeniz dolana kadar böyle yaşamaya mahkumsunuz.</p><p>&nbsp;</p><p><br></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/1760a2be6003c9dbe48d752e0ff08575/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:23 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915147</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915162</link>
         <description><![CDATA[<div><br>&nbsp;Mil Çekilmiş Gözler Uğruna kanların döküldüğü, canların verildiği vatan hiç de kolay kazanılmadı ama kolay kaybediliyor. Vatanımızı, dilimizi, dinimizi, kültürümüzü kendi ellerimizle yok ediyoruz. Tarihini bilmeyen gençler kimi neden savunduklarını bile bilmiyor fakat bilmeliler ki bîtaraf olan bertaraf olur. Kimlerle bulunduğumuz kim olduğumuzu gösterir. İnsan vatanı varsa vardır. Atalarımızdan kalan bu kutsal emaneti onların kanlarını yerde bırakmadan gerekirse can vererek korumalı yozlaşma denen çukurdan kurtarmalıyız. Batılılaşma, dildeki değişmeler, dinimizin yok edilmeye çalışılması… Neden herkes bu tiyatroda oynamayı sorgusuz sualsiz kabul ediyor? İbn-i Sina’nın kitapları Batı’da okutulurken benim ülkemin çocukları neden İbn-i Sina’dan habersiz? Bu oyuna dur demek zorundayız. Çoğu kişinin ümidinin olmadığı gençliğe güvenmelisiniz. Bu gençlik oyuna gelmeyecek, balçıkla sıvanamayan güneşin farkına varacak adeta bu ülkeyi yeniden kuracak. Sizlerin güveniyle cesaretlenen gençlik Kızıl Elma’sına her gün adım adım yaklaşacak. Hidayete ermişler ve erecekler arasında din, dil, ırk fark etmeksizin vatan birliği olmadığı sürece herkesin oyuncağı olmaya maalesef ki devam edeceğiz. Biz birlik olacağız ki pergel misali bir ayağımız tüm dünyayı dolaşacak ve hakikati yayacak. Bu birliktelik sayesinde düşmanlar kurumuş toprak gibi kalacak mil çekilmiş gözler açılacaktır. Aldığımız nefes, canımız ne ise vatan, din, dil, değerlerimiz de odur. Hâsılı düşünemeyen, karamsar olarak nitelendirilen ve “ Z Kuşağı” denilen bir kalıba koyulan gençlik bu kalıpları yıkacak dilini, dinini, vatanını koruyacak Üstad’ın deyimiyle “Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediğine koyacaktır.”&nbsp;<br>~Azra Demirci~</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/ef8dba334051fd213ede04e161b20876/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915162</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915185</link>
         <description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>KARANLIKTAKİ SON BEN</p><p>&nbsp;</p><p>Saklanmak çoğu zaman faydasızdır. Hiçbir şeyden sonsuza dek kaçamaz ve saklanamaz insan. Bu konuda kendini kandırmak, umut olarak tabir edilir. Kaçmanın temel ilkesi sayılabilse de tamamen bahanedir. Korku dolu bir bedenin son anına kadar sönmeyen umut parıltıları, izlemeyi en sevdiğim bir gün batışı şeklidir. Işıkların parlaklığı yavaş yavaş azalır, ta ki güneş batana, ciğerleri başka hiçbir oksijen tadamayacak olana kadar. Ben umudumu yıllar önce kaybetim, benim güneşim ben ölmeden batmıştı zaten. O zamandan beri karanlığıma bir ışık sokar ve onu ben söndürürüm. Ardından tekrar yapayalnız kalırım karanlıkta. Ama bu karanlıklar benim eserimken bundan şikayet edemem. Bu sefer peşinde olduğum kişinin daha ölmeden güneşi batmış gibiydi. O zaten ölüydü, onu öldüremem. Onu gizlice diğer bir odadan izlesem de evin içinde ikimiz de aynı karanlıktaydık.</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/a51053112d248892ba2de75f37d1ce9f/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:31 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915185</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915196</link>
         <description><![CDATA[<p><strong>DOĞRU NEDİR?</strong></p><p>&nbsp;</p><p>“Bir katille aynı odada kalmak nasıl bir duygu, titretiyor mu?” kulağına fısıldadığım doğruyu duymak onun için ne kadar gerçekti?</p><p>&nbsp;</p><p>İçimdeki engelleyemediğim yanımı engellemek şöyle dursun, onunla bozulmaz bir bütünleşmenin ilk adımını atmanın zevkini, damarlarımın engin doruklarında tir tir hissediyordum.</p><p>&nbsp;</p><p>Hayatın en değişik senfonisi çalınıyordu kulaklarımda.</p><p>&nbsp;</p><p>Önce uzaktaki tanımadığım o sağ elin uzuvları notalara sırasınca dokunuyor ve benim sağ elim ise sesin tonuna uygun bir naziklikle gördüğüm tek soluk borusuna baskı uyguluyor. Bu bedenden çıkan sesler de umduğum gibi bu parçaya fazlaca uyuyordu. Ah, gene tam doğru notalar...</p><p>&nbsp;</p><p>Her basılan nota beni daha da kontrolden yoksun bırakıyordu. Zaafım kendini zayıflığa dönüştürüyordu. Bundan hoşnut olmamaksa benim nezdimde tam bir aptallıktı.</p><p>&nbsp;</p><p>Ellerim titreyerek uzaktan gelen o sese ayak uydururcasına hareket etmeye devam ediyordu. Sol elimde sıkıca tuttuğum keskin metal, karşımdaki korku dolu bedenin çenesinden yukarı doğru sertçe giriyor, uzun süren parçanın son sesini çıkartmayı sağlıyorum ve tiz bir sesi, solan bedenin dilinden dökerken aynı zamanda o dili de sonsuz bir sessizliğe bürüyordum.</p><p>&nbsp;</p><p>Duyduğum sesin durmasıyla yere yıkılan bedenin önünde saygıyla eğilerek selam verdim. Bu sanat dünyasında oldukça önemlidir: Sanatçı çalar, parça biter ve alkışlarla onure olur. Ardından eğilerek teşekkürlerini sunar.</p><p>&nbsp;</p><p>Etrafımda kimse olmadığı için bu sefer alkış alamayacaktım maalesef.</p><p>&nbsp;</p><p>Doğrulduğumda gördüğüm eserimin yer yer allarla boyalı olmasının suçlusu olan yanım, zannımca artık hiçbir zaman terk etmeyeceği yerini korumakta kararlı gibiydi. Tuhaf olansa karşı koymaya pek de meraklı değilim.</p><p>&nbsp;</p><p>Anlamlı anlamsız kısık kahkahalarım, birkaç saniye sonra terk etmiş olacağım odanın içinde yankılandı.</p><p><br/></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/336de13681a664bff5e62a9a1153c51d/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915196</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915230</link>
         <description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>ZİHİN RÜZGARLARIM</p><p>&nbsp;</p><p>Saçmalıyorum. Kafamı kaldırıyor geceyi izliyorum. Sol elime bakıyorum. Sonra eksik olmasın diye sağ elime de bakıyorum. Evde keyif için demlenen çayın tüten buharı yükseliyor. Bir nevi sanal günlüğüm olan telefonumun sağ tuşuna basıyorum. Kardeşimin koşturan ayak sesleri kulağımda gümlüyor. Etraf karanlık. Gözlerimi kapatmışım. Tablo almak istiyorum. Bir duygu keşfedip renklendirmek istiyorum. Hayır. Tabi. Ne. Neden. Dur. Halım kirlendi Suyum elimden düştü. Ama normal su değil renklerimin artığı. Uyku saati gelmiş. Yatım. Birkaç yüksek ses daha duyuyorum. Göz kapaklarım kapanıyor. Berrak ama. Kontrol hala bende. Ayağa kalk ve içeri git. Olmadı rüzgar esmiyor biraz daha aç. Birazdan atlarım. Sadece üç. Birşey olmaz. Tamam bu çok güzel. Kaptım ben bu müziği. Kapanmıyor. Hala damlıyor. Çok uzağa gitme sayı artıyor. Git. Daha da uzağa. Tut nefesini. Hatta hiç alma. Teşekkür ederim. Peki bu fazla parlak. Ne yapabilirim. Çok dökülüyor. Engel olamıyorum. Neyse birkaç tane de ben koparayım. At yere. Bisiklet bu sürsene. Tek elinle tut tablo düşmesin. İki hafta kaldı. Çok nefes al. Oksijen kalmasın gitmeyelim oraya. O gelmesin. Kaç dakika kaldı. Buna gerek yok ki. Hayır bu kadar bağırma. Tabii ki seni anlıyorum. Ne yapacağım. Hiç de yazamadım. Yaz demişti ama. Bunu da çek. Burdan çok şirin gözüküyor. Sen değil. Hayır silme hiç bakmadın. Yanımda peçete yok boş ver sonra dökersin yaşları. Sabah oldu şimdi yat. Zil çaldı. Kapı değil. Geldiler.</p><p><br></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/4e7e49a096b54560200427ee5c025a32/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:40 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915230</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915243</link>
         <description><![CDATA[<p><br/></p><p>KARANLIK ÖLÜM</p><p><br/></p><p>Akşam... Gece... İnsanoğlu için yeter ki karanlık olsun. İnsan neden karanlığı, akşamı, geceyi sever ki. Ben de karanlıkta tek başına oturmayı seven insanlardanımdır. Anneannem her odama geldiği zaman ne kadar ısrar etsem de o lambayı yakar ve asla geri kapatmaz “Zaten ölünce karanlıkta duracaksın.” der. Ama o gittikten hemen sonra ben ışığı yine kapatırım. Bilmiyorum hiçbir sebebi yok aslında. Karanlık ve insan...Çoğu insan karanlıktan korktuğunu söyler. Ama bazen karanlığa doğru yürümekte gerekir hayatta. Hiç karşına nelerin çıkacağını bilmeden ve korkusuzca o karanlıkta sonunun ne olacağını bilmeden yürümen gerekir. Yürümen gerekir ki başına zorluklar gelsin ve sen de o zorluklarla nasıl başa çıkacağını öğren. Kısaca hayat bence karanlığa doğru korkusuzca yürümekten ibaret. Bu karanlığın sonunda en kötü durum ölüm olacaktır her insan için. Ölüm deyince sanırım anneannemin aklına topraklar altında karanlık bir dünya geliyor ve o da her insan gibi ölümden korkuyor. Ama bunu bildiğim halde ben o ışığımı neden kapatıp oturuyorum? Ya da neden akşamları, geceleri dışarıda olmak hoşuma gidiyor? Ben ölümümü istiyorum yani anneanne? Ya da sadece bana o karanlığın verdiği bilinmedik huzuru mu?</p><p><br/></p><p>~Pınar Bolat -</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/7d1af96f4edefb6301f6d138c7b83aee/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915243</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915257</link>
         <description><![CDATA[<p><strong><br>Kelebekler Misali</strong></p><p><br/></p><p>Işığın etrafında dans eder kelebekler</p><p><br/></p><p>Çoğunun sabah olmadan kanatları yanar</p><p><br/></p><p>Belki de ışığa olan sevdaları yakar kanatlarını</p><p><br/></p><p>Şimdi yansın yüreğimiz, kelebekler misali.</p><p><br/></p><p>~Naz Demirci~</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/54525c5045f0f8d954d67d74d20ae554/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915257</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915286</link>
         <description><![CDATA[<p>Papatya koparıyorum durmadan Canı acıyor mu düşünmeden Bırak beni diyor mu bilmeden İnsanlar kırıyor fark etmeden</p><p>&nbsp;</p><p>Mutluluğu simgeler diyor Narin papatyalar için Banaysa ayrılığı hatırlatıyor Onu benden aldığı için</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/77c4d03dfc316021cdf9074bb3cb481b/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915286</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915305</link>
         <description><![CDATA[<div>~Elif Eylül ~</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/3aaf12f6f1486533ba8ff7d9ac744138/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:08:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915305</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915349</link>
         <description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>ÇİLENİN RENKLERİ</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Ben gülerim, ahı savurur sevdam</p><p>&nbsp;</p><p>Sırtım kambur, yük işlenmiş canıma</p><p>&nbsp;</p><p>Yolun yarısında döner semaya</p><p>&nbsp;</p><p>Sükunet bulur, aydınlanır şarkım</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Geçmiş vardır bir de silinemeyen</p><p>&nbsp;</p><p>Bağlanır yakana tozlu günahlar</p><p>&nbsp;</p><p>Kesip atmak kadar kolay olmayan</p><p>&nbsp;</p><p>Kanlı imzadır sessiz yakarışlar</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Bir gül kalır, yakar ikimizi de,</p><p>&nbsp;</p><p>Dilsiz kelamlarla boğulur gönlüm.</p><p>&nbsp;</p><p>Bu gözler kara görür onları da,</p><p>&nbsp;</p><p>Islatır teni sayfalarca yaşım...</p><p><br/></p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/212da8d531950b202d727f880d5373d7/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:09:02 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915349</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gudeloglumecit986_</author>
         <link>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915366</link>
         <description><![CDATA[<p>Ölüm ikindisi. Ölümün ikindisi. Rabb'e kavuşmaya az kala. Perdeler ardından, kavaklıklar ardından. SubhanAllah ki ne kızıllıktır, ne gazabtır ve ne nimettir mavilikten allığa gök kubbe. Perdelerden kavaklara ki nice sahnedir dünya. O yapraktır ki tırtıla rızık, insana esenlik. SubhanAllah ki ins ü cine. Ve Kahhar olan Allah'tır ki vay o zalimin haline. Elhamdülillah ki nice ezanlar sarar dört bir yanı. Gaffar olan Allah ki ölümün ikindisinde sarar insanı şehadet. Mühürlere, ki o günde nice kelam etti ademoğlu, şahidiz ya Rabbe'l-alemin. Ant olsun ki Kelamullah'ta söylenmişti nice sırlar ademoğluna. Ve artık öğrendi ademoğlu mülk, incir ve zeytin ve zaman ona arz edilmemişti.</p><p><br/></p><p>-Hümeyra Küçük-</p><p><br/></p><p>&nbsp;</p>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/2203501185/2bd9a89b2ed68233769b1b93f452592d/image.png" />
         <pubDate>2023-11-18 19:09:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/gudeloglumecit986_/eay_pitorsk_zkg/wish/2794915366</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
