<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Türkiye Nüfus Politikaları (1945-1965) by (25) Arda Murat Edis</title>
      <link>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2023-04-11 10:06:05 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-10-11 12:55:11 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>Türkiye’nin 1945-1965 Arası Nüfus Durumu ve Nüfus Politikaları</title>
         <author>ediard25_1_1</author>
         <link>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2549964379</link>
         <description><![CDATA[<div><br>Bu dönem Türkiye Cumhuriyetinin nüfus politikaları açısından geçişin yaşandığı bir dönem olarak yorumlanabilir. İkinci Dünya Savaşı’na kadar nüfus artırıcı politikanın etkisiyle doğum oranları artarken savaşla bunlar sekteye uğramış, buna karşılık 1945 - 1950 döneminde nüfus artış hızı önemli ölçüde süratlenmiş, 1950 yılından sonra nüfusumuzun artış hızı daha da çoğalmıştır. 1950 - 1955 döneminde nüfusun fiilî artış oranının yüksek olmasında bu dönemde yurtdışından gelen göçmen sayısının fazlalığı da rol oynamıştır. Özellikle 1950-1951 göçü</div><div>neticesinde Bulgaristan’dan Türkiye’ye 154,393 göçmen gelmiştir. 1960 - 1965 yılları arasında</div><div>nüfus artış hızı beklenilenin tersi yönde olmuş, 1955 - 1960 arasında yıllık nüfus artışı binde 28.5 iken, I960 - 1965 döneminde bu oran binde 24.6 ya düşmüştür. Türkiye'den Avrupa'ya işçi akımının başlaması ve yurda gelen göçmen sayısının azalması 1960 - 1965 döneminde nüfus</div><div>artış hızını düşüren faktörlerdendir.&nbsp;</div><div><br></div><div>Cumhuriyet’in kuruluşuyla savaşta ölen nüfusun tamamlanması isteği ve büyük nüfusun bir güç göstergesi olduğu düşüncesi sonucunda nüfus artışı teşvik edilirken, 1960 yılında Devlet Plânlama Teşkilâtı’nın kurulmasından sonra, iktisadî ve sosyal gelişme hızını istenilen düzeye çıkarabilmek, bu teşvik sonucunda artan işsizlik ve yoksullukla savaşabilmek ve hızlı şehirleşmenin doğurduğu sorunların üstesinden gelebilmek için nüfus artış hızını azaltmanın bir zorunluluk olduğu ısrarla belirtilmiştir. 1960’lardan itibaren hızlı nüfus artışının ekonomik ve sosyal gelişmeyi olumsuz etkilediği düşüncesi, 1950 sonrasında sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle ölüm oranının azalmaya başlaması, tarımda makineleşme ve orduda insan gücünden çok silah gücünün ön plana çıkması gibi nedenlerle nüfus artırıcı politikalardan vazgeçilmiştir.Böylece nüfus politikaları açısından ikinci dönem başlamıştır.&nbsp;</div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/715706657/62ed051f74e0c5d0d45a6192bcdec9d8/image.png" />
         <pubDate>2023-04-11 10:16:32 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2549964379</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İkinci Dünya Savaşı’nın Bitişi ve Etkileri</title>
         <author>ediard25_1_1</author>
         <link>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2549964706</link>
         <description><![CDATA[<div>1940 - 1945 döneminde doğurgan çağa girecek nüfusun azalmasına yol açmıştır. İkinci Dünya Savaşı'na rastlayan bu dönemde baba olabilecek, evlenebilecek büyük bir erkek nüfus silah</div><div>altına alınmıştır. Savaş yıllarının yoksunlukları, hastalıklar, ilâç sağlanmasında ortaya çıkan sıkıntılar ölüm oranlarını artırmıştır.</div><div><br></div><div>Nüfus artış hızı, 1940-1945 yılları arasında hızla azalmış ve 1945 yılında minimuma inmiştir.&nbsp;</div><div>Savaşa fiilen katılmamasına rağmen Türkiye yaklaşık 22 bin asker kaybetmiştir. Fiilen savaşa katılmaması dolayısıyla mültecilerin sığınma ülkesi haline gelen Türkiye, aynı zamanda dış ticaretin olumsuz etkilenmesi ve nüfusun bir kısmının askerde olması sebebiyle ekonomi olumsuz etkilenmiş, bu olumsuz etkilerin üzerine devlet Varlık Vergisi ve ekmek karnesi uygulamalarına geçilmiştir. 1942 yılında uygulanmaya başlayan ekmek karnesi, 1946 yılına kadar sürdürülmüştür. Bu uygulama, düşen üretim yüzünden herkesin aldığı ekmek, şeker, zeytin gibi ürünlerin fiyatlarının kayıt altına alınmasıdır. Ekmek karnesi, ekmek alabilmek için gerekli olan belgedir ve gıdanın herkes tarafından erişilebilir olması amacıyla uygulamaya getirilmiştir. Ekmek karnesinin uygulandığı zaman diliminde dağıtılacak ekmeğin miktarı ve fiyatı da hükümetin kontrolündeydi. Günlük alınabilecek ekmek miktarı 7 yaşından küçük çocuklar için 187.5 gram, 7 yaşından büyükler için 375 gram, ağır işlerde çalışanlar için ise 750 gramdı.</div><div><br></div><div>Ülkedeki nüfus artışına rağmen tarım üretiminin 1938'den 1945'e 3.000.000 ton azalması, daha fazla ekonomik tedbire yol açmıştır; kısmi olarak vatandaşların elindeki tarım, hayvan ve orman ürünlerine el konulmuştur. Yetersiz beslenmeye bağlı salgın hastalıklar görülmüştür.</div><div><br></div><div>Aynı zamanda azalan üretimi toparlamak amacıyla tarım faaliyetlerine destek verilmiştir. 1945 yılında Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu çıkarılmıştır. Şükrü Saraçoğlu hükümetinde çıkan bu kanunun amacı az topraklı çiftçilerin topraklarının artırılmasıdır. Kanunun 17. maddesi, yoğun nüfuslu bölgelerde olup 200 dönümden fazla araziye sahip çiftçilerin topraklarının dört birine kadarının kamulaştırılmasını ve çiftçilere faizsiz, 20 yıllık borç verilmesini öngörüyordu. CHP, Kasım 1947'deki kongresinde bu maddeyi kanun metninden çıkarma kararı aldı ve meclis bu kararı 1950'de uyguladı.</div><div><br></div><div>1950 yıllarına kadar ülkede karaborsa faaliyetleri yaygınlaşmıştır. Üretimin ciddi derecede azalması sonucu ekmek bile karaborsaya düşmüştür. Kumaşın fiyatı karaborsa sonucu %80 artmıştır. Devlet, bu faaliyetlere önlem olarak karaborsa ticareti yapan esnafları, dükkanları kapatmıştır.</div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/790301983/e2e4fe615db419fbecc7a12310bf0efe/ww2.jpeg" />
         <pubDate>2023-04-11 10:17:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2549964706</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Soğuk Savaş ve Kore Savaşı (1950-1953)</title>
         <author>ediard25_1_1</author>
         <link>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2549965299</link>
         <description><![CDATA[<div>Soğuk Savaş, 1947'de başlayan ve 1991'de biten SSCB önderliğindeki Doğu Bloğu ve ABD önderliğindeki Batı Bloğu arasında yaşanmıştır. Bu süre zarfında yer alan Kore Harbi Türk siyasi hayatında önemli dönemeçlerden birisidir. 7 Ocak 1946 tarihinde DP’nin kurulması ile yeniden çok partili hayat deneyimi yaşanmış, Kore Savaşı ve dönemin konjonktürel yapısı nedeniyle demokratik gelişmeler hızlanmıştır. Türkiye, NATO gibi çeşitli uluslararası organizasyonlarla bağlantılar kurmaya başlamıştır. Bu durum ülkemize ekonomik, siyasal ve toplumsal alanda kazanımlar sağlamıştır. Türkiye, bu savaşa Güney Kore’nin yanında 21212 askerle katılmış ve yaklaşık 900 kişi şehit olmuştur. Katılma nedeni ise DP hükümetinin bu savaşı Sovyet tehdidine karşı NATO’ya katılmak için bir fırsat olarak görmesidir. NATO üyesi olan ABD’nin yanında savaşan Türkiye 1952 yılında NATO’ya girmiştir.</div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/790301983/a93d267a5920ffffc8d45cefc84da435/ne.webp" />
         <pubDate>2023-04-11 10:18:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2549965299</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Tek Partili Dönemin Bitmesi</title>
         <author>ediard25_1_1</author>
         <link>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2549965756</link>
         <description><![CDATA[<div>II. Dünya Savaşı’nın ardından uluslararası koşullar, İsmet Paşa’nın kişisel tercihleri ve sınıfsal etkenler doğrultusunda Türkiye’de yeniden çok partili sisteme geçiş söz konusu oldu. İkinci Dünya Savaşını tek partili, tek liderin tüm yetkilere sahip olduğu faşist rejimler kaybetti. Savaşı kazanan iki taraftan bir tanesi ABD, İngiltere ve Fransa gibi çok partili demokrat devletler ve kazanan diğer taraf ise Sovyetler Birliği gibi tek partili sosyalist devletler oldu. Dünya'da iki siyasi kutbun oluştuğu bu dönemde Türkiye ile Sovyetler Birliği'nin arası bozulmaya başladı. Türkiye, Sovyetler Birliği'nin agresif politikalarına devam etmesinden dolayı ABD'ye yakınlaşmak durumunda kaldı. ABD, Türkiye'ye siyasi ve ekonomik destek verebilmek için Türkiye'nin çok partili sisteme geçmesini şart koşuyordu.</div><div><br></div><div>Tüm dünyada başlayan demokratikleşme gelişmelerinden de etkilenerek Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 19 Mayıs 1945’te yaptığı konuşmada yeni partiler kurulması gerektiğinden söz etti. İlk olarak Temmuz 1945’te iş adamı Nuri Demirağ başkanlığında Milli Kalkınma Partisi kuruldu. Bu arada Haziran ayında CHP içindeki muhalif milletvekillerinden Adnan Menderes, Celal Boyar, Refik Koraltan ve Fuad Köprülü CHP’nin toprak reformu projesine (çiftçiyi topraklandırma kanunu) muhalefet ederek, dörtlü takrir verdiler. İsteklerinin reddedilmesi üzerine görüşlerini basına duyurdular ve partiden koparak 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti (DP) adıyla yeni bir parti kurdular.</div><div><br></div><div>Ancak DP’nin hükümette olduğu on yılın ikinci yarısında, hükûmet muhalefeti sınırlayan sansür yasalarını çıkardı; yüksek enflasyon ve büyük bir borca ​​dönüştü. Hükûmet ayrıca siyasi rakiplerini bastırmak için orduyu kullanmaya çalıştı. Ordu, Menderes Hükûmeti'ni bitirdikten sonra 1960 darbesinde ayaklandı ve kısa süre sonra sivil yönetimi tekrar ele geçirdi.</div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/790301983/2cd565e7a28451c47efba31ff5725586/dem.jpeg" />
         <pubDate>2023-04-11 10:18:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2549965756</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ekonomik Kriz ve 27 Mayıs Darbesi</title>
         <author>tabzey251_1</author>
         <link>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2549974179</link>
         <description><![CDATA[<div>Özellikle 1958 yıllarında Türkiye’deki ithalat çok artmıştır ve ihracat gelirleri yeterli olmaması Türkiye’de dış borçlara neden olmuştur. Merkez Bankası’nın yükünü ve sorumluluğunu sürekli olarak genişletmesi, plansız yatırımların finansmanının sürekli dış borçlar la karşılanmaya çalışıldığı için enflasyon etkilenmiştir. Ekonomiye devlet müdahalesine izin verilmiştir fakat bu durum ekonomiyi iyileştirmekten çok daha kötü yapmıştır. Türkiye dış borçlarını ödeyemez hale gelmiştir ve Demokrat Parti, İstikrar programını kabul etmek zorunda kalmıştır. (arz talep dengesinin yeniden kurmayı ve yüksek enflasyon gibi sorunları çözmek için kurulan politikalar)&nbsp;Demokrat Parti’yi yönetimden almak için 27 Mayıs 1960’da Türkiye tarihinin ilk askeri darbesi gerçekleşmiştir. Darbe ile birlikte 1961 yılında anayasa değiştirilmiştir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/790301983/36ffb056736ca99cd91fabe451e7bf76/dabr.webp" />
         <pubDate>2023-04-11 10:30:40 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2549974179</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Nüfus</title>
         <author>ediard25_1_1</author>
         <link>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2550020931</link>
         <description><![CDATA[<div><br>1965 Sonrası Uygulanan Nüfus Politikası: (Antenatalist, nüfus artışının azaltılması (nüfus artış hızını sınırlayıcı) politika) Ülkemizde nüfus politikalarında yeni bir dönem başlamıştır. “1965 sonrası nüfus planlamasına gidilmiştir. Ancak belli bir kültür düzeyinin altında olan kadın ve erkek nüfusun nüfus planlaması sebebiyle çıkarılan yasadan yararlanması beklenemez, kentlerde oturan kültür düzeyi yüksek ailelerin bu yasaya uyacağı beklenebilir” (Doğanay,1997:209). Bu dönemden sonra bilimsel ve teknolojik üstünlüğün kesin bir önem ve değer kazandığını ve fazla nüfusun bir kuvvet kaynağı olduğu şeklindeki görüşün değiştiği görülmektedir. Buna göre, Türkiye'de süratli nüfus artışının ortaya çıkardığı temel sorun gıda maddelerinin aynı tempoda arttırılmamasının yanı sıra büyüyen işsizliktir. Yapılması gereken ise, doğurganlığı azaltıcı tedbirleri kanunî yollardan meşrulaştırmak ve özellikle doğurganlık oranının yüksek olduğu yoksul halk tabakaları arasında doğum kontrolü tedbirlerini yaymaya çalışmaktır. Şehirleşmenin süratlenmesi, kültür ve gelir düzeylerinin yükselmesi ile nüfus artış hızının azalacağı görüşü önem kazanmıştır. Devlet Planlama Teşkilatı ile o zamanın Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalarda “hızlı nüfus artışına bağlı olarak milli gelirin azaldığına” dikkat çekilmiştir. “Yoksulluğa doğru yönelişin önüne geçilmesi” fikri kabul edilmiştir. Artan nüfus hızını düşürmek amacıyla 1965 yılında Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Doğum ve ölümler konusunda eğitici ve önleyici tedbirlerin arttırılması kararı benimsenmiştir.&nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/715706657/42846121043c59da86e20ab2d59ce4b9/image.png" />
         <pubDate>2023-04-11 11:31:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ediard25_1_1/jf7w2r05cw54y0qs/wish/2550020931</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
