<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>7-B SINIFI &quot;BU MASALDA BİR BAVUL EKSİK&quot; ETKİNLİĞİ  by MARMARA İLKOKULU</title>
      <link>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og</link>
      <description>Hepimizin bildiği masallar normal seyrinde devam ederken masalda kullanılan bavul yüzünden masalın tüm akışı değişir. Bu bavul da nereden çıktı ve içinde ne vardı? Haydi masalları baştan yazalım.</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2021-06-06 13:01:35 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-11-21 10:26:05 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url>https://padlet.net/icons/png/1f45c.png</url>
      </image>
      <item>
         <title></title>
         <author>marmarailkokulu</author>
         <link>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1587929738</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>&nbsp; &nbsp;Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş.<br>&nbsp; &nbsp; Bir gün pencereden komşu evin bahçesindeki güzel çiçekleri ve sebzeleri seyrederken, kadının gözleri sıra sıra ekilmiş özel bir tür marula takılmış. O anda sanki büyülenmiş ve marullardan başka şey düşünemez olmuş.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;"Ya bu marullardan yerim ya da ölürüm." demiş kendi kendine. Yemeden içmeden kesilmiş, zayıfladıkça zayıflamış.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Sonunda kocası kadının bu durumundan öylesine endişelenmiş, öylesine endişelenmiş ki, tüm cesaretini toplayıp yandaki evin bahçe duvarına tırmanmış, bahçeye girmiş ve bir avuç marul yaprağı toplamış. Ancak o bahçeye girmek büyük cesaret istiyormuş çünkü orası güçlü bir cadıya aitmiş.<br>&nbsp; &nbsp; Kadın kocasının getirdiği marulları afiyetle yemiş ama bir avuç yaprak ona yetmemiş. Kocası ertesi günün akşamı çaresiz tekrar bahçeye girmiş. Fakat bu sefer cadı pusuya yatmış onu bekliyormuş.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;"Bahçeme girip benim marullarımı çalmaya nasıl cesaret edersin?" diye cıyaklamış cadı. "Bunun hesabını vereceksin."<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kadının kocası kendisini affetmesi için yalvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları nasıl canının çektiğini, yemeden içmeden&nbsp; kesildiğini bir bir anlatmış cadıya.<br>&nbsp; &nbsp; " O zaman" demiş cadı sesini biraz daha alçaltarak "alabilirsin, canı ne kadar çekiyorsa alabilirsin. Ama bir şartım var, bebeğiniz doğar doğmaz onu bana vereceksiniz." Kadının kocası cadının korkusundan bu şartı hemen kabul etmiş. Birkaç hafta sonra bebek doğmuş.</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-06-06 13:01:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1587929738</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>marmarailkokulu</author>
         <link>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1587929739</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Her yerin karla kaplı olduğu bir kış günüymüş. Bir kraliçe, sarayının pencerelerinden birinin arkasında bir yandan nakış işliyor, bir yandan da hayal kuruyormuş. Derken birden parmağına iğne batmış ve gergefin üstüne üç damla kan akmış. Kraliçe kan damlalarına bakar bakmaz "Çocuğum kız olursa teni kar gibi ak, yanakları kan gibi al, saçları da pencerenin çerçevesi gibi kapkara olsun." diye içinden geçirmiş.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bu olaydan kısa bir süre sonra bir kız çocuğu getirmiş dünyaya. Kızı tıpkı içinden geçirdiği gibi bir kızmış. Ona Pamuk Prenses adını vermişler. Ne yazık ki kraliçe doğumdan birkaç saat sonra ölmüş.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir yıl sonra kral yeniden evlenmiş. Yeni kraliçe çok güzel bir kadınmış.&nbsp; Güzelliğine güzelmiş ama bir o kadar da kibirliymiş. Kendisinden daha güzel birinin olabileceği düşüncesine bile tahammül edemiyormuş. Odasında sihirli bir aynası varmış. Her gün o aynanın karşısına geçer " Ayna ayna, söyle bana. En güzel kim bu dünyada?" diye sorarmış. Ayna da hiç duraksamadan "Sizsiniz kraliçem." dermiş.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Fakat Pamuk&nbsp; Prenses on dört yaşına geldiğinde&nbsp; bir gün ayna şöyle demiş:<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;"Güzelsiniz kraliçem güzel olmasına ama Pamuk Prenses sizden daha güzel."<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kraliçe bunu duyunca çok kızmış. Öfkesinden uyku girmez olmuş gözüne.&nbsp; "Ne yapmalı, ne etmeli?" diye düşünüp durmuş günlerce. Sonra kararını vermiş ve sarayın avcısını çağırmış huzuruna.</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-06-06 13:01:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1587929739</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>marmarailkokulu</author>
         <link>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1587929740</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir zamanlar zengin bir tüccar varmış. Üç kızı olan bu tüccarın kızlarının ikisi oldukça bencilmiş. Ama üçüncüsü, adı Güzel olan, hem iyi hem de sevgi doluymuş.&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp; Bir gün tüccar gemilerinin şiddetli bir fırtınada battığı haberini almış. Zavallı adam varını yoğunu kaybetmiş, geriye bir tek kasabadaki küçük evi kalmış. Açgözlü iki kardeş bu durumdan hiç hoşlanmamışlar. Yatakta yatmak ve oflayıp puflamaktan başka hiçbir şey yapmaz olmuşlar. Evin bütün işleri Güzel'e kalmış.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir zaman sonra tüccar kayıp gemilerinden birinin limana ulaştığını duymuş. Haberin doğru olup olmadığını öğrenmek için yola çıkmadan önce kızlarına "Dönüşte size ne hediye getireyim?" diye sormuş. Açgözlü iki kardeşin neşeleri hemen yerine gelmiş.<br>&nbsp; &nbsp;"Elbiseler ve mücevherler isteriz." demişler. "Peki, ya sen Güzel?" diye sormuş tüccar. "Bir gül. O bana yeter." demiş Güzel.<br>&nbsp; &nbsp;Birkaç gün sonra tüccar evine dönmek üzere üzgün üzgün yola koyulmuş. Yine yoksulmuş çünkü son gemiden ona kalan paraları da yine dolandırıcılara kaptırmış. Akşam karanlığı bastırırken bir ormana varmış. Orman hem karanlık hem de soğukmuş. &nbsp; Şimşekler çakıyor, rüzgar yerden karları havalandırıyormuş. Uzaklardan kurtların uluma sesleri geliyormuş.</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-06-06 13:01:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1587929740</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>marmarailkokulu</author>
         <link>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1587929742</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>&nbsp; &nbsp; Bir zamanlar güzeller güzeli bir kız varmış. Annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Üvey annesi de ilk evliliğinden olan iki kızı ile eve gelip yerleşmiş. Bu iki kız, yeni kız kardeşlerinden hiç hoşlanmamış. Odasında ne var ne yoksa tavan arasına fırlatıp atmışlar. Ona bir kardeş gibi davranmak şöyle dursun, bütün ev işlerini önüne yıkmışlar.<br>&nbsp; &nbsp; Ev işleri bittikten sonra bile kızın onlarla oturmasına izin verilmiyormuş. Akşamları mutfakta, sönmekte olan ocağın önünde&nbsp; duruyormuş tek başına, ellerini küllere doğru tutup ısınmaya çalışarak. Bu yüzden üvey kız kardeşler ona "Külkedisi" adını takmışlar.&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bir gün iki kız kardeşe sarayda verilecek bir balo için davetiye gelmiş. İkisi de heyecandan deliye dönmüşler. Herkes Prens'in evlenmek istediğini biliyormuş. "Bakarsın ikimizden birini seçer, belli mi olur?" diye düşünmüşler.</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-06-06 13:01:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1587929742</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>marmarailkokulu</author>
         <link>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1592483272</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>&nbsp; &nbsp; Bir zamanlar güzeller güzeli bir kız varmış. Annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Üvey annesi de ilk evliliğinden olan iki kızı ile eve gelip yerleşmiş. Bu iki kız, yeni kız kardeşlerinden hiç hoşlanmamış. Odasında ne var ne yoksa tavan arasına fırlatıp atmışlar. Ona bir kardeş gibi davranmak şöyle dursun, bütün ev işlerini önüne yıkmışlar.<br>&nbsp; &nbsp; Ev işleri bittikten sonra bile kızın onlarla oturmasına izin verilmiyormuş. Akşamları mutfakta, sönmekte olan ocağın önünde&nbsp; duruyormuş tek başına, ellerini küllere doğru tutup ısınmaya çalışarak. Bu yüzden üvey kız kardeşler ona "Külkedisi" adını takmışlar.&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bir gün iki kız kardeşe sarayda verilecek bir balo için davetiye gelmiş. İkisi de heyecandan deliye dönmüşler. Herkes Prens'in evlenmek istediğini biliyormuş. "Bakarsın ikimizden birini seçer, belli mi olur?" diye düşünmüşler.</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-06-08 10:17:33 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1592483272</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>marmarailkokulu</author>
         <link>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1592483895</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>&nbsp; &nbsp;Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş.<br>&nbsp; &nbsp; Bir gün pencereden komşu evin bahçesindeki güzel çiçekleri ve sebzeleri seyrederken, kadının gözleri sıra sıra ekilmiş özel bir tür marula takılmış. O anda sanki büyülenmiş ve marullardan başka şey düşünemez olmuş.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;"Ya bu marullardan yerim ya da ölürüm." demiş kendi kendine. Yemeden içmeden kesilmiş, zayıfladıkça zayıflamış.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Sonunda kocası kadının bu durumundan öylesine endişelenmiş, öylesine endişelenmiş ki, tüm cesaretini toplayıp yandaki evin bahçe duvarına tırmanmış, bahçeye girmiş ve bir avuç marul yaprağı toplamış. Ancak o bahçeye girmek büyük cesaret istiyormuş çünkü orası güçlü bir cadıya aitmiş.<br>&nbsp; &nbsp; Kadın kocasının getirdiği marulları afiyetle yemiş ama bir avuç yaprak ona yetmemiş. Kocası ertesi günün akşamı çaresiz tekrar bahçeye girmiş. Fakat bu sefer cadı pusuya yatmış onu bekliyormuş.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;"Bahçeme girip benim marullarımı çalmaya nasıl cesaret edersin?" diye cıyaklamış cadı. "Bunun hesabını vereceksin."<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kadının kocası kendisini affetmesi için yalvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları nasıl canının çektiğini, yemeden içmeden&nbsp; kesildiğini bir bir anlatmış cadıya.<br>&nbsp; &nbsp; " O zaman" demiş cadı sesini biraz daha alçaltarak "alabilirsin, canı ne kadar çekiyorsa alabilirsin. Ama bir şartım var, bebeğiniz doğar doğmaz onu bana vereceksiniz." Kadının kocası cadının korkusundan bu şartı hemen kabul etmiş. Birkaç hafta sonra bebek doğmuş.</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-06-08 10:18:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1592483895</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>marmarailkokulu</author>
         <link>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1592484136</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir zamanlar zengin bir tüccar varmış. Üç kızı olan bu tüccarın kızlarının ikisi oldukça bencilmiş. Ama üçüncüsü, adı Güzel olan, hem iyi hem de sevgi doluymuş.&nbsp;<br>&nbsp; &nbsp; Bir gün tüccar gemilerinin şiddetli bir fırtınada battığı haberini almış. Zavallı adam varını yoğunu kaybetmiş, geriye bir tek kasabadaki küçük evi kalmış. Açgözlü iki kardeş bu durumdan hiç hoşlanmamışlar. Yatakta yatmak ve oflayıp puflamaktan başka hiçbir şey yapmaz olmuşlar. Evin bütün işleri Güzel'e kalmış.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir zaman sonra tüccar kayıp gemilerinden birinin limana ulaştığını duymuş. Haberin doğru olup olmadığını öğrenmek için yola çıkmadan önce kızlarına "Dönüşte size ne hediye getireyim?" diye sormuş. Açgözlü iki kardeşin neşeleri hemen yerine gelmiş.<br>&nbsp; &nbsp;"Elbiseler ve mücevherler isteriz." demişler. "Peki, ya sen Güzel?" diye sormuş tüccar. "Bir gül. O bana yeter." demiş Güzel.<br>&nbsp; &nbsp;Birkaç gün sonra tüccar evine dönmek üzere üzgün üzgün yola koyulmuş. Yine yoksulmuş çünkü son gemiden ona kalan paraları da yine dolandırıcılara kaptırmış. Akşam karanlığı bastırırken bir ormana varmış. Orman hem karanlık hem de soğukmuş. &nbsp; Şimşekler çakıyor, rüzgar yerden karları havalandırıyormuş. Uzaklardan kurtların uluma sesleri geliyormuş.</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-06-08 10:18:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1592484136</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>marmarailkokulu</author>
         <link>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1592484301</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Her yerin karla kaplı olduğu bir kış günüymüş. Bir kraliçe, sarayının pencerelerinden birinin arkasında bir yandan nakış işliyor, bir yandan da hayal kuruyormuş. Derken birden parmağına iğne batmış ve gergefin üstüne üç damla kan akmış. Kraliçe kan damlalarına bakar bakmaz "Çocuğum kız olursa teni kar gibi ak, yanakları kan gibi al, saçları da pencerenin çerçevesi gibi kapkara olsun." diye içinden geçirmiş.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bu olaydan kısa bir süre sonra bir kız çocuğu getirmiş dünyaya. Kızı tıpkı içinden geçirdiği gibi bir kızmış. Ona Pamuk Prenses adını vermişler. Ne yazık ki kraliçe doğumdan birkaç saat sonra ölmüş.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir yıl sonra kral yeniden evlenmiş. Yeni kraliçe çok güzel bir kadınmış.&nbsp; Güzelliğine güzelmiş ama bir o kadar da kibirliymiş. Kendisinden daha güzel birinin olabileceği düşüncesine bile tahammül edemiyormuş. Odasında sihirli bir aynası varmış. Her gün o aynanın karşısına geçer " Ayna ayna, söyle bana. En güzel kim bu dünyada?" diye sorarmış. Ayna da hiç duraksamadan "Sizsiniz kraliçem." dermiş.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Fakat Pamuk&nbsp; Prenses on dört yaşına geldiğinde&nbsp; bir gün ayna şöyle demiş:<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;"Güzelsiniz kraliçem güzel olmasına ama Pamuk Prenses sizden daha güzel."<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kraliçe bunu duyunca çok kızmış. Öfkesinden uyku girmez olmuş gözüne.&nbsp; "Ne yapmalı, ne etmeli?" diye düşünüp durmuş günlerce. Sonra kararını vermiş ve sarayın avcısını çağırmış huzuruna.</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-06-08 10:18:19 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/marmarailkokulu/j3kzaokvcjaby7og/wish/1592484301</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
