<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Biyoloji Ödev by kerem sengüven</title>
      <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc</link>
      <description>Hocam umarım beğenirsiniz</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2019-09-22 14:39:03 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-06-03 01:02:01 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>Tüm Bitki Hücrelerinde Hücre Duvarı Var Mıdır?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387774770</link>
         <description><![CDATA[<div>Evet vardır. Çünkü  Hücre duvarı; hücreye şekil verir, hücrenin dayanıklılığını sağlar, çeşitli etkilerden korunmasına yardımcı olur. Yani bir nevi hücrenin koruma kalkanı sayılabilir. Çeşitli canlılarda, hatta tür içerisinde bile hücre duvarının yapısı çeşitlilik gösterse de genel olarak hücre duvarını şu şekilde gruplayabiliriz:<strong><br>Bitki ve algler:</strong> Bitki ve alglerin duvarları selülozdan oluşur.</div><div><strong><br>Mantarlar: </strong>Mantar duvarları kitinden oluşur.</div><div><strong><br>Bakteriler:</strong> Bakteri duvarları peptidoglikandan oluşur.</div><div><strong><br>Arkeler:</strong> Arke duvarları ise yapıca farklılık gösterebilir.<br><strong>Kaynakça:</strong> <a href="https://medium.com/@yiaflbilimkultur/h%C3%BCcre-duvarlari-f05fa73caa7f">https://medium.com/@yiaflbilimkultur/h%C3%BCcre-duvarlari-f05fa73caa7f</a><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/3f2559c187a0bf1cf3bf6a8e2b6821e1/indir.jpg" />
         <pubDate>2019-09-22 14:39:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387774770</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Algler Nedir ?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387778315</link>
         <description><![CDATA[<div>Su yosunları ya da Algler, büyük çoğunluğu fotosentetik olmasına ve bitkilere benzemesine karşın, bitkiler alemiyle yakın akraba olmayan bir grup sucul canlı grubudur. Bazı algler klorofil içermedikleri için heterotrofturlar. Bu nedenlede fotosentez yapamazlar.Buna örnek olarak PROTOTHECA adlı tek hücreli toprak algi gösterilebilir.<br><strong>Kaynakça:</strong> <br><strong>vikipedi</strong><br><a href="https://www.biyologlar.com/algler-1">https://www.biyologlar.com/algler-1</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/860e98a926bbbf8f628fdfcd0a2140d9/indir2.jpg" />
         <pubDate>2019-09-22 14:55:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387778315</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Bakteriler Boğumlanırken Bitki Hücreleri Neden Ara Lamelle Bölünür ?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387781006</link>
         <description><![CDATA[<div>Bitki hücrelerinde hücre duvarı adı verilen oldukça sert ve katı bir yapı vardır. Bu yapı hücreye şeklini verir ve onu korur.<br><br>Normalde ise hücreler bölünürken hücre zarları bölünen yerde daralarak ve sonunda koparak iki hücre oluştururlar. Bitkilerde ise hücre duvarından dolayı bu mümkün değildir çünkü hücre duvarı şekil değiştiremez. Daralamaz ya da aniden büyüyemez. Bu yüzden bitki hücrelerinde ara lamel oluşur ve hücre bu ara lamelin olduğu yerden ikiye bölünür. Yani hücre hücre duvarını daraltamadığı ve şeklini değiştiremediği için yeni hücre duvarı oluşturur diyebiliriz.<br><br><strong>Kaynakça:</strong> Eodev.com - https://eodev.com/gorev/11441553#readmore<br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/9fa72e81f4127265d6c06ddff506442c/indir_3.png" />
         <pubDate>2019-09-22 15:09:19 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387781006</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Virüslerin Çalışma Prensibi Nedir ?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387782688</link>
         <description><![CDATA[<div>Virüsler, çevremizin her yerinde yalnızca bir konakçı hücrenin gelmesini beklemektedir. Deri, burun veya ağız yoluyla vücudumuza misafir olabilirler. Örneğin; soğuk algınlığı ve grip virüsü, solunum ya da sindirim sistemlerindeki hücrelere misafir olacak ve saldıracaktır. <a href="https://sinirbilim.org/aids-edinilmis-bagisiklik-eksikligi-sendromu/">AIDS</a>‘e neden olan insan bağışıklık yetmezlik virüsü (HIV) ise bağışıklık sisteminin <a href="https://sinirbilim.org/t-hucresi/">T hücrelerine</a> saldıracaktır.<br><br></div><div>Konakçı hücrenin türüne bakılmaksızın tüm virüsler, litik döngü olarak da bilinen temel adımları takip eder:<br><br></div><ul><li>Bir virüs parçacığı, bir konak hücreye bağlanır.</li><li>Parçacık genetik bilgilerini konakçı hücreye bırakır.</li><li>Parçacığın hücreye bıraktığı genetik bilgi konakçı hücrenin enzimlerini görevlendirir.</li><li>Enzimler yeni virüs partikülleri için parçalar oluşturur.</li><li>Yeni parçacıklar yeni virüsler haline getirilir.</li><li>Oluşan parçacıklar konak hücresinden kopar </li><li><strong>Kaynakça: </strong><a href="https://sinirbilim.org/virusler-nasil-calisir/">https://sinirbilim.org/virusler-nasil-calisir/</a></li></ul>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/c8f37db93db80df729e15de9a10f3c51/indir4.jpg" />
         <pubDate>2019-09-22 15:17:29 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387782688</guid>
      </item>
      <item>
         <title>DNA&#39;nın Bulunduğu Yerde RNA Bulunmalı Mıdır ?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387785351</link>
         <description><![CDATA[<div>Evet bulunmalıdır. Çünkü tRNA, mRNA ve rRNA protein senteinde çok önemlidir mRNA olmadan ribozom DNA'daki bilgiyi okuyamaz ve ona göre protein üretemez.<br><strong>Kaynakça: </strong>9. sınıf bilgilerim</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/02ea20a610a88c5107d40b5014f8c8d4/indir5.jpg" />
         <pubDate>2019-09-22 15:29:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387785351</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Solunum Sistemi Ve Hücresel Solunum Nedir?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387786961</link>
         <description><![CDATA[<div> Besinlerin hücre içerisinde parçalanması ile ATP üretimini sağlayan mekanizmaya Hücresel Solunum denir.Hücresel solunum sonucu açığa çıkan serbest enerji, ATP içine yerleştirilerek canlının hayatsal faaliyetlerinin (Fotosentez ve kemosentezde kullanılmaz.) yerine getirilmesinde kullanılır.Her canlının hücresel solunum mekanizması vardır. Tüm hücresel solunum mekanizmaları Glikoliz Reaksiyonu ile başlar. Daha sonra enzimler ve oksijenin varlığına göre farklı şekilde ilerler.Solunum sisteminde kullanılan organlar:<br>✔<strong>Burun</strong><br>✔<strong>Yutak Ve Gırtlak (Farinks ve Larinks)</strong><br>✔<strong>Soluk Borusu (Trake)</strong><br>✔<strong>Akciğerler</strong><br><br><strong>Kaynakça:<br> </strong><a href="https://www.selinhoca.com/huecresel-solunum">https://www.selinhoca.com/huecresel-solunum</a><br><a href="https://www.selinhoca.com/solunum-sistemi">https://www.selinhoca.com/solunum-sistemi</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/b903aba59e8b97f5d7f6110c1b495ae3/indir6.jpg" />
         <pubDate>2019-09-22 15:37:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/387786961</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Büyüme Hormonu Ömrümüzün Sonuna Kadar Salgılanır mı?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/392048977</link>
         <description><![CDATA[<div><br>Ortalama bir insanın özellikle boy açısından büyümesi yaklaşık olarak 20 yaşında sonlanır. Bir diğer deyişle, 20 yaşından sonra bir insanın gözlenebilir biçimde uzaması pek olası değildir (bazı istisnalar olsa da)<br><br></div><div>Benzer şekilde, 2008 yılında yapılan Duke Üniversitesi tarafından bir araştırma, insanın ömrü boyunda kafatasının büyüdüğünü, alnının ileri doğru çıkıklaştığını, dolayısıyla elmacık kemiklerinin giderek gömüldüğünü gösterdi. Ancak ne yazık ki iskeletimizdeki diğer kemikler ergenliğin sona ermesiyle uzamayı bırakırlar. Eğer ki 20 yaşınıza ulaştığınızda boyunuzdan memnun değilseniz, ne yazık ki doğadan ve genlerinizden daha fazlasını bekleyemezsiniz. İlaç takviyesi bile yapacak olsanız, genlerin faaliyeti sonlandığı için bu boyunuzu uzatmayacaktır veya önemli bir değişikliğe neden olamayacaktır.<br><br>Ancak boyunuzun 20 yaşından sonra uzamamasına olumlu tarafından bakın: Ya burnunuz ve kulaklarınız 20 yaşından sonra uzamaya devam etseydi? Aslında burun ve kulaklar 20 yaşından sonra da büyüyor ve sarkıyor gibi gözükür; ancak bunun nedeni gelişim değil, yerçekimidir. Bu organlarınızdaki kıkırdıkar bozuldukça, yerçekimi etkisiyle sarkarlar ve sanki büyüme devam ediyormuş gibi bir görünüme neden olurlar.<br><strong>Kaynakça:</strong><a href="https://evrimagaci.org/insanin-boy-uzamasi-ve-buyumesi-ne-zaman-durur-5530">https://evrimagaci.org/insanin-boy-uzamasi-ve-buyumesi-ne-zaman-durur-5530</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/c953c8f3c6fb70ba45cd524420701243/biy7.jpg" />
         <pubDate>2019-10-01 17:39:14 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/392048977</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hücreye Dışarıdan yabancı protein ekleyebilirmiyiz?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/395142977</link>
         <description><![CDATA[<div>Evet ekleyebiliriz çünkü Bilindiği gibi mide iç ortamı, düşük pH değere yani asidik özelliğe sahip iken ince bağırsakların iç ortamları ise yüksek pH değerine başka bir ifadeyle bazik karaktere sahiptir.</div><div><br></div><div>Düşük pH değerine sahip bu mide içeriği, ince bağırsaklara gelince pH nın yükseltilmesi gerekir ve onikiparmak bağırsağı tarafından salgılanan <strong>sekretin hormonu</strong>, pankreas bezini uyararak pankreastan ince bağırsaklara <strong>bikarbonat iyonları</strong> aktarılır. Bu bikarbonat iyonları, pH değerini pH:7-8 arasında bir değere çıkartırlar. Kısa peptit parçalarına ayrılmış halde bulunan proteinler, bu durum karşısında tekrar katlanmaya başlayınca ince bağırsak tarafından <strong>kolesistokinin hormonu</strong> salgılanır. Kolesistokinin hormonu, <strong>pankreas bezi</strong>ni uyararak pH değeri 7 civarında olan sindirim enzimlerinin pankreastan ince bağırsağa aktarılmasını sağlar. Pankreastan salgılanarak ince bağırsağa aktarılan bu enzimler, inaktif tripsinojen, kimotripsinojen, prokarboksipeptidaz enzimleridir. Ayrıca ince bağırsaklar tarafından da aminopeptidaz enzimi salgılanır. Daha sonra ince bağırsaklarca salgılanan enterokinaz enzimi inaktif formda bulunan tripsinojeni, aktif form olan <strong>tripsin</strong>e dönüştürür. Tripsin ise inaktif diğer enzimleri aktifleştirir. Kimotripsinojeni <strong>kimotripsin</strong>e, prokarboksipeptidazı <strong>karboksipeptidaz</strong>a ve <strong>aminopeptidaz</strong>ı aktifleştirir. Daha sonra ince bağırsak içerisinde bulunan kısa polipeptit zincirleri durumundaki proteinler, bu enzimler tarafından yapıtaşlarına ayrılırlar. Sırasıyla tripsin enzimi, amino asit zincirlerini arjinin ve lizin amino asitlerinin bulunduğu noktalardan kesmeye başlar. Kimotripsin ise triptofan, fenilalanin ve tirozin amino asitlerinin bulunduğu noktalardan polipeptit zincilerini keser. Geriye kalan karboksipeptidaz ve aminopeptidaz enzimlerinden karboksipeptidaz, proteinlerin karboksil ucundan, aminopeptidaz ise amino ucundan başlayarak proteinleri yapıtaşları olan amino asitlere parçalarlar. Büyük oranda sindirimi gerçekleşen proteinler, artık bu işlemlerden sonra tripeptit, dipeptit ve amino asit olarak ince bağırsakta bulunurlar. İnce bağırsaktan salgılanan tripeptidaz ve dipeptidaz enzimleri yardımıyla geriye kalan tripeptit ve dipeptitler de yapıtaşları olan amino asitlere parçalanırlar.</div><div><br><br></div><div>Amino asitlerine parçalanarak sindirilen proteinler, daha sonra ince bağırsaktan emilerek kan yoluyla karaciğere taşınırlar. Böylece protein sindirimi tamamlanmış olur. Karaciğerden de çeşitli metabolik yollarla canlının ihtiyacına göre kullanılırlar.<br><strong>Kaynakça: </strong><a href="https://canlibilimi.blogspot.com/2015/03/proteinlerin-sindirimi-nasl-olur.html">https://canlibilimi.blogspot.com/2015/03/proteinlerin-sindirimi-nasl-olur.html</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/ac6162512643bc4a58d34709691267d3/proteinlerin_sindirimi.jpg" />
         <pubDate>2019-10-08 16:21:41 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/395142977</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kas Ve Sinir Hücreleri Doğuştan Bölünmeye Başlayıp Bir Süre Sonra Durur Mu Yoksa Hiç Bölünemez Mi?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/395143440</link>
         <description><![CDATA[<div>Vücudumuzdaki her hücre belli bir amacı gerçekleştirmek üzere özelleşmiştir. Ancak başlangıçta herhangi bir amaçları yoktur. Hücresel farklılaşma adı verilen bir süreç sonunda belli bir hücre tipine, örneğin kas ya da sinir hücresine dönüşürler. Sinir hücreleri hayli özelleşmiş hücrelerdir ve her birinin sinir sistemi içinde belli bir yeri ve karmaşık görevleri vardır. Hücresel farklılaşma süreci içinde özelleşirken, nöronların bölünme özelliklerini kaybettiği ve bütün enerjilerini ve yapılarını bu yeni ve karmaşık görevlerini gerçekleştirmek üzere kullandıkları düşünülüyor.<br><strong>Kaynakça: </strong><a href="http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/sinir-hucrelerinin-kendilerini-yenileyemedigi-dogru-mu">http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/sinir-hucrelerinin-kendilerini-yenileyemedigi-dogru-mu</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/70574ebcb16d5735a7e9f93686cd3014/sinir_hucresi_0.jpg" />
         <pubDate>2019-10-08 16:22:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/395143440</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İnsan Genom Projesi Nedir ?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/395157579</link>
         <description><![CDATA[<div><br>İnsan Genom Projesi'nin temel amacı, insan DNA’sında bulunan 3 milyar kadar baz çiftinin dizilimini ve bunların % 2-5‘ini oluşturan genlerin yerini bulmak. Bu aslında zor bir iş; çünkü insan genomunda kesin sayısı şimdilik bilinmiyor olsa da 40 bin ile 80 bin arasında gen olduğu sanılıyor. Dış görünüşümüzdeki onca farklılığa rağmen, aslında biz insanların kalıtsal yapısı büyük ölçüde birbirine benzer. İnsanların DNA yapılarının %99,9’u ortaktır. İnsan Genom Projesi de bu ortak genleri bulmayı hedefliyor. Yaklaşık 15-20 yıldır bu projeyle uğraşılmasına rağmen henüz genom projesi tam olarak çözülebilmiş değildir. Ortaya çıkacak veri bankası, insanı insan yapan genlerin yanında bir insanı başkalarından ayıran genleri de gösteren eşsiz bir kaynak olacak.<br><br></div><div><br>Basitçe anlatmak gerekirse, bir insanın bütün özelliklerinin (örn: kaç yaşında hangi hastalığa yakalanacağı) olduğu bir veritabanı gibi düşünülebilir. Siz bu veritabanına istediğiniz zaman ulaşarak bedeniniz hakkında sonsuz bilgilere ulaşabileceksiniz.<br><strong>Kaynakça: </strong><a href="https://onedio.com/haber/12-adimda-bircok-olumcul-hastaligi-tarihe-gomecek-bir-calisma-insan-genom-projesi-564136">https://onedio.com/haber/12-adimda-bircok-olumcul-hastaligi-tarihe-gomecek-bir-calisma-insan-genom-projesi-564136</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/f5ca215c9e19fb686d12dba0780d4917/dna_resim.webp" />
         <pubDate>2019-10-08 16:41:17 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/395157579</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hormonlar Nasıl Çalışır?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/395159653</link>
         <description><![CDATA[<div><br></div><div>Hormonların yapım ve kana salınımları hiyerarşik bir kontrol mekanizmasına bağımlı olarak meydana gelir. Genel olarak hormonların büyük bir bölümü yukarıdan aşağı doğru sıralanan kontrol mekanizmasına bağımlı olarak kana salınırlar.<br>Bu kontrol sisteminin en üst basamağında beyin tabanını oluşturan hipotalamus yer alır. Hipotalamus’a ulaşan herhangi bir sinirsel uyarım, bu bölgeden releasing faktör (salgılatıcı faktör) denen mekanizmayı işletici, çok ufak miktarlardaki özel hormonların salınımına yol açar.<br><br></div><div>Salınan bu hormonlar, sinir liftleri aracılığı ile beyin orta yerinde bulunan Sella Tursika (Türk Eğrisi) diye adlandırılan kemik boşluğu içerisine yerleşmiş bulunan küçük bir endokrin bezi hipofiz’in ön lobuna ulaşır. Hipotalamus’tan salgılanan her salgılatıcı faktör hipofiz ön lobundan spesifik bir hormonun salınımına yol açar.<br>Kaynak:<a href="https://ekstrembilgi.com/saglik/hormon-nedir-hormonlar-nasil-calisir/">https://ekstrembilgi.com/saglik/hormon-nedir-hormonlar-nasil-calisir/</a></div><div><br><br><br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/be5c1417119eaba4bd168e2fdcaa924a/hormon.jpg" />
         <pubDate>2019-10-08 16:43:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/395159653</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Canlılarda gelişmişliği belirleyen şey nedir ?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/395167369</link>
         <description><![CDATA[<div>Kromozomlar, çok düzenli olarak, kendi üstüne sarmallanmış devasa DNA molekülleridir.</div><div>Hücre çekirdeğinde yer almakta olan kromozomlar ipliksi bir yapıda bulunmaktadırlar. Bu yapılar içerik olarak molekül yapıları çok iyi bilinen DNA (deoksiribo nükleik asit) zinciri ile histon denilen protein zinciri tarafından meydana getirilmektedirler. DNA adı verilen zincirler de özgül proteinleri sentezlemekle yükümlü olan gen adı verilen birimlerden meydana gelmektedir.<br> Canlıların gelişmişliği ile kromozom sayısı ile bir ilişki kurulmak istendiğinde bu durumda kromozom sayısı ile canlıların gelişmişliği arasında bir ilişkinin olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir Bu ikisi arasında herhangi bir bağlantı bulunmamaktadır. Örneğin en gelişmiş canlı olan insanda 46 kromozom varken at kuyruğu bitkisinin kromozom sayısı 216 adettir ve insana göre oldukça fazladır. Canlıların gelişmişlik düzeyini belirleyen şey kromozom sayısı değil kromozomlar üzerinde bulunan genlerin yapı ve düzenleri ile ilgilidir. </div><div><br></div><div><strong>Kaynak: </strong><a href="https://www.egitimsistem.com/kromozom-sayisi-ile-canlinin-gelismisligi-arasinda-bir-iliski-var-midir-31494h.htm">https://www.egitimsistem.com/kromozom-sayisi-ile-canlinin-gelismisligi-arasinda-bir-iliski-var-midir-31494h.htm</a></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-10-08 16:53:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/395167369</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Enzimlerin görevleri nelerdir ?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/398097525</link>
         <description><![CDATA[<div>Enzim, (hemen hemen hepsi denilebilecek kadar büyük çoğunluğu) protein yapısında olan, doğal olarak yalnız canlılar tarafından sentezlenebilen biyolojik katalizörlerdir.<br><br></div><div>Hücre içersinde meydana gelen binlerce tepkimenin hızını ve özgüllüğünü düzenlerler. Çok defa hücre dışında da etkinliklerini korurlar. Aynı enzim farklı hücre veya doku tiplerinde de katalizör görevi üstlenebilir. Bu durumda üç boyutlu yapısı farklı, ancak görevleri aynı olan 'izoenzimler'den söz edilir. Canlı hücrelerde tepkimeler kural olarak,0-50 0C; çoğunlukla da 20-42 0C arasında meydana gelir.<br><br></div><div>Enzimlerin çoğu protein yapısındadır ya da protein kısım bulundururlar. Enzimin etki ettiği bileşiğe "Substrat", enzimin saniyede etki ettiği substrat molekül sayısına "Enzimin Etkinlik Değeri=Turnover sayısı" denir. Kuramsal olarak enzimli tepkimeler dönüşümlüdür. Enzimler, aktivasyon enerjisini düşürerek, zor ve uzun sürede gerçekleşecek olan tepkimeleri çok kısa sürede ve az enerji harcanarak yapmayı sağlarlar.<br><strong>kaynak: </strong><a href="http://www.beycan.net/669/enzim-nedir-enzimlerin-gorevleri-nelerdir.html">http://www.beycan.net/669/enzim-nedir-enzimlerin-gorevleri-nelerdir.html</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/2a77d5f051e3f979f7b02b21d5005ae7/enzimlerin_gorevleri.jpg" />
         <pubDate>2019-10-15 18:20:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/398097525</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İnterfaz evresinn uzunluğu ne kadardır ?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/398098853</link>
         <description><![CDATA[<div>İnterfaz süresi hücre döngüsünün yaklaşık %90’ını oluşturur. Örneğin insan deri epitel hücresi 24 saatte bir bölünebilir. Bu sürenin yaklaşık 23 saati interfazı kapsarken geriye kalan 1 saatlik kısmında hücre, bölünme aşamasındadır. Bu nedenle çok sayıda hücreden oluşan preparatların mikroskobik incelemelerinde interfazdaki hücrelere daha fazla rastlanır. İnterfaz G1, S ve G2 olmak üzere üç aşamada gerçekleşir.<strong>G1 evresinde</strong> metabolik olaylar yoğun şekilde sürer. Madde alışverişi, sentez ve yıkım reaksiyonları, organel yapımı (mitokondri, <a href="https://www.canlibilimi.com/endoplazmik-retikulum/">endoplazmik retikulum</a> gibi), RNA sentezi devam eder. Hücreler bu evrede hızlı bir şekilde büyür.<strong>S evresinde</strong> DNA kendini eşler ve böylece her genin bir kopyası oluşur. DNA miktarı iki katına çıkar. <strong>G2 evresinde</strong> protein, enzim ve RNA sentezi devam eder. Organel sayısı artar.<br><br></div><div>Bölünme hızı canlıdan canlıya hatta dokudan dokuya farklılık gösterir. Örneğin bağırsak mukozasındaki epitel hücreleri, kan hücrelerini üreten kemik iliği hücreleri, bitki kök ve gövde ucundaki hücreler hızlı ve devamlı bölünürken bazı doku hücreleri belirli zamanlarda bölünebilir.<br><br></div><div>Örneğin karaciğer hücreleri yaralanma ya da yıpranan hücrelerin yerine yenilerinin yapılması gibi durumlar dışında bölünemez. Sinir, göz retinası ve çizgili kas hücreleri gibi ileri derecede özelleşmiş hücreler ise farklılaşmasını tamamladıktan sonra hiç bölünmez. Bölünme yeteneğini kaybeden bu hücreler interfazın G1 evresinden çıkarak G0 olarak adlandırılan evreye girer.Kalp kası hücreleri ise G1 ve S evrelerini geçirip G2 evresinde kalarak mitoza devam etmez. Bölünmeye devam eden hücrelerde ise interfazdan sonra mitotik faz (karyokinez ve sitokinez) ile hücre döngüsü tamamlanır.<br><strong>kaynakça</strong>:<a href="https://www.canlibilimi.com/interfaz-nedir-interfaz-evresi-ne-demektir/">https://www.canlibilimi.com/interfaz-nedir-interfaz-evresi-ne-demektir/</a></div><div><br><br></div><div><br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/0f8e1a758e23ca9f497dd32127ecb791/hucre_dongusu.jpg" />
         <pubDate>2019-10-15 18:22:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/398098853</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Dna replikasyonu video linki</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/398104019</link>
         <description><![CDATA[<div><a href="https://www.youtube.com/watch?v=TNKWgcFPHqw">https://www.youtube.com/watch?v=TNKWgcFPHqw</a></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-10-15 18:30:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/398104019</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Gerçek homolog kromozomun resmi</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/401112637</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/f9d8b911c1ae45376a27d6af9e0f395b/koromozom.jpg" />
         <pubDate>2019-10-22 19:41:33 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/401112637</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Olgun alyuvarda protein sentezi varmı?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/401113988</link>
         <description><![CDATA[<div> Olgun Alyuvarlarda DNA sentezi, Protein sentezi, Oksijenli solunum olgun alyuvar hücrelerinde gerçekleşmez.Alyuvar (eritrositler); yapısında bulunan hemoglobinden dolayı kana kırmızı rengini veren disk biçimdeki yapılardır. Yassı kemik iliğinde (kırmızı kemik iliğinde) üretimleri gerçekleşen alyuvarlar, ilk oluştuklarında çekirdekli bir yapıya sahip iken olgunlaştıklarında çekirdekleri kaybolur. Kan plazması ile pasif hareket ederler. Yaşlanan alyuvar hücreleri, akciğer ve dalakta parçalanırlar.<br><br>Alyuvarlarda; mitokondri, sentrozom, ribozom, çekirdek, RNA, endoplazmik retikulum gibi bir çok organel bulunmaz. Bu yüzden olgun alyuvarlarda DNA sentezi, Protein sentezi ve Oksijenli solunum olayları gerçekleşmez.<br><br>Alyuvarlar, solunum organlarından aldıkları O₂ dokulara, dokulardan aldıkları CO₂ solunum organlarına taşırlar.  Alyuvarlar,  O₂ taşımadan sorumlu kan hücreleridir ve kanın oksijen taşıma kapasitesi azaldığı zaman alyuvar sayıları artmaya başlar. Difüzyon ile enerji harcamadan oksijen geçişleri sağlanır.<br><strong>Kaynak</strong>: <a href="https://eodev.com/gorev/10955481">https://eodev.com/gorev/10955481</a></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-10-22 19:44:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/401113988</guid>
      </item>
      <item>
         <title>3 n kromozomlu canlılar</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/401115528</link>
         <description><![CDATA[<div>Poliploitlik ve sıf. (fr. polyploide'den). Biyol. <a href="https://www.turkcebilgi.com/kromozom"><strong>Kromozom</strong></a> sayısı çok olan <a href="https://www.turkcebilgi.com/h%C3%BCcre"><strong>hücre</strong></a>, hayvan veya bitk(Bu canlılarda diploit <a href="https://www.turkcebilgi.com/2"><strong>n</strong></a> tiplerin yanı sıra triploit <a href="https://www.turkcebilgi.com/3"><strong>,n</strong></a> ve tetraploit <a href="https://www.turkcebilgi.com/4"><strong>n</strong></a> v.b. tiplere de rastlanır. Poliploit bitkiler, özellikle tarım bitkileri arasında çoktur: buğday, gül. Çoğu zaman poliploit bitkiler normal bitkilerden daha boylu olur.<br><br><strong>Poliploitlik</strong>, bir <a href="https://www.turkcebilgi.com/h%C3%BCcre"><strong>hücrenin</strong></a> ya da <a href="https://www.turkcebilgi.com/organizma"><strong>organizmanın</strong></a>, her bir <a href="https://www.turkcebilgi.com/kromozom"><strong>kromozomununun</strong></a> ikiden fazla kopyasına sahip olması durumudur. Organizmalar çoğunlukla <a href="https://www.turkcebilgi.com/diploit"><strong>diploit</strong></a> olmakla birlikte, <a href="https://www.turkcebilgi.com/h%C3%BCcre_b%C3%B6l%C3%BCnmesi"><strong>hücre bölünmesinin</strong></a> olması gerektiği gibi gerçekleşmemesi sonucu, poliploit hücre ve organizmalar ortaya çıkabilir. Poliploit canlılar, her bir kromozom setinin kaç kopya bulundurduğuna göre isimlendirilirler. Örneğin bir canlının 4 set kromozomu varsa, yani bu canlı birbirinden farklı 4 tip kromozoma sahip ise (n=4), ve bu canlının hücrelerinde her bir kromozomdan 3 kopya bulunuyorsa, yani (4 farklı kromozom) x (3 kopya) ise, bu canlı <a href="https://www.turkcebilgi.com/triploit"><strong>triploit</strong></a> olarak adlandırılır (3n). Bunu <strong>tetraploit</strong> (4 set, yani 4n), <strong>pentaploit</strong> (5 set, yani 5n), <strong>hegzaploit</strong> (6 set, yani 6 n)... izler. <a href="https://www.turkcebilgi.com/haploit"><strong>Haploit</strong></a> bir hücre ya da organizmanın sadece bir set kromozomu vardır (n, yani her bir çeşit kromozomdan tek bir kopya). Kromozomların hepsinin birden değil de bir kısmının kopya sayısının arttığı bazı durumlar da söz konusu olabilir ve buna <a href="https://www.turkcebilgi.com/an%C3%B6ploit"><strong>anöploitlik</strong></a> adı verilir.<br><strong>Kaynakça: </strong><a href="https://www.turkcebilgi.com/poliploitlik">https://www.turkcebilgi.com/poliploitlik</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/56140138876f774f7c32964d43b39fd7/bu_day.jpg" />
         <pubDate>2019-10-22 19:47:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/401115528</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hücre yaşlanması</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/401115786</link>
         <description><![CDATA[<div>Yaşlanma her ne kadar evrenin tümünde gerçekleşen bir süreç olsa da “neden yaşlanıyoruz” sorusunun hâlâ cevaplanamamış olması hayli şaşırtıcı. Pek çok bilim insanı yaşlanmanın hücrenin oluşumunda rol alan moleküllerde -örneğin protein, lipit, nükleik asitler (DNA ve RNA)- meydana gelen hasarların bir sonucu olduğunu düşünüyor.<br><br></div><div>Zarar gören moleküllerin sayısı arttıkça hücre fonksiyonları yavaşlar, doku ve organlar zarar görmeye başlar ve bu sorunlar organizmanın ölümüne yol açar. Moleküllerde meydana gelen hasarlar genetik ya da harici kaynaklı olabilir. Örneğin vücudun her noktasına yayılan kan damarları sayesinde bütün hücrelere ulaşabilen oksijenin, hücrenin ihtiyacı olan enerjinin üretilmesinde anahtar rolü vardır. Ancak hayli kararsız ve tepkimeye girmeye eğilimli maddelerin oluşmasına sebep olarak, biyolojik moleküllerin pek çoğunun yapısının bozulmasına da neden olabilir. DNA’nın kopyalanması sırasında meydana gelen hatalar ya da dış kaynaklı, örneğin güneş ışınlarından kaynaklanan DNA mutasyonları da önemli sağlık sorunlarına neden olmanın yanı sıra hücre yaşlanmasına katkıda bulunur.<br>Hücre bölünmesinin yavaşlamasının da yaşlanmayla ilişkili olduğu düşünülüyor. Kromozomların ucunda bulunan ve kromozomların birbirine yapışmasını önleyerek genetik bilginin korunmasını sağlayan telomerler (DNA dizilerinin bir bölümü) her hücre bölünmesi sırasında kısalır ve vücut hücrelerindeki telomerlerin boyu çok kısaldığında hücre daha fazla bölünemez. Örneğin bir kan hücresindeki telemorler başlangıçta 8000 baz çiftine sahipken yaşlandıkça bu sayı 1500’e kadar düşebilir.<br><strong>Kaynakça: </strong><a href="http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/neden-yaslaniyoruz">http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/neden-yaslaniyoruz</a></div><div><a href="http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/#facebook"><br></a><br></div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/b19d5d2f7853995e22be616f82b77bcc/ya_l_l_k.jpg" />
         <pubDate>2019-10-22 19:47:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/401115786</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kalıp Dna, Kodon, Antikodon</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/405543736</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Kalıp Dna: </strong>DNA polimeraz enzimi ile çift kollu bir kalıbın bulunduğu yerde, DNA'ya benzer çift kollu bir yapı meydana getirilmiştir. Bu yapıdaki baz oranları aynen kalıp aldığı DNA'daki gibidir.<br><br>Kalıbın olmadığı bir ortamda, belirli bir gecikmeden sonra (lag time), DNA'ya benzer çift kollu bir molekül sentezlenir. Bu molekülün bileşimi, sunulan deoksinuk-leozittrifosfatlara bağlıdır.<br><br>Yalnız UTP yada CTP’nin bulunduğu ortamda, yine sırasıyla homopoliuridil asit ve homopohsitidil asit oluşur. Buna karşın poliguanı, asi, bu yolla elde edileme RNA'nın diğer bir hatalı tepkimesi, kalıp olarak DNA yerine bir polinukleotitle temasa geçmesi halinde ortaya çıkar. Örneğin kısa bir politimidil asit zinciri, uzun pohadenıl asit zincirinin elde edilmesini sağlayabilir.<br><strong>Kodon: </strong>.Genetik bilgi deposu olan DNA, A, G, S, T harşerinden oluşmuş bir alfabe gibidir. Hücreler protein çeşitliliklerini bu harşerin üçerli kullanımı ile oluştururlar. DNA daki bu üçlü nükleotit dizilimlerine <strong>kod</strong> adı verilir. Bu dört baz kullanılarak 64 çeşit üçlü şifre yazılabilir.Transkripsiyon ile DNA daki genetik şifre mRNA’ya aktarılır. mRNA daki üçlü nükleotit dizilimine ise <strong>kodon</strong> denir. mRNA da U, A, G, S nükleotitlerinin oluşturduğu üçerli grup çeşidi <strong>(kodon)</strong> de 64 tür.</div><div><strong>Antikodon:</strong>Bu çeşitlerden biri (AUG) başlangıç kodonudur. Bu şifre aynı zamanda metionin amino asidini şifreler. Bu 64 kodondan üç tanesi ise protein sentezini durduran kodonlardır (UGA, UAG, UAA). Yani 20 çeşit amino asiti şifreleyen 61 çeşit kodon vardır.Amino asitler tRNA tarafından ribozoma taşınır. tRNA nın ribozomda bulunan mRNA ya bağlandığı kısımdaki üçlü baz şifresine de <strong>antikodon </strong>denilmektedir.<br><strong>Kaynakça: </strong><a href="http://www.yenibiyoloji.com/kod-kodon-ve-antikodon-nedir-5508/">http://www.yenibiyoloji.com/kod-kodon-ve-antikodon-nedir-5508/</a></div><div><br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/20ff825f7a9c31804888df92e718c82e/kodon.jpg" />
         <pubDate>2019-11-01 17:20:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/405543736</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Proteinler taşınması</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/405550168</link>
         <description><![CDATA[<div>Proteinin her bir türü genellikle hücrenin belirli bir bölümüne gönderilir. Hücre biyolojisinin önemli bir parçası da hücre içindeki değişik bölgelere gönderilen veya hücre dışına salgılanan proteinlerin moleküler mekanizmasının incelenmesidir.<br>Proteinlerin pek çoğu sitoplazmadaki ribozomlarda sentezlenir. Bu süreç ayrıca protein biyosentezi veya basitçe protein translasyonu olarak bilinir. Bazı proteinler, zarlara dahil olacak proteinler gibi (zar proteinleri olarak bilinir), sentez sırasında endoplazmik retikuluma (ER) taşınırlar. Bu süreç, Golgi cisimciğine taşınma ve orada gerçekleşen birkaç işlemle devam eder. Zar proteinleri, Golgi'den hücre zarına, diğer hücre altı yapılara gidebilir veya hücreden dışarı salgılanabilir. Endoplazmik retikulum ve Golgi sırasıyla, "zar proteini sentez bölümü" ve "zar proteini işleme bölümü" olarak düşünülebilir. Proteinlerin bu bölümler boyunca yarı-durağan akışı vardır. ER ve Golgi'ye yerleşmiş olan proteinler, diğer proteinlerle birleşirler ancak kendi bölgelerinden ayrılmazlar. Diğer proteinler ER ve Golgi'den geçerek hücre zarına "akarlar". Motor proteinler, zar proteini içeren vezikülleri, akson terminalleri gibi hücrenin uzak parçalarına giden hücre iskeleti yolları boyunca taşır.<br>Sitoplazmada üretilen bazı proteinler kendilerini mitokondri veya çekirdeğe taşınmak için hedef göstermek gibi yapısal özelliklere sahiptir. Bazı mitokondrial proteinler, mitokondri içinde üretilir ve mitokondrial DNA tarafından kodlanır. Bitkilerde, kloroplast da bazı hücre proteinlerini üretir.<br>Hücre dışı ve hücre yüzeyindeki parçalanması hedeflenmiş proteinler, endositoz veziküllerine katılmaları üzerine hücre içi yapılara geri dönebilirler. Bu veziküllerden bazıları proteinlerin kendi amino asitlerine yıkıldığı yerde lizozomla kaynaşırlar. Bazı zar proteinlerinin yıkımı, daha hücre yüzeyindeyken sekretazlar tarafından bölündüğünde başlar. Sitoplazmada işlevini yerine getiren proteinler genelde proteazomlar tarafından yıkılır.<br><strong>kaynakça : </strong><a href="https://forum.turkmmo.com/konu/2847460-proteinlerin-tasinmasi/">https://forum.turkmmo.com/konu/2847460-proteinlerin-tasinmasi/</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/b1a795d7b7d372d2e3dca30a7c85a368/protein.jpg" />
         <pubDate>2019-11-01 17:32:10 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/405550168</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hücre bölünmesinde kontrol noktasında proteinin olması bir sonraki evreye geç mi demek yoksa proteinin yok edilmesi mi bir sonraki evreye geç demek ?</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/405554438</link>
         <description><![CDATA[<div> G1 kontrol noktasında hücrenin büyüklüğü,besin miktarı,hormonlar,büyüme faktörü vb faktörlerin yeterli olup olmadığı kontrol edilir. DNA replikasyonu için karar verilir. Hücre yeterli büyüklüğe ulaşmışsa ortamda yeterli  besin , hormon ve büyüme faktörü varsa ve DNA'da hasar yoksa devam et sinyali verilir.Kontrol noktasında hücre döngüsünü kontrol eden moleküller bulunur. "Siklinler ve Siklin bağlı kinazlar(hücre döngüsü proteinleri)" hücre döngüsünü kontrol eden protein yapılı moleküllerdir. Bu proteinler her hücrede aynıdır. Evreler arası geçişi bu moleküller kontrol eder. Bu moleküllerin miktarında ve aktivitelerinde meydana gelen değişimler. döngüdeki olayların hızını belirler.Siklin bağlı kinazlar, hücre döngüsünü yürüten ve kontrol eden ve çoğunlukla inaktif olup,sabit bir derişimde bulunur.Siklin bağlı kinazların aktifleşebilmesi için siklin molekülüne bağlanması gerekir. Siklin bağlı kinazların aktifleşmesiyle oluşan sinyaller döngünün başlamasını ve sürdürülmesini sağlar.G1 başladığında siklin bağlı proteininin miktarının artması S evresine geçişi hızlandırır. Siklin miktarı belli bir eşik miktarına ulaştığında Siklin bağlı kinazlar, Siklin ile bağlanır ve bu proteinler aktifleşir. Bölünmesi bitmiş bir hücre  tekrar bölünmeye devam etme sinyalini bu şekilde almış olur . Siklin proteinlerinin  farklı çeşitleri bölnüme sürecinde iş yaparlar. S siklin  S evresinin başlamasını kontrol eder. M Siklin M kontrol noktasıdır. Bu nokta mitozun başlamasını kontrol eden noktadır. M siklinin G2 fazında miktarı artar ve mitoz bölünmenin evreleri başlar.<br><strong>kaynakça: </strong><a href="http://www.biyolojidersim.com/hucre-dongusunun-kontrolu/">http://www.biyolojidersim.com/hucre-dongusunun-kontrolu/</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/2996aa6564e334be1ae8360606127ac8/h_cre_b_l_nme.png" />
         <pubDate>2019-11-01 17:39:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/405554438</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Büyüme faktörleri çeşitleri</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/405567289</link>
         <description><![CDATA[<div>Ağırlıkları 4000-60 000 dalton arasında de¬ğişen, çok az miktarları bile hücresel aktiviteleri etkileyebilen proteinlerdir. Farklı faktörlerin görevleri ve etkileri ile ilgili yeni buluşlar sürmektedir.<br>Büyüme faktörleri, hücresel fonksiyonları endokrin, parakrin, otokrin veya intrakrin mekanizmalarla sağlar.<br>- Endokrin yolla etkileyen faktörler hedef hücreye kan yoluyla gider ve uzaktaki hücreleri de etkiler.<br>- Parakrin yolla etki eden faktörler salgılandıkları bölgede etkilidirler.<br>- Otokrin faktörler, tarafından salgılandıkları hücrenin fonksiyonlarını etkiler.<br>- Bazı transforme fibroblastlar, hiç salgılanmamış faktörlere hücrenin kendi içinde, intrakrin mekanizma ile yanıt verirler.<br><br>Büyüme faktörlerinin herhangi bir hücreyi etkileyebilmesi, o hücrenin, o faktör için reseptöre sahip olup olmamasına bağlıdır. Reseptöre bağlanma sonucu hücre içinde özgün bir cevaba neden olan bir seri sinyal ortaya çıkar. Etki, çoğunlukla tirozin kinaz uyarılarak sağlanır. Her hücrenin farklı büyüme faktörleri için farklı sayıda reseptörü bulunur. Büyüme fak¬törlerinin o bölgedeki konsantrasyonu ve reseptöre bağlanan miktarı, elde edilecek sonucu belirler. Matriks de, büyüme faktörlerinin çözünebilirliğini değiştirerek, hücresel aktiviteleri düzenleyecek faktör konsantrasyonunun değişmesini sağlayabilir. Ayrıca matriks, büyüme faktörlerinin bağlanıp çözülmesini ayarla¬yarak, ortamdaki faktörler için rezervuar göre¬vi görür. Yine matriks, herhangi bir hücrenin, herhangi bir büyüme faktörüne vereceği yanıtı belirleyebilir.<br>Yara iyileşmesinde etkili olan tanımlanmış büyüme faktörleri;<br>- Epidermal Büyüme Faktörü (EGF),<br>- Trombositlerce salınan Büyüme Faktörü (PDGF)<br>- Asidik ve bazik Fibroblast Büyüme Faktörü (FGFs),<br>- Transforming Büyüme Faktörü alfa ve beta (TGF ),<br>- Interlökin l (IL-1),<br>- Interlökin 2 (IL-2),<br>- Tümör nekroz faktör alfa (TNF ) dır.<br><strong>Kaynakça: </strong><a href="http://biyologlar.com/buyume-faktorleri">http://biyologlar.com/buyume-faktorleri</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/a256101e01c7ec7c04edab07f9725c8f/b_y_me_fakt_r_.jpg" />
         <pubDate>2019-11-01 18:03:08 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/405567289</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Yer Altı Gövdeli Bitkiler</title>
         <author>keremsenguven</author>
         <link>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/421345446</link>
         <description><![CDATA[<div>Yer Altı Gövdeleri<br><br>a-Rizom gövde:Örnek; iris (mührü süleyman), manisa lalesi, ballı baba<br><br>b-Yassı gövde:Örnek; soğan, sarımsak, pırasa<br><br>c-Yumru gövde:Örnek; patates<br><br>Yer Altı Gövdeleri<br><br>Bu gövdelere rizom adı da verilebilir. Manisa lalesi, ballı baba, iris gibi bitkilerde gövde toprak altında ve yüzeye paralel olarak uzanır. Belirli yerlerden tomurcuk oluşur ve toprak üstüne çıkar.<br><br>Otsu gövdeler tek yıllık, odunsu gövdeler ise çok yıllık bitkilerdir. Odunsu gövdelerin dış kısmında mantar tabakası bulunur. Gövdenin kahverengi görünmesini sağlar ve gövdeyi dış etkilerden korur<br><br>Yumru Gövdeler<br><br>Patetes bitkisinin hem yer altında hem yer üstünde gövdeleri vardır. Yer altındaki gövde yedek besin depo eder. Bu tür gövdelere yumru gövde denir.<br><br>Yassı Gövdeler<br><br>Soğan, sarımsak, lale ve pırasada gövde kısa ve yassıdır. Bu tür gövdeler yassı gövdelerdir<br><strong>Kaynakça: </strong><a href="https://www.biyologlar.com/bitki-kok-tipleri-ve-ozellikleri-odev-ariyorum">https://www.biyologlar.com/bitki-kok-tipleri-ve-ozellikleri-odev-ariyorum</a></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/410215533/202beca6250b5cc158462786625d98e7/biyoloji_padlet.jpg" />
         <pubDate>2019-12-08 18:26:23 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/keremsenguven/ie7n20vjmakc/wish/421345446</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
