<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>İKARUS-ICARUS by Sennur Karanlik</title>
      <link>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9</link>
      <description>ÖYKÜDEN YOLA ÇIKARAK BELİRTLEN ANA BAŞLIKLARDA GRUP ÇALIŞMASI (
A GROUP STUDY ON MAIN HEADINGS DESCRIBED BY LEADING FROM THE STORY)
Merhaba sevgili partnerlerimiz.Bu padlet aşağıda adı geçen çalışmaları sergilemek için oluşturuldu.Lütfen çalışmalarınızı ait olan başlığın altına ekleyiniz.
(Hello dear partners. This padlet has been created to showcase the works mentioned below. Please add your works under the relevant title.)</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2021-01-10 18:39:45 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2021-02-11 20:40:27 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title></title>
         <author>sennurkaranlik1_2</author>
         <link>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1071908345</link>
         <description><![CDATA[Daidalos. Bu, babamın adıdır. Babam, kral soyundan gelme olduğu söylenen, taşları ve ağaç kütüklerini oyarak tanrıların heykellerini yapan ilk Atinalı sanatkârdır. O, gemilerini yalnız kürek kuvveti ile yüzdüren Yunanlılara, yelken kullanmayı ve rüzgârlardan faydalanmayı öğretendir. Çok başarılı bir mucit ve mimardır. 
Babam, Atina’da yaşıyordu ve akıllı mı akıllı bir yeğeni vardı. Talus’tu adı oldukça yetenekliydi, hatta becerisiyle babamın önüne geçeceği konuşulmaktaydı.
Bir gün amca yeğen Akropolis’i ziyaret etmek için yukarıya doğru tırmanmaya başladılar. Bu tırmanış esnasında ne olduğunu kimse bilmiyor ama babamın düşmanları onun yeğenini kıskanıp ittiğini söylemişlerdi -tabii ki böyle bir şey olmamıştı babam öyle bir adam değildi- ancak Tanrıça Athena, Talus’un yere acımasız bir şekilde çakılmaması için onu bir kuşa çevirdi bu hareketiyle onun hayatını da kurtarmış oldu. Talus’un kurtulmuş olması bir şeyi değiştirmedi ve Atina Yüksek Mahkemesi babamı suçlu bularak cezasını çekmesi için Girit Adası’na sürdü.
O dönemde Girit Adası’nın hükümdarı Kral Minos’tu. Kralın yaşadığı Knossos Sarayı’nda kendine mimar olarak iş bulan babam, anneme âşık oldu ve evlendi. 

Sonra… Ben doğdum: İkarus

Ben neşe ve sevgi içinde büyürken kral, babama bir görev vermişti. Babamdan Minotor olarak bilinen -yarı boğa yarı çocuk- evladı kimseye zarar vermesin diye  ona hapsedebilecek bir yer yapmasını istiyordu. Bu öyle bir yer olmalıydı ki ne Minotor ne de giren bir başkası dışarıya çıkabilmeliydi. Babam bu yeri bir labirent olarak inşa etmek için aylarca çalıştı.  Labirentin içine giren bir insan rahatlıkla kaybolurdu ve çıkışı da bulamazdı. Kral labirentten çıkışın, kimse tarafından bilinmesini istemiyordu; zaten yolu babam da bilmiyordu yine de babama çıkış yolu için bir başkasına akıl verirse onu cezalandıracağı yolunda da ihtarda bulunmuştu. Bu labirent artık Minotor’un yeni eviydi. Labirentin merkezine yerleştirilen Minotor, gözlerden uzak bir noktadaydı. Ancak yeni bir sorun vardı, nasıl beslenecekti?
Canavar için düzenli olarak çevre şehirlerden yedi genç kadın ve erkek, labirent içine yemek olarak bırakılmaktaydı. Halk zamanla bu duruma isyan etmeye başlamıştı ve bu cezaya son vermek için Theseus isimli bir genç kurban olmaya gönüllü oldu. Theseus’un aklındaki labirentte canavarla savaşıp onu öldürmekti ancak bir sorun vardı: Labirentten yolu bularak nasıl çıkacağını bilmiyordu, bunun için babama yalvardı. Yeğenini kaybetmiş babam bir gencin daha ölmesini istemiyordu. Bu yüzden yalvarmalara dayanamadı, ona bir iplik yumağı alıp labirentin girişinde bir noktaya bağlamasını önerdi. Bu sayede ipi takip ederek labirentten çıkabilecekti Theseus. Çıkış yolunu bulabileceği için daha bir cesaretlendi Theseus ve labirente girdi, canavarı öldürdü ve bir kahraman olarak labirentten çıktı. Halkın yeni gözdesiydi artık ve bu kahramana çok geçmeden âşık olan Kral Minos’un kızıyla birlikte adayı terk etti. Kral bu duruma çok sinirlenmişti.
. 
Kral,  babamın labirentin sırrını paylaştığını anlamıştı ve babama onun canını daha da yakacak bir ceza verdi: Babamla beni labirentin ortasındaki oldukça yüksek bir kulede yaşamakla cezalandırdı. Babam sırf kendisi olsa belki bu cezayı sineye çeker, sonuna kadar da katlanırdı ama yanında ben vardım. Daha hayatı tanımamış, yaşamın zevkine varamamış gencecik ben… Bütün gün kulenin içinde dört dönüyor, kuleden ve labirentten çıkmanın bir yolunu arıyor, sinirle duvarları yumrukluyor, yorulunca bir köşeye çöküyor sonra tekrar öfkeden deliye dönerek çare üretmeye çalışıyordu. Günler, ayları kovaladı; kış geçti, artık baharın iyiden iyiye kendini göstermeye başladığı günlerdeydik, babam gittikçe içine kapanmış sessizleşmişti; tüm gün kulenin küçük penceresinden dışarıyı gözlüyor, elindeki taşla duvarlara bir şeyler çiziyordu. Bir gün, “Buldum.” diye bağırdı. “Buradan tek çıkış uçmak, kuşlar gibi… Kuşlar gibi uçacağız oğlum…”
Babamın delirdiğini düşündüm. Nasıl uçabilirdik?  
Ancak babam delirmemişti tüm gün pencere önünde oturmasının nedeni kule etrafında uçan kuşları gözlemlemekti. Uçmanın sırrını bulmaya çalışmış, ne yapması gerektiği keşfetmişti. Tek eksiğimiz kanatlardı. Babam kuşların kanat tüylerinden büyük kanatlar yapacağımıza inanıyordu.
Kuşların bıraktığı tüyleri toplamaya başladık, o tüyleri akşamları yaktığımız mumların balmumuyla birleştiriyorduk bu uzun ve zahmetli bir işti ama zamandan ve sabırdan başka elimizde ne vardı ki…
Sonunda babamın istediği büyüklükte iki çift kanat yapmayı başardık. Kanatlarımız hazırdı artık! Babam beni uyardı:
-Bak oğlum çok dikkatli olmalı ve unutmamalısın: Çok alçaktan uçarsak nem, kanatları ağırlaştırarak uçmamızı engeller; çok yüksekten uçarsak güneş balmumunu eritip kanatlarımızı yakar.
Ertesi sabah güneşle beraber uyandık. Kanatlarımızı takmak için birbirimize yardım ettik ve babamın geriye saymasıyla kendimizi boşluğa bıraktık:

-3…2…1.

Tanrı’m! Kanatlarım vardı, altımda labirent gittikçe küçülüyor; her kanat çırpışımda sanki özlediğim özgürlüğe yol alıyordum. Kendimi uçmanın verdiği hazza bırakmış ve yükselmeye başlamıştım. Kulağımda babamın sözleri gittikçe etkisini yitiriyordu: “Çok yüksekten uçarsak güneş balmumunu eritip kanatlarımızı yakar.” “Çok yüksekten uçarsak…” “…güneş balmumunu eritip…”
 
Sözler, aldığım uçma tadının yanında hiçti. Güneş cezbedici bir ışıkla gözlerimi alıyor; bana, “daha yükseğe daha yükseğe” diye fısıldıyordu. Her hareketim özgürlük dansıydı sanki… Her şeyi unutmuştum babama göz ucuyla baktım arkada altta bana bir şeyler söylüyor gibiydi ama onu duymuyordum. İçim yanıyordu âdeta heyecana bağladım bu sıcaklığı… Daha yükseğe çıkabilirdim. Gökyüzünün sonsuzluğunda yükselmek, korkusuzca kanat çırpmak… Kanatlarımı çırptım, çırptım ama sanki hafifliyordu kanatlarım; birden tüylerin azalmaya başladıklarını fark ettim; eriyordu kanatlarım ve o an babamın sözünü hatırladım ancak benim için çok geçti. Hızla düşüşe geçtim. 

Şimdi başka bir mavilikle buluşma vaktiydi… 

Ertesi sabah benden geriye kalan bir tüy parçası yüzüyordu denizde…  

Üzülmeyin hikâyemin sonuna çünkü insanoğlu babamı ve beni unutmadı. Önder olduk dâhiyane uçma fikirlerine. Bizden çok sonra gerçekten de özgürce üstelik kanatsız uçtular. Denizin adını da İkarus Denizi koydular ve ben öğrendim ki yükseklere çabuk çıkan çabuk inermiş.

 ]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-01-10 18:41:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1071908345</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SENNUR KARANLIK</title>
         <author>sennurkaranlik1_2</author>
         <link>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1071908460</link>
         <description><![CDATA[<div>FMV  AYAZAGA ISIK SECONDARY SCHOOL</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-01-10 18:41:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1071908460</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SENNUR KARANLIK</title>
         <author>sennurkaranlik1_2</author>
         <link>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1071909728</link>
         <description><![CDATA[<div>FMV AYAZAGA ISIK SECONDARY SCHOOL</div>]]></description>
         <enclosure url="https://jamboard.google.com/d/11cDM5Dc9Q6GGMNnKNc7gfEkTEpyA8a5qgUdwvn0W7WY/viewer?f=0" />
         <pubDate>2021-01-10 18:42:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1071909728</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SENNUR KARANLIK</title>
         <author>sennurkaranlik1_2</author>
         <link>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1071921321</link>
         <description><![CDATA[<div>FMV AYAZAGA ISIK SECONDARY SCHOOL<br> MYTHS Icarus and Daedalus Greece Daedalus’s feat of human flight is now taken for granted, but the human desire to achieve greater and greater heights still seems boundless. Like another mythical character from ancient Greece, the winged horse Pegasus, Daedalus’ name has over the centuries come to be associated with human imagination and invention For the full introduction to this story and for other stories, see The Allyn &amp; Bacon Anthology of Traditional Literature edited by Judith V. Lechner. Allyn &amp; Bacon/Longman, 2003 From: Old Greek Folk Stories Told Anew by Josephine P. Peabody. London: George Harrap, 1910. pp. 36-39. Among all those mortals who grew so wise that they learned the secrets of the gods, none was more cunning than Dædalus. He once built, for King Minos of Crete, a wonderful Labyrinth of winding ways so cunningly tangled up and twisted around that, once inside, you could never find your way out again without a magic clue. But the king’s favour veered with the wind, and one day he had his master architect imprisoned in a tower. Dædalus managed to escape from his cell; but it seemed impossible to leave the island, since every ship that came or went was well guarded by order of the king. At length, watching the sea-gulls in the air—the only creatures that were sure of liberty— he thought of a plan for himself and his young son Icarus, who was captive with him. Little by little, he gathered a store of feathers great and small. He fastened these together with thread, moulded them in with wax, and so fashioned two great wings like those of a bird. When they were done, Dædalus fitted them to his own shoulders, and, after one or two efforts, he found that by waving his arms he could winnow the air and cleave it, as a swimmer does the sea. He held himself aloft, wavered this way and that with the wind, and at last, like a great fledgling, he learned to fly. Without delay, he fell to work on a pair of wings for the boy Icarus, and taught him carefully how to use them, bidding him beware of rash adventures among the stars. “Remember,” said the father, “never to fly very low or very high, for the fogs about the earth would weigh you down, and the blaze of the sun will surely cause your feathers to come apart if you go to near.” For Icarus, these cautions went in at one ear and out by the other. Who could remember to be careful when he was to fly for the first time? Are birds careful? Not they! And not an idea remained in the boy’s head but the one joy of escape. The day came, and the fair wind that was to set them free. The father bird put on his wings, and while the light urged them to be gone, he waited to see that all was well with Icarus, for the two could not fly hand in hand. Up they rose, the boy after his father. The hateful ground of Crete sank beneath them; and the country folk who caught a glimpse of them when they were high above the treetops took it for a vision of the gods—Apollo, perhaps, with Cupid after him. At first there was a terror in the joy. The wide vacancy of the air dazed them—a glance downward made their brains reel. But when a great wind filled their wings, and Icarus felt himself sustained, like a halcyon-bird in the hollow of a wave, like a child uplifted by his mother, he forgot everything in the world but joy. He forgot Crete and the other islands that he had passed over: he saw but vaguely that winged thing in the distance before him that was his father Dædalus. He longed for one draught of flight to quench the thirst of his captivity: he stretched out his arms to the sky and made towards the highest heavens. Alas for him! Warmer and warmer grew the air. Those arms, that had seemed to uphold him, relaxed. His wings wavered, drooped. He fluttered his young hands vainly—he was falling—and in that terror he remembered. The heat of the sun had melted the wax from his wings; the feathers were falling, one by one, like snowflakes; and there was none to help. He fell like a leaf tossed down the wind, down, down, with one cry that overtook Dædalus far away. When he returned, and sought high and low for the poor boy, he saw nothing but the bird-like feathers afloat on the water, and he knew that Icarus was drowned. The nearest island he named Icaria, in memory of the child; but he, in heavy grief, went to the temple of Apollo in Sicily, and there hung up his wings as an offering. Never again did he attempt to fly. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-01-10 18:48:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1071921321</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Gizem AYTUĞ ERİŞ</title>
         <author>gizemeris79</author>
         <link>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1107653953</link>
         <description><![CDATA[<div>ÜÇ OCAK SECONDARY SCHOOL</div>]]></description>
         <enclosure url="https://forms.gle/YPQoMJ88oxCWsrja7" />
         <pubDate>2021-01-20 20:35:13 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1107653953</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Zehra KAYAASLAN-Aynur ALTINEVLEK</title>
         <author>zehrakayaaslan</author>
         <link>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1116046851</link>
         <description><![CDATA[<div>Collaborative Group Work-A Poem About Freedom<br>İşbirlikçi Grup Çalışması-Özgürlük ile Alakalı Şiir</div>]]></description>
         <enclosure url="https://vimeo.com/503650960" />
         <pubDate>2021-01-22 22:14:57 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1116046851</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ada Saracino</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1194529123</link>
         <description><![CDATA[<div>IC Centro1-Virgilio Lower Secondary School</div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.thinglink.com/scene/1415739070864162819" />
         <pubDate>2021-02-11 20:39:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sennurkaranlik1_2/gvdkxbonn4gbl9d9/wish/1194529123</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
