<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>İlk Çağ Tarihi Ders Notları by Tuvana Pirim</title>
      <link>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa</link>
      <description>İlk Çağ&#39;da Antik Mısır hakkında ders notları paylaşılmaktadır.</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2019-09-07 06:54:46 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-11-14 19:20:51 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url>https://padlet.pics/1/image.webp?t=g_auto&amp;url=https%3A%2F%2Fpadlet.net%2Ficons%2Fpng%2F1f4d6.png</url>
      </image>
      <item>
         <title>Eski Mısır&#39;da Farmakoloji</title>
         <author>ptuvana</author>
         <link>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/381170742</link>
         <description><![CDATA[<div>Eski Mısır hekimleri, pek çok ilâçlar biliyorlardı. Ebers papirüsü, birçok hastalık halleri için, yediyüz ilâç tavsiye etmektedir. XI. inci sülâleden bir kraliçenin mezarında bir ilâç kutusu içinde, küçük ilâç kaşıkları, kurumuş ilâçlar ve çeşitli nebat kökleri bulunmuştur. Hatta devletlerarası münasebetlerde, Ramses’in Hattuşil’e yazdığı bir mektupta, ona, itimat edebileceği, bir hekim (Physician) ile beraber, şifalı otlar da gönderdiğini bildirmektedir.<a href="#_ftn1">[1]<br></a><br></div><div>İlâç yapılan maddeler şunlardır : a) Her türlü nebatlar ve ağaçlar. Bunlar en basit otlardan en büyük ağaçlara kadar sayılabilmektedir.<br><br></div><div>b) Madenî cinsten olanlar, deniz tuzundan her türlü maden ve taşlar. Meselâ metinlerde Menfis taşının bazı hassaları olduğu yazılmış ve vücutta hasta bir kısma konulduğu zaman, ağrı hissettirmeden cerrahî bir ameliyatın kolaylıkla yapıldığı kaydedilmiştir.<br><br></div><div> c) Hayvanların bazı uzuvları, çiğ et halinde veya taze kurutulmuş kanları da, ilâç olarak kullanılmıştır.<br><br>Hekimler bütün bu çeşit maddelerle yapılabilen birçok reçeteler tertip etmişlerdir. Bu hapları yaparken, ne kadar çok çeşit konulursa, o kadar daha çabuk iyiliğe hizmet edileceği sanılırdı. Bu ilâçlardan bazılarının reçeteleri Mısırcılardan Grek’lere Koma’lılara ve oradan da Avrupa’ya intikal etmiştir. Tedavi usullerinde tecrübeye dayanan ve ilmî esaslardan başka, sihir formülleri de yer almıştır. Bilhassa rahiplere başvuran hastalar, ilâçlardan yapılmış haplardan ziyade muskalara önem vermişlerdir. Bu sihir usulü gerek hastalıkları iyileştirme, gerekse önlemek için kullanılmıştır. Halkın buna çok değer verdiği, bazı sihir metinlerinin hangi hastalıklara karşı yapıldığını anlamakla mümkün olmuştur. Meselâ bir nezleyi şu formüller uzaklaştırabilir sanılırdı: “ Nezle defol, nezle ki kemikleri kırar, kafatasını mahveder, başın yedi açık çukurunu ağrıtır. Yere düş, pis arsız !..<a href="#_ftn1">[1]</a> <br><br></div><div><br><a href="#_ftnref1">[1]</a>İnan, Eski Mısır Tarih ve Medeniyeti: 244-245.</div><div><br><a href="#_ftnref1">[1]</a> İnan, Eski Mısır Tarih ve Medeniyeti:244.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-09-07 06:59:11 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/381170742</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eski Mısır&#39;da Tıp</title>
         <author>ptuvana</author>
         <link>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/381170777</link>
         <description><![CDATA[<div>Eski Mısır’da tıp ve sihir iç içe geçmiş durumdaydı. Tedaviler mabetlerde rahipler tarafında yapılmaktaydı. Heredot’a göre Mısır’da her hastalık için ayrı bir hekim grubu bulunmaktaydı. Bu durum bölgenin tıp alanında gelişmişliğinin göstergesidir. Tıp ilmini üç esas üzerinde tetkik etmek mümkündür. 1-insan vücudu ve fonksiyonları üzerinde bilinenler. <br><br></div><div>2-Hastalıkların çeşitleri ve tedavileri.<br><br></div><div>3-Hastalıklardan korunma çareleri.<a href="#_ftn1">[1]<br></a><br></div><div>İnsan vücudunun fonksiyonları ile ilgilenen hekimlerin bilgileri ileri seviyede değildi. Mumyacılığın ilerlemiş olduğu bu memlekette, insan vücudu hakkındaki bilgilerin çok ve esaslı olması lâzım geliyorsa da, bu hususta pek ileri gidilmediği anlaşılıyor. Çünkü mumyacılıkla uğraşan kimseler, hekimlikten ayrı olan bir sınıf teşkil ediyorlardı. Kadavra ile doğrudan doğruya, temas halinde olan bu insanların teşkil ettiği sınıf, aşağı addediliyordu. Onun için insan vücudu içinde olan organlarla hekimler pek az meşgul olmuşlardır. Diğer taraftan insan cesedi üzerinde tetkikler yapmak, din bakımından da menedilmişti. Bu itibarla hekimler sınıfı anatomiden ziyade, yaşayan insanları mevzu olarak almışlardır.<a href="#_ftn2">[2]</a> <br><br>Papirüslerdeki yazılara ve mumyaların incelenmesinden çıkan neticelere göre, göz hastalıkları, kemik veremi, çocuk felci, çiçek, anemi, romatizma, apandisit, mide, karın ve mesane hastalıkları, bacaklarda varis, ülser ve çıbanlar, Nil çıbanı ve sara nöbetleri, diş çürümeleri ve daha birçok hastalıklara eski Mısırlıların maruz kaldıkları anlaşılıyor. Yalnız bu çeşit hastalıklara verilen isimlerin karşılığı bugün tam olarak bilindiği şüphelidir. Diğer taraftan frengi ve kanser hastalıklarının olmadığı veya bilinmediği kabul ediliyor. Diş hastalıkları, en eski mumyalar üzerinde tespit edilebilmektedir, ancak daha sonraki devirlere ait olanlarında tedavinin daha fazla tatbik edildiği görülmektedir. Bu hal şüphe yok ki Mısır’da tıp sahasında bir ilerlemeyi kaydetmektedir.<a href="#_ftn1"><br><br></a><br></div><div><br></div><div><a href="#_ftnref1">[1]</a> İnan, Eski Mısır Tarih ve Medeniyeti: 243. <a href="#_ftnref2">[2]</a> İnan, Eski Mısır Tarih ve Medeniyeti:241. </div>]]></description>
         <enclosure url="https://youtu.be/M8HoON7qEwg" />
         <pubDate>2019-09-07 06:59:32 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/381170777</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eski Mısır Cenaze Töreni</title>
         <author>ptuvana</author>
         <link>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/381170802</link>
         <description><![CDATA[<div>Eski <a href="https://www.ancient.eu/Egyptian/"><strong>Mısır</strong></a> cenaze törenleri <a href="https://www.ancient.eu/Death/"><strong>ölüm</strong></a> ve ruhun öbür dünyaya yolculuğu ile ilgili ortak terimdir . Tarihçi Bunson'a göre, Eternity, “ <a href="https://www.ancient.eu/egypt/"><strong>Mısır'daki</strong></a> her erkeğin, kadının ve çocuğun ortak varış noktasıydı ”  ama <a href="https://www.ancient.eu/The_Clouds/"><strong>bulutların</strong></a> üzerindeki bir öbür dünyada olduğu gibi 'sonsuzluk' değil, daha çok kişinin hayatını yansıtan sonsuz bir Mısır toprağı şeklindeydi. Eski Mısırlıların öbür dünyası, birinin yaşadığı hayatın mükemmel bir yansıması olan Sazlık Tarlası idi. Mısır <a href="https://www.ancient.eu/burial/"><strong>mezar</strong></a> ayinleri MÖ 4000 kadar erken bir zamanda uygulandı ve bu sonsuzluk vizyonunu yansıtıyor. En erken korunmuş <a href="https://www.ancient.eu/tomb/"><strong>mezar</strong></a><strong> </strong>Mısır'ın Gebelein kentinde keşfedilmiştir. Bu inanç, <a href="https://www.ancient.eu/trade/"><strong>ticaret</strong></a><strong> yolları </strong>boyunca (özellikle de <a href="https://www.ancient.eu/Silk_Road/"><strong>İpek Yolu</strong></a> aracılığıyla) kültürel aktarım yoluyla eski dünyada tanındı ve diğer medeniyetleri ve dinleri etkilemeye başladı. Hıristiyanlığın sonsuz yaşam vizyonuna ilham kaynağı olduğu ve diğer kültürlerdeki gömü uygulamaları üzerinde büyük bir etkisi olduğu düşünülmektedir.</div><div><a href="https://www.ancient.eu/herodotus/"><strong>Herodot'a</strong></a> göre (484-425 / 413 MÖ), Mısır mezarı ile ilgili törenler, ölenlerin <a href="https://www.ancient.eu/Grave/"><strong>mezarın</strong></a> ötesindeki ebedi bir bölgede mutluluk bulacağı ümidi olsa bile, yasları  çok <a href="https://www.ancient.eu/Grave/"><strong>çarpıcıydı</strong></a> . O yazıyor:</div><div><br>Yas ve cenazeler ile ilgili olarak, seçkin bir adam öldüğünde, hane halkının tüm <a href="https://www.ancient.eu/women/"><strong>kadınları</strong></a> başlarını sıvar ve çamurla yüzleşir, sonra vücudu içeride bırakarak elbiseleri bir kemerle bağlarlardı. Erkekler de kendileri için aynı prosedürü uygular, bir kuşak giyer ve kendilerini kadınlar gibi döverlerdi. Tören sona erdi, cesedi mumyalanmaya götürdüler. (Nardo, 110)<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/403451249/3df78d5c9c768fcf67c0eb96d8fa6263/images__3_.jpeg" />
         <pubDate>2019-09-07 06:59:52 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/381170802</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eski Mısır&#39;da Din Olgusu</title>
         <author>ptuvana</author>
         <link>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383710542</link>
         <description><![CDATA[<div>Kişi, tarih boyunca kendisinin insanüstü bağları bulunduğunu, ihtiyaçları için onu aşan bir yüce kudrete yönelmesi gerektiğini düşünmüştür. Tarih boyunca insanlar kendilerine gece ve gündüzün nasıl meydana geldiğini, dünyanın nasıl oluştuğunu, insanların nasıl yaratıldığı gibi soruları sormaya başmış ve bütün bunları yarattığını düşündüğü yüce varlığa karşı sorumluluklarını yerine getirmek için nasıl davranacaklarını bilmek istemişlerdir. Eski Mısırlılar da çevrelerinde meydana gelen tabiat olaylarını açıklamak için üstün bir varlığa inanmış ve bu varlıkları tanrı olarak düşünüp onlara isim ve şekil vermeye başlamışlardır. Bir diğer düşünceye göre ise insanların çevrelerinde olup bitenleri anlama ve idrak etme merakları dinleri ortaya çıkmasına sebep oldu. Böylece tarih öncesi dönemden gelen doğa ile ilgili totem ve büyü düşüncelerini anlama merakı Mısır halkının dindar bir toplum olmasını sağladı. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-09-13 11:43:39 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383710542</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eski Mısır&#39;da Kutsal Varlıklar</title>
         <author>ptuvana</author>
         <link>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383711073</link>
         <description><![CDATA[<div>Mısır toplumunda dağ, nehir, rüzgâr gibi doğa olaylarının kendilerine yakın gökyüzündeki güneş, ay ve yıldızların ise kendilerine uzak olan kutsal varlıklar olduklarına inanmışlardır. Güneş, ay ve yıldızlar gibi uzaktaki varlıkları kendilerine yaklaştırmak için onları bir totem inancı haline dönüştürmüşlerdir. Bunların her birine bir isim verdiler. Nil Nehri’nin tanrısına “Habi”, güneş tanrısına “Ra”, gökyüzü tanrısına “Nut” ve yer tanrısına “Cıb” adını verdiler. Güneşin doğuşu ve batışını da Ra tanrısının seferi, güneş tutulması ve ay tutulmasına da Ra tanrısının hoşnutsuzluğu olarak düşünmüşlerdir. Havayı ve onunla bağlantılı olan rüzgârı tanrı Amon’un kanatları ile oluşturduğunu düşünmüşlerdir. Mısırlılar timsah, yılan gibi bazı ölümcül hayvanlar ile boğa ve inek gibi kendilerine yararlı hayvanları da tanrı olarak kabul etmişlerdir. Bunların yanında tilki gibi hareketli ve sinsi hayvanları da tanrılaştırmışlardır. Mısırlıların inançlarına göre bu hayvanların içinde ilahi bir güç bulunmaktaydı. Bütün hayvanlara değil içlerinden seçtikleri sadece birine ibadet ediyorlardı. Bu yüzden istedikleri zaman hayvanları kesebilirlerdi. Hayvan kesmek herhangi bir günah veya cezaya neden olmazdı. Mısırlıların inançlarına göre tanrı şeklinde düşündükleri hayvanlar arasında da alışverişler, sevgi, nefret ve ceza gibi olaylar görülmekteydi. Bu nedenle çoğu ilahlarını tasvir ederlerken yarı insan yarı hayvan şeklinde çizerlerdi. Bu tanrıların ya baş tarafı hayvan bedeni insan ya da baş tarafı insan bedeni hayvan olmaktaydı. Mısır uygarlığının yapısının şekillenmesinde en büyük rolü, başından itibaren din ve özellikle de firavunun tanrısallığı dogması oynamıştır. </div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/403451249/ea59167f611fbd62d2ab0f9c4f59c4c2/images__5_.jpeg" />
         <pubDate>2019-09-13 11:45:31 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383711073</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eski Mısır&#39;da Çok Tanrıcılık</title>
         <author>ptuvana</author>
         <link>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383711753</link>
         <description><![CDATA[<div>Mısır tarihi boyunca, iki binden fazla tanrı veya tanrıçaya inanılmıştır. Bu tanrılar veya tanrıçalar sadece bir kasabaya ait oldukları gibi bir bölgeye de ait olabilmişlerdir. Şehrin önemine göre tanrıların da önemi artmaktaydı. Örneğin, Eski Krallık Dönemi’nde (M.Ö 2686–2181) Menfis şehrinde Tanrı “Ra” meşhur iken Yeni Krallık Dönemi’nde (M.Ö 1550–1069) Teb şehrinde Tanrı  ”Amon” meşhurdu. XII. Sülale Devri’nde (M.Ö 1985–1795) Amon sadece bir kısım insanın inandığı bir tanrı idi. Çok bilinmeyen bir tanrı olan Amon’un daha da tanınmasını sağlamak için ismi “Amon-Ra” şeklinde değiştirdi. Amon-Ra olduğu zaman değeri arttı. Teb Kralı Mısır’ı işgale gelen Hiksosları yendiği zaman tanrı Amon-Ra’nın şanı ve önemi en yüksek mertebeye ulaştı. XVIII. Sülale Dönemi’nde (M.Ö 1550–1295) Akhenaton’un Aton tanrısını benimsemesiyle beraber Tanrı Amon-Ra’nın ünü yok olmaya başladıysa da Akhenaton’un ölümünden sonra eski itibarına kavuştu. Mısırlılar kendileri dışındaki milletlerin dinlerine de hoşgörülü davrandıkları için onların tanrılarına da tapmışlardır . Mısır Medeniyetinin din anlayışını öğrenmek istiyorsak onların tanrılarını bilmemiz ve bu tanrılar için verdikleri kurbanlar ile kutladıkları bayramları bilmemiz gerekmektedir.</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/403451249/684c6fd4340e96dd892ebe1ab6656b93/antik_misir_kolaj_500_parca_puzzle_72cb.jpg" />
         <pubDate>2019-09-13 11:47:41 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383711753</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eski Mısır Hayvan İbadetleri</title>
         <author>ptuvana</author>
         <link>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383712879</link>
         <description><![CDATA[<div>Mısırlıların dini hayatlarında hayvanlara yapılan ibadetlerde önemli bir yer teşkil etmekteydi. Mısır toplumunda dini inançların ilk geliştiği dönemlerde itibaren hayvanlara ibadet etmek yaygındı. Hayvanlara tapmanın başladığı dönemlerden beri insanlar anlaşılmaz gördükleri her şeyi tanrılaştırmışlardır. Hayvanlara tapma geleneği ilk olarak Mısırlılarda orta çıkmıştır. Mısırlıların hayvanlara tapmalarının nedeni ya onlardan korktukları için (Aslan, timsah v.b) ya da onlardan faydalandıkları (inek, kedi, ördek v.b) içindir. Çoğu büyük tapınakta kapılarının üzerinde kutsal hayvanların resimleri bulunurdu. Bu hayvanların kutsallık dereceleri değişmekteydi. Yaygın inanca göre boğa ve kartal çok kutsaldı. “Atfo” Tapınağının içinde canlı kartallara özgü bir oda bulunurdu. Tapınakta ekim mevsimi ayının ilk günü kartal, yılın tanrısı olarak seçilirdi. Mısırlılarda öküzlere çobanları dışında kimse el sürmezdi. Çünkü inançlarına göre öküz temiz bir hayvan değildi. Bu nedenle öküze temas edenin Nil Nehrinde yıkanması gerekirdi.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-09-13 11:50:24 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383712879</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Antik Çağ Yılbaşı </title>
         <author>ptuvana</author>
         <link>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383713670</link>
         <description><![CDATA[<div>Nil Nehri sularının artmasını müteakip bir doğa olayı ortaya çıkar. Bu olay yetmiş gün gözükmeyen ve “Subdid” adı verilen bir yıldızın gökyüzünde görülmesidir. Bu yıldızın ortaya çıktığı zaman yılın ilk mevsiminin ilk ayının ilk günü olup o gün yılbaşı bayramı olarak kutlanılır. Bu olay Beyt’ül Hayat (Hayat Evi) adı verilen kitapta yazılıdır. Bu kitapta Mısırlıların Eski Krallık Dönemi’nden (M.Ö 2686–2181) hemen hemen Romalılar döneminde kadar olan doğa olayları, bayramları, dinleri, tanrıları v.b yazılmıştır. III. Ramses, “Habu” şehrindeki tapınağında Tanrı Subdit’in bayram gününü Subdit yıldızının ortaya çıktığı gün olan yılın ilk gününde kutladığını yazdırmıştır.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-09-13 11:52:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383713670</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eski Mısır Taç Giyme Bayramı</title>
         <author>ptuvana</author>
         <link>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383714746</link>
         <description><![CDATA[<div>Kralların taç giyme bayramları Mısır tarihinin başlangıcından itibaren en eski geleneklerine göre yapılırdı. Bu günde yeni bir döneme girilirdi. Kral “Mirin-Bıtah”ın taç giyme bayramına ait ele geçirilen bir belgede bu gün için “adalet zalimleri yendi, beklediğimiz ay vaktinde doğdu, biz bu günden itibaren mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşayacağız” denilmiştir. Kralın taç giyme bayramı Mısır’daki resmi bayramlardan biri idi. Krallar veraset sistemine göre ülkeyi yönettikleri için her kral değiştiğinde bu bayram da kutlanırdı. Bu veraset ya babadan oğla ya da oğlu olmaması durumunda kızın evliliği ile damadına geçerdi. Hırmu-Hıb kralın emri altında bir komutan iken Nefertiti’nın27 kız kardeşiyle evlenerek kral olmuştur. Bu da verasetin damada da geçebileceğinin kanıtıdır. Kralın taç giyme bayramı konusunda iki görüş vardır. Bunlardan ilkine göre eski kralın ölümünden sonraki gün taç giyme bayramı kutlanırdı. Diğer görüşe göre kral, krallık alametlerini ve unvanlarını aldıktan sonra bayram birkaç gün süren bayram kutlanırdı. Bu işlemlerden sonra kral tamamıyla kutsiyetini kazanırdı. Bu bayramda çeşitli kutlama merasimleri düzenlenirdi. Bu merasimlerde Sit ve Horis tanrılarının sembolü olan hayvan şekilli maskeleri kâhinler giyerek ilahiler eşliğinde eğlenirlerdi. Krallar da başka tanrıların maskelerini takardı. Bu bayramdaki en önemli olay tapınakta bulunan ve hayat suyu denilen bir su ile tanrının yıkanmasıdır. Bu merasimden sonra kırmızı ve beyaz renklerine sahip tacı kral başına geçirme süreci başlardı. Bu iki renkten oluşan taç Aşağı ve Yukarı Mısır’ı temsil ederdi. Bu taç ilk Kral Mina’nın iki Mısır’ı birleştirdiği gün başına taktığı taçtır. Böylece hâkimiyet veraseti yerini bulurdu. Daha sonra kral tanrının huzuruna çıkar orada kralın unvanları okunur, dizleri üzerine çöküp tacı başına geçirilirdi. Bundan sonra bayram tamamen kutlanmaya başlanırdı. Bu olay Eski Mısır’da kralın taç giyme günü bayramı olarak kutlanırdı.</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/403451249/b45ac8b85873f833e766430ce7ac8587/images__6_.jpeg" />
         <pubDate>2019-09-13 11:55:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/ptuvana/fvzw2c8d4yoa/wish/383714746</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
