<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>QUIZ 2 ULUSLARARASI HUKUK  by Aylin Ece Cicek</title>
      <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2021-02-03 16:43:13 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-04-14 16:25:48 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>Tuna Durna</title>
         <author>tdurna24</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163426719</link>
         <description><![CDATA[<div>Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler Türkiye’nin hareketlerini ve aldığı önemleri Uluslararası Hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir ve Türk hükümetini kınamıştır. Bu kınamaları pek sonuçsuz kalmıştır ve Türk hükümeti kararlılığını sürdürmüştür. Birleşmiş Milletler bunun üzerine Kuzey Kıbrıs’ı tanımamaya karar vermiştir. Bu durum günümüze kadar devam etmekte ve Türkiye’nin AB’ye girememesinin en büyük sebeplerinden olarak kalmaktadır. Şahsi görüşüm olarak Kıbrıs meselesinde çok fazla taraf olduğundan dolayı ortak bir çözüme ulaşılamayacağına inanıyorum. Eğer Türkiye hükümeti askeri bir harekat düzenlemeseydi Kıbrıs Türkleri’nin nüfusunun çok daha azalacağı ve resmen bir soykırımla karşılaşacakları ortadadır. Tabii ki Birleşmiş Milletler bu konuda da her konuda oldukları gibi ya pasif ya da geç kalacaktır ve bir soykırıma daha göz yumulacaktır. Bunlara rağmen konuyu tek taraflı ele almak yanlış olur Birleşmiş Milletler’in Türk hükümetini kınaması çok doğaldır çünkü ortada bir insan hakları ihlali vardır. Türk ordusu Kıbrıs’a girdiğinde birçok Rum kökenli vatandaş evsiz ve işsiz kalmıştır. Sonuç olarak her tarafın haklı ve haksız olduğu kısımlar vardır ama Türk hükümetinin BM’nin kararını beklemeden hareket etmesi Uluslararası Hukuk açısından yanlış bir hareket de olsa insanlık açısından doğu bir davranıştır.  </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:50:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163426719</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kaan Cem Bağrıaçık</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427037</link>
         <description><![CDATA[<ul><li><br>Kıbrıs sorunsalı yarım asırdan beri devam eden ilk başta belli ülkelerin sorunu olarak ortaya çıkıp daha sonra büyüyerek Avrupa’nın neredeyse tamamının dahil olduğu bir sorundur. 1931 yılından itibaren Rum kesiminin Enosis isteklerinin yoğunlaşmaya başlaması ile alevlenmeye başlamıştır. Bazı kaynaklara göre Rumlar bu isteklerini gerçekleştirmek için adadaki Türkleri katletmeye başlamışlardır. Bu katliamlar sayesinde Türk tarafının korkup adadan göç edeceğini ve Yunanistan ile birleşme planını daha rahat uygulayacaklarını düşünmüşlerdir. Bazı kaynaklara göre ise Yunanistan’ ın başına cuntacı yönetim geçtikten sonra adaya atanan albay Grivas tarafından kurulan EOKA terör örgütü bu katliamları yapmıştır. 1955 ve 58 arasındaki dönemde Türkler 33 karma köyü şiddet eylemleri yüzünden boşaltmak zorunda kalmıştır. Enosis düşüncesine karşı kendi örgütlenme çalışmalarını başlatan Kıbrıslı Türkler Enosis düşüncesine paralel olarak Taksim görüşünü geliştirmişlerdir. Bu şiddet olaylarından sonra Bm bir arabulucu gönderir. Gönderilen arabulucu taraflar arasıda müzakerelerin bir an önce başlanmasını söylemiştir. Bir süre süren görüşmeler 15 Temmuz 1974 deki Yunanistan darbesine kadar sürmüştür. Bu darbeden sonra cunta, adayı Yunanistan’a bağlamak için Kıbrıs Cumhuriyetine darbe yapmıştır. Bu darbe sonucunda Türkiye, Garanti Antlaşmasının ihlali ve Garanti Antlaşmasının 4. Fıkrasına dayanarak adaya askeri bir operasyon ile girmiştir ve adanın Yunanistan’a bağlanmasını ve adadaki Türk toplumunun katlini durdurmuştur. Türkiye’nin bu askeri müdahalesi BM de pek hoş karşılanmamıştır. Bu askeri müdahale yüzünden günümüzde Birleşmiş Milletlere girme gibi bir şansımız olmamaktadır. Bana kalırsa Türkiye’nin müdahalesi haklı bir müdahaledir çünkü şiddet olayları yüzünden adadaki Türk nüfusunun yaşama ve barınma hakları ihlal ediliyor. Ayrıca Zürih'te İmzalanan Garanti Antlaşmasının 3. Maddesi(Bu Antlaşma hükümlerinin herhangi birinin ihlali (çiğnenmesi) halinde Yunanistan, Türkiye ve İngiltere bu hükümlere saygıyı sağlamak için gerekli girişimlerin yapılması ve önlemlerin alınması maksadıyla aralarında danışmalarda bulunmayı üstlenirler.Üç garantör devletten biri, birlikte veya birbirlerine danışarak (işbirliği halinde) hareket etmek olanağı bulunmadığı takdirde, bu antlaşmanın oluşturduğu durumu (state of affairs) münhasıran yeniden oluşturmak gayesi ile hareket etmek hakkını korumaktadırlar.) bize kısmen bu yetkiyi vermektedir.<br><br></li></ul><div><br></div><div><br>Kaynakça <br><br></div><div><br>(Kuzey Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı, <a href="https://mfa.gov.ct.tr/tr/dis-politika/uluslararasi-orgutler/bm/">https://mfa.gov.ct.tr/tr/dis-politika/uluslararasi-orgutler/bm/</a>)<br><br></div><div><br>(Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, <a href="http://www.mfa.gov.tr/kibris-meselesinin-tarihcesi_-bm-muzakerelerinin-baslangici.tr.mfa">http://www.mfa.gov.tr/kibris-meselesinin-tarihcesi_-bm-muzakerelerinin-baslangici.tr.mfa</a>)<br><br></div><div><br></div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:50:48 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427037</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Azra Aksan </title>
         <author>azraa2024</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427167</link>
         <description><![CDATA[<div>Uzun zamandan ve çabalardan beri Avrupa Birliğine girmek isteyen Türkiye Cumhuriyetinin %90 ihtimalle girememesinin sebebi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'dir. Zamanında yaşanılan kargaşalardan dolayı BM Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımamakta ve orada bir birlik olduğunu kabul etmemektedir. Kuzey Kıbrıs TÜrk Cumhuriyetini tek tanıyan Devlet ise Türkiye'dir. Bu yüzden de Avrupa Birliğine girmesi çok çok düşük bir ihtimal dahilindedir. Sorunlu iki devletin bulunduğu tek bir adayı birleştirmek için BM'nin yaptığı bir plan göze çarpmaktadır. Adını Kofi Annan'dan alan bu planın adı Annan Planıdır. Amacı ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Cumhuriyetini birleştirmek üzerinedir. Annan Planı boyunca kısaca birleşecek olan 2 devletin yönetiminde hem türk hem de rum insanların veya yöneticilerin bulunacağına değinilir. Bu birleşimin sağlanabilmesi için her iki birliğinde oyuna ve fikrine ihityaç vardır. Bu yüzden bir referandum yapılır bunula birlikte nisan 2004’te Kuzey TÜrk Kıbrıslılıların birleşmek istemek üzerine kullandıkları %64’lük oya karşılık Güney Kıbrıs Cumhuriyeti %75 ile birleşmeyi reddeder. Buna ragmen hala Güney kıbrısı savunan ve tanıyan BM, Kıbrıs meselesi yüzünden Türkiye’yi Avrupa Birliğine alması hala hayal olarak kalacaktır. <br><br>Kaynakça: <strong>https://tr.wikipedia.org/wiki/Annan_Plan%C4%B1</strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:50:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427167</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Nehir Çamköy                             Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’i sorunsalı kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’nin BM ile ilişkisini özetleyin.Türkiye Cumhuriyeti, gerek jeopolitik gerekse diplomatik ilişkilerinden ötürü uzun yıllardır Kıbrıs adasında yaşanan gelişmeleri yakından takip etmekte ve kendisini, Kıbrıs Türklerine destek olabilecek yakınlıkta görmektedir. Uzun yıllardır İngiliz garantörlüğü altında yasalarına ve hayat tarzlarına şekil vermiş Kıbrıslılar bir sure sonar İngiliz himayesinden çıkmak isterler fakat İngiltere, Rumların Kıbrıs Türklerinee haklarını vermeyecekleri bahanesiyle otoritesinden vazgememeyi tercih etmektedir. Bu durum hipokratik bir “responsibility to protect” olarak gözükmektedir çünkü İngilizler sözde Kıbrıs Türklerin hak ihlallerini Rumlardan koruyarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiklerini savunmaktadır. Oysaki gerçek şudur ki, İngiltere otoritesi altında ne Rumlar ne de Kıbrıs Türkleri egemenliklerine sahiptir. İlerleyen yıllarda 1960’larda Londra-Zurich anlaşması ile Kıbrıs’ın egemenliği ve bağımsızlığı uluslararası platformlarda tanınmış olsa da adanın özgürleşmesi, içerisinde yaşanacak iç çatışmaya engel olamamıştır. Diplomatik yolların da artık etkisizleşmeye başladığı Kıbrıs adasında Rumlar ile Kıbrıs Türkleri arasında gerilim iyice artmış ve Türkiye dışarıdan olacak bir şekilde Kıbrıs Türkleri’ne yardımda bulunmayı tercih etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türklerine karşı bu yardımı yine “responsibility to protect” kavramı ile örtüşse de akıllarda “Tam olarak kime responsibility?” sorusu uyandırmakta. Benim görüşüm şudur ki Türkiye Cumhuriyeti sadece Kıbrıs Türklerine karşı bir yardımda bulunmakta değil, aynı zamanda uzun vaadede kendi vatandaşlarını korumak için “Kıbrıs Harekatı”nı düzenlemiştir. Her ne kadar Kıbrıs adasında Yunan ve Rum baskısı dehşet bir derece de görünse de Yunanistan’dan gelen gelen baskılar sadece Kıbrıs Adasın’da kalmamakta aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetine de farklı konular üzerinden yayılmaktadır. Benim görüşümce Türkiye genel olarak Rum ve Yunan kuvvetlerine karşı olan potansiyal gücünü ortaya koyarak sadece Kıbrıs Türklerini değil aynı zamanda kendi vatandaşlarını da uzun vaadede Yunan ve Rum tehditlerinden korumayı hedeflemiştir. </title>
         <author>ncamkoy23</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427491</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:50:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427491</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ayça Zortuk </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427578</link>
         <description><![CDATA[<div>Lozan Antlaşması’nın imzalanmasıyla, İngiltere’nin, Kıbrıs üzerindeki, egemenliği hukuki dayanağa kavuşturulmuş ve Türkiye ile Yunanistan bu anlaşmaya sadık davranışlar göstermişlerdir. Ancak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Oniki Adaların Yununistan’a verilmesi ile, Kıbrıslı Rumlar egemenliğin İngilizlerden alınıp Yunanistan ile birleşmek istemişlerdir. Kıbrıslı yöneticiler her yıl bu konuyu masaya yatırsalar da Yunanistan'daki iç karışıklar ve bu sebeple İngiltere’den alınan yardımlar nedeni ile Yunanistan bu görüşleri dikkate almamıştır. </div><div>Kıbrıs hükümeti bu konuyu BM’ye götürme kararı almıştır. Bu konunun BM’ye götürülmesi ile Türkiye Kıbrıs'ta alınacak herhangi bir kararın Kıbrıs Türk halkını etkileyeceğini söyleyerek bu konuda görüş bildirme hakkı olduğunu dile getirmiştir ve görüşmelere dahil olmuştur.  </div><div>Daha sonraları 1974 Haziranında Yunanistan'daki askeri cuntanın desteği ile harekete geçen EOKA örgütü ve Kıbrıs Rum Ulusal Muhafız Gücü içerisindeki Yunan subayları, Makarios yönetimine karşı gerçekleştirmiş oldukları bir darbe ile iktidara Nikos Sampson'u getirmişler ve Enosis  gerçekleştirme çabaları için gereken ilk adım atılmıştır. </div><div>Yunanistan’ın desteği ile yapılan bu darbe Türkiye’nin dikkatini çekmiş ve Garanti Antlaşması’nın kendisine tanıdığı hakları kullanarak Türk toplumunu koruma amacı ile 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a askeri müdahalede bulunmuştur. </div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:50:57 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427578</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Duru İlingi</title>
         <author>durui2025</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427682</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/874562863/149f16ec307789d6d71d3003b194790f/Duru_I_lingi_Hukuk_O_dev_2.docx" />
         <pubDate>2021-02-04 12:50:59 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427682</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Defne Bozkır</title>
         <author>defneb2025_11</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427804</link>
         <description><![CDATA[<div>Türkler, azınlık haklarının üstünde durarak ve Birleşmiş Miletler Tüzüğü’nün 4. Maddesine göre şekillendirerek uluslararası hukuk kanunlarını ihlal ederler. Kıbrıs Türk popülasyonunu korumak ve onlara destek olmak amacıyla orada bulunurlar. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Türkiye’nin beyanının ardından bütün devletlerin Kıbrıs’ın egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı duymak zorunda olduğunu bildirir. Hemen ardından, bu bir madde olarak Birleşmiş Milletler Tüzüğü’ne yerleştirilir. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler, Türkiye’nin bu topraklardan geri çekilmesi ve sadece BM antlaşmalarına göre belirlenmiş ordu mensuplarının orada bulunmasını öne sürer. Sistematik olarak ateşkesler ihlal edilir ve Birleşmiş Milletler Türkiye’yi kınar. Bunun yanında, Türkler antlaşmaları tek taraflı ihlal ederek Kıbrıs’ı himayesi altına alır ve bu durum Birleşmiş Milletlerin kınamalarını sürdürmesine sebep olur.</div><div> </div><div><strong> </strong></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:51:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427804</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Melike Koca</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427905</link>
         <description><![CDATA[<div>1960 yılında, "Kıbrıs Cumhuriyeti”, ortaklık temeline dayandırılarak adadaki iki halk arasında  uluslararası antlaşmalar uyarınca kurulmuştur. 1963 yılında Rumların Ada'yı birlikte yönetme kararını reddederek, Türkleri dışlama ve devleti gaspetme girişimi sonucu gündeme gelen Kıbrıs sorunu, hala daha uluslararası toplumun gündemindedir. "Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü", wikipediaya göre '1964 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumları arasındaki çatışmaları engellemek ve ada üzerindeki düzen ile kanunun normal şartlarda devam etmesini sağlamak amacıyla kurulmuş çok uluslu askerî birliktir.' Ayrıca Türkiye, 15 Kasım 1983 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıdığını ilan etmiş ve karşılıklı olarak büyükelçi atamaları gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle bence Türkiye'nin legal prosedürde de bağımsızlığını kabul ettiği bir devletin kendi himayesinde olduğuna işaret eden yaptırımlarda bulunma çabası doğru değildir.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:51:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163427905</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Rana Akgözlü</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428011</link>
         <description><![CDATA[<div>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sorunsali kapsaminda Turkiye Cumhuriyeti’nin BM ile iliskisini özetleyiniz.</div><div><br><br></div><div>TARİHÇE<br><br></div><div> Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu ile İngiltere’nin ayrı saflarda yer almasının da bir sonucu olarak, İngiltere 1914'te tek taraflı bir kararla adayı ilhak etmiştir. Türkiye Ada üzerindeki İngiliz egemenliğini Lozan Antlaşmasıyla 1923'te tanımıştır.18. yüzyıl başlarına kadar Kıbrıs'taki Türk sayısı Rumlardan fazla olmuştur. Tarımla meşgul olan Türklerin elindeki toprak miktarı da Rumların kinden fazla olmuştur. İki taraf arasında sosyal ve kültürel yaşam hep farklı kalmış, Türkler ve Rumlar arasında evlenme görülmemiş, iki toplumun fertleri ortak ticari işletme kurma gibi davranışlara gitmemişlerdir.<br><br></div><div>“Kıbrıs Cumhuriyeti”, adanın iki halkı arasında ortaklık temeline dayandırılan uluslararası anlaşmalar uyarınca 1960 yılında kurulmuştur. Bahse Konu antlaşmalar tarafından garanti edilen Anayasası, adadaki Kıbrıslı Türk ve Rum halklarının eşit siyasi hak ve statüsüne dayandırılmıştı. Zamanın Cumhurbaşkanı Makarios, Zürih-Londra Antlaşmalarının Kıbrıslı Türklere adil olanın ötesinde haklar verdiğini ve 1960 Anayasasının işlemez olduğunu öne sürmeye başlamış ve 30 Kasım 1963'te anayasanın tadili için, Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısının veto hakkının kaldırılmasını da içeren 13 maddelik önerilerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr.Küçük’e iletmiştir.<br><br></div><div>BM MÜZAKERE SÜRECİ<br><br></div><div>Bu öneriler, 16 Aralık 1963'te Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye tarafından reddedilmiştir. Kıbrıs Rum tarafı 21 Aralık 1963 tarihinde Kıbrıs Türk toplumuna karşı kapsamlı ve sistematik saldırılara geçmiştir. BM Güvenlik Konseyi’nin, 4 Mart 1964’de aldığı 186 sayılı kararla adaya uluslararası barış gücü (UNFICYP) konumlandırılmıştır. Bu arada, Yunanistan adaya gizlice askeri kuvvet yollamaya başlamış, bu kuvvetin sayısı zaman içinde 20.000’e ulaşmıştır. Böylece, bir ortaklık devleti olmaktan çıkarak bir Rum yönetimine dönüşen Kıbrıs Cumhuriyeti fiilen Rum/Yunan kontrolü altına girmiş ve iki halk birbirinden tamamen kopmuştur.Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri iyiniyet görevi çerçevesinde 1984 Ağustos ayında yeni bir girişim başlatarak, Kıbrıslı Türk ve Rum yetkilileri ayrı ayrı görüşmek üzere Viyana'ya davet etmiştir. Genel Sekreter, taraflara Viyana Çalışma Noktaları (Working Points) diye bilinen belgeyi sunmuştur. Bu tarihten sonra, Kıbrıs sorununun çeşitli veçheleri tek tek değil, ayrılmaz bir bütün halinde (integrated whole) ele alınmaya başlanmıştır<br><br></div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:51:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428011</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Melis İşmen</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428200</link>
         <description><![CDATA[<div>Kuzey Kibris Turk Cumhuriyet’i sorunsali kapsaminda Turkiye Cumhuriyeti’nin BM ile iliskisini ozetleyin.</div><div><br></div><div>Osmanlı Kıbrıs’ı 1571’de ele gecirdi ama 1878’de Kıbrıs İngiltere’nin himayesi altına alındı  ve Lozan Antlaşması ile Osmanlı bunu kabulleniyor.2. Dünya Savaşından sonra İngiltere Kıbrıs’a egemenliklerini vermedi ve eğer biz size egemenliğimizi verirsek siz Türk azınlıklarına saygı duymasınız dedi ama kimse buna inanmadı. </div><div><br></div><div> 1960 yıllında Kıbrıs kendi egemenliğini ilan etti. BM Kıbrıs’da barış sağlayıcı bir force establish etti. 1974 yılında Türkiye ordusu Kıbrıs’a girdi ve Kıbrıs’ın kuzey kısmında bir administration kurdu. Bunların sonucunda çoğu insan evsiz kaldı, etnik sıkıntılar arttı ve insanlar bu durumdan hiç mutlu değillerdi. Bunun sonunda Kıbrıs’ın o zamanda başkanı olan III. Makarios Yunanistanıda bulunan bir generale mektup yazdı ve bu mektupta Kıbrısın rum kesimini kendisini devirmek istediğini yazdı. Bunu yazdıktan birkaç hafta sonra darbe oldu ve kendisinin yerini sağcı birisi aldı.</div><div><br></div><div>Uluslararası hukuka göre Türkiye Kıbrıs’da yaptığı soykırımdan dolayı uluslararası hukuku ihlal etti.</div><div><br></div><div>Security Council’a göre KKTC’ni kurma eforları geçersizdi ve KKTC 1960’da imzalanan Zürih-Londra Antlaşmasında Kıbrıs’ın ayrılmama maddesini ihlal ediyordu.</div><div><br></div><div>Bence Türkiye’nin Kıbrıs’a girmesi insan haklarına karşıydı ve etik değildi, çünkü bunun sonucunda binlerce rum kısmındaki kıbrıslı insanlar evsiz kaldı, hayatlarını yitirdiler ve çocuklar yetim kaldı. Türkiyenin yaptığı şey kesinlikle bir soykırımdı. </div><div>BM Türk Cumhuriyetini anlaşmaları ihlal ettiği için kınamıştı ve hala da kınamakta.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:51:08 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428200</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ekin Polat</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428435</link>
         <description><![CDATA[<div>Kıbrıs sorunu yıllardır çözülemeyen ve hala çözülmemiş olan bir sorundur. Birleşmiş Milletler Kıbrıs Türkleri ve Rumlar arasında barışı sağlamak için bir sürü anlaşma ileri sürmüştür fakat Rumlar, hiçbirini kabul etmemiş ve Yunanistan’ın desteği ile Türkleri topraklarından atmak için ellerinden geleni yapmaya çalışmışlardır. O sıralarda, Türkiye Cumhuriyeti bir Avrupa ülkesi olmaya adaydı. Birleşmiş Milletlerin barış ortamı sağlamaktaki bu uğraşlarının bir sebebi de Türkiye’nin bu durumu olabilir. Birleşmiş Milletler, bu sorunu çözmek için bir sürü farklı yöntem denemiştir fakat her ne kadar Kıbrıs Türkleri barışa sıcak baksa da Rumlar hiç barıştan yana olmadılar. Fakat Birleşmiş Milletler, her ne kadar lehimize çözüm yöntemi bulmaya çalışmış olsa da, günümüzde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanıyan tek ülke Türk Cumhuriyeti’dir. Birleşmiş Milletler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımamıştır. Tanıyan bazı ülkeler de İngiltere ve ABD baskısı altına girip Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımamıştır. 15 Temmuz’da Yunanistan Türkiye’ye darbe girişiminde bulunmuştur. Kıbrıs, İngiltere himayesi altında olduğundan Türkiye, Garantörlük Antlaşmasının 4. Maddesi gereğince İngiltere’ye ortak müdahale çağrısında bulunmuştur fakat bu çağrıdan olumsuz yanıt almışlardır. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:51:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428435</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eren Mengeş</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428539</link>
         <description><![CDATA[<div>Kuzey Kıbrıs sorunsalı kapsamında Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini resmi olarak tanıyan tek ülkedir. Azerbaycan ve Gambiya tanımak istediklerini söylemişlerdir, ancak sonuç olarak tanımamışlardır. Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti BM ve başka çeşitli organizasyonlar tarafından tanınmamaktadır. Bu gibi sebepler yüzünden BM,  2004’te Annan Planı diye bir planı Kıbrıs adasında halk oylamasına sunmuştur. Bu planın içeriği, iki yönetimi birleştirip iki millet tek devlet şekline getirmektir. Türk tarafı kabul etmiş, ancak Rum tarafı bu planı reddetmiştir. BM hala Kıbrıs adasında sadece Rum devletini tanımaktadır.</div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:51:14 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428539</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Alize Kantarcı</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428723</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/988144265/996d969bdf99d08340b0f3301beb2a10/K_br_s_Harekat_.docx" />
         <pubDate>2021-02-04 12:51:17 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428723</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Berk Sevim </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428775</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>KKTC ve BM ilişkileri</strong></div><div><br></div><div><strong>20 Temmuz 1974’de o zamanın Cumhurbaşkanı olan Bülent Ecevit’in liderliğinde ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önderliğinde başlatılan Kıbrıs Barış Harekatı dünyada büyük bir tepkiyle karşılanmıştır. Dönemin öncesine bakıldığı zaman adada bulunan Rum kesimi ile Türk kesimi çoğu zaman çatışma içerisindeydi. Kıbrıs’ta barışı sağlamak adına 1959 11 Şubat yılına girilirken Londra ve Zürih’te önemli anlaşmalar imzalandı. Anlaşma Türkiye ve Yunanistan devletleri ile Kıbrıs'taki Rum ve Türk toplumları arasında imzalanan, bağımsız bir devlet olarak Kıbrıs halklarının durumunu belirleyen ve Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasını onaylayan bir antlaşmadır. Yıllar sonra Atina'daki askerî rejim tarafından aşırı milliyetçi EOKA-B lideri Nikos Sampson’un önderliğinde 15 Temmuz'da askerî bir darbeyle Kıbrıs'ta Makarios Hükümeti'nin devrilmesini sağlamıştır. Bunun yaşanmasıyla Türkiye Zürih ve Londra Antlaşmalarının ihlal edildiğini söyleyerek adaya çıkarma yapmıştır. Bunun yaşanmasının ardından Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna bağlı 3212 sayılı kararı Özel Siyasi Komite kabul edilerek Kıbrıs'ın egemenliğini ve bağımsızlığını, yabancı askerî güçlerin çekilmesi ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü ile işbirliği çağrılarında bulunulmuştur. Çağrıları kale almayan Türkiye Devleti kınamalar rağmen 3 Şubat 1975'te Kuzey Kıbrıs Türk Federe Devleti, tek tarafli olarak kurmuştur. Bunun hemen ardından Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1983'te Türk askerlerinin çekilmesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Federe Devletine son verilmesi çağrısını yapmıştır. Bununla birlikte KKTC Birleşmiş Milletler tarafından tanınmamıştır. </strong></div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:51:17 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163428775</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163430335</link>
         <description><![CDATA[Soru:
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti soırunsalı kapsamında Turkiye Cumhuriyeti’nin BM ile ilişkisini özetleyiniz.

Cevap:
Türkiye Cumhuriyeti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanıyan bir ülkedir. 1964-1974 yılları arasında Türkiye ve İngiltere, Başpiskopos Makarios’un 1960 Anlaşmalarını ve Kıbrıslı Türklerin temel haklarını ihlal etmesini önlemek için, BM Güvenlik Konseyi nezdinde defalarca ulaşmışlardır. Daha sonrasında 15 Temmuz 1974’deki Yunan  askeri darbesi, Ada’nın hemen Yunanistan’a ilhakı  amacı ile “Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümetine” darbe yapmıştır. 20 Temmuz 1974’te Türkiye tek taraflı müdahale hakkını kullanarak Kıbrıslı Türklerin bütünüyle katledilmesi ve aynı zamanda adanın Yunanistan’a ilhak edilmesini önlemek için çalışmıştır. Viyana Görüşmeleri’nden çıkan en önemli sonuç iki tarafın da gönüllü olarak “Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün ayarlayacağı program ve yardım çerçevesinde” nüfus mübadelesinin gerçekleşitrilmesi için aldığı karar olmuştur. Gönüllü Nüfus Mübadelesi Anlaşması’nın tam metni “2 Ağustos 1975’te Viyana Toplantıları’nın üçüncü turu sonundaki final bildirisinde yayınlanmış ve birkaç yüz Kıbrıslı Rum’un Kuzey’de, birkaç yüz Kıbrıslı Türk’ün de Güney’de kalmaları dışında, Gönüllü Nüfus Mübadelesi Anlaşması ile Kıbrıslı Türklerin Kuzey’e ve Kıbrıslı Rumların da Güney’e geçmeleri sağlanmıştır”.  1974 olayları ve sonrasında bir ateşkes ilan edilmesi, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum halklarının kendilerini iki bölgeli bir yerleşme durumuna getirmeleri ise BMBG’in görevini de değiştirmiş oldu. 16 Ağustos 1974 günü saat 18.00’de yürürlüğe giren ateşkesten hemen sonra BMBG çatışma bölgelerini gözden geçirmiş ve buralarda bir ateşkes hattı oluşturmuştur. Böylece mevcut askeri oluşturulmuş ve ateşkes hatlarının arasındaki bölge “Ara Bölge” olarak BMBG idaresi altına girmiştir. BMBG ve Kıbrıs’taki iki taraf arasında varılan anlaşmaya göre BMBG Ara Bölge’de tam kontrolü üzerine almış ve ateşkes hatlarını ve Ara  Bölgeyi sürekli gözetim altında tutarak mevcut durumu devam ettirmiştir. BMBG dışındaki bütün kuvvetlerin Ara Bölge’ye girişleri kesinlikle yasaktır. Kıbrıs Türk ve BM yetkilileri ortak endişe ve/veya çıkarlar ile ilgili sorunlara çare bulmak için işbirliği ve uyum içinde çalışmaktadır. Bu bağlamda, Kıbrıs Türk makamları Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleşen tüm BM çalışmalarının gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden gelen tüm yardımı göstermektedir. 


]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:51:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163430335</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Derin Su Ergüz</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163432071</link>
         <description><![CDATA[<div>Kıbrıs sorununun her aşamasında Kıbrıs Türk halkının yanında olan Türkiye Cumhuriyeti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanından sonra da Kıbrıslı Türklere olan maddi ve manevi desteğini sürdürmüştür. Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorununa barışçıl bir çözüm bulunması amacıyla bir arabulucu görevlendirmesini önermiştir. Ada’daki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nde görevli sivil, polis ve askeri personel, görevlerini yerine getirirken Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum otoriteler ile işbirliği içinde çalışmışlardır. Türkiye ve <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuzey_K%C4%B1br%C4%B1s_T%C3%BCrk_Cumhuriyeti">KKTC</a>, BM Barışı Koruma Gücü'nün Kıbrıs'taki varlığını devam ettiren BM Güvenlik Konseyi raporunu, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuzey_K%C4%B1br%C4%B1s_T%C3%BCrk_Cumhuriyeti">KKTC</a>'nin rızası alınmadığı gerekçesiyle veto etmiştir. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'ne üye olduktan sonra, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuzey_K%C4%B1br%C4%B1s_T%C3%BCrk_Cumhuriyeti">KKTC</a> adı BM raporlarında geçmeye başlamıştır.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:52:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163432071</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ipek Pakün</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163432429</link>
         <description><![CDATA[<div>      Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, sadece Türkiye tarafından tanınmakta, diğer ülkeler ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınmamaktadır.  Türkiye Cumhuriyeti 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtını başlattı. Bu harekât Zürih ve Londra antlaşmalarının 4. Maddesine göre gerçekleştirilmiştir. Fakat Birleşmiş Milletler bu harekâtı işgal olarak görmektedirler. 20 Temmuz 1974 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 353 sayılı kararında harekata karşı olduğunu belirtmiş ve ateşkes çağrısında bulunmuştur. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 11 Mayıs 1984 tarihinde 550 sayılı kararında ise durumu işgal olarak niteledi.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:52:08 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163432429</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sanem Saraçoğlu</title>
         <author>sanems20251</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163434143</link>
         <description><![CDATA[<div>Kıbrıs, Lozan Antlaşması ile İngiliz egemenliği altına girdi. Daha sonra, Yunanlar Kıbrıs Rumlarını kendi çatıları ile birleştirmek isteyince Kıbrıs’taki Türkler ve Rumlar arasında bir anlaşmazlık çıktı ve ada ikiye bölündü. Şu an bir kısmı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 1984 yılında bağımsızlığını ilan etti fakat BM Güvenlik Konseyi onun bu kararını kınadı. Günümüzde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Türkiye dışındaki diğer ülkeler ve Birleşmiş Milletler tanımaz. Bu cumhuriyeti tanıyan tek ülke Türkiye’dir. Birleşmiş Milletler, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Türkiye’nin bir parçası olarak ele alır. Bunu Birleşmiş Milletlerin 4. Maddesi ile ilişkilendirebiliriz. KKTC’nin bir ülke olarak tanınabilmesi için BM üyesi olan ülkelerin çoğu tarafından onay alınması gerekir. Başka bir deyimle, üye olan ülkelerinin çoğunluğunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyor olması gerekir. Şu an KKTC’nin Türkiye’nin bir parçası olarak sayılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Bu yapılan, bence Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne karşı yapılan bir haksızlıktır. Orada yaşayanların hakları yeniyor. Böyle düşünmemin nedeni, yaptığımız dersler ve araştırmalar sonucunda Kıbrıs’ın aslında Türkiye’den farklı bir kültüre sahip olduğunu öğrenmem oldu. Onların kendi kültürlerini, yemeklerini yansıtabilecekleri bağımsız bir ülke olmalarının daha doğru olduğunu düşünüyorum. BM’nin uyguladığı bu politika bölgenin turizm gibi alanlarını da etkiliyor. Kıbrıs’a spor, ekonomi, ulaşım gibi alanlarda pek çok ambargo uygulanıyor bu da onun Türkiye’ye mecburen gittikçe bağımlı olmasına neden oluyor. Benim görüşüm, bunun haksızlık olduğu yönündedir. <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:52:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163434143</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>nemosebo</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163434779</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/995979404/cfa06f9606638ea488c51dde326372a5/K_br_s_Sorunsal_.docx" />
         <pubDate>2021-02-04 12:52:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163434779</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Damla Kubal</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163435157</link>
         <description><![CDATA[<div>·      Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sorunsalı kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’nin BM ile ilişkisini özetleyin.</div><div> </div><div> </div><div>Kıbrıs Adası 80 km2 alanıyla Akdeniz’in en büyük üçüncü adası olmakla beraber 1 milyon nüfusa sahip bir yerleşimdir. Ticarî ve askerî açıdan artıları nedeniyle tarihi boyunca birçok devlet tarafından ele geçirilmeye çalışılmıştır.</div><div> </div><div>          Osmanlı hükümeti Mağosa’yı 11 ay kuşatarak 1571’de Kıbrıs’ı Venediklilerin elinden aldı. Bu değişimle birlikte ada halkına Türkmen göçmenler ve yeniçeriler yerleştirildi. </div><div> </div><div>          Osmanlı hükümetinin adadaki varlığı 93 Harbi’ne kadar sürdü ve ada savaşın sonunda İngiliz kirasına verildi. 5 Kasım 1914’te ise tamamen Birleşik Krallık himayesine girdi. 20. yy.ın başlarında adadaki milliyetçilik ayrımcılığa yöneldi ve iki taraf belirginleşti: Rum ve Türk. Bu iki millet de Kıbrıslı olmalarına rağmen birbirine kin tutmaya başladı. </div><div>          </div><div>          1950 Enosis referandumuna sadece Rum halkı katılmıştır ve Yunanistan’la birleşim kararı verilmiştir fakat  Birleşik Krallık yönetimi, gizli bir oylamanın yokluğundan bu kararın geçerliğinin "oldukça sorgulanabilir" olduğunu ifade edip kararı kabul etmedi. Adadaki şiddetin fazlalaşmasında EOKA (Ethniki Organisos Kyprion Agoniston) ve benzer kuruluşlar etkilidir. Garantör devletler (Türkiye, Yunanistan, BK) ise 1959’da kararlaştırılmıştır. Rum Kıbrıslılar Enosis yapmak isterken %18 nüfusa sahip Kıbrıslı Türkler bağımsız olmak istiyorlardı. </div><div> </div><div>          1974’te Rumların Türklere karşı şiddetinin doruk noktasına ulaşmasıyla ve Yunanistan’ın, Kıbrıs’ı kendi toprağı ilan etmesiyle Türkiye, iki harekatından ilkini gerçekleştirdi. “Ayşe tatile çıksın.” koduyla başlayan çıkartma, adayı Kuzey’den başlayarak adeta süpürdü. Rum halkı, baskıcısı ve masumuyla ya öldürüldü ya da sınıra itildi, ikinci harekatta da sınırlar genişletildi. </div><div> </div><div>          Birleşmiş Milletler bu harekatları sonradan kınamıştır çünkü TC garantörlüğüne ve adadaki insan haklarının çğnenmesine dayanmış olsa da sonradan geri çekilmedi ve varlığını sürdürdü. </div><div> </div><div>21. yy.’da Kıbrıs adasında 2004 Annan Planı Referandumları yapılsa da Rum tarafının reddi nedeniyle ada birleşememiştir. Rauf Denktaş’ın kurduğu KKTC ise çoğu devlet tarafından kabul edilmemekle birlikte ekonomik ve kültürel açıdan bağımsızlığını korumakta zorlanıyor. </div><div> </div><div>Birleşmiş Milletler Türkiye’yi sık sık uyarmaktadır. Türkiye ise Kıbrıs Rum Yönetimi’ne güvenmediği için askerî güçlerini geri çekmemektedir. Siyasî ortamda Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girebilmesi için Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan onu adadan çekilmeye zorlamaktadır.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/920066541/e5b1897273d6bdc4622e815747f49d84/K_br_s_Sorunu.docx" />
         <pubDate>2021-02-04 12:52:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163435157</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ekin Toker </title>
         <author>ekint2025</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163435216</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/725571934/93acf5c8c4aa6efef6fe6ae62f9d74ca/Kuzey_Kibris_Turk_Cumhuriyet.docx" />
         <pubDate>2021-02-04 12:52:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163435216</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Taha Kağan Güneş</title>
         <author>tkgunes</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163436048</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/988147148/71b72a0d495ffce82b1680cd8e4143fa/Q2_Taha_Ka_an_G_ne__.rtf" />
         <pubDate>2021-02-04 12:53:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163436048</guid>
      </item>
      <item>
         <title>aslıhan tüylüoğlu</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163436493</link>
         <description><![CDATA[<div>Kıbrıs Türk ve BM yetkilileri ortak endişe ve/veya çıkarlar ile ilgili sorunlara çare bulmak için işbirliği ve uyum içinde çalışmaktadır. Bu bağlamda, Kıbrıs Türk makamları Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleşen tüm BM çalışmalarının gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden gelen tüm yardımı göstermektedir.<br><br></div><div>KKTC Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs’ta bulunan tüm BM birimleri ile yakın temas ve işbirliğini devam ettirmekte ve özellikle ilgili BM ve Kıbrıs Türk yetkilileri arasında oluşan fikir ayrılıkları konusunda bir iletişim köprüsü olarak görev yapmaktadır.<br>KKTC Dışişleri Bakanlığı ile BMBG Sivil İşler Bölümü arasındaki ilişkiler özel önem taşımaktadır. Bu bölüm Kuzey Kıbrıs’taki bütün faaliyetlerini Bakanlığın bilgisi ve yardımı ile yapmaktadır. Benzer şekilde Sivil İşler Bölümü de, Güney Kıbrıs’ta ikamet eden Kıbrıslı Türklerin hak ve özgürlükleri dahil, Kıbrıslı Rum yetkililerine aktarılması ve çözülmesi gereken tüm insani sorunların çözülmesinde iyi niyet ve yardımlarını sağlamaktadır.<br>kaynakça:<a href="https://mfa.gov.ct.tr/tr/dis-politika/uluslararasi-orgutler/bm/">https://mfa.gov.ct.tr/tr/dis-politika/uluslararasi-orgutler/bm/</a><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:53:11 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163436493</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Nehir Tükenmez</title>
         <author>nehirtukenmez0</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163436792</link>
         <description><![CDATA[<div>Kıbrıs sorunu, Yunanistan Kıbrıs’ın kendisine bağlanmasını gündeme getirdiği 1948 yılından beri Birleşmiş Milletlerin  gündeminde yer almaktadır.1958 yılında  Kıbrıs’ın British Commonwealth içinde kalmasına ama Türkiye ve Yunanistan'la da bağlara sahip olmasına karar verildi.Kıbrıs Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Makarios tarafından 30 Kasım 1963’te 13 maddeden oluşan anayasa değişikliği önerilerini sunuldu Kıbrıs Türklerinin reddi üzerine Kıbrıs Rumlarıyla aralarında 21 Aralık 1963’te Bloody Christmas adı verilen toplumlarası çatışmalar patlak verdi.BM Güvenlik Konseyi, 4 Mart 1964 tarihli 186 sayılı kararı ile Ada’da Birleşmiş Milletler Barış Gücü oluşturulmasına karar vermiştir.1968 yılında taraflar arasında müzakereler başlatılmıştır.Müzakere sürecinde BM tarafının çözüm önerilerine evet diyen taraf hep Kıbrıs Türk tarafı olmuş, ancak Rum tarafı reddetmiştir.1974 sonrasında, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye, Ada’da yaşananlar ve gerçekler temelinde iki toplumlu, iki kesimli federasyon modelini benimsemiştir.1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulmasıyla BM Güvenlik Konseyi sorunu çözmek üzere BM Genel Sekreterine iyi niyet görevi veren 367 sayılı kararı verdi.1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk halkının "self-determinasyon" hakkına dayanılarak  ilan edilmiştir.Müzakereler neticesinde nihai hale getirilen çözüm planı 24 Nisan 2004 tarihinde GKRY ve KKTC’nde referandumlarla Kıbrıs’taki iki halkın onayına sunulmuştur. Rum halkının %75.83’ü Planı reddederken, Kıbrıs Türk tarafı %64.91 çoğunlukla Plan’a “evet” demiştir.GKRY 1 Mayıs 2004 tarihinde, “Kıbrıs Cumhuriyeti” adı altında AB’ne tam üye olmuştur.Kıbrıs'ın BM Güvenlik Konseyi altında başka hiçbir ülkeyle (Yunanistan veya Türkiye) birleşmesine izin verilmeyecek ve BM, her iki tarafın da siyasi eşitlik görüşlerinin farklı olduğunun farkında. Eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan, “KKTC uluslararası alanda tanınana kadar birleşik bir Kıbrıs kabul edilmeyecektir" dedi. Ancak bunun kabul edilmesi şu anda mümkün görünmüyor.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:53:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163436792</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ezgi Yazar</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163437878</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/924553730/2a859e4cd67b7a885c707868bc1748f6/3777CE74_F755_41A2_9E98_4E8BC429A088.png" />
         <pubDate>2021-02-04 12:53:32 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163437878</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ayşenaz Özkan </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163438393</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/988143403/f3b8c7f46d2aac9374dc29f6950000d8/Sabanc_.pdf" />
         <pubDate>2021-02-04 12:53:41 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163438393</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Dilara Doğa Talu </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163439722</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:54:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163439722</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Dilara Doğa Talu</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163440190</link>
         <description><![CDATA[<div>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’i sorunsalı kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’nin BM ile ilişkisini özetleyin.<br><br>Kıbrıs’ta İngiltere'nin denetimi altında olan Rumlar, Türkleri öldürüp alanı ele geçirmeye çalışınca Türkiye araya girerek oradaki Türk vatandaşlarını korumaya çalıştı. Bunun için Türkiye garantör devlet olarak 1974’te Temmuz ve Ağustos’ta Kıbrıs topraklarının içine girdi ve Kuzey Kıbrıs’ı denetim altına aldı. Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs ikiye ayrıldı. O topraklarda iç karışıklık bitince de askerlerini bulundurmaya devam etti. Birleşmiş Milletler Türkiye’nin Kıbrıs’ta kalmasını doğru bulmadı. Güvenlik Konseyi’nde 360 sayılı kararlarla suçlanan Türkiye, Kuzey Kıbrıs’ın egemenliğini ve bağımsızlığını yabancı askerler getirerek sabote etmesiyle tepki gördü. Birleşmiş Devletlere göre hiçbir ülkenin yabancı olduğu topraklara istisna bir durum olmadan girmesi kabul edilemez. Daha sonra Türkiye de BM’nin bu tepkisine oradaki soykırımı önlemek için askerlerini orada tuttuğunu söyledi ancak BM hala Türkiye’nin bu stratejisinden memnun değil. <br>Benim fikrimle, Türkiye’nin Kıbrıs topraklarına girip oradaki Türkleri savunması doğru bir davranış ancak karışıklık son bulduktan uzun bir süre sonra hala o alanda askerlerinin olması Türkiye’nin bu durumdan çıkar sağladığını gösterir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin özgür bir devlet haline gelmesi için Türkiye’nin alandan askerlerini çekmesi gerektiğinin kanısındayım çünkü Türk askerleri orada olduğu sürece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin üstünde baskısı ve etkisi olacağını düşünüyorum. Bunun yanı sıra Türkiye’nin askerlerini çekmemesi BM ile ilişkisine dolayısıyla itibarına zarar verebilir.      <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:54:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163440190</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Selin Dönmez</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163440696</link>
         <description><![CDATA[Soru:
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti soırunsalı kapsamında Turkiye Cumhuriyeti’nin BM ile ilişkisini özetleyiniz.

Cevap:
Türkiye Cumhuriyeti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanıyan bir ülkedir. 1964-1974 yılları arasında Türkiye ve İngiltere, Başpiskopos Makarios’un 1960 Anlaşmalarını ve Kıbrıslı Türklerin temel haklarını ihlal etmesini önlemek için, BM Güvenlik Konseyi nezdinde defalarca ulaşmışlardır. Daha sonrasında 15 Temmuz 1974’deki Yunan  askeri darbesi, Ada’nın hemen Yunanistan’a ilhakı  amacı ile “Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümetine” darbe yapmıştır. 20 Temmuz 1974’te Türkiye tek taraflı müdahale hakkını kullanarak Kıbrıslı Türklerin bütünüyle katledilmesi ve aynı zamanda adanın Yunanistan’a ilhak edilmesini önlemek için çalışmıştır. Viyana Görüşmeleri’nden çıkan en önemli sonuç iki tarafın da gönüllü olarak “Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün ayarlayacağı program ve yardım çerçevesinde” nüfus mübadelesinin gerçekleşitrilmesi için aldığı karar olmuştur. Gönüllü Nüfus Mübadelesi Anlaşması’nın tam metni “2 Ağustos 1975’te Viyana Toplantıları’nın üçüncü turu sonundaki final bildirisinde yayınlanmış ve birkaç yüz Kıbrıslı Rum’un Kuzey’de, birkaç yüz Kıbrıslı Türk’ün de Güney’de kalmaları dışında, Gönüllü Nüfus Mübadelesi Anlaşması ile Kıbrıslı Türklerin Kuzey’e ve Kıbrıslı Rumların da Güney’e geçmeleri sağlanmıştır”.  1974 olayları ve sonrasında bir ateşkes ilan edilmesi, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum halklarının kendilerini iki bölgeli bir yerleşme durumuna getirmeleri ise BMBG’in görevini de değiştirmiş oldu. 16 Ağustos 1974 günü saat 18.00’de yürürlüğe giren ateşkesten hemen sonra BMBG çatışma bölgelerini gözden geçirmiş ve buralarda bir ateşkes hattı oluşturmuştur. Böylece mevcut askeri oluşturulmuş ve ateşkes hatlarının arasındaki bölge “Ara Bölge” olarak BMBG idaresi altına girmiştir. BMBG ve Kıbrıs’taki iki taraf arasında varılan anlaşmaya göre BMBG Ara Bölge’de tam kontrolü üzerine almış ve ateşkes hatlarını ve Ara  Bölgeyi sürekli gözetim altında tutarak mevcut durumu devam ettirmiştir. BMBG dışındaki bütün kuvvetlerin Ara Bölge’ye girişleri kesinlikle yasaktır. Kıbrıs Türk ve BM yetkilileri ortak endişe ve/veya çıkarlar ile ilgili sorunlara çare bulmak için işbirliği ve uyum içinde çalışmaktadır. Bu bağlamda, Kıbrıs Türk makamları Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleşen tüm BM çalışmalarının gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden gelen tüm yardımı göstermektedir. 


]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:54:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163440696</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Q2 </title>
         <author>oykuelverdi</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163446669</link>
         <description><![CDATA[<div>Öykü Elverdi</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/501290455/ea088123ff547c56a2a7559bee2667e7/Kuzey_Kibris_Turk_Cumhuriyet.docx" />
         <pubDate>2021-02-04 12:56:02 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163446669</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>azraa2024</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163448551</link>
         <description><![CDATA[
Uzun zamandan ve çabalardan beri Avrupa Birliğine girmek isteyen Türkiye Cumhuriyetinin %90 ihtimalle girememesinin sebebi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'dir. Zamanında yaşanılan kargaşalardan dolayı BM Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımamakta ve orada bir birlik olduğunu kabul etmemektedir. Kuzey Kıbrıs TÜrk Cumhuriyetini tek tanıyan Devlet ise Türkiye'dir. Bu yüzden de Avrupa Birliğine girmesi çok çok düşük bir ihtimal dahilindedir. Sorunlu iki devletin bulunduğu tek bir adayı birleştirmek için BM'nin yaptığı bir plan göze çarpmaktadır. Adını Kofi Annan'dan alan bu planın adı Annan Planıdır. Amacı ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Cumhuriyetini birleştirmek üzerinedir. Annan Planı boyunca kısaca birleşecek olan 2 devletin yönetiminde hem türk hem de rum insanların veya yöneticilerin bulunacağına değinilir. Bu birleşimin sağlanabilmesi için her iki birliğinde oyuna ve fikrine ihityaç vardır. Bu yüzden bir referandum yapılır bunula birlikte nisan 2004’te Kuzey TÜrk Kıbrıslılıların birleşmek istemek üzerine kullandıkları %64’lük oya karşılık Güney Kıbrıs Cumhuriyeti %75 ile birleşmeyi reddeder. Buna ragmen hala Güney kıbrısı savunan ve tanıyan BM, Kıbrıs meselesi yüzünden Türkiye’yi Avrupa Birliğine alması hala hayal olarak kalacaktır. 
]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:56:36 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163448551</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163448867</link>
         <description><![CDATA[<div>Yağmur Alp</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/995976552/db48e2a2846fcad9c1b038ca96a6471c/655D5549_111F_4060_9C20_29F6C76E5EEB.jpeg" />
         <pubDate>2021-02-04 12:56:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163448867</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Quiz 2 Uluslararası Hukuk</title>
         <author>ilaydaenver</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163458206</link>
         <description><![CDATA[<div><em>Soru:<br>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti soırunsalı kapsamında Turkiye Cumhuriyeti’nin BM ile ilişkisini özetleyiniz.</em><br><br>1950’lerden bugüne kadar uzayan Kıbrıs sorunu adada etnik kökeni, dini ve dili birbirinden farklı olan Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarının yaşamasından kaynaklanıyor. Aralarında yaşanan anlaşmazlıklardan dolayı da günümüzde ada ikiye bölünmüş durumda. KKTC, Türkiye’ye bağımlı bir hale gelmiştir ve ihtiyacı olan desteği Türkiye’den görmüştür. KKTC varlığını Türkiye hariç hiçbir devlet kabul etmezken, Kıbrıs Cumhuriyeti fiilî olarak adanın güneyini, hukukî olarak adanın tamamını yöneten ve tüm ülkeler tarafından kabul edilen bir devlettir. Kıbrıs sorunu, 1948 yılından beri Birleşmiş Milletlerin gündeminde yer almaktadır ve uluslararası sorunların bir örneğidir. BM genel kurulu 1983'te KKTD’nin son verilmesi çağrısını yapmıştır. Türkiye ise bu sürece bir tepki gibi de görülen "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir ve KKTC'yi resmen tanımıştır. Fakat BM hala Kıbrıs adasının güneyinde yer alan rum devletini tanımakta ısrarcıdır.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 12:59:23 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163458206</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Emir Mugrabi</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163461263</link>
         <description><![CDATA[<div>Kıbrıs adasının Osmanlı imparatorluğu himayesinden çıkıp İngilizlere verildiği yıllardan bu yana adadaki sorun hiç bitmemiştir.2 Halkın yaşadığı Ada topraklarında 1960 ve 1964 yıllarında ki anlaşmalar ile Türkiye Yunanistan ve İngiltere garantör devlet konumunda olmustur. Ancak adada iki halk arasında ki çatışmalar birleşmiş milletler barış gücünün Ada ya asker göndermesine yol açmıştır.Rum tarafının Yunanistan desteği ile zaman içerisinde saldırgan tavrını arttırması ve Türk nüfusu üzerine ciddi saldırıları 1974 askeri harekatına yol açmıştır ve o tarihten bu yana adada Türk askeri varlığı devam etmektedir.Yine zaman içerisinde Rum kesiminin resmiyetini arttırmak için önce NATO ardından Avrupa birliği üyeliğine katılması diplomatik açıdan Rum tarafının elini çok güçlendirmiştir.Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyetinin sadece Türkiye tarafından tanınmış olması ise elimizi zayıflatmıştır.<br>Bu tabloda Türkiye nin garantör devlet olarak Birleşmiş Milletler ile ile ilişkisi çok önem kazanmıştır.Ada da çözüme yönelik olarak sunulan birleşmiş milletler planlarında Türkiye herzaman iki devletli çözümden yana ağırlık koymuştur.Geçmişte paylaşımlı yönetim denemelerinde Rum tarafının yarattığı sorunlar nedeniyle bu tip çözüm planlarına Türkiye sıcak bakmamaktadır.Ayrıca Türkiye askeri gücü ile hem Rum askeri gücüne hemde birleşmiş milletler barış gücüne bir denge getirmektedir.Bıitleşmiş milletlerin sunduğu tüm planlarda ada halkının görüşü yanında Türkiye nin görüşünü net bir şekilde ortaya koyma ısrarı garantör devlet Hakkı nedeniyle hep olmuştur.Türkiye gerek Osmanlı döneminden gelen tarihsel bağını gerekse 1960 yillarındaki anlaşmalardan elde ettiği garantör haklını Birleşmiş Milletler platformunda Kıbrıs taki Türk nüfusunu ve jeopolitik gücünü sürdürmek amacı ile sonuna kadar kullanmaktadır.<br>Türkiye nin Kıbrıs taki hukuki mücadelesi zaman zaman askeri müdahaleler nedeniyle zaman zaman zor anlar yaşamış olsada,Birleşmiş Milletler ile yapılan görüşmeler sayesinde bugüne kadar ada Türk halkının haklarının korunmasında ana güç olmaya devam etmektedir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 13:00:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163461263</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Başak Aykın</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163464380</link>
         <description><![CDATA[<div>Kıbrıs adası, jeopolitik konumu nedeniyle tarih boyunca bütün büyük devletlerin ilgisini çekmiştir. Kıbrıs'ta çok fazla sayıda farklı etnik köken, insan grubu, dil, din, politik görüş ve kültür vardır. Bu nedenle tek bir çatı altında toparlanması neredeyse imkansızdır.</div><div><br></div><div>1974 yılında Türkiye, Kıbrıs'ta Türklerin öldürüldüğü gerekçesiyle adaya bir çıkarma yapmıştır. Londra-Zürih Anlaşma'sının ihlali de bir sebep olarak gösterilmiştir. Türk ordusu girince etnik çatışmalar daha da artmıştır. Köyler basılmış ve yağmalanmıştır, Rum kökenli Kıbrıslılar evlerinden çıkarılmışlardır. Ayrıca Türklerin çıkartma yaptığı yer, doğal kaynaklar açısından zengin bir bölgedir.</div><div><br></div><div>Bir ülkenin başka bir ülkeye ayak basması için gerekli koşulları sağlamadığından dolayı Birleşmiş Milletler, Türkiye'nin bu operasyonunu uluslararası hukukun bir ihlali olarak görmüştür. Kıbrıs sorunsalı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girememesinin en büyük nedenlerinden bir tanesidir.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 13:01:13 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163464380</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Begüm Burçak- Quiz 2</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163467490</link>
         <description><![CDATA[<div>Ulusalararası Hukuk – Ödev 1</div><div> </div><div>Soru:Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sorunsalı kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler ile ilişkisini özetleyin.</div><div> </div><div>Kıbrıs sorunu ilk kez 1954 yılında Yunanistan tarafından BM’ ye götürülmüşütür. Ancak, 1954-1958 yılları arasında "self-determinasyon" amacıyla BM'ye yaptığı bu çeşitli başvurulardan bir sonuç elde edememiştir. Daha sonra 1955 yılında kurulan terör örgütü EOKA ile adadaki karışıklığın artması ve Kıbrıslı Türklerin 33 karma köyü terk etmek zorunda kalması sonucu, 1956 yılında İngiltere, Rumların olduğu kadar Kıbrıslı Türklerin de self determinasyon hakkı olduğunu ve bu sebeple taksim talebinin de uygulanabilir bir seçenek olduğunu belirtmiştir. Yunanistan’ nın tek taraflı self determinasyon isteği ve Kıbrıs ile Yunanistan’ın birleşmesi anlamına gelen Enosis’e karşı Kıbrıslı Türklerin direnmesi sonucu Türkiye ve Yunanistan arasındaki müzakereler başlamıştır. Türkiye ve Yunanistan 11 Şubat 1959 tarihinde Zürih’te anlaşmaya varmış ve Londra’da İngiltere ile Kıbrıs’taki iki toplumun temsilcilerinin onayı alınmıştır. Daha sonra 1963’te Kanlı Noel gibi üzücü olaylar sebebiyle BM Güvenlik Konseyi’nin, 4 Mart 1964’de aldığı 186 sayılı kararla adaya uluslararası barış gücü (UNFICYP) konuşlandırılmıştır. 1967 yılında Boğaziçi ve Geçitkale köylerine karşı düzenlenen saldırılarla Türkiye’nin ihtarı sonucu, Yunanistan BM gözetimi altında adadan kuvvetlerini çekmek zorunda bırakılmıştır. 1968’de yine taraflar arası müzakereler başlamış, bu süreçte BM tarafının çözüm önerilerine evet diyen taraf hep Kıbrıs Türk tarafı olmuş, ancak Rum tarafı anlaşmaya yanaşmamış, Kıbrıslı Türklerle ortak bir geleceği paylaşmayı reddetmiştir. Yine karışıklıklar ile geçen 6 yıl sonucu 2 Ağustos 1975 tarihinde Viyana’da BM gözetiminde Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides arasında bir nüfus mübadele anlaşmasına varılmıştır. BM Barış Gücü aracılığı ile uygulanan bu anlaşmayla Kuzey’den Güney’e yaklaşık 120 bin Rum, Güney’den Kuzey’e de 65 bin Türk geçmiş, böylece nüfus bakımından homojen iki kesim meydana gelmiştir. Bu iki kesim, 180 km boyunca uzanan ve genişliği 5 metre ile 7 km arasında değişen bir "ara bölge" ile birbirinden ayrılmıştır. Bu görüşme ve anlaşmanın sağlanması BM Barış Gücü sayesinde olmuştur. 1993 Güven Artırıcı Önlemler Paketi, 1997 Yüzyüze Görüşmeler, GKRY’nin AB üyeliği süreci, 1999’da Müzakerelerin Canlandırılması gibi konularda da BM Kıbrıs olaylarında çok etkili olmuştur. </div><div> </div><div>BM, Kıbrıs olaylarında “tarafsız” kalmış gibi gözükse ve ara buluculuk yapmaya çalışmış olsa da kendi şahsi görüşüm olarak bunun doğruluğu konusunda kararsızım çünkü herkesin bildiği üzere İngiltere BM Güvenlik Konseyinde ve genel olarak BM’de oldukça söz sahibi bir ülke. Kıbrıs da zamanında Osmanlı’dan İngiltere’ye bırakılmış ve daha sonra da Rumlar bölgeye yerleşmiş ve 18.yy’a kadar çoğunlukta olan Türk nüfusunun önüne geçmiştir. İngiltere’nin de bu süreç boyunca Yunanistan’ı desteklediğini, o yüzden bu kadar fazla terör olayı, vb. olumsuz olaylar yaşanmasına rağmen BM’nin bölgeye çok az müdahalede bulunduğunu düşünüyorum. Her zaman olduğu gibi burada da en büyük sıkıntı uluslararası hukukta belirli kurallar ve o kuralları uygulayacak kişilerin olmaması ve yaptırımların olmaması, olsa da düzgün uygulanamaması veya hafif kalması.</div><div> </div><div>Begüm Burçak</div><div> </div><div>Kaynakça:</div><div><a href="https://www.hurriyet.com.tr/dunya/turkiye-ve-kktcden-bmye-federasyon-tepkisi-41728850">https://www.hurriyet.com.tr/dunya/turkiye-ve-kktcden-bmye-federasyon-tepkisi-41728850</a></div><div><a href="http://www.mfa.gov.tr/kibris-meselesinin-tarihcesi_-bm-muzakerelerinin-baslangici.tr.mfa">http://www.mfa.gov.tr/kibris-meselesinin-tarihcesi_-bm-muzakerelerinin-baslangici.tr.mfa</a></div><div><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kendi_kaderini_tayin_hakk%C4%B1">https://tr.wikipedia.org/wiki/Kendi_kaderini_tayin_hakk%C4%B1</a></div><div> </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 13:01:54 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163467490</guid>
      </item>
      <item>
         <title>aleyna özçam</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163471549</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/988145572/b5e365e55cddaa6ac1228646a0370d67/Kuzey_K_br_s_Tu_rk_Cumhuriyeti_sorunsal__kapsam_nda_Tu_rkiye_Cumhuriyetinin_Birles_ik_Milletlerle_ilis_kisi.docx" />
         <pubDate>2021-02-04 13:03:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163471549</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>tdogan24</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163475598</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/995993994/acca5a14478a075a573c74126d5aa7ad/Uluslararas__Hukuk_.pdf" />
         <pubDate>2021-02-04 13:04:07 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163475598</guid>
      </item>
      <item>
         <title>melek ozhamurkar</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163489899</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/996023650/acc4af00a9ca9840c331f32a9e86d584/A0FC070F_8ADB_4730_911D_ED363133808C.png" />
         <pubDate>2021-02-04 13:07:48 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163489899</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Lara Kanbir</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163513455</link>
         <description><![CDATA[<div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/996004662/a2c7fd57d247d2aa334db1c8ea14ab76/Bos__3.pages" />
         <pubDate>2021-02-04 13:13:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163513455</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>cagangul</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163538613</link>
         <description><![CDATA[Osmanlı döneminde adanın İngiltere himayesine bırakılmasından sonra adadaki etnik sorunlar iyice fazlalaşmıştır ardından 1950 ler de adadaki Türkler ve Rumların birbirlerine saldırdıklarını öğrenen Türkiye Kıbrıs adasına askeri bir operasyon düzenler ve adanın kuzeyinde Türkiye destekli bir ülke kurulur ancak bu ülke Türkiye dışında hiçbir ülke tarafından tanınmaz ve Türkiye işgalci bir ülke konumuna düşüyor]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 13:19:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163538613</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ezgi Şipal</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163568086</link>
         <description><![CDATA[<div>Kıbrıslı Türkler ve Anavatan Türkiye’nin Ada üzerindeki hak ve çıkarlarının korunarak sağlam bir zeminde ilerletilmesinin anahtarı Kıbrıs sorununda iki taraf olan Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafları arasında imzalanacak siyasi bir çözümdür. Kıbrıs Türk halkının bağımsız ve güçlü varlığının devamı bu nihai sonuca ulaşmak için mutlak bir gereklilik addetmekte ve KKTC ile TC arasındaki dış politika ilişkileri bu esas gözetilerek düzenlenmektedir.<br><br></div><div>Türkiye Cumhuriyeti Ada’da iki taraf arasında uzun yıllardan bu yana devam etmekte olan müzakere sürecinde Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını koruyan, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılabilmesi için her zaman Kıbrıs Türk tarafının yanında olmuş ve çözüm çabalarına güçlü desteğini ortaya koymuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin Ada’daki çözüm sürecinde izlediği yapıcı tutum ve ortaya koyduğu öneriler de çözümün çabalarının güçlü bir destekçisi olduğunun göstergesi olmuştur.<br><br></div><div>Türkiye Cumhuriyeti ayrıca gerek müzakere masasında gerekse uluslararası platformlarda Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını korumak için her dönem manevi desteğini ortaya koymuştur.<br><br></div><div>Kıbrıs Türk halkı ve KKTC’ye uygulanan haksız izolasyonların son bulması ve uluslararası camia nezdinde Kıbrıs Türk tarafının sesinin duyulması yönünde oluşturulmuş politikalar da yakın işbirliği içinde ilerletilmektedir.<br><br></div><div>Geçmiş müzakere süreçlerinde olduğu gibi, Kıbrıs Türk tarafı Kıbrıs sorununun en kısa sürede çözülmesine yönelik mevcut yapıcı ve proaktif politikalarını Türkiye ile görüş alışverişinde bulunarak şekillendirmiş olup, nihai amaca ulaşmak üzere işbirliğini sürdürmektedir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 13:25:32 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163568086</guid>
      </item>
      <item>
         <title>INCI SEVINC</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163599780</link>
         <description><![CDATA[<div>“Kıbrıs Cumhuriyeti”, adanın iki halkı arasında ortaklık temeline dayandırılan uluslararası antlaşmalar uyarınca 1960 yılında kurulmuştur. Bahsekonu antlaşmalar tarafından garanti edilen Anayasası, adadaki Kıbrıslı Türk ve Rum halklarının eşit siyasi hak ve statüsüne dayandırılmıştı. Kıbrıs Rum tarafı, 1960 Cumhuriyeti’nin kurulduğu şekilde yaşamasına şans vermemiş, sözkonusu antlaşmalar sistemiyle vücuda gelen “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin yapısını, Kıbrıs Türklerini devlet kurumlarından dışlamaya, izole etmeye, Ada’daki varlıklarını sona erdirmeye ve nihayet Yunanistan ile birleşme (ENOSIS) yolunu açmaya yönelik olarak değiştirme girişimleri başlatmışlardır. </div><div>Zamanın Cumhurbaşkanı Makarios, Zürih-Londra Andlaşmalarının Kıbrıslı Türklere adil olanın ötesinde haklar verdiğini ve 1960 Anayasasının işlemez olduğunu öne sürmeye başlamış ve 30 Kasım 1963'te anayasanın tadili için, Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısının veto hakkının kaldırılmasını da içeren 13 maddelik önerilerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr.Küçük’e iletmiştir. Bu öneriler, 16 Aralık 1963'te Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye tarafından reddedilmiştir.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sadece Türkiye tarafından tanınmakta ve diğer ülkeler ve BM tarafından tanınmamaktadır.Birçok devlet ve uluslararası kuruluş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de fiili devlet olarak tanımlamaktadır.Ayrıca şimdilerde KKTC’den kalkan uçaklar doğrudan seferler olarak sadece Türkiye’ye inebilmektedir. Charter seferlerle ise doğrudan uçuş yapılabilmektedir.KKTC-Birleşik Krallık ve KKTC-Almanya seferleri Türkiye aktarmalı olarak yapılmaktadır.Referandumun ardından KKTC’ye uygulanmakta olan ambargoların kaldırılacağı beklentisi oluşmuş ama bu beklenti istenilen ölçüde karşılanamamıştır.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 13:32:27 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163599780</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Lea Beyazyürek</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163646801</link>
         <description><![CDATA[<div><br>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sorunsalı Kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’nin BM ile İlişkisi</div><div> </div><div>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, 15 Kasım 1983'te bağımsızlığını ilan etmesinin ardından BM, KKTC'nin tek taraflı bağımsızlık kararını yasadışı olarak kabul etti ve diğer BM üyesi ülkelerin KKTC'yi tanımamasını söyledi. Bu sebeple, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı Türkiye dışında hiçbir ülke tarafından tanınmaz. Yani KKTC, diğer ülkeler ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınmamaktadır. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi kuruluşlar ve uluslararası toplum tarafından 1974'te Türkiye'nin gerçekleştirdiği Kıbrıs Harekatı’ndan beri Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye işgali altındaki toprağı olarak nitelenir. Buna karşılık, diğer ulusların ve BM’nin Kıbrıslı Türklere karşı tutumu 2004'teki Annan Planı oylaması sonucu değişmiş, daha olumlu bir hal almıştır. Aldıkları karara tezatla, Birleşmiş Milletler bazı KKTC kurum ve kuruluşlarını yasal olarak kabul etmektedir.</div><div> </div><div> </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 13:41:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163646801</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>acakir25</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163657611</link>
         <description><![CDATA[Kıbrıs sorunu 

kıbrıs sorunu yaklaşık 60 yıllık baş gösteren bir sorundur. 1878 yılında Osmanlı tarafından  büyük Britanya'ya satılan kıbrıs yaklaşık 80 yıl boyunca ingiliz himayesi altında sorunsuz bir şekilde yönetilmiştir.1960 yılında ingilizler adadan çekilince adada sorunlar baş göstermeye başlamıştır. Bağımsızlık sonrası adada azınlık konumunda bulunan türkler ve çoğunluğu oluşturan Rumlar birbirlerine saldırılar ve katliamlar yapmaya başlamışlardır. Adada 1974 yılında aşırı sağcı Rum örgütü EOKA destekli Nikos Sampson askeri bir cunta sonucu Cumhurbaşkanı oldu. Sampson'un adayı Yunanistana bağlamak istemesi bardağı taşıran son damla oldu. Türkiye Zürih ve Londra antlaşmasının 4. maddesini gerekçe göstererek adaya askeri bir harekat başlattı. Türkiye’nin başlattığı askeri harekat sonucu adanın %37 si Türk kontrolüne geçmiştir. 1983 yılında tek taraflı bir şekilde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etmiştir. 
]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 13:44:08 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1163657611</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ayça Sencer</title>
         <author>ayca_sencer</author>
         <link>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1165461344</link>
         <description><![CDATA[<div><br><br></div><div>Kıbrısta 1960’larda bir çok etnik köken bir aradaydı ve daha sonra 1970’lerde etnik çatışmalar askeri bir darbeye sebep oldu ve Yunan başkanı sürüldü. Türkler Kıbrıs’a 1974’te azınlıkların öldürülmesi nedeniyle çıkarma yaptı ve Birleşmiş Milletler bunu uluslararası hukukun bir ihlali olarak saydı. Türkiye’nin bugün Avrupa Birliği’ne girmesi için de ilk önce bu Kıbrıs meselesini çözmesi gerekmektedir çünkü Birleşmiş Milletler Türklerin Kıbrıs’a ve egemenlik hakkına saygı duymadığını düşünmektedir. Ayrıca Türkiye’nin girdiği kısım Kıbrıs’ın doğal kaynaklarını barındıran bir kısımdı.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-04 18:44:29 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/aylincicek/fv68p2wtwml3g7kt/wish/1165461344</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
