<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>eTwinning- Türkiye&#39;nin Öykü Çemberi Projesi/ EGE BÖLGESİ&#39;NE AİT HİKAYELERİMİZ by Sebahat Öğretmen</title>
      <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-12-19 22:10:36 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2026-03-02 10:41:29 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>AH BİR ATAŞ VER: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033756173</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>              <br>                   ÖNSÖZ<br></strong><br></div><div><strong>Bu 81 kişilik bir kahramanlık hikâyesidir.</strong></div><div><strong> </strong></div><div><strong>Şehit askerlerimize buradan selam olsun...</strong></div><div><strong> </strong></div><div>      Bir tatil günü ailemle birlikte Çanakkale, Nara burnuna  gitmiştik. Orada bir tabela vardı ve üstünde bir yazı yazıyordu. Merakla yazıyı okumaya başladım, okudukça içimi tarifi zor bir hüzün kaplamaya başladı. O yazı şöyleydi;  <br><br>     <strong>4 Nisan 1953 yılında Çanakkale Boğazı Nara</strong>burnu açıklarında Türk donanmasına ait Dumlupınar denizaltısı, uzun ve yorucu bir görevden sonra donanmasıyla birlikte istirahate çekilmek üzere limana yanaşıyordu. Hava şartları çok kötüydü, sis vardı, yağmur vardı...<br><br>     İstirahati hayal eden donanma limana yaklaşırken çok büyük bir gürültüyle sarsıldı. Denizaltı tam limana varacakken İsveç donanmasına ait bir şileple çarpışmış. O sırada 8 kişi güvertedeymiş ve bunlardan ikisi pervaneye takılarak  ölmüş, 1'i boğularak ölmüş, sadece 5 kişi kurtulabilmiş. Geminin içerisinde ise 81 tane mürettebat (asker) varmış ve sadece 22 kişi torpidoya sığınarak kurtulmayı başarmışlar, tabi ki kendilerini bekleyen daha kötü bir sondan habersizce.<br><br>    Denizaltı çarpışmanın etkisiyle denizin dibini boylamış, torpidodaki 22 kişi yüzeye bir şamandıra fırlatarak içerisindeki telefon kablosu aracığıyla merkezle iletişime geçmişler. Olayı anlatan mürettebata merkezden cevap gelmiş ''Gerekmedikçe konuşmayın, türkü söylemeyin ve sigara içmeyin'' demişler. Kahraman askerler olacaklardan habersiz bir şekilde kurtulmayı bekliyorlardı. Fakat kendileri dışındaki herkes durumu biliyordu. O zamanın teknolojisiyle o askerleri oradan çıkarmanın mümkünatı yoktu. O sırada askerlere bir anons geldi ''Rahatça konuşabilirsiniz, türkü söyleyebilirsiniz, sigara içebilirsiniz'' demişlerdi.<br><br>      Umutlar tükenmişti askerler artık ölümü bekliyorlardı. 22 kahraman askerin son sözleri ''Her şey buraya kadarmış kumandanım, biraz cigara yakalım mı? Biz ölüyoruz vatan sağ olsun'' oldu. Tüm ülke seferber olmuştu ama sonuç belliydi kurtulamayacaklardı. Kurtarma gemisi olaydan 12 saat sonra ancak oraya gelebilmişti. 25 saat sonra ise ancak sabitlenebilmişti. O sırada şamandıra ile torpido arasındaki kablo kesildi ve iletişim koptu. Dalgıçlar 100 metre derinlikteki Dumlupınar batığına erişmeye çalışıyorlardı ama nafile. Hava çok kötüydü su altı dalgaları dalgıçları savuruyordu.  Kurtaranın yanlışlıkla kestiği kablo olmayınca dalgıçların kabloyu takip etmesi de olanaksızlaşmıştı. On bir dalış yapıldı ama hiçbiri başarılı olamadı. Yine de Yılmaz Süsen adlı bir dalgıç 80 m dalmayı başarmış hedefine 11 m kalmıştı. İşte o anda basınca dayanamayıp şuurunu kaybetti. Vurgun yemenin kıyısından dönmüştü. 15 saat sonra ancak şuurunu açabildiler. Kurtarma çalışmalarına katılan Amerikalılar dalgıç için şu cümleyi kullanmışlardı "Ölümle arasında hiçbir şey kalmamıştı". 7 Nisan'da 3 gün süren çalışmalar sonucunda Milli Savunma Bakanlığı artık kurtarma çalışmalarını durdurduğunu ve umutların kesildiğini bildirdi.<br> <br>     22 asker ölüme terk edilmişti. Türkiye’nin en kara günlerinden bir tanesi de <strong>4 Nisan 1953 </strong>olarak tarihe geçti.</div><div> <strong>''AH BİR ATAŞ VER''</strong> türküsü ise buradan gelmektedir yazıyordu. <br> <br>      Bu hikâyeyi okuduktan sonra çok duygulandım ve yandaki çiçekçiden çiçek alıp denize attım ve ''Allah rahmet eylesin'' dedim. <br><br><strong>YAZAR:  Mert TEKİNSAV<br><br></strong><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=lSr_ktX-7CE" />
         <pubDate>2020-12-19 22:14:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033756173</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ŞU DALMADAN GEÇTİN Mİ?</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033756667</link>
         <description><![CDATA[<div>Yaz tatilinde Aydın'a anneannemlere tatile gitmiştik. Anneannem türkü dinlemeyi çok sever. Efeler ile ilgili bir türkü dinliyor aynı zamanda söylüyordu. Benim de adım Efe olduğu için çok hoşuma gitti ve hemen kulak kabarttım. Bana bu türkünün memleketimiz olan Aydın yöresine ait olduğunu söyledi ve istersen sana hikayesini anlatabilirim dedi. Ben de can kulağıyla dinledim. Anneannem başladı anlatmaya;<br><br></div><div>-Aydın’da daha ben bile doğmadan önce Yörük Ali adında bir Efe yaşıyormuş. Nazilli'nin köylülerindenmiş. Köyde Ayvazoğulları lakabıyla anılıyorlarmış. Üç sene çetecilik ettikten sonra hükümete katılmış. Yunanlıların İzmir'i ve Aydın'ı işgal etmesi üzerine Çine'nin Yağcılar köyünde küçük bir çete kurmuş. Menderes Nehri’ni elli arkadaşıyla, sallarla geçerek Yunan Karakolu’nu basmış ve silahlarını almış. Bu hareketi Aydın’da Milli Mücadele'nin başlangıcı olmuş. Bir buçuk sene boyunca Aydın için de başarıyla savaşmış. Efe'ye başarılarından dolayı İstiklal Madalyası ve Milis Albaylığı rütbesi verilmiş.<br><br></div><div>   Yörük Ali, Milli Mücadele zamanında Dalma’da kalmış. Yörük Ali'nin altı erkek ve üç kız olmak üzere toplam dokuz çocuğu varmış. Erkek çocuklarından biri Yörük Ali'nin adını kullanarak bir kıza musallat olmuş. Yörük Ali, bundan dolayı oğluna ceza vermiş. Kız da Yörük Ali için türkü yazmış.<br><br></div><div>   Yörük Ali. Milli Mücadele'den sonra çiftçilik ve ticaretle uğraşmış. Ben çok küçükken vefat etmiş. Ben de hikayesini annemlerden dinlemiştim, dedi.<br><br></div><div>   Bu türküyü dinledikçe anneannemin anlattığı hikâye aklıma gelir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=O2pYjjyBMt8" />
         <pubDate>2020-12-19 22:15:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033756667</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İSLAMOĞLU</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033756806</link>
         <description><![CDATA[<div>Benim İslamoğlu Zeybeği ile tanışma hikâyem, ailem ile gittiğim bir düğünde oldu. Düğüne gelen misafirlerden iki kişinin karşılıklı uyum içinde oynamaları bana o kadar değişik ve güzel geldi ki araştırarak İslamoğlu’nun yaşadıkları ve bu zeybek oyunun nereden çıktığına dair bilgiler edinmeye çalıştım. Bulduklarımı sizinle paylaşmak istedim.  </div><div>Anadolu Türk İnsanı’nın oluşturduğu kahramanlık figürlerinden İç Ege bölgesinin en önde geleni “İslamoğlu”dur. İslamoğlu adına yakılan türkü; İç Ege bölgesinde Uşak, Afyon, Kütahya, Manisa, Denizli, Burdur illerinde yapılan düğünlerin en önemli oyun havası olarak çalınır ve söylenir. Lakin Uşak ve Kütahya düğünlerindeki hâkimiyeti tartışılmaz. Hatta bu iller için milli marş kimliğindedir. </div><div>İslamoğlu hikâyesinin kahramanı,  gördüğü haksızlıklar karşısında başkaldırarak Şaphane, Uşak, Simav, Kula ve Gediz dağlarını düşmanlarına dar etmiş, mazlumun yanında olmuş, Hacı Hüseyinoğulları veya İslamoğulları olarak anılan aileden Mehmet’in 1829 yılında dünyaya gelen küçük oğlu Mustafa’dır.</div><div>İslamoğlu Mustafa Efe, Şaphane Gaipler Köyü’nde dünyaya gelmiştir. İslamoğlu sülalesi, Cumhuriyet sonrası “Çok rüzgar tutan tepe” anlamına gelen Toylan soyadını almıştır. </div><div>Mustafa büyüyerek gürbüz, boylu poslu, sütun gibi bir çocuk olmaya başlamıştır. 17 yaşında öğrenimi ve yakışıklılığı ile bucağın en seçkin delikanlısıymış. Öyle ki bucak kızlarının tek gözdesiymiş. O, köy içinde dolaşırken, kızlar dam başlarına çıkar, ona mani atarlarmış. </div><div>O zaman vergileri “ Tahsildar “ denen kişiler toplamakta ve tahsildarlar bu görevi bir padişahlık edası içinde, görevlerini hayli aşan bir şekilde, işi zulme döndürerek yaparlarmış. <br> Bu tahsildarlar, İslamoğlu Mustafa’nın babasında alacak bir şey bırakmamıştır. İslamoğlu Mustafa,  parasızlıktan medreseyi bırakmak zorunda kalmıştır.  </div><div>Bir gün köyden birinin tavuğu kaybolmuş. Mustafa’yı çekemeyen köy delikanlıları, tavuğu Mustafa’nın çaldığını gördüklerini söyleyerek onu kadıya şikâyet etmişler. Yalancı şahitlik de yaparak Mustafa’yı mahkûm ve hapis ettirmişlerdir.</div><div>Suçsuz ve günahsız Mustafa, bu haksızlık karşısında düşmanlarından intikam almaya karar vererek, hapishaneden çıkar çıkmaz tüfeğini omzuna alarak dağa çıkmış. Köy delikanlıları, Mustafa’yı kaçak diye bir tutanakla resmi makamlara ihbar etmişler.</div><div>İslamoğlu Mustafa, Şaphane dağlarında kendine yapılan haksızlıklardan kaçmaktadır. Karşısına çıkanlara derdini şöyle anlatmaktadır:</div><div>Zaptiye müfrezesi (Jandarma), İslamoğlu Mustafa’yı izlemeye başlamış. Mustafa’nın köydeki ailesine de işkence yapmışlar. Mustafa, ailesine yapılan bu zulüm karşısında teslim olmaya razı olmuş. </div><div>İslamoğlu Mustafa, 1270 (M.1854) yılında Kütahya hapishanesinin duvarını delerek,  3 arkadaşı ile kaçar. Sonrasında Mustafa artık tanınmış bir zeybek veya acımasız bir efedir. Zenginlerden alır, fakirlere verir. Fakir kızları çeyizlendirir. Kötülüğe ve haksızlığa karşı büyük bir mücadele başlatır.</div><div>İslamoğlu’nun hapishaneden kaçması, ününe ün katar ve ilin bütün zaptiyelerinin peşine düşmesine neden olur. Duyurular yapılır, başına ödüller konur ve böylece peşindeki insan sayısı artar da artar.</div><div>İslamoğlu, Simav Dağlarına çıkar. Peşinden bütün Kütahya Zaptiyesi (Jandarması) seferber olur. Ve onu bütün Simav Dağları’nda ararlar. O ise zengin kervanlarını, ağa konaklarını, çiftliklerini basarak elde ettiği ganimetin bir bölümünü dağıtmakta, düşküne yardım etmekle tanınmaktadır. Uşak, Simav, Şaphane, Kula ve Gediz yörelerinde tam bir egemenlik kurar. </div><div>İslamoğlu Mustafa Efe, 7 yıl geçmesine rağmen yakalanamamıştır. Ama onu, bu mücadelesi sırasında Selendi Kazası’nda gördüğü bir Yörük kızı yakalamıştır. Sonrasında evlenirler. İslamoğlu, kavgadan vaz geçip çoluk çocuğa karışmak niyetindedir. </div><div>Ancak bir süre sonra kendisini bulurlar ancak kimse yanına yaklaşamaz. Halk İslamoğlu’nu kurşun geçmez, ölmez, gerçeküstü biri zanneder. Sonunda yaralanır ve hayatını kaybeder. Bunun üstüne halk çok sevdiği bu kahraman için İslamoğlu türküsünü yakar. (Tahsin Ünlü, 20.5.2006, Şaphane)</div><div>Bir karşılıklı oyunun geçmişinin, bu kadar derin yaşanmışlıklar barındırdığı hiç aklıma gelmezdi. İşte o  günden sonra babamla birlikte bu zeybek oyununu öğrenmeye ve karşılıklı oynamaya karar verdik. </div><div>İslamoğlu Mustafa Efe’nin çok güzel cura çaldığı bilinmektedir. Eşi de onun hatırasına türküler yakmaktadır…  <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=cpYgbKgIZtU" />
         <pubDate>2020-12-19 22:16:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033756806</guid>
      </item>
      <item>
         <title>YONCALI EFSANESİ:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033757135</link>
         <description><![CDATA[<div>Geçen yaz teyzemlere, Kütahya’ya ailecek ziyarete gitmiştik. Biz oraya vardığımızda geç olduğu için hemen yattık. Sabah, kahvaltımızı yaptık. Sonra saat iki gibi dışarı çıktık. Teyzem bizi Kütahya Kaplıcaları’na götürdü. Orayı bayağı bir gezdik. Biraz daha yürüdükten sonra bir havuz gördüm. Dikkatimi çekti. Hemen gidip teyzeme sordum.<br><br></div><div>”Teyze, bu havuz da neyin nesi?” dedim.<br><br></div><div>Teyzem “İremciğim, Kütahya’nın bir efsanesinin simgesidir.”dedi “Peki  bu efsanenin adı ne?”dedim.”Yoncalı Efsanesi” dedi. “Lütfen teyze, bu efsaneyi bize anlatır mısın?” dedim. Teyzem bunun üzerine anlatmaya başladı:<br><br></div><div>“Bundan uzun yıllar önce geçmiş zamanın birinde, Kütahya valisinin çok güzel bir kızı varmış. Günün birinde bu kızcağız amansız bir hastalığa yakalanmış. Kötü ve bulaşıcı olan bu hastalık iyice ilerlemeye başlamış. Sağlığından ümit tamamen kesilmiş ve başkalarına da bulaşır korkusuyla Yoncalı çayırlarının bulunduğu yere bir çadır kurulup oraya bırakılmış kız. Orada bir müddet kaldıktan sonra, bir gün etrafta dolaşan, tüyleri dökülmüş bir kurt görmüş. Bu kurt çok cılızmış. Her gün ikindi serinliğinde çayırın yanından geçerek bir yere gidip geliyormuş. Kız bir süre sonra kurdun düzelmeye ve tüylerinin çıkmaya başladığını fark etmiş. Sonra kurdu takip etmeye karar vermiş. Yürüyecek hali kalmadığı için sürünerek kurdu takip etmiş. Gide gide gitmiş. Bir de ne görsün! Kendini bataklığın içinde bulmuş. Burada gizlenip kurdu izlemeye başlamış. Kız kurdun bataklıklara batıp batıp çıktığını görmüş ve kız da aynı şekilde bataklıklara girip çıkmaya başlamış. Günden güne iyileşmiş, dinç olmuş. <br><br></div><div>Tam iyileştiği gün oralarda koyun güden bir çoban onu görmüş. Kızı çok beğenmiş ve ona hayran kalmış. Yanına gelip kıza: <br><br></div><div>-İn misin,cin misin, diye sormuş. Kız da:<br><br></div><div>-Ne inim ne de cin, senin gibi bir ademoğluyum, demiş ve başından geçenleri anlatmış. <br><br></div><div>Çoban kızı alıp hemen babasına götürmüş. Baba çobana:<br><br></div><div>-Dile benden ne dilersen, demiş. Çoban sağlığını diledikten sonra, babasından kızını istemiş ve baba kızın çobanla evlenmesine müsaade etmiş. Çobanla kız mutlu yaşamışlar. <br><br></div><div>Sonra baba Yoncalı’ya bir hamam ve bir cami yaptırmış. Herkese şifa olsun, hastalar iyi olsun diye günümüzde pek çok alan ve bir de hastane yapılır. Şimdilerde hamamlar dolar taşar, hastalar şifa bulur.<br><br></div><div>-Çok güzel bir efsaneymiş teyze, teşekkürler!<br><br></div><div>-Bir şey değil İremciğim, hadi gezimize devam edelim. Daha göreceğimiz çok şey var! <br><br></div><div>Yoncalı Efsanesi’ni unutmamak için anı defterime not aldım ve yolculuğumuza devam ettik…<br><br></div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-19 22:16:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033757135</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İZMİR&#39;İN KAVAKLARI: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033757205</link>
         <description><![CDATA[<div>Merhaba Sevgili Günlük;</div><div> Bugün yine senin için harika maceralarım var.</div><div>Hadi başlayalım. </div><div>Bu gün evde oturmaktan içim bunaldı. Çantamı kaptığım gibi dışarı fırladım. Dolaşırken elleri poşetlerle dolu bir teyze gördüm.</div><div>Hemen ona yardım ettim. Teyze de "Sen iyi birisin . Heh! Bak aklıma ne geldi, senin gibiler için bir hikâye geldi aklıma, sana anlatmamı  ister misin? " dedi. Ben de "Olur." dedim. </div><div>Yolda giderken " İzmir'in Kavakları" dedi ve sözüne devam etti:</div><div> </div><div>"Çakıcı Efe, Ege Bölgesi’nde halkın dilinde, dilden dile efsaneleşen bir kahramandır. Osmanlı'nın son zamanlarında devlet iradesinin  iyiden iyi kaybolduğu yıllarda ( 1800-1900 ) halk kendi kahramanlarını,  kendi kurtarıcılarını çıkarmıştır. Kimileri bu boşluktan yararlanarak  zalimlikler yapmışlar, kimileri 'de adalet dağıtan güçlü, yürekli halk kahramanı olmuşlar. </div><div>Bu devirde Ege Bölgesi'nde de efelik çok meşhurmuş. Çakıcı Efe de İzmir, Denizli, Aydın civarında hüküm sürmüş bir efedir. O zamanlarda, yaşadığı bölgede o kadar güçlenmiş ki Osmanlı ile egemen olduğu bölge konusunda resmî anlaşma yolları bile aramıştır. Çakıcı,  kimi zaman dağlarda, kimi zaman da halkın yanına inerek zalimi durdurmuş. Adalet dağıtmış. Zenginden alıp fakire vermiştir. Bu sebeple halkın gönlünde taht kurmuştur. Cesur hareketleriyle halkın gözüne girmiştir. Kimi zaman da düşmanla işbirliği yaptığı söylentisi çıkmışsa da, halk onu hep sevmiş, onu yapılan bu türküyle ismini ölümsüzleştirmiştir." dedi Sonra bana dönüp teşekkür etti. Elimden poşetleri alarak apartmanın içine girdi ve sonra gözden kayboldu. Ben de eve dönene kadar bütün bu olup biteni düşündüm. Eve gittiğimde ise olan biteni anneme anlattım. Annem sıcacık gülümsedi ve haydi gel birlikte bu türküyü dinleyelim dedi. O günden sonra ne zaman İzmir’in Kavakları Türküsü ’nü dinlesem aklıma bu hikâye gelir. </div><div> </div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=Gs3_DiddN3s" />
         <pubDate>2020-12-19 22:16:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033757205</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ÇÖKERTME: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033757959</link>
         <description><![CDATA[<div>Her yaz olduğu gibi bu yaz da ailecek Bodrum'a tatile gitmiştik. Annemin halası ve kuzenlerimiz de orada yaşıyor. Her zaman denize girer ve çok eğleniriz. Bir akşam bir tanıdığımızın düğününe katıldık, düğünde o yöreye ait şarkı ve türküler çalıyordu. Düğünde bulunan büyüklerden bir akrabamızın yanında otururken şimdi size anlatacağım 'ÇÖKERTME TÜRKÜSÜ' söylenmeye başlayınca, annem ile babama türkünün ne kadar güzel olduğunu söyledim. Yanımızda oturan akrabamız bana, o türkünün hikâyesini anlatmaya başladı.<br> Bodrum daha Bodrum olmadığı zamanlarda yöre insanı turizmden bihaber iken, buralardaki geçim kaynaklarından biri de hemen karşıdaki Yunan adasından "illegal ticaret" yapmakmış. Türkünün kahramanı Halil de hayatını bu şekilde kazananlardanmış. Buradan oraya tütün götürür, oradan da mastika rakısı falan getirirmiş. Halil'in sevdiği kadın da güzelliği Bodrum'da dillere destan olan Gülsüm'müş ama Bodrum'un Çerkez kaymakamı da Gülsüm Hanım'ı seviyormuş. Bu yüzden kaçakçılık yaparken Halil'i yakalamak için tüm gücünü ortaya koyuyormuş kaymakam. Yine bir gün, Halil kaçağa çıkmadan, dönüşte Bitez Yalısı’na çıkacakları haberini salmış ki muhbirleri yanıltsın. Aslında arkadaşları Aspat Koyu’nda bekleyeceklermiş.  Kaçak dönüşünde Halil ve can arkadaşı İbrahim Çavuş, yolu şaşırıp karanlıkta Aspat diye Bitez Yalısı’na girince kıyamet kopmuş. Pusudaki kaymakam önderliğindeki kolcular basmışlar kurşunu. Çatışma sırasında bir kolcu tarafından yaralanarak hayatını kaybetmiş Halil. Gülsüm başta olmak üzere, tüm Bodrum yasa bürünmüş ve adına bu türkü yakılmış.<br> Anlattığı hikâye için akrabamıza çok teşekkür ederek düğünden ayrıldık. Şimdi ne zaman bu türküyü duysam aklıma hemen bu dinlediğim hikâye gelir. <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=BQQqtcHCRjQ" />
         <pubDate>2020-12-19 22:18:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033757959</guid>
      </item>
      <item>
         <title>EKLEMEDİR KOCA KONAK: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033758185</link>
         <description><![CDATA[<div>Benim babam sürekli iş seyahatlerine gider. Bir gün beni telefon ile görüntülü aradı ve şöyle dedi:<br><br></div><div>-Poyraz, bizim ailecek sevdiğimiz türkü olan “Eklemedir Koca Konak Türküsü” var ya, onun hikayesini bilen bir amca varmış, bana anlattı. Ben de “Oğluma da anlatır mısın?” dedim o da bana “Tabiki anlatırım.” Dedi. <br><br></div><div> -Ben de bu yüzden seni aradım. Amcadan bu hikâyeyi dinlemek ister misin, dedi. “Büyük bir keyifle babacığım.” dedim ve babam telefonu amcaya uzattı. <br><br></div><div>Karşımda beyaz sakallı, kırmızı yanaklı, tonton bir amca "Nasılsın evladım?" diye bana seslendi. Biraz sohbet ettikten sonra amca başladı hikâyeyi anlatmaya…<br><br></div><div>Bundan yıllar önce, Buldan'da yaşanan bir hikâyedir bu. Buraya bir bey göç eder ve görenlerin hayran kalacağı bir konak yaptırır. Bu konak o kadar güzeldir ki çevreye de bunun konuşmaları yayılır. Herkes konaktan bahsetmeye başlar. Bu durum Aydın Paşası’nın kulağına kadar gider. Bunu duyan paşa, adamlarını bölgeye gönderir ve der ki; “Bu konak dedikleri gibi ise konağı yakın.” der. Bölgeye gelen adamlar konağı inceledikten sonra hayran olmalarına rağmen konağı yakarlar. Konağından vazgeçemeyen beyimiz ise eklemeler yaparak konağını kurtarmaya çalışır. Bölge halkı ise bu duruma çok üzülür ve bu bey için bu güzel türküyü yaparlar. Zaten çok sevdiğimiz bu türküyü, tonton amcadan dinledikten sonra daha çok sevdim ve o bey için çok üzüldüm. Amcaya teşekkür ettikten ve görüşürüz dedikten sonra telefonu kapattım. Bu türküyü ne zaman dinlesem hikâyesi aklıma gelir ve mücadele etmenin aslında ne kadar kıymetli olduğunu tekrar hatırlarım. <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=rXdas-dN8-o" />
         <pubDate>2020-12-19 22:18:29 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033758185</guid>
      </item>
      <item>
         <title>DENİZ ÜSTÜ KÖPÜRÜR : </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033758443</link>
         <description><![CDATA[<div>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bir yaz günüydü. Muğla gezisinde babam bize sürpriz yaparak bizi şirin mi şirin&nbsp; bir yere, Ula’ya götüreceğini söyledi. Ula’ya ilk geldiğimizde dikkatimi çeken ilk şey, ne kadar çok bisiklet kullanan insanın olmasıydı. Önce kasabanın kahvesinde güzel bir kahvaltı yaptık.&nbsp; Köylü&nbsp; amcalar o kadar iyilerdi ki hep orada kalmak istedim.&nbsp; Sonra köyün hoparlöründen&nbsp; bir düğün anonsu duyuldu . O anda&nbsp; çok heyecanlandım. Babama ve anneme&nbsp; “Bu düğüne katılabilir miyiz ? “ diye sordum, onlar da kabul ettiler . Köylü amcalar Ula’nın&nbsp; düğünlerinin mutlaka&nbsp; görülmesini söylediler.&nbsp; Kız evine geçerken daha yolda düğünün ne kadar eğlenceli&nbsp; olacağına karar vermiştim .Kız evine geldiğimizde çiçekli elbiselerini giyinmiş, yemenilerini bağlamış kadınlar ortalıkta geziniyorlardı . Her taraf rengarenkti. Kadınları da tıpkı Ula gibi güzeldi. Ulalı insanlar o kadar iyilerdi ki bizi kendi aileleri gibi gördüler. Annem ve ben düğün yemeklerini hazırlayan teyzelerin yanına oturduk. O anda kasabanın gençleri türküler söylüyorlardı.&nbsp; Söyledikleri türkü&nbsp; o kadar güzeldi ki&nbsp; dalmış gitmişim. Dikkatle türküyü dinlediğimi gören teyzelerden biri:<br><br></div><div>-Ahh ahh… , dedi.<br><br></div><div>Bu&nbsp; dinlediğim türkünün içinde neler yaşanmış acaba dedim anneme.<br><br></div><div>&nbsp;Annem de bu türküyü daha önce dinlediğini ama hikâyesini bilmediğini söyledi. Teyze bunu duyunca anlatmaya koyuldu… &nbsp;<br><br></div><div>‘’Muğla’nın Ula köyünde geçen, gerçek bir hikâyeden doğmuştur bu türkü. Osman isimli bir gencin, Gülayşe’sine olan aşkı konu olmuştur. Osman, Ula-Çaydere’dendir. Ve bir gün Ula düğünlerinden birine katılır.&nbsp; Bu düğünün onun dayıoğlunun olduğu rivayet edilir.&nbsp; O dönemlerde Ula düğünlerinde ve hatta Anadolu’da birçok ilimizde, düğünlerde köyün bekâr oğlanları duvar üzerine dizilir ve düğün alanındaki kızları süzerlermiş. Buradaki amaç, çoğu görüşe göre beğendikleri kızları işaret edip ailelerini karşı tarafa görücü göndermek amacıyla kızları süzmek diyebiliriz. <em>(Kızların kafasına taş atan bile olurmuş!)</em> &nbsp;<br><br></div><div>Velhasıl Osman da bekârlar kervanıyla duvarın üstünde yerini alır. Alaydaki kızları bir bir süzmeye başlar. Fakat çok geçmez, gözü bir dilbere takılıverir.&nbsp; O kızdan başkasına gitmez gözleri, dönüp dolaşıp halkada onu bulmuştur. Gülayşe… Eli ayağı tutuşmuştur o an ve aklına yazmıştır o kızı. Artık ne unutması mümkündür kızı ne de hatırından çıkarabilmiştir. Görücü göndermeye cesareti olmadığından mıdır bilinmez, Osman önce kızı bilmek ister. O gün sadece izleyebildiği o kızı bir kez daha görebilmek için başlar düğün seferlerine. Gülayşe’sini görmek umuduyla düğün düğün gezer, dolaşır…&nbsp;<br><br></div><div>Rivayet edildiğine göre Osman, bu düğün gezme işini biraz abartır ve neredeyse Ula’nın tüm düğünlerine gider. Bu durum neticesi Osman’ı bilenler ona ‘Kambersiz düğün olmaz.’ yerine artık ’Osman'sız düğün olmaz.’ demeye başlarlar.&nbsp;<br><br></div><div>Gel zaman git zaman, Osman kızı bir düğünde yakalar. Konuşacaktır, kafaya koymuştur. Lakin ne hikmetse tam o sıra arkadaşları birden dert dinleme meraklısı gibi oğlanın derdini anlatması için onu bir yere götürürler. Deniz kenarına götürürler bir de iş bu ya! Hemen derdini sorarlar. Osman onlara ne anlatsın ki. Bunca zaman ne anladılar ki. Osman kalbinden geçenleri bir tek sevdiği kıza söylemek ister. Bir kere söyleyebilecektir çünkü. Onca duygu yükünü yüreğinden dile dökebilmek öyle kolay mıdır ki?.. Osman alır sazını eline ve bir türlü anlatamadıklarını yine ancak ifade edebileceği kadar söylemeye başlar…<br><br></div><div><em>“Deniz üstü köpürür ah yârim</em><br> <em>Gemilere binsem götürür ah yarim ah.</em><br> <em>Benim sana yandığım ah yârim</em><br> <em>Bir güzelden ötürü ah yârim ah.</em><br> <em>Diz üstüne diz koydum ah yârim</em><br> <em>Gül yastığa baş koydum ah yârim ah.</em><br> <em>Seni gelecek diye ah yârim</em><br> <em>Sol yanıma boş koydum ah yârim…&nbsp;<br></em><br></div><div>Velhasıl-ı kelam, Osman bir kıza gönlünü yakmış, yamamış, eklemiş, ulamış. Gülayşe’ si gülmüş, denizler köpürmüş.. Gülayşe’ si bir dudak bükmüş, gemileri limandan alıp götürmüş. İçine de bir garip Osman’la Gülayşe’ sini yolcu etmiş. Kapıları kapatıp, limanları yakıp, dalgaları kabartıp kaçıp gidenlerin türküsü olup çıkıvermiş Osman’ın Gülayşe’si…<br><br></div><div>Annem ve ben artık bu türkünün ne anlattığını öğrenmiştik. Bu hikâyeyi unutmamak için o gün kaldığımız otele gelince ilk iş olarak hemen günlüğüme yazdım. Ve bu türküyü her dinlediğimde Ula ve o düğün aklıma gelir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=2hiYNOqMSV0" />
         <pubDate>2020-12-19 22:19:02 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033758443</guid>
      </item>
      <item>
         <title>CEMİLE&#39;MİN GEZDİĞİ DAĞLAR MEŞELİ: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033758627</link>
         <description><![CDATA[<div>Ailemle birlikte Kütahya’daki akrabalarımızı ziyarete gittiğimiz bir tatilde öğrendiğim, yaşanmış bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk defa gittiğimiz Kütahya’yı tanımak için gezerken köyün muhtarından meşhur ‘Cemilem’ türküsünün buraya ait olduğunu öğrendik, hatta olayın kahramanları, hala o köyde yaşıyorlarmış. Önce sözlerinin sonrada hikâyesini sizlerle de paylaşmak istiyorum.<br><br></div><div>Cemilemin gezdiği dağlar meşeli” türküsü Şaphane Dağı’nda yaşandı ve kahramanları halen sağdır. <br><br></div><div>Olayın Kahramanı Cemile Aktaş, Koca(Büyük) Memiş ve Iraz Aktaş ’ın, 8 çocuklarından üçüncüsüdür. Cemile, ailesiyle beraber Göçlük Köyü Cicikara Mahallesi’ne yerleşirler. Ancak bu olayın kahramanı Cemile’nin başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmez ve çile kaderi olur.<br> <br> İsmail oğlu Zabit Cicikaro, Cemile ile evlenmeye karar verir. Düğün alayı arasında bulunan Gâvur Ali lakaplı, Ormancı Ali, rakı ister. Düğün sahibi bu isteği reddeder. Göçlük yareni, ormancıya bir rakı almadılar diye kırılır ve düğünü terk etmeye kalkar. Bunların gönlü alınır ve geri dönerler. Evin önünde yağmur sularıyla gölcük oluşmuştur. Seğmenler bu suyun etrafında dönerler ve suya doğru ateş ederler. Cemile’nin amcaoğlu Yaren Bayram Aktaş’a, babası silah verir. Yine Göçlük Köyü’nden Hasan oğlu, Celal Yılmaz’ı kaza ile yaralar. O zaman imkânları da az olduğundan Celal Yılmaz kan kaybı ve barut zehirlenmesinden ölür. Katil, Jandarma tarafından tutuklanır. Olay kaza ile değil de düğün bahanesiyle daha 15 yaşındaki Celal Yılmaz’ın kasten vurulduğu söylentisi yayılır. Celal Yılmaz’a birçok türkü yakılır. Halen köylülerin zihinlerindedir. Olayı hatırlarlar.<br> <br> Celalımın evleri dere kaşında<br> Celalımı vurdular 15 yaşında<br> Celalım, Celalım, ne oldun celalım<br> Kanlar içinde kaldın Celalım<br> Celalin evleri mektebe yakın<br> Celali vurdular boyuna bakın<br> Şirin bahçesinde gül idin<br> Goncalarım açmadan vurulmuş oldun.<br> <br> <br> Bütün bunlara rağmen Cemile, Zabit Cikaro’ya gelin gelir. Bunlar esasında dayı-hala çocuklarıdır. 3 yıl sonra eşi askere gider. Gelin geldiği aile, düğünde bir kişinin cinayete kurban gittiğini ve gelinin uğursuz geldiğini öne sürerler ve gelini istemezler. 10 yıl sürecek boşanma davası başlamıştır.<br> <br> Cemile ailesine, babasına (Koca Memeş’e) dönmüştür. Hayvancılıkla geçinen aile de yazın Şaphane Gökçukur Yaylası’nda geçirmektedir. Cemile’nin daha boşanma davası devam etmektedir. Bu sırada Kızılkoltuk Köyü, Kayrak Mahallesi’nden Ümmet Yıldırım, 3 çocuk babasıdır ve eşi vefat etmiştir. Artık evlenmek istemektedir. Gökçukur Yaylası’na gelerek, bazı kişilerin yardımıyla Cemile’yi zorla Şaphane Dağı’nda meşelerin bol olduğu başka tarafına kaçırır. Cemile kaçmasın diye, bir odaya kitler. Cemile de evlenmeyi zaten reddetmektedir ve çok gururludur. Bu arada Cemile’nin yanına diğer Yörük kadınlar ziyarete gelmektedir. Cemile’ye akıl verirler. En sonunda Raşit Yüksel’in verdiği aklı dinler.<br> <br> “Cemile akıllı ol kızım. Yoksa seni yaşatmayacaklar. Sen bunlara evleneceğim, çağırın babam Koca Memiş’i, isteyin de, nikâh kıyılsın de.” der. Cemile de bu öğütleri yerine getirir. Cemile’nin babası Koca Memiş’i çağırırlar. Türküde olayın burasına açıkça geniş yer verilmiştir. Cemile’nin babası iri yarı bir adam olduğundan, Koca Memiş lakabı takılmıştı.<br> <br> Cemile’nin babası Memiş Aktaş, jandarma eşliğinde Şaphane Gökçukur Yaylası’na gelir. Cemile ve babası, hep beraber şikâyet dilekçesini geri almak üzere Gediz Savcılığı’na gider. Cemile kendisine verilen öğütleri tutar ve kendini güvencede hissedince karşı tarafa geçer ve durumu anlatır. Gediz Savcısı, Cemile’yi kaçıran Ümmet Yıldırımı ve 4 arkadaşını hemen orada tutuklar.<br> <br> Artık Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi’nde yıllarca sürecek ceza davası başlar. Şaphane’nin ve Gediz’in tüm ileri gelenleri Cemile Hanım’a seferber olurlar. Evlenip, şikâyetinden vazgeçmesini rica eder, yalvarır yakarırlar. Cemile Hanım, tüm bu risklere, ısrar ve yer yer tehdit de olmasına rağmen şikâyetinden vazgeçmez, evlenmeyi de reddeder.<br> <br> Bunun üzerine Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi Ümmet Yıldırım’ı 15 yıl 2 aya mahkûm eder. Hapishanede bu olayı her gün anlata anlata diğer mahkûmlar olayı artık ezberlemişlerdir. Hapishane arkadaşı Çeltikçili Kadir Aksoy, öyküyü kaleme almış, yazıya dökmüştür. Bu kadar olaylarla, acılarla dolu bu öykünün, türkü olmasını istemektedir. Hapishaneden olayı müzik sanatçılarına durmadan göndermektedir. <br><br></div><div>Nihayet müzik sanatçısı Necat Bayram’a da yazarlar. O sıralarda da Kütahya damadı Özay Gönlüm, Ege Bölgesi’nden öyküler, mahalli türküler derlemektedir. Öykü Özay Gönlüm’e ulaşmış ve Özay Gönlüm de öyküye uygun bir türkü hazırlamıştır. Olayın kahramanından da türkü onay almıştır ve artık türkü ülkeye  yayılır.<br> <br> Onlar da bunu besteler ve Şaphane Dağı Türküsü olur. Haliyle Kütahya Damadı Özay Gönlüm Denizlili olması dolayısıyla, sanki türkü de Denizli’nin sanılmaktadır. Gerçekte ise, olay ve yeri Şaphane’dir. Türkü,  Şaphane ve Denizli’nin ortak bir kültürüdür.<br> <br> Olayın kahramanı Cemile Aktaş ve eşi Ethem Aktaş’ı, Uşak’taki evlerinde ziyaret ettiğimiz de kendisiyle konuştuk. Bir hikâyenin kahramanı olmak acaba nasıl bir duygudur diye düşünmeden edemedim. Ancak başlarına birçok olay gelmesine de üzüldüm. Neyse ki sonrasında rahat bir nefes alıp hayatlarına devam ediyorlar. O günden sonra ne zaman bu türküyü duysam, “Aslında oynanacak değil de hüzünlenilecek bir türkü bu…” diye içimden geçiririm. <br><br></div><div>Cemile’min gezdiği dağlar meşeli imanım,<br> Haydi üç gün oldu Cemile’m ben bu derde düşeli.<br> Gaydiri gubbak Cemile’m,<br> Nasıl nasıl edelim biz bu işe<br> Nikahımızı kıysın,<br> Ünnen gelin Koca Memiş’e.<br> <br> Cemile gız ne gezersin hayatta,<br> Basma da fistan, parlak da potin ayakta.<br> Gaydiri gubbak Cemile’m,<br> Nasıl nasıl edelim biz bu işe<br> Nikamızı kıysın,<br> Ünnen gelin Koca Memiş’e.<br> <br> Cemile’nin fistanı saman sarısı imanım,<br> Haydi gören sancak Cemile’m gızı memur garısı.<br> Gaydiri gubbak cemile’m,<br> Nasıl nasıl edelim biz bu işe<br> Nikamızı kıysın,<br> Ünnen gelin Koca Memiş’e.</div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=r8foUKZpUiY" />
         <pubDate>2020-12-19 22:19:24 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033758627</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İZMİR&#39;İN KURULUŞ EFSANESİ</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033758900</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>BİR ŞEHİR VE BİR TARİH<br></strong><br></div><div>      Ülkemizin en güzel şehirlerinden birisi olan İzmir’de doğdum.  Bu doğduğum şehrin tarihini çok merak ediyordum. Kış mevsiminin güneşli bir sabahından güne merhaba dediğimiz gün, aileme “Güzel İzmir’in tarihini merak ediyorum,  lütfen bana anlatın.” dedim. İşte bu güzel gün sabahında ailece; İzmir’in tarih yolculuğu için gezimiz başladı ve çok heyecanlıydım. <br><br></div><div>Eğer İzmir’e hiç gelmediyseniz siz de hikâyenin sonunda heyecanlanacak ve bu şehre gelmek isteyeceksiniz.<br><br></div><div>     İlk yolculuğumuz; SMYRNA’dan başladık. İzmir’in eski adı olan Smyrna ismi, bu şehri kuran Amazon’dan gelir. Hikâyesi beni çok etkiledi ve bu kadar eski tarihinin olması beni çok şaşırttı. O dönem İzmir yöresinde Elektid adlı bir kavim yaşamış; bu kavim Amazonlarla savaşarak onları yenmiştir. Daha sonra Elektid kralı These, Amazonların  lideri olan Smyrna ile evlenmiş ve kente karısının adını vermiştir. Amazonlar savaşçı oldukları kadar güzeldirler. Annem bana hikâyenin doğru olabileceğini söyledi. “Çünkü İzmir’in kızları da çok güzeldir.” dedi. Bu meydan günümüzde koruma altındadır . <br><br></div><div>Sonra ki durağımız Kadifekale olmuştur. Her tarihi yer, benim bu şehri daha da sevmeme neden oldu. Kadifekale’ye çıktığımızda tüm İzmir ayaklarımızın altında ışıl ışıl parlıyordu ve muhteşem manzarası vardı. Tarihini öğrenmeden bile bu yer beni çok etkilemişti. İzmir, deniz kenarı ve liman şehri olmasından dolayı çok önemli ticari özelliği sadece İyonların değil, Lidyalıların ve Perslerin de dikkatini çekmiştir. Lidya krallığına karşı, aradığı desteği Ege’nin kıyı kentlerinde bulamayan Pers ordularının yıkıcı gücünden, İzmir de etkilenir. Perslerin yıkıcı etkisi sonrasında(İ.Ö. 545),  Bayraklı’daki yerleşim alanında yeni bir kent düzeni kurulamaz. İzmir’in yeniden kuruluşu ile ilgili süreç, Büyük İskender’in (İ.Ö. 334’te) Pers ordularını Anadolu’da yenilgiye uğratması ile başlayacaktır. <br><br></div><div>BÜYÜK İSKENDERİN RÜYASI<br><br></div><div>Günümüzde Kadifekale olarak bilinen “Pagos Tepesi” nde, Smyrna’nın yeniden kurulması, Büyük İskender’in Nemesis Kutsal Alanı’nda gördüğü rüya ile bağlantılıdır. <br><br></div><div>Efsaneye göre Büyük İskender, Nemesis Kutsal Alanı’nda avlanırken  bir ara ulu çınar altında uyuyakalır ve rüya görür. Rüyasında gördüğü iki Nemesis, İskender’den  yeni İzmir’i uyuduğu tepenin eteklerine kurmasını ister. Büyük İskender’in gördüğü rüyanın anlamı ise  Kutsal Melez Çayı kenarındaki Pagos eteklerine yerleşecek İzmirliler, eskisinden dört kez daha  mutlu olacaklardır. Büyük İskender bu rüyasından ve yorumlanmasından sonra Pagos tepesi ve eteklerine yeni İzmir’in kurulması için generallerine emir verir ve İzmir kenti İ.Ö. 4.yüzyılda Kadifekale yamaçlarına nakledilir.<br><br></div><div>Çok yürümüş ve çok da yorulmuştum. Havanın güneşli olması,yanımıza aldığımız yiyecekleri piknik yaparak yemek ve dinlenmek için çok iyi olmuştu. Kadifekale‘de manzaraya karşı soframızı kurduk ve  benim gibi İzmir’in tarihini merak eden bir arkadaş ile tanıştım ve hep beraber soframıza misafir ederek birbirimize öğrendiklerimizi anlatmaya başladık. Hem çok keyifli sohbet etmiş hem de açık havada güzelce karnımızı doyurmuştuk.  Yeni bir arkadaş kazanmıştım. Buradan yaşadığım yerin tarihini öğrenmenin ve yeni arkadaş edinmenin mutluluğu ile ayrıldım.<br><br></div><div>Küçüklüğümden beri dedem ile birlikte güvercinlere yem vermek için gittiğimiz Konak-Saat Kulesi’ne bu defa tarihini öğrenmek için gidiyordum. İzmir’in sembolü olan İzmir Saat Kulesi, Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25’inci yıldönümünde, 1901’de inşa edilmiştir. Saat kulesi 25 metre yüksekliğinde, dört katlı ve sekizgen yapıdan oluşmaktadır. Yapıda kullanılan Kuzey Afrika’ya özgü sütun başlıkları, at nalı kemerler bulunmaktadır. Kulenin saati ise Alman İmparatoru  II. Wilhelm tarafından hediye edilmiştir. Buranın da tarihini öğrenmiştim. Güvercinlere yem vererek deniz kenarında oturup martıları izleyerek buranın tarihi gezisini tamamlamıştık. Konak’tan yürümeye başlayarak Karataş Tarihi Asansöre gitmemek olmazmış. Son tarihi ziyaretimiz ise Tarihi Asansör oldu.<br><br></div><div>Eskiden Karataş,  farklı kültürlerin yaşadığı semtti. Sahil şeridinde bulunan Halil Rıfat Paşa Caddesi ve Mithatpaşa Caddesi arasında, 58 metrelik yükseklik farkı bulunur ve ulaşım sadece yürüyerek sağlanıyordu. 155 basamaklı merdivene Müslümanlar Karataş Merdiveni, Yahudiler ise Devidasların Merdiveni olarak adlandırmışlar. Devidas ailesinin fertlerinden biri merdivenlerden yürürken düşüyor ve ayağını kırıyor. Bu olay sonrasında ailenin yakın dostu Nesim Levi Bayraklıoğlu, bu iki bölge arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak için Tarihi Asansör’ü yaptırır. Tarihi Asansör hem buharla hem de elektrik enerjisi ile çalışıyordu. Asansör’ün bulunduğu sokağa “Dario Moreno Sokak” ismi verildi. Bu sokakta bu ünlü sanatçının yaşadığı ev bulunuyor. Ayrıca sokağın içinde değişik yapıda eski Rum evleri bulunmaktadır. Bu eşsiz manzarada güzelce dinlendik. Muhteşem fotoğraflar çekilerek çok mutlu olduğum günü ölümsüzleştirerek, fotoğraf albümüme anı olarak eklendi.<br><br></div><div>      Bu şehrin tarihi yerlerini görüp tarihini öğrenmek, benim bu şehre olan sevgimi daha da artırdı. Deniziyle, havasıyla, tarihiyle ve sıcacık insanları ile eşsiz bir şehirde doğmanın mutluluğuyla; İzmir Marşı’nı ailemle hep bir ağızdan söyleyerek hafızamdan silinmeyecek ve hiç unutamayacağım İzmir’in  Efsanevi Tarihi’ni tüm yüreğimizle hissederek evimizin yolunu tuttuk.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-19 22:19:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033758900</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İKİ KEKLİK BİR KAYADA ÖTÜYOR: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033759110</link>
         <description><![CDATA[<div>    Güzel bir sabaha, odamı ısıtıp aydınlatan güneşin ışığıyla uyanmıştım. Mutfaktan mis gibi kokular geliyordu. Annem yine her zamanki gibi sevgisini katıp hazırladığı kahvaltısıyla döktürmüştü. Eveeet, bugün babaannem ve dedem bize geleceklerdi. Çok mutluydum, hemen aşağıya inip babaannem ve dedemi öptüm. Dedem masanın yanındaki koltukta oturmuş, elindeki küçük radyosunda türküler dinliyordu. Dinlediği bir türkü kulağıma o kadar güzel geldi ki, türküde ‘İki keklik ve bir kayada ötüyor.’ diyordu. Anlam veremeyip dedeme sordum, “Dede, ne demek bu iki kekliğin bir kayada ötmesi?” diye.                                   <br><br></div><div>Dedem başladı bu türkünün hikâyesini anlatmaya.<br><br></div><div>Anadolu’nun yüreğindeki en derin hislerin süzülüp dile gelişidir türküler. Hasret, sevda, acı, keder, sevinç, özlem ve umut… Birçok duygu barındırır. <br><br></div><div>Balkesir’in Edremit ilçesine bağlı Güre Köyü’nde yaşayan Mehmet Şevki Efendi’nin eşidir Şöhret Hanım. Giyimine-kuşamına oldukça düşkün, zeytin toplamaya bile o zaman da oldukça lüks kabul edilen cam topuklu rugan kunduralar giyip giden bir hanımefendidir. Dünya zenginliğinden yana nasibini epeyce bol alan Mehmet Efendi’nin ve Şöhret Hanım’ın, bu bolluk ve rahatlık içinde yetiştirdikleri bir de oğulları vardır. Adı Zekeriya. Zaman da öyle bir zaman ki, güzel yurdumun dört bir yanının işgalci kuvvetler tarafından sarıldığı savaş yılları, acı yılları… <br><br></div><div>Zekeriya yıllar içinde büyür, gelişir, yağız bir delikanlı olur. Eli silah tutacak çağa geldiğinde Enver Paşa komutasında vatani görevini yapmak üzere Sarıkamış’a gider. O zamanlarda askerler bu Sarıkamış’ın çetin kış şartlarında yol alabilmek için yağan karları çukurlara doldurup düzleyerek ilerlemektedirler. Hal böyle olunca yine böyle bir intikalde arkadaşlarına yol açmak amacıyla karları teperlerken daha önceden karla kapanmış bir kuyuya düşerek şehit olur Zekeriya. Hiçbir şeyden haberi olmayan Şöhret Hanım ise ovada kekliklerle söyleşirken haberi alır. Hasretle günlerini sayıp yolunu gözlediği ciğerparesi oğlunun, ciğerini pare pare eden şehadet haberini alır. Yüreğindeki dayanılmaz ıstırabı, işte bu ağıtla savurmuştur Şöhret Hanım, kekliklerin ötüştüğü dağlara ovalara haykırarak…<br><br></div><div>          İşte böyleymiş türkünün hikâyesi. <br><br></div><div>Dedem gözleri dolarak gözlerimin içine baktı ve ellerimi sıkıca tuttu. Uzun uzun uzaklara dalan gözlerini tekrar bana çevirerek devam etti. <br><br></div><div>-Mümkün müdür ağlamadan dinlemesi! Sarıkamış’ta binlerce vatan evladı şehit olmuş. Kimi donarak, kimi vurularak bu vatan ve milletimiz için canını feda etmekten çekinmeyen kahraman Türk askerlerini ve bütün şehitlerimizi saygıyla, sevgiyle ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun...  <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=sLN9uZOf0eo" />
         <pubDate>2020-12-19 22:20:18 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033759110</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SOBALARINDA KURU MEŞE: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033759499</link>
         <description><![CDATA[<div><br></div><div>Geçen sömestr tatilinde ailecek köyümüze, dedemlere gitmiştik. Bu benim ilk köy ziyaretimdi ve pek çok şeyi ilk defa görüyordum. Bunlardan biri de sobaydı.<br><br></div><div>Hava çok soğuktu. Dedem ara sıra sobaya odun atıyor, ateşi harlıyordu. Ben de dikkatle onu izliyordum. Bu işi yaparken hep aynı türküyü mırıldandığını fark ettim. Nedenini sorduğumda, aklına yıllar önce köyümüzde yaşamış olan Mehmet Efe'nin geldiğini söyledi. Dedem onu hiç görmemiş ama hikâyesini ve türküsünü dinleyerek büyümüş. Nesilden nesile anlatılan bu hikâyeyi dedem de bana anlattı. Ben de şimdi sizlere anlatacağım. Buyurun, Mehmet Efe'nin hikâyesine… <br><br></div><div>Yıl 1922, bir bulut almış İzmir yakasından. Sarıvermiş yurdumuzu dört baştan. Kadını-erkeği, hastası-dinci, yaşlısı-genci tek kuvvet olmuşlar. Düşmana karşı durmuşlar. Efeler, yiğitler omuz omuza, el ele... Mavzeri kapan, "gah!" deyip çıkmış düşmanın karşısına. Taşına-toprağına, herkes kurban Anadolu'ma. Günler günleri, aylar ayları kovalamış… Memleket yangın yerine dönüp dururken, Mustafa Kemal ismi sarmış her yanları. Yeşertivermiş tüm umutları.<br><br></div><div>İşte o vakitler, Denizli'nin Yarengömesi'nde, şimdiki adıyla Tavas'ta, bir Mehmet Efe yaşarmış. Yüreği bir yel, bir fırtınaymış.<br><br></div><div>Yediden yetmişe herkes karşı koyarken düşmana, bir yanda bir bacağı kopuk Mehmet Efe, Mehmet Ağa. Balkan Harbi'nde, şarapnel patlamış yanında. Bacağı yitmiş ama yüreği bir yanardağ ha! Gökçen Efe, Yörük Ali, Demirci Efeler karşı koyarken düşmana, evde oturmak yaraşır mı ulen Mehmet Efe'nin şanına? Yaraşmaz elbette. İyi, iyi de...<br><br></div><div>Günler geçmiş aradan. Mehmet Efe'me büyük bir dert vermiş yaradan. Kafasında kura kura, <br> "İşe yarameyon, düşmana cepheye varameyon…" diye başlamış üşümeye, tövbe tövbe ya Rabbim! Başlamış zangır zangır titremeye... Yazın bile soba yanıyormuş yanında. Dokuz tane yorgan örtüyorlarmış üstüne. Yine de "Üşüyorum, donuyorum!.." diyormuş. Tasasından kahrolup ölüyormuş. Taaa ne vakit Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları güzel yurdumuzdan düşmanı sökmüş, koca İzmir Denizi'ne dökmüş, işte o anda dehşet bir şey olmuş! Mehmet Efe'ni üşümesi, donması geçmiş. Yüreği tüm ulus gibi ferahlayıvermiş. Sonra...<br><br></div><div>Sonra halk ozanı denen büyük usta, bir türkü yakmış bu hususta. Yıllar yılı çalınsın, söylensin diye. Buyurun, Mehmet Efe'nin türküsünü dinlemeye... <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=Xcw92Tab398" />
         <pubDate>2020-12-19 22:21:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033759499</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KERİMOĞLU: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033759710</link>
         <description><![CDATA[<div>   Ailemle birlikte Muğla’ya tatile giderken Muğla-Yerkesik’e yolumuz düştü. Köydeki bir tabela dikkatimi çekti. Üzerinde ‘’KERİMOĞLU EYÜP EFE’NİN EVİ’’ yazıyordu. Ev müzeye dönüştürülmüştü ve ziyaretçilere açıktı. Evi ziyaret etmeye karar verdik. Evin girişinde Kerimoğlu Eyüp Efe’nin hayat hikâyesi yazıyordu. Merak ettim, okudum. Şöyle yazıyordu hikayede….<br><br></div><div>Pisi’de küçük bir evde, bir anne ve iki oğul kendi hallerinde yaşarlarmış. Babalarını küçük yaşta kaybetmelerinin ezikliğini, annelerinin dul olmasının getirdiği sorunları, tütüncülük denilen o meşakkatli ziraatçılık türünü, yokluğu ve çevre baskısını en derinden yaşarlarmış. Anne Hatice, oğulları büyüdükçe onlara sözünü geçiremez olmuş, ne yapacağını şaşırmış. Ağabey Kerimoğlu Hüseyin (Ölmüş babasının adı Kerim’miş.) ara sıra gizli tütün alım satımı yaparmış. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde devletin dış borçları nedeniyle Avrupa devletleri tütün üretiminden elde edilecek vergi gelirlerini müsadere altına almışlar. Tütün Reji’si denilen bu sistemde, Reji bir yandan ülke kaynakları sıfatıyla tütün üreticisini ezermiş. Reji’den başka yere tütün satmak yasakmış. Reji istediği fiyatı verir, ödemeyi de istediği zaman yaparmış. Arkasında Devlet’in yabancı ülkelerle akdettiği anlaşmalar olunca da, hükmü ve varlığı kanun koruması altında, kolluk kuvvetleri de emrindeymiş. Reji’ye birazcık karşı gelen, Reji aleyhinde birazcık konuşan, dayağı yer otururmuş. Ağabey Hüseyin en çok karşı gelenlerden ve en çok konuşanlardan olduğundan devamlı hapis yatar dururmuş. Böyle bir ortamda halkın tek gelir kaynağı kaçakçılıkmış. Kaçakçılık denilen de kendi tütününü kendi istediğine satmakmış.<br><br></div><div>1899 yılında küçük kardeş Kerimoğlu Eyüp, 17 yaşına gelmiş. O da delikanlılığın verdiği ateşle bu düzene ve sisteme isyan edenlerdenmiş. Ağabeyi Hüseyin hapse girdikçe Eyüp de öfkelenir, daha da isyankâr olurmuş.<br><br></div><div>            Günlerden bir gün Pisi’ye yakın bir köyde arkadaşları ile bir düğüne gitmişler. İlerleyen saatlerde Kerimoğlu Eyüp, arkadaşları ile Zeybek oyununa kalkmışlar. Bunun üzerine Muğla’ lı zenginlerin Pisi Ovası’ndaki arazilerinin kâhyalığını yaptığı için Pisi Muhtarı olan İzzet Ağa, gençlere ; ‘’Utanmadınız mı bunca büyüklerin önünde oyuna kalkmaya. Ne zaman adet oldu büyüklerden izin almadan oyuna kalkmak?‘’ demiş ve küfürle devam etmiş. Zira büyüğünden izin almadan zeybek oynamaya kalkmak hakaret sayılırmış. Muhtarın karşı hakaretleri üzerine, taraflar arasında tartışma çıkmış. Kerimoğlu Eyüp tartışma esnasında belinden çıkardığı bindirme tabancası ile muhtarı öldürmek için ateş etmiş. Ancak muhtar aniden kendini yana atınca sadece kolundan yaralanmış. Düğün yerinde bulunan muhtarın adamları Eyüp’e vurmaya başlamışlar ve onu çok fena hırpalamışlar.            <br><br></div><div>Çok geçmeden kolluk kuvvetleri Eyüp’ün evini kuşatmış. Eyüp dağlara doğru kaçarken çıkan çatışmada,  Eyüp’ün silahından çıkan mermi ile bir zaptiye ölmüş. Kerimoğlu Eyüp hiç yoktan katil olmuş. Zaptiyeler uzun süre dağda Eyüp’ün izini sürmüşler ama bulamamışlar.19 yaşındaki, bu zeki ve çevik genci ele geçiremezler. Ve nihayet Milas’ta kaçakçı yakalamakla ünlenmiş ‘’Kör Arap ‘’ lakaplı İsmail Çavuş’a haber salarlar. Kör Arap, daha önce girdiği bir çatışmada gözünün birini kaybettiğinden ve çok esmer tenli olması sebebi ile bu lakap ile anılmıştır. Çok acımasız ve çok keskin nişancıymış.<br><br></div><div>            İşinde uzman olan Kör Arap, işe istihbarat edinerek başlamış. Kerimoğlu Eyüp’ün Çakallar denilen bir mezarda, İbişoğlu  İbrahim’in çoban kulübesinde kaldığını tespit etmiş.  <br><br></div><div>1901’in çok güzel bir bahar günüymüş. Öğleden sonra dört sularında, pırıl pırıl, güneşli bir hava, çamların   arasında  dolaşan hafif bir meltem, Eyüp’ü  tedbirsiz  kılmış olacak ki, geceleri dağlarda kaçak dolaşıp,  gündüz olunca vardığı  İbişoğlu’nun  kulübesinde çok derin bir uykuya  yatmış. Pencere ve kapının açıldığını fark etmemiş. Uyuyan insanı yılan sokmazmış ama yılanın yapmadığını  Kör Arap yapmış. Mışıl mışıl uyuyan Eyüp’e hiç acımadan ve uyandırmadan,  <em>canına  kıyıvermiş.<br></em><br></div><div>Eyüp’ün  ölümünden  sonra  annesi  Hatice  kahrından  dayanamayıp  çok  geçmeden  ölmüş. Ağabeyi  Hüseyin önce Yerkesik’e   yerleşmiş,  çok geçmeden orayı da terketmiş, nereye gittiğini hiç bilen olmamış.  <br><br></div><div>Ama gün gelecek ‘’Reji’’de tarihe karışacaktı. Daha da önemlisi Eyüp, yöre insanları için kaderine razı olmamanın,  her ne olursa olsun direnmenin  sembolü oldu. Pisi’nin ve Yerkesik’ in de bir kahramanı vardı artık; 19 yaşında, mükafat için acımasızca vurulan ‘’ Kerimoğlu Eyüp’’ türküsünü yakmıştı bile….<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-19 22:21:31 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033759710</guid>
      </item>
      <item>
         <title>AYI TAŞI EFSANESİ: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033760085</link>
         <description><![CDATA[<div>Günlerden bir gün, Ödemiş`e doğru ailecek yola çıkmıştık.<br><br></div><div>Yol üzerinde bir ayı ve kız heykeli bulunuyordu merak edip yanına gittik.<br><br></div><div>Tam o sırada yaşlı bir amca yanımıza doğru yaklaştı. Pek sevecen birine benziyordu.<br><br></div><div>-Hikayesini bilir misiniz? , diye sordu.  Bilmediğimizi anlayınca , başladı hikayeyi anlatmaya…<br><br></div><div>Zamanında dört kız arkadaş ormana çalı kesmeye gitmişler. Çalıları kesmişler ve dönüş yolunda bir yerde oturup dinlenme kararı almışlar. Aralarından bir kız dinlendikleri yerde uyuyakalmış. Kız o kadar huzurlu uyuyormuş ki arkadaşları dönmeye karar verdiklerinde nasıl olsa uyandıktan sonra dönüş yolunu bulabilir diyerek onu uyandırmamışlar. Kız uyandığında akşam olmuş. Çalıları hemen sırtına yükleyip dönüş yoluna koyulmuş. Kız ormandan aşağıya doğru yürürken bir anda karşısına bir ayı çıkmış. Ayıdan kaçmaya başlayan kız bir süre sonra daha fazla kaçamayacağını fark etmiş ve yere çöküp, “ Allah’ım bu ayıdan daha fazla kaçamayacağım artık, ya beni taş ya da kuş et” demiş. Dileği kabul olan kız taşa çevrilirken ayı ona ulaşmış ve birlikte taşa dönüşmüşler.<br> Bu kayalar Ödemiş- Kiraz Karayolu üzerinde Türkönü Köyü'nü 200 metre geçince sol tarafta bulunmaktadır. <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-19 22:22:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033760085</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KIZKUMU EFSANESİ: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033760702</link>
         <description><![CDATA[<div>Geçen yıl Marmaris'e tatile gitmiştik. Marmaris'e 30 kilometre uzaklıkta, Orhaniye köyünde bulunan Kızkumu’na gezmeye gittik. Orada gezinirken orta yaşlı bir bayanla tanışıp sohbet etmeye başladık. Bayan, Marmaris'in yerlisi imiş ve bize Kızkumu Efsanesi’ni anlattı.  Kızkumu Efsanesi şöyleymiş: <br><br></div><div>Efsaneye göre kralın kızı güzel prenses ile bir balıkçı, birbirlerine aşık olurlar. Kız, geceleri sahile çıkıp kandille balıkçıya işaret verir ve balıkçı karşı kıyıdan sandalıyla gelerek buluşurlar. <br><br></div><div>Kral bunu zaman içerisinde öğrenerek bir gece kızını takip ettirir. Balıkçının denizden geldiğini, kızının kumsalda onu beklediğini ve beklediği yeri de elindeki bir ışıkla balıkçıya haber verdiğini öğrenir. Kral askerlerine kızını kumsalda yakalayıp elindeki ışığı alarak balıkçıya işaret vermelerini ve balıkçıyı yakalamalarını emreder. Denilen yapılır. Balıkçı karşı kıyıdan ışığı gördüğü anda atlar kayığına, kürek çekmeye başlar. Kız askerlerin elinden kurtulup denizin ortasındaki delikanlıya doğru koşmaya başladığı anda bir mucize gerçekleşir ve kızın her adım atışında, deniz anında kumsala dönüşür. Arkasından koşan askerlerin üzerlerindeki ağırlık, onları suya batırdığı anda bir asker ok ve yayına sarılır. Amacı delikanlıyı vurmaktır ama ok kıza saplanır. Efsaneye göre de kumların rengi kızın kanıyla kırmızıya dönüşür. Delikanlı okla öldürülen prensesi alıp kayığı ile ortadan kaybolur ve bir daha ikisini de gören olmaz. <br><br></div><div>Hikâyeyi duyduğumda çok hüzünlendim. Keşke her hikayenin sonu mutlu bitse diye iç çektim…<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-19 22:22:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033760702</guid>
      </item>
      <item>
         <title>GENÇ OSMAN TÜRKÜSÜ:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033762581</link>
         <description><![CDATA[<div>Yine bir yaz tatiliydi, şehir şehir geziyorduk. İlk durağımız da Aydın’dı. Köylerde gezerken, ağacın altında oturan bir amcaya kulak verdim. Kendi kendine bir türkü mırıldanıyordu. Amcanın yanına gittim ve dedim ki:<br><br></div><div>-Amcacığım, sesiniz ne kadar da güzel.<br><br></div><div>Yaşlı amca doğrulup şöyle bir beni süzdükten sonra:<br><br></div><div>-Sağ ol evlat. Bu türkünün hikayesini bilir misin?, diye sordu gülümseyerek. Şaşırarak başımı hayır anlamında salladım.<br><br></div><div>-Öyleyse gel yanıma şöyle de dinle bakalım, dedi. Uzaklara doğru bakarak anlatmaya başladı...<br><br></div><div>Dediklerine göre çok eskilerde bir kimsenin askere alınması için, bıyığında tarak durması gerektir. Günlerden bir gün, Sultan Murat Han, Bağdat’a sefere açar. Anadolu’da asker yazmaya başlanır. Bunların arasında henüz bıyığı bitmemiş bir genç de vardır.<br><br></div><div>Genç Osman, kayıt işlemi yapan subaya yaklaşır. Henüz bıyığı terlememiş bir genç olduğu için subay:<br><br></div><div>“Hey! Senin henüz bıyığın terlememiş, sen daha çocuksun, asker olamazsın.” Deyince, Genç Osman aniden kuşağının arasından çıkardığı tarağı üst dudağına saplar ve subaya dönüp, “Nasıl? Bak bakalım dudağımda tarak duruyor mu?” der.<br><br></div><div>Bu üstün cesaret karşısında artık bir söz bulamayan subay, onu da askere yazar. Böylece Genç  Osman, orduya katılır. Bağdat seferinde büyük kahramanlıklar gösterir. Kale kapısını açar, burca sancak diker, kahramanlıklarıyla dillere destan olur. Fakat ne yazık ki savaşın şiddetli olduğu bir kesimde şehit olur. Ordu ve Anadolu halkı yasa boğulur. Anadolu’da ve yeniçeri şairleri arasında bu olay üzerine türküler yakılır, ağıtlar söylenir... İşte bu güzel türkünün hikâyesi böyledir.<br><br></div><div>Duyduklarım karşısında çok etkilenmiştim, annemle babama anlatmak üzere amcaya teşekkür ederek yanından ayrıldım.  <br><br></div><div><strong>Genç Osman Türküsü</strong></div><div>Genç Osman dediğin bir küçük uşak<br> Beline bağlamış ibrişim kuşak<br> Askerin içinde birinci uşak<br> Allah Allah deyip geçer Genç Osman of of</div><div><br></div><div>Bağdadın içine girilmez yastan<br> Her ana doğurmaz böyle bir aslan<br> Kelle koltuğunda geliyor Kars'tan<br> Allah Allah deyip geçer Genç Osman of of<br><br></div><div>Bağdadın kapısın Genç Osman açtı<br> Düşmanın cümlesi önünden kaçtı<br> Kelle koltuğunda üç gün savaştı<br> Allah Allah deyip geçer Genç Osman of of<br><br></div><div>Askerin ucu göründü Van'dan<br> Kılıcın kabzası görünmez kandan<br> Bağdadın içinde tozdan dumandan <br> Toz duman içinde kaldı Genç Osman of of<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=RAvm2pIC-Ig" />
         <pubDate>2020-12-19 22:25:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1033762581</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>sevilaltin09</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043167946</link>
         <description><![CDATA[<div>Harika 🥰</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-27 18:11:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043167946</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043208647</link>
         <description><![CDATA[<div>Çok hüzünlü ve güzel bir konuya değinmişsin, unutmamak unutturmamak gerek...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-27 19:14:11 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043208647</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043782521</link>
         <description><![CDATA[<div>Başarılar diliyorum </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 06:32:09 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043782521</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043834932</link>
         <description><![CDATA[<div>🤬 guzel bir anlatim </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 07:29:07 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043834932</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043876655</link>
         <description><![CDATA[<div>Kahraman Denizcilerimizi minnet ve şükranla yad ediyorum.Ruhları şad olsun.Bu güzel ve duygu dolu anlatımı için Mert'i kutluyorum.Osman Haşim Erkan</div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-28 08:18:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043876655</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Teşekkürler Mert bilmediğim hüzünlü bir konu,başarılarının devamını diliyorum sevgilerimle</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043952018</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 09:55:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043952018</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043968662</link>
         <description><![CDATA[<div>Çok beğendim İrem, hem hikayen hem de anlatım dilin ve becerin büyük övgü hakediyor. Tebrik ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 10:17:46 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1043968662</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044046379</link>
         <description><![CDATA[<div>Çok iyi olmuş ve hüzünlü hikayesi<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 12:07:31 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044046379</guid>
      </item>
      <item>
         <title>harika olmuş</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044064951</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 12:33:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044064951</guid>
      </item>
      <item>
         <title>çok güzel olmuş zeynep</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044073201</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 12:44:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044073201</guid>
      </item>
      <item>
         <title>çok güzel </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044073764</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 12:45:41 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044073764</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044074269</link>
         <description><![CDATA[<div>Çok güzel olmuş Mert</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 12:46:23 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044074269</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044123131</link>
         <description><![CDATA[<div>Yazını çok beğendim harika ❤</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 13:54:39 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044123131</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044123545</link>
         <description><![CDATA[<div>Mükemmel 👏🏻</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 13:55:08 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044123545</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044150244</link>
         <description><![CDATA[<div>Ellerine sağlık Mertcim</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 14:31:49 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044150244</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044340983</link>
         <description><![CDATA[<div>Harika 💖</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 18:26:34 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044340983</guid>
      </item>
      <item>
         <title>çok güzel olmuş</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044358263</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 18:49:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044358263</guid>
      </item>
      <item>
         <title>mükemmel olmuş</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044413460</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 20:13:56 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044413460</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044974341</link>
         <description><![CDATA[HarikA]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 06:18:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044974341</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Mükemmel</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044975273</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 06:19:08 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044975273</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044975594</link>
         <description><![CDATA[Harikulade]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 06:19:27 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044975594</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044976038</link>
         <description><![CDATA[Süper]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 06:19:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1044976038</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Mükemmel 💓</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1045162186</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 10:03:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1045162186</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1045352172</link>
         <description><![CDATA[<div>Oğluşum aferin sana başarılarının devamını dilerim 😘😘</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 14:31:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1045352172</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1045446193</link>
         <description><![CDATA[<div>Süper </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 16:26:24 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1045446193</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1045471899</link>
         <description><![CDATA[<div>Harika</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 16:57:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1045471899</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1046754367</link>
         <description><![CDATA[<div>Annanem çok güzel olmuş akıllı klzlm canlm benim bravo</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-30 18:50:49 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1046754367</guid>
      </item>
      <item>
         <title>en sevdiğim şarkı çıkınca duygulandım</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1047547153</link>
         <description><![CDATA[<div><br><br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-31 10:09:36 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1047547153</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ORMANCI:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1078925265</link>
         <description><![CDATA[<div>Çok sıcak bir yaz günüydü ve biz anneannemlere gitmiştik. Dedem bahçede çalışırken radyo dinliyor ve bir taraftan da mırıldanıyordu. Merak ettim ve dedeme sordum “ Dede bu şarkının adı ne?” Dedem bana döndü ve gülümsedi. “Buna şarkı değil türkü denir Nilciğim. Bizim buralarda yaşanmış, acıklı eski bir hikâyeyi anlatır.” dedi. Şimdi daha da meraklanmıştım, sözlerini anlamaya çalışarak ben de radyoya kulak verdim. “ Aman ormancı, canım ormancı… Köyümüze bıraktın yoktan bir acı… “ Gerçekten üzücü bir hikâyesi olması gerekir diye düşündüm.” “ Dedeciğim, sen hikâyesini biliyor musun?” diye sordum. Dedem bahçedeki işini bıraktı ve yanıma gelip oturdu. Başladı anlatmaya…<br><br></div><div>“Benim doğduğum yıl, 1946’da, yine böyle sıcak bir yaz günüymüş…<br><br></div><div>Muğla’nın Gevenes Köyü’nde, şimdi adı Çaycuma, Mustafa ve Tevfik adında çok yakın iki arkadaş varmış. Mustafa güçlü, kuvvetli bir ağa oğlu; Tevfik de köyün muhtarıymış. Bu iki arkadaş köy kahvesinde oturup dama oynamayı pek severlermiş. Bir gün yine dama masasında otururlarken Orman Memuru Mehmet çıkagelmiş ve Mehmet sarhoşmuş. 1946 seçimleri de o dönemde yeni yapılmış, seçim evrakları da köy bekçisi tarafından götürüldüğü için seçim sonuçlarının ilçeye gönderilmesi gerekiyormuş. Sarhoş olan ormancı ise komşu köyde birkaç gün önce meydana gelen yangın tutanaklarını bekçi ile ilçeye göndermesi için muhtara ricada bulunmuş. Ama muhtar Tevfik seçim sonuçlarının daha önemli olduğunu, öncelikle seçim sonuçlarının ilçeye gitmesi gerektiğini söylemiş ve ormancının teklifini kabul etmemiş. Sonra aralarında tartışmaya başlamışlar. Ormancı kızarak dama masasına yumruk atmış. Mustafa da ormancının bu davranışına kızıp ona bir tokat atmış. Olay büyümesin diye köylüler hemen ormancıyı alıp kahvenin arka tarafına götürmüş. Ama ormancı Mehmet sürekli bağırıyor ve kötü sözler söylüyormuş. Buna dayanamayan Mustafa, yerinden kalkmış ve ormancının üstüne yürümüş. Ormancı da kendini savunmak için cebinden kamasını çıkarmış ve Mustafa’yı kolundan yaralamış. Mustafa, sarhoş olan Mehmet’i korkutmak için tabancasını çıkarmış ve yere doğru ateş etmiş. Muhtar Tevfik de arkadaşını korumak için ormancının kolundan tutmuş. Ormancı çırpınarak kurtulmuş ve kaçmaya başlamış. Canı yanan Mustafa, ormancıyı korkutmak için arkasından bir daha ateş etmiş. Ama kör kurşun arkadaşı Tevfik’e isabet etmiş. O günlerin imkânsızlıkları içerisinde Tevfik’i, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesi’ne götürmüşler. Maalesef Tevfik çok kan kaybetmiş ve ölmüş. Bu olay bütün köyü çok üzmüş. Mustafa ceza almış ve 4 yıl hapishanede çok kötü günler geçirmiş. Ormancı Mehmet ise tayin isteyip gitmiş.”<br><br></div><div>Yıllar önce olmuş bu olayın dedemi duygulandırdığını gözlerinden anlayabiliyordum. “Peki” dedim, “Nasıl türkü olmuş bu hikâye?”.<br><br></div><div>“Mustafa'nın akrabası Tahir Usta bu acı hikâyeyi bestelemiş ve ORMANCI yıllardır söylenmiş, dinlenmiştir.”<br><br></div><div>Dedem kalktı, bahçedeki işine kaldığı yerden devam etti. Ben de büyük bir heyecanla babamın yanına koştum. Bu hikâyeyi ona da anlatmalıydım ve türküyü dinlemeliydim…<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=WIqu5LQC0Yc" />
         <pubDate>2021-01-12 15:17:14 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1078925265</guid>
      </item>
      <item>
         <title>çok iyi olmuş</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1095618357</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-01-17 15:21:14 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1095618357</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemizin resimleri:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132093776</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/9eb45ea4ac631835766bef8faff79852/MERT2.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 15:25:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132093776</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Resim 2: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132099575</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/f7525708aa122ca98dd21822b4e27796/MERT_3.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 15:26:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132099575</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemizin resimleri:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132115873</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/09a16c07ad5d1a75b019cae994bb057a/POYRAZZ.jpeg" />
         <pubDate>2021-01-27 15:28:49 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132115873</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemizin resimleri:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132124336</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/ce0d63dcc9b02f95fb15895005ef7a88/NEH_R_2.jpg" />
         <pubDate>2021-01-27 15:30:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132124336</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemizin resimleri:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132126829</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/215e4b0646d98506a72f43890bf2d2b4/YA_MUR2.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 15:30:39 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132126829</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemizin resmi:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132129952</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/21ed835041f30d612c82a905fdc22d1a/AREL_2.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 15:31:11 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132129952</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemin resimleri:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132133649</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/6861a1ed273045d359abe9305d13501d/NAZLI_3.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 15:31:48 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132133649</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemizin resmi:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132140826</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/66e424e1e2c18d048dc7a2e93152e6b9/KEREM_UZUN_2.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 15:33:02 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132140826</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemizin resimleri:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132145665</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/32a279b3398f52afede28668f62a6f9d/BALIM_2.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 15:33:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132145665</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132171756</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/20f0fe2a871ed5c9f98224dff5b7ef5e/BALIM_3.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 15:38:18 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132171756</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemin Resmi:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132176481</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/d74bca8c38f72ca3e38defa2d633e922/ZEYNEP_DURUU.jpeg" />
         <pubDate>2021-01-27 15:39:07 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132176481</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemin Resmi:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132196779</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/955fc6f47dfa8abf44bc2b757cd81de6/_REM_2.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 15:42:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132196779</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemin Resmi: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132208545</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/6dbf2558109838034740eb2508bc5a85/ASRIN_2.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 15:44:48 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132208545</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemin Resmi: </title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132306380</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/f93d074866dca27265e600d3bff7ce12/DEFNE_2.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 16:01:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132306380</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemin Resmi:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132359649</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/01f44da6fb3d87ba115d46eb28fa8c03/ADA_SUDEEE.jpeg" />
         <pubDate>2021-01-27 16:10:49 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132359649</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132588469</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/3c1df8c50839904ac79445a1d165ff24/NAZLI_4.JPG" />
         <pubDate>2021-01-27 16:49:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132588469</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hikayemin resmi:</title>
         <author>sebahatogretmenn</author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132895371</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/772008071/b59c1b8e71638550fbf65f26ebfd19b0/EFE_BATIHAN.jpeg" />
         <pubDate>2021-01-27 17:40:56 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1132895371</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kavakları</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1262761881</link>
         <description><![CDATA[<div>Çok güzel bravo<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-03-03 09:12:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/sebahatogretmenn/esbxcwsgga6c6gtd/wish/1262761881</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
