<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>KURAKLIK by Emre Özek</title>
      <link>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks</link>
      <description>Su hayattır !</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-04-12 09:46:03 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2023-04-09 13:33:46 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>Nedir Bu Kuraklık?</title>
         <author>emreozekao10</author>
         <link>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/503408973</link>
         <description><![CDATA[<div>Kuraklık aslında normal ve tekrarlayan bir iklim olayıdır. <br><br></div><div>Kuraklık aslında normal ve tekrarlayan bir iklim olayıdır. Bir veya birden çok mevsime yayılan azalan yağışlar nedeniyle oluşur. Ancak küresel iklim değişikliğinin sonucu dünyanın birçok bölgesinde artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, kuraklık olaylarının sıklığını ve ciddiyetini artırır.<br><br>Kuraklık çok yavaş başlayan, aylar ve hatta yıllar boyunca gelişen ve çok geniş alanları etkileyen doğal bir olay olması sebebiyle diğer olaylardan faklıdır. Çok geniş bölgelerde ve hatta kimi zaman bir ülkenin tümünde ciddi ekonomik, çevresel ve sosyal etkilere yol açmaktadır. Kuraklık tüm iklim kuşaklarında görülür ancak, alanın kuraklığa karşı hassasiyeti ve etkilerin derecesi bir bölgeden diğerine oldukça büyük farklılıklar gösterebilir. Örneğin, 2005 yılında yaşanan kuraklık Avrupa’nın birçok bölgesini etkilerken 2007-2008 yıllarında yaşanan kuraklık en çok Akdeniz Havzasını etkilemiştir.<br>Kuraklığın nedenlerini anlamak kolay, etkilerini tahmin etmek zor!Kuraklığın temelinde yağışlardaki geçici düşüşler vardır. Böyle bir doğal sürece, iklim değişikliği eklendiğinde etkileri çok daha şiddetli hale gelir. Küresel iklim değişikliğinin sonucu dünyanın birçok bölgesinde artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, kuraklık olaylarının sıklığını ve ciddiyetini artırır. Yine de kuraklığın tek sebebi iklim değişikliği değildir. Su kaynakları, bir nehir ekosisteminin parçasıdır. Bu sistem üzerinde aşırı kullanım, kirlilik, doğru planlanmayan su altyapıları ve yanlış yönetime bağlı kırılmalar, havzaları, ülkeleri ve hatta ekonomileri daha da kırılgan hale getirir. Kuraklık gibi bir süreç karşısında direnç kaybetmemize ve sonuçlarının şiddetli hissedilmesine neden olur.<br><br>Su miktarının azalması kuraklığın kısa vadeli etkisi olarak hissedilirken aynı zamanda artan su talebinin karşılanamaması veya ekolojik sistemlerin bozulmasına neden oluyor. Çevresel etkilerinin yanı sıra ekonomik etkileri de kuraklığın şiddetine bağlı olarak çok ağır şekilde hissedilebilir. Tarım, enerji, turizm ve ormancılık gibi sektörler kuraklıktan doğrudan etkilenir. 2003 yılında Avrupa’da yaşanan kuraklığın maliyeti 11 milyar Euro olarak hesaplanmıştır. 2006 yılında İspanya’da tarım sektörünün kuraklık yüzünden 2 milyar Euro’nun üzerinde zarara uğradığı tespit edilmiştir. Türkiye’de 2007 yılında yaşanan kuraklık kendini büyükşehirlerde bir haftayı bulan su kesintileriyle hissettirmenin yanı sıra tarım sektörü %7,3 küçülmüş, hububat üretiminde %10 azalma olmuştur.<br><br>Dolayısıyla, kuraklığın etkilerini nedenlerini anlamak daha kolayken etkilerini tahmin etmek ve sonuçlarından korunmak çok daha zor hale gelir.<br>Kuraklığa hazırlıklı olmak!Doğal bir olay olan kuraklığın etkileri iklim değişikliği ve insan faaliyetleriyle daha da şiddetli hale gelmektedir. Kuraklığın kronik bir sorun haline gelmemesi için su kaynaklarının hem yağışlı hem de kurak dönemlerde iyi yönetilmesi gerekir. Su herkesin meselesi olduğu için yönetimi oldukça karmaşıktır. Suyun ikame edilemeyen kısıtlı sosyal ve ekonomik bir kaynak olduğu anlayışı tüm kesimlerce benimsenmelidir.<br><br>Su kaynaklarının nehir havzası ölçeğinde yönetilmesi, aslında suyun kaynağı olan nehir ekosistemlerinin bütüncül yapısının korunması için ilk adımdır. Türkiye’de Avrupa Birliği süreci ile başlayan entegre havza yönetimi yaklaşımı hızlandırılmalı ve nehir havzası ölçeğinde sektörel su kullanımının akılcı hale getirilmesi ve verimliliğin artırılması, sulak alanların korunması, yeraltı suyu kullanımının kontrol altına alınması, su kalitesinin iyileştirilmesi, etkin ve düzenli denetleme mekanizmaları kurulması gerekmektedir.<br><br>Diğer yandan, sürekli artan su talebinin iyi yönetilmesi ve sektörel su kullanımının akılcı hale getirilmesi oldukça önemlidir. Bugün, su kaynaklarının %74’ü tarımda, %15’i evsel ve %11’i de sanayide kullanılırken su gibi yaşamsal bir kaynağın iyi yönetilmesi ve akılcı kullanılmasında tüm sektörlere büyük rol düşüyor.<br>Öte yandan, sürdürülebilir olmayan uygulamalar su kaynakları ve yaşam verdiği doğal hayatın yanı sıra bu sektörlerin de geleceği üzerinde büyük risk yaratıyor.<br><br>Öncelikle tarımda suyun etkin kullanımı, ürün deseninde su kaynaklarına uygun ürün seçimi ve planlamalara suyun bir değişken olarak dâhil edilmesi oldukça önemli. Diğer yandan, sanayi kuruluşlarının su kaynakları üzerinde miktar ve kalite anlamındaki etkilerini en aza indirmeleri de bu sürece katkı sağlayacak diğer bir unsurdur. Artan kentsel nüfusun su ve enerji talebini yönetmek ve su kaynakları üzerindeki etkinin farkında olarak yatırımların yönlendirilmesi, suyun şehirlerde etkin kullanılmasının sağlanması da su kaynaklarının korunmasında ön plana çıkmaktadır.<br><br>Son 50 yılda kaybedilen 3 Van Gölü büyüklüğündeki sulak alan aslında kuraklığa karşı olan hassasiyetin bir daha altını çizmektedir. Sulak alanların ekolojik ve ekonomik işlevlerinin kaybolmaması için nehir havzası ölçeğinde özellikle sulak alanların korunmasına öncelik verilmelidir.<br><br>Türkiye’de nehir havzası ölçeğinde etkileri göz önünde bulundurulmadan gerçekleştirilen su altyapı planlamaları da bugün kuraklık karşısındaki kırılganlığımızın temel nedenlerinden biridir. Havzalararası su transferi projeleri veya barajlar çoğu zaman nehirlerin bağlantısını sekteye uğratmakta ve nehir ekosistemlerinin devamlılığı üzerinde bir risk oluşturmaktadır. Bu planlamaların yapılırken yatırımların uzun vadeli çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri göz önünde bulundurulmalı ve nehir havzası ölçeğinde planlanmalıdır.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-04-12 09:52:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/503408973</guid>
      </item>
      <item>
         <title>kuraklıktan en çok hayvanlar etkilenir</title>
         <author>emreozekao10</author>
         <link>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/503419895</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/524103739/119287aca785adbb7658816b19eb60f9/kuraklik.jpg" />
         <pubDate>2020-04-12 10:15:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/503419895</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Türkiye&#39;de kuraklık tehlikesi artıyor !</title>
         <author>emreozekao10</author>
         <link>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/503421447</link>
         <description><![CDATA[<div>Dünyada iklim değişikliğinin en çok etkilediği bölgelerden biri olan Akdeniz havzasında yer alan Türkiye'de, kuraklık tehlikesi her geçen yıl daha fazla hissediliyor. Kış mevsiminin bitimine haftalar kalmışken, hâlâ ülkenin önemli bölümünde kar ve yağmur yağmaması, hem tarım üreticilerini hem de iklim uzmanlarını endişelendiriyor.</div><div>Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, Türkiye genelinde alansal yağış miktarı 2009’dan bu yana yüzde 20 azalmış durumda. Aynı verilere göre, Aralık 2017'de yağışlar ülke genelinde normal sayılan miktarın yüzde 29,2 gerisine düşerken, Aralık 2016 yağışlarına göre ise azalma yüzde 31,7 olarak gerçekleşti.</div><div><strong> “Türkiye 20 yıl sonra su fakiri olacak”</strong></div><div>Yaz mevsiminde bastıran sağanak yağışlar nedeniyle büyük kentlerde görülen sel faciaları giderek sıklaşırken, kış mevsiminde ülke genelinde yağışların azalması ise "kış kuraklığı" endişesini artırıyor. DW Türkçe’ye konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, kış aylarının şimdi olduğu gibi kurak geçmesinin yaz kuraklığından daha büyük bir tehlike olduğunu belirtiyor. Pek çok tarım ürününün büyümesi ve su havzalarının dolması için yağışların bu dönemde olması gerektiğini vurgulayan Kadıoğlu, “Türkiye şu anda su stresi yaşayan bir ülke. Sürekli susuz kalma korkusuyla yaşıyoruz. 1990’da 3 bin metreküp civarında olan kişi başına su miktarı, 2030-2040’lardan itibaren 700 metreküpe kadar gerileyecek. Dolayısıyla Türkiye resmen su fakiri bir ülke haline gelecek” diye konuşuyor.</div><div>Dünya Bankası’nın yaptığı bir çalışmaya göre, nüfus artışı dikkate alındığında Türkiye her geçen yıl su fakiri bir ülke olmaya daha da yaklaşıyor. Şu an yaklaşık bin 500 metreküp olan kişi başına düşen su miktarının 2030’da bin 100 metreküplere düşeceği, 2040’larda ise 700 metreküplere kadar gerileyebileceği öngörülüyor. Uluslararası normlara göre, kişi başına 2 bin metreküpün altındaki ülkeler için "su azlığı", bin metreküpün altındaki ülkeler ise "su fakirliği" tanımı yapılıyor. <strong>Ankara’nın doğusu kuraklığa teslim</strong></div><div>Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) Türkiye İklim ve Enerji Yönetmeni Mustafa Berke ise DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Türkiye’de en son 2007-2008’de oldukça kurak bir dönem yaşandığını hatırlatarak, “Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, son 12 aya baktığımızda da yağışların mevsim ortalamalarının oldukça altına düştüğünü görüyoruz. Özellikle Ankara’nın doğusunda neredeyse her yere sirayet eden bir kuraklık söz konusu” diyor. Türkiye’nin geniş Akdeniz havzasının bir parçası olduğunu ve bu havzanın dünyada iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgeler arasında yer aldığını dile getiren Berke, “Dolayısıyla yakın gelecekte toplam yağış miktarında azalma ile birlikte, yağış rejiminde değişim yani kar yağışının azalması ve dönemsel aşırı yağışlarla sel tehlikesinin artması ve sıcaklıkların artması gibi gelişmeler bekleniyor” diye konuşuyor. <br><strong>“1 kg pamuk için 12 ton su harcanıyor”</strong></div><div>Peki Türkiye’yi giderek etkisi altına alan kuraklık ve su sıkıntısı tehlikesi ile baş etmek mümkün mü?</div><div>Kadıoğlu’na göre, iklim değişikliğinin yarattığı olumsuz etkileri tamamen engellemek mümkün olmasa da etkilerini yavaşlatacak önlemler alınabilir. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığına işaret eden Kadıoğlu, yakın gelecekte Türkiye’nin çok su tüketen bazı tarım ürünlerini üretmek yerine ithal etmesi gerekebileceğini dile getiriyor. Kadıoğlu, şunları söylüyor: “Buğday gibi az su kullanan stratejik ürünleri üretmeye devam ederken, şeker pancarı ve pamuk gibi çok su tüketen ürünler dışarıdan alınabilir. Bir kilogram pamuk üretmek için 12 ton su kullanıldığını unutmayalım. Ayrıca Türkiye’de ileride çok iyi tarım arazileri olabilecek bazı bölgeler hızla konut projelerine, yerleşim bölgesi olmaya açılıyor. Bu durum da gelecekte yaşanacak tarımsal üretim sıkıntılarına neden olabilir.”</div><div>Mustafa Berke ise yakın gelecekte iklim değişikliğinin etkilerini en fazla hissedecek ülkelerden biri olacak olan Türkiye’nin kuraklığa karşı alması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: “Türkiye’nin enerji politikalarını, kentleşme stratejilerini ve tarımsal üretim yöntemlerini yeni döneme uygun hâle getirmesi gerekiyor. Özellikle gelecekteki su bütçemizi şimdiden hesaplamak zorundayız.”</div><div><strong> “Tarımsal sulama eğitimi verilmeli”</strong></div><div>Türkiye’de kuraklığın en fazla etkilediği alan hiç kuşkusuz tarımsal üretim oluyor. Özellikle Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu gibi tarımsal üretim merkezlerinin yarı kurak bir iklime sahip olmasının yanı sıra yağışların azalması ve yanlış su kullanımı gibi nedenlerle gıda üretiminde ciddi azalmalar gündeme gelebiliyor. DW Türkçe’ye konuşan Akdeniz Yaş Meyve ve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Kavak, son 20 yıla bakıldığında mevsim geçişlerinin değiştiğini ve küresel ısınmanın etkilerinin çok daha fazla hissedilmeye başlandığını dile getiriyor. "Şu anda üretimde çok ciddi bir kuraklık tehlikesi yaşamıyor olsak da gelecek açısından tehlike var” diyen Kavak, "Su kullanımı ve sulama teknikleri konusunda çok ciddi bir eğitim verilmesi gerekiyor. Bunu başaramazsak tarımsal üretimimiz büyük zarar görebilir” diye konuşuyor.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-04-12 10:18:27 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/503421447</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ülkemizde kuraklıktan etkilenen göller</title>
         <author>emreozekao10</author>
         <link>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/503424843</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/524103739/bbdc7c48695453c7f418583bc0f246c4/kuraklik2.jpg" />
         <pubDate>2020-04-12 10:25:54 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/503424843</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Su hayattır ! Kuraklıktan en çok hayvanlar etkilenir</title>
         <author>emreozekao10</author>
         <link>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/591037935</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/524103739/119287aca785adbb7658816b19eb60f9/kuraklik.jpg" />
         <pubDate>2020-05-24 08:49:24 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/591037935</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KURAKLIK AYNI ZAMANDA İNSANLARIDA ETKİLER</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/843937144</link>
         <description><![CDATA[<div>MERİSSA</div>]]></description>
         <enclosure url="http://mavi-damla.com/images/suyu-israf-etmeyelim-kuraklik.jpg" />
         <pubDate>2020-10-20 07:44:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/emreozekao10/Bookmarks/wish/843937144</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
