<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>10/D Türk Dili ve Edebiyatı by Betül Özkan</title>
      <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj</link>
      <description>Tiyatro örnekleri</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2022-04-28 07:20:43 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2023-11-19 11:01:50 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>Hayallerine giden yolda asla vazgeçme</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2170307259</link>
         <description><![CDATA[<div><em>(Baba-Osman Bey- kızının-Begüm-futbol oynamasından rahatsızdır ve bunu kızına açıklamaya karar verir.)</em><br><strong>Osman Bey:</strong> Begüm neden diğer kızlar gibi ip atlamıyorsun ya da voleybol oynamıyorsun da sürekli futbol oynuyorsun?<br><strong>Begüm: </strong>Çünkü futbol oynamak beni mutlu ediyor baba. Galiba neden böyle bir şey sorduğunu anladım sen de mi diğer insanlar gibi futbolun erkek oyunu olduğunu mu düşünüyorsun?<br><strong>Osman Bey: </strong>Ben böyle bir şey düşünmesem bile insanlar üstünde baskı kuracak ve ben senin üzülmeni istemiyorum. Fakat gördüğüme göre sen bu işin üstünden gelebilirsin. Sana inanıyorum evladım.<br><strong>Begüm: </strong>Babacığım seni çok seviyorum. Güvenini boşa çıkarmayacağıma söz veriyorum.<br><em>(Osman Bey, Begüm'ü bir futbol kulübüne yazdırır ve Begüm orada büyük başarılara imza atar. Tabii ki insan her şeyi başaracak diye bir kural yok, başarısızlıkları da oldu. Fakat her zaman arkasında dağ gibi babası vardı ve her zaman onun destekçisidiydi.)</em><br>...<br><br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-04 17:22:29 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2170307259</guid>
      </item>
      <item>
         <title>IO/D Utku Sarıkaya</title>
         <author>usarikaya2006</author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2171878403</link>
         <description><![CDATA[<div>Kut'ül Amare<br>Kût'ül-Amâre Kuşatması, I. Dünya Savaşı'nın Irak Cephesi'nde, İtilaf Devletleri ile İttifak Devletleri arasında gerçekleşmiş bir kuşatma muharebesidir. 8.000 askerden oluşan İngiliz-Hint garnizonu Bağdat'ın 160 kilometre güneyinde Kut kasabasında Osmanlı ordusu tarafından kuşatılır.<br>(Mustafa oğlu Hüsnü, fakir bir ailenin oğludur. Babası izin vermediği için eğitim görmemiştir. Deri işçisi olarak çalışmaktadır.Halit oğlu Kemal, yüksek gelirli ailenin oğludur. Üniversitede felsefe okuyan başarılı bir gençtir.)<br>Hüsnü ve Kemal, Osmanlı Devleti'nin seferberlik ilan etmesiyle orduya alınırlar ve Irak Cephesi'ne İngilizlere karşı savunma yapmak için gönderilirler.<br>Hüsnü 13. Kolordusunda, Kemal ise 18. Kolordusundaydı.<br>Aşağıda Selman-ı Pak şehrinde Kut Kuşatması'ndan 2 gün önce konuştukları sohbet bölümünü okuyacaksınız.<br>Hüsnü --&nbsp; Hava da amma sıcak ha.(Alnındaki teri koluyla siler.)<br>Kemal -- Çöldeyiz ne de olsa. Gayet normal bu sıcaklar.<br>Hüsnü -- Tabii... Ne güzel Selanik'te olacaktık. Cihan Harbi olmayacak, çatışma olmayacak. Ne iyi olurdu be.<br>Kemal --Selanik'i kaybettik haberin yok mu?<br>Hüsnü -- Attın sen de iyice.<br>Kemal -- Hayır, ciddiyim. Balkanlarda harp yaşadık da Yunanlar işgal etti ya.<br>Hüsnü -- Hayda... Bu hoş olmadı işte.<br>Kemal -- Evet, hiç iyi olmadı.<br>Hüsnü -- Bu arada harpten ne haber?<br>Kemal -- 2 gün sonra Kut'a gidecekmişiz. Sonra orayı kuşatmaya çalışacakmışız.<br>Hüsnü -- He, anladım.<br>Kemal -- Niye bu harbe dahil olduğumuzu hala anlamış değilim.<br>Hüsnü --Anlamadım?<br>Kemal --Ben de onu diyorum işte. Niye harbe katıldık? Koca devlet, çok ciddi bir çökme dönemine giriyor ve hükümet kenara çekilip yaralarını sarmaya çalışacağına yaraya tuz basıyor.Ne diye bir iki Almanın&nbsp; lafını dinleyip harbe girdiysek artık.<br>Hüsnü --Ama deme öyle Kemal. Evet, çok toprak kaybetmiş olabiliriz ama belki de bu harp sayesinde topraklarımızı geri alabiliriz. En azından denemiş oluyoruz.<br>Kemal -- Hüsnü, bu tarz işler etkisi büyük işlerdir. En ufak riski bile düşünmen lazım.&nbsp; Nasrettin Hoca gibi göle maya çalmıyoruz, "Ya tutarsa?" diyemeyiz. Harbe giriyoruz. Ya bu harp de Balkan Harbi gibi biterse ne yapacağız? Kalan toprakları kaybetme ihtimalimiz çok fazla.<br>Hüsnü -- Ama Çanakkale'de düşmanı geçirmedik, ona ne diyeceksin?<br>Kemal -- İyi hoş da, nasıl kazandık orada?<br>Hüsnü -- Seyit Onbaşı, Mustafa Kemal ve diğer asker arkadaşlarımızın kahramanlıkları ile tabii ki.<br>Kemal -- Heh, Seyit Onbaşı mesela neden 200 kilodan fazla mermi taşımak zorunda kaldı, hem de birçok defa?<br>Hüsnü -- Valla, benim bildiğim mermiyi taşıyan vinç bozulmuş.<br>Kemal -- Peki sana sorarım. Neden daha sonrasında hemen tamir etmediler? Neden Onbaşımız o kadar ağır mermi taşımak zorunda kaldı? Koca ülkede vinci tamir edecek insan mı yok? Hadi yok diyelim, Seyit Onbaşı mermileri taşımak zorunda kaldığında kimse mi yardım etmedi? 600 yıl ayakta kalmış koca imparatorluk, bir mermi vinci bozulduğu için mi yıkılacaktı? Neden sıkça zor durumlarla karşı karşıya kaldık?<br>Hüsnü -- Çünkü savaşacak durumda değiliz.<br>Kemal -- Evet! Ondan bahsediyorum.<br>Hüsnü -- Tamam tamam. Artık girdik&nbsp; harbe.&nbsp; Yapacak bişey yok, savaşacağız.<br>Kemal -- Biliyorum bilmesine ama işte... Aklımdan gitmiyor.<br>Hüsnü -- (Matara uzatır.)Al bakayım şunu.<br>Kemal -- Bu nedir?<br>Hüsnü --Yahu sen iç.<br>Kemal --(Matarayı alıp, içer) Bu ne biçim şey böyle!<br>Hüsnü --(Güler.) Haha, sek rakıydı. Noldu yaktı mı?<br>Kemal -- Yaktı tabii. Aah, bıktım senin bu aptal şakalarından! Su ver bari.<br>Hüsnü -- (Su uzatır.)Al, İç şu suyu hadi.<br>Kemal -- (Suyu içer.)Gitmiyor da acılığı.<br>Hüsnü -- Amma söylendin be! Altı üstü sek rakı içtin.<br>Kemal -- Bu arada, bu rakıyı nasıl getirdin buraya?<br>Hüsnü -- Söyleyeyim de hemen ispitle değil mi?<br>Kemal -- Yok canım daha neler. Niçin ispitleyecekmişim seni?<br>Hüsnü -- Olmaz söyleyemem.<br>Kemal -- Söylemezsen söyleme!<br>Hüsnü -- Söylemeyeceğim zaten.<br>Nureddin Paşa -- Hey, ikiniz derhal gelin buraya!<br>Hüsnü -- (İkisi de paşanın yanına gider.)Hayırdır inşallah Paşam?<br>Kemal -- Buyrun Paşam!<br>Nureddin Paşa --(Eliyle cephane taşıyan askerleri gösterir.)Şu cephane taşıyanların yanına gidin, yardım edin. Bir işe yarayın.Kenarda sohbet edeceğinize faydanız dokunsun.<br>Kemal -- Derhal Paşam.<br>Hüsnü -- Emredersiniz Paşam.<br>Aradan 2-3 saat geçer ve Hüsnü ile Kemal tüfeklerin mermilerini doldururlar.<br>Nureddin Paşa --Millet! 2 gün sonra Kut'u kuşatmaya gideceğiz. Ona göre cephanelerinizi kontrol edin. Eksik varsa şimdiden söyleyin. Düşmanla burun burunayken söylemeyin, sinirimi bozmayın.<br>Hüsnü -- Bu Nureddin Paşa da baya öfkeli bu aralar.<br>Kemal -- Ne bekliyordun? Sana öpücük verip arkandan "Hadi oğlum, dikkat et bak!" demesini mi bekliyordun?<br>Hüsnü -- Hayır, tabii ki beklemiyorum. Ne anamdır ne babamdır kendisi.<br>Kemal -- Boşver bunu şimdi. Al bu tüfekleri dağıt askerlere.<br>Hüsnü -- Tamam da bir şey soracağım sana.&nbsp;<br>Kemal -- Buyur.<br>Hüsnü -- Kut tam olarak nerede?<br>Kemal -- Nasıl nerede?<br>Hüsnü -- Baya nerede?<br>Kemal -- Yok artık. Nereye saldıracağını bilmeden mi gideceksin oraya?<br>Hüsnü -- Yahu ben buraları hiç bilmem. Benim hayatım İstanbul'da deri işçisi olarak geçti. İstanbul'dan da pek sık çıkmadım. En uzağa gittiğim yer&nbsp; İznik.&nbsp;<br>Kemal -- Hm... Anladım. Dur sana harita bulup göstereyim.<br>(Harita bulmak için çadırlara bakar.)<br>Teğmen-- Ne diye gezinip duruyorsun ortada?<br>Kemal -- Harita arıyordum.<br>Teğmen -- Bırak şimdi haritayı. Git tüfekleri dağıt.<br>Kemal -- Peki, efendim .<br>( O anda bir asker telaşlı bir şekilde koşarak teğmenin yanına gelir.)<br>Asker -- Efendim!<br>Teğmen -- Söyle asker.<br>Asker -- (Nefes nefese kalır.)İngilizler yaklaşıyor!<br>Teğmen -- Eyvah, bu kadar çabuk olacaklarını hiç düşünmemiştik. Git ve herkese derhal savunma mevzilerine geçmelerini söyle. Ben de Nureddin Paşa'ya haber vereceğim.<br>Asker -- Emredersiniz efendim!<br>(Bunu duyan Kemal hızlıca Hüsnü'nün yanına gider.)<br>Kemal -- Olamaz. Hüsnü! Hüsnü!<br>(O esnada askerler aceleyle mevzilerine gidiyordu.)<br>Hüsnü -- Ne oldu Kemal? Herkes çıldırmış gibi etrafta koşuşuyor.&nbsp;<br>Kemal -- İngilizler geliyor buraya Hüsnü. Alabildiğince tüfek al. Diğer askerlere dağıtalım hızlıca.<br>İngilizler 22 Kasım 1915'de Selman-ı Pak mevzilerindeki Osmanlı askerlerine ağır bir saldırı başlatır. 3 gün süren bu savaşta İngilizler ağır bir yenilgi alarak mevzileri geçemediler. İngilizler, yenilginin ardından Kut şehrine geri çekilmeye başladı. İngilizleri takip eden Osmanlı askerleri, İngilizleri Kut şehrinde kuşatma altına aldı. 7 Aralık'ta Kut'ta sıkışan İngilizler destek kuvvetlerini bekliyordu.)<br>Aşağıda Goltz Paşa ile Nureddin Paşa arasındaki kısa konuşmaları okuyacaksınız.<br>Goltz Paşa --&nbsp; Herr Nureddin, kuşatma başarılı oldu. İngilizler bize kuşatma için harika fırsat verdiler. Sizi tebrik ederim.(Alkışlar.)<br>Nureddin Paşa -- Evet Goltz Efendim, Kut şehrinde sıkışıp kaldılar. Bir kez daha saldırdık mı işleri biter.<br>Goltz Paşa -- Nein, Herr Nureddin. Kuşatmış olabiliriz İngilizleri fakat savunmalarını aşmak çok zor olacaktır. En iyisi onları proviant (erzak) sıkıntısına sokmaktır.<br>Nureddin Paşa -- Bu çok uzun sürer. O zamana kadar destek kuvvetleri çağırıp işimizi iyice zorlaştırabilirler.&nbsp; Zaten güç kuşattık onları. En kısa sürede işlerini bitirmek zorundayız.<br>Goltz Paşa -- Fakat Herr Nured-<br>Nureddin Paşa -- (Bağırır.)Yeter! Hücum edeceğiz. Üstelik&nbsp; tüm gücümüzle. Ben askerlerime güveniyorum.<br>Goltz Paşa --&nbsp; (Öfkelenir fakat üslubuna dikkat eder.)Üslubunuza dikkat edin Herr Nureddin. Sizin bildiğiniz kadar ben de biliyorum. Fakat&nbsp; orayı almak zor olacaktır. Savunmaları çok düzgün.<br>Nureddin Paşa --(Alaycı bir şekilde konuşur.) Tabii tabii...<br>24 Aralık'ta Nureddin Paşa komutasındaki Osmanlı askerleri, Kut'ta sıkışmış olan İngilizler üstüne saldırmaya başlar. Fakat Osmanlı askerleri İngilizlerin savunmalarını geçemez. Böylelikle Nureddin Paşa yaklaşık 3.000 Osmanlı askerini kaybeder.<br>Aşağıda Kut Kuşatması sonrasında Kut şehrinin 1-2&nbsp; km kuzeyinde kurulmuş&nbsp; Osmanlı mevzilerinden Hüsnü ile Kemal'in akşam konuştuklarını okuyacaksınız.<br>Hüsnü -- Kemal.<br>Kemal -- Buyur Hüsnü.<br>Hüsnü -- Biz bu İngilizleri kuşattık ya.<br>Kemal -- Evet.<br>Hüsnü -- Şimdi İngilizler bizi her açıdan vuramaz mı?<br>Kemal -- Nasıl?<br>Hüsnü -- Kuşattık ya hani. Eğer herhangi bir yöne atış yaparlarsa bizi her türlü vurmuş olacaklar.<br>Kemal -- Hüsnü saçmaladın&nbsp; iyice. Apaçık durmuyoruz ya ortada. Siperlerin içindeyiz. Hatta senin dediğin gibi saldırsalar işimize&nbsp; gelir çünkü şuan hiçbir şekilde erzak alamazlar dışarıdan. Yani kalan kaynaklarını da israf etmiş olurlar.<br>Hüsnü -- Anladım.<br>(Önceki Teğmen yüksekçe bir yere çıkarak askerlere seslenir.)<br>Teğmen -- Askerler! Goltz Paşa Nureddin Paşa'yı görevden aldı(Noldu lan Nuro). Onun yerine Halil Paşa gelmiştir, bilginize. (Herkes birbirleriyle konuşmaya başlar.) Heh, bu arada söylemeyi unuttum. 13. Kolordu, Kut şehrindeki İngilizlere yardım etmeye gelen İngiliz kuvvetlerini tutmak için yarın Şeyh Sad'a gidecektir.<br>(Hüsnü ile Kemal birbirlerine şaşkınlıkla bakar.)<br>Kemal -- Yani ayrılıyor muyuz Hüsnü?<br>Hüsnü -- Öyle görünüyor Kemal. Yarın Şeyh Sad'a gidiyorum. Muhtemelen sabah erkenden gitmiş oluruz. Yani sabah görüşemeyebiliriz.<br>Kemal -- (Birbirlerine sarılırlar.) Ah be Hüsnü, buraya&nbsp; kadarmış dostluğumuz. Eğer ikimiz de şehit düşmezsek ve Cihan Harbi biterse seninle Selanik'e gidelim.<br>Hüsnü -- Ne güzel olur be!<br>Kemal -- Senin bana içirdiğin rakı hala duruyor mu?<br>Hüsnü -- Şşşt. (Fısıldar.)Alçak sesle konuş. Duyacak biri, ele verecen bizi.<br>Kemal -- Tamam tamam. Kenarda&nbsp; son bir kez içelim diyorum. Ne dersin?<br>Hüsnü -- Olur. Hazırlarım hemen.<br>Kemal -- Bana yine sek rakı içirme yoksa daha İngilizleri görmeden şehit olursun.<br>Hüsnü -- Ay çok korktum gerçekten.<br>Kemal --(Güler.) Hadi Hüsnü Çoban hadi.<br>Hüsnü -- Hüsnü Çoban kim?<br>Kemal -- İstanbul'da arka mahallelerde duymuştum.<br>Hüsnü -- Hee, Allah bilir bir de onunla ilgili ortaoyun yaparlar da 15 yıl sürer.<br>Kemal -- 15 yıl süren ortaoyun mu olur, Allah aşkına?<br>Hüsnü -- Tutarsa olur.<br>13. Kolordu, 26 Aralık'ta Şeyh Sad'a giderken İngilizler Şeyh Sad'a saldırı düzenleyip Osmanlı birliklerini Felahiye'ye kadar geri çekilmelerine neden oldu. İçlerinde Hüsnü'nün de yer aldığı Ali İhsan Bey'in birlikleri Sabis Tepesi'nde mevzilendi. Oraya saldırı başlatan İngilizler 3.000, Osmanlılar 268 şehit vermişti.&nbsp;<br>Yine o Teğmen şehit düşenlerin isimlerini 18. Kolorduya okuduğu anı okuyacaksınız.<br>Teğmen -- Askerler! Beni dinleyin. Sabis Tepesi'ne yapılan İngiliz saldırısından sonra şehit düşen dostlarımızın isimlerini okuyacağım.<br>(Kemal dikkatle dinler.)<br>-Adem oğlu Ahmet<br>-Bahadır oğlu Burak<br>-Cafer oğlu Çelebi<br>-Hakan oğlu Hüseyin<br>-Kemal oğlu Kamber<br>-Kazım oğlu Ahmet<br>-Levent oğlu Lokman<br>-Mahir oğlu Kerim<br>-Murat oğlu Mesut<br>-Mustafa oğlu Hüsnü<br>-Sabri oğlu Bilal<br>(...)<br>ve son olarak Şükrü oğlu Sıtkı. Vatan sağ olsun.<br>Kemal -- Gerçekten de buraya kadarmış dostluğumuz.<br><br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-05 18:11:24 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2171878403</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kayıp Kedi </title>
         <author>bhhkaya893</author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2171958632</link>
         <description><![CDATA[<div>(Ayşe okuldan eve geldiğinde kedisini bulamaz. Ailesine haber verir, apartmanda kedisini ararlar. Fatma iki mahelle ötede oturuyor. Sokakta üşümüş kediyi görünce eve alır.)&nbsp;<br>-Ayse'nin babası- Kızım hepimiz çok üzgünüz kedimizi bulmak için kayıp ilanı verelim.Mahellemizin tüm sokak başlarına yapıştıralım.<br>-Ayşe- Çok iyi fikir babacığım.<br>(Ertesi gün baba kız ilanları yapıştırırlar. Fatma eve kediyi götürdüğünde annesinin şaşkın bakışlarıyla karşılaşır.)<br>-Fatma'nın annesi- Kızım hayırdır bu kedi nereden çıktı?<br>-Fatma- Anneciğim sokakta gördüğümde çok üşüyordu, kıyamadım öyle bırakmaya.<br>-Fatma'nın annesi- Fatmacığım kedi acıkmıştır, süt verelim.<br>(Günler geçtikçe kediye iyice alışırlar kedi evin maskodu haline gelir.Fatma'nın annesi alışverişten dönerken kedinin kayıp ilanını görür. İlanı telefonuna çeker, Fatma'nın okuldan gelmesini bekler.)<br>-Fatma'nın annesi- Kızııım yanıma gelir misin konuşmak istediğim bir konu var.<br>-Fatma- Tamam anneciğim elimi yıkayıp geliyorum.&nbsp;<br>(Fatma'nın annesi ilanı kızına gösterir.)<br>-Fatma- Kediyi vermek istemiyorum, onu ben buldum.<br>-Fatma'nın annesi- Söylediğin şeyin doğru olmadığını sende biliyorsun. İlandaki telefonu aramamız gerekli.<br>-Fatma- Tamam anneciğim.<br>(Anne ilandaki telefonu arar ertesi gün buluşurlar. Ayşe kedisini görünce sevinç çığlıkları atar.)<br>-Ayşe- Çok teşekkür ederim.<br>-Fatma- Rica ederim yaramaz kedine iyi bak.<br>-Ayşe- Ne zaman istersen kedimi sevmeye gelebilirsin.<br>-Fatma- Çok teşekkür ederim.<br>(Her ikiside mutlu bir şekilde ayrılıp evlerinin yollarını tutarlar. Fatma bundan sonra sıksık kediyi görmeye Ayşelere gider.)</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-05 19:10:48 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2171958632</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gunesdepe1</author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174319023</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/899724713/13d4b384d5cebf5665fd05bad56a5324/T_YATRO.docx" />
         <pubDate>2022-05-08 10:15:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174319023</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Unutulmuş Kefaretler</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174389265</link>
         <description><![CDATA[<div>(Bir ada hapishanesinde “Korkuluk” adıyla anılan bir mahkum vardır. Bir gün yanındaki boş hücreye bir Kont getirilir.)<br><br></div><div>Kont: Bırakın beni! Soylu bir ailenin kanını taşıyan bir adamı nasıl olur da rıhtımda kaçakçılık yapmakla suçlarsınız?<br><br></div><div>Gardiyan: Kapıyı kapatın. Hemen!<br><br></div><div>Kont: Bu kasaba benim gemilerim sayesinde geçiniyor. Yaptıklarınızı yanınıza bırakmayacağım!<br><br></div><div>(Kont sinirle kapıyı yumruklamaya başlar ve beton hücre duvarını kazmaya çalışır. Yan hücreden bir ses gelir.)<br><br></div><div>Mahkum “Korkuluk”: Boşuna kazmaya çalışma. Ben yıllardır deniyorum; hala buradayım.<br><br></div><div>Kont: Sen de kimsin?<br><br></div><div>Mahkum “Korkuluk”: Seni burada anlayabilecek en iyi kader ortağıyım…<br><br></div><div>Kont: Tanrım sen bana yardım et. Asılsız iftiralar, sinir bozucu hapishane nöbetçileri ve şimdi de kader ortağı. Harika.<br><br></div><div>Mahkum “Korkuluk”: Söylesene, “Soylu bir kan” taşıyan bir adamı; farelerin cirit attığı, güneş ışığının girmediği ve Tanrı’nın bile unuttuğu bu havasız yere neden gönderdiler?<br><br></div><div>Kont: Gemilerimin getirdiği mallar rıhtımdan boşaltılırken çalışanlarımdan biri birkaç kasayı çalmış. Tabi ki de bu olay benim üstüme kaldığından iş ortağım beni suçladı. Ve o sürekli vakitlerinin değerli olduğunu söyleyen, gözleri paradan ve kendisinden başkasını görmeyen yargıçlar delil aramadan beni buraya gönderdiler.<br><br></div><div>Mahkum “Korkuluk”: haha, tam da tahmin ettiğim gibi.<br><br></div><div>Kont: Bu da ne demek?<br><br></div><div>(Mahkum saklandığı karanlıktan çıkarak Kont’un onu görebilmesi için kapıya yaklaşır.)<br><br></div><div>Mahkum “Korkuluk”: Patron Philippe, kaderin karanlık yolları bizi burada tekrar karşılaştırdı.<br><br></div><div>Kont: Ama sen-<br><br></div><div>Mahkum “Korkuluk”: 10 yıl önce sadece hanesini geçindirmeye çalışan bir genci hırsızlıkla ve mektuplarını okumakla suçladın. Ailesinden, sevdiği kadının kokusundan ayırdın. Kendisini savunmasına izin vermeden onu buraya attırdın. Söylesene, o bencil yargıçlardan senin ne farkın vardı?<br><br></div><div>Kont: Şu ana kadar burada öldüğünü düşünmüştüm.<br><br></div><div>Mahkum “Korkuluk”: (Kurnazca gülerek) Hiç değişmemişsin Patron Philippe. Sürekli acımasız kaçamak cevaplar… Ama yok, ömrümün bir kısmını tükettiğim şu rutubetli yerden birkaç güne çıkacağım. Üstelik intikamımı almış bir şekilde…<br><br></div><div>Kont: Sendin değil mi? Sırf bir intikam uğruna gardiyanlara rüşvet vererek çalışanlarımdan malları kaçırmalarını istedin.<br><br></div><div>Mahkum “Korkuluk”: Tebrikler Patron Philippe, doğru bildiniz...Pekala her şeyi öğrendiğinize göre burada kalan zamanımı, çıktığımda yapacağım şeyleri düşünerek geçirmek istiyorum.<br><br></div><div>(Mahkum karanlığa geri çekilir. Ortam sessizleşir. Kont Philippe kederli bir iç çekişle yaptıklarını sorgular. Ve 1 hafta sonra mahkumun çıkış günü gelir.)<br><br></div><div>Mahkum “Korkuluk”: Patron Philippe, sonunda buradan gidiyorum. Size tavsiyem günah çıkartmak isterseniz karşınızdaki hücrede olan rahibe seslenin. Sonuçta hepimiz bir şeylerin yükünü taşıyoruz.<br><br></div><div>Kont: Eksik olma Korkuluk.<br><br></div><div>(Kont, pişmanlığının çaresiz hissiyle gözlerini kapatır.)<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-08 12:46:34 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174389265</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174481324</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/1139875522/c1c6640e70b750f451f5ecd0c244b9fb/T_YATRO.docx" />
         <pubDate>2022-05-08 15:16:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174481324</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174495860</link>
         <description><![CDATA[<div>     Özel bir lise öğrencisi olan Anastasia, bahar şenliklerini kutlamak için okuluna gider. En yakın arkadaşlarından biri olan Jackson şenlik için bir sihirbazlık gösterisi planlamıştır. Anastasia, onu çıkarması için Jackson'ı sıkı sıkı tembihlemiştir. Gösteri zamanında geldiğinde Jackson kutusuyla birlikte sahneye çıkıp kutusunu yerine yerleştirmiştir.&nbsp;<br><br>Jackson: Hoşgeldiniz. Şimdi size mükemmel sihirbazlık gösterimi yapacağım (Kutunun kapağını açar.). Bu kutuya girecek kişiyi sihirli sözlerim ile kaybedeceğim. Gönüllü var mı? (Seyircilere bakıp Anastasia'nın olduğu tarafa bakar.)&nbsp;<br><br>Jackson: Şuradaki hanımefendi, lütfen sahneye gelin (Anastasia sahneye çıkıp kutunun içine girer, Jackson kapağı kapatır.)&nbsp;<br><br>Jackson: Abrakadabra!&nbsp;<br><br>(Jackson seyircilerle sihirli sözleri söylerken Anastasia'nın üzerinde durduğu platform bir anda aşağı inmeye başlar. Jackson sihirli sözleri söylemeyi bitirdiğinde kapağı tekrar açar. Bu sırada Anastasia indiği yerin nasıl bir yer olduğunu keşfetmektedir. İlk başta çok şaşırır, okulun böyle bir yeri olduğunu bilmiyordur. Burası ne kadar da okulun eskiden kullanılan bir yeri olsa da Anastasia eski bir hastane ofisine benzetmiştir. Etrafı inceledikçe okulun tarihine dayalı yeni şeyler öğrenmektedir. Avukat olan annesi eskiden bu okulun avukatlığını yaptığı için arada annesinin ismine de denk gelmekteydi. Annesi hiçbir zaman okuldan neden ayrıldığını ona anlatmamıştı. Anastasia işe yarar bir şeyler bulma umuduyla belgeleri karıştırmaya, annesinin adını gördüğü her belgeyi toplamaya başlamıştır. Belgelere bakarken eski bir çalışma masası görür. Masanın üzerinde "Müdür Alvin Craig" yazıyordur. Eski müdürleri olduğunu düşünerek masanın kilitli bir çekmecesi olduğunu fark eder. Çekmeceyi açmaya çalışır. Çekmece hâlâ kilitlidir fakat çok eski olduğu için sağlam değildir. Anastasia biraz uğraşır ve kilidi açmayı başarır. Çekmecede üzerinde annesinin resmi olan sarı kapaklı bir dosya görür. Dosyayı okuyunca şok olan Anastasia binanın merdivenlerini bulur ve hızlıca eve gider. Kapıyı açıp eve geldiğinde annesini elindekinin aynısı olan sarı belge ile gözyaşları içinde ağlarken bulur.)</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-08 15:38:30 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174495860</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Mağara Duvarlarındaki Çığlık</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174541054</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/1367875519/6d3b1bd53baa566d708b667f7c0b2078/Ma_ara_Duvarlar_ndaki____l_k.docx" />
         <pubDate>2022-05-08 16:49:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174541054</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174593106</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/1690911234/75d8b3c6fc58b74c37c4db9d5027eab8/Nurettin_Abi_nin_K_yag__.docx" />
         <pubDate>2022-05-08 18:16:33 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174593106</guid>
      </item>
      <item>
         <title>simalusul</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174625668</link>
         <description><![CDATA[<div>doktor ve yasli amca<br>Yaşlı amca ruhsal tedavi merkezinde yatmaktadır her seferinde bir yolunu bulup kaçmaktadır bu sefer kaçtığında doktora gelir dedelerinin sürekli kaçmasından bıkan torunları dedelerini geri yatırır.<br><br>kapı çalar.<br>doktor:geel...<br>yaşlı bir amca içeri girer.<br>doktor:buyur amca otur bakalım<br>amca:evladım çok kötüyüm&nbsp;<br>doktor:ne şikayetiniz var?<br>amca:torunlarım beni görmeye gelmiyorlar<br>doktor:öyle değil amcacım fiziksel olarak ne şikayetiniz var?<br>amca:haaaa evladım buraya kadar bile zar zor geldim yürüyemiyorum halsizlik ağrı ne ararsan var.<br>doktor:amcacım sizin için elimde yeni bir ilaç var sizi turp gibi yapacak&nbsp;<br>amca:ahh evladım ah inşallah&nbsp;<br>doktor:başka neyiniz var?<br>amca:2 evim 1 yazlığım var<br>doktor:amcacım öyle değil vücudunuzda başka bir rahatsızlığınız var mı?<br>amca:ha birde kulaklarım hiç duymuyor&nbsp;<br>doktor:o zaman beni nasıl duyuyorsunuz?<br>kapı çalar<br>doktor:geel...<br>içeri amcanın iki torunu gelir.<br>emir:yahu dede senin burada ne işin var aklımız çıktı<br>deniz:evet dede her yerde seni arıyorlar bu kaçıncı oldu ama yeter<br>doktor:ne demek istiyorsunuz çocuklar?<br>deniz:dedem sürekli bir yolunu bulunup onu yatırdığımız merkezden kaçıyor.<br>doktor:ne merkezi?<br>deniz:ruhsal tedavi merkezi<br>içeri ekipler girer ve yaşlı amcayı kaçtığı yere götürürler.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-08 19:09:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174625668</guid>
      </item>
      <item>
         <title>TEKNOLOJİ BAĞIMLISI ANNE BABA (Oyuncular: Anne, Baba, Kız)</title>
         <author>canselvi08</author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174627416</link>
         <description><![CDATA[<div>1. Sunucu: Bazen teknolojiye aşırı uyum gösteren anne babalar da yok değil.<br><br></div><div>2. Sunucu: Nasıl? Merak ettim bak şimdi. Hemen izleyelim.<br><br></div><div>Kız - (Kitap okumaktadır.) Anne - (Telefona bakıp yüksek sesle müzik dinlemektedir.) Baba - (Tableti<br><br></div><div>açmış bir şeyler yapmaktadır.)<br><br></div><div>Kız-Anneee. Kısar mısın şu müziği? Kitabıma dikkatimi veremiyorum.<br><br></div><div>Anne - Tamam kızım. (İçeriden ağlama sesi gelir) Aaaah ah uyandı. Kızım kardeşine bakıver.<br><br></div><div>Kız - Ya ben annesi miyim, ablası mıyım? Sürekli ben bakıyorum. Bana anne diyor. Arada görünüversen<br><br></div><div>çocuğa.<br><br></div><div>Baba - Söylenme annene Git kardeşine bak.<br><br></div><div>Anne - Amaan kızım. Söylediğin şeye bak. Görünüyorum tabii. Bak kardeşinin yeni videosunu çektim. O<br><br></div><div>videoyu yüklüyorum.<br><br></div><div>Kız - (içeri söylenerek gider) Evet evet. Seni anne olarak tanımıyor ki. Fotoğrafçı zannediyor.<br><br></div><div>Anne ve baba telefonla ilgilenmektedir.<br><br></div><div>Anne - (Telefonu kaldırıp babanın fotoğrafını çeker.) Hayatıım.<br><br></div><div>Baba - (Tabletini kaldırır o da fotoğraf çeker.) Ay hayatım ne uyumlu çiftiz. Hep aynı şeyleri yapıyoruz.<br><br></div><div>(Güler) Bak sana kedicikli video gönderiyorum şimdi<br><br></div><div>Kız - (içeriden gelir) Açlıktan ağlıyormuş anne. (Anne hiç oralı olmaz. Kız yüksek sesle) Anneeee!<br><br></div><div>Anne - (Telefonu kaldırıp kızının fotoğrafını çeker) Ah ahahaha bunu da yüklerim. Çok şirinsin kızım.<br><br></div><div>Kız - Şirin falan değilim. Burak'ın karnı acıkmış. Mama mama diye ağlıyor. Hem ben de acıktım. Yemekte ne var?<br><br></div><div>Anne - (Telefona bakıp kızına mırıldanarak cevap verir) Blöfindo hindi yağında kızartılmış portakallı ördek. (Babaya seslenerek) Hayatım sana da fotoğrafını attım yemeğin.<br><br></div><div>Baba - Oooh şu lezzete bak. Bayıldım. (ağzını şapırdatır.)<br><br></div><div>Kız - Vallaha mı? Sen ördek mi pişirdin? (Mutfağa koşar. İçeriden çığlık atar) Mutfakta hiçbir şey yok. Üç günlük küflü ekmek var sadece. Anne ya sen ne biçim annesin? Niye ördek var diye beni kandırıyorsun? Yemek yok. Ben açım, kardeşim aç. Öleceğiz şu evde açlıktan. Hani nerede ördek?<br><br></div><div>Baba - (Kızar, ama hemen telefona geri döner.) Ne biçim konuşuyorsun sen annenle?<br><br></div><div>Anne-Bak kızım burada.(telefondan fotoğrafını gösterir)<br><br></div><div>Kız - Ama ben açım. Fotoğraf mı yiyeceğim ben? (Ağlamaya başlar.)<br><br></div><div>Baba - Tamam kızım ben şimdi yemek sepetini arayıp bir şeyler ısmarlarım size.<br><br></div><div>Kız - Ya Burak ne olacak? O yemek sepetinden yemek yiyemez ki.<br><br></div><div>Baba - Hanim sen de marketten mama ismarla. (Kızına) Bak kızım sorun çözüldü. Valla açken sen sen<br><br></div><div>değilsin.(pişkin pişkin güler) Ödevlerini bitirdin mi sen?<br><br></div><div>Kız - Bitirdim baba. Yalnız bir konuyu anlamadım. Bana anlatır mısın? (Babası cevap vermeyince) Babaa!<br><br></div><div>Anne – (sinirli bir şekilde) Kızım ne var? Ne diye bağırıyorsun. Sen de iyice sinirli oldun. Yemek ısmarladık ya geliyor.<br><br></div><div>Kız – (Annesine hiç bakmaz. Ellerini ağzına götürür. ve bağırarak)Ödevime yardım eder misin baba?<br><br></div><div>Baba – Ne? Tabii.. yemek geliyor dedim ya!<br><br></div><div>Kız - (Bağırarak içeri gider.)Bıktım sizden.<br><br></div><div>1. Sunucu: Vah vaaah.<br><br></div><div>2. Sunucu: Kız haklı ama...<br><br></div><div>1. Sunucu: (içeriden kız elinde bavul ve kucağında bir kundakla sahneye geldiğini görünce) A aa!<br><br></div><div>2. Sunucu: Nereye böyle?<br><br></div><div>Kız - Gidiyorum ben. Kedicikli video kadar değerim yok benim bu evde!<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-08 19:12:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174627416</guid>
      </item>
      <item>
         <title>sy</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174642345</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>kuledibi&nbsp;<br></strong><br></div><div>karakterler: ekta, uzay, asel, sılay, görevli &nbsp;</div><div>••••&nbsp;</div><div>(galataya giden arkadaş grubu olacaklardan habersiz ortalıkta dolaşmaktadır)</div><div>sılay: bugün burası ne kadar da kalabalık hep böyle mi oluyor acaba?&nbsp;</div><div>uzay: normalde bu kadar kalabalık değildir galata, bugün tatil olduğu için ipini koparan buraya gelmiş.&nbsp;</div><div>asel: gerçekten sılay şansına küs yürünmüyor bile yolda şuraya bak.</div><div>ekta: kalabalığı da hiç sevmem keşke seni dinlemeseydik sılay, ne güzel kadıköye gidicektik işte bu ne böyle?!</div><div>sılay: benim suçum mu kalabalık olması, ne yapabilirim ki şu an?&nbsp;</div><div>ekta: neyse tamam.</div><div>(sılay'ın aklına bir fikir gelir ve bi anda durup arkadaşlarına döner)</div><div>sılay: aklıma bir şey geldi. bakın şimdi hem kalabalıktan kaçacağız hem de ben fotoğraf çekilmiş olurum..</div><div>ekta: bıktık şu fotoğraf sevdandan.. söyle neymiş şu kalabalıktan kurtulalım da başka bir şey istemiyorum.&nbsp;</div><div>sılay: buralarda bir yerde bir otopark var direkt galata kulesini görüyor sanırım ismi kuledibi otoparkıydı daha önce geldiğimde çıkıp fotoğraf çekilcektim ama tek başıma gitmeye korktum birazcık.&nbsp;</div><div>ekta: nerde söyle çıkalım hemen çok yoruldum ben, bir şeyimiz çalınsa haberimiz olmaz bu kalabalıkta.&nbsp;</div><div>sılay: buradan aşağı inince solda kalıyordu..</div><div>(arkadaşlar hep birlikte sılay'ın söylediği yerden aşağı doğru inmeye başlarlar ve otoparkın önüne gelirler.)</div><div>asel: sonunda biraz daha sakin bir yer.</div><div>uzay: ee nasıl gireceğiz biz buraya bir şey demesinler?</div><div>sılay: bak insanlar giriyor peşlerine takılalım anlamazlar bile ne dicekler hem alt tarafı bi otopark.&nbsp;</div><div>ekta: bence de hem bir şey derlerse arabamız burda deriz nerden anlayacaklar :)</div><div>asel: neyse hadi bakalım çıkalım.</div><div>(uzay ve ekta önde asel ve sılay arkalarında olacak şekilde insanlarla birlikte otoparkın içine girerler)</div><div>ekta: gerçekten yoruldum artık çık çık bitmiyor başım döndü. siz gidin ben geliyorum.</div><div>sılay: ne kadar çok söyleniyorsun sen bir şeyden de memnun ol oturursun birazdan.</div><div>asel: kavga mı ediceksiniz bir de?</div><div>sılay: geldik zaten ışık geliyor bu taraftan bakın.</div><div>(ekta bir süre arkada kaldıktan sonra arkadaşlarının yanına gelir.)</div><div>ekta: sonunda</div><div>uzay: sonunda evet şuraya oturayım bari ben de çok yoruldum o kalabalık neydi öyle?</div><div>sılay: ee benim beklentimi karşılamadı burası daha güzeldi sanki gözükmüyor bile kule şuraya bak hep bina.</div><div>(ekta gülmeye başlar)</div><div>ekta: bir de bana diyordu hiçbir şeyden memnun olmuyorsun diye.</div><div>(hepsi birden gülüp sılay'a dönerler. sılay arkadaşlarını hiç aldırmayıp asel'e dönerek)</div><div>sılay: beni çeker misin şimdi?</div><div>asel: tamam hadi çabuk olalım bir şey demesinler.</div><div>sılay: demezler ya çıkarken görmediler.</div><div>uzay: bence de sılay haklı siz uzun uzun fotoğraf çekin bende biraz dinlenmiş olurum.</div><div>(bi anda bir gürültü kopar ve görevliler arkadaşların yanında bulunuverir.)</div><div>görevli: aşağıdaki arabalara hanginiz zarar verdi? hem ne işiniz var sizin burda?</div><div>arkadaşlar hep bir ağızdan: ne arabası?</div><div>(ekta arkada kaldığı sırada bir şey mi yaptı acaba diye bir anda tüm gözler ona çevrilir)</div><div>ekta: ne bakıyorsunuz öyle?</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-08 19:36:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174642345</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Akrep ve Yelkovan</title>
         <author>hkozhk60</author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174647671</link>
         <description><![CDATA[<div>Akrep ve Yelkovan<br>Kubilay Tokat'ta yaşayan bir saat ustasının çırağıdır.Liseye gitmekte olup aynı zamanda ailesini geçindirmek için ustasının yanında çalışmak zorundadır.<br>1. Perde<br>Saffet:Büyütecimi getir oğlum,yaşlı gözlerim çarkları seçemiyor.<br>-Saffet Usta yanıt alamamıştır ve tekrar yüksek sesle çırağına seslenir-<br>Saffet:Kubilay , oğlum! Sanan da sağır zanneder eşek sıpası.<br>-Tekrar yanıt alamayan Saffet Usta öfkelenmeye başlar ve Kubilay'ı bulmak için koca saat atolyesini dolaşmaya başlar-<br>Saffet:Neredesin be oğlum , sana ben yat diye mi para ödüyorum her hafta ,annene söyleyeceğim artık bu ne gidişat atolyede bir işin ucundan tuttuğun yok kadıncağız da seni sorumluluk sahibi çalışkan bir genç zannediyor.<br>-Saffet antika saat koleksiyonunu geçtikten sonra koridorun en sonunda bulunan her saat 12'yi gösterdiğinde saatin beyaz levhası altında bulunan delikten sarı ahşaptan bir kanaryanın çıkıp her çıkışında farklı bir özlü söz söylediği sarkaçlı bir dolap saati bulunmaktaydı.Saffet'in koridoru katettiğinde saat 12'yi göstermekteydi,Saffet Usta alışıklığı olduğu bu saatin ötmesini beklerken anormal bir biçimde kuş çıkmamaktaydı sorunun kaynağını öğrenmek isteyen Saffet delikten içeri bakar ve bir anda kuş dışarı çıkar ve Saffet Usta darbenin etkisiyle bayılır, bayılma esnasında şu sözcükleri işitir:"İki arkadaş, birbirini kovalar."-<br>2. Perde<br>-Saffet ayılmaya başlarken üstten kendisine çevrilmiş iki gözü fark eder azıcık daha kendine geldiğinde bu iki gözün sahibinin Kubilay olduğunu anlar Saffet çok kızgındı çünkü başına gelenlerden Kubilay'ı sorumlu tutuyordu -<br>Saffet: Ne hayırsız çocuksun oğlum sen , bana bela mısın lan sen ,seni bulacağım diye az kalsın şu yaşlı yüreğimden oluyordum valla şuracıkta geberecektim kalpten.<br>Kubilay:Usta!<br>Saffet:Ne var ulan hayırsız<br>Kubilay:Usta atolye nerede?<br>Saffet:Ne diyorsun oğlum atolyedeyiz ya<br>-Saffet o kadar kızgındı ki olan biteni kavrayamamıştı biraz etrafına bakınsa atolyede olmadığını anlayacaktı aslında ; etrafında boşlukta hareketsiz duran türlü türlü saatler vardı hepsi birbirinden farklıydı ve sempatik karakterlerimiz bu atmosferi o kadar çok bozuyordu ki sanki tertemiz ütülenmiş bir beyaz gömlekteki salça izi gibiydiler buraya çok aykırıydılar ve buraya nasıl geldiklerini anlamaya çalışırlar-<br>Saffet:Kubilay atlasak uyanır mıyız oğlum<br>Kubilay:Usta ben de anlayamadım ki nereye geldik böyle sen nasıl geldin buraya buradan öncesini hatırlıyor musun?<br>Saffet:Vallahi seni ölü veya diri ararken bizim ünlü dolap saatinin azizliğine uğradım 12'de çıkmayan lanet kuş ben yüzümü yaklaştırdığımda çıkıp yüzüme sert bir darbe indirdi desem yeridir,sen nasıl buraya geldin?<br>Kubilay: Vallaha usta hep merak etmişimdir bu kuş nasıl oradan çıkıyor diye ben de merakımın kurbanı oldum<br>Saffet:Mal mısın oğlum sen ,hiçbir şey öğrenemedin mi bunca süre yanımda<br>Kubilay:Usta hiç anlatmadın ki kuşun nasıl çıktığını<br>Saffet:Harbi malsın oğlum sen şuradan bir çıkalım ben sana göstereceğim,şimdi nasıl çıkacağız buradan var mı fikrin?<br>Kubilay:Usta ben bir film izledim bizim Ayşegül ile -vallahi esaslı kızdır-<br>Saffet:Bak oğlum ben yeni döndüm haçtan benim ağzımı bozduracaksın elimin tersiyle çakacağım sana az kaldı.<br>Kubilay:Ustam dur bi relax bak Ayşegül diyordum ha hatırladım bak biz Ayşegül ile bir film izledik o filmde buna benzer bir sahne vardı belki o sahneden yola çıkarak bir çözüm üretebiliriz<br>Saffet:Ne filmi oğlum delirdin mi sen<br>Kubilay:İnterstellar ustam bilimli ilimli bir film tam sana göre<br>Saffet:Boşluğun ortasındayız anlattığın şeye bak Kubilay<br>Kubilay:Usta filmde bizim küçük aile babası karakterimiz aptal gibi karadeliğe atlıyor orada düşerkeneee düşüyorkenee tutunuyor bir yere<br>Saffet:Karadeliğin içinde nasıl tutunuyor oğlum bir yere&nbsp;<br>Kubilay :Usta dur takılma oraya film işte dur ben asıl olaya geliyorum,bizim babamız vuruyor tutunduğu yere vuruyor meğerse orası evindeki kitaplıkmış kitap düşüyor mu bunun vuruşuyla<br>Saffet:Düşüyor mu?<br>Kubilay:Düşüyor tabi<br>Saffet:Nasıl düşüyor ne saçma filmmiş<br>Kubilay:Usta dur en baba yere geliyorum.Bunu kızı görüyor sonra kendisini görüyor orada tıpatıp kendisini adam pişman uzay yolculuğuna çıktığına çünkü ailesinden ayrı kalmış falan feşmekan e tabi bir de karadeliğe düşmüş sen onu boşver ,bizimki vuruyor bağırıyor çıldırıyor yapma etme gitme diyor kendisi yine de gidiyor&nbsp;<br>Saffet:Nasıl yani bizim adamdan iki tane mi var ?<br>Kubilay:Yok abi bir tane var ama o olay yaşanmış yani yaşanmasına sebep olan da kendisi&nbsp;<br>Saffet:Nasıl lan<br>Kubilay:Olmuş işte abi uzay-zaman paradoksu takma kafana sen neyse işte sonra adamı kurtarıyorlar<br>Saffet:O nasıl oluyor<br>Kubilay:Bilmiyorum filmde orayı kesmişler yoktu<br>Saffet:E niye anlattın bunca şeyi<br>Kubilay:Ortamı yumuşatmak için usta kötü mü ettim<br>Saffet:Lan oğlum şu bizim saat değil mi<br>Kubilay:Hangisi usta<br>Saffet:Saat 3 yönündeki<br>Kubilay:O taraf neresi oluyor abi<br>-Saffet Kubilay'a yönleri öğrettikten sonra hayatlarını kökten değiştiren ve Saffet Usta'yı derin bir metafizik ve Hollywood sohbetine maruz bırakan saate doğru yol alırlar ah elbette unuttum ya arkadaşlar boşlukta olduğu için saatten saate atlaya atlaya sonunda 40 yıllık hatrı olan saate ulaşırlar ve saatin geri dönmeleriyle ilgili bir ilişkisi olup olmadığını bir bilim adamı edasıyla tespit etmeye çalışırlar-<br><br>Saffet:Şimdi evladım biz buraya nasıl geldik? Kuşun çarpmasıyla öyleyse tekrar yüzümü yaklaştırırsak geri dönebiliriz<br>Kubilay:Usta bu kadar kolay olmamalı , bu kadar kolay olmamalı bunca şeyi neden yaşadık usta bi sorgula be hangi insanevladı yaşar bunca şeyi biz seçilmiş kişileriz buraya hükmetmek ve kolonize etmek için yüce ilah tarafından gönderilmiş Saat ustası ve onun çırağı ve yardımcısıyız biz bu büyük planın baş kahramanlarıyız ustaaaaa<br>Saffet:Oğlum kendine gel kafayı mı yedin sen nasıl kolonize edeceğiz burayı iki erkeğiz&nbsp;<br>Kubilay:Onu hallederiz ona takılma sen dediklerimi anladın mı<br>Saffet:Bak akşam yemeğine gecikeceksin annenden azar işiteceksin sonra da ben de ananın sitemini çekeceğim neymiş çocuğu çok zorluyormuşum te allahım ya&nbsp;<br>Kubilay:Ben seni bilmem usta ben burada kalacağım ve uzay zamana hakim olacağım<br>Saffet:Kubilay oğlum senin bazen parlak bir çocuk olduğunu biliyordum ama bu kadar da özel bir çocuk olduğunu bilmiyordum evladım<br>-Saffet Kubilay'ı bir şekilde (sevgiyle ve ilgiyle) o deliğe yaklaştırır ama hesaba katılmamış bir şey vardı-<br>Saffet:Dur şimdi kurtulacağız Kubilaycığım<br>Kubilay: hıhhh ustağğ<br>Saffet:Kurtulacağız<br>Kubilay:ağğğ<br>Saffet: Ahaa kuş çıktı&nbsp;<br>-Kuş delikten dışarı çıkıp sihirli ve okuyucunun daha fazla zamanını çalmamak için uçarak şu sözleri sarf etti-<br>Kuş:Akrepsiz Yelkovan,Yelkovansız Akrep olmaz&nbsp;<br>Kubilay: Ustağğ bu kuş konuşuyoğ<br>Saffet: Kuş bizi dünyamıza gönder<br>Kuş:İki Arkadaş birbirini kovalar<br>Saffet:Ne alaka a..<br>Kubilay:Usta galiba bir şey anlatmaya çalışıyor<br>Kuş:Zaman her şeyin ilacıdır<br>-Saffet Usta uçaktaki ateist gibi bildiği her duayı bildiği her arapça kelimeyi harmanlaya harmanlaya söylemeye başlar.Kubilay aldığı yüksek dozdaki sevgi ve ilginin esiri altındadır.Kuş sözlerinden hiçbir şey anlayamayan sempatik karakterlerimize daha fazla katlanamayarak şu açıklamalarda bulunur-<br>Kuş:Beyler ne kıt adamsınız harbi sıkıldım City-Real maçı var zaten onu izlemem lazım bakın şimdi Saffet sen yelkovansın Kubilay sen de akrepsin Saffet sen hep Kubilay'ı yakalamaya çalışacaksın ama elin ayağına dolaşacak aktrasyon yaşayacaksınız eğlenceğiniz falan filan olay bu iki saattir anlayamadınız dördüncü boyutu delip şimdi okuyucuyla iletişime geçeceğim sıkıntıdan şimdi sizi geçireceğim dünyanıza beni rahat bırakın bir daha bakmayın yuvama&nbsp;<br>-Kuş kahramanlarımızı atolyeye sağ salim ulaştırır ve kuş rehberliğinde türlü türlü maceralara atılırlar -<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-08 19:45:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174647671</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Muhbir</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174656519</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/1603601637/3abbd6ef8daed8ffad3ce2e1b6090428/Tiyatro___Muhbir.rtf" />
         <pubDate>2022-05-08 20:01:30 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174656519</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Taze Anne </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174658541</link>
         <description><![CDATA[<div>Ada: Yeni doğum yapmış tecrübesiz anne<br>Cem: Ada'nın eşi<br>Ayşe: Cem'in annesi&nbsp;<br>Nazlı: Ada'nın annesi<br>Emir: Bebek<br>Melis: çocuk doktoru&nbsp;<br><br>(Doktor hastane odasından içeri girer)<br>Doktor- Merhaba! Güzel annemiz ve yakışıklımız nasılmış bakalım?<br>Ayşe- Bebek bütün gece ağladı, sanırım Ada'nın sütü yetmiyor doktor hanım.&nbsp;<br>Nazlı- Olur mu hiç canım, o da ne demek! Benim kızımın sütü gayet bol.(Ada ve Cem sıkıntıyla birbirlerine bakarlar)&nbsp;<br>Doktor-(Anneyi muayene eder) Durumunuz gayet iyi, az sonra çocuk doktoru gelerek bebeği kontrol edecek.&nbsp;<br>(Emir ağlamaya başlar)<br>Ada- Annecim Emir'i getirir misin emzireyim.&nbsp;<br>Nazlı- Tabiki kızım(Emir'i beşiğinden alacakken Ayşe lafa karışır)<br>Ayşe- Ay ay ay ay başını tut dünür.&nbsp;<br>Nazlı- (Ayşe'ye ters ters bakar) İlk defa mı çocuk görüyoruz canım!&nbsp;<br>(Bu sırada çocuk doktoru Melis gelir)&nbsp;<br>Melis- Merhabaaa, aman da aman karnımızı da doyurmuşuz.<br>(Emir'i soyar ve muayeneye başlar)&nbsp;<br>Nazlı-(feryat eder) Ne yapıyorsunuz doktor hanım bebek üşüyecek, kuşun kanadından üşür yavrucak.&nbsp;<br>(Ada ve Cem yine birbirlerine sıkıntıyla bakarlar)<br>(Doktor Melis hiç cevap vermeden Ada'ya dönerek bebek ile ilgili bilgi verir)&nbsp;<br>Melis- Anne ve bebek gayet sağlıklı oldukları için bugün sizleri taburcu ediyoruz.&nbsp;<br>(Taburcu işlemleri bittikten sonra hep birlikte eve gelirler, Ada ve Cem bebekleri ile dinlenmek için odalarına gitmek isterler ancak Nazlı ve Ayşe'nin onlara söyleyecek tembihleri asla bitmeyecektir, konuşmak konusunda adeta yarışıyorlardır)&nbsp;<br>Ayşe- Ada bebeğe şapka giydir kızım bebeğin ayağını serin başını sıcak tut derler.&nbsp;<br>Nazlı- Annecim bu yeleği bebeğe giydirelim, bebek sırtından soğuk alır derler.&nbsp;<br>(Bu arada mevsim yaz aylardan hazirandır) (Ada ve Cem bu tembihlerin ve kargaşanın bitmeyeceğini anladıkları için anneleri ile kibarca konuşup baş başa kalmak istediklerini anlatırlar. En son iki dünür kapıdan çıkarken hala)&nbsp;<br>Ayşe, Nazlı- aaaaa olmaz ki canım siz ne anlarsınız çocuk bakmaktan, biz varken size mi düşer çocuk bakmak.<br>(diye söylenerek kol kola evlerine giderler)&nbsp;<br><br>Giray Demirel 611</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-08 20:05:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174658541</guid>
      </item>
      <item>
         <title>DERMAN VE FERMAN </title>
         <author>merickarademir06</author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174708671</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/1367718004/34ba55ee4ff825f143982a2d76a50a04/Tiyatro.docx" />
         <pubDate>2022-05-08 21:42:29 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2174708671</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Köprü Problemi</title>
         <author>kerem4384</author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2175023604</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://1drv.ms/w/s!AgvCsAgTH06YgkN2sk3kBpxP1TFp?e=hAyPfA" />
         <pubDate>2022-05-09 04:03:34 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2175023604</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Deve ile Cüce</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2175027445</link>
         <description><![CDATA[<div>Karakterler:Deve, Cüce<br>Deve ile cüce çok uzun zamandar beri arkadaştır. Birbirlerine çok güvenirler<br>Ve yine bir gün yolda karşılaşırlar<br>Deve:Cüce sen de bırak şu işleride bir gün bana uğra sana evimde yemekler yapayım.&nbsp;<br>Cüce:Biliyorsun Devecim bu aralar işler kötü çoluk çocuk hepsi aç.&nbsp;<br>Deve:Sen gel benim birsürü erzağım hem karnını doyurursun.&nbsp;<br>Cüce:Ee peki madem bu kadar ısrar ettin.&nbsp;<br>Birkaç saat sonra yürüyerek Deve'nin evine vararlar.&nbsp;<br>Cüce:Evin gerçekten düşündüğümden de büyükmüş.&nbsp;<br>Deve:Eh öyledir başka türlü nasıl sığacagız minnacık evlere canım.&nbsp;<br>Deve:Geç otur da sana yemek hazırlayayım.&nbsp;<br>Deve tam gidecekken<br>Cüce:Bak sana ne diycem ben evi dolaşayım hem sıkılmam.&nbsp;<br>Deve:Dolaş dolaş ama kaybolma sakın.&nbsp;<br>Cüce evi dolaşırken bir kapıya varır ve kapıyı açar bir de ne görsün bissürü altın vardır. Bunlar Deve'nin altınlarıdır ve kendi kendine konuşmaya başlar.&nbsp;<br>Cüce:Ben bunları alsam hem ben doyarım hem cocuklarım zaten işler kötü.&nbsp;<br>Paraları tam alacakken... </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2022-05-09 04:08:48 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2175027445</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2184338393</link>
         <description><![CDATA[<div>Alper Tezanlar</div>]]></description>
         <enclosure url="https://1drv.ms/w/s!AqjEL3LA_YDdbo--R5NNqbOMWnw" />
         <pubDate>2022-05-15 09:25:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/betulozkan12/e5txf4c6iob56okj/wish/2184338393</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
