<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Edebiyat Sanat by zeynep bayraktaroğlu gökçe</title>
      <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj</link>
      <description>İnsan bir damla kan ve bin endişeden oluşur. 
</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-12-02 11:43:40 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-04-16 17:03:33 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>Karanfilsiz- Adalet Ağaoğlu</title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/979345429</link>
         <description><![CDATA[<div>"Öykü metni o kadar yalın, o kadar etkileyici ki... Edebiyatta en sevdiğim özelliklerden bir şeydir: Görünen arkasına anlatılmak istenen şeyi saklamak. Okuyucunun gözüne sokmadan, tane tane, güzel güzel anlatmak. (Umarım ben de yapabilirim bir gün öykülerimde :) ) </div><div>El sanatlarıyla uğraşan bir ustanın sanayileşen düzene ayak uyduramaması anlatılıyor temelde. Ama detaylarda sanatın inceliğini, insanın ruhundaki yansımalarını, ruhu inceltmeyi vs anlatıyor. <br>bu başlığı açarken istemsiz "Şiirsiz" yazdım. Zihnimde o şekilde kodlamışım. Muhakkak ki "Karanfilsiz" daha başarılı ve etkileyici. ( Melisa Kesmez'in de "Şiirsiz" hikayesinden de böyle hatırlıyor olabilirim tabi.)<br>Edebiyatın, sanatın önemi daha da azaldığı "karanfilsiz" yaşanılan çağdayız. Necatigil'in çağı nitelendirdiği gibi: "çok çiğ" <br>Evlerimiz, kıyafetlerimiz, sözlerimiz, davranışlarımız... karanfilsiz. </div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=zpu84tN-VMI" />
         <pubDate>2020-12-02 11:43:59 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/979345429</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ÖYKÜ</title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/979349267</link>
         <description><![CDATA[<div><mark>Pandemi sürecinden önce üç arkadaş( Ecehan-Şeyda-ben) seçtiğimiz öyküler üzerinde konuşmaya başlamıştık. Öncelikle bu konuşmalar, okulda öğle aralarında Ecehan'ın evinde oluyordu. Pandemi ile dönemin şartlarına ayak uydurduk ve "uzaktan" öyküler konuştuk, paylaştık. 25. öykümüzü kutladık. Kutlamayı da yine yaptığımız bu etkinliğe yaraşırdı: Misi'deki Masalevi'nde masal dinledik. Andersen'in "Gölge"sinden Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Bir Tren Yolculuğu"na geldik. 50'ler, 100'ler olması dileğiyle...&nbsp;</mark></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-02 11:46:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/979349267</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Bir Tren Yolculuğu-Ahmet Hamdi TANPINAR</title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1008293003</link>
         <description><![CDATA[<div>"Hava yağmurluydu." Öykü bu kelimeyle başlıyor. Öykü boyunca da yağıyor. Yağmur damlaları "ince (bir) ağ" gibi herkesi ve her şeyi esir alıyor. <br>Anlatıcı kişi çok iyi bir gözlemci. İstasyonda bekleyenleri muazzam inceliyor. Bir grup var ki daha önce sahnede onları izlemişliği var: "Artistler" <br>Kadın oyuncular sefil bir görüntünün içinde. Şu bölümde kadınlar o kadar güzel ifade edilmiş ki: <mark>"Çehrelerinde, ellerinde, konuşmak için ağız açışlarında, sükutlarında, bir ideali değilse bile büyük bir ümidi eskiterek yaşadıkları, delik deşik olmuş bir şemsiye altında barınır gibi, çok güzel, çok parlak bir şeyin harabesine sığınmış oldukları görülüyordu." </mark>bence bu bölüm bütün hikayenin neden yazıldığını anlatıyor. Grubun içindeki Zeynep küçük yaşlarından itibaren tiyatroyu, oyunculuğu sevmektedir. Üvey annesi, Zeynep için adeta bir travma. Kaçarak, gizlenerek ama bir şekilde sahnelere çıkar Zeynep. Ama orada da var olamaz. Yerleşik hayata geçme arzusu mu, hevesinin kırılması mı, gerçekleri görebilmesi mi, oyuncu arkadaşlarının tavrı mı onu sevdiği tiyatro sahnesinden ayırmıştır? belki hepsi, belki biri. <br>Tanpınar'ın gözlem yeteneğine bir kere hayran kaldım. Kadınlara, oyuncu geçinen erkeklere, normal anlardaki kadın ve erkeklere dair tespitleri yerinde. <br>bir tren yolculuğu... Kasvetli bir hava. Zeynep'in cenazesi de var. Hevesleri kursağında kalmış kadınlar...  Hayat orada akıyor.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-10 22:58:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1008293003</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Benden, bizden... </title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1008360879</link>
         <description><![CDATA[<div>*NOTOS dergiye gönderdiğim bir öyküm değerlendirilmeye alındı.&nbsp; 2020 Kasım- Aralık sayısında... :)<br><br>* Edebiyathaber.com adresinde mart ayında bir öyküm yayımlanacak. :) </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-10 23:39:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1008360879</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KOMPARTIMAN-Raymond Carver</title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1046813342</link>
         <description><![CDATA[<div>İngiliz yazara ait okuduğum ilk öykü. Yazarı araştırırken keşfettiğim bir terim: Kirli Gerçekçilik. Modern yaşantı içindeki bireyin yaşantısı aktarırken özellikle terk edilmiş bir kocayı, tek başına ayakta durmaya çalışan bir anne, harap içindeki çocukların yaşantısı anlatıyor. Geleneksel değerleri yerle bir eden duygular anlatılıyor. Ailenin kutsallığını ortadan kaldıran yaşamlarının anlatılması bir anlamda. <br>Öyküdeki karakter Myers, sekiz yıldır oğluyla görüşmemektedir. Uzun yıllardan sonra oğlundan mektup gelir ve buluşmaya karar verirler. Myers trenle buluşacakları yere gider: Strasbourg Oraya gitmeden önce küçük bir gezi de yapmıştır. Oğluna hediye olarak bir saat almıştır. Ancak saati trende çaldırır. O saatin hırsızını ararken tren buluşacakları istasyona gelmiştir. Ancak oğluyla buluşmaktan vazgeçmiştir. Camdan oğlunun gelip gelmediğine bakar ama onu göremez. Tren yoluna devam eder. Myers de yanlış yola gitmektedir ama bu durumu umursamaz ve yol boyunca uyuyamayan karakterimizi artık uyuyabikmektedir. <br>Kabaca böyle özetleyeceğimiz  hikayede çarpıcı unsurlar var. Onları şöyle sıralayabilirim ki:<br>- Myers huzursuz ve huysuz bir insandır. Küçük olaylardan büyük üzüntüler ya da huzursuzluklar doğurabilir. Karısıyla da ayrılmasında etkili olan bu özelliği olabilir. Aynı zamanda eşiyle çok da muhabbeti olan biri değildir. <br>- huzursuzluğunu anladığımız davranış ve tutumları şunlardır: yol boyunca uyuyamaz. İçinde onu kemiren bir duygu vardır. Oğluna aldığı hediyenin kaybolması onda bir değişime sebep oluyor. Huzursuzluğu daha da artıyor. Nitekim bu olayın daha etkisindeyken buluşmaktan vazgeçiyor. <br>- Aldığı hediye çok manidardır. Kol saati. Zaman. Geçen yılları vermek ister ama onu da çaldırır. geçen sekiz yıl da kaybolmuştu. Zamanı geri veremez.<br>- Bildiğimiz baba oğul ilişkisi yok metinde. Vefa, fedakarlık vs özelliklere sahip değil. Oğlunu bir düşman olarak görmekte. Oğluna  hayat verenin kendisi olduğunu görmekte ve geri de alabileceğini de düşünmekte. Tersine Oidupus Kompleksi var bence. Yani oğulun annesine olan aşkına engel babadır. Sanki bu öyküde oğul, anneyi kazanmış baba saf dışı kalmıştır. <br>-Ben bu öyküyü yazsaydım adını kesinlikle "kompartıman" koymazdım. Saat, Kol Saati, Hediye, Yolculuk vs koyardım. <br>- Metne ulaşmak isteyenler için aşağıya metne koyuyorum. <br>-MFÖ'nün "Ağlamadan" şarkısını dinlemeyi davet ediyorum sizleri:)  Yeni yıl sağlıkla, güzellikle gelsin. ü m i t l i y i z .</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/892056493/cf7b88ce7ae11b3cec09d91772c70f11/Kompart_man.pdf" />
         <pubDate>2020-12-30 20:18:34 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1046813342</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Yürekte Bukağı- Tomris Uyar</title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1083199795</link>
         <description><![CDATA[<div>Bukağı, hayvanların kaçmasını engelleyen ipe, kösteğe denirmiş. Yürekte olanı en fenası. Lakin biz insanların çoğunun da yüreğinde var bukağı, demir parmaklıklar. Bizi içine hapseden, davranışlarımızı duygularımızı sınırlayan. Uçmayı hep hayal kılan. Lise edebiyat öğretmenim şair Yusuf Yağdıran'ın bir şiiri çoğu zaman zihnime misafir olur: " Parmaklıkları yüreğindeyse insanın/ Volta atacak kadar yer yoktur (...)" ( Umarım yanlış hatırlamıyorumdur şiiri. Çok uzun zaman oldu okuyalı.) <br>Metin şiirsel bir metin. İmgelerle örülü. İlk okuyuşta kendini açmayan bir eser. <br>Eserde bir kadın şezlongunda uzanırken kitap okumaktadır. Yanındaki iki kadın ve çocuğun sesleri rahatsız eder. İki kadının sığ konularda konuşmaktadır. Kadınların giydikeri, televizyyonda gösterilen filmdeki imgeler, bir keçinin bukağısından sıyrılma çabaları... Küçük burjuvaların duyduğu suçluluk duygusu ve hesaplaşması aktarılıyor. <br>Teknik açıdan da incelenmesi gereken bir eser. Olaylar üçüncü, birinci, ikinci gün olarak aktarılmış. Bu zamanda kırılmayı, olayları anlamlandırmada gerçekliği sorgulatıyor. <br>Bu eser, kendinden bir önceki öyküyle tamamlanan bir öyküdür. Enis Bey hakkında bilgi veren öyküdür. O yüzden öncelikle o öyküyü okumanızı tavsiye ederim. <br>Bizi eylemlerimizden uzağa iten bukağılarımızdan bir bir kurtulma ümidiyle...<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-01-13 14:40:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1083199795</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Öykü Okumalarımız 1 Yaşında</title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1284841708</link>
         <description><![CDATA[<div>6 Mart 2020 gününde başladık. Pandemi ile akran. Bizi sağaltan, derinleştiren, düşündüren, sorgulatan, güzel mi güzel bir etkinliğimiz. "Kimselerin vakti yok(ken) durup ince şeyleri anlamaya" biz uzun zamanlar açtık kendimize, birbirimize, öyüklere, yazarlara... İyi ki. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-03-08 23:12:28 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1284841708</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Islık- Selçuk Baran</title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1505607670</link>
         <description><![CDATA[<div>Bu zamana kadar Selçuk Baran'ı tanımamak büyük hataydı. Muhteşem bir öyküsü diğer kitaplarına kapı açtı. Bana sorsalar, nasıl bir yazar olmak istersin, diye; Selçuk Baran gibi derdim. Anlatımındaki yalınlık, gündeliğin o kadar muazzam anlatılışı, aynı zamanda yapılan benzetmeler, betimlemeler... hepsine hayran kaldım.&nbsp;<br>Bu öyküyü işlediği konu itibariyle çok sevdiğim "Karanfilsiz" öyküsüne benzettim. Kahramanımız Yusuf. Çok gençtir. Nüfus müdürlüğünde çalışıyor. İnsanlara özelliklerine göre numara veriyor: kadın 1, erkek 2, kör 3 gibi. Ama Yusuf'un ilgisi dışarıda, ağaçtaki kuşlarda... Orada çalışanlar yorgun, renksiz, umutsuz, neşesiz, tekdüze. Yusuf öyle değil. İşine, kendine, yaşamına, çalışma arkadaşlarına ruh üfler gibi ıslık çalmaya başlıyor. Neşesi geliyor. Keşfedilmemiş bir sevinç. Haliyle kimse anlamıyor o ıslığı. Sessizce ofisinden çıkıp ağaçlardaki kuşların cıvıltılarının sevinçten mi acıdan mı olduğunu keşfetmeye çıkar.&nbsp;<br>Hayat renkleriyle güzel. Ezberledğimiz yavan nakaratlar bizi birörnek yapıyor. kendilliğimiz elimizdeki büyük özgürlük değil mi? </div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/892056493/662a4351df52db69bb6a3af8f380acc7/sel_uk_baran.jpg" />
         <pubDate>2021-05-08 23:07:07 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/1505607670</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Büyücü- Türker Armaner</title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/2034244424</link>
         <description><![CDATA[<div>Yazarın okuduğum ilk öyküsüydü. Derinlerinde felsefeye ait unsurların olması cezbetti. Ki yazar da felsefe, sosyoloji kökenli biri. Metin o kadar yalın anlatılmış ki sanırsınız ki çözülmesi de o kadar kolay olacak. yazarın başarısı bence tam da burada başlıyor. Katman katman örülü bir metin.&nbsp;<br>79 yaşındaki bir kadının iç hesaplaşmalarını okuyoruz metinde. Oyuncakçıdan aldığı özel&nbsp; bir sıvının içine kelimeler atıyor ve günün sonunda o kelimelerden anlamlı birer cümle oluşuyor. Cümleler, felsefedeki önermelere benziyor. Kadın o önermelerden kendi hayatının muhasebesini yapıyor. Geçmişe dönüp küçük bir kızken müzik kutusu içinde dönen balerinle hikayesini, kızını erken yaşta kaybedişini, sevgilisi ile arasındaki ilişkiyi okuyor öğreniyoruz. Aceleyle eve girmeye çalışırken sokakta oynayan küçük kız "Büyücü müsün?" diye sorar. Kahramanımız da neredeyse bir asra yakın yaşadığı halde edinebildiği vasıf bu mudur, diye hayıflanır. Toplumda çocuk, yaşlı, büyücü olmak aykırılıktır. Normalin dışında olan her şey de kabul görmez.&nbsp;<br>Kahramanımız kızını kaybettiğinde duyduğu üzüntüyü şöyle ifade eder: " Kendimi bana gösterecek tek aynamı kaybetmiştim." (Birebir aynı cümle değil. Hafızamdaki haliyle aktardım.) Bence ebeveynler çocuklarına bu gözle bakmalı. Daha anlamlı bir yaşam olur zira.&nbsp;<br>Bu eser yazarın "Taş Hücre" kitabında yer alıyor. Taş hücre tamlaması ve düşündürdükleriyle muazzam. Modern hayat, yaşadığımız binalar taştan hücreden başka nedir ki?&nbsp;<br>Kelimeler ve insanın yaşamanın şekillenmesi, felsefe ile bağ kurduğum yer oldu. Dilin sınırları, zihnin sırları. Ya da bir varlığın var olmasının onu adlandırmakla eşdeğer tutan anlayışla bağdaştırdım. Çok şey söylenebilir üzerine aslında.<br><br>Bende yazma isteği uyandıran yazarlardan oldu kendisi. Felsefe ile edebi bir metni bu şekilde harmanlamak, dili bu kadar etkin kullanmak muazzam, ufuk açıcı.<br>Kahramanın suya attığı son kelime "ölüm"dü.Hikaye bitti, yaşam bitti, sigara bitti, gün bitti. Yazı bitti.&nbsp;</div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=vngTqYWf7Cs" />
         <pubDate>2022-02-07 23:03:44 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/2034244424</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/2174118584</link>
         <description><![CDATA[<div>Nisan ayında edebiyathaber.net adresinde bir öyküm yayımlandı. </div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.edebiyathaber.net/oyku-anne-guvercin-zeynep-bayraktaroglu-gokce/" />
         <pubDate>2022-05-07 23:46:39 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/2174118584</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/3074087754</link>
         <description><![CDATA[<p>"Çamaşır Askısı" adlı öyküm <a rel="noopener noreferrer nofollow" href="http://edebiyathaber.net">edebiyathaber.net</a>'te. </p>]]></description>
         <enclosure url="https://www.edebiyathaber.net/oyku-camasir-askisi-zeynep-bayraktaroglu/" />
         <pubDate>2024-08-13 07:56:11 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/3074087754</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/3074089524</link>
         <description><![CDATA[<p>Okul dergisi SEÇKİN'in ilk sayısı. </p>]]></description>
         <enclosure url="https://online.fliphtml5.com/cybmu/qnbe/#p=1" />
         <pubDate>2024-08-13 07:58:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/3074089524</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>bayraktaroglu_zeynep</author>
         <link>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/3074090512</link>
         <description><![CDATA[<p>Okul dergimiz SEÇKİN'in 2. sayısı. :)</p>]]></description>
         <enclosure url="https://online.fliphtml5.com/mtxxy/zehs/#p=1" />
         <pubDate>2024-08-13 07:58:59 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/bayraktaroglu_zeynep/ddc7z1zyd2ga23oj/wish/3074090512</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
