<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>10-G SINIFI PERFORMANS PANOSU by PINAR DOĞAN</title>
      <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans</link>
      <description>İnternetten alınıp birebir kopyalanan, noktalama işaretlerine ve imla kurallarına dikkat edilmeyen ve kaynakça belirtilmeden yapılanan ödevlere düşük not verilecektir</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-12-02 18:55:46 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2023-04-06 01:51:09 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url>https://padlet.net/icons/png/1f52c.png</url>
      </image>
      <item>
         <title>Mayoz Bölünme Evreleri ve Gerekliliği</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/987354264</link>
         <description><![CDATA[<div>✔Üreme ana hücrelerinin, üreme hücreleri (gamet) üretmek amacı ile yapmış olduğu bölünmedir.<br>✔Sadece 2n kromozomlu üreme ana hücrelerinde görülür. Bölünme sonucunda 4 tane n kromozomlu üreme hücreleri oluşur. Oluşan bu hücrelere gamet denir ve gametlerin hücre bölünmesi yapma yetenekleri yoktur(genellikle).<br>✔Mayoz bölünmenin hücre döngüsü bir interfaz ve iki mitotik evreden oluşmuştur. Birinci mitotik evreye mayoz1, ikinci mitotik evreye ise mayoz2 denir.<br>✔Mayoz1 de kromozom sayısı yarıya indirilirken, Mayoz2’de gen sayısı yarıya indirilir. Mayoz2 kural olarak mitoz bölünmenin aynısıdır.<br><br><strong><mark>1) İNTERFAZ</mark></strong>: Hücrenin hayatsal faaliyetlerini yerine getirdiği ve bölünmeye hazırlandığı evredir.<br>✔G1, S ve G2 olmak üzere üç ana evreden oluşur.<br><em>G1 Evresi</em>: Bir önceki bölünme sonucunda yeni oluşmuş hücrenin büyüyerek normal hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirdiği evredir. ATP, RNA, protein, enzim ve organel sentezi yoğun bir şekilde gerçekleşir.<br><em>S Evresi:</em> Hücre bölünme olgunluğuna eriştiğinde sinyal molekülleri sayesinde bölünme emri gelir. Bunun sonucunda hücrede replikasyon yapılır.<br><em>G2 Evresi</em>: Replikasyon kontrol edilir. ATP, RNA, protein, enzim ve organel sentezi devam eder.<br> ✔Sentrozomun eşlenmesi bu evrede gerçekleşir.<br><br><strong><mark>2) MAYOZI:</mark></strong> Kromozom sayısının yarıya inmesini sağlayan, mayozun birinci mitotik evresidir.<br><strong><em>a) ProfazI</em></strong><strong>:</strong> Mayoz bölünmenin en uzun süren aşamasıdır.<br>✔Kromatin iplikler kısalıp kalınlaşarak kromozoma dönüşür.<br>✔Sentrozomlar aralarında iğ iplikleri oluşturarak zıt kutuplara doğru hareket eder.<br>✔Çekirdek zarı ve organeller erimeye başlar.<br>✔<em>Tetrat,</em> <em>sinapsis</em> ve <em>krossing-over</em> olayları görülür.<br>✔Kromozomlar homolog kromozom çiftleri halinde bir araya gelirler. Buna <strong>tetrat </strong>denir.<br>✔Tetratın kardeş olmayan kromatitleri birbirlerine yaklaşarak sarılırlar. Buna <strong>sinapsis </strong>denir. Birbirlerine değme noktalarına ise <strong>kiyazma </strong>denir.<br>✔Sinapsisteki kiyazma noktalarından karşılıklı parça değişimi yaparlar. Buna <strong>krossing-over</strong> denir. Krossing-over, mayoz bölünme sonucu oluşacak hücrelerin birbirinden farklı olma sebeplerinden biridir.<br>✔Her mayoz bölünmede tetrat ve sinapsis görülürken krossing-over görülmek zorunda değildir. Genlerin birbirine olan uzaklığı arttıkça krossing-over ihtimali de artar.<br><strong><em>b) MetafazI</em></strong><strong>:</strong> Homolog kromozom çiftlerinin merkezde dizildiği evredir.<br>✔Homolog kromozomların merkezde dizilişleri rastgele olur. Bu nedenle homolog kromozomların merkezde rastgele dizilmesi genetik çeşitliği arttırır.<br><strong><em>c) AnafazI</em></strong><strong>:</strong> Homolog kromozomların birbirinden ayrıldığı evredir.<br>✔Bu olay mayoz bölünme sonunda oluşan hücrelerin hem genetik yapılarının birbirinden farklı olmasını hem de kromozom sayılarının ana hücrenin yarısı kadar olmasını sağlar.<br><strong><em>d) TelofazI</em></strong>: Profazın tam tersidir. Tamamlandığında çekirdek bölünmüş olur.<br>✔Kromozomların kutuplara çekilmesi tamamlandıktan sonra, kromozomlar kromatin iplik halini almaya başlar. (Bazılarında kromatit halinde kalır.)<br>✔İğ iplikleri kaybolmaya başlar.<br>✔Çekirdek zarı ve organeller oluşmaya başlar.<br>✔Telofaz tamamlandığında hücre içerisinde ana hücrenin kromozom sayısının yarısı kadar kromozom taşıyan iki çekirdek bulunur.<br>✔Sitokinez ile de bu çekirdekler birbirinden ayrılır. Kromozom sayısı n’e düşmüş iki hücre oluşur.<br><br><strong><mark>3) MAYOZ II: </mark></strong>Kural olarak mitoz bölünmenin aynısıdır. Gen sayısının yarıya indirilmesini sağlar. Mayoz1 sonucunda oluşan n kromozomlu iki hücre ayrı ayrı mayoz2 aşamasına başlarlar. Mayoz1 ile mayoz2 arasında interfaz yapılmadan profaz2 başlar.<br>✔MetafazII’de ana hücrenin kromozom sayısının yarısı kadar kromozom merkezde yan yana dizilir.<br>✔AnafazII’de kardeş kromatit ayrılması olur. Oluşan her kromatit, yeni oluşacak hücrenin kromozomu olduğundan hücrenin kromozom sayısı sitokineze kadar iki katına çıkar.<br>✔Mayoz2 tamamlandığında genetik yapısı birbirinden farklı n kromozomlu toplam 4 gamet oluşur.<br><br><strong><em><mark>Mayoz Bölünmede Gametlerin Genetik Yapısının Farklı Olma Nedenleri:</mark></em></strong><br>✔Krossing-over (profaz1)<br>✔Homolog kromozomların rastgele dizilmesi (metafaz1)<br>✔Homolog kromozom ayrılması (anafaz1)<br>✔Eğer ki, oluşan 4 hücre ikişer ikişer aynı genetik yapıdaysa mayoz sırasında krossing-over görülmemiş demektir.<br><br><strong><em><mark>Mayoz Bölünmenin Genel Özellikleri ve Neden Gerekli Olduğu:</mark></em></strong><br>✔Üreme ana hücrelerinde görülür. Üreme hücrelerinin oluşmasını sağlar.<br>✔Sadece 2n kromozomlu hücrelerde gerçekleşir. (Homolog kromozom çiftleri sadece 2n kromozomlu hücrelerde vardır.)✔n kromozomlu 4 yeni hücre oluşur. ✔Oluşan hücrelerin kromozom sayısı ana hücrenin yarısı kadardır. Bu nedenle mayoz bölünmede kromozom sayısı yarıya iner.<br>✔Oluşan hücrelerin genetik yapısı hem birbirinden hem de ana hücreden farklıdır.<br> ✔Genetik çeşitliliğe neden olur.<br>✔Evrime etkisi vardır.<br>✔Sadece üreme amacı ile yapılır<br>.✔Hayat boyu devam etmez<br>.✔Eşeyli üreme de görev alır.<br>✔Eşeyli üreyen canlılarda tür içi kromozom sayısının sabit kalmasını sağlar.<br><br></div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-04 13:12:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/987354264</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/987448707</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/795490117/c2d19d57fac683d6576f05352d2f3207/indir__1_.jfif" />
         <pubDate>2020-12-04 13:44:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/987448707</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/987454627</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/795490117/284ea1fa7192b8af86f0cdbc8f229f7f/indir.jfif" />
         <pubDate>2020-12-04 13:46:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/987454627</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/987456157</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/795490117/ef986171675136eff7af652a505ee9a9/mayoz_bolunme.png" />
         <pubDate>2020-12-04 13:47:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/987456157</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/987456857</link>
         <description><![CDATA[<ul><li>https://www.hurriyet.com.tr/gundem/mayoz-bolunme-nedir-mayoz-bolunme-evreleri-ve-ozellikleri-41519254</li><li>https://tr.wikipedia.org/wiki/Mayoz#:~:text=Mayoz%20b%C3%B6l%C3%BCnme%20e%C5%9Feyli%20%C3%BCreme%20i%C3%A7in,d%C3%A2hil%20t%C3%BCm%20%C3%B6karyot%20h%C3%BCcrelerde%20g%C3%B6r%C3%BCl%C3%BCr.&amp;text=Olu%C5%9Fan%20bu%20haploit%20h%C3%BCcreler%20di%C4%9Fer,olan%20zigotu%20olu%C5%9Fturmak%20i%C3%A7in%20birle%C5%9Febilirler.</li><li>https://www.selinhoca.com/</li><li>http://www.biyolojiportali.com/konu-anlatimi/5/28/mayoz-bolunme</li><li>https://www.edumedia-sciences.com/tr/media/329-mayoz-bolunme</li></ul>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-04 13:47:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/987456857</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033258491</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://tr-static.eodev.com/files/d51/fcd5a1943553417acb44ca1dc2b27155.jpg" />
         <pubDate>2020-12-19 10:50:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033258491</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Mendel Kanunları Ve Çaprazlamalar</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033260959</link>
         <description><![CDATA[<div>Kalıtım konusu ile ilgili ilk önemli çalışmaları Gregor Mendel (1822–1884) yapmıştır.<br><br></div><div>Bezelyeler üzerinde yaptığı araştırmalar ile bugünkü kalıtım ilkelerini bulmuştur. Çalışmalarında elde ettiği sonuçları Bitki Melezleri ile çaprazlamalar adı altında yayınladı. Ancak o tarihlerde buluşları ilgi uyandırmadı.<br><br></div><div>Daha sonra başka bilim adamları Mendel’in çalışmalarına benzer çalışmalar yaparak aynı sonuçları elde ettiler.Bu sonuçları “Mendel Kanunları” adı altında topladılar.<br><br></div><div>Mendel’in çalışmalarında bezelyeleri seçmiş olması, ona avantaj sağlamıştır.<br><br></div><div>Çünkü;<br><br></div><ul><li>Çeşitleri çoktur.</li><li>Kısa zamanda döl verirler.</li><li>Genleri bağımsızdır, yani her bir karakteri, farklı koromozomlarda bulunan bir gen çifti kontrol eder.</li><li>Çiçeğin taç yaprakları, dişi ve erkek organları tamamen sardığından yumurta hücresi başka bir bezelye bitkisinin polenleriyle tozlaşma yapamaz.</li></ul><div><strong><br>Mendel Kanunları<br></strong><br></div><div><strong>1. İzotipi ve Benzerlik Kanunu (Mendel’in I. Kanunu)<br></strong><br></div><div>Farklı karakterlere sahip iki homozigot genotipli bireylerin çaprazlanması ile oluşan bireyler birbirinin aynıdır.<br><br><strong>2. Ayrılma Kanunu (Mendel’in II. Kanunu)<br></strong><br></div><div>Melez bireyler kendi aralarında veya benzerleri ile çaprazlandığında elde edilen F1 dölünde ana-babadan almış oldukları özellik belli oranlarda ortaya çıkar.<br><br><strong>3. Bağımsızlık Kanunu </strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/bagimsizlik-kanunu/"><strong><br></strong></a><br></div><div>İki veya daha fazla karaktere sahip farklı melezlerin çaprazlanmasıyla ana baba karakterleri yavrulara tesadüfe bağlı geçerler.<br><br></div><div><strong>Mendel’in çaprazlamalarının sonuçları<br></strong><br></div><ul><li>Karakterlerin nesillere geçmesini sağlayan belirli faktörler (genler) vardır.</li><li>Her ergin bireyin hücrelerinde bir karaktere ait iki belirleyici vardır (2 allel gen). Bunlar bir karakter için birbirine benzeyen (AA, aa) veya birbirinden farklı (Aa) allel genlerdir.</li><li>Bir alleldeki faktörler değişmeden eşit ihtimalle gametlere dağılır.</li><li>Döllenmede gametler rastgele birleşir. Melezlerin kendi aralarında çaprazlanmasıyla görülen karakterler önceden tahmin edilebilir oranlarda ortaya çıkar.</li></ul><div> <br>KAYNAKÇA: https://www.bilgicik.com/yazi/mendel-kanunlari-ve-caprazlamalar-konu-anlatimi/<br>http://www.biyolojidefteri.com/index.php/mendel-ilkeleri</div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-19 10:54:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033260959</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Güneş Enerjisinin Olumlu Yönleri


</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033390983</link>
         <description><![CDATA[<ul><li>Güneş tükenmeyen enerji kaynakları arasındadır. Bu yüzden güneş enerjisi kullanımı için herhangi bir <strong>yakıta ihtiyaç</strong> yoktur.</li><li>Güneş enerjisinin kullanım alanları çok geniştir. <strong>Yiyecekleri kurutmak</strong>, <strong>sıcak su elde etmek</strong> ve <strong>enerji üretmek</strong> başlıca kullanım alanlarıdır. Bu yöntemler tamamen doğal yoldan yapıldığı için, çevreye hiçbir <strong>zararı</strong> da yoktur.</li><li>Güneş enerjisi ile elektrik üretmek mümkündür. Güneşten elektrik üretirken fotovoltaik <strong>güneş panelleri</strong> kullanılır. Bu solar panellerin, elektrik üretimi ve kullanımı aşamasında çevreye hiçbir zararlı etkisi yoktur.</li><li>Güneşten elektrik üreten tesislerin amortisman süreleri yaklaşık <strong>5-6 yıl</strong> arasındadır. Bu durum diğer enerji üretim yöntemlerinin önüne geçme imkanı tanır.</li><li>Güneş enerjisinden elektrik üretmek çok kolaydır. Normal bir insan, profesyonellik gerektirmeden <strong>kendi elektriğini güneş enerjisi ile üretebilir</strong>.</li><li>Güneş enerji santrallerinin bakımları diğer enerji tesislerine göre çok daha kolaydır. Bakım ve işletme maliyetleri düşüktür.</li><li>Güneş enerjisi tesislerinin kurulumu da çok kolaydır. Yaklaşık <strong>1 ila 9 ay</strong> arasında güneş santralini kurmak mümkündür.</li><li>Lisanssız güneş enerji santralleri için 1 yıllık <strong>güneş</strong> <strong>ölçüm istasyonu</strong> kurmaya gerek yoktur. Bu da zamandan tasarruf demektir. Ancak diğer santraller için en az 1 yıllık ölçüm yapılması şarttır.</li><li>Güneş enerjisinin diğer avantajı ise, rüzgar ve su gibi olmadığı için, tahmin edilebilir hava koşulları mümkündür. Yani güneş sabah doğar, akşam batar işte bu kadar basit. Ancak rüzgar enerjisi gibi tahmin edilmesi zor olan santrallerde bu mümkün değildir.</li><li>Güneş enerjisinin bir avantajı ise dayanıklı malzeme yapısı sayesinde, zor hava koşullarına karşı koyabilmesidir.</li></ul>]]></description>
         <pubDate>2020-12-19 14:27:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033390983</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Güneş Enerjisinin Olumsuz Yönleri</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033394306</link>
         <description><![CDATA[<ul><li>Güneş enerjisinden elektrik üretmek için kullanılması durumunda, güneş enerji santrallerinin yatırım maliyetlerinin yüksek olması bir dezavantajdır.</li><li>Günümüzdeki güneş paneli teknolojisi ile güneş ışınlarının en fazla <strong>%12-%20</strong>‘sini elektriğe çevirebiliyoruz. Yani güneşten gelen ışıkları verimli kullanamadığımız için bu bir dezavantajdır.</li><li>Yukarıdaki maddeden dolayı, güneş santralleri için çok fazla araziye gereksinim duyulmaktadır. Örneğin 1 adet rüzgar türbini tek başına <strong>1 MW</strong>‘lık güce sahip olurken, 1 MW’lık <strong>güneş enerji santrali</strong> tek başına <strong>20.000 metrekare</strong> alana ancak sığabiliyor.</li><li>Küçük ve akü destekli güneş enerji sistemlerinde kullanılan akülerin ömürleri kısa veya dayanıksız olduğu için çok çabuk bozulabiliyor.</li><li><strong>Güneş kuleleri</strong> dediğimiz elektrik üretim yöntemi, özellikle <strong>göç eden kuşlar</strong> için büyük bir sorun olmaktadır. Güneş aynalarının güneş ışınlarını büyük bir ısı ile güneş kulelerine yansıtması sebebi ile, birçok <strong>kuş ve hayvan telef</strong> olmaktadır. Güneş kuleleri kurulurken göçmen kuşların, göç yollarından uzakta olmalıdır. Aksi halde bu hayvanlar için büyük bir dezavantaj oluşturmaktadır.</li><li>Fotovoltaik güneş panel üretimi tüm dünyada hızla ilerlemektedir. Yeni çıkacak teknolojiler ile eski tip güneş panellerinin değiştirilmesinden kaynaklanan <strong>çevre kirliliği</strong> bir muammadır. Yani eski güneş panelleri ne olacak sorusuna bir cevap henüz yoktur.</li></ul><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-19 14:31:49 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033394306</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kaynakça</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033397062</link>
         <description><![CDATA[<div>https://www.enerjibes.com/gunes-enerjisinin-avantajlari-dezavantajlari-nelerdir/</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-19 14:35:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033397062</guid>
      </item>
      <item>
         <title>GEN-KROMOZOM TEORİSİ</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033720804</link>
         <description><![CDATA[<div><strong><mark>Gen:</mark></strong></div><ul><li><strong> Özelliklerin ortaya çıkmasını sağlayan ,nükleotitlerden oluşan DNA bölümleridir.</strong></li><li><strong>Bir DNA'da çok sayıda gen bulunabilir.</strong></li><li><strong>Hücredeki protein sentezini yönetir.</strong></li></ul><div><strong><mark>Gen-Kromozom Teorisi:<br></mark></strong>Kalıtım mekanizmasını açıklayan ilk bilimsel çalışma <strong>Mendel</strong> tarafından gerçekleştirildi.<br><strong>Mendel</strong>, çalışmalarını yaparken gen kavramını bilmiyordu.<br><strong>Gen-kromozom teorisi</strong>,<br>Genlerin, kromozomlar üzerinde ve onlarla birlikte kalıtıldığı düşüncelerini ilk kez 1902 yılında <strong>Walter S. Sutton</strong> ve <strong>Theodor Boveri</strong> ortaya koymuştur.</div><div><strong><mark>Öne sürdükleri teoride;</mark></strong></div><ul><li>Genlerin, kromozomlar üzerinde bulunduğu,</li><li>Bir karakterin bakımından iki genin sorumlu olduğu,</li><li>Bu genlerin farklı kromozomlar üzerinde bulunduğu,</li><li>Canlılarda, <strong>otozom (vücut kromozomu)</strong> ve <strong>gonozom (eşey kromozom)</strong>  denilen 2 çeşit kromozom olduğu öne sürülmüştür.</li><li>Canlılardaki gen sayısının kromozom sayısından fazla olması; bir kromozomda çok sayıda gen olduğunu belirtir.<strong>(Bağlı Gen)</strong></li><li><strong><em>“Genler, kromozomlar üzerinde yerleşmiş gerçek fiziksel birimlerdir. Bir özelliği oluşturan iki genin her biri, bir kromozom çiftinin üyesi üzerinde bulunur.” </em></strong>hipoteziyle teori ileri sürülmüştür.</li></ul><div><strong>Gen kromozom teoris</strong>i çalışmaları sonucu:</div><ul><li>Alel gen</li><li>Dominant gen</li><li>Resesif gen</li><li>Homozigot (arı döl)</li><li>Heterozigot (melezlik)</li><li>Genotip </li><li>Fenotip </li><li>Melezleme</li></ul><div>kavramları ortaya çıkmıştır.<br><mark>Alel Gen:</mark> </div><ol><li>Aynı karaktere etki eden genlerden her birine denir.Bu genlerin biri anneden diğeri babadan geldiği için aynı kromozom üzerinde bulunamazlar ve homolog kromozomların karşılıklı <strong>lokus</strong>larında yer alırlar.</li></ol><div><br><mark>Dominant (Baskın) Gen:</mark> </div><ol><li>Baskın genlerdir.Homozigot ya da heterozigot durumunda etkisini fenotipte gösterirler ve büyük harfle yazılırlar.</li></ol><div><br><mark>Resesif (Çekinik) Gen:</mark> </div><ol><li>Çekinik genlerdir.Sadece homozigot olduklarında etkisini fenotipte gösterebilirler ve küçük harfle yazılırlar.</li></ol><div><br><mark>Homozigot:</mark></div><ol><li>Bir karaktere ait anne ve babadan aynı alellerin gelmesine denir.</li><li> <em>AA,aa gibi.</em></li></ol><div><em><br></em><mark>Heterozigot:</mark></div><ol><li>Bir karaktere ait anne ve babadan farklı alellerin gelmesine denir. </li><li><em>Aa gibi.</em></li></ol><div><em><br></em><mark>Genotip:</mark></div><ol><li>Canlının sahip olduğu genlerin tamamıdır.</li><li><em>Aa,aa,AA gibi.</em></li></ol><div><br><mark>Fenotip:</mark></div><ol><li>Genlerin ve çevrenin etkisiyle ortaya çıkan özelliklerdir.</li><li>Dış görünüştür.</li><li><strong>Aa:</strong> <strong>A   </strong>  <strong>AA: A</strong>     <strong>aa:</strong> <strong>a </strong>gibi.</li></ol>]]></description>
         <pubDate>2020-12-19 21:16:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033720804</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033774904</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/922091565/68c1720feac3e4b0e2667d2e6fb9c772/kromozom_dna_ve_gen_l.jpg" />
         <pubDate>2020-12-19 22:46:33 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1033774904</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Yaşadığımız ortamda enerji kaynaklarının ekonomik düzeyde kullanılıp kullanılmaması. </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1034347563</link>
         <description><![CDATA[<div>*Sanayi tesislerinin çalışması, aydınlatma, ısınma ve ulaşımın sağlanması büyük ölçüde enerjiye dayanmaktadır. Enerji, ülkelerin kalkınmasında önemli bir güç olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle ülkelerin gelişmişlik düzeyleri belirtilirken ürettikleri ve tükettikleri enerji miktarları da göz önünde bulundurulmaktadır.<br><br>*Enerji kaynakları yenilenemeyen ve yenilenebilen kaynaklar olarak iki grupta toplanır. Yenilenemeyen enerji kaynakları taş kömürü, linyit, petrol ve doğal gazdan oluşan fosil yakıtlar ile nükleer enerji gibi rezervi sınırlı olan ve tükendiğinde yenilenemeyen kaynaklardır. Yenilenebilen enerji kaynakları ise güneş, rüzgar, su ve jeotermal enerjiden oluşan ve kendi kendilerini yenileyebilen kaynaklardır.<br><br>*<strong>Yenilenemeyen Enerji Kaynakları<br></strong><br></div><div><strong>Taş kömürü (Maden Kömürü)</strong><br>Birinci jeolojik zamanda oluşmuş bazı arazilerdeki organik tortul kayadır. Kalori değeri yüksek olduğu için büyük bir kısmı demir-çelik endüstrisinde, geri kalanı ise Çatalağzı termik santralinde elektrik üretiminde kullanılmaktadır.<br>Taşkömürü yatakları Batı Karadeniz Bölümü’nde özellikle Zonguldak çevresinde ve Ereğli’den Amasra’ya kadar uzanan bir şerit içerisinde yer alır. Ülkemizdeki taşkömürü yatakları düzenli tabakalar halinde olmayıp küçük parçalara ayrılmıştır. Taşkömürünün bulunduğu damarlar bazen çalışılamayacak kadar incelmekte ve kesintiye uğramaktadır. Bu nedenle taşkömürünün çıkarılmasında zorluklar çekilir ve üretim düşüktür. Demir-çelik endüstrisinin ihtiyacını karşılayamadığından dolayı ithal edilir.<br><br>*<strong>Linyit</strong><br>Üçüncü jeolojik zamanda oluşmuş ve kalorisi taşkömürüne göre daha az olan bir kömür türüdür. Türkiye’nin bir çok yerinde ve bol miktarda bulunduğu için önemli bir madendir. Kalorisi yüksek olan linyitler genellikle konutlarda yakıt olarak kullanılırken düşük kalorili olanları ise termik santrallerde kullanılmaktadır. Linyit yataklarımızdan en önemlileri Elbistan, Soma (Manisa), Tunçbilek, Seyitömer, Tavşanlı (Kütahya), Yatağan (Muğla) ve Çan (Çanakkale) dır.<br><br>*<strong>Petrol</strong><br>Üçüncü jeolojik zamanda oluşmuş arizelerde tabakalar içerisinde boşluklarda bulunur. Ancak akıcı olduğu için yer altındaki boşlukları izleyerek zamanla yatak değiştirebilir. Bu yüzden diğer jeolojik zamanlarda oluşmuş bazı arazilerde de petrol bulunabilir. Ülkemizde üçüncü jeolojik zamanda oluşmuş arazi fazladır. Ancak yapılan araştırmalar ülkemizdeki petrolün çok derinlerde olduğunu ortaya koymuştur. Ülkemizde petrol ilk olarak 1940 yılında Raman Dağı’nda bulunmuştur.<br><br></div><div>Ülkemizde üretimin tamamına yakını <a href="https://www.bilgiustam.com/guneydogu-anadolu-bolgesi/">Güneydoğu Anadolu Bölgesi</a>‘nden karşılanır. Ham petrol üretimi 2005’de 2,2 milyon ton kadardır. Yurt dışından ithal ettiğimiz ham petrol ise 28 milyon tondur. Dolayısıyla ülkemizde petrol ihtiyacının ancak %14’ü karşılanabilmektedir. Ülkemizde tüketilen petrolün büyük bir kısmı Ortadoğu ülkelerinden ve Cezayir’den ithal edilmektedir.<br>Güneydoğu’dan çıkartılan petrol ile dışarıdan alınan petrolün işlendiği rafineriler şunlardır;<br>– Batman<br>– İpraş (İzmit)<br>– Ataş (Mersin)<br>– Aliağa (İzmir)<br>– Orta Anadolu (Kırıkkale)<br><br></div><div>Ham petrol, rafinerilere boru hatları ve tankerlerle taşınır. En önemli petrol boru hattı günümüzde yapımı tamamlanan ve faaliyete geçen Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattıdır. Bu hat sayesinde <a href="https://www.bilgiustam.com/azerbaycan-ulkeler-cografyasi/">Azerbaycan</a> ve Kazakistan petrolü Türkiye üzerinden taşınmakta ve dünya piyasasına ulaştırılmaktadır. Bu taşımacılıktan ülkemiz önemli gelir elde etmektedir.<br>Kerkük-Yumurtalık boru hattı ise Irak’ta yaşanan olumsuzluklar nedeniyle verimli bir şekilde kullanılamamaktadır.<br><br>*<strong>Doğalgaz</strong><br>Yer altındaki boşluklarda petrolün üzerinde oluşan gaz karışımıdır. Çıkarıldıktan sonra boru hatlarıyla veya sıvılaştırılmış bir şekilde gemilerle taşınıp diğer ülkelere ulaştırılabilir. Tüketimi sonrasında çevre kirliliğine yol açmadığı için çok tercih edilen bir yakıttır. Kullanım alanları giderek yaygınlaşmaktadır. Başlıca doğalgaz yataklarımız Trakya-Hamitabat, Mardin ve Siirt’te bulunur. Doğalgaz rezervlerimiz çok yetersiz olduğu için uzun yıllardan beri Rusya’dan ithal edilmektedir.<br><br><strong>Yenilenebilir Kaynaklar<br></strong><br></div><div>*<strong>Su Gücü</strong><br>Su gücüne hidroelektrik enerji denir. Ucuz, temiz ve yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Ülkemizde akarsuların gücünden yararlanılır. Yüksekten düşen ve hızla akan suların tribünleri çalıştırması sonucu elektrik üretilmektedir.<br><br></div><div>Ülkemiz yüksek ve engebeli olduğu için akarsularımızın çoğu dar ve derin vadilerden akar. Bu durum baraj yapımına elverişli şartlar oluşturur. Türkiye hidroelektrik potansiyel bakımından Avrupa’da Rusya ve Norveç’ten sonra 3. sırada yer almaktadır.<br>Hidroelektrik potansiyelimizin üçte biri Fırat Havzası’ndadır. Bunu, Dicle, Doğu Karadeniz, Çoruh ve Kızılırmak havzaları izler. Yüksek potansiyelimize karşın üretilen enerji miktarı azdır.<br><br></div><div>Önemli Barajlarımız<br>Fırat üzerinde; Keban, Karakaya, Atatürk<br>Kızılırmak üzerinde; Hirfanlı, Kesikköprü, Altınkaya<br>Sakarya üzerinde; Sarıyar, Gökçekaya<br>Gediz üzerinde; Demirköprü<br>Büyük menderes üzerinde; Kemer, Adıgüzel<br>Dicle üzerinde; Kralkızı, Devegeçidi<br><br>*<a href="https://www.bilgiustam.com/gunes-enerjisi-nedir/"><strong>Güneş Enerjisi</strong></a><br>Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde en önemlisidir. Ülkemiz coğrafi konumu nedeniyle güneş enerjisi potansiyeli bakımından şanslı bir ülkedir. Bir çok bölgemizde güneşli gün sayısı ve güneşlenme süresi yeterli düzeydedir. Yıl içerisinde güneşlenme süresi en yüksek olan bölgelerimiz Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz’dir, en az olan bölgemiz ise Karadeniz’dir. Ülkemizde genelde su ısıtılmasında kullanılan güneş enerjisi, teknolojik imkanların gelişmesine bağlı olarak yaygınlaşmaktadır ve zamanla bu enerji farklı alanlarda kullanılmaya başlanacaktır.</div><div><br>*<strong>Rüzgar Gücü</strong><br><a href="https://www.bilgiustam.com/ruzgar-enerjisi-nedir-nasil-calisir/">Rüzgar enerjisi</a> hem ucuz hem de çevreyi kirletmeyen bir enerji kaynağıdır. Ülkemizde ilk ticari amaçlı rüzgar santrali 1998 yılında Çeşme (İzmir)’de kurulmuştur. Rüzgar santrallerinin kurulmasının pahalı bir yatırım olması en önemli sıkıntılardan biridir. Rüzgar enerjisi potansiyeli bakımından Ege, Marmara ve Doğu Akdeniz kıyıları zengin yerlerdir.<br><br>*<strong>Jeotermal Enerji</strong><br>Yerin derinliklerinde ısınarak yüzeye çıkan sıcak su ve su buharından elde edilen enerjiye jeotermal enerji denir. Türkiye jeotermal enerji potansiyeli bakımından dünyanın zengin ülkeleri arasında yer alır. Ülkemizde jeotermal enerji ısıtma ve elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Denizli-Sarayköy ve Aydın-Germencik’te enerji üretimi yapılmaktadır. Üretilen enerji miktarı kapasitenin çok altında kalmaktadır.<br><br><br></div><div><br><br></div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-20 14:23:48 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1034347563</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kaynakça: https://www.bilgiustam.com/turkiyede-enerji-kaynaklari/</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1034361783</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-20 14:40:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1034361783</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Bitki ve Hayvanlarda Klonlama Çalışmaları</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1034406195</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <pubDate>2020-12-20 15:29:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1034406195</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Dünyadaki Başlıca Karasal Biyomlar Ve Özellikleri</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1034559755</link>
         <description><![CDATA[<div>Karasal biyomlar 4 gruba ayrılır ;<br>*Orman<br>*Çöl<br>*Çayır<br>*Tundra<br><mark>1-Orman Biyomları</mark><br>Ormanlar yeryüzünde karaların bir bölümünü kapsamaktadır. Orman biyomları özellikleri bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. Orman biyomları; iğne yapraklı ormanlar, ılıman bölge yaprak döken ormanları ve tropikal yağmur ormanları olmak üzere üç bölümde incelenebilir.<br>A)İğne Yapraklı Ormanlar<br>İğne yapraklı ormanlar yüksek enlem ve yüksek rakımda yer alır. Dünya üzerinde bölgesel değil daha çok parçalı yayılışa sahiptir. Başlıca; Kuzey Amerika’nın kuzeyi, Asya ve Avrupa kıtalarının kuzey kesimleri ile hemen hemen her iklim bölgesindeki dağlık alanların yüksek kesimlerinde yayılış gösterir. Özellikle Sibirya bölgesinde iğne yapraklı ormanların sayısı fazladır. Bu orman türü kozalaklı ağaç ormanları olarak da nitelendirilmektedir.  Her dem yeşil olan iğne yapraklı ormanların baskın bitki örtüsünü Çam , Ladin  ve Göknar cinslerine ait kozalaklı ağaç türleri oluşturur. İğne yapraklı ormanlarda bulunan ağaçlarının gövdesi genellikle düz ve dalsızdır. Bu yüzden insanlar tarafından yasal olmayan şekilde kesilebilmektedir. Kuzey bölgelerde iğne yapraklı ormanların yayılış gösterdiği alanlarda, şiddetli don olaylarının görüldüğü ve kar örtüsünün uzun süre yerde kaldığı soğuk kış mevsimi hakimdir. Az yağış alan bu bölgelerde sıcak dönemlerin görüldüğü kısa süren yaz ayları, bitki türlerinin kısa büyüme mevsimini oluşturur. Ülkemizin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bu ormanlar hakimdir. Geyik, boz ayı, kurt, vaşak, sansar, zerdava, oklu kirpi, baykuş, tilki, kartal, uçan böcekler ve kuşlar bu biyomun önemli hayvan türleridir.<br>B)ILIMAN BÖLGE YAPRAK DÖKEN ORMANLARI<br>Ilıman bölge yaprak döken ormanları, Kuzey Amerika’nın doğusu, Avrupa’nın batı ve orta kısımları, Çin ve Japonya dahil Asya’nın doğu bölgesinde yer alır. Düzenli, bol yağışlı ve yaz aylarının nispeten uzun ve ılık olduğu orta enlemlerin ılıman kuşak özelliklerini gösteren bu ormanlarda geniş yapraklı ağaçlar hakimdir. Bu ağaç türleri tropikal ormanlardaki ağaçlara göre daha kısadır ayrıca bu ağaçlar açık yeşil renkli ve yaprak döken cinstendir. Yaz ve kış ayları arasındaki sıcaklık farkının fazla olması, ağaçların kışın yapraklarını dökmesine neden olur. Yaprak döken ormanlarda tipik olarak Meşe, Amerikan kayını , Şeker akçaağacı , Ihlamur ve Kestane ağaçları yer alır. Yaprak döken bu ağaç türlerinin çok sık olarak yan yana duruyor olması bu biyomun en çarpıcı özelliğidir. Ayrıca bu ormanlardaki ağaçlar yağmur ormanlarındaki ağaçlardan daha kısa boylu ve seyrektir. Ağaçların altında çalı ve ot tabakası iyi gelişmiştir. Ağaç türleri kış mevsiminden önce yapraklarını dökerek soğuk kış koşullarına uyum sağlarken, ilkbaharla birlikte tekrar yapraklanır. Bu biyomda sincap, geyik, tilki ve ayı gibi birçok memeli ile kartal, ağaçkakan, ardıç kuşu gibi birçok kuş türü yaşar. Ülkemizin Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki Fırtına Vadisi’nde bu tip ormanlar yer alır.<br>C)TROPİKAL YAĞMUR ORMANLARI<br>Tropikal yağmur ormanları, ekvator kuşağı çevresindeki Orta ve Güney Amerika, Afrika, Avusturalya ve Asya gibi düşük enlemli alçak rakımlı bölgelerde yer alır. Yoğun yağış ve yüksek nem oranına sahiptir. Genellikle yeşil olan ve geniş yapraklı ağaç türlerinden oluşan bu ormanlar, yeryüzündeki en yüksek tür çeşitliliğine sahiptir. Ilıman bir ormanda en fazla 10 ağaç türü bulunurken, tropikal yağmur ormanı 400’den fazla ağaç türü içerebilir. Tropikal yağmur ormanları, diğer ormanlarda nadiren bulunan belirgin bitki tiplerine sahiptir. İnce, uzun boylu ve genelde herdem yeşil ağaçlar, yapraklarını aynı anda dökmezler. Yağmur ormanlarında, ağaçların yanında ağaçlar kadar uzun boylu olabilen odunsu yapılı “dev otsu” bitkiler de bulunur. Ağaç eğreltileri, palmiyeleri, bambular dev otsu bitkilere örnek olarak verilebilir. Ayrıca, ancak bitkilerin üzerinde yetişebilen fakat ondan su ve besin almayan epifit bitkiler, ağaçların dallarını ve gövdelerini sarar. Benzer şekilde, odunsu sarmaşıklar olan liyanalar da, ağaçların net görünmesine engel olur. Tropikal yağmur ormanlarında yıllık ortalama yağış miktarı yüksektir ve tüm yıla düzenli yayılır. Yıl boyunca yüksek olan ortalama sıcaklık değeri 18 °C’nin altına düşmez. Tropikal yağmur ormanlarında mevsimler arası farklılık görülmez. Yaz ve kış mevsimleri arasında sıcaklık farkı neredeyse yoktur. Gün uzunluğu yıl boyunca çok az değişir ve düzenli seyreden iklim koşullarından dolayı canlıların üreme olayları yıl boyunca devam eder. Tropikal yağmur ormanlarının karakteristik hayvan türleri arasında kuş, yarasa, kurbağa, yılan, maymun, puma, jaguar, geyik, timsah vb. bulunur. Ayrıca bu biyomlar böcek türleri bakımından oldukça zengindir. Tropikal yağmur ormanları ile çöller arasındaki bölgelere savan denir. Kurak iklime uyum sağlamış küçük yapraklı ve çoğunlukla dikenli ağaçlar, çimenler ve otlar bulunur. Savan biyomunda afrika antilopları, zebra, aslan gibi iri vücutlu hayvanlar ile termitler yaygındır. Fakat maalesef ki bozulan ekosistem bu ormanlarda ki doğal yaşamı da tehdit etmektedir. En önemli oksijen kaynağı olan tropikal ormanlarda yaşam her geçen gün yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır.<br><mark>2-ÇÖL BİYOMLARI</mark><br>Çöller, yıllık ortalama yağış miktarının 250 mm’den az olduğu ya da bazı durumlarda yağışın 250 mm’den daha fazla olduğu ancak, yıl içinde düzensiz dağılım gösterdiği bölgelerdir. Çöllerin varlığını belirleyen en önemli faktör, yağışın yıl içindeki dağılım şeklidir. Ancak aynı miktarda yağış, bir veya iki ay içinde yoğunlaşarak yağıp, geri kalan aylar yağış almazsa, bu alan çöl özelliği gösterir. Çöller, en aşırı sıcaklık dalgalanmalarının görüldüğü biyom tipidir. Gün boyu yoğun güneş ışığı alan bu alanlarda, hem hava sıcaklığı (40°C veya üstü) hem de toprak sıcaklığı (60°C veya üstü) yüksektir. Bu alanlarda sıcaklık gün içinde ve mevsimler arasında büyük farklılıklar gösterir. Gündüz 55 °C’a çıkabilen sıcaklık geceleri eksili değerlere inmektedir.<br>Çöl biyomunda su ihtiyacı az olan bitkiler bulunmaktadır. Yağmur yağdığı zaman gerekli suyu vücutlarına depolayan kaktüsler en önemli çöl bitkilerindendir. Çöl biyomlarının karakteristik bir diğer  bitki formu ise çöl çalılarıdır. Çöldeki çalı formları arazide oldukça seyrek bir şekilde ve düzenli aralıklarla büyürler. Bitkiler arasındaki bu seyrek ve düzenli dağılış su gibi az bir kaynak için bitkiler arası rekabeti azaltır. Çöl bitkileri gibi çöl hayvanları da yüksek sıcaklık ve su kıtlığına karşı bazı uyum mekanizmaları geliştirmişlerdir. Örneğin; Sürüngenler ve bir çok böcek türü suyu geçirmeyen dış örtüleri ve boşaltım maddesi olarak ürik asit atmaları sayesinde kuraklığa uyum sağlarlar. Ayrıca çöl farelerinin bir çok türü hiç su içmeden, sadece kuru tohumlarla beslenerek çok uzun zaman yaşayabilirler. Güney Afrika’da Kalahari Çölü, Kuzey Afrika’da Sahra Çölü ve Arabistan Çölü büyük çöllere örnektir. Ülkemizde ise gerçek anlamda çöl bulunmamaktadır. Fakat karasal iklimin egemen olduğu ve bitki örtüsünün aşırı tahrip edildiği Karapınar ve Tuz Gölü çevresi çölleşmeye hassas olan bölgelerimizdir. Düşük sıcaklıklar ve su kıtlığının görüldüğü alanlara ekolojik açıdan soğuk çöller adı verilir. Orta Asya’da soğuk çöller yer alır. Çin’deki Taklamakan Çölü bu çöl tipine örnektir.<br><mark>3-ÇAYIR BİYOMU</mark><br>Yağış oranının ne çok fazla olduğu ne de çok az olduğu bölgelerde çayır biyomları oluşmaktadır. Yağış miktarı orman oluşturacak kadar fazla değildir. Bunun yanında oluşan bitkilerin kurumasına yol açacak kadar az yağış almamaktadır. Bitkiler hızlı bir şekilde büyümektedir. Hızlı şekilde büyüyen bu bitkiler mevsimden dolayı çabuk bir şekilde çürümektedir. Bundan dolayı tarım için elverişli humus miktarı fazla olan topraklar ortaya çıkmaktadır.   Karakteristik bitkileri: Buğday Baklagiller. Çayır köpekleri, zebra, yabani at ve eşekler bu biyomda yaşayabilmektedir. Görüldüğü Yabancı ülkeler :<br>Arjantin, Orta Asya, Kuzey Amerika ve Avustralya.<br>Ülkemizde:<br> Ege ve Akdeniz Bölgeleri ile Doğu ve İç Anadolu Bölgelerinde. <br><mark>4-Tundra Biyomu</mark><br>Tundra biyomu, yeryüzündeki karasal alanların %20’sini oluşturan arktik bölgedeki geniş bir alanı kapsar. Kuvvetli rüzgârların ve çok düşük sıcaklıkların görüldüğü bu alanlarda, toprak tabakası sürekli donmuş görünümdedir. Kışın ortalama sıcaklık −30 °C’nin altına düşerken, yazın 10°C’den düşüktür. Alaska kuzeyi, Kanada kuzeyi, İskandinav Yarımadası kuzeyi ve Rusya’nın kuzey kesimlerinde görülür. Tundra biyomunda çoğunlukla otsu bitki türleri ile bodur çalılar, ağaçlar ve dikenler karışık olarak bulunur. İri gövdeli misk öküzleri, kutup ayısı, kurt, kutup tilkisi, ren geyikleri, kar kuşları, tundrada yaşayan hayvanlardır.</div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-20 18:00:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1034559755</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1034728827</link>
         <description><![CDATA[<div>https://www.dersimiz.com/ders_notlari/karasal-biyomlar-orman-cayir-col-tundra-oku-23001.html<br>https://www.bilgiustam.com/biyom-nedir-biyom-cesitleri-ve-ozellikleri-nelerdir/<br>https://ekolojist.net/kara-biyomlari-hakkinda-merak-edilenler/<br>https://www.egitimsistem.com/tundra-biyomu-77573h.htm</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-20 21:02:02 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1034728827</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hayvanlarda Klonlama</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038126072</link>
         <description><![CDATA[<div>Hayvanlarda klonlama çalışmaları 1997 yılında Dolly'nin doğumuyla birlikte kamuoyunun dikkatini çekmiş olsa da bu çalışmalar çok eskilere dayanmaktadır.<br>Örnek:  İlk kurbağa klonlaması 1952 yılında gerçekleşmiştir. Burada belirli bir kademeye kadar ilerlemiş olan kurbağa embriyosundan alınan diploid bir hücreye ait çekirdek, çekirdeği çıkartılmış bir bir kurbağa yumurtasına aktarılarak gelişimine devam etmesi sağlanmış ve klon bir kurbağa elde edilmiştir. <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/865366007/c3bef4c1d6cf11317b15a0a02e881e1d/biyoteknoloji300.jpg" />
         <pubDate>2020-12-22 14:42:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038126072</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kromozomların Ayrılmaması Sonucu Oluşan Hastalıklar</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038131483</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-22 14:44:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038131483</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038135412</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Anöploidi</strong></div><div><br></div><div>Normal kromozom sayısındaki artış ya da azalışa verilen isimdir. Bir veya birkaç kromozomun bölünme sırasında kayıp olması veya fazla olması sonucu oluşur. Eğer eksik ise <em>‘Monozomi’</em>, fazla ise ‘<em>Trizomi’</em> olarak adlandırılır.<br>   · Her ikisi de mayoz bölünme sırasında ayrılamama sonucu oluşur.</div><div>· Ayrılmama sıklığı büyük çoğunlukla anne yaşı ile ilgilidir. Babanın yaşı neredeyse hiç etkili bir faktör değildir. </div><div>· Ayrılmama olayının mayoz bölünmede görülme sıklığı yaklaşık olarak; birinci evresinde 70%, ikinci evresinde 30% şeklindedir.<br>Ayrılamama olayı ilk defa Calvin Bridges tarafından 1913 yılında ‘sirke sineği’ canlısında  keşfedilmiştir<br>.<br>         Görülme şekli bakımından Anöploidi 3 ana başlıkta incelenir.</div><div><br></div><div><strong>1.</strong> <strong>Monozomi </strong></div><div><br></div><div>Monozomi anneden veya babadan gelmesi gereken 2 kromozomdan birinin kayıp olması nedeni ile görülür. Otozomal veya gonozomal olarak görülebilir. </div><div><br></div><div>En bilinen örneklerinden biri 15. Kromozomun eksik olması sebebiyle ortaya çıkan <em>Angelman Sendromu </em>ve gonozomal kromozomlardan birinin eksik gelmesi ile ortaya çıkan <em>Turner Sendromu</em>’dur. Angelman Sendromu 15. kromozomda bulunan UBE3A geninde görülen problem sonucu ortaya çıkar. Bu sendromda genellikle anneden gelen 15. kromozom kayıp ya da hasarlıdır. Yavru normal yaşayabilir ancak yüksek oranda zekâ gerilikleri ve tipik olarak sürekli gülümseme ve kahkahalar görülür. Daha sonra yaş ilerledikçe gülümseme ve kahkahada azalma görülebilir. Turner sendromlu bireyler ise dişidir (X0) ve bu sendrom eksik olarak gelen kromozomları yüzünden ortaya çıkan problemleri kapsar. Turner Dişi bireylerin eşey organları ve eşey hücreleri gelişmediği için kısırdırlar. Bu nedenle adet görmeme (Amenore) durumu görülür. Boyları daha kısadır ve göğüs kafesleri küçük, meme uçları biraz daha geniştir. Hastalığın adı ilk defa 1940’lı yıllarda adını tanımlayan Henry Turner’den gelmektedir.<br><strong>2.</strong> <strong>Triploidi</strong></div><div><br></div><div>Tüm kromozomların 3 ya da 4’lü gruplar halinde bulunması ile oluşur. Mayoz bölünmedeki ayrılmadan kaynaklanmaz. Farklı işlemlerden biri nedeni ile oluşur. Örneğin; </div><div><br></div><div>· Bir yumurta hücresine 2 sperm girebilir (dispermi)</div><div><br></div><div>Dispermi ile oluşan üçlü kromozom setinin ikisi baba (paternal) kökenli olur. Triploidi nedeni olarak dispermi olayının görülme sıklığı yaklaşık olarak 66% şeklindedir. Ayrıca Triploidi insanda kendiliğinden düşük oranlarında 17% oranı ile en sık görülen kromozomal anormalliklerden birisidir. (Triploid zigotların sadece 1/1000’i canlı doğar)<br><br>3<strong>.</strong> <strong>Trizomi</strong></div><div><br></div><div>Trizomi, diploit sağlıklı canlılarda 2 olması gereken kromozom çiftlerinin 3 tane olması sonucu oluşan rahatsızlıktır. En çok bilinen şekli 21. Kromozom trizomisi olan Down Sendromu’dur. 2 şekilde görülür.<br><br><strong>a.</strong> <strong>Tam Trizomi </strong></div><div><br></div><div>Tam Trizomi dişi üreme hücreleri olan yumurtaların ya da erkek üreme hücreleri olan spermlerin gametogenez evresindeki hücre bölünmesi sırasında (mayoz 1 veya 2 de görülebilir) ayrılmaması sonucu görülür. </div><div><br></div><div>Bu sperm ya da yumurta normalde 23 olması gereken kromozom sayısının 22 veya 24 olması ile (2n+1, 2n-1) sonuçlanır. Fertilizasyon sonrası gelişen fetüs, 46 yerine 45 veya 47 kromozomlu olur. </div><div><br></div><div><strong>b.</strong> <strong>Yarı (Mozaik) Trizomi</strong></div><div><br></div><div>Yarı Trizomi’de fazla olan kromozom diğer kromozomlardan birine tutunmuş durumda ya da aynı kromozomdan iki kopya bulunur. Fazla kromozom canlının sadece bazı hücrelerinde görülür. Diğer hücreler 46 kromozomdur.</div><div><br></div><div>Trizomi türleri insanda bütün kromozomlarda oluşabilir. Ancak bu genellikle düşükle sonuçlanan doğumların olmasına neden olur. Örneğin, insanın 16. kromozomunda meydana gelen Trizomi durumu insanda en çok oluşan şekli olmasına rağmen bu anomaliye sahip bebekler 1%’in altında doğum oranına sahiptir. Genelde düşükler ilk 3 ay içinde gerçekleşir.</div><div><br></div><div>İnsanda en çok karşılaşılan Trizomi türleri;</div><div>· Trizomi 21 (Down Sendromu)</div><div>· Trizomi 18 (Edward’s Sendromu)</div><div>· Trizomi 13 (Patau Sendromu)</div><div>· Trizomi 12 (Kronik Lenfosit Lösemi Belirteci)</div><div>· Trizomi 9 </div><div>· Trizomi 8 (Warkany Sendromu 2)</div><div><br></div><div>Ve ayrıca gonozomal Trizomi bozuklukları olarak;</div><div>· XXX – Süper Dişi (Triple X Sendromu)</div><div>· XXY – Klinefelter Sendromu</div><div>· XYY – Jacob’s Sendromu (Süper Erkek Sendromu)</div><div><br><br><strong>Down Sendromu</strong></div><div><br></div><div>Down sendromu mayoz bölünme sırasında ayrılmama sonucu 21. kromozomun 3 tane olması durumudur. Araştırmalarda kesin bir etmen bulunamamış ve bilinen tek sebebi annenin yaşı olarak gösterilmiştir. 35 yaş üzeri annelerde risk fazladır ancak doğumların çoğunun gençlik dönemlerinde olması sebebiyle down sendromlu bireylerin yaklaşık 80%’i genç anneler tarafından doğurulan çocuklardır. Ortalama 1/800 oranında görülür ancak anne yaşı 40 civarında iken 1/100, 45 yaş civarında 1/50 oranında görülmektedir. Hayatta kalma yaşları normal toplumun yaklaşık yarısı olsa da erişkin yaşlara kadar yaşayan birçok birey vardır. </div><div><br></div><div>Bu hastalık ilk defa 1866 yılında İngiliz hekim John Langdon Down tarafından tanımlanmış, 1959’da ilk defa sebebinin 21. kromozomun 3 tane olması olduğunu Jerome Lejeune göstermiştir.</div><div><br></div><div>Down sendromlu bireyler benzer yüz şekline, çekik gözlere, kısa parmaklar ve kalın enseye sahiptir. Genel kanının aksine zihinleri gelişebilir, sadece normal insanlara göre geriden gelmektedir. Onun haricinde içlerinden sanatçılar, ressamlar, müzisyenler gibi birçok yetenekli birey gözlenmiştir. </div><div><br><strong>Edward’s Sendromu </strong></div><div><br></div><div>Edward’s sendromu yaklaşık 3/10000 bireyde görülür. Kızlarda görülme oranı erkeklere göre 3 kat daha fazladır. Bu bireylerde tipik olarak düşük kulaklar, baş çevresi ölçümlerinin kısa olması (mikrosefali) ve çenenin normalden küçük olması (mikrognati) görülür. Ayrıca yapılan araştırmada bu anormalliğe sahip olan bireylerin yaklaşık 90%’ından fazlasında çeşitli kalp rahatsızlıkları görülür. Bu durumda doğan bebeklerin neredeyse 80%’i doğumun ilk haftasında, kalanların çoğunluğu da ilk yılında hayatını kaybeder. Yaşayan bireyler de ciddi düzeyde zekâ gerilikleri görülür. </div><div><br></div><div><strong>Patau Sendromu</strong></div><div><br></div><div>Patau Sendromu 13. kromozomda meydana gelen anormal durum sonucu oluşur. Bu bireylerin büyük çoğunluğu daha doğmadan anne karnında düşük veya erken doğum sonucu ölürler. Hayatta kalan bireylerin de yine birçoğu doğumdan sonraki ilk 4 ay içinde hayatını kaybeder. Görülme sıklığı 1/15000’dir ve bu sıklık annenin yaşı ilerledikçe daha da artar. En bilinen özellikleri beynin ön kısmında ve yüzün orta kısımlarında meydana gelen bozulmalardır. Bu bireylerde <em>Holoprozonsefali </em>yani beynin iki yarımküresinin tam ayrılamaması ve damak-ağız çevresinde yarıklar gözlenir. </div><div><br><br><strong>Triple X Sendromu</strong></div><div><br></div><div>Süper dişi olarak da adlandırılan bu bireylerde uzun boy dışında farklı bir fenotip gözlenmez. Bu dişiler ergenlik dönemine kadar hızlı bir şekilde boy atarlar. Bunun yanında çeşitli motor nöron becerilerinde gerilik, konuşma güçlüğü, üreme organlarında gelişimsel bozukluklar görülür. Görülme sıklığı 1/1800 dür.</div><div><br></div><div><strong>Klinefelter Sendromu</strong></div><div><br></div><div>Klinefelter sendromuna sahip bireylerde X kromozomu sayısı normalden 1 fazladır. Bu sendroma sahip erkek bireyler neredeyse normal bireylerle aynıdır ve hatta bu anormallik erişkin yaşa kadar fark edilememektedir. Bu bireylerde testislerin küçük olması sebebiyle cinsiyet hormonu olan testosteron hormonu miktarı azdır. Bazı bireylerde az sperm üretilirken bazı bireylerde hiç üretilmez. Bazı çocuklarda konuşma ve öğrenme problemleri görülür. Boyları ortalama bireylerden biraz daha uzundur. Bebeklik çağlarında motor nöronlarında zayıflıklar görülür (oturma, yürüme olaylarında gecikmeler ve zorlanmalar görülür.). Görülme sıklığı 1/700’dür. Gelişen teknoloji ve bazı yöntemler sayesinde bu bireyler de çocuk sahibi olabilmektedirler.</div><div><br></div><div><strong>Jacob’s Sendromu</strong></div><div><br></div><div>Süper erkek olarak da bilinen bu bireylerde fazladan bir Y kromozomu vardır. Bu bireylerde normalden uzun kollar dışında farklı fenotipik özellik fazla gözlenmez. Bu bireyler ortalama boydaki erkeklerden yaklaşık 7cm daha uzundur. Bu bireylerde testosteron seviyeleri ve üreme sağlıkları genellikle normaldir ve çocuk sahibi olabilirler. Bu hastalarda konuşma ve öğrenme bozuklukları, motor nöron aktivitelerinde yavaşlık görülebilir. Ayrıca bu bireylerde çeşitli psikolojik rahatsızlıklar da ortaya çıkabilir. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre Jacob’s sendromuna sahip bireyler tüm suçluların yaklaşık olarak 1/25’ini oluştururlar. Görülme sıklıkları 1/800’dür. Ayrıca bu sendrom ELCIE-VERACITY testleri ile yüksek doğrulukta test edilebilmektedir.<br><br><br></div><div><br><br></div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/865367107/b8ae7a3043b238affd2393785253dd5c/download.jpg" />
         <pubDate>2020-12-22 14:46:31 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038135412</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038172952</link>
         <description><![CDATA[<div>Hayvanlarda klonlama ,<br>Kök hücre çalışmalarında kullanmak üzere hücre sağlamak<br>Kök hücreleri iyileştirme amacıyla kullanmak <br>Soyu tükenme tehdidiyle karşı karşı olan türleri korumak <br> Soyu tükenmiş canlıları tekrar yaşama döndürmek<br>gibi amaçlarla kullanılabilir.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-22 15:03:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038172952</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038184698</link>
         <description><![CDATA[<div>Hayvanlarda klonlama işlemi ya embriyonik dönemde bir kök hücre veya farklılaşmasını tamamen tamamlamış bir vücut hücresi kullanılarak yapılabilir. Birinci durumda ancak embriyo kopyalama olasılığı söz konusudur. İkinci durumda ise yetişkin bir organizmadan alınan hücre kullanılarak Dolly örneğinde olduğu gibi yetişkin bir organizma kopyalanabilir.</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/865366007/138d3f58304fd63ffa6a307ec0110ebd/5a1bb4632269a209c4947eff.jpg" />
         <pubDate>2020-12-22 15:08:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038184698</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038185123</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/865367107/285df7a6380f4c91f0df5ab064a4abec/edward_sendromu_trizomi_18_nedir_cover.jpg" />
         <pubDate>2020-12-22 15:08:48 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038185123</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038186037</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/865367107/cc73a04321097809165db736a40885fa/images.jpg" />
         <pubDate>2020-12-22 15:09:13 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038186037</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kaynakça</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038186490</link>
         <description><![CDATA[<div><em> </em><a href="https://www.jinekolognet.com/down-sendromu.asp">https://www.jinekolognet.com/down-sendromu.asp<br><br></a><a href="https://www.downturkiye.org/down-sendromu-nedir">https://www.downturkiye.org/down-sendromu-nedir</a><br><br>https://www.bezelyedergi.net/post/kromozomlarda-ayrılmama-trizomi<br><br></div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-22 15:09:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038186490</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038190079</link>
         <description><![CDATA[<div>Embriyoların kopyalanması esnasında içi boşaltılan bir yumurta hücresi ile embriyonik kök hücre kaynaştırılır. Boşaltılan yumurtanın çekirdeği dışarı alınır. Benzer şekilde yetişkin bir organizma kopyalanırken de çekirdeği çıkartılmış bu yumurta ile vücudun herhangi bir yerinden alınan hücre kaynaştırılmaktadır. Bilim adamları yakın bir  amana kadar vücuttan alınan yetişkin hücrelerin bir embriyo gibi davranamayacağını düşünmekteydi. Ancak, Dolly ‘nin üretilmesiyle birlikte yumurtanın içeriğinde bulunan bazı moleküllerin bu tür bir hücrenin de üremeyle ilgili genleri uyarabileceğini ve bu hücrenin de bir embriyo gibi davranmasını sağladığı anlaşılmıştır.<br>Dolly kopyalanırken boşaltılmış yumurta içerisine yerleştirilen bu hücre hayvanın meme başından alınmıştır. Dolly ‘nin kopyalanmasının amacı özel bir türün devamlılığını sağlamaktır. Dolly içerdiği genetik yapı nedeniyle özel bir cinstir. Bu şekilde genetik yapısı değiştirilerek üretilen hayvanlara transgenik hayvanlar denilmektedir.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-22 15:11:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038190079</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038192636</link>
         <description><![CDATA[<div>Günümüzde yetişkin bir organizmanın kopyalanabilmesi kuramsal olarak tedaviye yönelik (terapötik) klonlama denilen bir tekniğin de tartışılmasına yol açmıştır. Bu teknik, boşaltılmış bir yumurta içerisine yerleştirilen vücut hücresinin meydana getirdiği bir embriyonun totipotent kök hücrelerininin tedavi amacıyla kullanılmasıdır. Bu hücreler hasta bireyden alınan bir hücreden kaynaklandıkları için, herhangi bir uyumsuzluğa neden olmayacakları gibi embriyonik kök hücrelerin bütün avantajlarına da sahiptirler. Aynı embriyo Dolly örneğinde olduğu gibi tedavi amacıyla kullanılmayıp taşıyıcı bir anneye nakledildiğinde bu hücrenin alındığı organizma kopyalanmış olacaktır.<br><br></div><div>Hayvanlarda klonlama, tedaviye yönelik kopyalama bir canlı konumuna sahip olan embriyoların kullanılması nedeniyle etik ve moral açıdan tartışmalara yol açmaktadır. Embriyonik kök hücrelerden yumurta elde edilebilmesi konusundaki son gelişmeler bu tartışmaları azaltabilir, ancak tamamen önleyemeyeceği de bir gerçektir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-22 15:12:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038192636</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Bitkilerde Klonlama</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038196409</link>
         <description><![CDATA[<div>Çok hücreli organizmalardan alınan tek bir somatik hücrenin genetik bilgisi kullanılarak kalıtsal yapı olarak birbirinin aynısı olan organizmaların üretilmesi olayına klonlama, klonlama süreciyle oluşturulan organizmaya ise klon canlı adı verilir. </div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/865366007/2f5d20d874cf28969c74218ddf46dca6/klon4.jpg" />
         <pubDate>2020-12-22 15:13:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038196409</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038215833</link>
         <description><![CDATA[<div> Bitkilerde klonlama bir çeşit vejetatif üreme olarak değerlendirilebilir. Canlıdan alınan diploid hücrelerin geliştirilmesiyle kalıtsal olarak ata bitkiyle ve birbirleriyle aynı olan yeni bireyler elde edilebilmektedir. Bu şekilde istenen özelliklere sahip genetik varyasyon korunmuş olur. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-22 15:22:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038215833</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038225270</link>
         <description><![CDATA[<div> Gen klonlaması yoluyla bitkilere daha önce sahip olmadıkları özellikler de kazandırılabilmektedir. Bitkilere gen aktarımında plazmitini doğal olarak bitki hücresine aktarma yeteneğinde olan Agrobacterium tumefaciens ( Rhizobium radiobacter ) bakterisi aracı olarak kullanılmaktadır. Bu bakteri bitkilerin çoğunda genetik bilgi aktararak taç uru denen bir tümör oluşturmaktadır. Bu metodun başlangıcında Agrobacterium tumefaciens bakterisinin vektör olarak kullanılacak plazmidine böceklere direnç geni ve antibiyotik direnç geni birlikte aktarılır. Daha sonra gen aktarımı yapılacak bitkinin yaprağı kesilerek yaralanmış olan bölgeye bakteri bulaştırılır. Sonrasında bakterinin gen aktarımı yaptığı ve yapmadığı hücrelerin birbirinden ayrılabilmesi için ortama antibiyotik eklenir. Gen aktarımının sağlandığı bitki hücreleri böceklere direnç geni ile birlikte antibiyotik direnç genini de aldıklarından ortama antibiyotik eklenmesinden etkilenmezler. Canlı kalan hücreler, kültür ortamında çoğaltılarak istenen özelliğe sahip yeni bitkiler yetiştirilmiş olur.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/865366007/63e399fa8f0944eada50445ef72b76f5/unnamed.jpg" />
         <pubDate>2020-12-22 15:26:39 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038225270</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038234619</link>
         <description><![CDATA[<div> Bitkilere gen aktarımı süreciyle, <br>besleyici değeri ve verimliliği yüksek,<br>geç olgunlaşan ve raf ömrü uzun,<br>tarım ilaçlarına ve böceklere dirençli,   <br>eczacılık için gereken maddeleri bol miktarda üretebilen <br>bireyler elde edilmeye çalışılmaktadır. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-22 15:31:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038234619</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038246211</link>
         <description><![CDATA[<div>Hayvanlarda Klonlama:<br>https://vetrehberi.com/hayvanlarda-klonlama/<br>http://www.biyolojidefteri.com/index.php/hayvanlarda-klonlama<br>Bitkilerde Klonlama:<br>http://www.biyolojidefteri.com/index.php/bitkilerde-klonlama</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-22 15:36:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038246211</guid>
      </item>
      <item>
         <title>EKSİK BASKINLIK İLGİLİ ÖRNEKLERİN ARAŞTIRILMASI</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038641806</link>
         <description><![CDATA[<div>Örnek olarak Endülüs tavukları örnek verilebilir. Endülüs tavuklarında siyah ve beyaz tüy geni olmak üzere iki çeşit gen vardır. Tavuklar bu karakter bakımından heterozigot olduklarında siyah veya beyaz renkte olmayıp mavi renkli olurlar. Bu tavuklarda siyah ve beyaz tüy geni birbirine üstünlük kuramamıştır. <br><br>Bir karakteri temsil eden farklı genlerin birbirlerine üstünlük kuramaması durumuna eksik baskınlık denir. <br><br>ÖRNEKLERİ İSE ŞU GENEL OLARAK ŞU ŞEKİLDEDİR; <br><br>Endülüs tavuklarında siyah tüy genine PS, beyaz tüy genine PB diyelim.<br> Beyaz tüylü bir tavuğun genotipi aşağıdaki olacaktır.<br> Beyaz Tavuk: PBPB<br> Siyah tüylü horozun bu karakter bakımından genotipi aşağıdaki gibi olur.<br> Siyah Horoz: PSPS<br> Beyaz tüylü tavuğun oluşturacağı gametler PB, PB şeklindedir ve tek cinstir.<br> Siyah tüylü horozun oluşturacağı gametler PS, PS şeklindedir ve tek tiptir.<br> Bu iki hayvan çaprazlanırsa oluşan tüm gametler PBPS şeklinde olur.<br>  <br><br>Bu şekilde oluşan tüm yeni bireyler mavi tüylü olur.<br> Eğer beyaz bir tavuk ile beyaz bir horoz çaprazlanırsa yavru beyaz renkli, siyah bir tavuk ile siyah bir horoz çaprazlanırsa yavru siyah renkli, beyaz bir tavuk ile siyah bir horoz çaprazlanırsa yavru mavi renkli olur. <br><br>Sığır, at, Endülüs tavuğu gibi hayvanlarda bu tip eksik baskınlık görülür.<br> Aslanağzı, akşamsefası gibi bitkilerde de eksik baskınlık görülür. <br><br>Kırmızı bir sığır ile beyaz bir sığır çiftleştirilirse meydana gelen yavru demirkırı renginde olur.<br> Kahverengi bir at ile beyaz bir at çiftleştirildiğinde meydana gelen yavru krem renginde olur. <br><br>Kırmızı renkli ve beyaz renkli iki aslanağzı bitkisi çaprazlanırsa oluşan bitkinin çiçekleri pembe renkli olur.<br> Kırmızı çiçekli ve beyaz çiçekli akşamsefası bitkileri çaprazlanırsa pembe çiçekli akşamsefası bitkisi elde edilir. <br><br>SORU;<br> Kırmızı rengi veren çiçek geni: K<br> Beyaz renk veren çiçek geni: B<br> KK : Kırmızı çiçek<br> BB : Beyaz çiçek<br> KB : Pembe çiçek<br> Kırmızı ve beyaz renkli iki akşam sefası bitkisi çaprazlanıyor. F2 dölünün fenotip oranları kaç olur? <br><br>CEVAP;<br> Kırmızı çiçek KK olsun, Beyaz çiçek BB olsun. Bu durumda f1 çaprazlaması;<br> KB KB KB KB olur. Bu durumda %100 pembe çiçek oluşur.<br> F1 dölündeki bireylerin, kendi arasında çaprazlanması sonucunda; F2 dölü elde edilir.<br> F2 çaprazlama sonucu, KK, KB, KB, BB oluşur. Bu çaprazlamadan anlarız ki, %25 KK, %50 KB, %25 BB oluşmaktadır.<br> <br> Kaynakça; <br> www.sanatsalbilgi.com<br> www.yenibiyoloji.com<br> www.biyolojidersim.com</div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-22 19:06:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038641806</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038647562</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/773140138/dff2be478940c22e7ba39e6875dbe6cb/Ebaskinlik_S10I1.jpg" />
         <pubDate>2020-12-22 19:10:32 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038647562</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038655029</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/773140138/7f4fe3387cbafa1ec0bcd4427d0f3634/20201222_221453.jpg" />
         <pubDate>2020-12-22 19:15:33 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1038655029</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Popülasyonda Aşırı Büyümenin Olası Sonuçları:</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040200803</link>
         <description><![CDATA[<div>Popülasyonlarda meydana gelen aşırı büyümeye bağlı olarak nüfus artışı görülür. Nüfus artışı, popülasyonun taşıma kapasitesini ve popülasyon dinamiğini etkileyen bir faktördür. Popülasyon büyüdükçe zaman içerisinde popülasyon unsurları arasında olumsuz etkileşimler görülür. Ayrıca dış çevreden gelen tepkiler de artar. Yoğunluk artışına bağlı olarak ortamda biriken <mark>zehirli madde, yaşama alanı darlığı, besin yetersizliği</mark> gibi etkenler popülasyon büyümesini engeller. </div><div>✔Bakteriler yaklaşık olarak 18-24 dakikada bir bölünerek çoğalırlar. Fakat bu çoğalma artışı ile zamanla belirli bir sayıya ulaştıklarında meydana gelen <mark>atık maddeler onların üremelerini durdurur.</mark> Bu durumda sayılarında azalma görülür.</div><div>✔Hayvan popülasyonunda da yoğunluk arttıkça bireylerin üretkenliklerinde azalma görülür. Popülasyon yoğunluğunun etkisiyle görülen <mark>kısırlık, düşükler, ölü doğum, aşırı saldırgan davranışlar </mark>buna örnektir. </div><div>✔Bitkilerde de belli bir alana çok sayıda tohum ekildiğinde yoğun bir çimlenme gerçekleşir. <mark>Oluşan genç fideler; su, ışık, mineral vb. için rekabete girer ve fidelerin çoğu ölür. </mark>Rekabet devam ettiği sürece popülasyon yoğunluğu azalır.<br><br></div><div><em>KAYNAKÇA:</em></div><div>▪<a href="http://www.biyolojisitesi.net/uniteler/komunite-ve-populasyon-ekolojisi/populasyondaki-asiri-buyumenin-sonuclari.html">http://www.biyolojisitesi.net/uniteler/komunite-ve-populasyon-ekolojisi/populasyondaki-asiri-buyumenin-sonuclari.html</a></div><div>▪<a href="http://www.biyolojidersnotlari.com/populasyon-ekolojisi-ders-notlari.html">http://www.biyolojidersnotlari.com/populasyon-ekolojisi-ders-notlari.html</a></div><div>▪<a href="https://www.forumlordim.org/biyoloji/149138-populasyondaki-asiri-buyumenin-olasi-sonuclari.html">https://www.forumlordim.org/biyoloji/149138-populasyondaki-asiri-buyumenin-olasi-sonuclari.html</a></div><div>▪<a href="https://eodev.com/gorev/5856992">https://eodev.com/gorev/5856992</a></div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-23 17:28:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040200803</guid>
      </item>
      <item>
         <title>MAYOZ BÖLÜNME MEKANİZMASI ve MAYOZDA AYRILMAMA OLAYI</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040214450</link>
         <description><![CDATA[<div>Normal şartlar altında mayozun anafaz I evresinde homolog kromozomlar, anafaz II evresinde ise kardeş kromatitler iğ ipliklerine tutunarak birbirinden ayrılır ve hücrenin zıt kutuplarına çekilir. Bazen İki homolog kromozom ya da iki kardeş kromatit birbirinden ayrılmayarak hücrenin aynı kutbuna gidebilir.</div><div>Bu duruma <strong>ayrılmama</strong> <strong>olayı</strong> adı verilir. Bu durumu şekil üzerinde gösterelim:<br><br>Ayrılmama olayı hem gonozomlarda hem de otozomlarda görülebilir. <br><strong><mark>a. Otozomal ayrılmama:</mark></strong><strong> </strong>Annenin otozomlarında ayrılmama ile fazladan 13. kromozoma sahip olan bireylerde <strong>Patau (Patu) sendromu;</strong> fazladan 18. kromozoma sahip olan bireylerde <strong>Edwards (Edvırds) sendromu</strong> ve fazladan 21. kromozoma sahip bireylerde <strong>Down sendromu</strong> meydana gelir. Bu durumlardan en sık rastlananı Down sendromu (mongolizm)dir. Down sendromuna sahip bireyler 47 kromozomludur. Bu bireyler gözlerinin çekik olması ve yuvarlak yüz hatlarıyla Moğol ırkına benzerlik gösterir. Genellikle doğuştan gelen kalp bozukluklarına ve zeka geriliğine sahiptirler; dilleri büyüktür, hastalıklara karşı dirençleri azdır. Down sendromlu erkek bireylerin hemen hemen hepsi ve dişilerin yarısı, eşeysel olarak gelişmemiş olup kısırdırlar. Bu bireyler, 30-35 yaşlarına kadar yaşayabilirler. Down sendromunun nedeninin tam olarak kesinlik kazanmamasına karşın annenin yaşı ya da aldığı hormon tedavisiyle ilgili olduğu düşünülmektedir. <br><strong><mark>b. Gonozomal ayrılmama:</mark></strong><strong> </strong>Eşey kromozomları olan X ve Y kromozomlarında görülen ayrılmama olayları sonucu iki gonozoma da sahip gametlerle hiç gonozom taşımayan gametler meydana gelmektedir. Gonozom ayrılmaması hem dişi hem de erkek bireylerdeki gamet üretimi esnasında gözlenebilir. Dişilerde gonozomal ayrılmama sonucu oluşan yumurta, sağlıklı spermle döllenirse süper dişi, Klinefelter erkek, Turner dişi bireyler oluşabilir. 45 kromozomlu erkek bireyler ise doğmadan ölürler. <br><strong><mark>Süper dişi</mark></strong><mark> </mark><strong><mark>sendromu:</mark></strong> İki gonozom taşıyan bir yumurtanın X kromozomu taşıyan normal bir spermle döllenmesi sonucu <br>47 (44 + XXX) kromozomlu dişiler meydana gelir. Normal bir görünüme sahip olan süper dişi, genelde doğurgan değildir. Süper dişi sendromlu dişilerde normal bireylere göre iki kat daha fazla zekâ geriliği görülürken çoğu fazladan X kromozomu taşıdığının farkında değildir.</div><div><strong><mark>Klinefelter erkek sendromu:</mark></strong> X kromozomlarının ayrılmaması sonucu oluşan 23 kromozomlu yumurta ile Y kromozomu taşıyan normal bir spermin döllenmesi sonucu 47 (44+XXY) kromozomlu erkekler oluşur. Bu erkekler uzun boylu, uzun kollu ve bacaklı, kas yapısı zayıf, çoğu zaman dişilerdeki gibi göğüsleri bulunan, eşey organları normalin yarısı boyutlarında olan, ince sesli, kısır ve zekâ geriliği olan bireylerdir.</div><div><strong><mark>Turner sendromu:</mark></strong> Gonozom taşımayan bir yumurtanın (22+0), X kromozomu bulunduran normal bir spermle döllenmesi sonucu 45 (44+X0) kromozomlu dişiler meydana gelir. Dişi görünümündeki bu bireylerin boyunlarının çevresinde kalın deri kıvrımları bulunur. Normalden daha küçük yapılı ve kısa boylu, kısa ve küt parmaklı, normal şekilde eşeysel olgunluğa ulaşamayan dişilerdir. Bu dişilerin zekâ düzeyleri genellikle normaldir. <br>Yaşamsal öneme sahip bazı genler X kromozomu üzerinde taşınmaktadır. Bu nedenle gonozom taşımayan bir yumurta ile Y kromozomu taşıyan normal bir spermin döllenmesi sonucu oluşan 45 (44+Y0) kromozomlu bireyler yaşayamazlar. Ayrılmama olayı mayoz bölünmenin birinci bölümünde gerçekleşebileceği gibi ikinci bölümünde de gerçekleşebilir. Spermatogenez sırasında mayoz II’de kardeş kromatitlerde ayrılmama meydana gelirse 22+YY kromozomlu spermler oluşur. Bu spermlerin normal bir yumurta ile döllenmesi sonucu 47 (44+XYY) kromozomlu erkek birey meydana gelir. Bunlar uzun boylu, suç işlemeye eğilimli olduğu varsayılan ve normalden daha düşük zekâlı bireylerdir.<br><br></div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-23 17:34:40 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040214450</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040250129</link>
         <description><![CDATA[<div><strong><em>Şema: Mayoz I ve Mayoz II’de ayrılmama</em></strong></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/853946608/7b9d1beb7779604be649b88c0942d49a/resim.png" />
         <pubDate>2020-12-23 18:03:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040250129</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040251720</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/853946608/2434a51976b91d9cdfb6897428930f50/resim_1.png" />
         <pubDate>2020-12-23 18:04:56 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040251720</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040252383</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/853946608/5b9740a1ddc95e92dd107c9995869f43/resim_2.png" />
         <pubDate>2020-12-23 18:05:31 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040252383</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040253786</link>
         <description><![CDATA[<div><mark>http://www.biyolojiportali.com/konu-anlatimi/6/12/Kromozomlarda-Ayrilmama-Olayi<br></mark><br><mark>https://yusufcftc23.blogspot.com/2020/01/kromozomlarda-ayrilmama-olayi-normal.html</mark><br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-23 18:06:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1040253786</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kaynakça:</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041116217</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Kaynakça:</strong></div><ul><li>10.Sınıf Biyoloji Palme Yayınları Konu Anlatımlı kitabı.</li><li>10.Sınıf Biyoloji Tsunami Yayınları kitabı.</li><li><a href="https://www.kromozom.gen.tr/gen-kromozom-teorisi.html">Gen Kromozom Teorisi Nedir? - kromozom.gen.tr</a></li><li><a href="http://www.biyolojisitesi.net/uniteler/kalitimin-genel-ilkeleri/kromozom-teorisi.html">Biyolojisitesi.net, Kalıtımın Genel İlkeleri, Kromozom Teorisi, Otozom, Gonozom, Drosophila'da Eşey Tayini</a></li><li><a href="https://www.yenibiyoloji.com/gen-kromozom-teorisi-1968/">Gen-Kromozom Teorisi (yenibiyoloji.com)</a></li></ul>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-24 08:15:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041116217</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Genetik Kodon Sözlüğü Çizme ve Tek Yumurta İkizliği</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041307448</link>
         <description><![CDATA[<div><strong><mark>Genetik Kodon Sözlüğü</mark></strong><br>Vücudumuzdaki hemen her şey, protein yapılıdır. Proteinler hem yapısal olarak, hem de hücre içi fonksiyonlara katılarak bizi "biz" yapan yapı taşlarıdır. Her protein, çok sayıda aminoasidin bir araya gelmesiyle oluşur. Yani bizlerin yapı taşları olan proteinlerin yapı taşları aminoasitlerdir. Bu aminoasitlerin bir kısmı vücudumuzda sentezlenir; diğer bir kısmı ise dışarıdan, beslenme yoluyla alınmak zorundadır. Canlı türlerinde yaşamın sürekliliği, bir jenerasyondan diğerine DNA yada RNA’nın aktarılması, genetik kodun depolanması, replikasyonu ve transkripsiyonunu sayesinde gerçekleşmektedir. Genetik kodun temel yapı taşları evrenseldir.<br>Vücudumuzda üretilebilen aminoasitlerin her biri, 3 adet nükleotid koduyla kodlanır. Bu üçlü kodlara kodon adı verilir. Yani genlerimizdeki nükleotid dizilerine bakarak, hangi aminoasitlerin hangi sırayla üretileceğini görebiliriz. Türler arası genetik benzerlikten bahsederken, gerçek bir benzerlikten söz ederiz. Genlerimizin kodladığı ve bizi "biz" yapan bütün özelliklerimizi kazandıran proteinlere ve onların yapıtaşı olan aminoasitlere baktığımızda, sadece 5 nükleotidin (adenin, timin, guanin, sitozin ve urasil) bütün genetik özelliklerimizi belirlediğini görürüz. . Genlerimiz içerisinde bulunan ve nükleik asit verilen kimyasalların dizilimi, bizlerin genetik kodunu belirler.<br>Harflerle oluşturduğumuz kelimelerin ve kelimelerle kurduğumuz cümlelerin bir anlamı olduğu gibi DNA üzerindeki 4 çeşit nükleotidin değişik kombinasyonları ile oluşan ve nükleotid sayısının yüz binlere kadar çıkabildiği gen adı verilen parçaların da anlamları vardır. İnsan vücudunda protein kodlayan yaklaşık 21 bin çeşit gen olduğu tahmin edilmektedir. Gen bölgeleri, çok sayıda nükleotitden oluşur ve bir proteinin sentezi ile ilgili genetik şifre taşır.<br><strong><mark>Tek Yumurta İkizliği<br></mark></strong>Cinsiyet, kan grubu, saç ve göz rengi gibi bizi biz yapan birçok özelliğimiz DNA tarafından belirlenir. Bu nedenle tek yumurta ikizleri birbirine çok benzer. Ancak ayırmak çok zor olsa da dikkatli bakıldığında aralarında küçük fiziksel farklılıklar görülebilir. Ayrıca zaman içinde tek yumurta ikizlerinin fiziksel özelliklerinin yanında geçirdikleri ciddi hastalıklarda (örneğin otizm, lösemi) farklılıklar ortaya çıkabilir. Çevresel faktörlerin bu durumu etkilediği düşünülüyor. <br>Tek yumurta ikizlerinin genomları yani DNA dizilimleri aynıdır.  Tek yumurta ikizlerinin genleri tamamen aynı değildir.. Standart bir DNA testinde tek yumurta ikizlerini birbirinden ayırt etmek mümkün olmayabilir ancak onları ayırmanın kesin bir yolu vardır; tek yumurta ikizleri aynı parmak izlerine sahip değildirler.. Bir insanın parmaklarındaki, avuçlarındaki ve ayaklarındaki desenler hamileliğin beşinci ayının sonunda tamamen oluşmuş olur ve herhangi bir sakatlanma veya cilt hastalığına yakalanmadığı sürece yaşamı boyunca aynı kalır. <br><strong><mark>Kaynakça<br></mark></strong>https://www.biyologlar.com/kodon-tablosu-nedir- <br><br>https://evrimagaci.org/nukleotitkodon-dairesi-ve-kod-bollugu-bircok-aminoasit-birden-fazla-kod-ile-kodlanir-<br><br>https://www.canlibilimi.com/genetik-sifre-nedir-ozellikleri-nelerdir <br><br>https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/tek-yumurta-ikizleri-arasindaki-farklarin-sebebi-nedir<br><a href="https://evrimagaci.org/ikizler-ve-gercekler-ikizler-telepati-ile-iletisim-kurabilir-birbirlerinin-acisini-hissedebilirler-mi-ikizlerin-parmak-izi-ve-genleri-ayni-mi-7826"><br></a><br><br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-24 13:29:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041307448</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Dünyadaki Başlıca Sucul Biyomlar ve Özellikleri</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041323445</link>
         <description><![CDATA[<div>Biyom; aynı iklim koşullarının yaşandığı ve bunun paralelinde aynı bitki örtüsüne sahip olan geniş coğrafi alanlardır. Canlıları ve yaşadıkları ortamı içine almaktadır. Her biyomun kendine özgü iklim, hayvan ve bitki türü vardır. Biyomlar iklim koşullarına bağlı olarak ayrılmıştır. Her biyomun sahip olduğu egemen bitki örtüsü o biyomda yaşayan hayvan türlerini etkilemektedir.<br><strong><mark>Sucul Biyomlar</mark></strong><br>Bilindiği gibi Dünya’nın en büyük kısmı sularla kaplı alanlardan oluşmaktadır. Bu nedenle sucul biyomlar çok geniş bir alan kaplar. Sucul biyomlar tatlı ve tuzlu su biyomları olarak kendi aralarında ikiye ayrılır.<br><br><strong>Tatlı Su Biyomları</strong><br>Tuz oranının %1 oranından az olması halinde o bölge tatlı su biyomu olarak nitelendirilir. Bu biyomlar da kendi aralarında ikiye ayrılır.<br><strong>a.	Göl biyomları;</strong> büyüklüklerine göre değişim gösterir. Bazen küçük gölcüklerden oluşurken bazen çok büyük göllerde bu biyom canlılarına uygun yaşam ortamı meydana gelebilir. Göllerde çok fazla oranda canlı türü bulunmaktadır. Göller hem kara hem de su ortamının bulunduğu ekosistemlerdir. Bu biyomlarda; levrek, kurbağa, turna ve sazan gibi hayvan türleri bulunur.<br><strong>b.	Akarsu biyomları;</strong> akarsular genel olarak tek yönlü akan ve akarsu ağızlarında tarımsal alanlar için elverişli bölgeler bulunan yerlerdir. Akarsular bir çok bölgeyi dolanarak yapılarına zengin mineral kaynaklarını katmaktadır. Akarsu kaynağına yakın kısımlar besin ve oksijen bakımından zengindir. Canlı olarak da oldukça fazla yaşam alanı vardır. Akarsuların akım hızının düştüğü kısımlarda çakıl ve kum fazla olduğu için buralarda bitki türleri oldukça azdır. Sazan, levrek ve turna gibi canlılar yaşar. Bazı bataklık ve sazlık olan kısımlarda tatlı su biyomlarına dahildir. Ama bu kısımlar yaşam alanı için uygun yerler değildir ve çok az canlı türü bulunur.<br><br><strong>Tuzlu Su Biyomları<br></strong>Genel olarak %3 lük tuz derişimine sahip sular tuzlu su biyomları içerisinde kabul edilmektedir. Bu biyomlar denizler ve okyanuslardır. Canlılar için büyük bir yaşam alanıdır. Denizlerde yaşayan canlı türleri derinliklerine göre değişir. Denizlerde akarsularla birleşen bölgeler çok fazla verimlilik içerir. Sığ kısımlarda oksijenin fazla olması nedeniyle daha fazla canlının yaşama imkanı bulunmaktadır. Derinlere gidildikçe canlı yaşamını olmuşuz etkileyecek gazlar çoğalır ve oksijen seviyesi azalır. Bu nedenle canlıların yaşaması için pek elverişli değildir.<br><br></div><div> Tuzlu sularda yaşayan canlılar; balina, yengeç, yunus, midye, ıstakoz, ahtapot, balık türleri, bitki çeşitleri, su yosunları ve deniz sarmaşıkları gibi canlılardır.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-24 13:59:14 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041323445</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kaynakça:</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041326490</link>
         <description><![CDATA[<div>https://www.haberturk.com/biyom-nedir-biyom-cesitleri-ve-ozellikleri-nelerdir-hbrt-2538505<br>https://www.bilgiustam.com/biyom-nedir-biyom-cesitleri-ve-ozellikleri-nelerdir/</div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-24 14:04:49 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041326490</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041500779</link>
         <description><![CDATA[<div>Alternatif Enerji Kaynakları Nelerdir?<br>	Güneş Enerjisi<br>	Hidroelektrik  Enerjisi<br>	Dalga Enerjisi <br>	Rüzgar Enerjisi<br>	Jeotermal Enerji<br>	Biyokütle Enerjisi<br>         RÜZGAR ENERJİSİ NEDİR? Rüzgar enerjisi, rüzgarın alçak basınçtan yüksek basınca doğru yer değiştirmesi ile oluşan hava akımının sahip olduğu kinetik enerjiye verilen isimdir. Rüzgar enerjisi yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Çevreye zararlı bir atık yaymayan temiz bir enerjidir. <br>RÜZGAR ENERJİSİNİN OLUMLU YÖNLERİ   <br><br></div><div>§ Bitmeyen bir enerji kaynağıdır. Büyük iklim değişiklikleri olmadığı sürece,  Rüzgar enerjisinin kaynağının tükenmesi mümkün değildir.</div><div>§ Düşük maliyetlidir.  Rüzgar enerjisi, diğer enerji kaynaklarına göre oldukça düşük bir maliyete sahiptir. </div><div>§  Rüzgar  enerjisi üretmek için güneş enerjisi santralleri gibi geniş bir yere sahip olmak gerekmiyor. Dolayısıyla küçük  bir alandan yüksek verim elde etmek rüzgar enerjisiyle mümkün olabilmekte. Nitekim güneş santrallerinin 1 MW enerji üretmek için 20000 hektar yer kaplamaları gerekiyor ancak tek bir  rüzgar  türbini bu enerjiyi kendi başına üretebiliyor.</div><div>§ Rüzgar  türbinlerinin  bakımı düzenli bir şekilde yapıldığında 25-30 yıl kullanılabilir.</div><div>§ Hava kirliliği yapmaz.</div><div>§ Günün her saati elektrik üretebilirler.<br><br></div><div>     RÜZGAR ENERJİSİNİN OLUMSUZ                            <br><br></div><div>                           YÖNLERİ                 <br><br></div><div>§ Rüzgar türbinlerini kurmak için rüzgarın nereden,  kaç şiddetinde, ne kadar estiği hesaplandıktan sonra kurulmalıdır.  Bu da uzun süren bir ölçümdür.</div><div>§ Rüzgar türbinlerin çok gürültü yaptığı için  yerleşim yerlerinden uzağa kurulmalıdır.  </div><div>§ Rüzgar santrallerinin kurulacağı yerin göçmen kuşların geçeceği yerlere kurulması onların ölümüne sebep oluyor.</div><div>§ Rüzgar santralleri bazen iklim değişikliklerine sebep olabiliyor.<br><br></div><div> <br>KAYNAKÇA:<br><br></div><div><a href="https://muhendistan.com/ruzgar-enerjisi-nedir/">https://muhendistan.com/ruzgar-enerjisi-nedir/<br></a><br></div><div><a href="https://www.milliyet.com.tr/ekonomi/ruzgar-enerjisi-nedir-nerelerde-kullanilir-ruzgar-enerjisinin-ozellikleri-ve-avantajlari-6253875">https://www.milliyet.com.tr/ekonomi/ruzgar-enerjisi-nedir-nerelerde-kullanilir-ruzgar-enerjisinin-ozellikleri-ve-avantajlari-6253875<br></a><br></div><div><a href="https://ekolojist.net/ruzgar-enerjisinin-olumlu-olumsuz-yonleri/">nleri/<br></a><br></div><div><a href="https://ekolojist.net/ruzgar-enerjisinin-olumlu-olumsuz-yonleri/">https://ekolojist.net/ruzgar-enerjisinin-olumlu-olumsuz-yonleri/<br></a><br></div><div><a href="https://www.emrealtilar.com/ruzgar-enerjisi.html">https://www.emrealtilar.com/ruzgar-enerjisi.html<br></a><br></div><div><a href="https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/alternatif-enerji-kaynaklari-ve-turkiye">https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/alternatif-enerji-kaynaklari-ve-turkiye<br></a><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="http://cdn.yeniakit.com.tr/images/news/625/dev-ruzgar-enerjisi-ihalesinin-kazanani-belli-oldu-h1501758280-aa06ca.jpg" />
         <pubDate>2020-12-24 19:38:54 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041500779</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KOMÜNİTELERDE REKABET AV-AVCI İLİŞKİSİ</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041514518</link>
         <description><![CDATA[<div>                    <br>KOMÜNİTEDEKİ REKABET<br><br>Besin, yaşama alanı, üreme gibi faaliyetleri gerçekleştirebilmek için  aynı türden canlılar ya da farklı popülasyonlar kendi aralarında rekabet hâlindedir.Genellikle gelişmeleri ya da hayatta kalmaları için sınırlı olan kaynaklar, komünitedeki canlı top­luluklarını rekabete iter<br><br>•Aynı türe ait bireyler arasındaki rekabete tür içi rekabet denir.<br><br>•Farklı türlerin bireyleri arasındaki rekabete ise türler arası rekabet denir.<br><br>✓Canlıların büyük bir kısmı oksijeni ortak olarak kullanır. Ancak oksijen sınırlı bir kaynak olmadığından canlılar oksijen için rekabet etmez.<br><br>•Bir bireyin bulunduğu ortam içerisinde sahip olduğu veya yapmak zorunda olduğu bütün görev ve sorumluluklara ekolojik niş denir. Genellikle habitat’la karıştırılan bir terim olmasına karşın anlam bakımından tamamen farklı bir şey ifade eder. <br><br>•Ekolojik niş ile canlının ekolojik rolü ifade edilir.<br><br>•Rekabet, canlıların ekolojik rollerinin çakışmasıyla oluşur. Rekabet sonucu zayıf olan tür ya farklı kaynağı kullanmak üzere değişime uğrar ya da ortadan kalkar.<br><br>•Tür içi ve türler arası rekabet, bitki ve hayvan popülasyonlarının büyümesini sınırlar ve popülasyonları dengede tutar.<br><br>REKABETTE ELENME PRENSİBİ<br><br>1934 yılında Rus ekolog G.F. Gause (G.F.Gaus), Parameciumaurelia ve Paramecium caudatum adı verilen iki protista türü ile yaptığı laboratuvar deneylerinde türler arası rekabetin etkilerini araştırmıştır. Buna göre:<br><br>1. Gause, her gün sabit miktarda besin eklediği farklı kültür ortamlarında bu iki protista türünü yetiştirmiş; her iki protista türünün de hızla arttığını, popülasyon büyüklüğü belirli bir düzeye ulaştıktan sonra birey sayısının aynı düzeyde kalmaya devam ettiğini görmüştür.<br><br>2. Daha sonra bu türleri aynı kültür ortamında yetiştirdiğinde Paramecium aurelia besin bulmada daha başarılı olmuş daha hızlı üremiş, Paramecium caudatum türleri ise besin bulmada P. Aurelia kadar başarılı olamadığı için yok olmaya başlamıştır.<br><br>AV–AVCI İLİŞKİSİ<br>Besin olarak serbest bir biçimde diğer canlıları yakalayıp yiyen hayvanlara avcı (predatör) denir. Av ile avcı arasındaki bu ilişki tipik bir “+, –” ilişkisidir. Avcı yarar görürken av zarar görür. Av ve avcı sayısı değişkendir. Genel olarak av olan canlı sayısı, avcı sayısından fazladır. Avcı popülasyonunun büyük­lüğü, avı tarafından belirlenebilir. Bir komünitede av olan canlıların biyokütlesi ne kadar fazla ise avcı olan canlıların besini de o kadar fazladır. Av miktarının artması avcı sayısını artırır. Avcı sayısının artması ise bir süre sonra av olan canlıların azalmasına neden olur.Av miktarının azalmasından ise avcılar olumsuz etki­lenir. Besin azlığında avcıların sayısı azalır. Dolayısıyla av olan canlıların düşmanları azalmış olur. Av-avcı ilişkisiyle ilgili grafiklerde birbirini izleyen inişler ve çıkışlar gözlenir.Örneğin vaşak beslenmek için tavşanı avlar. Avlanma sonucunda vaşak popülasyonu artarken tavşan popülasyonu azalır. Belirli bir süre sonra tavşan popülasyonunun azalması nedeniyle vaşaklar besin bulamaz. Besin bulamayan vaşak popülasyonunda ölüm, göç ve rekabet görülür. Bu da vaşakların sayısının azalmasına, tavşan popülasyonunun artmasına neden olur. Av artarken, avcı azalır. Buna av-avcı ilişkisi denir.Bir komünite içerisinde av-avcı ilişkisi; iki hayvan arasında oluyorsa predatörlük, avcı bir hayvan türü, av da bir bitki türü ise herbivorluk (otlama) adını alır.<br><br>✓Bir komünite içerisinde av-avcı ilişkisi; iki hayvan arasında oluyorsa predatörlük, avcı bir hayvan türü, av da bir bitki türü ise herbivorluk (otlama) adını alır.<br><br><br><br></div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-24 20:08:46 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041514518</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041516805</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/925040572/b469d3bab847018f3112c3de56f720c2/IMG_20201223_231858.jpg" />
         <pubDate>2020-12-24 20:14:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041516805</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041518999</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/925040572/4c2a19e0e0f4a82590c2a2673ca96188/IMG_20201223_231936.jpg" />
         <pubDate>2020-12-24 20:19:10 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041518999</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041519385</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/925040572/fa9af08b39e2c8f435e589dd16c0adf2/IMG_20201223_233515.jpg" />
         <pubDate>2020-12-24 20:20:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041519385</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041519679</link>
         <description><![CDATA[<div>http://www.biyolojiportali.com/konu-anlatimi/21/8/Komunite-Ekolojisi<br>https://www.fikir.gen.tr/<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-24 20:20:48 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041519679</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Yerel çevre sorunlarından herhangi birisine ilişkin belediye,orman müdürlüğü vb. kuruluşlarıyla işbirliğinin araştırılması.</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041960890</link>
         <description><![CDATA[<div>-Çevresel sorunlar ,insan aktivitelerinin biyolojik ve fiziksel çevre üzerindeki zararlı etkilerinin toplamına verilen addır. Çevre koruma, doğal çevreyi hem çevrenin hem de insanoğlunun yararına olacak şekilde ,bireysel, organizasyonel ve yönetimsel seviyede koruma pratiğidir. Çevreci anlayış , çevresel sorunlara savunmacı, eğitici ve aktivist bir yaklaşımla eğilir. Yerel çevre sorunları olarak gösterilen görüntü ve ses kirliliği, çarpık kentleşme doğal kaynakların dengesiz, israflı ve adaletsiz kullanımı tün insanlığın ortak sorunu anlamı taşır. Bitki ve hayvan türlerinin yaşamlarını etkilemesi bakımından bitki örtüsünün bozulması gibi yerel sorunlar aynı zamanda tüm doğayı etkileyen bir sorundur. Dolayısıyla küresel bir çevre sorununun parçasıdır.<br>*Su Kirliliği<br>Göl, nehir, okyanus, deniz ve yeraltı suları gibi su barındıran havzalarda görülen kirliliğe verilen genel addır. Her çeşit su kirliliği , kirliliğin bulunduğu havzanın çevresinde veya içinde yaşayan tün canlılara zarar verdiği gibi çeşitli türlerin ve biyolojik toplulukların yok olmasına ortam hazırlar. Su kirliliği , içinde zararlı bileşenler barındıran atık suların, yeterli arıtım işleminden geçirilmeksizin havzalara boşaltılmasıyla meydana gelir.<br>  Su kirliliği, küresel olarak büyük bir sorun olduğu gibi, birçok ölüm ve salgın hastalık olaylarının nedeni olarak görülmektedir. Günde 14.000  insan doğruda veya dolaylı olarak su kirliliğinin neden olduğu hastalıklar sonucunda yaşamını yitirmektedir. Buna ek olarak gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde görünen akut sorunların yanında , bu kirliliğin azaltılması için çalışmalar yapılmaktadır. Bugün dünyada yüzde olarak en çok kirli su havzasına sahip olan ülke Amerika Birleşik Devletleri'dir. Son zamanlarda yapılan ulusal bir araştırmada bu ülkedeki nehir havzalarının yüzde kırk beşi, göl havzalarının yüzde kırk yedisi , liman ve haliçlerin yüzde otuz ikisi kirleniş durumdadır.<br> Su kirliliği kavramı, genel olarak insanların neden olduğu etkenlerden dolayı oluşan kirliliği tanımlamak için kullanılır. Ancak kimi zamanlarda bazı canlı türlerindeki bozulan dengeler sonucunda da diğer canlılarca su kirliliği oluşabilmektedir. Doğal yoldan oluşan su kirliliğinin nedenleri arasında yanardağlar, aşırı alg üremesi , rüzgarlar ve depremler de yer almaktadır.<br>NEDENLERİ;<br>-Kirliliğe neden olan kirleticiler arasında farklı çeşitler barındıran kimyasal maddeler, patojenler , ısı değişimi gibi fiziksel veya duyusal değişiklikler yer almaktadır. Yine kimi zamanlarda doğada ve suda doğal olarak var olan kalsiyum, sodyum ,demir , manganez gibi minerallerin değişiminin aşırı artışı da kirlilik nedeni olarak görülmektedir.<br>-Oksijen tüketen maddeler arasında bitkiler gibi doğal unsurlar veya kimyasal maddeler gibi insan eli değmiş unsurlar da yer alabilir. Diğer doğal veya yapay oksijen tüketici maddeler sudaki bulanıklığa neden olur. Bu da ışığı yansıtmayacağından çevredeki bitkilerin büyüme hızını yavaşlatır. Ayrıca bazı balık türlerinin solungaçlarının tıkanmasına neden olur.<br>-Birçok kimyasal madde toksiktir. Patojenler de insanlar ve hayvanlar üzerinde su yoluyla taşınan hastalıklara neden olur. Suyun fiziksel kimyasında oluşan değişikliklerin nedenleri arasında asitlik , elektrik iletkenliği, sıcaklık ve alg birimi de yer almaktadır.<br>TARIM VE ORMAN BAKANLIĞININ GÖREVLERİ;<br>-Bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretiminin geliştirilmesi, tarım sektörünün geliştirilmesi ve tarım politikalarının oluşturulmasına yönelik araştırmalar yapmak.<br>-Su kaynaklarının korunmasına ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasına dair politikaların oluşturulması amacıyla çalışmalar yapmak, ulusal su yönetimini koordine etmek.<br>-Gıda üretimi , güvenliği ve güvenirliği, kırsal kalkınma ,toprak , su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması ile verimli kullanılmasını sağlamak.<br>-Tabiatın korunmasına yönelik politikalar geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yapmak ,korunan alanların tespiti, milli parklar ,tabiat parkları ,tabiat anıtları , tabiatı koruma alanları ,sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilik ile av ve yaban hayatının korunması ,yönetimi , geliştirilmesi ,işletilmesi ve işlettirilmesini sağlamak.<br>-Çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlendirilmesi, tarımsal desteklemelerin etkili bir şekilde yönetilmesi , tarımsal piyasaların düzenlenmesi gibi ana faaliyet konularının gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak; tarım ve hayvancılığa yönelik genel politikaların belirlenmesi amacıyla çalışmalar yapmak ,uygulanmasını izlemek ve denetlemek.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 17:57:34 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041960890</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA:</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041994272</link>
         <description><![CDATA[<div>https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87evresel_sorunlar<br>https://www.onlinezeka.com/yerel-ve-kuresel-cevre-sorunlari<br>https://tr.wikipedia.org/wiki/Su_kirlili%C4%9Fi<br>https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_Cumhuriyeti_Tar%C4%B1m_ve_Orman_Bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-25 19:40:23 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1041994272</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Biyolojik Savaş Ajanları ve Etkileri</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042364510</link>
         <description><![CDATA[<div>Biyolojik savaş, zehirli maddeler kullanılarak insan, hayvan ve bitkilerin öldürülmesi ya da etkinliklerinin kısıtlanmasına yönelik bir savaş yöntemidir. Entomolojik savaş da biyolojik savaşın alt türlerinden biri olarak kabul edilmektedir.</div><div> <br>Biyolojik savaş ajanları nelerdir?</div><div> </div><div>1. TİFO</div><div>Tifo basili ile kirlenmiş su ve yiyeceklerle bulaşan, şiddetli baş ağrısı ile seyreden sistemik bir hastalıktır. İştahsızlık, düşmeyen ateş, halsizlik, bradikardi, gövdede pembe lekeler, kuru öksürük, ishal veya kabızlık görülür. Lağım fareleri ve karasineklerden yayılır.<br><br> 2.KOLERA<br>Kolera, Vibrio cholerae isimli bakterinin neden olduğu bağırsak enfeksiyonuna bağlı olan,akut ve şiddetli ishal<br>ile seyreden bir hastalıktır.Kolera genellikle bakterinin<br>bulaşmış olduğu deniz ürünleri,yiyecekler ve içme suyu<br>ile vücuda bulaşır.</div><div> <br>3.VİRAL HEPATİT A<br>Hastalık çoğunlukla dışkı ile kirlenmiş, hastalık etkeni<br>içeren su ve gıda tüketiminden kaynaklanır. Yemek<br>hazırlayan ve gıda sektöründe çalışan kişilerin temizlik önlemlerine dikkat etmemesi, kanalizasyon suları ile<br>kirlenmiş besinlerin çiğ ya da az pişmiş olarak yenilmesi en sık bulaşma yollarıdır.</div><div> <br> 4.ŞARBON<br>Şarbon, sporla çoğalan bir bakteri olan Bacillus<br>anthracis'in neden olduğu nadir fakat ciddi bir hastalıktır.Bu tehlikeli hastalık, hasta hayvanlarla doğrudan veya dolaylı temas yoluyla insanlara da bulaşabilir.Şarbona neden olan bakteriler vücuda genellikle derideki bir yaradan girer. Ayrıca, şarbonlu etleri yiyerek veya sporları soluyarak da bu hastalığa yakalanabilirsiniz.</div><div> <br>5.KUDUZ<br>Rabies ya da Lyssa olarak da bilinen kuduz, hayvanlarda olan ve insanlara geçebilen bir çeşit virüs hastalığıdır.Bu virüs, başta merkezi sinir sistemini etkileyerek, beyne kadar ulaşarak, beyni iltihaplandırır. Başta köpekler olmak üzere, birçok evcil ve vahşi hayvanda görülebilmektedir.Kuduza vahşi yaşamda genellikle; kurt, tilki, domuz, çakal, ayı, sırtlan gibi hayvanlarda rastlanılmaktadır. Kuduz virüsünü taşıyan bir hayvan; başka bir hayvanı veya bir insanı yaraladığında veya ısırdığında o canlıyı da enfekte  etmiş olur. Virüs, bazı durumlarda salya ile de bulaşmaktadır.Kuduz virüsü, hızlı yayılan bir virüstür. Erken evrede müdahale edilmezse, kişi yaşamını yitirebilir.</div><div> </div><div> </div><div> </div><div> </div><div> </div><div> </div><div> </div><div> </div><div> </div><div> </div><div> </div><div><br></div><div>  KAYNAKLAR</div><div>• https://www.ttb.org.tr/eweb/savas/7.html</div><div>• https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/kolera/</div><div>• https://okanhastanesi.com.tr/kuduz-virusu-nedir</div><div>• https://tr.wikipedia.org/wiki/Biyolojik_sava%C5%9F</div><div>• https://www.medicalpark.com.tr/sarbon/hg-2125</div><div>• https://asi.saglik.gov.tr/liste/3-hepatit-a-hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1-nedir.html</div><div> </div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-26 14:56:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042364510</guid>
      </item>
      <item>
         <title>GENETİK MÜHENDİSLİĞİNİN TIP VE ENDÜSTRİDE UYGULAMA ALANLARI</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042965044</link>
         <description><![CDATA[<div>	Genetik mühendisliği, bilim adamlarının genleri bir organizmadan alıp diğer organizmaya aktarmalarına olanak veren bir teknolojidir. Bu teknoloji; nükleik asit hibridizasyon, rekombinant DNA, PCR, RNA,hücre kültürü ve monoklonal antikor tekniklerini içerir.<br>	Genetik mühendisliği, biyoteknolojinin doğrudan bir alt dalı olmayıp, ayrı bir disiplinde değerlendirilen teknolojidir. Fakat modern biyoteknolojinin uğraşlarının hemen hemen hepsinde, özellikle son yıllarda, özellikle son yıllarda biyoteknoloji gelişimine büyük katkılar sağlamaktadır.<br>	Bunlardan en başarılı ve yaygın olan DNA tekniğinde, in vitro koşullarda; nükleik asit moleküllerinde kesme (restrüksiyon) enzimlerinin kullanılmasıyla, DNA’nın istenilen bölgesinin kesilip çıkarılması ve kesilen parçanın ligaz enzimi kullanılarak “vektör” adı verilen taşıyıcıya yapıştırılması işlemleri uygulanır. Daha sonra plazmid bakteri içine yerleştirilerek rekombinant DNA’nın normal hücresel aktivitesine devam etmesi sağlanır. Bu teknolojiyle, genlerin ait oldukları canlının genomundan yalıtılması ve çoğaltılmasına, yapı ve işlevlerinin araştırılmasına, değişik türlere ait canlılara aktarımına ve ürünlerin daha verimli şekilde eldesine olanak verilmektedir.<br>	Genetik mühendisliğinin çalışmalarından elde edilen sonuçlar iki yönde değerlendirilebilir:</div><ul><li><strong>Bilimsel katkı</strong></li></ul><div>	Temelde moleküler biyolojiyle doğan bu teknolojiyle, hiç bilinmeyen pek çok konu aydınlatılmıştır. Netice de moleküler biyoloji ve genetik mühendisliği karşılıklı olarak birbirlerini geliştirmektedirler.</div><ul><li><strong>Uygulama alanlarına katkı</strong></li></ul><div>	Genetik mühendisliğinin uygulama alanlarının başında endüstri gelmektedir. Çeşitli endüstriyel ürünlerin (ilaç, besin vb.) istenilen nitelikte ve miktarda eldesi için yapılan çalışmalar bu teknolojinin daha da gelişmesine neden olmuştur. Tıpta özellikle kalıtsal hastalıklarının tanısının yapılmasında, tarım ve hayvancılıkta istenilen özelliklerdeki ürünlerin eldesinde, çevre kirliliğin önlenmesi, madencilik vb. gibi pek çok alanda yine genetik mühendisliği kullanılmaktadır.<br>	Bugün, genetik mühendisliğinin bitki ve hayvanlarda uygulanmasıyla daha iyi ve sağlıklı yiyecekler, daha güvenli temiz bir çevre ve sağlık alanındaki gelişmeler insanlara sunulmuştur. Günümüzde büyük bir hızla gelişen bu teknoloji, özellikle gelişmiş ülkelerde bir yarış halini almıştır. Hemen hemen tüm çevreler 21. yüzyılın "biyoloji çağı" olacağı görüşünü, büyük ölçüde moleküler düzeyde ve biyoteknolojide genetik mühendisliği tekniklerinin gelişmeleriyle ilişkilendirmektedir.<br><br><strong><mark>Genetik mühendisliğinin tıptaki uygulama alanları:</mark></strong></div><ol><li><strong><em>Klonlama:</em></strong> Bir mikroorganizmanın hücrelerinin kopyalanmasıdır.</li><li><strong><em>Gen Tedavisi:</em></strong><em> </em>Canlılarda kalıtıma bağlı olarak meydana gelen hastalıkların tedavi edilmesi için geliştirilen yöntemdir. Gen tedavisinde amaç hasta genleri sağlıklı olan genlerle değiştirmektir.</li><li><strong><em>Türlerin ıslah edilmesi:</em></strong> Az verim elde edilen canlılardaki verim oranını arttırmak amacıyla yapılır. Aşılama yöntemi yapılan uygulamalar arasındadır.</li><li><strong><em>Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ( GDO ):</em></strong><em> </em>Canlının sahip olduğu DNA'nın canlı dışında yeni bir tür elde edilmesi amacıyla birleştirilmesidir.</li><li><strong><em>Beyin tümörüne karşı gen terapisi:</em></strong><em> </em>Amaç tümöre sebep olan genleri öldürmektir.</li></ol><div><strong><mark>Genetik mühendisliğinin endüstrideki uygulama alanları:</mark></strong></div><ol><li>Biyoteknolojik yöntemlerle hayvanlarda ve insanlarda oluşacak hastalıkların aşılarının yapılmasında yararlanılır.</li><li>Çeşitli endüstriyel ilaçların ve tüketilen besinlerin niteliklerinin arttırılmasında kullanılır.</li><li>Hayvanlar üzerinde geliştirilen yöntemlerde verimli, kısa sürede gelişen ve ürün veren hayvan ırklarını geliştirmek için kullanılır.</li><li>Bazı endüstriyel ürünlerin yapısında bulunan enzimler biyoteknolojik yöntemlerle geliştirilerek ürünlerin daha hızlı ve verimli olarak elde edilmesine katkı sağlar.</li></ol>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-27 13:05:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042965044</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042973908</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/852848468/a85e06a7c2e43b8bc86161f7fae5388d/unnamed.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 13:19:56 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042973908</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042974253</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/852848468/af83cc3ab8edbcbcf08b806f5f9d9c7a/viruslerin_vektor_olarak_kullanilmasi.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 13:20:33 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042974253</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042975585</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/852848468/86b3a2a66985a05086a734e1c77ea3d0/biyoteknoloji_8_bitkilerde_klonlama.png" />
         <pubDate>2020-12-27 13:22:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042975585</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042975748</link>
         <description><![CDATA[<ul><li>https://tr.wikipedia.org/wiki/Genetik_m%C3%BChendisli%C4%9Fi</li><li>https://muhendislikler.net/genetik-muhendisligi-nedir-uygulamalari-nelerdir/</li><li>https://www.biyolojidersim.com/biyoteknoloji-d-gen-muhendisligi-uygulamalarinin-yararlari/</li><li>https://www.ihyaforum.com/bilim-ve-teknoloji/14435-genetik-muhendisligi-ve-uygulama-alanlari.html</li></ul>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-27 13:23:13 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1042975748</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE ÜREME</title>
         <author>hbekirsari</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043012932</link>
         <description><![CDATA[<div>Çiçeği olan ve çiçeği sayesinde üreyip tohum ve meyve oluşturan meyvelere <em><mark>çiçekli bitki</mark></em> denir. Çiçekli bitkiler kök, gövde, yaprak ve çiçek olmak üzere dört bölümden oluşur. Çiçekli bitkilerin üreme organı çiçekleridir. Çiçeğin organları;</div><ol><li> Çiçek tablası</li><li>Çiçek sapı</li><li>Çanak yaprak</li><li>Taç yaprak</li><li>Erkek organ </li><li>Dişi organ şeklindedir.</li></ol><div><em>1- Çiçek Tablası</em> : Çiçeğin üreme organlarını taşır. Üremeye doğrudan katılmaz. <br><em>2- Çiçek Sapı</em> : Çiçeklerin üzerinde toplandığı kısım ve çiçeği toprağa bağlayan kısımdır.<br><em>3- Çanak Yaprak</em> : Çiçeğin dışında yer alan, çoğunlukla yeşil renkte olan ve tomurcuk halindeyken iç kısımdaki organ korumakla görevlidir. Bazı bitkilerde fotosentez yapabilir. Üremede görevi yoktur. <br><em>4- Taç Yaprak</em> : Genellikle renkli ve kokulu tek veya birkaç sıralı yapraklardır. Arıları ve diğer tozlaştırıcıları kendine çeker, tozlaşmaya yardımcı olur. Ayrıca iç kısımdaki yapıları da korur.<br><em>5- Erkek Organ</em> : Erkek gametlerin oluştuğu kısımdır. Sapçık ve başçık olmak üzere iki kısımdan oluşur. Başçık polenlerin olduğu kısımdır. Polen keseleri burada bulunur. Polen keseleri polenleri üretir.<br><em>6- Dişi Organ </em>: Çiçeğin içte kalan son kısmıdır. Bir çiçekte bir veya daha fazla bulunabilir. Dişi gametlerin oluştuğu kısımdır. Üç kısımdan oluşur. Dişi organın iç kısmında bulunan genişlemiş yapı yumurtalıktır. Yumurtalığın tepeciğe kadar uzanan boyun kısmı dişicik borusudur. Polen tüpü burada gelişir. Dişicik borusunun üstünde bulunan, polenlerin tutunduğu ve çimlendiği nemli, yapışkan kısım tepeciktir. <br>- Erkek Gamet Oluşumu : Başçık teka denen iki kısımdan oluşur. Her tekada 2 polen kesesi yani her başçıkda 4 polen kesesi vardır. Bu keseler içinde oluşan mikrosporların gelişmesiyle polenler oluşur. Bir polen tanesi vejetatif ve generatif çekirdek olmak üzere iki çekirdek içerir. Bunlardan vejetatif çekirdeğin görevi polen tüpünü oluşturmaktır.  Generatif çekirdeğin görevi ise polen tüpü içerisinde bölünerek spemleri oluşturmaktır. <br>- Dişi Gamet Oluşumu : Yumurtalık içindeki makrospor 3 kez art arda mitoz bölünme geçirerek 8 hücreli embriyo kesesi oluşturur. <br><mark>TOZLAŞMA</mark><br>Tozlaşma yada polenleşme, bitkinin erkek organında üretilen polenlerin çeşitli sebeplerle dişi organın tepecik kısmına yapışması olayına denir. Böylece tepeciğe yapışan polenler, dişicik borusundan yumurtalığa iner ve döllenme meydana gelir. BU döllenme sonucu bitkinin çoğalması için gerekli tohumlar oluşur. Döllenmiş yumurtaya zigot denir. Zigot gelişerek embriyoyu oluşturur. Bu polenlerin dişicik borusuna taşınması rüzgar, su ve böceklerle olabilir. Tozlaşma eğer aynı çiçeğin dişi ve erkek organları arasında gerçekleşiyorsa "kendine tozlaşma" ya da iki ayrı çiçeğin arasında gerçekleşiyorsa "çapraz tozlaşma" denir. <br>Rüzgarla Tozlaşma : Çiçek tozları genellikle çapı 0,05 mm'yi geçmeyen, gözle görülemeyecek kadar ufak taneciklerdir. Bu nedenle bazı bitkiler çiçek­ tozlarının kendi türünden başka bitkilere aktarılmasında rüzgarlardan yararlanır. <br>Hayvanlarla Tozlaşma : Pek çok bitki çiçek tozlarının aktarılmasında hayvanları kullanır. Tozlaşmada rol oynayan hayvanların başında arılar gelir. Çiçekten çiçeğe dolaşarak bal özü arayan arılar bir çiçeğin erkek organlarından kanat ve ayakları­na bulaşan çiçek tozlarını, daha sonra konduk­ları başka bir çiçeğin dişi organının tepeciğine bırakırlar.<br><mark>DÖLLENME</mark><br>Tozlaşma gerçekleştikten sonra polen tanesi, tepeciğin nemini emer ve çimlenerek polen tüpünü meydana getirir. Polen tüpü, sinerjitlerin oluşturduğu kimyasal sinyallerin etkisiyle dişicik borusunun içinde embriyo kesesine doğru bir hortum şeklinde büyür. Generatif hücre mitoz bölünme geçirerek haploit (n) iki sperm hücresi oluşur. Daha sonra polen tüpünün ucu, tohum taslağının mikropil denilen açıklığına ulaştığında erir ve tüpteki iki sperm hücresi embriyo kesesine girer. Embriyo kesesinde çift döllenme meydana gelir. </div><div><em>I. Döllenme : </em>Spermlerden (n) bir tanesinin yumurta hücresi dölleyerek zigotu (2n) oluşturmasıdır. Zigot mitoz bölünmelerle bitki embriyosu (2n) ve çeneği (2n) meydana getirir. </div><div><em>II. Döllenme</em> : İkinci sperm (n) çekirdeği ise embriyo kesesinin merkezinde yer alan iki polar çekirdekle (n+n) birleşerek triploit (3n) endosperm çekirdeğini oluşturur. Endosperm, tohumda embriyo için depolanmış besin kaynağıdır. Embriyo kesesinde bulunan sinerjit ve antipot adı verilen hücreler döllenmelere katılmazlar. Bu hücreler döllenmeye yardımcı olurlar. Mesela sinerjitler polen tüpünün mikropile doğru boru şeklinde uzamasını sağlayan cezbedici kimyasallar salgılar ve döllenme esnasında besin olarak kullanılırlar.</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/342643108/34bcd8fb5eeb2839d59f78ccb7d5589b/biyoloji.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 14:27:29 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043012932</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Küresel ısınma </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043058087</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Küresel ısınma</strong>, başlıca <a href="https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Atmosfer">atmosfere</a> salınan <a href="https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Sera_gazlar%C4%B1">sera gazların</a> neden olduğu düşünülen <a href="https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Sera_etkisi">sera etkisinin</a> sonucunda, Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa verilen isimdir. <br> <strong>İnsan Kaynaklı Küresel Isınmanın Nedenleri<br></strong><br></div><div><strong>1. Ulaşım</strong></div><div>Seyahat olanaklarının giderek artmasıyla birlikte fosil yakıtların tüketiminde yükseliş ortaya çıkmıştır. Kara ulaşımı da olsa su ya da hava ulaşımı da olsa aynı yakıtların kullanımı söz konusudur. Fosil yakıtlar, hava ve su kirliliğinde büyük bir rol oynuyorlar. Bu durum da sera gazı salınımının artmasına sebep oluyorlar. Bu gazların özelliği, ısıyı atmosfer içerisine tutmaları ve küresel ölçekte sıcaklıkların artmasına sebep olmalarıdır.<br><strong>2. Sanayileşme</strong></div><div>Dünya genelinde tarıma dayalı ekonomilerde hızlı bir düşüş yaşanıyor. Endüstrileşmenin hızla ve plansız bir şekilde gerçekleştirilmesi karbon emisyonunda korkutucu bir yükselişle paralel niteliktedir. Örneğin günümüzün en güçlü ekonomilerinden biri olan Çin’in sanayiye dayalı karbon salınımında 2000 – 2016 yılları arasında %190 gibi bir artış meydana gelmiştir. Bu rakam Hindistan için de %135 olarak tespit edilmiştir.<br><strong>3. Ağaç Kesimi<br></strong>Gezegenimizin yeşil alanları yakacak odun elde etmek, çiftçiliğe uygun arazı yaratmak ya da konut ve sanayi tesisleri inşa etmek için yok ediliyor. Ağaçların ekolojiye en büyü katkısı havayı temizlemeleridir. Yeşil alanların hızla yok edilmesi hava kirliliğine karşı daha savunmasız hale gelmemize sebep oluyor.<br><strong>4. Hayvancılık<br></strong>Hayvancılığın küresel ısınmaya hız kazandırmasının sebepleri arasında hayvanların beslenmesi için yeşil alanların yok edilmesi dışında, hayvanların ürettiği atıklar da gösterilebilir. Endüstriyel hayvancılık amaçlı kullanılan ilaç ve kimyasalları da hesaba katarsak sonuç daha vahim bir hal alıyor.<br><strong>5. Endüstriyel Çiftçilik<br></strong>Organik tarım yerine tercih edilen endüstriyel tarım, daha kârlı ve kolay bir tarz olarak benimseniyor ve gezegende yarattığı tahribat görmezden geliniyor. Çevreye verdiği zarara ek olarak insan sağlığını doğrudan etkileyen ilaçlı besinlerin tüketimi de ekstra bir zarar.<br><strong>6. Tüketim Çılgınlığı<br></strong>Her gün yeni bir ürün piyasaya sürülüyor ve sürekli daha çok satın alması için insanlar teşvik ediliyor. Bu ürünlerin sadece üretimi esnasında harcanan kaynaklar, toplam sera gazı emisyonunun %60’ını oluşturuyor. Yeni bir ürün satışa sunulduğunda eskilerinin atık haline gelmesi de etkiyi çoğaltıyor.<br><strong>KÜRESEL ISINMANIN ÇEVREYE ETKİLERİ</strong></div><div>Paris Antlaşması’na göre, dünyanın ortalama ısısı en fazla 2 °C olmalıdır. Küresel ısınma iklim değişikliğine yol açtığı için ;</div><ul><li>Buzulların erimesi,</li><li>Yağmur miktarındaki sağanak şeklinde yağışlarda artış,</li><li>Denizlerin su düzeyinde yükselme,</li><li>Fırtına ve sel hasarlarının artması,</li><li>Tundraların erimesi,</li><li>Buharlaşma miktarında artış,</li><li>Kuraklık ve çölleşme gibi sorunlarla dünyamız baş başadır. Konu ile ilgili 2007 Birleşmiş Milletler raporu küresel sıcaklık artışının olası etkileri aşağıdaki biçimde özetlenmektedir.</li><li>+2 °C: Su sıkıntısı başlayacak</li></ul><div><br>Kuzey Amerika'da kum fırtınaları tarımı yok edecek. Deniz seviyeleri yükselecek. Peru'da 10 milyon kişi su sıkıntısı çekecek. Mercan kayalıkları yok olacak. Gezegendeki canlı türlerinin yüzde 30'u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.<br><br></div><ul><li>+ 5 °C: Denizler 5 m yükselecek</li></ul><div><br>Deniz seviyesi ortalaması 70 metre olacak. Dünya'nın yiyecek stokları tükenecek.<br><br></div><ul><li>+ 6 °C: Göçler başlayacak</li></ul><div><br>Yüz milyonlarca insan uygun iklim koşullarında yaşamak umuduyla göç yollarına düşecek.<br><br></div><div><strong><br>KÜRESEL ISINMAYI ÖNLEMEK İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ <br></strong><br></div><ul><li>Eğer imkânınız varsa bahçenizde ya da evinizin etrafında bir fidan dikerek işe başlayabilirsiniz. Daha büyük çapta bir organizasyon için yerel yönetimlere başvurabilir ve yollara ya da boş yerlere ağaç dikmek için izin alabilirsiniz. </li><li>Enerjiden biraz tasarruf etmek bile büyük bir adım. Kışın eviniz çok sıcak olduğunda serinlemek için pencereleri açmak yerine kaloriferi kısmanız yeterli. Isıtıcıyı son seviyede açmak yerine biraz kalın giyinmek de bir çare. Normal ampuller yerine tasarruflu ampuller kullanabilir ve böylece hem elektrik faturanızı azaltabilir hem de sık sık ampul değiştirmek zorunda kalmazsınız.</li><li>Akşam yatmadan önce elektrikli aletlerin fişini çekin. Hem yayılan radyasyonu önlemiş olursunuz hem de tasarruf sağlarsınız. Kullanmadığınız elektrikli aletlerin fişini çekin böylece karbondioksit emisyonunu önemli ölçüde azaltmış olursunuz.</li><li>Güneş enerjisini kullanmanız, çevreye yapacağınız en büyük faydalardan biri. Mümkün olduğunda güneş enerjisi kullanın ve böylece doğanın da dengesini koruyun. Güneş enerjisi ile evinizi ısıtabilir ve elektrik enerjisi üretimini gerçekleştirebilirsiniz.</li><li>Geri dönüşüme gereken önemi vererek de çevreye katkı sağlarsınız. Sürekli tükettiğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Bu nedenle sık sık elektronik cihazları, plastikleri, torbaları ya da benzeri şeyleri tüketebiliyoruz. Geri dönüşüme verdiğimiz her ürün bize nefes olarak geri gelecektir. Daha sağlıklı bir dünya için mutlaka geri dönüşüm bilincini yayalım.</li><li>Sera gazlarının çoğunluğu enerji santralleri, sanayi ve taşıtlar nedeniyle oluşuyor. Binaları ısıtmak sera gazı emisyonlarının yüzde 6’sına neden oluyor. Kömür, petrol ve doğalgaz kullanımı azaltılıp enerji verimli kullanılırsa iklim de korunmuş olur.</li><li>Bisiklet, otobüs ve trene binmek daha az karbondioksit salınımı anlamına geliyor. Otomobil ile karşılaştırıldığında bir otobüs beş kat, hatta elektrikle çalışan bir tren 15 kat daha fazla çevre dostu. Amsterdam’da çoğu kişi bisiklete biniyor. Kent genelinde bisikletle ulaşımı kolaylaştırmak için geniş bisiklet yolları var.</li></ul><div><strong>KAYNAKÇA</strong></div><div><a href="https://www.google.com/amp/s/www.hurriyet.com.tr/amp/kuresel-isinmayi-durdurmak-icin-yapabileceginiz-10-sey-4028397"><strong>https://www.google.com/amp/s/www.hurriyet.com.tr/amp/kuresel-isinmayi-durdurmak-icin-yapabileceginiz-10-sey-4028397</strong></a></div><div><a href="https://www.magcanta.com/kuresel-isinma-nedenleri-ve-sonuclari/"><strong>https://www.magcanta.com/kuresel-isinma-nedenleri-ve-sonuclari/</strong></a></div><div><a href="https://tr.m.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCresel_%C4%B1s%C4%B1nma"><strong>https://tr.m.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCresel_%C4%B1s%C4%B1nma</strong></a></div><div><strong> </strong></div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-27 15:33:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043058087</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043063615</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://i.pinimg.com/originals/fb/3e/c5/fb3ec567b45de99887b0414611231456.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 15:42:19 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043063615</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>hbekirsari</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043087227</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/342643108/cf780ac5d02250abcc3e45bb5238c99f/_apraz.png" />
         <pubDate>2020-12-27 16:18:12 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043087227</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>hbekirsari</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043087421</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/342643108/7eba5f7e6084236a9d631a42a1c72cf1/ar_.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 16:18:30 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043087421</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA</title>
         <author>hbekirsari</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043087927</link>
         <description><![CDATA[<ul><li><a>t.ly/0llX</a></li><li><a href="http://www.biyolojiportali.com/konu-anlatimi/12/25/Bitkilerde-Eseyli-Ureme-ve-Cimlenme">http://www.biyolojiportali.com/konu-anlatimi/12/25/Bitkilerde-Eseyli-Ureme-ve-Cimlenme</a></li><li><a href="http://www.biyolojiportali.com/konu-anlatimi/12/25/Bitkilerde-Eseyli-Ureme-ve-Cimlenme">https://sozluk.gov.tr/</a></li><li><a href="http://www.biyolojiportali.com/konu-anlatimi/12/25/Bitkilerde-Eseyli-Ureme-ve-Cimlenme">https://tr.wikipedia.org/wiki/Tozla%C5%9Fma</a></li><li><a href="http://www.biyolojiportali.com/konu-anlatimi/12/25/Bitkilerde-Eseyli-Ureme-ve-Cimlenme">http://docs.neu.edu.tr/staff/serife.gunduz/%C3%87%C3%9D%C3%87EKL%C3%9D%20B%C3%9DTK%C3%9DLERDE%20%C3%9CREME_6.docx</a> </li></ul>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-27 16:19:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043087927</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>hbekirsari</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043095590</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/342643108/9891d5b77910adcc47a4732d11f5c93b/cicek.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 16:29:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043095590</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>hbekirsari</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043096038</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/342643108/9b4f4d9995f2ffba06cfec2a7ec5a2a7/tozla_ma.png" />
         <pubDate>2020-12-27 16:30:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043096038</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043107573</link>
         <description><![CDATA[<div><strong><em>KÜRESEL ISINMA:</em></strong><br> Atmosfere salınan karbondioksit gibi sera etkisi yaratan gazların, yer kabuğu ve denizlerin ortalama sıcaklıklarında artışa neden olmasına <strong>küresel ısınma denir.</strong> Sera etkisi doğal bir olaydır fakat çeşitli zararlı gazların insanlar tarafından atmosfere salınması sonucu denge bozularak küresel ısınmada artışa neden olur.<br> <br> Dünya'daki sera etkisine neden olan gazlar <strong><em>%36-70 Su buharı, %9-26 Karbon dioksit, %4-9 Metan ve %3-7 ile Ozon'dur.</em></strong><br> <br> <strong>Sera etkisi: </strong>Atmosferin stratosfer katmanındaki gazlar ve su buharı doğal sera etkisi yaratarak dünyanın ısı dengesini korumaktadır. Bu katman güneşten gelen zararlı ışınları ve ısının bir kısmını yansıtarak uzaya geri gönderir. Geçen ışınlar da yer kabuğunu ısıtır ve ısınan hava tekrar yükselerek stratosferdeki sera gazları sayesinde atmosferde kalır.<br> <br> Eğer sera gazları olmasaydı, gündüz güneşten gelen ışınlar dünyayı aşırı derecede ısıtır, geceleride dondurucu soğuklar olurdu. Gece ve gündüz arasındaki aşırı ısı farkı nedeniyle dünyada yaşam sona ererdi.<br> <br> <strong><em>KÜRESEL ISINMANIN OLUŞUMU:</em></strong><br> Dünya'daki sera etkisine neden olan gazların <strong>%36-70 su buharı, %9-26 karbon dioksit, %4-9 metan ve %3-7 ile ozon'dan oluşmaktadır. </strong><strong><em>Petrol, kömür, doğal gaz gibi fosil yakıtların yanması sonucu atmosfere karbondioksit, metan ve azot oksitleri gibi zehirli gazlar yayılır.</em></strong> Bu gazlar atmosferdeki sera gazlarının artmasına neden olur. Bu nedenle zarar gören doğal sistem güneşten gelen ışınları daha fazla geçirerek yer yüzünün daha fazla ısınmasına neden olur. Ayrıca yer kabuğundan yansıyan ısının tekrar atmosfer dışına çıkmasını engelleyerek sera etkisinin artmasına neden olur. Sere etkisi de dünya sıcaklık ortalamalarını artırarak küresel ısınmaya neden olur.<br> <br> <strong><em>Küresel Isınmanın Nedenler</em></strong><br> ● <strong>Ulaşım: </strong>Şehir içinde dolaşan araçların artması ve fosil yakıtların tüketimindeki artış küresel ısınmayı hızlandırıyor. Fosil yakıtlar, hava ve su kirliliğine neden olur. <strong><em>Bu gazların en önemli özelliği, küresel ölçekte ısının artmasına neden olması ve ısıyı atmosfer içinde tutmasıdır.</em></strong><br> ● <strong>Sanayileşme: </strong>Endüstrileşmenin hızlı bir şekilde artması sonucunda karbon emisyonu artıyor ve küresel ısınma hızlanıyor.<br> ● <strong>Ağaç kesimi: </strong>Ülkemizde ve dünyadaki ağaçlar, sanayi alanları inşa etmek, çiftçiliğe uygun arazi alanları oluşturmak, konut ve otel yapmak için kesiliyor. <strong><em>Ağaçların ekolojiye çok büyük katkısı vardır. Yeşil alanların yok edilmesi, hava kirliliğine yol açıyor.</em></strong><br> ● <strong>Hayvancılık: </strong>Hayvanların tükettiği yeşillikler ve hayvanların tüketebileceği yeşilliklerin yok edilmesi küresel ısınmaya hız kazandırır. Aynı zamanda hayvanların doğaya bıraktığı atıklar da çevre kirliliğine neden olur. Endüstriyel hayvancılık için kullanılan ilaç ve kimyasallar küresel ısınmaya neden olur.<br> ● <strong>Endüstriyel Çiftçilik: </strong>Organik tarım yerine endüstriyel tarımın tercih edilmesinin nedeni çok daha karlı ve kolay olduğundan dolayıdır. <strong><em>Tarımda kullanılan ilaçlar, tarım alanlarının tahrip olmasına ve gezegendeki sıcaklığın artmasına neden oluyor.</em></strong><br> ● <strong>Tüketim Çılgınlığı: </strong>Tüketimi karşılamak için her gün yüzbinlerce ürün üretiliyor. İnsanların beklentilerini karşılamak için üretilen bu ürünlerin üretim aşamasında harcanan kaynaklar, <strong><em>sera gazı emisyonunun %60’ını oluşturuyor.</em></strong><br> <br> <strong>Küresel Isınmanın Sonuçları</strong><br> Küresel ısınma pek çok sorunu beraberinde getirir. Küresel ısınmanın yol açtığı sorunlar arasında, <strong><em>buzulların erimesi, deniz suyu seviyesinin yükselmesi, fırtına, sel, yağmurlarda sağanak yağış miktarının artması, tunçların erimesi, kuraklık ve buharlaşmadır. </em></strong>Tüm bunlar, ilerleyen zamanlarda doğada dengesizlikler meydana gelmesine neden olur<br> <br> <strong>Küresel Isınmanın Sonuçları</strong><br> <strong>Deniz seviyelerinin yükselmesi </strong>Kutuplardaki buzulların erimelerine ve okyanusların ısınıp genişlemesine yol açıyor. Deniz seviyesinin yükselmesiyle birlikte bazı sahiller ve alçakta bulunan ülkelerin bir kısmı denizler altında kalacak ve yaşanılmaz hale gelecektir. <strong>Örneğin Hollanda. Hollanda büyük bir tehlike altındadır.</strong><br> <br> <strong><em>Kutuplar Eriyor; Kutup Ayıları Tehlike Altında</em></strong><br> Karasal bölgeler aşırı sıcaklarla birlikte çölleşmeye başlayacaktır.<br> <br> <strong><em>Hastalıklar Artar</em></strong><br> Küresel ısınma, sivrisinek gibi <strong>sarıhumma</strong> yayan organizmaların coğrafya alanının ve yaşama sürelerini genişletebilir. Bu durum ise bizim daha sık hasta olmamızı sağlar.<br> <br> <strong><em>Verimsiz Hasatlar</em></strong><br> Tarım alanlarının ve tarım verimliliği azalır. Aşırı sıcaklıklar toprakta kuraklığa ve bitkilerin mundar olmasına neden oluyor. Bu durum şimdilik sorun olmasa da ileride çok büyük sorunlara neden olacak.<br> <br> <strong><em>Küresel Isınma Nasıl Önlenir?</em></strong><br> Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için içinde bulunduğumuz dünyayı daha doğru kullanmamız gerekiyor. Küresel ısınmayı önlemek için olabildiğince <strong>toplu taşıma araçlarını kullanmak gerekir. Aynı zamanda çevreyi temiz tutmak ve gerektiği kadar tüketim yapmak, tarım ve hayvancılık işlerinde ilaç kullanımını azaltmak gerekir. Parfüm ve deodorant kullanımı </strong>da küresel ısınmayı hızlandıran etkenler arasında yer alıyor.<br><br> Küresel ısınma sonucunda mevsimler değişiyor ve yapış düzensizlikleri ortaya çıkıyor. Mevsimlerin ve doğanın dengesinin bozulması küresel ısınmaya bağlı olarak gerçekleşiyor. Bu nedenle herkes kendi üzerine düşen görevi gerçekleştirerek doğaya katkıda bulunmaya çalışmalıdır. Tek bir araç içinde bir kişi seyahat ederek egzozdan çıkan duman miktarını arttırmaktansa toplu taşıma araçlarını ve elektrik ile çalışan araçları kullanmaya gayret göstererek küresel ısınmanın önlenmesine katkıda bulunabilirsiniz.</div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-27 16:47:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043107573</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kaynak</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043110219</link>
         <description><![CDATA[<div>https://m.sabah.com.tr/egitim/2017/01/19/kuresel-isinma-nedir-kuresel-isinmanin-nedenleri-ve-sonuclari-nelerdir<br> <br> https://www.milliyet.com.tr/egitim/kuresel-isinmanin-nedenleri-ve-sonuclari-nelerdir-6321422<br> <br> https://m.neoldu.com/kuresel-isinmanin-olasi-sonuclari-2045h.htm</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-27 16:51:28 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043110219</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Eşeysiz Üreme Çeşitleri</title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043307760</link>
         <description><![CDATA[<div><br>Bir canlıdan ayrılan hücre veya hücre grubundan yenibireylerin oluşturulmasına eşeysizüreme denir. Eşeysiz üremede döllenme olayı olmadığından eşeysiz üreyen canlı oluştuğu canlıya kalıtsal olarak tıpa tıp benzer. Çünkü eşeysiz üreme mitoz bölünme ile gerçekleşir. Ancak mitoz bölünmede olabilecek bir ayrılmama ve mutasyon çeşitlilik sebebidir.<br>Eşeysiz üremeye canlıların büyüme bölgelerinden ayrılan hücre veya hücre grupları neden olduğu için aynı zamanda vejatatif üreme de denmektedir.<br><mark>Tek Hücrelilerde Bölünerek Çoğalma</mark><br>Tek hücreliler bölünerek ürerler.Hücre hacim olarak belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra bölünerek yeni hücreler oluşturur. Bu yeni hücreler genotip bakımından ana hücrenin aynısıdır.<br><mark>Rejenerasyonla(Yenilenme) Çoğalma</mark><br>Omurgasızlarda mezoderm ve mezoglea tabakası bulunur. Bu tabaka içerisinde embriyonik hücreler vardır. Bu tabakayı taşıyan canlılardan ayrılan bir parça eksik kısımları tamamlayabilmektedir. Örneğin; deniz yıldızından kopan bir kol ana gövdedeki hücreler tarafından tamamlandığı gibi ayrılan koluniçerisindeki hücrelerde koldan yeni bir gövde oluştururlar. Bu durum yassı solucanlarda da (Planarya) görülür.<br>Rejenerasyon normalde bir çoğalma tipi değildir. Tahrip sonucu canlıdan ayrılan parçadan yeni birey oluşturulur. Rejenerasyon, kelime anlamıyla yenileme demektir. Canlılardan herhangi bir nedenle ayrılan parçalardan yeni canlılar oluşabilir. Dolayısıyla rejenerasyon bu canlılar için üreme kabul edilir. Omurgalılardaki rejenerasyona bir yaranın iyileşmesi veya kertenkelenin kopan kuyruğunun yenilenmesi örnek olarak verilir. Çünkü kopan deriden yeni bir organizma, kopan kuyruktan da yeni bir kertenkele oluşamamaktadır.<br><mark>Tomurcuklanarak Üreme</mark><br>Tomurcuklanmayla üreme tek hücreli bir mantar çeşidi olan bira mayasında ve hayvanlardan hidra mercan gibi canlılarda görülür. Tomurcuklanma, ana bireyin vücudunda mitozla oluşan çıkıntının (tomurcuk) gelişmesiyle yeni bir bireyin oluşmasıdır.<br>Tomurcuklanma sonucu oluşan yeni bireyler ana bireye bağlı kalarak yaşamını sürdürürse koloni oluşur. Çok hücrelilerde tomurcuklanma sürecinde mitoz ve hücre farklılaşması görülür. Tek hücrelilerde mitoz görülürken hücresel farklılaşma görülmez.<br><mark>Vejatetif Üreme </mark><br>Bazı bitkilerden koparılan bir dal parçası, toprağa dikildiğinde yeni bitki oluşturabilir. Buna çeliklenme ile çoğalma denir. Ayrılan dal parçasının meristem tabakası yeniden kök oluşturduğundan bu parça ayrı bir fert olarak yaşayabilir. Özellikle tarımda verimliliği arttırmak, az zamanda daha çok ve daha kaliteli bitkiler yetiştirmek için kullanılan üretim metodudur. Sonunda yeni bir bitki meydana gelir.</div><ul><li><em>Yumruyla</em> Üreme</li></ul><div>Bazı bitkilerin toprak altında bulunan ve besin depolayan şişkin gövdelerine yumru denir. Yumrularda birden fazla göz adı verilen kısım vardır. Her bir gözde oluşan sürgünlerden de yeni bir bitki gelişir. Böylece vejetatif üreme gerçekleşir. Patates ve yer elması gibi bitkilerin yumru gövdeleri üzerindeki gözlerden gelişen sürgünler, yeni bitkileri oluşturur.</div><ul><li>Soğanla Üreme</li></ul><div>Soğanlar toprak altı yassı gövde olarak tanımlanır. Bitki, toprak altında yeni soğanlar üretir. Bu soğanlar birbirlerinden ayrı ayrı köklenerek bitkinin toprak üstü kısımlarını üretirler. Böylece vejetatif üreme gerçekleşir. Soğan, sarımsak ve lale gibi bitkiler soğanla üreyebilirler. Soğanla üreyen bitkilerin bir kısmı tohum oluşturarak eşeyli üremeyle de çoğalabilir.</div><ul><li>Rizomla Üreme</li></ul><div>Bir toprak altı gövde çeşidi olan rizomla bazı bitkiler eşeysiz çoğalabilir. Bitki toprak altında yeni rizomlar üretir. Rizom uygun ortam koşullarında yeni bir bitki oluşturur. Rizomlarda bulunan göz adı verilen kısımlardan da birer bitki meydana gelebilir. Ayrık otu ve zencefil gibi bitkilerin rizomları üzerindeki üreme gözlerinden yeni bitkiler meydana gelir.</div><ul><li>Sürünücü Gövdeyle Üreme</li></ul><div>Çilek gibi bitkilerde stolon denilen sürünücü gövdeler, toprak üstünde bitkinin geniş alana yayılmasını sağlar. Yayılan sürünücü gövdeler, toprakla temas ederek yeni kökler oluşturur. Sürünücü gövde üzerindeki üreme gözlerinden kalıtsal olarak aynı yavru bitkiler meydana gelir.</div><ul><li>Daldırma Yöntemiyle Üreme</li></ul><div>Daldırma yöntemiyle üreme, kök gelişimi uzun süren bitkilerde uygulanır. Bitkinin toprağa yakın kısmından çıkan dalı bitkiden ayrılmadan bükülerek ucu dışarıda, hava ve ışık alacak şekilde toprağa gömülür. Gömülen dal, köklendiği zaman ana bitkiden ayrılarak yeni bir bitki elde edilir. Portakal, mandalina, böğürtlen, asma ve fındık gibi bitki türleri bu yöntemle çoğaltılabilir.</div><ul><li>Çelikle Üreme</li></ul><div>Bitkilerin kök, gövde ve yaprak gibi kısımlarından alınan bitki parçalarına çelik adı verilir. Çeliklerin başka uygun bir yerde köklendirilerek yeni bir bitkinin elde edilmesine çelikle üreme denir. Çelikle üremede birim alanda çok sayıda ve kısa sürede yeni bitkiler elde edilir. Afrika menekşesi, begonya, söğüt, kavak, elma, ayva, erik, asma ve zakkum gibi bitkiler çelikle üreyen bitkilere örnek verilebilir.</div><ul><li>Aşılama İle Üreme</li></ul><div>Çelikle üremenin farklı bir şeklidir. Bir bitkiden alınan sürgünün (aşı) başka bir bitkinin gövdesine (anaç) eklenmesi tekniğidir. Aşılama yakın türler ya da aynı türe ait bireyler arasında yapılır. Bu sayede üstün veya istenilen özelliklerin bir bitkide birleştirilmesi sağlanır. Örneğin kaliteli üzüm üretiminde meyve kalitesi yüksek aşılar, topraktaki hastalıklara dayanıklı anaç bitkiye uygulanır. Meyve kalitesini belirleyen unsur aşının genleridir. Kolay yöntemlerle çoğaltılamayan türlerin yok olmasını önlemek amacıyla da aşılama uygulanır.<br><mark>Sporla çoğalma</mark></div><div> Bazı canlılarda spor adı verilen üreme hücresindenyeni bireyler oluşturulur. Buna sporogoni veya sporla üreme denir.Mantarlarda sporla üreme karakteristiktir.Örneklenen canlılardan bazıları eşeysiz üremeyle beraber eşeyli olarakta ürerler. Örneğin; mantarlar veparamesyum konjugasyonla eşeyli ürediği gibi hydra ve deniz yıldızı, eşeyli üremenin en önemli yapısı olan eşey bezlerini de bulundurur. Bunlara bir örnekte mikroskobik canlılardır.<br> <mark>Partenogenez </mark><br> Döllenmemiş yumurta hücresinin mitozla gelişerek yeni birey oluşturmasına partenogenez denir.Eşeyli üreyebilen canlılarda da görülebilen partenogenez, güncel bilimsel kaynaklarda eşeysiz bir üreme yöntemi olarak tanımlanır.Canlılarda iki çeşit partenogenez görülür. Bal arıları, yaban arıları ve birçok karıncada görülen partenogenezde haploit (n kromozomlu) bireyler oluşur.<br> Örneğin bal arılarında kraliçe arının mayozla ürettiği yumurta, döllenmeden mitozla gelişirse erkek birey oluşur . Haploit erkek bireylerin mitozla üreteceği spermler ise eşeyli üremede rol oynar. Bazı balıklar, çift yaşamlı canlılar ve sürüngenlerde görülen partenogenezde ise diploit (2n kromozomlu) bireyler oluşur.<br> Örneğin kamçı kuyruklu kertenkelelerde erkek birey yoktur sadece dişi bireyler vardır. Dişi bireyin mayozla ürettiği yumurtanın kromozomları iki katına çıkarak diploit hücre oluşturur. Diploit hücre, mitozla gelişerek yeni bireyi meydana getirir.<br><br></div><div><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-27 22:54:59 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043307760</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043312081</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/20f4b3e04ba420c35cf69bd9ba014069/3.png" />
         <pubDate>2020-12-27 23:06:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043312081</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043312423</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/ae10360186545e3db02c906e06d707ad/1.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 23:07:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043312423</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043313015</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/ace3ce0b841f3c4824a0cc8b8d39eb5f/4.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 23:08:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043313015</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043313446</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/dac65761cda2c5880779d8a65eab4971/5.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 23:09:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043313446</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043313809</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/a3e1c5affe0f994e6400acb7156f4410/6.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 23:10:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043313809</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043314411</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/b2187ea0ccd27e666898677f7a65ffbd/7.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 23:12:40 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043314411</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043314889</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/60b7b846bc86e2af97d97bc1dfe6a155/8.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 23:13:57 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043314889</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043316052</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/a00fdaf44cf7a523139bb2256c13cb73/9.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 23:17:13 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043316052</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043316711</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/6b3bbfc3fcc29624e66389084fd93a65/10.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 23:19:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043316711</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043317151</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/459d1468acf12c194977abf7dc79b8c0/11.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 23:20:10 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043317151</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043317412</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/927252780/dee798d4328b06d6f167a7f19af01255/12.jpg" />
         <pubDate>2020-12-27 23:20:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043317412</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kaynakça</title>
         <author>gkcoktay</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043317570</link>
         <description><![CDATA[<div>https://www.bbc.co.uk/bitesize/guides/zykp34j/revision/1<br>https://www.bilgial.com/eseysiz-ureme-nedir-bolunerek-ureme-ve-tomurcuklanma-nedir-nasil-olur/<br>https://www.canlibilimi.com/bitkilerde-vejetatif-ureme/<br>https://ogmmateryal.eba.gov.tr/panel/upload/etkilesimli/kitap/biyoloji/10/unite1/files/basic-html/page31.html<br>https://www.canlibilimi.com/partenogenez-nedir/<br>https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/80738/mod_resource/content/0/Ders%208%20%C3%9CREME%20geli%C5%9Fim%20dokular%20%282%29.pdf</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-27 23:21:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043317570</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043627208</link>
         <description><![CDATA[<div>PARTENOGENEZ  NEDİR?<br><strong>Partenogenez</strong> ya da <strong>döllenmesiz üreme</strong>, gerek bitkilerde, gerek hayvanlarda döllenmemiş bir dişi gametin gelişip yeni bir birey meydana getirmesine denir. Kısaca <mark>döllenmemiş yumurta hücresinin mitozla gelişerek yeni birey oluşturmasına partenogenez denir</mark><strong> </strong>diyebiliriz. Bu açıdan partenogenez ile daldırma, çelik ya da tomurcukla üreme gibi doğrudan doğruya üremeleri birbirine karıştırmamak gerekir. Çünkü bu çeşit üremelerde döllenme yoktur, ancak başlangıç hücresi diğer somatik sağlayan hücreler cinsel üreme hücreleri (dişi ve erkek gamet) değildir.<br><br>Partenogenezin <strong>haploit</strong> (isteğe bağlı) partenogenez ve <strong>diploit</strong> (zorunlu) partenogenez olmak üzere 2 çeşiti bulunmaktadır.<br><br>Partenogenez Çeşitleri :<br><br><strong>1-)</strong> <strong>Haploid (İsteğe Bağlı) Partenogenez:</strong> Haploit partenogenez en çok bilinen partenogenez biçimidir. Haploit bir diğer ifadeyle isteğe bağlı partenogenez, bal arılarının çoğalma biçimidir. Yani haploit yumurtalardan döllenme olmaksızın erkek bireylerin oluşması şeklidir. Dönlenenlerden ise dişiler gelişmektedir.<br><br><strong>2-) Diploid (Zorunlu) Partenogenez: </strong>Bazı canlı türlerinde partenogenez ile sadece diploit dişi bireyler meydana gelmektedir. Çünkü burada döllenme olmaksızın gelişen yumurtalar mitoz bölünme ile oluşmaktadırlar. Bu tür partenogenezde erkekler normal yumurtanın döllenmesiyle oluşan diploit bireyler olmaktadır. Kromozom sayıları değişmediği için diploid (zorunlu) partenogenez denilmektedir. Diploit bir diğer ifadeyle zorunlu partenogenezin görüldüğü canlıya örnek ise su pireleri (daphnia) verilebilir.<br><br>Partenogenezin de birçok çeşidi vardır. En katkısız partenogenez, erkeği olmayan türlerde (daphnia) ya da çok az erkeği bulunan türlerde (phasma) görülen partenogenezdir. Partenogenezin en çok görülen biçimlerinden biri mevsimlik olanıdır. Asma biti başta olmak üzere birtakım bitkiler yazın çiftleşmezler, dişiler doğrudan doğruya yumurtlar ve bunlardan yeni yavrular oluşur, ama kışa dayanıklı yumurtalar yumurtlamak için sonbaharda çiftleşirler. Arılarda (bal arısı) ana arı ilk çiftleşme uçuşunda edinip sperma kesesinde biriktirdiği erkek gametlerle kendi yumurtalarını döllendirerek peteklere bırakır ve yıllarca (en çok beş yıl) bunlardan dişi olan işçi arılar doğar. Arada bir döllemediği yumurtalardan erkek arılar oluşur. Sperma kesesinde hiç sperma kalmadığı zaman yumurtladıklarındaysa hep erkek arılar doğar. O zaman arıcılar bu yaşlı anaarıları yakalayıp kovandan atarlar. <br><br>Bal arıları, yaban arıları ve birçok karıncada görülen partenogenezde <mark>haploit (n kromozomlu) bireyler oluşur</mark>. Örneğin bal arılarında kraliçe arının mayozla ürettiği yumurta, döllenmeden mitozla gelişirse erkek birey oluşur . Haploit erkek bireylerin mitozla üreteceği spermler ise eşeyli üremede rol oynar.<br> <br>Kraliçe arı önce yumurtalarını daha sonrada sperm kesesinde önceki çiftleşmesinden kalan spermleri peteklere bırakır. Eğer yumurta ile sperm döllenemezse, döllenmemiş yumurtalar mitoz bölünme geçirerek gelişmeye başlar. Bu olaya <strong>haploid gelişme</strong> denir. Haploid gelişen yumurta hücrelerinden n kromozomlu erkek arılar oluşur. N kromozomlu erkek arıların üreme hücresiyse mayoz bölünme ile oluşmaz; mitoz bölünme ile oluşur. Yani olayı kısaca özetlersek yumurta hücresi mitoz bölünme geçirerek erkek arıyı, erkek arı da mitoz bölünme geçirerek sperm hücresi oluşturur.<br><br>Partenogenez Hakkında Sorular:<br><br><strong>SORU 1</strong>: Partenogenez ile üreyen arılarda,<br>1.	Krossing – over<br>2.	Mitoz bölünme<br>3.	Çekirdeklerin birleşmesi<br>olaylarından hangisi görülür?<br><br><strong>CEVAP 1</strong>: Cevap yalnız 2’dir çünkü döllenmemiş yumurta hücresinin mitozla gelişerek yeni birey oluşturmasına partenogenez dendiğini söylemiştik. Bu mitozun görüldüğünü gösterir. Krossing – over ve çekirdeklerin birleşmesi ise partenogenezde görülmez. <br><br><strong>SORU 2</strong>: Diploid partenogenez neden zorunlu partenogenez olarak adlandırılır?<br><br><strong>CEVAP 2</strong>: Çünkü bu tür partenogenezde erkekler normal yumurtanın döllenmesiyle oluşan diploit bireyler olmaktadır. Kromozom sayıları değişmediği için bu partenogenez türü diploid yani zorunlu partenogenez olarak adlandırılır.<br><br><strong>SORU 3</strong>: Partenogenez ile daldırma, çelik ya da tomurcukla üreme gibi üremeleri birbirinden ayıran en temel fark nedir?<br><br><strong>CEVAP 3</strong>: Çünkü saydığımız diğer üremelerde başlangıç hücresi partenogenezdeki gibi dişi ve erkek gamet değildir.<br><br><strong>SORU 4</strong>: Partenogenez ile üremede,<br>1. kraliçe arıda yumurta<br>2. erkek arıda sperm<br>3. döllenmiş yumurtadan kraliçe arı<br>4. döllenmemiş yumurtadan erkek arı<br>oluşumları ile sıralı olarak verilen olayların doğru eşleştirilmesi hangi şıkta doğru olarak verilmiştir?<br><br>A) mitoz - mayoz - partenogenez - partenogenez<br>B) mayoz - mayoz - mitoz - partenogenez<br>C) mitoz - mitoz - partenogenez - mayoz<br>D) mayoz - mitoz - mitoz - mitoz, partenogenez<br>E) mayoz - mitoz - mitoz - mayoz, partenogenez<br><br><strong>CEVAP 4</strong>: Cevap D şıkkıdır. Çünkü kraliçe arıda yumurta oluşumu mayoz, erkek arıda sperm oluşumu mitoz, döllenmiş yumurtadan kraliçe arı oluşumu mitoz ve son olarak da döllenmemiş yumurtadan erkek arı oluşumu hem mitoz hem de partenogenezdir.<br><br><strong>SORU 5</strong>: Bir arı popülasyonundaki kraliçe ve işçi arılarda gözlenen,<br>1. verimlilik (doğurganlık)<br>2. kromozom sayısı<br>3. eşey (cinsiyet)<br>4. görevi<br>özelliklerinden hangileri bakımından farklılık görülmez?<br><br>A) Yalnız 1<br>B) Yalnız 4<br>C) 2 ve 3<br>D) 1,2 ve 3<br>E) 2, 3 ve 4<br><br><strong>CEVAP 5</strong>: Cevap C şıkkıdır. Çünkü verimlilikte farklılık gözlenir. Kraliçe arılar yumurtlayabilirken işçi arılar kısırdır. 1 olamaz. Kromozom sayısında farklılık gözlenmez, hem işçi hem de kraliçe arılarda 2n kromozom bulunur. 2 görülür. Eşeyde yani cinsiyette de bir fark gözlenmez çünkü hem kraliçe hem işçi arılar dişidir. 3 görülür. Görevde ise farklılık gözlenir. İşçi arılar kovan temizliği, arı sütü ve balmumu salgılama gibi görevleri üstlenirken kraliçe arıların görevleri yumurtlayarak yeni nesillerin meydana gelmesini sağlamaktır. 4 olamaz. Cevap bu yüzden 2 ve 3 olur.<br><br><strong><em>Kaynakça: </em></strong><br>http://ccdsvdfv.blogspot.com/<br>https://tr.wikipedia.org/wiki/Partenogenez<br>https://bikifi.com/biki/bir-partenogenez-ornegi-arilarda-ureme<br>https://www.canlibilimi.com/partenogenez-nedir/<br>Bryple soru bankası<br>Çap yayınları soru bankası<br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 03:57:36 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043627208</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043660801</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/928467989/c006d846890f5721288a02135cd7511b/partenogenez.jpg" />
         <pubDate>2020-12-28 04:37:18 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043660801</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Mitoz Bölünme Evreleri ve Gerekliliği</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043986310</link>
         <description><![CDATA[<div> <em> MİTOZ BÖLÜNMENİN ÖZELLİKLERİ</em></div><div>-n,2n ve 3n kromozomlu hücrelerde görülebilir.</div><div>-İki yavru hücre oluşur.</div><div>-Kromozom sayısı ve DNA miktarı değişmez.</div><div>-Kalıtsal çeşitlilik sağlanmaz.</div><div>-Sadece ökaryot hücrelerde gerçekleşir.</div><div>-Tek hücrelilerde üremeyi,çok hücrelilerde genelde büyüme,gelişme ve yaraların onarılmasını sağlar. Ancak bazı çok hücrelilerde üremeyi de sağlayabilir. Örneğin bitkilerde çelikle üreme,deniz yıldızında rejenerasyonla üreme mitoz bölünmeyle sağlanan eşeysiz üreme çeşitleridir.</div><div>-Prokaryot hücreler,bitkilerin daimi doku hücreleri,sinir hücreleri,çizgili kas hücreleri,kan hücreleri,omurgalı hayvanların üreme hücreleri mitoz bölünme geçiremez.</div><div><em>Hücrenin Hayat Döngüsü:</em></div><div>   Bir hücrenin hayatına başlayıp,devam edip ardında bölünerek iki yeni yavru hücre oluşturmasına kadar geçen sürece hücrenin hayat döngüsü denir. Hayat döngüsü temelde iki kısımdan oluşur. İnterfaz ve mitotik evre. </div><div>   A)İNTERFAZ: İnterfaz evresi kendi içinde G1,S ve G2 evreleri olmak üzere 3 kısımdan oluşur. Hücrenin normal hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve bölünmeye hazırlandığı evredir.Hücreler yaşamlarının %90 gibi büyük kısmını interfazda geçirir</div><div>   <em>G1 evresinde; </em>bir önceki bölünme sonucunda yeni oluşmuş hücrenin büyüyerek hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirdiği evredir. ATP, RNA,protein,enzim ve organel sentezi yoğun bir şekilde gerçekleşir. G1 evresinin süresi hücreden hücreye farklılık gösterebilir.</div><div>   <em>S evresinde;</em> hücre bölünme olgunluğuna eriştiğinde sinyal molekülleri sayesinde bölünme emri gelir. Bunun sonucunda hücrede replikasyon(DNA eşlenmesi) yapılır.</div><div>   <em>G2 evresinde</em>; replikasyon kontrol edilir. ATP, RNA,enzim ve organel sentezi devam eder.</div><div>  -Sentrozomun eşlenmesi bu evrede görülür.(Bitkilerde görülmez.)</div><div>  -Sinir,kas ve göz retinası gibi aşırı özelleşmiş hücrelerde hücre bölünmesi görülmediğinden bu hücreler G0 denilen durgunluk evresinde dururlar.</div><div>  -Embriyonik hücrelerde G1 ve G2 evresi görülmez. <br>B)MİTOTİK  EVRE:</div><div>   <em>Karyokinez(Çekirdek Bölünmesi):</em></div><div><em>Profaz:</em></div><div>  -Mitotik evrenin ilk ve en uzun süren aşamasıdır.</div><div>  -Kromatin iplikler kısalıp kalınlaşarak kromozoma dönüşür.</div><div>  -Sentrozomlar aralarında iğ iplikleri oluşturarak zıt kutuplara doğru hareket eder.</div><div>  -Çekirdekçik kaybolur, çekirdek zarı ve organeller erimeye başlar.</div><div><em> Metafaz: </em></div><div>  -Kromozomların en belirgin görüldüğü evredir.</div><div>  -Profaz evresinde oluşan kromozomlar sentromer noktalarındaki kinetekorlarla iğ ipliklerine bağlanır,hücre merkezinde(ekvator)yan yana dizilirler.</div><div>  -Bu evre kromozomların en belirgin olduğu evre olduğundan genetik hastalık tanımlaması yapılırken bu evre kullanılır.</div><div><em> Anafaz:</em></div><div>  -Kardeş kromatitlerin ayrıldığı(sentromer ayrılması)evredir.</div><div>  -Kromozomlar merkeze dizildikten sonra sentromerler iğ ipliklerini çekiştirir ve kardeş kromatitler sentromerlerinden ayrılarak kutuplara doğru çekilmeye başlar. Kardeş kromatitler artık kromozom olarak adlandırılır.</div><div>  -Kromatitlerin her biri yeni hücrelerin kromozomu olacağından bu evrede kromozom sayısı 2 katına çıkar.<br><em>Telofaz:</em></div><div>  -İğ iplikleri kaybolur.</div><div>  -Çekirdek zarı ve çekirdekçik belirir. Organeller oluşmaya başlar.</div><div>  -Kromatitlerden her biri kromatin iplik halini almaya başlar.<br><em>Sitokinez(Sitoplazma Bölünmesi):</em></div><div>  -Sitokinez tamamlandığında 2 yeni hücre oluşur.</div><div>  -Bitki ve hayvan hücrelerinde farklı şekilde gerçekleşir.</div><div>  -Hayvan hücrelerinde sitokinez boğumlanma ile olur. Boğumlanmayı mikrofilement gerçekleştirir.</div><div>  -Bitki hücrelerinde sitokinez orta lamel(hücre plağı)ile olur.</div><div>  -Sitokinez hayvan hücrelerinde anafaz evresinde, bitkilerde telofaz evresinde başlar.</div><div>     NOT:Bir hücre bölünmesinde, çekirdek bölünmesi gerçekleşip sitoplazma bölünmesi gerçekleşmezse, çok çekirdekli hücreler oluşur. Örneğin paramesyumda karyokinezden sonra sitokinez olmadığı için iki çekirdeklidir. Çizgili kas hücreleri birbiriyle kaynaştığı için çok çekirdeklidir.<br><em>Hücre Döngüsünün Kontrolü: </em>Özel sinyal molekülleri G1, G2 ve M olmak üzere 3 kontrol noktasında döngünün sonsuzca devam etmesini sağlar. Bu noktalardaki DUR ve DEVAM ET sinyalleri ile hücre döngüsü düzenlenir.</div><div>   <em> G1 kontrol noktasında; </em>hücre yeterli büyüklüğe ulaşmışsa, ortamda yeterli besin ve büyüme faktörü varsa, DNA da hasar bulunmuyorsa DEVAM ET sinyali verilir.</div><div>    <em>G2 kontrol noktasında;</em> DNA hasarı ve hücre büyüklüğü kontrol edilir. Sorun yoksa DEVAM ET sinyali verilir.</div><div>    <em> M kontrol noktasında; </em>kromozomların iğ ipliklerine bağlanması kontrol edilir. Kinetekorlar iğ ipliklerine tutunmazsa anafaz başlamaz. Bütün kinetekorlar iğ ipliklerine tutunduktan sonra DUR sinyali ortadan kalkar ve anafaz başlar. Bu kontrol oluşacak yavru hücrelerdeki kromozom sayısının eşit olmasını sağlar. </div><div>    NOT: Hücre döngüsünün kontrolü herhangi bir nedenle bozulması kanser oluşumuna neden olur. Bu hücreler bölünme sinyallerine cevap vermezler sürekli bölünerek tümör oluşumuna ve dolayısı ile kanser hastalığının ortaya çıkmasına neden olur.<br><em>    Bitki  ve  Hayvan  Hücresinin  Bölünmedeki  Farklılıkları</em></div><div>   -Hayvan hücrelerinde sitoplazma bölünmesi  boğumlanarak gerçekleşirken bitki hücrelerinde orta lamel(ara lamel) oluşumuyla gerçekleşir.</div><div>   -Bitki hücresinde iğ ipliklerini sitoplazma hazırlarken hayvan hücrelerinde bunu sentrozomlar yapar.<br><em>MİTOZ BÖLÜNMENİN GEREKLİLİĞİ</em></div><div>-Hücreler yaşamsal faaliyetlerini sürdürürken sürekli büyür. Hücrenin büyümesi demek hücre zarının, sitoplazmanın ve çekirdeğin büyümesi demektir. Fakat sitoplazmanın(hacimce) büyümesi hücre zarının(yüzeyce) büyümesinden daha fazla olur. Bir süre sonra hücre zarından madde giriş-çıkışı zorlaşır ve çekirdeğin yöneteceği alan sınırlı olduğu için çekirdek hücreyi yönetemez.(yönetmekte güçlük çeker) Bu anda çekirdek bölünme emrini verir ve bölünme emri verildikten sonra engellenemez.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.bilgile.com/images/2018/10/mitoz-bolunme.jpg" />
         <pubDate>2020-12-28 10:41:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1043986310</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Bitki ve hayvanların yeryüzündeki dağılımını etkileyen faktörler</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044066192</link>
         <description><![CDATA[<div><br><strong>Canlıların dünyadaki dağılımı başlıca iki maddede toplanabilir:<br></strong><br></div><div><strong>1.</strong>    <strong>Doğal etmenler</strong></div><div><strong>2.</strong>    <strong>Biyolojik etmenler</strong></div><div><strong>3.</strong>    <strong>Paleocoğrafya<br></strong><br></div><div><strong>1)</strong>    <strong>Doğal etmenler</strong></div><div><strong> </strong></div><div><strong>a)</strong>    <strong>Türün dağılımı:</strong></div><div><br><strong> </strong></div><div><strong>Herhangi bir canlı türünün oluşturan canlıların bulundukları alandan üreyerek başka yerlere yayılmaları sayesinde türlerini devam ettirebilirler. Bu durum türün bulunduğu alanları değiştirir ve genişletir.</strong></div><div><strong> </strong></div><div><strong>b)</strong>   <strong>Davranış ve habitat seçimi:</strong></div><div><strong> <br></strong><br></div><div><strong>Canlılar her zaman besin alabilecekleri, yaşam şanslarının yüksek olduğu yerlerde yaşarlar. Bu da canlıların habitatlarını oluşturur. Örnek olarak balıkların suda, kuşların yükseklerde yaşamaları verilebilir. Bazen canlılar habitatları dışında yaşama durumlarında göç etmek yerine adaptasyon sağlarlar.</strong></div><div><strong> </strong></div><div><strong>c)</strong>    <strong>Biyotik faktörler:<br></strong><br></div><div><strong> </strong></div><div><strong>Canlılar yaşam boyunca bir döngünün parçası olurlar. Bu doğadaki yaşamın sürdürülebilirliğini sağlar. Canlılar yaşamak için başka canlılardan faydalanır. Kendi türünün devamı veya yok olması başka türlerin elindedir.<br></strong><br></div><div><strong> <br></strong><br></div><div><strong>d)</strong>   <strong>Abiyotik faktörler:</strong></div><div><strong> </strong></div><div><br><strong>Bütün canlılar sadece belirli koşullar altında yaşayabilirler. Küresel ölçekte yayılmaları ise abiyotik faktörlerin elindedir. </strong></div><div><strong> </strong></div><div>-   <strong>Sıcaklık: <br><br>Canlılar uygun sıcaklık aralığında yayılma gerçekleştirir. Kaktüslerin çölde, geniş yapraklı bitkilerin ılık yerlerde yaşaması örnek verilebilir.</strong></div><div><strong> </strong></div><div>-   <strong>Su: <br><br>Dünyada yaşamın oluşmasında temel taş olan su, canlılar için en önemli yaşam kriterlerindendir. Suya uzun aralıklarla gerek duyan canlılar kurak alanlarda, yüksek miktarda ihtiyaç duyan canlılar ise sulak ortamlarda veya suyun içinde yaşarlar.</strong></div><div><strong> </strong></div><div>-   <strong>Güneş ışığı: <br><br>Fotosentez yapan bitkilerin yaşam kaynaklarından biri olan güneş ışığı, aynı zamanda bazı hayvanlarında gelişim ve görmesini de sağlar. Bu özelliğe ihtiyaç duymayan canlılar köstebekler gibi yerin altında yaşar.  Veya yarasalar gibi kör olarak ultrasonik seslerle yönlerini bulurlar.</strong></div><div><strong> </strong></div><div>-   <strong>Rüzgâr: <br><br>Bazı bitkiler tohumları üreyebilecek alanlara taşıyabilmek için rüzgârdan faydalanır. Bu da üreme yerlerinin rüzgârlı alanlar olmasını sağlar. </strong></div><div><strong> </strong></div><div>-   <strong>Toprak: <br><br>Bitkilerin yaşayabilmesi için köklerinden su çekmesi gerekir. Yaşam alanlarını da topraktaki zenginliğe göre seçerler. </strong></div><div><strong> </strong></div><div><strong>2)</strong>    <strong>Biyolojik etmenler<br></strong><br></div><div><strong> </strong></div><div><strong>a)</strong>    <strong>İnsan: <br></strong><br></div><div><strong> </strong></div><div><strong>İnsanlar doğada en çok olumsuz etki bırakan canlıdır. Doğada oluşan hasarlar hem insanları hem de diğer canlıları etkiler. Özellikler ormanlarda oluşan hasarlar büyük ölçüde canlı ve toprak kaybına neden olmuş ve doğaya büyük hasarlar vermiştir. Tür kayıpları günümüzden geçmişe nazaran yaklaşık 1000 ile 10.000 kat arasında artmıştır. Yaşadığımız coğrafya olan Anadolu ise 3000 yıldır orman tahribatı vardır. <br></strong><br></div><div><strong> </strong></div><div><strong>3)</strong>    <strong>Paleocoğrafya<br></strong><br></div><div><strong> </strong></div><div><strong>a)</strong>    <strong>Kıtaların kayması:<br></strong><br></div><div><br></div><div><strong>Karaların tek bir kıta olduğu zaman olan Pangea döneminde yaşayan canlılar kıtaların ayrılması ile dünyanın farklı konumlarına giderek yaşamları için uygun olan alanlardan uzaklaştılar. Bunun sonucunda bazı türler ortama adapte olarak yaşamlarını sürdürdüler, bazıları ise soyunu devam ettiremedi.<br></strong><br></div><div><strong> </strong></div><div><strong>Kaynaklar:</strong></div><div><strong> </strong></div><div><a href="https://dersimizbiyo-loji.tr.gg/A-k2-Bitki-ve-hayvanlar%26%23305%3Bn-yery.ue.z.ue.ndeki-da%26%23287%3B%26%23305%3Bl%26%23305%3Bm%26%23305%3Bn%26%23305%3B-etkileyen-fakt.oe.rler.htm"><strong>https://dersimizbiyo-loji.tr.gg/A-k2-Bitki-ve-hayvanlar%26%23305%3Bn-yery.ue.z.ue.ndeki-da%26%23287%3B%26%23305%3Bl%26%23305%3Bm%26%23305%3Bn%26%23305%3B-etkileyen-fakt.oe.rler.htm</strong></a></div><div><strong> </strong></div><div><strong>https://www.nenedirvikipedi.com/cografya/biyocografya-nedir-bitkileri-ve-hayvanlarin-dagilisini-etkileyen-faktorler-22745.html<br></strong><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 12:35:28 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044066192</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Konjugasyon Nedir?Aynı türe ait iki bireyin kendi aralarında sitoplazmik köprü kurarak gen alış verişi yapmasına konjugasyon denilmektedir. Konjugasyon sonucu yeni özelliklere sahip yeni bireyler meydana gelmektedir. Konjugasyon bakterilerde konjugasyon ve paramesyumlarda konjugasyon olmak üzere 2 başlık altında incelenirBakteri Konjugasyonu (Gen Aktarımı) Nedir?Bakterilerde gerçekleşen konjugasyon (gen aktarımı) olayını anlatmadan önce pilus, F plazmiti, F+ plazmiti ve F- plazmiti terimlerini kısaca açıklayalım.-Bakterilerde pilus adında çıkıntılar bulunmaktadır. -Bakterilerde kendini eşleyebilen DNA molekülüne F plazmit denilmektedir. Tüm bakteriler F plazmiti taşımamaktadır. -F plazmiti taşıyanlara F+ plazmiti, taşımayanlara ise F- plazmiti denilmektedir. -Konjugasyon (gen aktarımı) işleminde gen aktarımı F+’dan F-‘ye doğru gerçekleşir.￼Bakterilerde konjugasyon olayını kısaca özetliyelim :– İki bakteri hücresi yan yana gelir– Bakteriler pilusların uzantılarından birbirine tutunur.– Bakterilerin pilus uzantıları arasında sitoplazmik köprü oluşmaktadır.– Oluşan sitoplazmik köprüde bir bakteriden diğer bakteriye tek yönlü (F+’dan F-‘ye) gen aktarımı gerçekleşir.￼– Sitoplazmik köprüde F+ plazmidinin bir zinciri F- bakteri hücresine aktırılır.– Bu zincirler eşleşerek çift zincirli bir hal alır. Böylece F- hücresi F plazmidine sahip olur ve F+ plazmiti olarak adlandırılmaya başlanır. ￼– Tüm bu olayların ardından iki bakteri hücresi birbirinden ayrılır.Bakterilerde Konjugasyon Olayında ;– Mayoz bölünme ve döllenme olayı gerçekleşmez.– Birey sayısında herhangi bir artış görülmez.– Çeşitlilik gözlenir.– Bakteriler konjugasyon ile kötü ortam koşullarına uyum sağlar ve direnç yapılara sahip olurlar.Paramesyum  Konjugasyonu Nedir?￼1. İki paramesyum yan yana gelir. Paramesyumların  sitoplazmaları kaynaşır. Sitoplazmik köprü oluşur.￼2. Küçük çekirdekler mayoz sonucunda n kromozomlu dört küçük çekirdek meydana getirir ve büyük çekirdek erimeye başlar.￼3. Daha sonra üç haploit çekirdek de erir, kalan bir çekirdek mitoz bölünme geçirir.￼4. Paramesyumlar, haploit iki  küçük çekirdeğin birer tanesini değiş tokuş yapar.￼5. Çekirdekler kaynaşır, diploit çekirdek meydana gelir. Böylece her hücre genetik materyalinde çeşitlilik sağlamış olur. İki paramesyumun ayrılması ile konjugasyon da tamamlanmış olur.￼6. Bundan sonrasında ikiye bölünme ile eşeysiz üreme başlar. Kaynaşan dşploit çekirdekler arka arkaya 3 mitoz bölünme yaparak 8 çekirdek oluşur. Oluşan çekirdeklerden üçü erir. Dördü büyüyerek büyük çekirdeğin özelliklerini kazanır. Kalan bir tanesi ise küçük çekirdek olarak kalır.￼7. Arka arkaya gerçekleşen bölünmeler ile bir küçük bir de büyük çekirdek taşıyan kalıtsal çeşitlilik kazanmış paramesyumlar oluşurParamesyumda Konjugasyonda Sonuç Olarak ;– Paramesyumda meydana gelen konjugasyonda, mitoz bölünme ve döllenme gerçekleşir. -Paramesyumda konjugasyon birey sayısını arttırmaktadır.-Toplamda 8 tane hücre oluşur.Bakteri Konjugasyonu ve Paramesyum Konjugasyonu Arasındaki Farklar:Bakteri Konjugasyonunda;	Paramesyum Konjugasyonunda:Tek yönlü gen aktarımı yapılır.	Çift yönlü çekirdek değiş tokuşu yapılır.Mayoz bölünme ve döllenme görülmez.	Mayoz bölünme ve çekirdek kaynaşması görülür.Birey sayısı artmaz.	Birey sayısı artmaz.Kalıtsal çeşitlilik sağlar.	Kalıtsal çeşitlilik sağlar.Ortam koşullarına dayanıklı bireyler oluşur.	Ortam koşullarına dayanıklı bireyler oluşur.Sitoplazmik köprü kurulur.	Sitoplazmik köprü kurulur -Bakterilerde çeşitliliğe neden olan diğer olaylar ise, transformasyon ve transdüksiyon olaylarıdır.- Transformasyon: Bir bakterinin kendisine DNA yapısı bakımından çok yakın olan başka bir bakteri özütündeki DNA’yı olmasıdır.- Transdüksiyon: Genetik materyalin verici bir bakteriden alıcı bir bakteriye fajlar aracılığıyla nakledilmesidir.</title>
         <author>pinardoganocakturk</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044242846</link>
         <description><![CDATA[<div>Kaynakça :www.yenibiyoloji.com<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 16:27:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044242846</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044245090</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://www.canlibilimi.com/wp-content/uploads/2018/10/hucre-dongusunde-kromozom-sayisi-degisimi.jpg" />
         <pubDate>2020-12-28 16:29:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044245090</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044246427</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://www.canlibilimi.com/wp-content/uploads/2018/10/hucre-dongusunde-dna-miktari-degisimi.jpg" />
         <pubDate>2020-12-28 16:31:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044246427</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Klonlama</title>
         <author>pinardoganocakturk</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044246954</link>
         <description><![CDATA[<div>İnsan Klonlamak<br><br></div><div>Bazı bilim adamları klonlamanın insanlık için büyük bir gelişme olduğunu ileri sürerken, bazıları da bu çalışmaları insanlık ayıbı olarak görüp, kesinlikle engellenmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu düşüncelere sahip klonlama karşıtlarının yaptığı çalışmalar ile başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bir çok ülke, sınırları içerisinde klonlama ile ilgili çalışmaların yapılmasını yasakladı. Klonlama yanlıları ise, klonlamanın kaçınılmaz bir bilimsel gerçek olduğunu ve yapılan yasakların bilimi yavaşlatmaktan başka bir şey olmadığını savunarak, her ne pahasına olursa olsun çalışmalarına devam edeceklerini açıkladılar. Bu tartışmalar tüm bilim dünyasını sardı ve bir çok bilimsel kuruluş; klonlama, özellikle de insan klonlama çalışmalarının ahlaki ve bilimsel bir yanlış olduğu konusunda karara vardı. Fakat insan oğlunun bitmez tükenmez merak duygusunu engellemek kolay değil… Bazı firma ve bilim adamlarının izinli yada izinsiz bu çalışmaları sürdürdüğünü varsaymak tutarsız olmaz...<br><br></div><div>Klonlanmış insan, aslında çok yabancı olduğumuz bir terim değil. Tek yumurta ikizi olarak adlandırılan ikiz çeşitleri aslında birbirlerinin doğal yoldan klonlanmış halleridir. Yukarıda bahsettik,anne rahminde bir zigot bölünmesinin ilk aşamalarında her hangi bir nedenle iki ayrı hücre oluşturursa, aynı DNA’ya sahip iki ayrı canlı dünyaya gelir ve dünyaya gelen bu iki canlı birbirinin genetik kopyasıdır, yani klonlanmış halidir. Normal doğumların yaklaşık %1.3 ‘ünde bu olaya rastlanır. Yapay klonlama ise dünyaya gelecek canlının genetik özelliklerinin (DNA’sının) dışarıdan müdahale ile kendi türünden başka bir canlının DNA’sı ile aynı olmasının sağlanmasıdır.<br><br></div><div>Daha detaylı anlatacak olursak: Normalde insanlar eşeyli üreme sonucunda dünyaya gelir. Eşeyli üremede (çiftler vasıtasıyla) anne ve babanın üreme hücrelerindeki DNA’lar birleşerek yeni ve kendisine has özellikler taşıyan bir DNA oluştururlar. Yani oluşan yeni birey bazı ufak benzerlikler dışında anne ve babanınkinden bağımsız bir genetik yapıya sahip olur. Klonlama sonucunda ise eşeyli üreyen canlı bir nevi eşeysiz üreme gerçekleştirmiş olur. Yani oluşacak birey sadece annenin yada sadece babanın DNA’sını taşır. Bu nedenle oluşan birey, DNA’sı kullanılan bireyle aynı genetik özelliklere sahip olur, yani yeni birey anne yada babanın kendisinden küçük bir tek yumurta ikizi olarak dünyaya gelir ve normal tek yumurta ikizlerinde olduğu gibi dış görünüşleri birebir aynıdır.<br><br></div><div>Basitleştirmem gerekirse; normalde bir insanın doğması için anne ve baba lazımdır, doğan kişinin DNA yapısı büyük ölçüde Anne ve Babaya benzerdir, çünkü onlardan gelir. Bu yüzden anne veya babalarımıza benzeriz. Ancak biz, ortak bir iş sonucu meydana gelmiş olan “yeni” bir DNA dizilimine sahibiz. Bizi farklı yapan da bu. Ancak sadece anne veya sadece babadan, yani tek bir bireyden meydana gelseydik, o zaman yeni bir DNA’ya değil, bizi üreten DNA’nın kopyasına sahip olacaktık.<br><br></div><div>Klonlamalar<br><br></div><div>Klonlama sonucunda dünyaya gelen ilk canlı Ian Wilmut ve ekibinin çalışmaları sonucunda 1997'de klonlanan Dolly adlı koyundur. Bu koyunun klonlanmasında çekirdek transferi yönteminden yararlanılmıştır.<br><br></div><div>Deneyde kullanılan 277 yumurta hücresinden yalnızca 29 tanesi bölünme aşamasını tamamlayabildi ve bu yumurtalar farklı koyunların rahimlerine yerleştirildi. Koyunlardan 13 tanesi gebe kaldı. Sonuçta ise bir tek başarılı doğum gerçekleşti. Dünyaya gelen bu koyuna Dolly adı verildi. İşte klonlama tartışmaları da bu noktada alevlendi. Dolly’nin doğumunu klonlamada bir milat olarak gören bazı bilim adamlarının insan klonlama çalışmalarına başladıklarını açıklamaları üzerine, klonlama karşıtları da karşı çalışmalara başlayarak klonlama çalışmaları aleyhinde ciddi yaptırımlar getirilmesini sağladılar.<br><br></div><div>Tüm bu engellemelere rağmen 26 Kasım 2001'de Advanced Cell Technology (ACT) adlı firmadan ilk klonlanmış insan embriyosu haberi geldi. ACT’nin yaptığı açıklamaya göre, yapılan deneyde toplam 19 yumurta hücresi kullanıldı ve hücrelerden sadece 3 tanesi bölünme aşamasına gelebildi. Bu üç hücreden 2'si 4, 1'i de 6 hücre oluşturduktan sonra öldü. İnsan klonlama konusunda yapılan bu ilk resmi açıklama büyük ses getirdi. Fakat bir insan embriyosundaki genler ancak 4–8 hücre oluşturduktan sonra kendisini göstermeye başlıyor. Başta ACT olmak üzere klonlama yaptığını duyuran hiç bir firmanın henüz 8 hücreden büyük bir embriyo elde edememiş olması, bazı bilim adamlarına göre insan klonlama çalışmalarının henüz başarıya ulaşılamadığını gösteriyor. Ya da, başarıya ulaşılmışsa bile bundan bizim haberimiz yok. Fakat, bilim dünyası sadece “klonlamak” fikriyle sınırlı değil. Yapay organlar yaratmak, yapay bir beyin yaratmak gibi bir şeyi amaçlamış bilimadamları da var. Üstelik baya bir ilerleme kat edilmiş bu konuda.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 16:32:14 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044246954</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044250544</link>
         <description><![CDATA[<div>https://sorhocam.com/konu.asp?sid=1132&amp;mitoz-bolunme-safhalari.html<br>https://www.hurriyet.com.tr/gundem/mitoz-bolunme-nedir-mitoz-bolunme-evreleri-ve-ozellikleri-41519257<br>https://tr.wikipedia.org/wiki/Mitoz<br>https://www.fenokulu.net/mobil/fen-konulari/konu620<br>Bilgi Sarmal Soru Bankası<br>Limit Yayınları Biyoloji El Kitabı </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 16:36:34 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044250544</guid>
      </item>
      <item>
         <title>TÜRKİYE’NİN ENERJİ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARININ HERHANGİ BİRİNİN OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNLERİ   </title>
         <author>irembedirhan8</author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044343077</link>
         <description><![CDATA[<div>   </div><div> Türkiye diğer gelişmekte olan ülkeler gibi enerji gereksinimi hızla artan, petrol ve doğalgaz başta olmak üzere enerji kaynakları ile teknoloji yönünden dışa bağımlı bir ülke durumundadır. Türkiye'de uzun yıllar boyunca, uzun vadeli ve tutarlı bir enerji politikası geliştirilememiştir. Önce petrol sonra da doğalgazın öne çıktığı dış kaynak bağımlılığı, diğer yandan yapılan planlamaların çoğunlukla yetersiz olması veya yapılan planların gerektiğince uygulanamaması nedeniyle arz ya da talep fazlası sorunu ortaya çıkması, her iki durumun da ekonomide yarattığı olumsuzluklar, enerjinin verimsiz kullanılması, enerjiden kaynaklı çevre sorunları Türkiye’de enerji alanının belirgin sorunlarından bazılarıdır. Gelişmekte olan ülkelere özgü özellikleri taşıyan ülkemiz enerji alanında ciddi bir sorunla karşı karşıyadır. Bu sorunlara getirilebilecek en kalıcı çözüm yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sağlanabilir. </div><div> </div><div><strong>Yenilenebilir enerji</strong>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Do%C4%9Fal_kaynaklar">doğadaki kaynaklardan</a> elde edilebilen ve doğa tarafından sağlanan <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Enerji">enerjiye</a> denir. Bu kaynaklar <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCne%C5%9F_enerjisi">güneş enerjisi</a>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/R%C3%BCzg%C3%A2r_g%C3%BCc%C3%BC">rüzgâr enerjisi</a>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Dalga_enerjisi">dalga enerjisi</a>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Jeotermal_enerji">jeotermal enerji</a>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Hidrolik_g%C3%BC%C3%A7">hidrolik enerjisi</a>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Biyok%C3%BCtle">biyokütle enerjisi</a> olarak sıralanabilir. </div><div>Türkiye’de en fazla kullanılabilecek enerjilerden biri <strong>güneş enerjisidir</strong>. Çünkü Türkiye dört mevsimi yaşayan bir ülkedir ve yılın yaklaşık olarak 114 gününde yoğun olarak güneş ışınlarına maruz kalır. Bu yüzden güneş enerjisi Türkiye’de yaygın olarak kullanılabilecek kaynakların başında gelir. Güneş enerjisi yenilenebilir enerji kaynağı olmasına rağmen birçok olumlu ve olumsuz yönleri de içinde barındırır.<br><br></div><div><strong><mark>Güneş Enerjisinin Olumlu Yönleri</mark></strong><mark> </mark></div><ol><li>Güneş dünyanın sonuna kadar sınırsız bir güneş ışığı kaynağımız olacak. Güneş enerjisi yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji olarak hayatımızda her zaman yerini alacaktır. </li><li>Bu temiz enerji, kırsal bölgelerde yaşayan insanlar için elektrik enerjisini elde etme adına büyük kolaylıktır. </li><li>Güneş teknolojisi ekipmanları yerine yerleştirildikten sonra, güneş enerjisinin çalışması için hiçbir şekilde yakıt gerektirmez. Ayrıca temiz enerji kaynağı olarak çevreye sera gazı yaymaz veya toksik maddeler Güneş enerjisinin kullanılması çevre üzerindeki etkimizi büyük ölçüde azaltabilir. </li><li>Üretilen fazla elektrik depolanarak tekrar elektrik şebekesinde kullanılarak aylık elektrik faturanızda indirim sağlayabilirsiniz. </li><li>Güneş enerjisi sessizdir ve kirlilik oluşturmaz. Bu, dünyadaki birçok insan tarafından tercih edilmesinin en büyük nedenlerinden biridir. </li><li>Güneş enerji santralleri diğer enerji tesisleriyle karşılaştırdığımızda bakım ve işletme maliyetleri düşüktür. Yılda sadece birkaç kez temizlik gerektirirler. </li><li>Güneş hücreleri ya da güneş panelleri sayesinde Güneş'ten elektrik elde etme yöntemi olarak bilinen fotovoltaik sayesinde güneş panelleri dayanıklı malzeme yapısı ile zor hava koşullarına karşı koyabilmesidir. </li></ol><div><br></div><div><strong><mark>Güneş Enerjisinin Olumsuz Yönleri</mark></strong><mark> </mark></div><ol><li>Güneş enerjisi sadece gündüz depolanabilir. Bu basitçe, bu enerji kaynağını sadece yarım gün boyunca depolayacağımız anlamına gelir. </li><li>Bir binanın çatısına güneş panelleri takmak veya monte etmek için, çatı sağlam, geniş ve kullanılacak olan panellerin güneş yoluna doğru yönlendirilmiş olmalıdır. </li><li>Bulutlu ve yağmurlu günlerde, güneş panellerinin verimi azalır. Güneş enerjisinin yılın çoğu zaman bulutlu kaldığı bölgelerde kullanımı başarılı olmayabilir. </li><li>Güneş enerji sistemlerinde kullanılan depolama ürünlerinin ömürleri kısa veya dayanıksız olduğu için bozulur ve kullanıcıyı enerji kalitesinden dolayı olumsuz yönde etkiler. </li><li>Ne kadar çok elektrik üretmek istiyorsanız, güneş panelleri için çok fazla alana ihtiyaç duyarsınız bazı çatılar sahip olmak istediğiniz güneş paneli sayısına uyacak kadar büyük olmayabilir. </li></ol><div>        </div><div>    KAYNAKÇA </div><ul><li>  <a href="https://www.elektrikde.com/gunes-enerjisi-nedir-avantajlari-ve-dezavantajlari-nelerdir/">https://www.elektrikde.com/gunes-enerjisi-nedir-avantajlari-ve-dezavantajlari-nelerdir/</a> </li><li>  <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Yenilenebilir_enerji">https://tr.wikipedia.org/wiki/Yenilenebilir_enerji</a> </li><li>https://tr.wikipedia.org/wiki/Fotovoltaik#:~:text=Fotovoltaik%2C%20g%C3%BCne%C5%9F%20h%C3%BCcreleri%20ya%20da,ten%20elektrik%20elde%20etme%20y%C3%B6ntemidir.  </li></ul>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/773141260/3f27f6a47fbe2de87decf215e93ed075/Ekran_g_r_nt_s__2020_12_28_213211.png" />
         <pubDate>2020-12-28 18:29:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044343077</guid>
      </item>
      <item>
         <title>TÜRKİYE&#39; DE NÜKLEER ENERJİ KULLANILMASININ EKONOMİK, SOSYAL VE ÇEVRESEL AÇIDAN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044492619</link>
         <description><![CDATA[<div><br><br> <strong><em>NÜKLEER SANTRAL NEDİR?</em></strong></div><div>          Nükleer santral, nükleer reaktörün yakıt olarak radyoaktif elementleri kullanarak elektrik ürettiği santrallerdir. Radyoaktif maddeleri kullanmasından ötürü elektrik üreten diğer santrallere göre daha çok güvenlik önlemi barındırır. </div><div> </div><div><br><strong><em>NÜKLEER ENERJİ KULLANILMASININ EKONOMİK AVANTAJLARI </em></strong></div><div>Ø  Potansiyel rezervleri yüksektir.</div><div>Ø  Hammadde hacmine oranla çok yüksek miktarsa enerji üretir.</div><div>Ø  Yakıtın on yıl depolanma özelliği vardır.</div><div> </div><div><strong><em>NÜKLEER ENERJİ KULLANILMASININ EKONOMİK DEZAVANTAJLARI</em></strong></div><div>Ø  Kurulum maliyeti yüksektir.</div><div>Ø  Herhangi bir aksi durumda vereceği zararlar maddi açıdan ağırdır.</div><div>Ø  Hammaddeler çok nadirdir ve fiyatı çok yüksektir.</div><div> </div><div> </div><div> </div><div><strong><em>NÜKLEER ENERJİ KULLANILMASININ SOSYAL  AVANTAJLARI </em></strong></div><div>Ø  Enerjiye kolay ulaşım</div><div>Ø  Ekonomik kalkınma </div><div> </div><div><strong><em>NÜKLEER ENERJİ KULLANILMASININ SOSYAL DEZAVANTAJLARI </em></strong></div><div>Ø  Halk nükleer enerjinin yarattığı tehlikelerden korkar.</div><div>Ø  Toplum nükleer santrallerin atıklarının çevreye zarar vermesinden endişelenir.</div><div> </div><div> </div><div> </div><div><strong><em>NÜKLEER ENERJİ KULLANILMASININ ÇEVRESEL AVANTAJLARI </em></strong></div><div>Ø  Sera Gazını diğer santrallere göre daha az ortaya çıkarır.</div><div><strong><em> </em></strong></div><div><strong><em>NÜKLEER ENERJİ KULLANILMASININ ÇEVRESEL DEZAVANTAJLARI </em></strong></div><div>Ø  Nükleer santrallerin kaza oranı doğal afetlerle artar.</div><div>Ø  Kullandığı Uranyum elementi dev miktarda atık madde ortaya çıkarır. </div><div>Ø  Atıklar zehrinin %99’ unu yaklaşık 600 yıl sonra kaybetmektedir. </div><div><strong><em> </em></strong></div><div><strong><em> KAYNAKÇA<br></em></strong><br></div><div> https://www.kontrolkalemi.com/nukleer-enerji-nedir-avantajlari-ve-dezavantajlari/<br><br>https://tr.m.wikipedia.org/wiki/N%C3%BCkleer_enerji_santrali<br><br>http://www.solar-academy.com/menu_detay.asp?id=878</div><div> </div><div> </div><div> </div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-28 22:45:59 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044492619</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044497152</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/902690771/d6b52ace0cd1eb81cae207cde507f71f/images__1_.jpeg" />
         <pubDate>2020-12-28 22:56:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044497152</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KROMOZOM SAYISINDAKİ VE YAPISINDAKİ DEĞİŞİMLER</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044520518</link>
         <description><![CDATA[<div><strong><em>Kromozom Değişimleri<br>   </em></strong>Vücudumuzdaki kromozomlara dengeli bir şekilde sahip olmamız gerekmektedir. Kromozomların yapısındaki veya sayısındaki herhangi bir değişim bu dengenin bozulması anlamına gelir. Bu dengenin bozulması halinde, doğacak olan çocukta çeşitli sağlık sorunları baş gösterebilir.<br>   Kromozom değişimleri ikiye ayrılır; kromozom yapısındaki değişimler ve sayısındaki değişimler.<br><strong>Kromozom sayısındaki değişimler: </strong>Vücuttaki kromozom sayısının alışılmışın dışında fazla veya az olmasıdır.<br><strong>Kromozom yapısındaki değişimler: </strong>Bir kromozomun yapısının bozulması durumudur.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-28 23:45:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044520518</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KROMOZOM SAYISINDAKİ DEĞİŞİMLER   </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044547934</link>
         <description><![CDATA[<div>Bir insanın vücudunda genellikle 46 kromozom vardır. Fakat bazı durumlarda bireyler eksik veya fazla kromozomla doğabilir. Bu durum çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bu hastalıklardan en yaygını down sendromudur. Böyle durumlarda birey 46 yerine 47 kromozoma sahiptir. <br><br></div><ul><li>Normalde gamet oluşumunda, ataya ait kromozomlar mayoz bölünme nedeniyle yarıya iner.</li><li>Böylelikle homolog kromozomlar eşit olarak birbirlerinden ayrılırlar ve farklı kutuplara çekilirler.</li><li>Bazı durumlarda ise homolog kromozomlar birbirlerinden ayrılmazlar ve aynı kutuplara çekilirler.</li><li>Bunun sonucunda eşey hücrelerinin birinde olması gerekenden fazla, birinde ise olması gerekenden az kromozom bulunur.</li><li>Bu duruma <strong>ayrılmama</strong> denir.</li><li>Ayrılmama olayı, hem gonozomlarda hem de otozomlarda görülebilir.</li></ul>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/843377700/aed97c3da1a43ce5d0be420863503d99/resim_2020_12_29_033522.png" />
         <pubDate>2020-12-29 00:16:46 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044547934</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KROMOZOM YAPISINDAKİ DEĞİŞİMLER</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044558959</link>
         <description><![CDATA[<div>   Bir kromozomun yapısında çeşitli bozukluklar, değişikler meydana gelebilir. Bu durumlar, kromozomun artmasına veya kaybolmasına sebep olabilir. <br>   Bu bozukluklar, bazen laboratuvar ortamında bile gözlemlenemeyecek kadar küçük olabilir. Böyle bir durumun çocuğa nasıl bir etki vereceğini kestirmek çoğunlukla zordur.<br><br><strong><em>Kromozom yapısındaki çeşitli değişiklikler şunlardır:<br></em></strong><br></div><ul><li><strong>Delesyon: </strong>DNA üzerindeki bir veya birden fazla nükleotidin azalmasıdır.</li><li><strong>İnsersiyon: </strong>DNA'ya fazladan nükleotid eklenmesidir.</li><li><strong>Duplikasyon: </strong>Homolog kromozomlar arasında normal dışı bir ayrılma durumunda, kromozomdaki alellerin bir arada kalmasıdır.</li><li><strong> Translokasyon: </strong>Homolog olmayan kromozomlar arasındaki parça değişiminde meydana gelen bir anormalliktir.</li><li><strong>İnversiyon: </strong>Kromozomun bir parçasının ters dönerek aynı bölgeye yerleşmesidir. Genlerin kromozom üzerindeki yerleri değişir, böylelikle krossing-over olayı engellendiği için genetik çeşitliliği azaltır.</li></ul>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/843377700/900686a7f3f3b19c0363acb7d221cf54/resim_2020_12_29_035804.png" />
         <pubDate>2020-12-29 00:25:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044558959</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sükseyon nedir? Nasıl gerceklesir?</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044576344</link>
         <description><![CDATA[<div>Aynı alan içerisinde birbiriyle ilişkili olarak yaşayan popülasyon topluluklarına <strong>kominite </strong>denilmektedir.<br>Komünitenin önemli özelliklerinden biri dinamik bir yapı olmasıdır. Aynı dinamik yapı tür topluluklarını oluşturan varlık kompozisyonunun, yangın, deprem, fırtına, erozyon, volkanik faaliyetler, sel vb. olaylar sonucunda zamanla değişikliğe uğramasına neden olmaktadır. Bu değişimlere <strong><mark>süksesyon</mark></strong><mark> </mark>denilmektedir. Süksesyon farklı biyoloji kaynaklarında <strong>ardıllık veya sıralı değişim</strong> olarak da adlandırılmaktadır. Süksesyon tanımını kısaca özetlemek gerekirse, belli bir bölgede yaşayan baskın türlerin zamanla değişmesi olarak tanımlanabilir.Süksesyon, on yıl veya bir türün tükenmesine bağlı olarak milyonlarca yıl sürebilir. Süksesyon <strong>birincil süksesyon</strong> ve <strong>ikincil süksesyon</strong> olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir.<br><br><strong><mark>Birincil Süksesyon<br></mark></strong>Bitki türlerinin bulunmadığı bir ortamda bir bitki türünün gelip yaşamını sürdürmesi durumunda o bitki türüne <strong>öncü tür</strong> denilmektedir. Biricil süksesyon grubunu öncü türler oluşturur. Üzerinde herhangi bir canlının bulunmadığı ortamlara da öncü türlerin gelmesiyle başlamaktadır. Bu grupta süreç çok yavaş işler, binlerce yıl sürebilir. Suyun kuruduğu veya çekilmiş olduğu bölgeler, yanardağ patlaması sonucu oluşan yeni ortamlar, yeni oluşan adalar, kum birikintilerinin bulunduğu ortamlar, çıplak kayalar birinci süksesyonun başlaması için uygun ortamlardır.</div><ul><li>Liken evresi</li><li>Yosun evresi</li><li>Ot evresi</li><li>Funda-çalı Evresi</li><li>Ağaç evresi olmak üzere 5 evreden oluşmaktadır.</li></ul><div> <strong>Liken evresi,</strong> herhangi bir canlı türünün bulunmadığı evredir. Bu  evrede likenler oluşur ve aynı zamanda ortamda toprak oluşmaya başlar.<br> <strong>Yosun evresinde</strong>, likenler rekabeti kaybeder. Yosunlar ortamı nemlendirir. Omurgasızlar buraya yerleştiğinde ölü organizmaların çürümesiyle toprak kalitesi artar. <br> <strong>Ot evresinde,</strong> yosunların toprağı zenginleştirmesi ile otlar baskınlık kazanmaya başlar ve otlar rekabette yosunları yener. Otların ortamada bulunması ile farklı canlı gruplarıda artmaya başlar.<br> <strong>Funda-çalı evresinde,</strong> otlarında baskınlığını yitirmesiyle yerini böğürtlen, yaban mersini, funda ve ardıç gibi çalılar alır. Hayvanlar bu çalıları yedikçe ağaçların tohumları ortamada çoğalmaya başlar.<br> <strong>Ağaç Evresinde,</strong> funda-çalı evresinin sonuna doğru başlar. Büyük ağaçlar altında çok sayıda hayvan türleri ve küçük bitkiler bulunur. <br>Öncü türün oluşturduğu kominite kararlı ve dengeli duruma gelip olgunlaşmasına ise <strong>klimaks</strong> denilmektedir. Diğer bir ifadeyle klimaks dengeli ve olgunlaşmış kominite demektir.Klimaks ağaç evresinde oluşur.<br><strong><br></strong><strong><mark>İkincil Süksesyon</mark></strong><strong><br></strong>Daha önce üzerinde bir komünitenin bulunduğu ancak insan müdahalesi veya doğal nedenlerle (yangın, toprağı işleme, aşırı otlatma vb.) bozulmuş ortamlarda gerçekleşen süksesyondur. İkincil süksesyonun oluştuğu alanlar toprak örtüsüne sahiptir. İkincil süksesyonda alan, çoğunlukla eski (orijinal) durumuna doğru geçişim gösterir. Terk edilmiş bir tarlada ilk olarak bir yıllık otsu bitkiler görülür. Zamanla bodur çalımsı bitkiler otsu bitkilerin, kavak ve sedir ağaçları çalımsı bitkilerin yerini alır. Bunları meşe türleri izler. Daha sonra akçaağaç ve kayından oluşan bir komünite ortaya çıkar.<br> <mark>Bir alanda birincil ve ikincil süksesyon sürecinin yaşanabilmesi için sırayla gerçekleşmesi gereken durumlar:</mark> <br><strong>1. </strong>Bitkiden arınma  <br><strong>2. </strong>Göç ve yerleşme<br><strong>3.</strong> Ortamın değişmesi<br><strong>4.</strong> Rekabet<br><strong>5.</strong> Klimaks<br> Genel olarak bu durumlar gerçekleştiğinde süksesyon gerçekleşmiş olur.<mark><br></mark><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 00:37:27 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044576344</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA:</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044585086</link>
         <description><![CDATA[<div>https://www.yenibiyoloji.com/suksesyon-nedir-birincil-ve-ikincil-suksesyon-2210/<br>https://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCksesyon<br>http://www.biyolojiportali.com/belgeler/3%20KOM%C3%9CN%C4%B0TELERDE%20S%C3%9CKSESYON.pdf<br>https://www.ekoloji.com/ekoloji/suksesyon-nedir/<br>https://www.biyolojidersnotlari.com/suksesyon-sirali-degisim.html</div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-29 00:43:27 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044585086</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044606778</link>
         <description><![CDATA[<ul><li><strong>http://pratikbiyoloji.blogspot.com/2015/04/ders-notlari-6.html</strong></li><li><strong>http://www.eurogentest.org/index.php?id=265</strong></li><li><strong>http://www.biyolojidefteri.com/index.php/kromozom-yapisindaki-degisimler</strong></li><li><strong>http://www.biyolojidefteri.com/index.php/kromozom-sayisindaki-degisimler</strong></li></ul>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 00:58:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1044606778</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045277328</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>GENETİK MÜHENDİSLİĞİ NEDİR?</strong></div><div><br>* Kimi zaman genetik değiştirme olarak da söz edilen genetik mühendisliği, bir organizmanın genomundaki DNA üzerinde oynama yapma işlemidir.<br><br>* Bu işlem, tek bir baz çifti (A-T veya C-G) değiştirilerek, tüm bir DNA bölgesi silinerek ya da fazladan gen eklenerek yapılabilir.<br><br>* Ayrıca bir başka organizmanın genomundan DNA parçaları çıkararak, ilgilenilen organizmanın DNA'sı ile kombine etme gibi işlemler de yapılabilir.<br><br>* Genetik mühendisliği, bilimciler tarafından organizmaların karakteristik özelliklerini iyileştirmek ve değiştirmek için kullanılır.<br>* Genetik mühendisliği virüsten koyuna kadar her türlü organizmaya uygulanabilir.<br><br> * Örneğin besin değeri daha yüksek veya ilaçlara daha dayanıklı bitkiler yetiştirmek için genetik mühendisliğinden yararlanılabilir.<br><strong>GENETİK MÜHENDİSLİĞİNİN GIDA AÇISINDAN YARARLARI</strong><br><strong>Yiyecekler:</strong> <br>Kabak , patates , domates , soya fasülyesi vb. GM yiyecekler üretildi . Mesela soğuğa karşı dayanıksız olan çilek ve domates gibi bitkilere Dil balığından “anti-freeze” geni aktarılarak daha dayanıklı olmaları sağlandı . Genetik mühendisliğine ait teknikler işlenmiş yiyeceklerin %60 ‘ın da kullanılmaktadır.<br><strong>Çürümeye Son:</strong><br>Eğer domates vb. yiyecekler tarladan olgunlaşınca kaldırılsaydı bir yerden başka bir yere nakledilirken ezilme çürüme  vb. sıkıntılarla karşılaşılırdı . Bu ürünler henüz olgunlaşmadan toplanır ve nakledilir . Daha sonra bu ürünlere satılmadan önce etilen hormonu verilerek olgunlaştırılır .<br><strong>Körlüğe Karşı Pirinç:</strong><br>Gelişmekte olan ülkelerde tek yönlü beslenmeye bağlı olarak vitamin yetersizliği görülmektedir . Pirinç taze meyveler yerine tercih edilen besindir . Fakat pirinçte A vitamini bulunmamaktadır . Bu durum ise çocuklarda körlüğe neden olmaktadır . Genetik mühendisliği sayesinde pirinçte daha fazla A vitamini öncülü bulunması sağlanmaktadır .<br><strong>Cipsler Artık Az Yağlı:</strong><br>Patates cipsleri bünyelerinde çok fazla yağ barındırdıkları için aşırı kalorilidirler . Ancak bilim adamları patatese nişasta üretimini çoğaltan geni aktarmayı başararak kızartılan patateslerde ki nişastayı artırıp yağı azaltmışlardır .<br><strong>GENETİK MÜHENDİSLİĞİNİN TARIM AÇISINDAN YARARLARI</strong><br>Bilim insanları, tarımsal yönden önemli bitkilerin ve hayvanların genomları hakkında daha fazla bilgi edinebilmek için çalışmalar yapmaktadır. Günümüzde çiftlik hayvanlarının tedavisinde kullanılan<br>aşılar, büyüme hormonları, tıp ve eczacılıkta kullanılan proteinler DNA teknolojisi ile üretilmektedir.<br>Tarımda en önemli sorunlardan biri ürünlere zarar veren böceklerdir. Böceklerle mücadelede en yaygın yöntem böcek öldürücü kimyasalların kullanımıdır. Ancak uzun süre kullanılan böcek öldürücüler doğal dengeyi bozmaktadır. Çevre kirliliğine sebep olarak insan sağlığını tehdit etme ve böceklerde direnç kazanma gibi sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle gen mühendisliği yoluyla mücadele yöntemleri önem kazanmaktadır. Bu sorunları ortadan kaldırmak için DNA teknolojisi yöntemleri kullanılarak böceklere dayanıklı bitkiler elde edilir. Örneğin bir bakteri<br>türünden elde edilen toksin, 48 saat içinde böcek larvalarını öldürmektedir. Fakat hayvanlara ve insanlara zarar vermemektedir. Böcek larvalarını öldüren toksini şifreleyen gen, bakteri plazmiti aracılığıyla  bitkilere aktarılabilmekte ve bu yolla böceklere dirençli<br>bikiler elde edilmektedir.<br>Tek hücre proteini alg, bakteri, maya, küf gibi canlıların çok miktarda üretilip kurutulması sonucu meydana gelen kütledir. Hazır yemek ve çorbalarda katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. <br><br>Peynir üretiminde de biyolojik gelişmeler kendini göstermiştir. Önceleri sadece buzağıların midesinden elde edilen ve peynir yapımında kullanılan renin enzimi günümüzde gen transferi yöntemiyle çeşitli mikroorganizmalardan sağlanabilmektedir. - içme sularının temizliğinde de biyoteknolojik yöntemler ile farklı yeni teknikler kullanılmaktadır.<br><strong>Çevreye ve Tarıma Yararları Maddelerle</strong><br>– Hastalıklara karşı savaşan Petunya bitkisi genetik mühendisliğinin uygulandığı ilk bitki olmuştur .<br>– Genetik mühendisliği sayesinde bitkilere kendilerine zarar veren kurtlara karşı savaşan genler aktarılmaktadır .<br>– Önceleri tekstilde jeanları boyamadan önce kullanılan beyazlatıcıları temizleyebilmek için çok fazla enerji ve suya ihtiyaç duyuluyordu . Günümüzde Genetik Mühendisliği sayesinde beyazlatıcılar nötralize edilerek enerji ve sudan önemli tasarruf sağlanmaktadır .<br><br>KAYNAKÇA:https://bilimfili.com/genetik-muhendisligi-nedir<br>https://prezi.com/dpsmqqk861ao/genetik-muhendisliginin-gida-ve-tarim-acisindan-yararlari/?frame=19bf6bb69898dc21908d2d553f787b55d56b4299<br>https://ferhatozdilek.blogspot.com/2019/12/genetik-muhendisliginin-gda-ve-tarm.html?m=1<br>https://www.ders-notlari.com/2014/07/genetik-muhendisligi.html?m=1</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/928035337/bf25ccc9120f127c42aaf3cb871cc0a0/5D12D794_8237_432D_9552_BF6F514BC397.jpeg" />
         <pubDate>2020-12-29 12:48:17 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045277328</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045278563</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/928035337/145ee05e0e342a89e215307129c4bc54/95923F79_6314_4677_B3D5_1DDC3DA013DD.jpeg" />
         <pubDate>2020-12-29 12:50:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045278563</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045279147</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/928035337/7eb3b205dba95823cf02fc8ad7d05b7c/ED603147_A1E5_4616_93A6_869B22B4B4C3.jpeg" />
         <pubDate>2020-12-29 12:50:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045279147</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Küresel Isınmanın Olası Sonuçlarının Dikkate Alınarak Çevreye Etkilerinin Ve Çözüm Önerileri</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045291468</link>
         <description><![CDATA[<div>Dengenin bozulmasına ya da yok olmasına büyük ölçüde insan faaliyetleri neden olmaktadır. İnsanoğlunun doğa ile olan, ondan faydalanma çabaları ile başlayan bu ilişki zamanla ona üstünlük kurma çabalarına dönüşmüştür. Doğaya karşı başlayan bu üstünlük kurma çabası, birçok çevresel sorunu da beraberinde getirmektedir. Şüphesiz bu; sorunlardan en güncel ve en önemli olanı küresel ısınmadır.<br><br>Küresel ısınma, başlıca atmosfere salınan sera gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda, Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa verilen isimdir. Bu artış, atmosferde bulunan bazı gazların oranlarının normalin üzerine çıkmasına bağlı olarak gelişen sera etkisinden kaynaklanmaktadır. Sera etkisi büyük ölçüde su buharından kaynaklanır. Nitekim sera etkisinin %85’ini su buharı, %12’sini atmosferdeki küçük su molekülleri ve %3 kadarı da çoğu insan faaliyetleri ile oluşan CO2, CFC’ler, metan, azot oksitler ve ozon oluşturur. Oranı az olmakla birlikte CO2 ve CFC’ler sera etkisinde önemli bir yere sahiptir.<br><br>Bu gazların artışındaki en önemli neden, sanayi devrimi ile başlayan hızlı ekonomik büyüme ve paralelinde daha fazla fosil yakıt kullanımıdır. Yeryüzünün ısıtılmasında kullanılan enerji, uzaya doğru gönderilir. Bu enerji atmosferdeki su buharı dahil diğer bütün gazlar tarafından tutulur ve yavaş yavaş uzaya gönderilir. Sera gazlarının etkisi ise işte bu noktada devreye girer. Atmosferde değerleri normalin üzerine çıkan bu gazlar yerden uzaya gönderilen enerjiyi daha fazla tutmaya başlar. Bu ise küresel ısınma denilen olayın yaşanmasına neden olur. Dünyanın bu şekilde normalden daha fazla ısınması, mevcut ekolojik dengeyi bozmaya başlamıştır. Ekolojik dengenin bozulması ise başta insanlar olmak üzere tüm canlı yaşamını tehdit etmektedir.<br><br><strong>Küresel ısınmanın çevreye etkileri?</strong><br>Hava sıcaklıklarının artışı, karbondioksit oranının yükselmesi, buzulların erimesi, fırtınaların artması, kuraklık ve çölleşmenin artışı, artık herkesin kabulleneceği netlikte iklim değişikliği gerçeğini ortaya çıkarmıştır.<br><br><strong>Küresel ısınmanın çözüm önerileri?<br>⦁  </strong>Daha az kömür, petrol ve doğalgaz kullanımı<strong><br><br>⦁  </strong>Kendi ürettiğin temiz elektrik<strong><br><br>⦁  </strong>Bisiklete, otobüse ve trene daha   çok binmek<strong><br><br>⦁  </strong>Ağaç dikmek<strong><br><br>⦁  </strong>Klima kullanılmamalı</div>]]></description>
         <pubDate>2020-12-29 13:07:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045291468</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045414069</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://www.mgm.gov.tr/files/genel/kitaplar/meteorolojiyegir/70.jpg" />
         <pubDate>2020-12-29 15:47:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045414069</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045414404</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://www.mgm.gov.tr/files/genel/kitaplar/meteorolojiyegir/71.jpg" />
         <pubDate>2020-12-29 15:48:17 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045414404</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kaynakça:</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045414642</link>
         <description><![CDATA[<div>http://earsiv.erzincan.edu.tr/xmlui/handle/20.500.12432/3172<br><br>https://www.mgm.gov.tr/genel/meteorolojiyegir.aspx?s=19<br><br>http://www.tikad.org.tr/arastirmalar/sayfa15.html</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 15:48:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045414642</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045496396</link>
         <description><![CDATA[<div>Nükleer enerjinin kullanılmasında ekonomik avantajları ;<br>1-Çevrenin kirlenmesi söz konusu değildir.<br>2-Çok yüksek değerlerde elektrik üretmek mümkündür .<br>3-Üretilen elektriğin maliyeti çok düşüktür .<br>Verimlilik çok yüksektir <br>Nükleer enerjinin kullanılmasında ekonomik dezavantajları ;<br>1-Atikların bertaraf edilmesi söz konusu değildir .<br>2-Guvenlik açısından çok risklidir .<br>3-Saldırı güvenliği açısından risklidir .<br>4-Hammade sorunu yaşanmaktadır.<br>Nükleer enerji kullanımının çevre ve sosyal açıdan avantajları ;<br>Günümüzde elektrik üretiminde kullanılan kömür ,doğal gaz veya petrol gibi fosil yakıtlar çok fazla miktarda karbondioksit salınıma neden olmakta buda oluşturduğu sera etkisi ile küresel ısınmayı hızlandırmaktadır . Nükleer enerji üretiminde radyoaktif elementler kullanıldığı için çevreye karbondioksit salınımı minimum düzeylere indirmekte ve hava daha temiz kalmakta böylece küresel ısınmayı hızlandırıcı etkileri daha düşük olmaktadır .<br>Nükleer enerji geliştirilme aşamasını bitirmis bir teknoloji olduğundan çevre etkisi yok denecek kadar azdır <br>Nükleer enerji kullanımının çevre ve sosyal açıdan dezavantajları ;<br>Nükleer enerji üretimi sonrası oluşan nükleer atıkların saklama koşullarının ve bunların oluşturduğu radyoaktif tehlikenin büyüklüğü çevre ve tüm canlılar için tehdit oluşturmaktadır .<br>Tüm önlemlere rağmen yaşanabilecek kazalar sonrası oluşacak radyosyonun çevre ve insanlar için çok yıkıcı sonuçlara neden olması <br>Oluşan nükleer atıkların nükleer silah geliştirme çalışmalarında kullanabiliyor olması ve bunun sonucu yeni nükleer silahların geliştirmesi ve yeni savaşların zemin bulmasının çevreye vereceği zarar <br>eodev.com<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-29 17:28:11 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1045496396</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1046834095</link>
         <description><![CDATA[MUTUALIZM

Farklı türlerden iki canlının karşılıklı yardımlaşması her tarafa da yarar sağlamasına dayalı olan bir ortak yaşam biçimidir. Kendi başlarına da hayatlarını devam ettirme becerisine sahip olan iki canlı bir araya gelerek daha kolay besin bulmasına dayanan bir simbiyotik yaşam biçimidir. Mantarlar ve alglerin oluşturdukları liken birlikleri bunun en bilinen örneğidir.]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-30 20:52:40 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1046834095</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KOMMENSALIZM</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1046834308</link>
         <description><![CDATA[<div>İki organizmanın kurduğu ortak yaşamda, bir canlının yarar sağladığı, diğerininse bu ortaklıktan etkilenmediği yaşam türüdür. Ağaçlara yuva yapan kuşlar bunun en güzel örneğidir.Aşağıdaki resimdeki örnekte olduğu gibi balıkların diğer bir balık türü üzerinde yaşamasıdır.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-30 20:53:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1046834308</guid>
      </item>
      <item>
         <title>PARAZITIZM</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1046834590</link>
         <description><![CDATA[<div>Bir canlının üzerinde veya içinde yaşadığı başka bir canlıya zarar vermesiyle ortaya çıkan simbiyotik ilişkidir. Bu ilişkide zarar gören birey konak olarak adlandırılır. Parazitler genellikle hızlı ürerler. Çoğu parazitin duyu ve tutunma organları iyi gelişmiştir; ancak enzim ve sindirim sistemleri iyi gelişmediği için konağa bağımlı olarak yaşarlar. Parazitlerin bir Hücreli olanları dışında, bitkisel ve hayvansal olanları da vardır.<br><br></div><div>Bir Hücreli parazitlere bakterilerin, amiplerin, kamçılıların bazıları ve sıtma mikrobu olan plazmodyum örnek olarak verilebilir.<br><br></div><div>Bitkisel parazitler, yari parazitler ve tam parazitler olmak üzere ikiye ayrılır. Yari parazit bitkiler fotosentez yaparlar. Bunlar “emeç” denilen uzantılarını üzerinde yaşadıkları ağaçların ksilemine uzatarak onlardan su ve suda erimiş mineral maddeleri alırlar. Yari parazit bitkilere ökse otu örnek olarak verilebilir. Tam parazit bitkiler fotosentez yapamazlar. Yaprakları küçük olan bu bitkiler emeçlerini üzerinde yaşadıkları konağın iletim sistemine uzatarak organik ve inorganik besinlerini ondan sağlarlar. Tam parazit bitkilere küsküt otu ve canavar otu örnek olarak verilebilir.<br><br></div><div>Hayvansal parazitler, dış parazitler ve iç parazitler olmak üzere ikiye ayrılır. Diş parazitler (<em>ektoparazitler</em>), konağın dış yüzeyinde yaşarlar. Bunlarda sindirim sistemi bulunur, ancak çoğunda sindirim enzimi salgılanmaz. Uyuz böceği, kene, bit diş parazit örnekleridir. İç parazitler (<em>endoparazitler</em>), konağın içerisinde yaşarlar. Çoğunlukla sindirim sistemi içermezler ve konağın sindirilmiş besinlerini emerek kullanırlar. Tenya, karaciğer kelebeği, kancalı kurt iç parazitlerden bazılarıdır.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-30 20:53:32 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1046834590</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA:</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1046839734</link>
         <description><![CDATA[<div>http://biyolojiders.weebly.com/komuumln304tede-s304mb304yot304k-304l304350k304ler.html<br><br>https://www.biyolojidersnotlari.com/komunitede-turler-arasindaki-simbiyotik-iliskiler-likenler.html</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-30 21:02:49 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1046839734</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Genetik Danışmanlık Hizmetleri ve Önemi</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1047643470</link>
         <description><![CDATA[<div><br><strong><mark>Genetik Danışmanlık Hakkında Bilgi <br></mark></strong>Genetik danışmanlık, bireyin kendisinde ya da ailesinde görülen kalıtsal veya doğumsal bir hastalığın tıbbi, psikolojik ve ailesel etkilerini anlayabilmesi ve bu duruma uyum sağlayabilmesini amaçlayan, danışman ile karşılıklı iletişim sürecidir. Genetik danışmanlık için başvuran hastaya ya da aile bireyine “danışan”, genetik danışmanlığı veren bu konuda eğitim almış kişiye ise “danışman” denir. Süreç sonunda danışanların söz konusu hastalıkla ilgili olarak tanı, tedavi, izlem ve önleme açısından tercihlerini yapabilmeleri için yeterli teorik bilgiyi almış ve tüm olasılıklar hakkında bilgilendirilmiş olmaları amaçlanır. Genetik danışmanın bir diğer önemli amacı da ailede çaresizlik, kadercilik, kaybetme korkusu ve suçluluk gibi çok güçlü ve karmaşık duygulara yol açan bu grup hastalıklarda hasta ve ailesine mevcut durumun psikolojik ve sosyal etkilerine yönelik destek vermektir. Tüm bu konularda danışana yardımcı olmak için genetik danışmanın olası tanı, kalıtım şekli, ilgili genetik testler, mevcut tedavi olanakları ve tekrarının önlenebilmesi için yapılabilecekler hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Genetik danışma ülkemizde çocuk genetik hastalıkları ve tıbbi genetik hekimleri ve genetik doktorası yapmış uzmanlarca verilmektedir. <br><strong><mark>Genetik Danışmanlık Gerektiren Durumlar</mark></strong></div><ol><li>Genetik danışma verilmesi önerilen durumlar aşağıda özetlenmiştir. </li><li>Ailede; çoklu doğumsal anomali, zihinsel yetersizlik ve izole doğum defekti öyküsü </li><li>Yeni tanımlanan genetik hastalık Genetik test öncesi ve sonrası  </li><li>Ailede kalıtsal hastalık öyküsü </li><li>İleri anne yaşı (&gt;35 yaş) </li><li> İleri baba yaşı (&gt;35 yaş) </li><li> Akraba evliliği </li><li>Teratojen (maruz kalındığında bebekte yapısal bozukluk meydana getirerek zarar veren etken) maruziyeti </li><li>Tekrarlayan gebelik kayıpları ve infertilite </li></ol><div><br></div><div><strong><mark>Genetik danışma süreci 4 ana başlık altında toplanabilir;</mark></strong> </div><ol><li>Tanının ya da olası tanının belirlenmesi </li><li>Risk değerlendirmesi </li><li>Danışan ile iletişim ve seçeneklerin tartışılması </li><li>Uzun vadeli iletişim ve destek </li></ol><div><strong><mark>Genetik Danışmanlık Nasıl Yapılır? </mark></strong><strong>1. Tanının ya da olası tanının belirlenmesi</strong> <br>Genetik danışmanlığın en önemli aşaması doğru tanının konulmasıdır. Tanı yanlışsa, uygun olmayan ve yanlış yönlendirmeler trajik sonuçlar doğurabilir. Doğru tanıya ulaşmak için tıbbın her alanında geçerli; öykü alma, fizik muayene ve gerekli tanısal tetkikler eksiksiz olarak yerine getirilmelidir. Genetik hastalıklarda sadece hastanın kişisel öyküsünü değil tüm ailesinin hatırlanabilir geçmiş öyküsünü almak gerekir. Aile öyküsünün ayrıntılı sorgulanması ve danışmanın destekleyici, yargılayıcı olmayan tutumu hali hazırda anksiyete, kaybetme korkusu ve suçluluk gibi duygularla baş etmeye çalışan ailenin öyküyü tam ve doğru olarak vermesine olanak sağlar. Bu sırada yapılacak soy ağacı çizimi risk değerlendirmesi açısından büyük önem taşıyan olası kalıtım paternlerini belirlemede çok önemlidir. Fizik muayene bulguları, refere eden ya da edilecek diğer uzmanlık dallarından (göz, nöroloji, iç hastalıkları vs.) elde edilen bilgiler, aile öyküsü ve diğer tetkik sonuçları birlikte değerlendirilerek olası tanıya ulaşılmaya çalışılır. Bu aşamada olası tanıyı doğrulayacak genetik testler gündeme gelir. İnsan Genom Projesinin katkılarıyla günümüzde moleküler testlerle tanı konabilen kalıtsal hastalıklar ve sendromların sayısı her yıl artmaktadır. Bugün Türkiye’de ve dünyada pek çok laboratuvarda tanısal, tarama amaçlı, prediktif (öngörüsel), taşıyıcı tayini, prenatal (doğum öncesi) genetik tanı ve preimplantasyon genetik tanı (tüp bebek tedavisinde embriyonun transferi öncesi genetik tanı) amaçlı moleküler testler yapılabilmektedir. Ancak, genetik bilimindeki hızlı ilerlemeye rağmen pek çok genetik hastalık için henüz tanısal testin mevcut olmadığı, bir o kadarı için de sadece bilimsel araştırmalar kapsamında testler yapılabildiği akılda tutulmalıdır. Moleküler testin belirlenmesi aşamasında doğru ve güvenilir test seçilmelidir. Ayrıca gizliliğe, test sonucunun yaratabileceği sosyal, mesleksel ayrımcılık ve tetikleyeceği aile içi dinamikler göz önüne alınarak önem verilmelidir. Hastalığa yatkınlığı bilinen, presemptomatik (bulgular görülmeden önceki dönemdeki) veya asemptomatik (bulguların gözlenmediği) aile bireylerinin analizi; erişkin başlangıçlı hastalıklar için çocuklukta genetik test yapılmasının etkileri; prenatal tanı yapılması halinde ailenin eldeki bilgiyi nasıl kullanacağı gibi medikoetik sorunlar göz önünde tutulmalıdır. <br><strong>2.Risk Değerlendirmesi</strong><br>Risk değerlendirilmesi yapılırken öncelikle, bilgi toplama aşamasında elde edilen veriler doğrultusunda mevcut durumun hangi genetik hastalık kategorisinde sınıflandırılacağı öngörülmeye çalışılır. <br><br></div><ol><li>Genetik hastalıklar; </li><li>Kromozomal hastalıklar, </li><li> Tek gen hastalıkları, </li><li>Atipik kalıtım gösteren hastalıklar, Multifaktöriyel hastalıklar başlıkları altında sınıflandırılabilir.</li></ol><ul><li> Kromozomal hastalıklar </li></ul><div>İnsan hücrelerinde biri anneden biri babadan kalıtılan 23 çift, toplam 46 kromozom bulunur. Bu kromozomların 22 çiftini otozomal kromozomlar, bir çiftini ise eşey kromozomları oluşturur. Eşey kromozomları bireylerin cinsiyetini belirler. Kadınlarda bir çift X kromozomu bulunurken, erkeklerde bir X, bir de Y kromozomu bulunur. Kromozomal hastalıklar, sayısal ve yapısal bozukluklar olmak üzere iki gruba ayrılır. Sayısal bozuklukların en sık görülenleri 21, 18 ve 13. kromozomlarıntrizomileri ve X kromozomunun monozomisidir. Tekrarlama riski diğer genetik hastalıklara göre oldukça düşük olmakla birlikte toplum riskinin üzerindedir. Bu nedenle annenin herhangi bir gebeliğinde sayısal anomali saptanırsa sonraki gebeliklerinde prenatal (doğum öncesi) genetik tanı önerilmeli ve ileri anne yaşının sayısal kromozom bozuklukları açısından risk oluşturduğu akılda tutulmalıdır.<br><strong><mark>Kromozomlarda Yapısal Bozukluklar <br></mark></strong>Yapısal kromozomal bozukluklar ise dengeli ve dengesiz olarak ikiye ayrılır. Dengeli yapısal kromozom bozuklukları (translokasyon, insersiyon, inversiyon) bulunan kişinin fenotipi(dışyapısı) tamamıyla normaldir. Ancak bu bireylerde dengesiz gamet oluşumu nedeniyle anomalili bebek doğumu, tekrarlayan düşük veya infertilite(kısırlık) riski bulunur. Bu nedenle dengeli bozukluğun saptandığı bireylerde prenatal tanı önerilmelidir. Dengesiz yapısal bozukluklar (delesyon, duplikasyon) ise zihinsel yetersizlik ve çoklu doğumsal anomali gibi bulgulara neden olur. Bu tip bozukluğun saptandığı hastalarda anne ve babada dengeli yapısal bozukluk ihtimaline karşı kromozom analizi yapılması verilecek genetik danışmanlığı etkileyeceği için mutlaka önerilir. <br><strong>.</strong>Tek gen hastalıkları Hastalığa tek bir gendeki mutasyon neden olur. Risk değerlendirilmesi yapılırken öncelikle akrabalık öyküsü ve aile ağacı çizimi ile hastalığa ilişkin kalıtım şekli belirlenmeye çalışılır, ve genetik danışma buna göre verilir. Kalıtım şekilleri ve risk değerlendirilmesi aşağıdaki gibi özetlenebilir; <br><strong>b.1.Otozomal dominant (OD) kalıtım (Baskın Kalıtım) <br></strong>Her birey biri anneden, biri babadan kalıtılan iki gen kopyası taşır. Bireyin taşıdığı gen kopyalarından birinde mutasyon oluşması sonucu klinik bulguların görüldüğü kalıtıma otozomal dominant(baskın) kalıtım adı verilir. OD kalıtılan hastalıklardan sorumlu mutasyonlar genellikle ilk kez hasta bireyde ortaya çıkar. Etkilenmiş bireylerin çocukları ise %50 olasılıkla hasta, %50 olasılıkla sağlıklı olur. Bireyin taşıdığı gen kopyaların her ikisinde de mutasyon olması sonucu klinik bulguların görüldüğü kalıtıma otozomal resesif(çekinik) kalıtım adı verilir. Tek bir gen kopyasında mutasyon bulunan bireyler taşıyıcı olarak adlandırılır, taşıyıcı bireylerde hastalık bulguları görülmez. İki taşıyıcı bireyin çocuk sahibi olmaları halinde her gebelikte %25 olasılıkla hasta, %50 olasılıkla taşıyıcı, %25 olasılıkla sağlıklı birey doğar. Türkiye gibi akraba evliliklerinin sık olduğu ülkelerde nadir OR hastalıklara beklenenden daha sık rastlanmaktadır. Her bireyin yaklaşık 20 çekinik kalıtılan hastalık için taşıyıcı durumda olduğu bilinmektedir. Birinci derece kuzen evliliği yapmış kişiler için ailede genetik hastalık öyküsü yoksa etkilenmiş çocuk sahibi olma riski toplum ortalamasının iki katı olacak şekilde %4- 6 olarak bildirilmektedir. <br><strong>b.3. X’e bağlı kalıtım<br> </strong>Genetik bilginin %5’ i X kromozomu üzerindedir ve bazı genetik hastalıklar bu genlerdeki mutasyonlar sonucu oluşmaktadır. X ‘e bağlı kalıtım resesif(çekinik) ya da dominat(baskın) kalıtım şeklinde görülebilir. X’e bağlı çekinik kalıtımda hastalık sadece erkeklerde görülür. Kadınlar taşıyıcıdır. Taşıyıcı kadınların erkek çocukları %50 olasılıkla hasta, %50 olasılıkla sağlıklı, kız çocukları ise %50 olasılıkla taşıyıcı, %50 olasılıkla sağlıklı olur. X’e bağlı dominant(baskın) kalıtımda ise hastalık bulguları hem kız hem de erkeklerde gözlenebilir. Ağır klinik ile karakterize hastalıklarda erkek çocuklar gebelik sırasında ya da doğumdan hemen sonra kaybedilebilir ve ailede öyküsünde tekrarlayan gebelik kayıpları dikkat çekebilir. Hasta erkek bireyin kız çocuklarının %50 olasılıkla hasta olurken, erkek çocukların tümü sağlıklı olur. Hasta kadınların çocukları, cinsiyet farkı olmaksızın %50 olasılıkla sağlıklı, %50 olasılıkla hasta olur. <br><br><strong>c. Atipik kalıtım gösteren hastalıklar<br></strong>Klasik kalıtım kurallarına uygun kalıtım göstermeyen tek gen hastalıkları atipik kalıtım gösteren hastalıklar başlığı altında toplanır. <strong>c.1. Mitokondriyal kalıtım<br></strong> İnsan hücresindeki mitokondri adı verilen organel 14 protein kodlayan gen içerir, Mitokondriyal genler anneden kalıtılır. Bu kalıtım şekli matrilineal kalıtım olarak adlandırılır. Mitokondrial gen mutasyonu taşıyan annenin çocuklarında ise net bir olasılık vermek, bu kalıtım biçiminin özelliği olarak tanımlanan klinik bulguların şiddetinin çok farklı olabilmesi nedeniyle mümkün değildir. Hasta babanın çocukları tamamıyle sağlıklı olur. <br><strong>c.2. Genomik imprinting</strong> <br>Genomda bazı genlerin anneden ya da babadan kalıtılmalarına göre ifade edilme şekilleri farklılık gösterebilir. Bu farklılığa genomik imprinting adı verilir. Böyle durumlarda hastalığın anneden ya da babadan kalıtılmasına göre hastalarda görülen bulgular değişiklik gösterir.<br> <strong>c.3. Uniparental dizomi <br></strong>Bireydeki kromozomun her iki kopyasının da tek bir ebeveynden alınması durumudur. Nadir görülen çekinik bir hastalık için ebeveynlerden yalnızca birinin taşıyıcı saptanması durumunda akla getirilmelidir. <br><strong>c.4. Antisipasyon<br> </strong>Antisipasyon, bazı genetik hastalıkların nesilden nesile aktarılma sırasında hastalığın daha erken yaşta ve daha ağır bulgularla ortaya çıkması olarak tanımlanır. Frajil X sendromu, myotonik distofi gibi üçlü nükleotid tekrar hastalıklarında bu durum söz konusudur. Aile ağacının ayrıntılı incelenmesi ve aile öyküsünün derinlemesine sorgulanması bu tip hastalıklara tanı konulmasına yardımcı olur. <br><br><strong>d. Multifaktöriyel kalıtım</strong> Multifaktöriyel kalıtımda hastalıktan birden fazla gendeki değişiklik ile çevresel faktörlerin etkileşimi sorumludur. Yarık damak-dudak, nöral tüp defektleri, doğumsal kalp hastalıkları, erişkin dönemde görülen yüksek tansiyon ve diyabet bu grup hastalıklara verilebilecek örneklerdendir. Multifaktöriyel hastalıklar belirli ailelerde kümelenme eğilimi gösterirler ve bu aile bireylerinde topluma göre 20 ila 40 kat daha fazla gözlenebilirler. Söz konusu hastalık toplumda nadir görülüyorsa, bu aile bireylerinde hastalık toplumdan daha erken yaşta ortaya çıkıyor ve daha ağır seyrediyorsa, toplumda hastalık sıklıkla karşı cinste görülüyorsa o aile için hastalığın tekrarlama riskinin daha yüksek olduğu bildirilir. Bilgi toplanması ve risk değerlendirilmesi doğru tanının konulabilmesi için genetik danışmanının en önemli bölümlerini oluşturur. Tanının konulamadığı durumlarda hastanın ve ailesinin tanısız takibi yanlış tanı ile izlenmeye tercih edilmelidir. <br><br><strong>3. Danışan ile iletişim ve seçeneklerin tartışılması <br></strong>Gerekli bilgiler toplandıktan ve risk değerlendirmesi yapıldıktan sonra sıra danışana mevcut bilgileri aktarmaya gelir. Burada ana amaç danışanların hastalığa adapte olması, hastalığın tanı, tedavi ve önlenmesi ile ilgili kendi kararlarını verebilecek bilgiye ulaşmalarıdır. İdeal olan genetik danışmanın test öncesi ve test sonrası olmak üzere iki aşamada verilmesidir. Test öncesi görüşmede danışan olası hastalık ya da hastalıklar hakkında tüm yönleri ile bilgilendirilir ve olası risk tanımlanır. Mevcut durum için yapılabilecek genetik test seçenekleri karşılaştırmalı olarak danışana sunulur. Bu testlerin riskleri, faydaları, kısıtlılıkları ve testin sonuçlanma süresi, testin kapsamı (tarama, taşıyıcı taraması, tanısal), testin olası sonuçları, pozitif çıkması halinde hasta ve aile için izlemi nasıl değiştireceği, tedaviye herhangi bir katkı sağlayıp sağlamayacağı, testin ücreti ve sağlık güvencesi kapsamında olup olmadığı konusunda ayrıntılı bilgi verilir. Danışman bunlar dışında danışanın karar verme sürecinde etkili olabileceğini düşündüğü ek bilgileri de danışan ile paylaşabilir. Bu aşamadan sonra genetik test yaptırıp yaptırmama kararı danışana bırakılmalıdır. Danışmanın yansız olması, gerekli bilgileri aileye ilettikten sonra danışanın kültürel ve etnik değerlerini göz önünde tutarak, yargılayıcı olmayan, destekleyici bir tutum takınması önemlidir. Danışan test yaptırma kararı alırsa danışman hastayı izleyen klinisyen, tanı laboratuvarı ve aile arasındaki ilişkiyi sağlar. Genetik danışmanın ikinci aşamasında ise danışan test sonuçları ile görülür. Bu aşamada ailenin verilen danışmadan en fazla faydayı sağlayabilmesi için danışmanın verileceği ortamın uygun olması, danışana yeterli zaman diliminin ayrılmış olması ve danışmanın anlaşılır olması gerekir. Mümkün ise danışanın fiziksel ve psikolojik açıdan en uygun olduğu zaman dilimi gözetilmelidir. Gerekirse ilk görüşmeden sonra yakın zamanlı ikinci bir görüşme planlanarak danışanın hastalığa adaptasyonu sağlanmalıdır. Bu aşamada danışana sonucun ne olduğu anlatılır ve hastalığa neden olan kalıtsal mekanizmalar, ailenin diğer bireylerinde ve akrabalarda görülme ihtimali, hastaya ve aile bireylerine yapılabilecek ek genetik tetkikler ile mevcut durumun tekrarlama riskine karşı alınabilecek önlemlerden bahsedilir. Hastalığın klinik izlemi, çözüm yolları ile ilgili bilgi verilir ve gerekli diğer konsültasyonlar planlanır. <br><br><strong>4. Uzun vadeli iletişim ve destek</strong> Tanının konulması ve aileye aktarılması sonrasında da genetik danışman hasta ve aile ile iletişimine devam ederek psikososyal destek, ortaya çıkabilecek yeni sorunların çözümü konusunda yardımcı olur, hastanın izlemini yapar. Tanı konulamayan hastalarda ise izlem ve değerlendirmeye devam etmek, ailelere psikososyal açıdan destek olmak büyük önem taşır. Özetlemek gerekirse genetik danışma; danışanın söz konusu genetik bozukluğu ve getirdiği riskleri anlamasını, bu genetik bozukluğun tanısına yönelik yapılacak tetkikler, diğer tıbbi girişimler ve tekrarını önleme seçenekleri hakkında bilgilenerek kendi kararını verebilmesini sağlar. Son 10 yılda moleküler genetik alanında katedilen hızlı ilerlemelerin, önümüzdeki yıllarda genetik testleri hekimlerin günlük pratiğinin ayrılmaz bir parçası haline getirmesi kaçınılmaz görünmektedir. Bu nedenle, klinikte tanıyı koyan ve hastayı izleyen hekim ile genetik uzmanı arasındaki işbirliği ailelere doğru, güvenilir, etkili genetik danışma verilebilmesi için giderek önem kazanmaktadır. <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-31 13:21:44 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1047643470</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kaynakça :https://www.google.com/amp/s/www.cocukludunya.com/uzman-yazilari/amp/genetik-danismanlik-nedir.html</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1047667130</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-12-31 14:11:49 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1047667130</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1047704900</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://www.cocukludunya.com/uzman-yazilari/genetik-danismanlik-nedir.html" />
         <pubDate>2020-12-31 15:32:01 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1047704900</guid>
      </item>
      <item>
         <title>GDO&#39;LU CANLILARIN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1049794469</link>
         <description><![CDATA[<div> GDO’ların, bütün bu avantajlı görünen yanlarının yanı sıra potansiyel riskler taşıdıkları bilimsel araştırmalar sonucu ortaya çıkarılmıştır. GDO içeren ürünler veya GDO’lu ürünler gıda kalitesindeki değişikliklere sebep olmalarıyla birlikte, antibiyotiğe dirençlilik ve potansiyel toksisite geliştirebilirler veya hedef olmayan organizmalara gen kaçışı nedeniyle doğal çeşitliliğin bozulmasına, muhtemel yeni virüs ve toksin oluşumuna neden olabilirler. Aynı zamanda genetik zenginlik için de tehdit oluştururlar. Genetiği değiştirilmiş bütün bu gıdaların insan sağlığı üzerine etkileri, doğrudan hayvanlar üzerinde yapılan testler veya GD ürünlerin ekildiği alanlarda hayvanlar ve insanlar üzerine etkileri incelenerek tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmalardan bazı örnekler aşağıda özetlenmiştir. <br><br><mark>GD patates</mark>: İngiltere’nin önde gelen araştırma enstitülerinden olan Rowett Institute’de çalışmalarını yürüten Macar asıllı bilim adamı Pusztai, sıçanları, kendi zararlısını öldürecek toksini üretmek üzere genetiği değiştirilmiş patateslerle besledi. Sonuçta sıçanlarda kanser hücrelerinin geliştiğini ve beyin, karaciğer ve testis gelişiminin engellendiğini, karaciğerin bir kısmının köreldiğini, pankreas ve bağırsakların genişlediğini tesit etti. Ayrıca bağışıklık sistemi de zarar görmüştü.<br><br> <mark>GD domates:</mark> Uzun süre tazeliğini korumasını sağlayacak şekilde genetiği değiştirilmiş flavr savr patentli domateslerle 28 gün süreyle beslenen 20 sıçanın 7’si mide kanaması geçirirken 40 sıçandan 7 tanesi ise iki hafta içinde öldü. Amerika’da onaylanan ilk GDO’lu domates olan flavr savr daha sonra piyasadan çekildi. <br><br><mark>GD pamuk:</mark> Bacillus thruringiensis adlı gram (+) bakteriden alınan geni içeren Bt pamukların ekildiği alanlarda çalışan Hindistan’ın 6 köyünden tarım işçilerinde göz, deri ve üst solunum yollarında bir takım reaksiyonlar gerçekleşti. Ayrıca pamuk ayıklama fabrikasında çalışan işçilerde de alerjik durumlar tesit edildi. Daha önce de tarlada çalışan tarım işçileri böyle problemlerle karşılaşmadıklarını bildirdiler. İşçilerin tarlada çalışma süreleri arttıkça, şikâyetlerinde artış gözlendi. Hindistan’da Bt pamuk üretilen tarlalarda düzenli olarak otlayan koyun sürüsünde bir hafta içinde 2 bin 168 koyundan 549’u (neredeyse % 25’i) öldü. Yapılan otopsi sonucu, bu ölümlerin toksik reaksiyonlar sonucu gerçekleştiği ortaya çıktı. <br><br><mark>GD mısır:</mark> 2003’te Filipinler’de, Bt mısır yetiştirilen bir tarlaya yakın oturan yaklaşık 100 kişide etrafa yayılan mısır polenlerinden dolayı, deri, solunum, bağırsak reaksiyonları ve başka semptomlar gelişti. Kan testi yapılan 39 kişide, Bt-toksinine karşı antikor tepkimesi bulundu. Aynı semptomlar, 2004 yılında aynı mısır türünün ekildiği diğer dört köyde, tekrar ortaya çıktı. Çiftçiler, GD mısırla beslenen çiftlik hayvanlarında ise bazı üreme problemleri gözlediklerini bildirdiler. Almanya’nın Hesse bölgesinde bir çiftlikte genetiği değiştirilmiş Bt mısırla beslenen süt ineklerinden bir kısmı ölürken sürüdeki diğer inekler hastalığın tespit edilememesi nedeniyle katledildi. Bt mısırın üretici firması, inek ölümlerinden sorumlu olduğunu kabul etmemekle birlikte çiftlikteki kaybı tazmin etti. <br><mark>GD soya</mark>: Roundup ticari adıyla üretilen GD soya ile beslenen farelerin testis hücrelerinin gen ekspresyonunda ve yapılarında çok belirgin bazı değişimler gözlendi. GD soya ile beslenen anne farelerin embriyolarındaki, gen ifadesinde geçici bir azalma gözlendi. Başka bir çalışmada da, bu soya ile beslenen farelerin yavruları, doğduktan 3 hafta sonra öldü. Bu yavruların bazıları normalden çok küçüktüler ve agresif davranışlar sergiliyorlardı. Ayrıca bu tür soya ile beslenen farelerin karaciğer hücrelerinde ve pankreaslarında da problemler ortaya çıktı. GD soyanın, insan sağlığına etkisi ise tam bilinmiyor. Amerika’da üretilen soyanın yaklaşık % 89’u Roundup Ready markalı soyadır ve soyanın çoğu ahır hayvanlarını beslemek için kullanılsa da soya ve soya ürünleri, insanların gıdalarında da sıkça kullanılıyor. İngiltere’deki York Laboratuvarında araştırmacılar, 4 bin 500 kişiyi, bir dizi yiyeceğe karşı duyarlılığı ve gösterdikleri alerjik reaksiyonları ölçmek için test düzenlediler (Mart 1999). Önceki yıllarda, soya tüketenlerin % 10’u soyadan etkilenirken bu rakam 1999 yılında % 15 kadar bir artış gösterdi. 17 senedir yapılan testlerde, ilk kez soya, ilk on alerjen listesine girdi. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-01-03 12:18:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1049794469</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KAYNAKÇA</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1049799711</link>
         <description><![CDATA[<div>http://www.obi.bilkent.edu.tr/bultenorta/ekoilk02062017.pdf<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-01-03 12:26:08 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1049799711</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1049799855</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="http://www.obi.bilkent.edu.tr/bultenorta/ekoilk02062017.pdf" />
         <pubDate>2021-01-03 12:26:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1049799855</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Türkiye&#39;de nükleer enerji kullanılmasının ekonomik sosyal ve çevresel açıdan avantaj ve dezavantajları ;</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1230568056</link>
         <description><![CDATA[<div>Türkiye'de nükleer enerji kullanılmasının avantajları;<br>-Potansiyel rezervleri yüksektir. Bugünkü rezervlerin nükleer santralleri 150 yıl besleyebileceği hesaplanmıştır.<br>-Hammadde maliyet fiyatları çok düşüktür. Çünkü enerji üretiminde çok az miktarda hammadde kullanılmaktadır.<br>-Nükleer santrallerin yakıt değişimleri 18 ayda bir sonbahar ya da ilkbahar mevsimlerine denk getirilerek yapılır.<br>-1 cm uzunluğundaki çifte kavrulmuş lokum büyüklüğündeki bir uranyum yakıt paleti 1 Ton kömür ya da 481 m3 doğalgazdan üretilebilecek elektriği üretir.<br>Dezavantajları olarak;<br>-Kurulum maliyetleri yüksektir. Örneğin Akkuyu Nükleer Santrali'nin kurulum maliyetinin 20 milyar dolar olacağı söylenmişti.<br>- Nükleer enerjinin getirdiği  en önemli problem, kansere yol açtığı bilinen ve dolayısıyla oldukça tehlikeli olan radyasyondur .<br>-Çernobil gibi nükleer santrallerde oluşan kazalar ve sızıntılar kamuoyunun tepkisine neden oluyor.<br>-Bu yüzden de nükleer santrallerde oluşan kazaların yol açtığı maliyetler de yatırım riskini azaltıyor.<br><br>ÖRNEĞİN;26 Nisan 1986 tarihinde olan Çernobil patlamasında Nükleer santral çalışanlarının dördüncü reaktörü kapattıkları anda reaktörün korkunç bir sıcaklığa yükselmesiyle patlamaya yol açtı. Ancak sıcaklığın neden bir anda bu kadar yükseldiği hala bilinmiyor.<br>KAYNAKÇA;<br>-https://www.proserelektrik.com/nukleer-enerji-nedir-avantajlari-ve-dezavantajlari<br>-https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/319481 </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-23 09:57:59 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/pinrdgn/10gbiyolojiperformans/wish/1230568056</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
