<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Benim görkemli duvarım by Zeynep Katırcıoğlu</title>
      <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia</link>
      <description>Başarma azmiyle yapıldı</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2018-05-25 14:15:47 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2023-06-11 23:13:29 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>Kitabta geçen küçük sandığı ırkçılığa dikkat çekmek amacıyla doldurduğumuz kağıtlar ve  sandık </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263651512</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/472c535e3853fe70696518961682b99b/IMG_20180523_WA0004.jpg" />
         <pubDate>2018-05-25 14:18:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263651512</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabın anahtar kelimelerinden oluşan fanusumuz</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263651709</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/e3fd8ac3e4eaba4d0e0f9cd81c353884/IMG_20180523_WA0006.jpg" />
         <pubDate>2018-05-25 14:19:35 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263651709</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Tagul çalışmamız</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263684054</link>
         <description><![CDATA[<div>Zeynep Katırcıoğlu </div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/010d9ae0f3f252a4b73dc6146eb39b45/Screenshot_20180525_193358.png" />
         <pubDate>2018-05-25 16:34:34 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263684054</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Proje için hazırladığımız logo tasarımı </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263767289</link>
         <description><![CDATA[<div>Grup çalışması</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/fb13cfa8706eb2d955b79d62c7135e04/IMG_20180526_WA0008.jpg" />
         <pubDate>2018-05-26 08:04:10 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263767289</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabın sonunu değiştirerek yazdığımız yazı </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263768208</link>
         <description><![CDATA[<div>Esmanur Örs 528 <br>Atticus Finch idealist,özgürlükçü ve eşitlikçi bir avukattır.Çocuklarını da bu şekilde yetiştiren bir babadır.Çocukların korktukları bir ev vardır,ve o evin sahibi hiç dışarı çıkmayan Boo Radley'dir.Bir gün çocuklar ve arkadaşları bu eve girme cesareti gösterir ama bir patlama sesiyle kaçışırlar.Babasıda suçsuz,tecavüz suçuyla iftira atılmış bir zencinin avukatlığını üstlenir.Bütün kasaba halkı tepki gösterir bazılarınında düşmanlığını kazanır.Fakat o bunları önemsemez.Yardımcıları olan Calpurnia çocukları bir zenci kilisesine götürür.Çocuklar burada aslında zencilerin hiç kötü insanlar olmadığını anlarlar.Bir gece çocuklar eve dönerken saldırıya uğrarlar.Saldırıyı zenciye de iftira atan adam düzenler.Çocukları bu saldırıdan evinden hiç çıkmayan Öcü Radley kurtarır.Avukatın bütün savunmasına,suçu destekleyen hiç bir kanıt olmamasına rağmen sadece zenci olduğu için adam suçlu bulunmuştur ve cezası idamdır.Fakat zenci hapishaneden kaçmaya çalışırken muhafızlar tarafından vurulur ve ölür.<br><br>KENDİ YAZDIĞIM SON<br>Bir gece çocuklar ve Atticus kiliseden dönerken Ewel karşılarına çıkar ve çocukların gözü önünde Atticus'u öldürür.O sıralarda Tom Robinson da diğer mahkumlar tarafından zenci olduğu için şişlenerek öldürülür.Atticus'un ölümünden sonra Öcü Radley çocukları sahiplenir.Yıllar yılı geçer,artık Scout büyümüştür.O da babası gibi avukat olur ve Ewel yaşlanmışda olsa onu kodese tıkmayı başarır.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 08:22:02 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263768208</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabın anahtar sözcüklerini kullanarak yazdığımız öykü </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263768757</link>
         <description><![CDATA[<div>Zeynep Katırcıoğlu  335<strong><br>Bülbülü Öldürmek<br></strong><br></div><div>-ırkçılık  <br>-eşitsizlik<br>-adalet <br>-haksızlık <br>-tecavüz <br>-idam <br>-siyahi <br>-iftira <br>-avukat <br>-merak <br>-mahkeme<br>Yine sıkıcı bir hastane gününde ortalıkta dolaşıyorum. Artık yorulmaya başlamıştım. Kendimi ilk gördüğünüm koltuğun üzerine attım. Yavaş yavaş gözlerim kapanıyordu. Tam o sıra bir anonsla herkes acile gidiyordu. Herkes ordan oraya koşuyor panikliyordu. Merakla acile doğru gittim.  Yoğun kalabalığın arasından iri yarı adamı seçmek çok zor olmadı. Hastanenin sahibi olan Murat Çakır orda yatan kızın başında duruyor, eşi de yanında ağlıyordu. Hastanede ki neredeyse bütün doktorlar kızla ilgileniyordu. Ordan burdan duyduğum kadarıyla; Yurt dışından gelen bir siyahi tarafından tecavüz edilmeye çalışılmış ama son anda etraftan geçen insanlar tarafından kurtarılmıştı. Tabi bunların hepsi bir söylenti.  O kalabalığın ortasında bir adam gözüme çarptı. Yüzü kan içinde olan bir siyahi adam köşede başı eğik bir şekilde oturuyordu. Hemen yanına gidip yarıların bakmak istedim tam adımımı atacakken biri kolumu tutup beni durdurdu. başımı çevirdigimde onun Murat Çakır olduğunu gördüm. Yüzüne şaşkınlıkla bakıyordum. Bir süre sessizliğin ardından sonunda konuşmaya başladı.<br>- O adamı muayene edemezsin!<br>-Neden?<br>- O adam benim kızımı ne hale getirdi görmüyor musun?<br>-Bu sadace bir söylenti. Adama iftira da atılmış olabilir.<br>-Saçmalama!<br>-Bu benim işim ve ben o adamı muayane edeceğim. Kim olduğu umrumda değil. <br>Hâlâ kolumda olan elini sertçe ittim ve adamın yanına doğru yürüdüm. En sonunda adamı muayane etmeye başladım. Başı mahçup bir şekilde eğik öylece oturuyordu. Sadece ten rengi bizden değişik diye uğradı bu haksızlık ne kadar adil? Sonunda dayanamayıp gözlerinden yaşlar durmaksızın akarken yavaşca 'Ben yapmadım.' Dedi. 'Anlatmak ister misin?' Dedim. Uzun süren sessizliğin ardından anlatmaya başladı. <br>'Türkiye'ye geleli daha 3-4 gün bile olmadı. Ne param var ne de kalacak bir yerim. Yemek veya kalacak bir yer bulurum diye gördüğüm her sokağa giriyordum. Bir sokaktan çığlık sesleri geliyordu. Hemen koşarak sesin geldiği yöne doğru koştum. Bir adamın kıza zorla sahip olmaya çalıştığını gördüm. Hemen adamı çekip kızın üstünden aldım. Beni gören adam korkuyla oradan uzaklaştı. O sıra çığlıklari duyan başka insanlar koşup yanımıza geldi. Kız yerden zar zor kalkıp 'Bana bu zenci tecavüz etmeye çalışıyor nolur bana yardım edin' dedi. Şaskınlıkla bir kıza bakıyordum bir ordaki insanlara. Adamlar yavaş yavaş üstüme doğru gelmeye başladılar. Gözümü tekrar açtığımda burada kendimi otururken buldum.'<br>Duyduklarim karşısında kala kaldım. Yapılan tam anlamıyla ırkçılıktı. Sadece siyahi diye atılan bu ifitira çok acımasızcaydi. O andan itibaren onun yanında olmalıydım. Bu ırkçılığa  ortak olamazdım. <br>Kız yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Polis yanına yaklaştı ve olayı anlatmasını istedi. Kız yavaşça doğruldu ve anlatmaya başladı.<br>-'Ben evime doğru giderken birden önüme çıktı ve bana saldırdı. Bana tecavüz etmeye başladı. O anda çıgliklarimi duyan ınsanlar hemen yanımıza geldi. Beni o zencinin elinden kurtardılar. Şikayetçiyim memur bey'<br>Polisler adamı yaka paça karakola götürdüler. Ona yardım edeceğim sözünü verdim. Daha kapıdan çıkmadan avukat arkadaşımı aradım ve olayı anlattım bize yardım etmeyi kabul etti. İkimizde adaletin yerini bulması için elimizden geleni yapacaktık.<br>Mahkemeye artik 2 gün kalmıştı. Son kez konuşmak için karakola doğru yola koyuldum. Tam kapının içerisinden giricektim ki bir sedyeyle içerden her yeri kan içinde David çıktı. Öylece yatıyordu. David'i ambulansa taşıyıp hastaneye götüyorlardı. Ama artık onun için yapacak bir şey kalmamıştı. Ruhunu çoktan teslim etmişti. Giden ambulansın arkasından bakarken polis elime bir kağıt parçası sıkıştırdı. Kağıdı açtım ve okumaya başladım.<br>'Bu utançla daha fazla yaşayamam. Artık bu duruma katlanamicam. İdamım kendi elimden olacak. Affet beni doktor...'<br>Kağıdı geri katıladım ve olduğum yere yığıldım.<br>Eşit olmayan bu dünyada seni koruyamadım için üzgünüm David...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 08:31:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263768757</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Masal/Fabl Zeynep Katırcıoğlu </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263804037</link>
         <description><![CDATA[<div>GÜZEL YELELERIME NE OLDU?<br> Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde. Ormanın birinde,kahvarengi yeleleri,sapsarı tüyleri ve güçlü pençeleri olan Pele adında genç bir aslan yaşarmış. Bu aslan, sık sık ormandaki gölün kenarına gider ve gölde kendi yansımasını seyredermiş. Aslan Pele;<br> -Vay be! Ne kadar da güzel bir yele! Şu kuyruğun ucundaki püşküllere bak! Allah beni ne kadar da güzel yaratmış, diye kendi kendine konuşup dururmuş.<br> Ormandaki arkadaşları onun bu durumunu şaşkınlıkla izler, zaman zaman genç aslanın kibirli davranışlarına kızarlarmış. Ancak küçüklükten beri onunla aynı gölde serinleyip aynı ağacın etrafında oynadıkları için aslında onun iyi bir kalbe sahip olduğunu bilirlermiş.<br> Aslan Pele bir gün yine kendisini izlemek için gölün kenarlarına gitmiş. Bir sağa, bir sola dönüyor, yelelerinin ne kadar güzel olduğunu düşüyormuş. Aniden, ormanın derinliklerinden birtakım sesler işitmiş. Sesler arttıkça kaçışan hayvanlar görmeye başlamış.<br> Aslanın umursamaz tavırlarını gören arkadaşlarından biri;<br> -Çabuk kaç ve bir yere saklan! Avcılar geliyorlar, diye bağırmış.<br> Çok geçmeden avcıları gören Pele var gücüyle koşmaya başlamış. O kadar hızlı koşuyormuş ki önündeki dikenli çalılıkların farkına varmamış ve kendisini onların içinde bulmuş. Aslan Pele, avcılardan kurtulmuş ama çalılıkların arasında öylece kalakalmış. Haraket ettikçe çalılıktaki dikenler canını daha çok acıtıyormuş. <br> -Aaaah! Kuyruğum! Güzel yelelerim! Yardım eden yok mu, diye inlemeye başlamış.<br> Onj duyan maymunlar, ağaçtan ağaca sıçrayarak aslanın yanına gelmişler. Zavallı aslan acıdan kıvranarak;<br> -Lütfen beni kurtarın. Bütün bedenim dikenlerle dolu, diyormuş.<br> Maymunlar, aslanın bedeninden dikenleri tek tek çıkarmaya başlamışlar. Fakat çıkardıkları her dikenle birlikte aslanın tüyleri de döküluyormuş. Dikenler tamamen çıktığında ise genç aslananın övündüğü güzel yelelerinden geriye tek bir tüy bile kalmamış. Aradan birkaç saat geçmiş. Pele kendini daha iyi hisseymeye başlayınca topallayarak göle doğru yürümüş. Maymunlar onu engellemeye çalışmışlar ama genç aslan hiçbirini dinlememiş; çünkü nasıl göründüğünü merak ediyormuş. Gölün yanına vardığında bir de ne görsün? Yüzü gözü yara bere içinde bir aslan karşısında duruyormuş. Tüysüz,<br> -Bu gerçketen ben miyim? Yelelerime ne oldu? Ahh, benim güzel yelelerim, diye yakınmaya başlamış. Bu hâliyle ortalarda görünmek istemiyormuş. Bu yüzden ormanda pek fazla hayvanın uğramadığı bir köşede saklanmaya başlamıs. Ara sıra göl kenarına gidiyor, eski haline dönüp dönmediğine bakıyormuşm. Ama her seferinde hayal kırıklığıyla köşesine geri dönüyormuş. Aslan Pele zamanla göl kenarına hiç uğramaz olmuş. Yiyecek aradığı zamanlar haricinde gizlendiği yerden hiç çıkmıyormuş.<br> Bir sabah bazı sesler duyarak uyanmış. Gözlerini ovuşturup etrafına bakınca arkadaşlarının kendisine doğru geldiğini görmüş. Olan biteni maymunlardan öğrenen arkadaşları günlerdir onu arıyorlarmış.<br> İçlerinden biri;<br> -Başına neler geldiğini biliyoruz Pele. Nasıl göründüğünün hiçbir önemi yok. Sen bizim arkadaşmızsın, demiş ve eklemiş:<br> -Arkadaşlar arasında dış görünüşün hiçbir önemi yok. Önemli olan iyi ve saygılı bir arkadaş olmaktır. <br> Bu sözlerden sonra Pele, hayatta dış görünüşten daha önemli şeyler olduğunu anlamış ve arkadaşlarıyla birlikte yuvasını geri dönmüş.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 18:54:42 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263804037</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabın temasindan yola çıkarak yazdığımız öykü </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263804184</link>
         <description><![CDATA[<div><strong><br>Zeynep Katırcıoğlu 9/D 335 Bülbülü Öldürmek<br></strong><br></div><div>Tema: ırkçılık <br>Gecenin karanlığında aklımdan bir sürü düşünce geçiyor. Tüm bu yaşadıklarım artık ağır gelmeye. Aç bırakıyorlar, soğukta yatırıyorlar ve hatta işkence ediyorlar. Böyle olmak benim suçum muydu? Tenimin siyah olmasının bedeli bu kadar ağır olmamalıydı. En ağırı ise üzerime atılan iftiraydi. Bu, bardağı taşıran son damla olmuştu. Ve kararımı vermiştim, tüm bunların sonu gelmiyorsa sonunu ben getirecektim. Bu gece benim son gecemdi. Her şeyi hazırlamıştım. Keskin jileter yanı başımda bana göz kırpıyordu. Gözyaşlarım ise bana sormadan kendinden akıyordu...<br>Özür dilerim anne, gitmeden son bir kez sana hoşçakal diyemedm. Özür dilerim baba, sana sarılıp omuzunda tüm dertlerimi unutucağım bir an yaşayamadık. Her seyimi olduğu gibi sizi de aldılar elimden. Şuanda da tek başımayım her gece olduğu gibi bana ayırdıkları ıssız bir ormandaki küçücük kulübenin yanında oturup düşüncelerimle savaşıyorum. Ama bu gece farklı bu gece son gecem...<br>Sen, sen  acımasız kadın. Buna en büyük sebep sen oldun. Ben sana el sürmeye korkarken senin üzerime attığın bu iftıranin altından kalkamam. Sakın seni affetmemi bekleme, seni asla affetmeyeceğim...<br>Artık her şeyi kafamda kurmuştum. Hazırdım. Anne ve baba eğer beni kalbinizde hissediyorsanız, beni duyuyorsanız; sizi çok seviyorum. Siz beni affedin, ben dayanamıyorum. O an gelmişti her şeyi biteceği an. Hiç tereddütsüz jiletlerden birini aldım ve bileğime bastırdım. Acı, bir anda tüm vücuduma yayıldı. Yüzümü buruşturdum. Ay ışığı ise beni izleyen tek şeydi. Bu kez koluma derince yaralar açmaya başladım. Kollarımin görüntüsü mide bulandırıcı, acı ise dayanılmazdi. Kan, vucudumdan firar edercesine boşanıyordu. Son olarak boynumdaki damara jileti tüm gücümle sürttüm, derin izler açılmıştı. Hissediyordum, çok yaklaşmıştım. Tam böyle düşünürken gözlerimin karardığını hissettim. Jilet yavaşça elimden kaydı. Bilincim kapanıyordu. Son gördüğüm şey ise yıldızlar ve ayın pırıltısıydı....<br>Mutlu musunuz insanlar? Artık ben yokum. Buna sebep olan sizdiniz. Şimdi umarım rahat edersiniz. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 18:57:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263804184</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Anahtar kelimlerle yazdığımız öykü </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263804514</link>
         <description><![CDATA[<div>Esmanur Örs<br>EsMANUR ÖRS 9/D 528 BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK<br><br>(Irkçılık,mahkeme,adaletsizlik,avukat,idam,siyahi,haksızlık,ölüm,ayrımcılık)<br>Babam yine yapacağını yaptı sırf kendi keyfi için olduğu mevki sayesinde bir siyahinin daha ölümüne sebep oldu.Zaten adamın açığnı arayan babam bulduğu açığı gayet güzel şekilde kullandı.Benim babam ırkçı ve bencil bir insan.Şirketinde temizlik görevlisi olan adam yerleri paspaslayınca insanların kaymaması için konulan levhayı koymayı unutmuş.Babamda bunu fark edince adamı bir güzel azarlayıp üstüne birde mahkemeye verdi adamcağızı.Babamın avukatıda aynı babam gibi olduğundan adama haksızlık yapmaktan hiç çekinmedi.Adaletsizbir dünyada yaşadığımız için statüsü yüksek olan düşük statülü olanı eziyor.En büyük ayrımcılık bu olsa gerek.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:03:54 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263804514</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Masal/Fabl Esmanur Örs 528</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263804776</link>
         <description><![CDATA[<div>YEŞİL FARE<br>Bir varmış bir yokmuş,evvel zaman içinde kalbur saman içinde kocaman bir okyanusun içinde minik bir adacık varmış.Bu adacığın içinde yeşil tüğlü minicik bir mukos adında farecik yaşarmış.Bu farecik ten renginden hep şikayet edermiş.Çünkü tüm fare arkadaşlarının tüğleri gri iken onunki yeşilmiş .Ayrıca adadaki her şey yeşil olduğu için çoğu zaman farkedilmiyormuş.Ve bazı zamanlar ufak tefek zararlar görüyormuş.Yine bir gün adanın içinde gezerken az kalsın dev gibi olan fil arkadaşı penguşun ayağının altında eziliyormuş.Artık bu durum mukosa tak etmiş.Tüğlerinin rengine bir çözüm bulması gerekiyormuş.Bu yüzden günlerce düşünüp durmuş.Fakat ne yapıcağını bulamamış.Bu yüzden kendi gibi fare olan arkadaşı wesin yanına gitmiş.Ve ona ten rengini nasıl gri yapabileceğini sormuş.Bunu duyan wes birazcık arkadaşıyla dalga geçmek için ona herkezin içinde üzerinden gri boya dökmesi gerektiğini söylemiş.Bunu duyan mukos sevinçle ve heyecanla evine gitmiş.Sabah olunca tüm herkezi adacığın meydanına çağırmış.Meraklı ada halkı ne olduğunu öğrenmek için meydana gitmişler.Mukos herkezin geldiğine emin olunca başından aşağı gri boya dökmüş.Fakat herkezin ona güldüğünü fark edince hem çok utanmış hemde çok üzülmüş.Ayrıca gülen kişilerin içinde sevgili dostu Wes'i görünce oyuna geldiğini anlamış.Wes arkadaşının çok üzüldüğünü görünce yanlış yaptığını fark etmiş.Ve kendini affettirmek için Mukos'un evine gitmiş.Mukos gelenin arkadaşı olduğunu görünce çok kızgın bir şekilde arkadaşına bakmış.Wes tekrar ne kadar yanlış bir şey yaptığını anlamış ve arkadaşından özür dilemiş.Mukos arkadaşının özrünü kabul etmiş fakat hala kendi durumuna çare bulamadığı için çok mutsuzmuş.Bunu gören Wes arkadaşının tüğlerinin renginin çirkin olmadığını sadece zarar görmemesi için  tüğlerinde bir işaret olması gerektiğini söylemiş.Mukos tüğlerinin kötü olmadığını duyunca çok sevinmiş fakat yinede nasıl tüğlerinin üstüne bir işaret koyacağını bulamamış.Wes arkadaşının ne düşündüğünü anlamış ve ona gece yarısı dolunayın altında isteğini sesli bir şekilde dile getirmesini istemiş.Mukos arkadaşına güvenip gece yarısı dolunayın altına gidip isteğini sesli bir şekilde dile getirmiş.Ve geri evine  gitmiş.Sabah olduğunda uyanıp hemen aynanın karşısına gidip tüğlerine bakmış.Tüğlerinin üstünde kocaman kalp şeklinde beyaz bir leke görünce çok sevinmiş...<br>Gökten üç elma düşmüş biri Mukos'un başına biri Wes'in başına biri de gizli perinin başına...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:10:00 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263804776</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabın sonunu değiştirerdiğimiz yazı </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263805022</link>
         <description><![CDATA[<div>Zeynep Katırcıoğlu 335<br>Atticus Finch idealist,özgürlükçü ve eşitlikçi bir avukattır.Çocuklarını da bu şekilde yetiştiren bir babadır.Çocukların korktukları bir ev vardır,ve o evin sahibi hiç dışarı çıkmayan Boo Radley'dir.Bir gün çocuklar ve arkadaşları bu eve girme cesareti gösterir ama bir patlama sesiyle kaçışırlar.Babasıda suçsuz,tecavüz suçuyla iftira atılmış bir zencinin avukatlığını üstlenir.Bütün kasaba halkı tepki gösterir bazılarınında düşmanlığını kazanır.Fakat o bunları önemsemez.Yardımcıları olan Calpurnia çocukları bir zenci kilisesine götürür.Çocuklar burada aslında zencilerin hiç kötü insanlar olmadığını anlarlar.Bir gece çocuklar eve dönerken saldırıya uğrarlar.Saldırıyı zenciye de iftira atan adam düzenler.Çocukları bu saldırıdan evinden hiç çıkmayan Öcü Radley kurtarır.Avukatın bütün savunmasına,suçu destekleyen hiç bir kanıt olmamasına rağmen sadece zenci olduğu için adam suçlu bulunmuştur ve cezası idamdır.Fakat zenci hapishaneden kaçmaya çalışırken muhafızlar tarafından vurulur ve ölür.<br> <br> KENDİ YAZDIĞIM SON<br> Atticus tüm Maycomb kasabasına Tom Robinson'un suçsuz olduğunu inandırır. İdam edilmekten ve insanlar içinde dışlanmaktan kurtulur. Maycomb kasabasını artık huzurlu ve adil günler bekliyodu. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:15:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263805022</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Tagul çalışması</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263805194</link>
         <description><![CDATA[<div>Esmanur Örs 528<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/f2762b48a759a56fc79413cae705fd14/IMG_20180526_WA0055.jpg" />
         <pubDate>2018-05-26 19:17:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263805194</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263806058</link>
         <description><![CDATA[<div>Bülbülü Öldürmek<br><br>Esmanur örs 9/D 528<br>TEMA:ırkçılık<br>19.09.1895<br>Hayatın çok kısa olduğunu daha iyi anladım bugün.Ya da bi insan hayatının çok kolay ve çabuk bir şekilde alınabileceğini gördüm.Bugün yine mazlumun ezildiğini bu lanet gözlerim yine gördü. Sabah yürüyüşümü yapmak için her zaman gittiğim sahil kenarına gittim. Üstümde sebebini bilmediğim bir yorgunluk vardı.Hemen yürüyüp sahil kenarına vardım.Tempolu şekilde sabah yürüyüşümü yaparken yanlışlıkla birine çarptım.Karşımdaki adamdan çarptığım için üzgün olduğumla ilgili bir iki kelime zırvaladım.Allah'tan adam sorun çıkarmayıp bir problem olmadığını özür dilememe gerek olmadığını söyledi.Ben de tekrar mahcubiyetimi belirtip sabah yürüyüşüme devam ettim.Tüm sahili turlayıp adamla çarpıştığım yere doğru gittim.Orada bir kalabalık oluşmuş bir yere bakıyorlardı.Ben de merak edip ne olduğuna bakmaya gittim.Hergün olduğu gibi bugün de bir kavga vardı.Bu meraklı insanların ayırmak yerine keyifle kavgayı izlemesine bir anlam veremiyorum..Oraya tam yaklaştığımda siyahi bir adamın yere çömelmiş bugün çarpıştığım adamın da siyahinin başında durup hem hakaret edip hem de dövmesini gördüm.Gördüklerime inanmak istemedim, benimle gayet nazik konuşan bu adamın o adam olması imkansız gibi geliyordu bana.Ve çevredeki insanların olayı keyifle izlemesi benim midemi bulandırdı, kendimden ve diğer insanlardan utandım.İnsanoğlu yine rezilliğini ortaya hiç çekinmeden koydu.Ve ben onca insanın içinde kimseye hiçbirşey diyemedim.Tahminimce o siyahi adamı linç edip bir köşeye attılar.Ben eve yine bu milletten, kendimden utanarak ve bi insanın hayatını daha karartmaktan hiç çekinmeyen insanlarla aynı havayı soluduğum için üzgün bir şekilde evime gittim.Usulca yatağıma girip ağladım.Yine kendimden ve bu insanlardan nefret edip başka bir güne umut dileyerek uykuya daldım...<br> <br> </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:25:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263806058</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Tagul çalışması</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263806203</link>
         <description><![CDATA[<div>Ayşenur Kılavuz 370</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/5bbd913473c5d9943fedfc8e77e1f41e/IMG_20180526_WA0059.jpg" />
         <pubDate>2018-05-26 19:26:21 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263806203</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Masal ilknur yılmaz 351</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263806626</link>
         <description><![CDATA[<div>    Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken...Ben bağda üzüm bekler, derede odun yükler iken, bir varmış bir yokmuş...Masalın yalanı mı olurmuş. O yalan bu yalan, fili yuttu bir yılan...Bu da mı yalan? Derken; sabahleyin erken, keçiler koyunları tıraş ederken, tahta kurusu saz çalar, sıçan cirit atar iken, çıkmış bir kocakarı ortaya...En sonunda açmış ağzını yummuş gözünü. Bir laf etmiş, bir laf etmiş...Bakalım ne laflar etmiş...<br>         Bir zamanlar uçsuz bucaksız bir diyarın içinde, bir oğlan ve anası yaşarmış. Bu oğlan uzun boylu olduğundan ona köyde sırık oğlan derlermiş. Anası da pek bir iyimser, kendi bahçelerinde mısır yetiştiren bir kadıncağızmış. Sırık oğlanın babası çalışmak için dere tepe düz gittiği uzak diyarlardan, onlara ayda bir akçe gönderirmiş. Bu nedenle sırık oğlan anasına oldukça düşkünmüş. Bir gün sırık oğlan ve arkadaşları köyün yanındaki dereye balık tutmaya gitmişler. Derken, orada kendi halinde balıklarını tutup, daha sonra da pazara götürerek satan zararsız bir kadın görmüşler. Bir kendi kovalarına bir de kadının kovalarına bakınca kendi tuttukları balıkların aslında ne kadar küçük olduğunu fark etmişler. Daha sonra da gizlice kendi balıklarıyla kadınınınkileri değiştirip sessizce oradan ayrılmışlar. Bunları uzaktan izleyen köyün derviş sırık oğlanın yanına giderek; “Yanlış yapıyorsun sırık oğlan, bugün başkasına yarın sana.” Bu sözleri umursamayan sırık oğlan ve arkadaşları bu balıkları satıp gelen akçeyi de aralarında paylaşmışlar. Sırık oğlan koşa koşa eve gidip akçeyi anasına vermiş. Kadıncağız her şeyden habersizce akçeyi alıp, bahçesindeki mısırlar için gübre almaya gitmiş. Derken o gübreyle mısırlar bir güzel bereketlenmiş bollanmış. Sırık oğlanın anası hayretler içinde mısırların ne olup da bu kadar büyüdüğüne bakıyormuş. Gel zaman git zaman, hasat vakti gelmiş. O sabah anası ve sırık oğlan mısırları toplayacaklarmış ki ne görsünler. Bahçe yanmış, kül olmuş gitmiş. Bunu gören ana yere çöküp, dizlerinin üzerinde dövüne dövüne ağlamaya başlamış. “Ben ne haram mal ektim de bahçem yandı? Söylesene sırık oğlan ben ne yaptım bilmeden?” Kadının bu halini gören derviş, daha fazla dayanamamış ve yanlarına giderek “Ben sana dememiş miydim sırık oğlan, ‘Bugün başkasına yarın sana’ diye.” Sırık oğlan yaptığı hatanın farkına varmış ve bir daha haram kazanç sağlamamaya karar vermiş. <br>       Böylece gökten üç elma düşmüş. Biri sana, biri bana, biri de sırık oğlana...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:28:36 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263806626</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Tagul ILKNUR YILMAZ 351</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263806752</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/63815075ff66e5e92eff0cd2e651a110/IMG_20180526_WA0064.jpg" />
         <pubDate>2018-05-26 19:29:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263806752</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabin sonunu değiştirme Ilknur Yılmaz 351</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263806870</link>
         <description><![CDATA[<div>Atticus Finch idealist, özgürlükçü ve eşitlikçi bir avukattır. Çocukları Scout ve Jem’i de bu şekilde yetiştirmektedir. Çocuklar okul dışında diğer normal çocuklar gibi dışarıda oynarlar. Çocukların korktukları bir ev vardır ve o evin sahibi hiç dışarı çıkmayan Boo Radley’dir. Bir gün Scout ve Jem arkadaşlarıyla bu eve girme cesareti gösterirler ama bir patlama sesiyle kaçışırlar. <br> <br> Babası da suçsuz, tecavüz suçuyla iftira atılmış bir zencinin avukatlığını üstlenir. Bütün kasaba halkı tepki gösterir. Bazılarının da düşmanlığını kazanır Atticus. Fakat o bunları önemsemez. İdeallerinden vazgeçmez. <br> <br> Yardımcıları olan Calpurnia çocukları bir zenci kilisesine götürür. Çocuklar burada zencilerin hiç de söylendiği kadar kötü olmadıklarını, kendileri gibi insanlar olduklarını görür. Baba da bu durumdan son derece hoşnut olur. <br> <br> Bir gece çocuklar evlerine dönerken saldırıya uğrarlar. Saldırıyı gerçekleştirenin sonradan zenciye de iftira atan adamdır. Bu adam önce avukat Atticus’a sonra da çocuklarına saldırmıştır. Çocukları bu saldırıdan da çok korktukları evden dışarı hiç çıkmayan Boo Radley kurtarmıştır. <br> <br> Avukatın bütün savunmasına, suçu destekleyen hiçbir kanıt olmamasına rağmen sadece zenci olduğu için adam suçlu bulunmuştur ve cezası idamdır. Fakat zenci hapishaneden kaçmaya çalışırken muhafızlar tarafından vurulur ve ölür. Bu adamın suçsuzluğuna çocuklar da inanmaktadır ve bu ölüm ve infaz onları çok üzer. Fakat kasaba halkını memnun eder.<br><br>Kitabın değiştirilmiş hali;<br><br>Zenicinin idamından sonra bir gün kiliseye giden Atticus ve çocukları, dua ettikten sonra kiliseden dönerken Ewellar tarafından saldırıya uğrarlar. Bunun sebebi ise Atticus'un masum bir insanı sırf zenci olduğu için savunmasıdır. Bu saldırıda Jem ve Scout'un gözleri önünde Atticus öldürülür ve işte o an Jem kendine söz verir. Babasının intikamını ileride avukat olup hiç bir zencinin idamına göz yumdurmayarak ve Ewelların soyunu tüketerej almayı hayal eder. Çocukların üstünde travma yaratan bu olay sonucunda Öcü Radley çocukları sahiplenme kararı alır. Uzun yıllar Öcü Radleyle birlikte yaşayan çocuklar artık ayakları üzerinde durmaya başlarlarken Jem'in hayalleri de yavaş yavaş gerçekleşme aşamasındadır. Yıllar sonra Jem artık bir avukattır. İntikamını her gün, bir zencinin elinden tutarak almaktadır. Böylece Atticus'un çocukları için uğraşları boşa çıkmamış ve zenci olan Tom Robinson gibiler de haklarını Jem sayesinde korumuş olurlar.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:30:09 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263806870</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Anahtar kelimelerle öykü yazma Ilknur Yılmaz 370</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263807479</link>
         <description><![CDATA[<div>16 Ağustos günü Mardin’de hayata gözlerini açan ve tam anlamıyla yokluk içinde büyüyen bir annenin evladıyım. Annem bundan yıllar önce iki göz odadan oluşan bir evde 6 çocuklu bir ailenin 2. Evladı olarak dünyaya gelmiş. Geriye kalan beş kardeşlerinin hepsi de erkek olduğu için evin tüm işleri annemin elinden öpermiş. Dedemde oldukça sinirli, düşüncesiz, paragöz ve çocuklarına karşı umursamaz tavırda olan bir babaymış. Hatta dayılarımdan biri görme engelli olduğundan çalışamaz ve bu nedenle dedem tarafından Mardin’in işlek caddelerinden birine oturtularak dilenmeye mecbur bırakılırmış. Derken bir gün sırf başlık parası uğruna baskı kurularak dedemle zorla evlendirilen anneannem, o zamana göre amansız bir hastalıkla baş başa kalmış. Annem, ne kadar pes etmeden anneannemin derdine çare arasa da aslında uğraşlarının hepsi boşaymış. Gel zaman git zaman derken bir sabah anneannem yatakta bir daha gözlerini açamayacak şekilde derin bir uykuda bulunmuş. Her zaman ki gibi dedem yine umursamaz tavırlarla dayımları ve annemi sanki yolda bulduğu bir köpekmişçesine önünden geçtiği bir yetimhanenin kapısına bırakmış ve bir damla gözyaşı dahi dökmeden, acaba üşürler mi diye dahi düşünmeden arkasını dönüp gitmiş. Daha bu yaşta bu kadar acı çekmek ne kadar adil olmasa da, herkesin bir sınavda olduğu değişmez bir gerçekmiş. İşte annemin asıl hikayesi böyle başlamış. Bakması gereken beş erkek kardeşiyle zorlu yetimhane günleri onları bekliyormuş.  Annemler yetimhaneye girdikten yaklaşık iki ay sonra annemle aynı kaderi paylaşan, iyimser ve ülkelerinde baskıya uğradıkları için kaçıp gelen, annesi babası olmayan bir sığınmacı ile tanışmış. Anneme gördükleri zulümleri ve işkenceleri anlatan kadının dilinden şu sözler dökülmüş, “Ya boyun eğecektik her gün zulmedeceklerdi ya da gizlice kaçıp artık acımıza son verecektik.”. Bunları duyan annem, yaşadıklarına şükrederek derin bir nefes almış ve ayaklarının üstünde durması gerektiğini daha da iyi anlamıştı. Derken annem ve o kadının samimiyetleri her geçen gün artıyormuş. Öyle harika bir dostluk kurmaya başlamışlar ki, yetimhanede kim bozmaya çalıştıysa boşaymış. Annemi bu zor günlerden çekip kurtaran ve onun için tertemiz bir sayfa olan kadın, annem için resmen bir mutluluk kaynağı olmaya başlamış. Annem bana bunları anlattığında ben gülüp oynayan, hayatın yalanlarının daha farkında bile olmayan 15 yaşında bir kızdım. Annemin bana açtığı o temiz yüreğinin içinde, nankörlüğü değil de yardımseverliği, vicdansızlığı değil de merhameti görmüştüm ben. Bunları duyduğum o gece, annem gibi bir kadının yaşadığı onca acıya rağmen sanki bir mucizeymiş gibi hala dimdik ayakta durmasını düşünüyor ama bunlara bir türlü mantığıma yediremiyordum. Sahi ya? Gerçekler acıdır dedikleri bu olsa gerek. Bir yanda 15 yaşında annesini ve babasını kaybetmiş olan, kardeşleriyle yetimhanede büyüyen bir kız, öbür yanda 15 yaşında ama acı nedir bilmeyen, ona kurulmuş kumdan kalelerin olduğu sihirli dünyasında gülüp oynayan bir kız. İşte, adaletin olmadığı şu dünya da bir acı gerçek daha... Her cuma mezarını suluyor, kokunun sindiği toprağına dokunuyorum. Ruhun şad olsun annem. Seni çok seviyorum. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:33:30 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263807479</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabın sonunu değiştirme 370 ayşenur kılavuz </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263807625</link>
         <description><![CDATA[<div>Atticus Finch idealist, özgürlükçü ve eşitlikçi bir avukattır. Çocukları Scout ve Jem’i de bu şekilde yetiştirmektedir. Çocuklar okul dışında diğer normal çocuklar gibi dışarıda oynarlar. Çocukların korktukları bir ev vardır ve o evin sahibi hiç dışarı çıkmayan Boo Radley’dir. Bir gün Scout ve Jem arkadaşlarıyla bu eve girme cesareti gösterirler ama bir patlama sesiyle kaçışırlar. <br><br>Babası da suçsuz, tecavüz suçuyla iftira atılmış bir zencinin avukatlığını üstlenir. Bütün kasaba halkı tepki gösterir. Bazılarının da düşmanlığını kazanır Atticus. Fakat o bunları önemsemez. İdeallerinden vazgeçmez. <br><br>Yardımcıları olan Calpurnia çocukları bir zenci kilisesine götürür. Çocuklar burada zencilerin hiç de söylendiği kadar kötü olmadıklarını, kendileri gibi insanlar olduklarını görür. Baba da bu durumdan son derece hoşnut olur. <br><br>Bir gece çocuklar evlerine dönerken saldırıya uğrarlar. Saldırıyı gerçekleştirenin sonradan zenciye de iftira atan adamdır. Bu adam önce avukat Atticus’a sonra da çocuklarına saldırmıştır. Çocukları bu saldırıdan da çok korktukları evden dışarı hiç çıkmayan Boo Radley kurtarmıştır. <br><br>Avukatın bütün savunmasına, suçu destekleyen hiçbir kanıt olmamasına rağmen sadece zenci olduğu için adam suçlu bulunmuştur ve cezası idamdır. Fakat zenci hapishaneden kaçmaya çalışırken muhafızlar tarafından vurulur ve ölür. Bu adamın suçsuzluğuna çocuklar da inanmaktadır ve bu ölüm ve infaz onları çok üzer. Fakat kasaba halkını memnun eder. <br>KENDİ YAZDIĞIM SON :<br>Bir gece çocuklar eve dönerken bir saldırıya uğrarlar. Atticus bu olaya çok sinirlenir ve saldırıyı düzenleyen adamı öldürür. Bir süre sonra polisler gelir ve Atticus'u tutuklarlar. Tom Robinson artık onu kimsenin kurtaramayacağını düşünerek hapisten kaçar. Çocuklar artık Calpurnia ile yaşamaya başlarlar fakat Calpurnia 3 sene sonra ölür. Çocukların yalnız kaldığını gören Boo Radley çocuklara sahip çıkar ve onları yanına alır. Bundan sonra çocuklar ve Boo Radley huzurlu bir şekilde yaşamlarını sürdürürler. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:34:40 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263807625</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitabın temasi ile ilgili öykü  İLKNUR YILMAZ 351</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263807762</link>
         <description><![CDATA[<div>Tema:ırkçılık<br><br>Hava alacakaranlık, saat 21.00 suları. Asır 16 yaşlarında genç bir çocuk. Dershane dönüşü soluk soluğa kalmış eve gidiyor. İş çıkışı çoktan geçmiş, ortalık tenha. Daha önce hiç olmadığı gibi bir ürperti var içinde. Durağa gelip otobüsü beklemek üzere tam oturmuşken karşı caddeden siyahi bir adam, 20 yaşlarında koşarak Asır'a doğru geliyordu. İçindeki ürperti galiba yavaş yavaş anlaşılmaya başlamıştı. Asır'a, öğrendiği çat pat İngilizce ile bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. İşte tam o sırada arkadan "Kaçma,gel buraya!" diye bir bağırış duyuldu. Asır'ın panik atağı işte bu sesle başlamıştı. Siyahi adamı tuttukları gibi 3 kişi birden yerde tekmeliyor, canını çıkarırcasına öldürmeye çalışıyorlardı. Asır'ın kulağında "Help me! Please, help me!" sesleri çınlıyordu. Sesi çıkmadan durağın köşesinde öylece yere çökmüş, izleyekalmıştı. O sırada içlerinden birinin "O uyuşturucuyu satacaksın!" dediğini duydu. Olayı işte tam o an anlamıştı. Sırf siyahi olduğu için uyuşturucu satmaya zor bırakılmıştı. Zavallı zenci, tek söylediği yardım edin demek oluyordu. Hedefi avukatlık olan bir çocuğun bu zorbalığa göz yumması hiç doğru olmazdı. Asır telefonunu çıkarttı sessizce polisi aradı, yer tarifi verdi. Daha sonra oturduğu yerden kalkıp olaya karıştı. Üç kişiye karşı göğüs germesi zor olsa gerekti. Burnundan kanlar akıyor ama her seferinde doğrunun yanında olmayı seçiyordu. Derken siren sesleri duyulmaya başlamıştı. Asır'ın aradığını anlayarak son kez itip kaçmışlardı. Kafasını durağın oturaklarına çarpmış ve kaşı yarılmıştı. Umursamadan kalkıp siyahi adama yardım etmeye çalışıyordu. Polisler ikisini de alıp karakola götürdü. Peki ya kaçan 3kişi... onlar çoktan gitmişlerdi. Gerekli açıklamaları yapmalarına rağmen etrafta ne bir kamera kayıdı ne de bir tanık vardı. Bu nedenle olan yine haklıya olmuştu. Hastaneye gidip pansuman işleri bitince Asır eve gitti. Annesi ve babası şok içinde "Ne oldu? Neyin var oğlum?" diye soruyordu. Olayları anlattı. Kaşında ise 4 tane onla ömür boyu kalacak bir dikiş vardı. O gün kendine verdiği sözde avukatlık artık kesinleşmişti. Aradan aylar, yıllar geçti. Asır artık 16 değil, 22 yaşındaydı. Avukatlığın ilk yılı onun için başlamıştı. Aklı bir an o zenciye yapılan ırkçılığa, zulme gitti. İlk duruşmasına girdi ve işte suçlu olanlar karşısına gelmişti. Savunduğu kişi ise başka bir zenciydi. Suçlular üç kişi, işte onlardı. O gün kaşındaki o ize mahkum bırakanlardı. Bu sefer ortada bir kanıt vardı. Dükkan önünde yapılan işkenceyi an bir an kameralar kaydetmişti. İçinde kalan ukdeyi sonunda atacak olması onun üstündeki yükün azalmasına yardım etmişti. Artık doğru yerini bulmuş, adalet her zaman haklının yanında olmuştu.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:35:23 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263807762</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ahahtar kelimelerle yazılan öykü İLKNUR YILMAZ 351</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263808033</link>
         <description><![CDATA[<div>Anahtar Kelimeler:<br><br>°Irkçılık<br>°Renk Ayrımı<br>°Haksızlığa göz yumma<br>°Avukat<br>°Mahkeme<br>°Adaletsizlik<br>°Ayrımcılık<br>°Önyargı<br>°İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.<br><br> <br>Akşam saatleriydi. Her gün olduğu gibi Gizay yine okuldan eve gelmişti. Daha 6 yaşında olmasına rağmen yetiştiği aile ortamından dolayı çenesi oldukça fazlaydı. Kapıdan içeri adım atar atmaz evdeki hizmetliye "Tut şunu!" diyerek çantasını atıverdi. Sonra koşar adımlarla odasına gitti. Her gün olduğu gibi şımarıklığı yine üstündeydi. Babası Erhan, ne kadar söylesede annesi onu el bebek gül bebek büyütüyordu. Tek çocuk oluşu da bunu tetikliyordu. Gizay salona annesinin yanına indi. Bugün çok yorulduğunu ve çok hapşırdığını söyledi. Annesi bunu duyar duymaz bir telaş bastı. Hastaneye gitmeleri gerektiğini söyledi. Babası telaşlanarak bir şey olmadığını tekrarladıkça annesi sinirleniyordu. Alel acele giyindi ve hastaneye götürdü. Akla gelip gelecek bütün uygulamaları, testleri yaptırdı. Doktor testlerde bir sorun hariç her şeyin normal olduğunu söyledi. O sorun ise Gizay'ın hayatını karartacak lösemi idi. Sıkıntılı geçecek bu günlerin farkında bile olmayan Gizay, güle oynaya eve geri döndü. Yaklaşık 6 aylık zorlu süre başlamıştı. Herkese haberler gönderildi. Artık hem doktorlar hem de çevredekiler tarafından uyumlu ilik arayışı başlamıştı. Günler, aylar sürdü. O eski, şımarık ve kendini bilmez olan Gizay, dizginlenmiş misali bir çöküşteydi. Annesinin ve babasının destekleriyle ayakta kalıyordu. Bir gün hastanede annesiyle ilik bekleyen Gizay'ın odasına doktor girdi. Yüzündeki hafif tebessümle birlikte "Mutlu haberlere hazır mısınız?" dedi. "Gizay'a uyumlu ilik bulundu. Yarın ameliyata girip, güzel sonuçlarla çıkacağız." diye de ekledi. Gizay'ın mutluluğu annesini ilk defa gören ve koklayan çocuk misali saf ve temizdi. İlik için ameliyata girdi. Odasına geri dönünce tebessümle siyahi bir adam kapıyı açtı. Annesinin verdiği tepkiye Gizay çok şaşırdı. "Çık dışarı! Sen kimsin git burdan!" diye bağırıyordu. Adam sessizce kapıyı kapattı ve çıktı gitti. Doktora durumu anlattı. Doktorla birlikte odaya girince annesi, yine mi sen dercesine bir bakış attı. Doktorun ettiği laf ise "Kızınıza ilik veren beyefendi ile tanıştırmak istedim. Hamza Bey, verdiğiniz ilik Gizay'ı hayata döndürdü." . Annesinin tepkisi hala aynıydı. Kızının iliğinin bir siyahiden gelecek olması ona ağır gelmişti. Hala böyle renk ayrımı yapan, haksızlığa göz yuman, ayrımcı ve haksızlık yapmaya meyilli olan insanların olduğunu bilmek de Hamza'ya ağırdı. Bu durumu babası öğrenince ilk işi bir avukat tutup mahkemeye şikayette bulunmaktı. Kızının canını kurtaran bir durumda hala nasıl böyle davranıyolar aklı almıyordu Hamza'nın. Sonuçta yaptığı fedakarlığın hor görülmesi zor olsa gerekti. İlk duruşma günü mahçup bir ifadeyle salona giren Hamza, bütün gözlerin kendine dönük olmasından utanmıştı. Uğultular da devamında artmaya başlamıştı. Hakim masaya vurdu. Ses kesildi. Olay anlatıldı. Hakim "İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmak günahtır." dedi. Sessizlik devam etti. Hakim son kararın belli olduğunu ve "Teni koyu diye kalbi taş değil, teniniz beyaz diye de içiniz temiz değil, önyargı öldürür, yaşamak için anlayışlı olmak gerekir." dedi. Hamza, gözleri yaşlı ama ona karşı olan bakışlar yumuşadığı için de gururluydu.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:37:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263808033</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Yazar koltuğu </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263808386</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/b21603ee5c07b36483ff6d34a01ab3f0/VID_20180524_WA0011.mp4" />
         <pubDate>2018-05-26 19:39:14 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263808386</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitap kapağı </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263808502</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/843d0ede105543d19bb669647d4f2a81/Screenshot_20180523_105616.png" />
         <pubDate>2018-05-26 19:39:43 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263808502</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kitap seslendirme</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263808856</link>
         <description><![CDATA[<div>https://youtu.be/TWanNXOWbaI</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:41:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263808856</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Röpartaj </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263808991</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/0d73294ebc1507b6d991744addcd9008/XiaoYing_Video_1526393157727.mp4" />
         <pubDate>2018-05-26 19:41:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263808991</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Filmden bazı sahneler</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263809205</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/b63bceb756131c284c9a1af8aaea3085/XiaoYing_Video_1526496291264.mp4" />
         <pubDate>2018-05-26 19:42:28 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263809205</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sunum yaparken giydiğimiz T-shirt</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263809554</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/ac1434e25af3301258f384a955522ef8/Screenshot_20180526_224327.png" />
         <pubDate>2018-05-26 19:44:08 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263809554</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Masal</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263809671</link>
         <description><![CDATA[<div>Ayşenur Kılavuz 9-D 370<br><br>                                   GELEN GİDENİ ARATIR <br>Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken anam düştü beşikten kaşı yarıldı eşikten annem aldı maşayı babam aldı meşeyi döndürdüler bana dört köşeyi...<br>Çok eski zamanlarda engin denizlerin ortasında bir ada ülkesi varmış. Bu ada ülkesi rengarenk çiçekleri olan şirin mi şirin evlerden oluşuyormuş. Bu ada ülkesinin çok iyi kalpli bir kral ve kraliçesi varmış. Bu kral ve kraliçe adanın ortasındaki gökkuşağı renkli evde oturuyormuş. <br>Ada ülkesinin halkı denizden yakaladığı deniz ürünleri ile geçimini sağlıyormuş. Herkes topladığı deniz ürünlerini krala getirirmiş kralda toplanan deniz ürünlerini başka ülkelere satarmış kazanılan parayı her defasında 3 kere sayar kimsenin hakkını yemek istemezmiş. Fakat gel zaman git zaman havalar iyice ısınmış denizdeki canlılarda azalmaya başlamış bu yüzden ülkenin geliri de azalmış. Bu durumdan şüphelenen halk kral ve kraliçenin haklarını yediklerini düşünmeye başlamış. Ada ülkesinde huzursuzluklar dedikodular almış başını yürümüş. Bunları gören kral ve kraliçe çok üzülmüşler ne yapacaklarını bilememişler ve kraliçenin aklına bir fikir gelmiş “Artık halka bir ders vermenin zamanı geldi” demiş kralda “nasıl bir ders?” diye sormuş kraliçe “şeker ülkesinin kralı ve kraliçesiyle konuşalım onlarla 1 haftalığıma yer değiştirmek istediğimizi söyleyelim böylelikle hakta bizim kıymetimizi anlar” demiş bu fikir kralın çok hoşuna gitmiş hemen şeker ülkesinin kralıyla konuşmuş anlaşmışlar sonrada yer değiştirmişler.  <br>Şeker ülkesi erimiş şekerlerle dolu bir ülkeymiş kralı ülkesine az maaş verip daha fazla çalıştırıyormuş bu nedenle insanlar hep yorgun bitkin bir şekilde yaşıyorlarmış. Şeker ülkesinin kralı ve kraliçesi ada ülkesine geldiklerinde bütün kuralları değiştirmişler aynı kendi ülkelerinde olduğu gibi insanları daha fazla çalıştırıp daha az maaş vermeye başlamış. Halk bu durumdan çok rahatsız olmuş. 3.gün ülkenin durumu kötüye gitmeye başlamış insanlar hem çok yorulmuş hem de az para aldıkları için yiyecek alamamışlar. 5.gün ise halk artık kral ve kraliçenin evine gitmeye karar vermişler. Akşamüstü bütün halk toplanıp kral ve kraliçenin evine gitmiş. Onlara eski krallarını ve kraliçelerini geri istediklerini söylemişler. Acımasız kralda onları zindana attırmış. 1. haftanın sonunda kralları ve kraliçeleri gelmiş ve hemen onları zindandan çıkarttırmış hepsine yemek vermiş karınlarını doyurmuş ve sonrada “bizim kıymetimizi umarım anlamışsınızdır” deyip tebessüm etmiş halkta mahcup bir şekilde özür dilemiş ve bundan sonra kral kraliçe ve halk mutlu mesut ve huzurlu bir şekilde yaşamışlar. <br>Gökten üç elma düşmüş birincisi  yazarın kafasına ikincisi senin kafana üçüncüsü de bu masalı tüm okuyanlara...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:44:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263809671</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Anahtar kelimelerle öykü </title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263809936</link>
         <description><![CDATA[<div>Ayşenur Kılavuz 9-D 370<br><br>Haksızlık<br>Irkçılık<br>Siyahi<br>Eşitsizlik<br>Adaletsizlik<br>Suç<br>Ayrımcılık<br>Küçümseme<br>Ön yargı<br>Renk ayrımı<br>Irkçılık nedir neden bir insan başka bir insanı ten rengi farklı diye küçümserki? Irkçılık ilk Allah 'ın şeytana Hz Adem'e secde etmesini söylediği anda  şeytan "o topraktan yaratıldı ben ise ateşten yaratıldım ona secdsecde etmem " demesiyle başladı aslına <br>bakarsanız şimdide pek fark yok ben beyazım onlar zenci"  diye kendini üstün gören insanlar var ama bu haksızlık neden sırf  insanlar siyahi diye ayrımcılığa uğruyor. İnsanlarin siyahilere karşı bu kadar ön yargılı olması beni gerçekten üzüyor. Anlamıyorum onlarda insan onlarında iki eli iki ayağı var ve ten renginin bizden koyu olması onları asla suçlu yapmaz artk bu eşitsizlik olmamalı gelecekte adaletli bir dünyada yaşamak dileğiyle...</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:46:29 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263809936</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Siyahi röpartajı</title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263810158</link>
         <description><![CDATA[<div>https://youtu.be/cbYKzjOb6FY youtube </div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/292962912/dc5397283fc07c1a40ff612de3b6c868/VID_20180516_WA0027_001.mp4" />
         <pubDate>2018-05-26 19:49:20 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263810158</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>mlk_ktrc</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263810181</link>
         <description><![CDATA[<div>Grup üyeleri;<br>  Zeynep Katırcıoğlu 335 (Grup başkanı)<br>  Esmanur Örs 528<br>  Ayşenur Kılavuz 370<br>  İlknur Yılmaz 351 <br>  <br>  Grup içindeki görev dağılımı;<br>  Esmanur Örs; Videoya alt yazı eklemek, fanusu hazırladı, bir tane video çekti. <br>  Ayşenur Kılavuz; Sandık hazırladı kitap seslendirdi ve fragmanda rol aldı.<br>  İlknur Yılmaz; Fragmanda rol aldı video editlerine yardim etti ve Röpartaj yaptı, yazar koltuğu yaptı.<br>  Zeynep Katırcıoğlu; Video editleme, tagul çalışması ve röpartaj yaptı <br> <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 19:49:54 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263810181</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>nezahat_akbaba1</author>
         <link>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263813058</link>
         <description><![CDATA[ur Yılmaz 351 
  ]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2018-05-26 20:58:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/mlk_ktrc/a7i16aujgyia/wish/263813058</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
