<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Davranıçcılık by Nesrin Ozdener</title>
      <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv</link>
      <description>Kuramlar</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2017-05-31 16:38:26 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2025-10-26 18:08:28 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>klasik koşullama</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854556</link>
         <description><![CDATA[<div>aleyna-furkan</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:11:52 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854556</guid>
      </item>
      <item>
         <title>bitişiklik kuramı (watson-Guthrie)</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854620</link>
         <description><![CDATA[<div>elif-meltem-abdullah</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:12:08 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854620</guid>
      </item>
      <item>
         <title>bağlamcılık(thorndike)</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854687</link>
         <description><![CDATA[<div>aleyna-berra</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:12:17 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854687</guid>
      </item>
      <item>
         <title>edinimsel koşullama(skinner)</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854712</link>
         <description><![CDATA[<div>çağlar-buse</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:12:23 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854712</guid>
      </item>
      <item>
         <title>sistematik davranış kuramı(Hull)</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854755</link>
         <description><![CDATA[<div>gamza-mustafa</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:12:39 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854755</guid>
      </item>
      <item>
         <title>işaret-geştalt kuramı (tolman)</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854792</link>
         <description><![CDATA[<div>yunus-berkan</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:12:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854792</guid>
      </item>
      <item>
         <title>sosyal bilişsel kuram (bandura)</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854872</link>
         <description><![CDATA[<div>ecem-başak</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:13:14 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854872</guid>
      </item>
      <item>
         <title>bilgiyi işleme kuramı</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854971</link>
         <description><![CDATA[<div>haluk-ramazan</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:13:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451854971</guid>
      </item>
      <item>
         <title>nörofizyolojik kuram(Hebb)</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451855022</link>
         <description><![CDATA[<div>onur-aykut-murat</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:14:02 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451855022</guid>
      </item>
      <item>
         <title>merve- eda geştalt kuramı</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451855969</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:18:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451855969</guid>
      </item>
      <item>
         <title>geştalt kuramı</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451857382</link>
         <description><![CDATA[<div>semeyye-nisa</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:24:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451857382</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Kuram için anahtar tanım ve sözcükler nedir?</title>
         <author>nesrinozdener</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451859254</link>
         <description><![CDATA[<div>Kuramın eğitime yansıması nedir?<br>2-mart-2020</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-02-28 08:31:55 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/451859254</guid>
      </item>
      <item>
         <title>nörofizyolojik kuram(Hebb)</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/452639097</link>
         <description><![CDATA[<div>Eğitim faaliyetlerinde oldukça etkili olan davranışçı, bilişsel ve duyuşsal kuramların yanı sıra bir de nörofizyolojik öğrenme kuramından bahsetmek mümkündür. Kuram öğrenmeyi, beyin hücreleri arasında oluşan bağlantılarla açıklamaya çalışmıştır. <br>Beyin insan zihninin, güdülenmenin ve öğrenmenin merkezidir. Buna göre öğrenme ilkelerinin açıklanabilmesi için, beynin yapısının ve öğrenme esnasında beyinde olup bitenlerin iyi bilinmesi gerekir.<br>Beyin yeni öğrendiğimiz bir bilgiyi yeni sinirsel bağlantılar oluşturarak kullanışlı ve bilimsel düşünce haline getirir. Daha önce öğrenilen bilgilerle ilişkilendirir. Kurulan hafıza ilişkileri ve zihinsel faaliyetlerin her biri hücreler arasında yeni bağlar kurarak bir ağ tabakası oluşturmaktadır. Kurulan bağların sayısı ne kadar fazla ise zihinsel potansiyelin gücü de o derece yüksektir.<br>Duygularımız ve belleğimiz limbik sistem tarafından kontrol edildiği için duygusal bağ kurduğumuz olayları daha kolay hatırlarız. Çok sevinçli olduğunuz bir an kolay kolay zihninizden silinmez.<br>Limbik sistem insanın haz ve acı hislerinin de oluştuğu bölümdür. Davranışların öğrenilmesi ve kalıcı hale gelmesi, bu davranışlardan haz ve acı duyulması ile ilgilidir. Ceza ve korku, haz ve ödüle baskın gelmektedir. Bu durum eğitim faaliyetlerinde dikkat edilmesi gereken noktadır. Öğrenme sürecinde bireyin değişik yollarla cezalandırılması, daha sonra ödülle telafi edilebilecek bir davranış değildir. Bu nedenle bireyde ödülün etkisinin artırılması onun, önce ödülle karşılaşmasına bağlıdır. <br>Neokorteks, duyular aracılığıyla algıladıklarımızı bir araya getirip anlam ürettiğimiz merkezdir. Dış beyin kısmını teşkil eden neokorteks, beynin düşünen, konuşan, yazan, yeni buluşlar yapan, merak eden, plan yapan, öğrenmenin, zekanın ve hafızanın oluştuğu bölüm olup, sınırsız bir kapasiteye sahip görünmektedir. Üzerindeki görme, duyma ve diğer algılama merkezleriyle ve dış dünyayla sürekli iletişim halinde bulunur. <br>Hipokamp bölgesi bilgilerin kalıcı hafızaya geçip geçmeyeceğine karar veren merkezdir. Merak ve ilgi duymadığımız, önemsemediğimiz; kısacası duyguların hareketlenmediği olaylarda gelen bilgiler düşük frekanslı elektrik sinyalleri şeklindedir. Duyguların uyandığı olaylarda ise hipokamp hareketlenmekte ve kortekse kayıt işlemi tamamlanmaktadır. <br>Öğrencinin konuya ilgisinin çekilmediği, merakının uyandırılmadığı ve konunun zevkli ve eğlenceli hale getirilmediği öğretme süreçlerinin, başarısız kalması hipokamp denilen bölgesinin uyarılmamasıyla ilgilidir.<br>Laslhey’in beyin fizyolojisi üzerine yaptığı çalışmalarla beyin kabuğundaki harabiyet miktarı artıkça, öğrenme ve hatırlamadaki performansın azaldığı ortaya konulmuştur.<br>Kişi olay ve nesnelerle karşılaştığı zaman o nesne veya olayla ilgili nöron paketini harekete geçirir. Mesela olgun elmanın kırmızı, tatlı, sulu, yumuşak olduğunu öğrenmiş bireyin aşağıdaki gibi bir ağ kurmuş ve hücreleri şu şekilde bağlantılandırmış olduğu tahmin edilmektedir;<br>  <br>Burada bireyin olgun elmayı öğrenebilmesi için kırmızı, tatlı, sulu ve yumuşak kavramlarını zihninde nöronlar halinde daha önceden oluşturmuş olması gereklidir.<br>Hebb, kuramında şu üç görüşü ileri sürmektedir;<br>⦁	Beyin, öğrenmede, davranışçıların savunduğu gibi, basit bir telefon santrali gibi rol üstlenmez.<br>⦁	Genel yetenek, kalıtımdan çok kişinin geçirdiği yaşantılarla belirlenir.<br>⦁	Genel yeteneğin belirlenmesinde çocuklukta geçirilen yaşantılar, yetişkinlikteki yaşantılardan daha etkilidir.<br>Çocukluktaki öğrenmeler, gelecekteki öğrenmelerin çerçevelerini çizmekte, onları zenginleştirmekte ya da sınırlandırmaktadır. Özellikle okul öncesi ve ilköğretim döneminde, çocuğun uyarıcı bakımından zengin bir çevre içinde yaşantı kazanması, onun bilişsel gelişimi için gerekli nörolojik yapılanmaların oluşumunu sağlar. <br>Öğrenme yaşantıları düzenlenirken tüm duyulara hitap eden araçlar kullanılarak öğrenicinin mümkün olduğunca çok duyusunun uyarılması gereklidir.<br>Beyin temelli öğrenmenin özellikleri;<br>⦁	Beyin temelli öğrenmede bireysel farklılıklar önemlidir. Her beyin ancak parmak izi kadar birbirine benzer. Bu benzersizlik bireyin öğrenme ve anlama şekline de yansır. Bu nedenle öğretimde bireysel farklılıklar dikkate alınmalıdır.<br>⦁	Beyin temelli öğrenme anlamlı öğrenmedir. Bireyin karşılaştığı uyaranları rastgele düzensiz bilgi yığınları şeklinde değil, örgütlü, örüntülü ve bütüncül olarak organize etmesini hedefler.<br>⦁	Beyin temelli öğrenmede duygular önemlidir. Heyecan, merak, duygusallık, tehdit, korku, şiddet ve stres öğrenmeyi etkiler.<br>⦁	Beyin temelli öğrenmede duyular önemlidir. Özellikle okul ortamlarında gerçekleştirilen planlı öğretim faaliyetlerinde öğrenenin mümkün olduğunca çok duyu organına hitap eden uyaranlar kullanılmalıdır.<br>⦁	Beyin temelli öğrenmede uyaranların sadeliği önemlidir. Uyaranların belirli bir bütünlük ve öğrenenin anlayabileceği bir sadelik içerisinde sunulması gerekir.<br>⦁	Beyin temelli öğrenmede çeşitlilik ve farklılıklar önemlidir. Problemlerin değişik çözüm yolları gösterilmeli, bir konunun değişik yönleri olabileceği ortaya konulmalı, bir konuda birden fazla doğru olabileceği gerçeği dikkate alınmalıdır. Bu sadece siyah ile beyazı kabul etmek yerine siyah ile beyaz arasındaki tüm renkleri dikkate alan bir anlayışı gerektirir. Bir konu değişik yollarla öğrenilmeli, ya da bireyin kendi yolunu bulması sağlanmalıdır.<br>⦁	Beyin temelli öğrenme gerçek yaşamla bağlantı kurmayı gerektirir. Bir konu ne kadar hayati ise beyin bu konuya o kadar ilgi duyacak ve iyi öğrenecektir. İnsanların en iyi öğrendikleri konuların hayatta kalma ile ilgili konular olduğu hatırlanırsa, öğrenilecek konunun hayatla ilişkisinin kurulmasının öğrenmeyi ne derece etkileyeceği daha iyi anlaşılacaktır.<br>⦁	Beyin temelli öğrenme bütüncül bir öğrenmedir. Bu nedenle tematik bir öğretim anlayışı gerektirir. Bir temanın tüm alanlarla ilişkisi kurulmalıdır. Bunun için disiplinler arası öğretim programları geliştirilmeli ve kullanılmalıdır.<br><br>Hazırlayanlar :<br>Onur KIR 155516085 <br>Aykut DEMİR 155516041<br>Murat KARAŞAH 100217503</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/467894779/7d0a6394b1644616320d30e1e777f7a5/Ads_z.png" />
         <pubDate>2020-03-01 19:55:05 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/452639097</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Gestalt Kuramı</title>
         <author>merveles1996</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/452646272</link>
         <description><![CDATA[<div>EDA ILDIR - MERVE ÖZBİLGİN<br><br>Gestalt kuramına göre; bütün, parçaların toplamından farklı bir anlam ifade eder ve birey, bütünü parçalarına ayrıştırarak değil, bütünlük içinde algılar. Gestaltçılar, organizmanın, dışarıdan gelen duyumlara kendisinden bir şeyler katarak, yaşantıyı yeniden örgütlediğini savunurlar. Wertheimer belli uyarıcıların nasıl gruplanacağını, nasıl yapılandırılacağını ya da yorumlanacağını belirleyen uyarıcı değişkenleri tanımlamıştır. Bir objenin değişik koşullar altında aynı biçimde algılanmasına algısal değişmezlik adı verilir. Uzaktaki bir ağacı küçük, yakındakini büyük görmemiz gerekirken, ağaç deyince her daim aynı şekilde algılanır. 1.Algının temel özellikleri Gestalt yaklaşımına göre algılama zihinde oluşan bir süreçtir. Çevreden gelen uyarıcılar duyu organlarını uyarır ve bu şekilde meydana gelen sinir akımı beyne ulaştığında duyum ile birlikte algılama meydana gelir. Gestalt psikologları yaşantı ve beyin etkileşimine ilişkin farklı ve birbirini bütünleyen teoriler geliştirmişlerdir.<br><br></div><div><strong>1.1 Algıda değişmezlik</strong> Bir kez algılanan nesnelerin şekilleri, renkleri, büyüklükleri değiştiği halde, organizma o nesneleri hep aynı biçimde algılar. Nesneleri değişik ortam ve şartlarda yine aynı şekilde algılama eğilimine algıda değişmezlik denir.<br><br></div><div><strong>1.2 Algıda seçicilik</strong> Algı bir seçim sürecidir. Seçici dikkat sürecinde dış dünyada olup bitenler uyarıcılar aracılığı ile algılanır. Ancak bu uyarıcıların özelliklerine göre dikkat çekmesi ve algılanması farklıdır. Uyarıcının renkli, hareketli veya ışıklı olması hemen dikkatimizi çeker, örneğin ışıltılı reklam panoları, yüksek volümlü müzikler buna örnek gösterebilir. Ayrıca kişinin ilgi alanı da algıda seçicilik oluşturmaktadır ( aç olan birisinin yemek kokusunu algılaması gibi ).<br><br></div><div><strong>1.3 Algısal örgütlenme</strong></div><div><strong>1. Şekil – Zemin İlişkisi</strong></div><div>Nöronal algı şebekelerine göre, normal şartlar altında, bireyin dikkati şekil üstünde odaklanır; zemin ise şeklin gerisinde, algı alanına girmez. Ancak bazı durumlarda, şekil ve zeminin birbirleriyle yer değiştirdiği, hangisinin şekil, hangisinin zemin olduğuna karar verilemediği durumlar ortaya çıkabilir.<br><br></div><div><strong>2. Yakınlık İlkesi</strong></div><div>Organizma, bir alandaki öğeleri, nesneleri birbirlerine olan yakınlıklarına göre gruplandırarak, algılama eğilimindedir. İşitsel uyarıcıların gruplanarak algılanması ise, zamansal olarak birbirlerine olan yakınlıklarına göre gerçekleşir.<br><br></div><div><strong>3. Benzerlik İlkesi</strong></div><div>Şekil, renk, doku, cinsiyet vb. pek çok özellik bakımından birbirine benzer maddeler birlikte gruplanarak algılanma eğilimindedir. Benzerlik faktörü görsel uyarıcıların algılanmasında olduğu kadar, işitsel uyarıcıların algılanmasında da önem taşır.<br><br></div><div><strong>4. Tamamlama İlkesi</strong></div><div>Organizma, tamamlanmamış etkinlikleri, şekilleri, sesleri tamamlayarak algılama eğilimindedir. Organizma, bütünlük oluşturan simetrik şekillere, özetle sağlam bir Gestalt’a ulaşmayı hedefler.<br><br></div><div><strong>5. Devamlılık (Süreklilik) İlkesi</strong></div><div>Algı alanında bulunan ve aynı yönde giden birimler birbiriyle ilişkili görünme eğilimindedirler. Bu eğilim süreklilik olarak isimlendirilir. Şekilde yer alan resim 1’i 1a ve 1b’den oluşan bir şekil olarak değil iki çizgiden oluşan bir şekil olarak algılarsınız.<br><br></div><div><strong>6. Basitlik İlkesi</strong></div><div>Organizma, basit ve düzenli bir şekilde organize edilmiş şekilleri algılama eğilimine sahiptir.<br><br></div><div><strong>1.4 Derinlik Algısı</strong></div><div>Gestalt yaklaşımına göre yaşam boyunca edinilen yaşantılar iz sistemlerini oluştururlar. Geçmişte oluşturulan iz sistemleri daha sonraki yaşantıları ve algılamaları da etkiler. Bellekte iz bırakan algılar anımsanır. Bu izler bellek izi olarak isimlendirilir. Sonraki benzer yaşantılar bellek izini tetikler ve onlarla birlikte yeni bir yaşantıya ve yeni bir bellek izine dönüşür. Dolayısıyla sonraki tüm yaşantılar bellekte var olan önceki tüm yaşantılarla anlam kazanır.<br><br></div><div><strong>1.İçgörüsel (Kavrayarak veya Seziş Yoluyla) Öğrenme</strong></div><div>Anı kavrama yoluyla öğrenme de denilen içgörü (insight) yoluyla öğrenmenin başta gelen savunucusu Wolfgang Köhler’dir. Köhler’in bu alandaki en meşhur deneylerinden bir tanesi tavuklar üzerinde odaklaşmıştır. Bu öğrenmede birey problemin çözümü için bütün yolları düşünür. Problemin çözümü için uygun yolu bulduğunda konuyla ilgili içgörü kazanmış olur.<br><br></div><div><strong>2.Yaratıcı Düşünme</strong></div><div>Yaratıcı düşünme ile Gestalt yaklaşımının öncülerinden Wertheimer ilgilenmiş ve bu alanda kitap (Productive Thinking) yazmıştır. Wertheimer bu kitabında iki tür problem çözmeden bahsetmektedir. Bunlardan A türü çözümler, Gestalt ilkelerine dayalıdır, orjinaldir, içgörüseldir. Başka bir deyişle, problemin doğasını, temel yapısını anlamayı gerektirir. Çözüm başkası tarafından değil bireyin kendisi tarafından bulunur. Kolay genellenir ve uzun süre hatırlanır. B türü çözümler ise anlamadan çok ezberlemeye dönüktür. Birey olguları, kuralları, olayları anlamadan ezberler. Böyle bir öğrenme ise katıdır ve kolayca unutulur, sadece sınırlı durumlarda uygulanabilir. Dolayısıyla yaratıcı düşünmede anlamaya dayalı öğrenme söz konusudur. Transfer edilebilir ve uzun süre hatırlanabilir. Bu süreçte dışsal pekiştireç yoktur, içsel pekiştireç söz konusudur.<br><br><br>Gestalt kuramcılarına göre insanlar dünyayı bir bütün olarak algılamaktadırlar. Gelen uyarıcılar birbirinden ayrı değil, bir arada anlamlı bütünler halinde örgütlenmiş bir biçimde algılanmaktadır. Algılamada şekil-zemin ilişkisi, yakınlık, süreklilik, tamamlama, benzerlik ve basitlik ilkeleri söz konusudur.<br><br></div><div>·         Öyleyse öğretmen dönemin başında dersin genel çerçevesini bir bütün olarak sunmalı, daha sonra ayrıntıya yönelmelidir.</div><div>·         Ünitenin kendi içindeki öğelerle ve diğer öğelerle ilişkisi bir bütünlük taşımalıdır.</div><div>·         Objeler benzerlik, yakınlık, süreklilik ilişkilerine göre gruplandırılarak öğrencilerin daha kolay algılamalarına yardımcı olunmalıdır.</div><div>·         Öğrencilerin inançları, değerleri, gereksinimleri ve tutumları dikkate alınmalıdır.</div><div>·         Öğrencinin problemin özünü kavrayabilmesi, öğeler arasındaki ilişkileri keşfedebilmesi, olası çözüm yollarından en uygununu bulabilmeleri için öğrencilerine ipuçlarıyla yardımcı olmalıdırlar.</div><div>·         Öğrenci bilişsel anlamda bir dengesizlik içine sokulmalı,merakı uyandırılmalı, dengeyi kendine göre kurabilmesi için yardımcı olunmalıdır.</div><div>·         Ezber değil, çok yönlü ve yaratıcı düşünme teşvik edilmelidir.</div><div>·         Öğretmenler çok sayıda problem durumu sınıfa getirerek öğrencilerin tekrar yapmalarına, transfer yapmalarına fırsat vermelidirler.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-03-01 20:27:57 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/452646272</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/452649296</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Bitişiklik Kuramı (Watson-Guthrie)</strong><br>Abdullah Fındık - Elif Nur Kemiksiz - Meltem Tekin<br><br>Ekte Küçük Albert Deneyi ile ilgili bir link bulunmaktadır. Dilerseniz izleyebilirsiniz.<br><br><mark>Watson öğrenenin deney ile gözlemlenebilir bir durum olduğunu savunmuştur. Bu sebeple bu yönde çalışmalar sürdürmüştür. </mark><strong><mark>(Albert Deneyi)</mark></strong><br>Watson’ın öğrenmeye dair temel yaklaşımı, uyarıcı-tepki bitişikliğidir. Guthrie’nin de aynı görüşü kabul etmesinden dolayı bu iki bilim insanına bitişiklik kuramcıları denmiştir.<br><br><strong>Watson’un Bitişiklik Kuramındaki Temel İlkeler</strong><br>Watson’ın başlangıçta yaptığı çalışmalar aslında Pavlov’un koşullu refleks görüşlerinin farklı bir versiyonudur. Ona göre eğer bir köpek koşullanabiliyorsa bir bebekte koşullanabilir. Bu görüş doğrultusunda ünlü deneyi olan Albert adındaki bebekle çalışmasını gerçekleştirmiştir. Albert’te normalde fareye karşı korkusu yoktur. Ancak deney sırasında fareyle her ilgilendiğinde onu rahatsız edip korkutacak bir ses çıkartılır. Bu rahatsız eden ses deneyi bebeğin fareyle her oynamak istediğinde gerçekleştirilir. Bunun sonucunda artık Albert fareyi her gördüğünde korkmaya başlar. Daha sonra Albert farenin yanı sıra ona benzeyen beyaz ve tüylü olan her şeyden korkmaya başlamıştır (uyarıcı genellemesi). Watson korkunun öğrenilebildiği gibi var olan korkunun da yok edilebileceğini yaptığı çalışmalarla göstermiştir.<br><br><strong>Bitişiklik</strong><br>Başka bir deyişle uyarıcı ile tepki arasında kısa bir zaman dilimi olmalıdır.<br><br><strong>Son Tepki İlkesi</strong><br>Bir uyarıcıya karşı verilmiş en son tepkinin başka bir zaman da aynı uyarıcıyla karşılaşınca verilmesidir.<br><br><strong>Sıklık İlkesi</strong><br>Watson, öğrenmede pekiştirme ya da ödüllendirmeden söz etmemiştir. Bir uyarıcıya karşı sıklıkla gösterilen bir davranışın başka zamanlarda da aynı uyarıcıya karşı benzer tepkinin verilme olasılığı yüksektir.<br><br><strong>Korku koşullanması</strong><br>Klasik koşullanma süreciyle aynıdır. Başlangıçta nötr uyarıcı olan herhangi bir şey, korkuya neden olan koşulsuz uyarıcıyla eşleşerek koşullu uyarıcı olur. Korku koşullanması çabuk gerçekleşen ancak zor bir şekilde ortadan kalkan bir koşullanmadır.<br><br><strong>Duyarsızlaştırma</strong><br>Duyarsızlaştırmada korku duyulan koşullu uyarıcıya kademe kademe yaklaştırma söz konusudur. Başlangıçta bireyi rahatsız etmeyecek bir uzaklıkta bulunan koşullu uyarıcı bireyi en az etkileyecek şekilde yaklaştırılır. Ve bu işlemler sonucunda korku yavaş yavaş ortadan kalkar.<br><br><strong>Guthrie’nin Bitişiklik Kuramındaki Temel İlkeler<br></strong><br></div><blockquote>Bitişiklik ilkesine göre uyarıcı-tepki bitişikliğinde öğrenmeye dair bağ oluşur ve başka durumlarda da bu bağ kullanılır. </blockquote><div><mark>Guthrie’nin kuramında ceza uygulamaları istenmeyen davranışı ortadan kaldırmaz. Bunun yerine davranışı alışkanlıkları değiştirme yöntemini kullanmıştır. (Watson'ın aksine)</mark></div><div><em>Guthrie’nin bitişiklik kuramı bilişin varlığını kabul etmez. </em>Ona göre davranışların sebeplerini açıklamak için zihinsel süreçlere başvurmak doğru değildir. Öğrenmedeki tüm zihinsel öğeleri reddetmektedir.<br><br><strong>Öğrenmede Tek Deneme İlkesi</strong><br><mark>Guthrie, sıklık yasasını reddetmedir. Yapılan tekrarlar bağın gücünü artırmaz.</mark> Yani öğrenme ilk denemede ya hep ya hiç şeklinde oluşur. <br><br><strong>Alışkanlıkları Değiştirme Yöntemleri</strong><br>Guthrie, öğrenmeye ilişkin görüşlerine bir de alışkanlıkların nasıl yok edileceğine dair temel kavramlar da eklemiştir. Ona göre alışkanlıklar üç yöntemle yok edilir. Bunlar: eşik yöntemi, bıktırma yöntemi ve zıt tepki yöntemidir.<br><br><strong>Eşik Yöntemi</strong><br>Kötü bir alışkanlığın yok edilmesi için istenmeyen tepkiyi (alışkanlığı) başlatan uyarıcıları bulup, bu uyarıcının tepki ortaya çıkarmayacak düzeyde yavaş yavaş verilmesidir. Başlangıçta tepkiyi ortaya çıkarmayacak düzeyde verilen uyarıcı eşik seviyesini geçmeyecek düzeyde yavaş yavaş artırılır. <br><br><strong>Bıktırma</strong><br>İstemeyen bir davranışı ortadan kaldırmanın başka bir yolu da bıktırmadır. Bu yöntemde istenmeyen davranış organizmayı bıktırıncaya kadar verilir. Böylece organizma bu istenmeyen davranışı bir daha göstermeyebilir.<br><br><strong>Zıt tepki yöntemi</strong><br>İstenmeyen davranışı meydana getiren uyarıcıyla, istenilen davranışı meydana getiren uyarıcı beraber verilir. Burada istenmeyen davranışın yerine istenilen davranışın almasıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta ise istenilen uyarıcının, istenmeyen uyarıcıdan daha baskın olmalıdır. Yoksa istenmeyen davranış yok edilmeyebilir.<br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=OsybplvFk5o" />
         <pubDate>2020-03-01 20:42:52 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/452649296</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Klasik Koşullanma Pavlov (1849-1936)</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/452660552</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Aleyna ZENGİN - R. Furkan KÖK</strong></div><div>Pavlov’un, köpeklerin salya sistemlerini araştırmasıyla ortaya çıkmıştır. Araştırdığı köpeklerin bakıcılarını görmesiyle hatta ayak seslerini duymasıyla bile salya akıttığını gören Pavlov, bu salya tepkisinin normalde ete karşı göstermesi gerektiğini bilmekteydi. Bunun üzerine Pavlov araştırmasına yeni bir yön vererek köpeklerin neden et dışındaki uyarıcılara tepki verdiğini araştırmaya başlamıştır.</div><div>Koşullanmadan önceki herhangi bir tepkisel davranışa <strong>koşulsuz davranış </strong>denir. Deneyde köpeğin yemeği görünce salya salgılaması koşulsuz davranıştır. <br>Doğrudan tepkisel davranış meydana getiren uyarıcıya <strong>koşulsuz uyarıcı </strong>adı verilir. Deneyde köpeğe verilen yiyecek, doğrudan salya davranışına neden olduğundan koşulsuz uyarıcıdır.</div><div>Başlangıçta doğrudan tepkisel davranış meydana getirmeyen belirli koşullar sonunda tepkisel davranışa neden olan uyarıcı, <strong>koşullu (yapay) uyarıcı</strong>dır. </div><div>Deneyin başlangıcında çıngırak sesi, salya davranışına neden olmaz, bu ses <strong>nötr uyarıcı</strong>dır.</div><div>Deney sonunda sadece çıngırak sesi salya davranışına neden olur. Nötr uyarıcı olan çıngırak sesi, artık koşullu uyarıcı hâline gelmiştir. Koşullu uyarıcıya karşı oluşan tepkisel davranış <strong>koşullu refleks </strong>ya da <strong>koşullu tepki</strong>dir. Deneyde sadece çıngırağa karşı gösterilen salya davranışı koşullu reflekstir.<br><br></div><div><strong>Klasik Koşullanma İlkeleri</strong></div><div><strong>1) Bitişiklik (Zamansal Yakınlık)</strong></div><div>Tepkisel koşullanmanın en temel ilkesidir. Uyarıcıların zamansal olarak art arda verilmesidir.<br><br></div><div><strong>2) Habercilik (Uyaran Sırası):</strong></div><div>Pavlov’a göre koşullanmanın olması için önce nötr sonra koşulsuz uyarıcı verilmesi gerekir.<br> – Bir şeyin başlayacağının işareti olumlu habercilik<br> – Bir şeyin biteceğinin işareti olumsuz haberciliktir.<br><br></div><div><strong>3) Gecikmeli Koşullanma:</strong><br> Sürece önce nötr uyarıcı verilir. 1-2 sn sonra koşulsuz uyarıcı verilir. En etkili olanıdır.<br><br></div><div><strong>4) Kısa Süreli (İze) Koşullanma:</strong><br>Önce nötr uyarıcı verilir. 3-4 sn sonra süreçten çekilir, koşulsuz uyarıcı verilir ve koşullanma sağlanır.<br><br></div><div><strong>5) Aynı Anda Koşullanma:</strong><br>Nötr ve koşulsuz uyarıcı aynı anda sürece dahil edilerek koşullanma sağlanır. (En etkisiz)<br><br></div><div><strong>6) Geriye Doğru – Tersine Koşullanma:</strong><br>Önce koşulsuz uyarıcı verilir. 1-2 sn sonra nötr uyarıcı verilir. Fakat koşullanma olmaz.<br><br></div><div><strong>7) Geçici Koşullanma :</strong><br>Koşulsuz uyarıcının belli aralıklarla peş peşe kullanılmasıyla organizmanın zaman aralığına koşullanmasıdır.<br><br></div><div><strong>8) Duygusal Ön Koşullanma:</strong><br>Organizmaya önce iki nötr uyarıcıyla bağ kurdurulur. Sonra nötr uyarıcılardan biri koşulsuz uyarıcıyla eşleştirilir. Diğer nötr uyarıcıya eşleştirme olmamasına rağmen ona da koşullu tepki vermesidir.<br><br></div><div><strong>9) Üst Düzey (Dereceli) Koşullanma:</strong></div><div>Koşullu bir uyarıcıyla sunulan nötr bir uyarıcının koşullu uyarıcıyı üretmeye başlamasıdır.<br>Ör: Ayşe ile kavga eden ve ondan korkan Ali Fatma’yı Ayşe’nin yanında görünce Fatma’dan da korkmaya başlaması.<br><br></div><div><strong>10) Engelleme :</strong><br> Koşullu bir uyarıcıdan sonra sunulan nötr bir uyarıcıya koşullu uyarıcının koşullanma oluşmasını engellemesidir.<br> Ör: Ayşe’yi seven Ali’nin ondan sonra hiçbir bayanı sevmemesi<br><br></div><div><strong>11) Garcia Etkisi </strong></div><div>Bir olayla ilgili olumluluğun ya da olumsuzluğun olayla ilgili görmediği diğer ögelere de yansıyabilir.</div><div>Ör: Sevdiğimiz birinin, annesini, evini, babasını da severiz.<br><br></div><div><strong>12) Gölgeleme:</strong><br>Koşulsuz uyarıcıdan önce sunulan iki nötr uyarıcıdan organizma için hangisi baskınsa dikkat çekmesiyle organizmanın ona koşullanıp diğerine koşullanmamasıdır.<br><br></div><div><strong>13) Sönme(Deneysel Çözülme):</strong><br>Organizmanın koşullu uyarıcıya göstermiş olduğu tepkinin gitgide azalarak ortadan kalkmasıdır.<br><br></div><div><strong>14) Alışma:</strong><br>Organizmanın koşullu ya da koşulsuz uyarıcıya gösterdiği tepkinin gitgide azalmasıdır.<br>Ör: Yeni boyanan eve girince bir süre sonra boya kokusunu daha az almamız.<br><br></div><div><strong>15) Duyusal Uyum:</strong><br>Biyolojik, fizyolojik kökenli bir alışma olup genelde olumlu duygular ortadan kaldırılır (Sevme)<br><br></div><div><strong>16) Duyarsızlaşma:</strong><br>Psikolojik kökenli bir çalışma olup genelde olumsuz duygular ortadan kaldırılır (Korku vb.)<br><br></div><div><strong>17) Duyarlık Kazanma:</strong><br>Alışmanın tersine, organizmanın daha önce az tepkide bulunduğu bir uyarıcıya daha çok tepki vermeye başlamasıdır.<br><br></div><div><strong>18) Alışkanlık Kazanma:</strong><br>Aynı davranışın bilinçsiz, otomatik ve genelde düşünmeden tekrar yapılmasıdır.<br> Ör: Asansör tamir edildiği halde hala merdiveni kullanma gibi.<br><br></div><div><strong>19) Kendiliğinden Geri Gelme:</strong><br>Sönmüş olan bir tepkinin bir uyaran olmaksızın tekrar ortaya çıkmasıdır.<br><br></div><div><strong>20) Genelleme:</strong><br>Organizmanın koşullu uyarıcıya benzeyen başka uyarıcılara da koşullu tepkiyi göstermesidir.<br>Ör: Beyaz tüylü her hayvanın tavşana benzetilmesi.<br><br></div><div><strong>21) Ayırt Etme:<br></strong>Organizmanın uyarıcılar arasındaki farkı kavramaya başlamasıdır.<br><br></div><div><strong>22) Öğrenilmiş Çaresizlik:</strong><br>Organizmanın tüm çabalarına rağmen sergilediği davranış sonuçsuz kalınca sergilemekten vazgeçip diğer durumlara da genellemesidir. Belirtileri; isteksizlik, korku, pasiflik, kaygı.<br><br></div><div><strong>23) Öğrenilmiş Güçlülük:</strong><br>Bireyin her başarısızlığını kendisini hedefe ulaştıracak bir deneyim olarak görmesidir.<br><br></div><div><strong>24) Kendini Gerçekleştiren Kehanet:</strong><br>Bireyin kafasından kurguladığı şeyin gerçeğe dönüşmesidir.<br><br></div><div><strong>Kuramın Eğitime Yansıması</strong></div><div>Klasik koşullanmanın eğitim öğretim ortamında kullanımı sınırlıdır. Buna karşın duyuşsal özelliklerin kazandırılmasında önemli roller üstlenebilir. Örneğin öğrencilerde kendilerine olan özgüvenin geliştirilmesi</div><div>· Olumlu benlik kavramının geliştirilmesi,</div><div>·Okula karşı olumlu tutum oluşturulması,</div><div>· Sınav korkusunun, kaygısının azaltılması,</div><div><br>Küçük çocuklara yaramazlık yaptıkları zaman iğneciye, polise vereceklerini söylemek çocukların hemşirelerden polislerden korkmalarına (koşullanmalarına) neden olmaktadır. Çocukların normal olarak yapması gereken etkinlikleri ceza aracı olarak kullanmamak gereklidir.<br>Klasik koşullanma planlı ve düzenli bir şekilde kullanıldığında verimli sonuçlar alınacaktır. Bu konuda öğretmenlere ve ebeveynlere büyük görevler düşmektedir.<br>Öğrenciler öğrenilmiş çaresizlikten kurtarılıp, kendilerine olan özgüven kazandırılabilir. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-03-01 21:42:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/452660552</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Edimsel Koşullanma (Burrhus Frederic Skinner)</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/452929347</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Buse TURAN - 100217031<br>Çağlar YILDIRIM - 100217008<br><br>Edimsel Koşullanma Nedir?</strong></div><div>Savunucusu Skinner’dır fakat Thorndike’ın Etki Yasasını ve Küçük Adımlar ilkesini almış edimsel koşullanma kuramını ortaya koymuştur.</div><div>Psikmotor davranışların ödül ve ceza ile şekillendirilmesidir. Bizler de birçok davranışımızı edimsel koşullanma ile kazanırız. Örnek verecek olursak; konuşmak, bisiklete binmek, yazı yazmak vb.<br><br></div><div><strong>Edimsel Koşullanma Özellikleri</strong></div><div>1.    Davranışlar psikomotordur.</div><div>2.    Önce bir tepki gerçekleşir daha sonra arkasından gelen pekiştireç yani uyarıcıya göre davranışın sıklığı ya artar ya azalır.</div><div>3.    Organizma aktiftir yani organizma ödüle ulaşmak veya cezadan kaçınmak için aktif olmak zorundadır.</div><div>4.    Geribildirim ilkesine dayanır, tepkinin arkasından gelen geribildirim davranışı etkiler.</div><div>5.    Pekiştireç (ödül-ceza) her zaman tepkiden sonra gelir.</div><div>6.    Davranışlar amaçlı ve bilinçlidir.</div><div>7.    Uyarıcının kaynağı belli değildir çünkü yapılan ilk davranış tesadüfen yapılmıştır.<br><br></div><div><strong>Edimsel Koşullanma Süreci</strong></div><div>    Aç bir fareyi Skinner kafese koyuyor ve fare kafeste dolanmaya başlıyor. Dolanırken ayağı tuşlardan birine denk geliyor ve bir tane yiyecek düşüyor. Fare yaptığı bu ilk olayı anlamamıştır ve kafesin içinde tekrar dolanmaya başlıyor sonra ayağı tuşa denk geliyor ve yine bir yiyecek düşüyor. Fare bu olaydan sonra tuş ile yiyecek arasında bir ilişki olduğunu anlıyor.</div><div><strong>Edimsel Koşullanma Kuralları</strong></div><div>1.    Organizma pekiştireçten yoksun olmalıdır.</div><div>2.    Edimsel koşullanmada yapılan ilk davranış tesadüfen ortaya çıkar ancak sonraki davranışlar amaçlı ve bilinçlidir.</div><div>3.    Edimsel Koşullanmada, tepkinin en az bir kez de olsa yapılmış olması gerekir.</div><div>4.    Pekiştireçler, tepkiden sonra gelir ve tepkinin yapılma sıklığını etkiler.<br><br></div><div><strong>Edimsel Koşullanma İlkeleri</strong></div><div><mark>1.Sönme ve Deneysel Çözülme: </mark>Pekiştireç ortamdan çıktığında, tepki önce artar sonra azalır. Örnek olarak; fare tuşa bastı ve yiyecek geldi burada ortamdan çıkan yiyecek.</div><div><mark>2.Alışma:</mark> Pekiştireç ortamda olduğu halde, pekiştirece olan tepkinin azalmasıdır. Skinner şunu fark ediyor: sürekli yemek verilirse fare pedala basmayacaktır çünkü fare doymuş olacaktır.  </div><div><mark>3.Alışkanlık Kazanma: </mark>Sürekli yapılan psikmotor bir davranışın otomatik hale gelmesidir. Alışkanlık, öğrenme sürecinin en tepe noktasıdır.</div><div><mark>4. Genelleme:</mark> Öğrenmenin Genellemesi: Ödül aranmamalıdır. Yapılan bir davranışın, benzer durumlarda tekrar yapılmasıdır.</div><div>Tepki Genellemesi: Bir davranışın arkasından ödül geldiğinde, aynı ödülü alabilmek için kişinin benzer tepkilerde bulunmasıdır.</div><div><mark>5. Ayırt Etme: </mark>Fare lamba açıkken tuşa basar, lamba kapalıyken tuşa basmaz.</div><div><mark>6.Ayırt Edici Uyarıcı:</mark> Ayırt eden uyarıcı her zaman tepkiden önce gelir ve tepkiyi kontrol eder.</div><div><strong>Pekiştirici Uyarıcılar</strong></div><div><mark>1.    Yapılarına Göre</mark></div><ul><li><strong>Birincil Pekiştireçler: </strong>Yaşamın devamlılığı ile ilgilidir. / Doğuştan gelir. / Öğrenilmemiş pekiştireçlerdir. Örnek olarak: yiyecek, içecek vb.</li><li><strong>İkincil Pekiştireçler:</strong> Sonradan kazanılanlar. / Öğrenilmiştir. Örnek olarak: Yüksek not, düşük not vb.</li></ul><div><mark>2.    Anlamlarına Göre</mark></div><ul><li> <strong>Olumlu Pekiştireç:</strong> Ortama girdiğinde organizmada hoşa giden etki yaratır ve ödül anlamı taşır. Ortamdan çıktığından organizmayı rahatsız eder ve ceza anlamı taşır. </li><li> <strong>Olumsuz Pekiştireç: </strong>Ortama girdiğinde organizmayı rahatsız eder ve ceza anlamı taşır. Ortamdan çıktığında organizma rahatlar ve ödül anlamı taşır. </li></ul><div><strong>Pekiştirme (Ödül)</strong></div><div><strong><mark>1.Olumlu Pekiştirme:</mark></strong><strong> </strong>Ortama doğrudan organizmayı mutlu eden, hoşa giden bir uyarıcı katılır ve davranışın sıklığı artar.</div><div><strong><mark>2.</mark></strong><mark> </mark><strong><mark>Olumsuz Pekiştirme:</mark></strong>Ortamdan organizmayı rahatsız eden uyarıcı çıkartılır ve organizma rahatlar, davranışı devam eder.</div><div><strong>Ceza</strong></div><div><strong><mark>1.Tip Ceza:</mark></strong><strong> </strong>Ortama doğrudan organizmayı mutsuz eden bir uyarıcı gelir ve davranışın sıklığı azalır.</div><div><strong><mark>2.</mark></strong><mark> </mark><strong><mark>Tip Ceza:</mark></strong> Ortamdan, organizmayı mutlu eden uyarıcı çıkartılır ve davranışın sıklığı azalır.</div><div><strong>Pekiştirme Tarifleri</strong></div><div><strong>1) Aralıksız Pekiştirme: </strong>Yapılan her davranışın pekiştirilmesidir. Bireye yeni bir davranış kazandırılırken etkili olmaktadır. Burada öğrenilecek konu yeni ve karmaşık ise bir süre doğru davranış pekiştirilir. Örnek olarak: Grup önünde konuşmaktan çekinen bir öğrencinin her konuşması sonrasında pekiştireç verilmesi öğrencinin çekingenliğini atmasına yardımcı olmaktadır.  <br> <strong>2) Aralıklı Pekiştirme:</strong> Kazanılmış bir davranışın devam ettirilmesinde etkili olarak kullanılmaktadır.    </div><div><strong>a) Zaman Aralıklı Pekiştirme:</strong> Bu pekiştirme tarifesinde pekiştirmeler arasında geçen süre önemlidir. Yani pekiştireç verildiği zamana bağlı olarak değişir. Zaman aralıklı pekiştirme kendi içinde ikiye ayrılır.</div><ul><li><mark>Sabit Zaman Aralıklı (Sabit Aralıklı) Pekiştirme:</mark> Bu pekiştirmede pekiştireçler belirli zamanlarda verilir. Pekiştirecin ne zaman geleceği bellidir. Ve birey tarafından bilinir. Bu nedenle pekiştirecin gelmesine yakın zamanda davranışlar sıklaşır sonra azalır.</li></ul><div>     Örnek olarak: Öğrencilerin yazılı ve sözlü sınavlardan önce çalışıp sonra çalışmamaları</div><ul><li><mark>Değişken Zaman Aralıklı Pekiştirme:</mark> Pekiştirmenin farklı ve değişen zaman aralıklarına göre yapılmasıdır. Örnek olarak: Bir babanın farklı zamanlarda çocuğuna başarısından dolayı hediye alması</li></ul><div><strong>b) Oran Aralıklı (ORANLI) Pekiştirme:</strong> Bu tür pekiştirmede pekiştireç gösterilen davranış sayısına göre verilir.</div><ul><li><mark>Sabit Oran Aralıklı (Sabit Oranlı) Pekiştirme:</mark><strong> </strong>Kaç davranıştan sonra pekiştirecin geleceği bellidir.  Örnek olarak: Öğrencinin yaptığı her ödeve 10 puan verilmesi…</li><li><mark>Değişken Oran Aralıklı (Değişken Oranlı) Pekiştirme:</mark> Bu tarifeye göre kaçıncı davranışın pekiştirileceği belirlenmemiştir. Her zaman için ‘SİZE DE ÇIKABİLİR’ denilerek kaçıncı davranışın pekiştirileceği belli olmadan insanlar piyango bileti almaya yönlendirilmektedir. </li></ul><div><strong>3)</strong> <strong>Premack İlkesi(Büyük Anne Kuralı)</strong><br>     Bireyin en çok hoşlandığı ve tercih ettiği davranışın; hoşlanmadığı ve tercih etmediği diğer bir davranışa koşullandırılması durumudur. Çok sık görülen davranış (tercih edilen) pekiştireç olarak kullanılarak az gösterilen davranış ortaya çıkarılmaya çalışılır. Örnek olarak: Yemeğini yersen dışarı çıkabilirsin…<br>  <strong>4)</strong> <strong>Simgesel Ödülle Pekiştirme(SEMBOLİK PEKİŞTİRME)</strong><br>     İstenilen tepkileri ortaya koyan öğrencilere şeker, oyuncak gibi uyarılar yerine pekiştirici olarak puan, fiş, boncuk, kurdele, çiçek figürü, yıldız, marka gibi nesnelerin (sembollerin) verilmesi esasına dayanır.<br>     Örnek olarak: Matematik dersine çalışan bir öğrenciye her bir problemi çözdüğünde bir yıldız vererek pekiştirmek ve on problemi çözdükten sonra ödül (not vb.) vermek.</div><div><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://youtu.be/fdSK2n-Yziw" />
         <pubDate>2020-03-02 13:37:34 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/452929347</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Bağlaşımcılık      </title>
         <author>xaleynacan</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/453075530</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Edward Lee Thorndike (1874 – 1949)<br><br>ALEYNA CAN<br>BERRANUR ALTINTAŞ<br><br>Bağlaşımcılık Nedir?</strong><br>Thorndike’a göre öğrenmenin temelinde duyusal uyarıcılar ile harekete geçiriciler arasında kurulan bir bağ vardır. Duyusal uyarıcılar ve tepkiler arasındaki bağın güçlenmesi ya da zayıflaması, alışkanlıklarımızın meydana gelmesi ya da yok olmasına neden olmaktadır. Thorndike uyarıcı ve tepki arasında kurulan bu sinirsel bağa <strong><em>bağlaşımcılık</em></strong> adını vermiştir.<br><br><strong>Thorndike’ın Öğrenmeye İlişkin Temel Görüşleri</strong></div><ul><li><strong><mark>Bağlaşımcılık:</mark></strong> Uyarıcı ve tepki sinirsel bir bağla bağlanmıştır.</li><li><strong><mark>Seçme ve Bağlama:</mark></strong> Öğrenmenin temelinde deneme-yanılma vardır.</li><li><strong><mark>Öğrenme Küçük Adımlarla Oluşur:</mark></strong><mark> </mark>Öğrenme birdenbire içgörüsel şekilde değil küçük adımlarla yavaş yavaş oluşur.</li></ul><div><br><strong>Thorndike’ın Öğrenme Kuramının Temel Kanunları</strong></div><ul><li><strong><mark>Hazırbulunuşluk Kanunu</mark></strong><mark>: </mark>Öğrencinin koşullanabilmesi için hazır olması gerekir. Öğrenci öğrenmeye hazır değilse öğretemezsiniz.</li><li><strong><mark>Tekrar Kanunu:</mark></strong><mark> </mark>Öğrenme sürecinde ezberleme değil, tekrarlama ve uygulama önem taşır. Bilgileri tekrar edersek öğreniriz. Tekrar etmediğimiz takdirde ise unuturuz.</li><li><strong><mark>Etki Kanunu:</mark></strong><mark> </mark>Etki yasasına göre, uyarıcının yol açtığı tepki doyurucu bir sonuca götürüyorsa uyarıcı ile tepki arasında “değiştirilebilir” bağ güçlenir. Yani bir davranış haz verirse tekrar edilir. Davranış az vermezse uyarıcı-tepki arasındaki bağ zayıflar. Davranışları değiştirmede ödül cezadan daha önemlidir.</li></ul><div><br></div><div><strong>1930’dan Önceki İkincil İlkeler</strong></div><ul><li><strong><mark>Tepki Çeşitliliği:</mark></strong> Organizma bir problemle karşılaştığında, bir tepkide bulunur, o çözüm getirmezse bir başkasını dener. Bu durum, çözüme ulaştıran tepki bulununcaya kadar devam eder.</li><li><strong><mark>Dikkat Çekici Uyarılar:</mark></strong> Bir problem durumunda organizma için belli uyarıcılar dikkat çeker. Bir organizma için bütün uyarıcılara tepki vermek mümkün olmadığı için organizma, kendisi için önem taşıyan, baskın olan uyarıcılara dikkat kesilir.</li><li><strong><mark>Öğrenci Özellikleri:</mark></strong> Davranışın genel yasası, herhangi bir dışsal uyarıcıya yapılan tepkinin, çevredeki uyarıcılara bağlı olduğu kadar, insanın koşullarına da bağlı olduğudur. İnsanın koşulları, iki başlık altında toplanmaktadır: kalıtım (değişmez) ve tutumlar (değişmeye açık).</li><li><strong><mark>Benzetme Yoluyla Tepkide Bulunma:</mark></strong> Bireyin tepkileri daima kendi repartuarından çıkan tepkilerdir ve birey geçmişle şimdiki durum arasında analoji (benzerlik) kurarak tepki verir.</li><li><strong><mark>Çağrışımsal Geçiş:</mark></strong><mark> </mark>Organizmanın tepki verdiği bir uyarıcı ile yeni bir uyarıcının eşleştirilmesi ve daha önce tepki verdiği uyarıcının yavaş yavaş çekilmesi nedeniyle, yeni uyarıcıya da aynı tepkiyi vermeye başlama sürecidir.</li></ul><div><strong>1930’dan Sonraki İkincil İlkeler<br></strong><br></div><ul><li><strong><mark>Etkinin Yayılması:</mark></strong> Pekiştirme, pekiştirilen doğru davranışın tekrar edilmesini sağladığı gibi, pekiştirilmeyen fakat pekiştirilen davranışla yan yana yer alan yanlış davranışın tekrar edilmesine de neden olmaktadır.</li><li><strong><mark>Ait Olma:</mark></strong> Eğer tepki duruma uygunsa (bağdaşıyorsa) uyarıcı ile arasında bağ kurması daha kolay olur; ayrıca sonuç etkisini, kuvvetlendirdiği uyarıcı- tepki bağına uygun ise öğrenme artar.</li><li><strong><mark>Çağrışımsal Zıtlık:</mark></strong> Organizmanın tepki verdiği bir uyarıcı ile yeni bir uyarıcının eşleştirilmesi ve daha önce tepki verdiği uyarıcının yavaş yavaş çekilmesi nedeniyle, yeni uyarıcıya da aynı tepkiyi vermeye başlama sürecidir.</li></ul><div><br></div><div><strong>Thorndike’ın Öğrenme Kuramının Eğitim Açısından Doğurguları</strong></div><ul><li>Eğitimin bilimsel bir nitelik taşıyabilmesi için çıktılarının nesnel olarak gözlenebilir, ölçülebilir özellikler olması gerekmektedir. Bu birim de davranıştır.</li><li>Hedef davranışları belirlerken, öğrencinin özellikleri, hazırbulunuşluk düzeyi dikkate alınmalıdır.</li><li>Öğrenciye kazandırılacak davranışların öğrencinin ihtiyaçlarını karşılayacak, onda haz yaratacak davranışlar olmasına özen gösterilmelidir.</li><li>Öğrenme adım adım ve kolaydan zora doğru sağlanmalıdır</li><li>Öğretme-öğrenme ortamında, seçilecek uyarıcıların dikkat çekici ve hedef davranışa yöneltici nitelikte olmasına özen gösterilmelidir.</li><li>Doğru davranışlar hemen pekiştirilmeli, yanlış davranışlar da tekrar edilmeden hemen düzeltilmelidir.</li><li>Okuldaki koşullar, gerçek yaşamın bir temsilcisi, bir benzeri olabildiği ölçüde, okulda öğrenilenler, okul dışına transfer edilebilir.</li><li>Öğretme-öğrenme ortamında öğretmenin değil, öğrencinin etkin olması gerekmektedir.</li></ul><div> </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-03-02 16:50:11 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/453075530</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Gestalt Kuramı (Wertheımer,Koffka,Köhler)</title>
         <author>sumeyye_ssmn</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/453107870</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Sümeyye Şişman-Nisa Elek<br><br>Gestalt Öğrenmeye Giriş<br></strong>Gestalt kuramının başlangıcı Werthmeimer'a dayanmakla birlikte ilkeleri Koffka ve Köhler tarafından geliştirilmiştir.<br><mark>Gestaltçılara göre bütün,kendisini oluşturan parçaların toplamından hem farklı hem de daha fazla bir anlam ifade eder.</mark><br>Örneğin; bir senfoniyi dinlerken her bir müzisyenin orkestraya katkısını analiz ederek değil, bütün olarak dinleyip anlamaya çalışır.(Hill,1990)<br><mark>Gestaltçılara göre organizma dışarıdan gelen duyumları olduğu gibi değil, kendisinden de bir şeyler katarak örgütler; tüm insanlar dünyayı bir bütün olarak algılar.<br><br></mark><strong>Algısal Örgütleme Yasaları</strong></div><ul><li><strong>Phi Fenomen </strong></li></ul><div>Gerçekte hiçbir hareket olmadığı halde uyarıcının bir hareket varmış gibi algılanmasıdır. Wertheimer ortaya attığı bu kavram ile gerek yapısalcı gerekse davranışçı kuramın öngörülerine karşı çıkmıştır. <br>Örneğin; film karelerinin arka arkaya verilmesiyle gerçekte bir hareket olmadığı halde hareket algısı oluşturmaktadır.</div><ul><li><strong>Şekil-Zemin İlişkisi</strong></li></ul><div>Algımıza giren baskın uyarıcı "şekil" konumundayken şekli çevreleyen ortam ise "zemin" olarak adlandırılır.<br>Şekil, zeminden önce algılanır. Şekil ve zemin sabit değildir, bazen yer değiştirebilir. Şekil ve zeminin yer değiştirmesine <strong>algı kayması</strong> adı verilir.</div><ul><li><strong>Yakınlık</strong></li></ul><div>Birbirine yakın duran şekiller bir arada, bir bütün olarak algılanır ve o şekilde gruplandırılır.</div><ul><li><strong>Tamamlama</strong></li></ul><div>Tamamlanmamış durumda bulunan şekiller, sesler, durumlar organizma tarafından tamamlanarak, bütün oluşturulmaya çalışılır. </div><ul><li><strong>Benzerlik</strong></li></ul><div>Birbirine benzeyen şekiller, renkler, cinsiyet vb. özellikler bir arada bir bütün olarak gruplandırılır.</div><ul><li><strong>Devamlılık</strong></li></ul><div>Aynı yöne giden şekiller, sesler, işaretler birlikte gruplandırılarak, birbirinin devamıymış gibi algılanır.(Köhler, 1947)</div><ul><li><strong>Basitlik</strong></li></ul><div>Bu yasaya göre, diğer unsurlar eşit olduğu takdirde, birey basit, düzenli bir şekilde organize edilmiş figürleri algılama eğilimindedir.</div><ul><li><strong>Pragnanz</strong></li></ul><div>Her psikolojik olayın anlamlı, basit ve tam olma eğilimi olarak açıklanabilir. Diğer tüm algı yasalarını kapsayan genel bir yasadır. <br><strong>Algıda Temel Kurallar</strong></div><ul><li><strong>Algıda Değişmezlik</strong> </li></ul><div>Bir nesne, ışığın miktarı, bizim onu gördüğümüz konum ya da bizden uzaklığı ne olursa olsun, göreli olarak sabit halde algılanır. Bu değişmezlik eğilimine algı değişmezliği denir.(Atkinson, 2004)</div><ul><li><strong>Algıda Seçicilik</strong></li></ul><div>Bireyin geçmiş yaşantıları, ilgileri, beklentileri, tutumları, mesleği vb. unsurlar algıları üzerinde etkili olabilir.  Başka bir deyişle çok sayıda uyarıcının var olduğu bir ortamda, bireyler geçmiş yaşantılarının, beklentilerinin etkisiyle farklı noktalara dikkat edebilirler.<br><strong>Kuramda Önemli Diğer Noktalar<br></strong><strong><mark>Davranış Belirleyiciler<br></mark></strong>Davranışın iki temel belirleyicisi vardır. Bunlardan<strong> </strong>biri<strong> </strong><strong><em>coğrafi (fiziki) çevre</em></strong><strong> </strong>iken, diğeri <strong><em>davranışsal (psikolojik) çevredir. </em></strong>Gestaltçılar, davranışsal çevrenin, coğrafi çevreye göre daha baskın ve bireyin davranışlarını belirlemede daha etkili olduğunu savunmaktadır.<br><strong><mark>İz Kuramı<br></mark></strong>Koffka'ya göre kazanılmakta olan her yaşantı, beraberinde bellek sürecini harekete geçirir. Bellek sürecinin harekete geçmesi, zihinde bir iz bırakır; bu ize de bellek izi denir. Bir bellek izi sadece ilk oluştuğunda tektir. Sonradan devam eden çevresel yaşantılar aracılığıyla kendisi de değişir. Kural olarak, bellek izlerinin etkileriyle oluşan bellek yapısı da daima bütün ve anlamlı olmaya çalışmaktadır.<br><strong><mark>Unutma</mark></strong><mark><br></mark>Unutmanın iki temel nedeni vardır. Bunlardan biri <strong>geriye getirmedeki başarısızlık</strong>tır. Eğer karşılaştığımız uyarıcı, zihnimizde var olan orijinal biçimine benziyorsa, hatırlama gerçekleşirken, benzerlik azaldıkça unutma ortaya çıkar. İkinci neden ise <strong>iz sistemindeki bozulma</strong>dır. Eğer bellek izleri iyi şekilde örgütlenmemişse yine unutma ortaya çıkabilir. <br><strong><mark>Kavrama Yoluyla (İçgörüsel) Öğrenme<br></mark></strong>Bir problemle karşılaşan organizma problemin bileşenleri arasındaki ilişkileri bir arada algılayıp çözüm yollarını bir süre düşündükten sonra çözüme <em>aniden, birdenbire, bir anda</em> ulaşır. <br><strong><mark>Üretici Düşünme<br></mark></strong>Wertheimer, kavrama yoluyla öğrenme çalışmalarından yola çıkarak eğitim ortamına uyarlama yapmıştır. Anlayarak öğrenmenin, ezberleyerek öğrenmeden çok daha etkili çözümler sağladığını ortaya koymuştur. <br><br><strong>Gestalt Kuramının Eğitimsel Sonuçları <br>1-</strong>Öğretim sürecinin başlangıcında öğretilecek konu önce ana hatlarıyla bütün olarak sunulmalı, ardından ayrıntılara geçilmelidir.<br><strong>2-</strong> İçeriğin düzenlemesinde basitten zora, bilinenden bilinmeyene ilkelerine göre hareket edilmelidir.<br><strong>3-</strong> İçsel pekiştireçlerin önemi büyüktür. Bunu sağlamak için, öğrencilere başarılı olma imkanı sunulmalıdır.<br><strong>4- </strong>Eğitim süreci boyunca bireyin ihtiyaçları, değerleri, inançları dikkate alınmalıdır.<br><strong>5-</strong> İçgörüsel öğrenmenin sağlanabilmesi için öğrencinin problemin tüm öğeleriyle karşı karşıya getirilmesi gerekir. <br><strong>6- </strong>Öğrenci sadece mantıksal düşünmeye değil, çok yönlü ve yaratıcı düşünmeye yönlendirilmelidir. Kurallar, ilkeler körü körüne ezberletilmemelidir.<br><br>Gestalt Kuramı  hakkında daha çok bilgi almak istiyorsanız aşağıdaki sitelerdeki yazılara bakabilirsiniz ;<br>1.)https://www.academia.edu/34158889/Gestalt_%C3%96%C4%9Frenme_Kuram%C4%B1<br>2.)http://materyaltasarimi.weebly.com/uploads/4/8/5/0/4850273/h5__1_gestalt_kurami.pdf<br>3.)http://materyaltasarimi.weebly.com/uploads/4/8/5/0/4850273/h5__1_gestalt_kurami.pdf<br>Gestalt ile ilgili  video izlemek isterseniz;<br>https://www.youtube.com/watch?v=KuObtWsSrgE</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/467539138/cdd3471a473d24002381576a129b5f5b/gestalt.jpg" />
         <pubDate>2020-03-02 17:30:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/453107870</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sistematik Davranış Kuramı (Hull)</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/454637617</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Mustafa Başer -Gamze Karaduman<br></strong><br> <strong>SİSTEMATİK YAKLAŞIM KURAMI VE HULL</strong></div><div>Hull’a göre ideal bir öğrenme kuramı Öklit geometrisi gibi postulat (önerme) ve teoremlerden kurulan mantıksal bir yapıya sahip olmalıdır. Bu nedenle Hull’un kuram oluşturma anlayışı mantıksal tümdengelim olarak adlandırılmaktadır.</div><div><br></div><div> <strong>HULL’UN ÖĞRENME KURAMININ ANA KAVRAMLARI VE ÖNERMELERİ<br></strong> <strong>ÖNERME 1.</strong>  <strong>Dışsal Uyarıcılarn Alınması Ve Uyarıcı İzi (stimulus trace)</strong>                                  Dışsal uyarıcı duyu sinirlerine etkiyi başlatmaktadır. Ancak bu duyu sinirleri üzerindeki etki çevresel uyarıcı yok olduktan sonra da birkaç saniye sürmektedir. Hull bu etkiye uyarıcı izi adını vermiştir.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 2. Duyusal Uyarıcıların Etkileşimi</strong><br> Duyusal uyarıcılar çok ve çeşitlidir. Bir davranışın sadece bir uyarıcı sonucunda oluşması çok nadirdir. Çoğu zaman davranış, birçok uyarıcının etkileşimlerinin bir sonucudur. Davranış, birçok uyarıcı kalıntısının etkileşimlerinin bir ürünü, bir fonksiyonudur.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 3. Öğrenilmemiş Davranışlar (unlearned behavior)</strong><br> Hull’a göre organizma bir ihtiyacı giderebilecek tepkiler , öğrenilmemiş davranışlar hiyerarşisiyle donanık olarak dünyaya gelmiştir. Örneğin göze yabancı bir cisim kaçtığında gözyası gelmesi, vücut sıcaklığı düştüğünde titreme, arttığında terlemenin meydana gelmesi gibi. Eğer hiçbir içsel tepki biçimi ihtiyacı etkili bir biçimde gideremiyorsa, bu durumda organizma yeni tepki biçimlerini öğrenmek zorundadır.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 4: Öğrenmenin Koşulları: Bitişiklik Ve Dürtü Azalması</strong><br> Uyarıcı tepkiye yol açar; tepki de biyolojik ihtiyacın karşılanmasını sağlarsa, uyarıcı ve tepki arasındaki bağ güçlenir. Yani ihtiyaçlar karşılandıkça güdü azalır ve uyaran-tepki bağı güçlenir. Başarılı pekiştirmeler yaparak uyarıcı-tepki bağını “alışkanlık” haline getirmek mümkündür.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 5. Uyarıcı Genellemesi</strong><br> Önceki yaşantıların, yeni meydana gelecek öğrenmeleri etkilediğini ifade temektedir. Benzer uyarıcılar benzer şartlı tepkiler ortaya çıkarırlar. Hull buna genellenmiş alışkanlık gücü (generalized habit strenght) adını verir.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 6. Uyarıcı-dürtü Bağı</strong><br> Organizmadaki biyolojik yoksunluk dürtüyü (D, Drive) meydana getirir. Örneğin, ağız ve dudakların kuruluğu, susuzluk dürtüsüyle; açlık hissi, midenin guruldaması gibi belirtiler açlık dürtüsü ile birliktedir.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 7. Dürtü Ve Alışkanlık Gücünün Bir Fonksiyonu Olarak Reaksiyon Gücü (Reaction Potential)</strong><br> Öğrenilmiş bir tepkinin istenen herhangi bir anda yapılma olasılığına reaksiyon gücü (SER) adı verilmektedir. Öğrenilmiş tepkinin meydana gelmesi için, dürtünün ortaya çıkması ve alışkanlık gücünü (SHR) harekete geçmesi gerekir. Hayvanın yiyeceği almak için kapıyı açma davranışını göstermesi, aç olmasına bağlıdır. Reaksiyon gücü, dürtünün ortaya çıkması ile pekiştirilen tepki sıklığının bir fonksiyonudur.<br><br></div><div> <strong>ÖNERME 8. Tepkide Bulunma, Koşullu Tepkinin Yapılmasını Engelleyen Yorgunluğa Neden Olur</strong><br> Hull, sönmeyi sadece pekiştirme yapılmamasının bir sonucu değil, aynı zamanda yorgunluk sonucunda oluşan tepkisel engellemenin (Reactive Inhibition) de bir sonucu olarak görmektedir.<br><br></div><div> <strong>ÖNERME 9. Tepkide Bulunmamayı Öğrenme (The learned response of not responding)</strong><br> Yorgunluk, olumsuz bir dürtü durumudur ve bu durumda, tepkide bulunmama pekiştirici bir etkiye sahiptir. Tepkide bulunmamayı öğrenmeye koşullu engelleme (conditioned inhibition) adı verilmektedir.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 10. Öğrenilmiş tepkiyi engelleme eğiliminde olan faktörler bir andan diğerine değişir.</strong><br> Öğrenilmiş tepkinin ortaya çıkmasını engelleme bir durumdan diğerine, bir andan diğerine değiştirme göstermektedir. Hull bu engelleme potansiyeline “salınım etkisi” (Oscillation Effect) adını vermektedir. Çoğu zaman bazı faktörler orta düzeyde engellerken bazen çok az, bazen çok fazla engel teşkil edebilmektedir.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 11. Anlık etkili reaksiyon gücü, tepkisel öğrenme oluşmadan önce bir reaksiyon eşiğini geçmelidir.</strong></div><div>Bu önermeye göre, öğrenilmiş tepki anında gösterilen etkili reaksiyon gücü, belli bir reaksiyon eşiğini (Reaction Threshold) geçtiği takdirde öğrenme ortaya çıkabilir.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 12. Öğrenilmiş Tepkiler; Etkili Reaksiyon Gücü, Salınım Etkisi Ve Reaksiyon Eşiğinin Birleşik Fonksiyonudur</strong>.</div><div>Eğitimin başlangıcında, henüz birkaç kez pekiştirilmiş denemede, etkili reaksiyon gücü ve reaksiyon eşiği bibirine çok yakındır. Ancak, ne kadar çok deneme yapılırsa yapılsın, her zaman engelleyici faktörlerin ortaya çıkıp koşullu tepkinin meydana gelmesini önleme olasılığı bulunmaktadır.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 13. Anında Gösterilen Etkili Reaksiyon Gücünün Değeri, Uyarıcı Ve Tepki Arasındaki Gecikme Zamanı Kısaldığı Ölçüde Artar </strong></div><div>Gecikme (Latency), organizmaya uyarıcının verilmesiyle organizmanın öğrenilmiş tepkiyi göstermesi arasında geçen süredir.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 14. Anında Gösterilen Etkili Reaksiyon Gücünün Değeri, Sönmeye Karşı Direnci Belirler</strong><br> Sönme ne kadar geç olursa, anlık etkili reaksiyon gücü de o kadar yükselir.<br><br></div><div><strong>ÖNERME15: Koşullu tepkinin gücü, doğrudan anlık etkili reaksiyon gücünün ölçüsüne göre değişir.</strong><br> Koşullu tepki oluştuktan sonra onun yaygın olarak görülmesi, büyük ölçüde herhangi bir anda gösterilen reaksiyon gücünün değeriyle ilişkilidir.<br><br></div><div><strong>ÖNERME 16. Aynı durumda birden fazla tepki meydana getirebiliyorsa anlık etkili reaksiyon gücü en üst düzeydedir.</strong></div><div>Bu önermeye göre, “anlık etkili reaksiyon gücü” ne kadar yüksek ise, aynı durumda meydana getirilen tepki sayısı da o kadar fazladır.</div><div><strong>HULL’IN 1943 KURAMI İLE 1952 KURAMI ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR</strong><br> Crespi etkisi: Pekiştirmenin büyüklüğü performansın gücünü büyük ölçüde etkilemektedir (1942). Örneğin, hayvana ne kadar büyük bir pekiştirici verilirse, hayvanın ona ulaşmak için koşma hızı o denli artmaktadır.</div><div><strong>KISMİ- ÖNCE GELEN AMAÇ TEPKİ</strong><br> Farenin yiyeceği almadan önce, labirentte daha önce karşılaştığı uyarıcıların meydana getirdiği koşullu tepkiye “kısmi- önce gelen amaç tepkisi” adı verilmektedir.</div><div><strong>ALIŞKANLIK HİYERARŞİSİ</strong><br> Hull’un 1952 deki önermelerinden biriside, “davranış zincirindeki pekiştirme ne kadar geç yapılırsa, reaksiyon gücüde o kadar zayıf olur.”önermesidir. Örneğin bir labirentte yiyeceğe giden en kısa yol, pekiştirmeyi en az geciktirmeyle sağladığından en yüksek reaksiyon gücünü meydana getirir.</div><div><strong>SONUÇ OLARAK</strong><em>; </em>Öğretme-öğrenme ortamında, öğrenme birimine duyulan ihtiyaç, güdülenme, uyarıcı yoğunluğu, pekiştirilen tepki sayısı ne kadar artırılır; yorgunluğun meydana getirdiği engellemelerle, diğer öğrenmeyi engelleyici faktörlerin etkisi ne kadar azaltılırsa o kadar etkili bir öğrenme meydana gelir.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-03-04 19:57:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/454637617</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Sosyal Öğrenme Kuramı (Albert Bandura)</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/455148385</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Serra Ecem DEMİREL – Başak Cemre KARACA<br><br>     </strong>Sosyal öğrenme kuramı davranışsal ve bilişsel kavramları birleştirir ve birbiriyle tamamlar. Bunun yanında bilişsel, davranışsal ve çevresel faktörlerin birbirini etkileyici yapısını vurgular. İlk kez 1960-1970 yılları arasında Albert Bandura ve diğer araştırmacıların çalışmalarının bir sonucu olarak gözlemlenmiştir.<br><br></div><div>     Albert Bandura Skinner’ in söylemiş olduğu klasik ve operant koşullanma kavramlarına itiraz etmez, ancak insan öğrenmesinin sosyal bir ortamda oluştuğunu ve çocukların en önemli öğrenme yaşantılarının başkaların davranışlarını gözleyerek oluştuğunu savunur. Bandura bu tür öğrenmeye <strong>gözlem yoluyla öğrenme </strong>adını verir.<br><br></div><div>     Sosyal öğrenme teorisine göre davranış, davranışın sonuçlarından etkilenr. Ödüllendirilen tepkilerin daha sonra tekrarlanma olasılığı fazladır. Cezalandırılan tepkiler ise, olasılıkla sona erecek ve bir daha tekrarlanmayacaktır. Davranışın, davranış sonuçlarından etkilendiği prensbi, hem edimsel şartlanma hem sosyal öğrenme teorisine esas teşkil eder.<br><br>     Bandura, bireyin her şeyi doğrudan öğrenmesine gerek olmadığını, başkalarının deneyimlerini gözleyerek de pek çok şeyi öğrenebileceğini savunmaktadır. Birey, gözlediği modellerin pekiştirilen davranışlarını kendi de göstermekte, cezalandırılan davranışlarını ise yapmamaktadır. Gözlenen modeller ise, genellikle saygın,yüksek statüye sahip ve güçlü kişilerdir.<br><br></div><div>     Bandura kuramı günümüzün en popüler öğrenme psikologlarından biridir ve modern öğrenme kavramının bir özeti olarak bilinir.<br><br></div><div><strong>Öğrenmeyi Sağlayan Yaşantılar 5 ‘ e ayrılır. Bunlar;<br></strong><br></div><div><strong>1) </strong>Dolaylı Pekişirme</div><div><strong>2) </strong>Dolaylı Ceza</div><div><strong>3) </strong>Dolaylı Güdülenme</div><div><strong>4) </strong>Dolaylı Duygu</div><div><strong>5) </strong>Model Özellikleri<br><br></div><div><strong>Sosyal Bilişsel Kuramın Dayandığı İlkeler<br></strong><br></div><div><strong>1) </strong>Karşılıklı belirleyicilik</div><div><strong>2) </strong>Sembolleştirme kapasitesi</div><div><strong>3) </strong>Öngörü kapasitesi</div><div><strong>4) </strong>Dolaylı öğrenme kapasitesi</div><div><strong>5) </strong>Öz düzenleme kapasitesi</div><div><strong>6) </strong>Öz yargılama kapasitesi<br><br></div><div><strong>Gözlem Yoluyla Öğrenme Süreçleri<br></strong><br></div><div><strong>1) </strong>Dikkat etme süreci</div><div><strong>2) </strong>Hatırda tutma süreci</div><div><strong>3) </strong>Davranışı meydana getirme süreci</div><div><strong>4) </strong>Güdülenme süreci<br><br><strong>Gözlem Yoluyla Kazanılan Ürünler<br></strong><br></div><div><strong>1)</strong> İnsan başkalarını gözlemleyerek, izleyerek etkili okuma, problem çözme bir oyun oynama gibi becerileri öğrenebilir.</div><div><strong>2)</strong> Birey model aldığı kişiyi gözlemleyerek önceki öğrenmiş olduğu yasaklar ya güçlenir yada zayıflar.</div><div><strong>3)</strong> Gözlemci yeni değerler, inançlar kazanabilir.</div><div><strong>4)</strong> Gözlemci modelden çevrenin ve eşyanın nasıl kullanılacağını da öğrenir.</div><div><strong>5)</strong> Gözlemci modelin duygularını açıklama biçimini gözlemleyerek kendi benzer duygularını da benzer biçimde açıklar.<br><br><strong>Sosyal Öğrenme Kuramının Eğitime Yansımaları<br></strong><br></div><div>·     Gerçek hayattan, masal, roman ve film kahramanlarından örnek modeller öğrencilere tanıtılmalıdır.</div><div>·     Öğrencilerin öz yeterlilik algısı geliştirilmelidir.</div><div>·     Öğretmenler davranışları ile öğrencilere model olmalıdır.</div><div>·     Öğretmenler alanında yeterli olmalıdır.</div><div>·     Doğru davranışlar pekiştirilerek diğer öğrencilerin model alması sağlanmalıdır.</div><div>·     Öğrencilerin dikkatini toplayacak yeni materyaller kullanılmalıdır.</div><div>·     Öğrenciler kendi öğrenme süreçlerinde sorumluluk almalıdır.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-03-05 15:55:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/455148385</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İŞARET-GESTALT KURAMI (E.Tolman)</title>
         <author>serdarkavas12</author>
         <link>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/455164408</link>
         <description><![CDATA[<div><strong><mark>Berkan Serdar KAVAS - Yunus ÖZOĞUL</mark></strong><mark><br><br></mark><strong><mark>İşaret Öğrenme (İşaret – Beklenti Öğrenme) – Edward TOLMAN</mark></strong><strong><br></strong><br></div><div>Tolman’ın öğrenme kuramı davranışçılık ile Gestalt’ı birleştiren bir kuramdır.<br>Psikolojinin tamamen objektif bir bilim olmasını savunmuş, içe bakış yöntemini reddetmiştir. Onun davranışçılığı Thorndike, Guthrie, Skinner ve Hull’dan farklıdır.<br><br></div><div>Tolman, insan ve hayvan davranışlarının, onların amaçları, niyetleri, bilgileri, düşünmeleri, planlamaları ve anlamlandırmalarıyla nasıl ilişkili olduğunu açıklamaya çalışmıştır.<br><br></div><div>Davranışçıların savunduğu gibi küçük davranış birimleriyle, hareketlerle değil bütüncü davranışlarla çalışmak gerektiğini savunmuştur. Davranışçıların, davranışı çok küçük parçalara ayırıp analiz ederken bütünü gözden kaçırdıklarını ifade etmiştir.<br><br></div><div>Tolman’a göre davranış, amaçlı etkinliktir yani amaca yönelik etkinliktir.<br><br></div><div>Ör: Ders çalışmak, su içmek, ekmek almak vs.. Farenin amacı yiyeceği elde etmekse, yiyeceği arama davranışı, buluncaya kadar devam eder. Farenin davranışı amaçsaldır.<br><br></div><div>Davranış, organizmayı amaca ulaştıracak şekilde değişen koşullara göre değişebilir.<br><br></div><div>Ör: Birey işe her gün arabayla gidiyordur. Arabası o gün bozuksa taksiyle, yaya veya bisikletle gidebilir. Bu tepkisel bir refleks değildir. Organizma değişen koşullara kendi bilgisini kullanarak, amaca ulaştıracak en uygun davranışı seçer ve uygular.<br><br></div><div>Öğrenmede bilişsel süreçleri ilk ele alan psikologdur.<br><br></div><div>Öğrenme, çevreyi keşfetme sürecidir. Organizma, araştırma yoluyla belli bazı olayların, belli başka olaylara yol açtığını ya da bir işaretin, diğer bir işarete götürdüğünü keşfeder ve bunları kullanarak amacına ulaşır.<br><br></div><div>Tolman’a göre bilgi edinimi, iki ya da daha fazla uyarıcı olaylar arasındaki ilişki (klasik koşullanma) olabilir.<br><br></div><div>Organizma çevreden çok şey öğrenir ancak bu öğrendiklerini etkinlik olarak göstermez. Bu bilgiler onlara ihtiyaç duyuluncaya kadar bellekte kalır.<br><br></div><div>Ör: Ayakkabı tamircisinin yerini biliriz ancak bu bilgiyi ihtiyacımız olana kadar kullanmayız.<br><br></div><div>Öğrenme ile performans ayrımı yapmıştır. Öğrenilenlerin ihtiyaç duyulduğunda gözlenebilir davranışa dönüşmesine<strong> performans</strong> denir.<br><br></div><div><strong><mark>Yer Öğrenme(İşaret):</mark></strong><strong><br></strong><br></div><div>Organizmanın amaçlarına ulaşabilmek için çevre hakkında bilgi edinmesi, ipucu ve çevre kaynaklarını kullanarak en kısa yoldan amacına ulaşmasıdır.<br><br></div><div>Ör: Aç olan birey zihninde yer alan karnın doyurmayla ilgili şemaları harekete geçirir ve karnını doyurur.<br><br></div><div><strong><mark>Öğrenme Türleri:<br></mark></strong><br></div><ol><li><strong><mark>Kateksis (cathexes):</mark></strong> Organizmanın içinde bulunduğu kültürel özelliklere bağlı olarak belli dürtü durumlarıyla, belli nesneleri ilişkilendirme eğiliminin öğrenilmesidir.</li></ol><div>Ör: Açlığı lahmacun, hamburger ya da sebze yemeği ya da hamsi balığı yeme ile giderme eğilimi.<br><br></div><div>Organizmanın belli dürtü durumlarında belli nesnelerden kaçınmayı öğrenmesine ise <strong>olumsuz kateksis</strong> demiştir.<br><br></div><div>Ör: Bir Müslüman açlığını gidermek için domuz eti yemez çünkü açlık ile domuz etini ilişkilendirmemiştir.<br><br></div><ol><li><strong><mark>Eşdeğer İnançlar:</mark></strong> Alt amaç esas amaçla aynı etkiye sahip olduğunda, alt amaç eşdeğer inanç oluşturmaktadır. Tolman, bu öğrenme türünün, fizyolojik dürtülerden çok sosyal dürtülerin doyurulmasıyla ilgili olduğunu düşünmektedir.</li></ol><div>Ör: İşinde başarılı olma, yüksek not alma vb. saygı ihtiyacını doyurur.<br><br></div><div>– Tolman, pekiştirme olarak, sevgi – saygı ihtiyacının karşılanmasını görürken, U-T (uyarıcı-tepki) kuramcıları açlık, susuzluk gibi fizyolojik dürtülerin doyurulmasını tercih etmektedirler.<br><br></div><ol><li><strong><mark>Alan Beklentileri:</mark></strong> Organizma neyin neye götüreceğini öğrenir. Belli bir işaret gördüğünde onu, belli bir diğer işaretin izleyeceğini bekler. Bu öğrenmeye uyarıcı-uyarıcı öğrenmesi de denir. Bu tür öğrenmenin gerçekleşmesi için tek pekiştirme beklentinin doğrulanmasıdır. Örneğin zil çalması dersin başlaması için bir işarettir.</li><li><strong><mark>Alan- Biliş Yolları:</mark></strong> Problem çözme yaklaşımı ya da yolu da denebilir. Tolman’a göre en az güvenli öğrenme türüdür. Bir problemi çözmede kullandığı stratejiyi diğer problemlerde de kullanmadır.</li><li><strong><mark>Dürtü (Güdü) Ayırımları:</mark></strong><mark> </mark>Organizmanın kendi dürtü durumunu belirlemesini ve buna uygun tepkide bulunmasını kapsamaktadır. Organizma kendi dürtü durumunu belirlemedikçe onunla ilgili biliş haritasını kullanamaz. Yani ihtiyacını bilmedikçe amacını belirleyemez ve davranışta bulunamaz.</li><li><strong><mark>Gizil Öğrenme:</mark></strong> Dürtünün az ya da ödülün olmadığı öğrenme türüdür. Herhangi bir yeri tesadüfen öğrenme buna örnektir.</li></ol><div><strong> </strong><strong><mark>Tolman’ın Görüşlerinin Eğitim Açısından Değerlendirilmesi:<br></mark></strong><br></div><div>Eğitimle kazandırılacak davranışlar, öğrencilerin amaçlarıyla tutarlı olduğu, onların gereksinimini karşıladığı ölçüde, öğrencinin öğrenme çabasını sürdürmesini sağlayacaktır.<br><br></div><div>Öğrenci ödüllendirilmelidir. Öğrenme sonunda verilecek ödül, öğrencinin beklentisine uygun olmalıdır. Öğrenci beklediği ödülü elde edemezse kızgınlık duyar. Performans düşer.<br><br></div><div>Dersler, üniteler ve konular birbirini işaret etmelidir. Yani mantıksal ve aşamalı bir sıra izleyecek şekilde yapılandırılmalıdır.<br><br></div><div>Denenceler-hipotezler- biliş haritasının gelişiminde önemli yere sahiptir. Önem verilmelidir.<br><br></div><div>Öğrenciye davranışları ile ilgili dönütler verilmelidir.<br><br></div><div>Öğretme-öğrenme ortamı ve program öğrencinin beklentilerini gerçekleştirmeye yardım edici nitelikte düzenlenmelidir.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-03-05 16:13:09 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nesrinozdener/9gjq2hsoxsfv/wish/455164408</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
