<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Tiyatro Projesi- İstanbul&#39;u Satıyorum by ERİM GÖZEN</title>
      <link>https://padlet.com/erimgozen/6y50ao3pa6hst3yp</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-04-29 14:14:03 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2026-01-15 09:53:06 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>İstanbulu Satıyorum(Ferhan Şensoy) Tiyatro İncelemesi Erim/Baray</title>
         <author>erimgozen</author>
         <link>https://padlet.com/erimgozen/6y50ao3pa6hst3yp/wish/539265821</link>
         <description><![CDATA[<div><br><strong>Tiyatro Adı: </strong>İstanbul'u satıyorum</div><div><strong>Yazarı:</strong>Ferhan Şensoy</div><div>Oyun Tarihi:1988</div><div><strong>Oynanan Yer:</strong> İstiklal Caddesi’ndeki Ses Tiyatrosu</div><div><strong>Türü:</strong>Satirdir(Taşlama yönü ağır basan bir  komedi eseridir. Zamanın sosyal ve politik olayları, bu olaylarda yer alan kişiler ve düşünce tarzları  komik özellikleriyle ele alınarak eleştirilmiştir.)</div><div><strong>Kahramanlar: </strong>Kara Gözlük,<strong> </strong>Bay Mangır, müteahhit Kartal Bey, Mimar Sinan, kendisini bir devlet bakanı olarak gösteren iş adamı, Fatih Sultan Mehmet</div><div><strong>Zaman:</strong>Oyunun geçtiği yıl oynandığı yılla aynı olarak 1988 yılıdır.</div><div><strong>Yer: </strong>İstanbul’un genelinde geçer <br><strong>Olay:</strong> Mimar Sinan 1988 yılı İstanbul'una gelir fakat İstanbul tanınmaz haldedir. İş adamları, müteahhit, eşraf ve halkla konuşur ve çevreyi gezer.İstanbul'un nasıl satıldığını, tarihinin, kültürünün, öz değerlerinin nasıl paraya çevrildiğini ve yönetenlerin gücü elinde bulunduranların zihniyetinin ne kadar kirli olduğunu gözlemler.</div><ul><li>Dekorlar 1988 yılının İstanbul'unu çok iyi yansıtmış her mekan değişikliğinde beraberinde değişen dekor ortamı izleyiciye yansıtmıştır. Özellikle ilk sahnedeki üç iş adamının imar hayalleriyle İstanbul'un doğal ve mimari güzelliklerini yok etmeyi düşünürken bütün İstanbul'un minyatür biçimde sahnede olması ve iş adamlarının binalara tepeden bakması detayı önemli bir dekor başarısıdır.</li><li>Her sahne geçişinde  Kara Gözlük karakteri ve yanındaki dört siyah elbiseli kadın bir sonraki parçadan mesaj veren ve karakterleri anlatan şarkılar söylerler.</li><li>Yerinde kostüm seçimleri oyuncunun karaktere bürünmesini sağlamış ve seyirciye karakteri yansıtmıştır.</li><li>Tiyatro tekniğinde yerinde ince dokundurmalar bazen bariz taşlamalar kullanılmıştır.</li></ul><div><br></div><div><strong>Çatışma örnekleri: </strong></div><ul><li>Mimar Sinan günümüz İstanbul'una gelir ve müteahhit olan Kartal Bey ile görüşür. İstanbul’u tanımadığından, mimarinin ne kadar kalitesiz ve çirkin olduğundan şikayetçi olur ve zamanın yapılarını inşaat kendi eserlerini ise sanat olarak görür. Bunun karşısında Kartal Bey şaşırır fakat dünyadaki standardın bu olduğunu savunur ve Mimar Sinan’ı megaloman olmakla suçlar. Mimar Sinan ile Kartal Bey özellikle boğaz köprüsü hakkında ters düşerler. Mimar Sinan boğaz köprüsünü İstanbul’un iki yakasına dişlerini geçirmiş betondan bir canavar olarak tanımlar fakat Kartal Bey bu köprünün teknik özelliklerini kendisine över ve dış görünüşün değersiz olduğunu sadece işlevin önemli olduğunu savunur. Mimar Sinan “İstanbul bitmiş” diyerek sahneden ayrılır.</li><li>İki iş adamı kendini bakan olarak gösteren bir kişiden Kabataş İskelesi ve çevresini satın almak ister fakat bu kişi bu teklifi reddeder ve kendisinin onlardan Kabataş İskelesi ve çevresini satın almak istediğini söyler. İki iş adamı bu teklifi reddederler ve bakan olduğu gerekçesiyle oraları satın alamayacağını söylerler. Bunun sonucunda kişi aslında olmadığı bakanlık makamından istifa eder. Bir süre sonra istifasını geri çektiğini fakat yine de bölgeyi iki iş adamına satmayacağını çünkü Kabataş İskelesi ve çevresinin halkın olduğunu sadece pazarlayabileceğini söyler. Sözleşme karşılığı yüzde 34 pay talep eder ve üç kişi el sıkışırlar. </li><li>Anlaşma imzalanır imzalanmaz müteahhit rolüyle tanıdığımız Kartal bey bu sefer bankacı olarak sahneye gelir ve bu üç adamla finans güvencesi sözleşmesi imzalamak ister. Fakat bunun karşılığında onlardan %10 pay ister. Bu üç kişi Kartal Bey’e daha cazip bir fırsatla gelirler ve Kabataş İskelesini satması durumunda parayı yüzde elli yüzde elli paylaşmayı teklif ederler. Kartal bey durumdaki üçkağıtçılığı anlar ve bela okuyarak sahneden ayrılır.</li><li>Üçkağıtçı üç iş adamı bu sefer de Kabataş sakinlerini kandırmaya çalışırlar ve onlara bir teklifle gelirler.Bu teklife göre Kabataştaki eski evlerin hepsini alıp karşılığında onlara yeni binalarda oturma fırsatı vereceklerdir. Fakat Kabataş sakinleri kendi eski evlerinden memnun olduklarını ve 100 yıllık da olsalar teklif edilen evlerden çok daha sağlam olduklarını söyleyerek teklifi reddederler. Üç iş adamı ne kadar uğraşsalar da Kabataş sakinlerini kandıramazlar.</li></ul><div><strong>Görüşler:</strong></div><ul><li>Erim: Bu zengin kadrolu oyunun her iki perdesini de izlerken büyük zevk aldım. Ender olarak tiyatroya giden biri olarak "İstanbul'u Satıyorum" beni ekran başında tuttu. Özellikle hem neşelendiren hem de oyunu anlatan müzikli geçiş kısımları ve karakterin seyirciye başarılı yansıtılmış olması en çok ilgimi çeken kısımları oldu. Bazen kullanılan ince dokundurmalar, espiriler bazen ise bariz taşlamalar yüzümde bir tebessüm oluşturdu. Eleştirisi yapılan sosyal ve politik düşünce ve olayların hala günümüzde devam etmesi durumu fakat benzer konulara deyinen  oyunların azlığı 1980'lerin Türk sanatındaki değerini ve fikir özgürlüğünü bana gösterdi. </li><li>Baray: Her dakikasında ve repliğinde bir anlam olan, düşündüren yeri geldiğinde güldüren bir tiyatroydu. 1988’de yazılmasına rağmen günümüzü anlatan bu tiyatroda sanki Ferhan Şensoy sahnenin ortasına bir ayna koymuş ve ey ahali birazdan sizin çocuklarınızın ve torunlarınızın zamanını oynayacağız demiş. Oyuncu kadrosundan ise ayrı bir etkilendiğimi söylemeliyim. Münir Özkul’dan tutun Erol Günaydın’a bir sürü efsane ve izlemesi zevk veren oyuncuyu izlemek gerçekten çok zevkliydi</li></ul><div><br><strong>Ferhan Şensoy:<br></strong>Ferhan Şensoy 26 Şubat 1951, Samsun doğumlu, Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu; roman, deneme, tiyatro,  dizi ve film senaryoları yazarı; Ortaoyuncular tiyatro topluluğunun kurucusudur.1989 yılında Türk tiyatrosunun en komik oyuncusu nişanesi olan Kavuk Münir Özkul'dan kendisine devredilmiştir.<strong><br></strong><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://sametkaradeniz.files.wordpress.com/2018/02/cci26022017_0003.jpg?w=1100" />
         <pubDate>2020-04-29 14:14:38 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/erimgozen/6y50ao3pa6hst3yp/wish/539265821</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>erimgozen</author>
         <link>https://padlet.com/erimgozen/6y50ao3pa6hst3yp/wish/541663153</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://www.youtube.com/watch?v=nwz8RZRpiEI" />
         <pubDate>2020-04-30 11:42:41 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/erimgozen/6y50ao3pa6hst3yp/wish/541663153</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
