<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>MASALLARIMIZ by Neslihan Bozkurt</title>
      <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi</link>
      <description>ORTAK ÜRÜNÜMÜZ</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2020-08-19 15:37:25 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2021-05-11 07:50:04 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>PERİ KIZI MASALI (TEMMUZ)</title>
         <author>nevasnes33</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/687404521</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>NESLİHAN BOZKURT Hasan Karamehmet İlkokulu Tarsus / Mersin<br></strong><br></div><div>Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pireler berber develer tellal iken, ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Bir zamanlar diyarın birinde Nesli isminde bir peri kızı yaşarmış. Peri kızının babası bir hükümdarmış. Bebekliğinden beri kızının üstüne titrermiş. Vaktinin çoğunu kızıyla geçirirmiş. Birlikte keşif yapmayı çok severlermiş. En çok da halka yardım etmeyi…Halk peri kızının ve hükümdarın iyiliksever, paylaşımcı sevecen yaklaşımlarından çok memnunmuş. Peri kızını gördüklerinde çok sevinirlermiş ve onu mutlu etmek için hemen bir imece başlarmış.<br><br></div><div><strong>AYSUN KIRCA Darıca Ortaokulu Anasınıfı Darıca/Kocaeli<br></strong><br></div><div>Günlerden bir gün peri kızının ülkede dolaştığını gören halk düşünmüş taşınmış ve peri kızına bir hediye vermeye karar vermişler. Bir araya toplanan halk bir aşağı gitmiş bir yukarı…Düşünmüşler ve demişler ki:<br><br></div><div>- “Öyle bir şey olmalı ki peri kızımız mutluluktan havalara uçmalı.”<br><br></div><div>Ülkenin yaşlılarından biri bir fikir sunmuş.” Hiçbir hediye emekten değerli olamaz. Birine zamanını vermek en güzel hediyedir.” demiş ve eklemiş “Haydi her zamanki gibi imece başlasın.”<br><br></div><div>Ülkede bir sessizlik almış başını gidiyormuş. Halk ortalarda hiç görünmüyormuş.<br><br></div><div><strong>Rafet  URAL Hasan Polatkan İlkokulu   Melikgazi / KAYSERİ<br></strong><br></div><div>Peri kızı Nesli günlerden bir gün sabah telaş içinde uyanmış, odasından koşarak çıkmış. Sarayın koridorlarını koşarak bir çırpıda geçmiş. Heyecan içinde hükümdar olan babasının yanına varmış. Babası kızını öyle görünce “Neyin var? A benim güzel kızım!” diye sormuş.<br><br></div><div><strong><em>GÜLDEN ŞAHAN/ BURSA/NİLÜFER BEŞEVLER ANAOKULU<br></em></strong><br></div><div>       Ah babacığım vah babacığım vardım gittim halkın arasına gezdim dolandım pazarında Çarşısında kimsecikler yok ortada herkes çekilmiş yerine yurduna incittik mi acaba? </div><div> </div><div>Babası anlamamış ne demek istediğini “ Anlat kızım ne oldu halka ?“</div><div> </div><div>Peri kızı ; Ah babacığım benim derdim kimlerde var ki ? diye başlamış olan biteni anlatmaya. Padişah dinlemiş dinlemiş te o da anlam verememiş neden halk evlerine çekilmiş....</div><div><em> <br></em><br></div><div><strong><em>Gönül SEZEN BİŞKİN Sarkuysan İlkokulu Darıca/Kocaeli<br></em></strong><br></div><div>Padişah, çağırmış vezirlerini. Tam baş vezir önüne gelince sormuş: “Anlat bakalım ne oldu halka? Neden çekildiler yuvalarına, yurtlarına?”<br><br></div><div>Vezirler şaşkın olmuş adeta. Bakışmışlar bir o yana bir bu yana. Çıt çıkmıyor salonda.<br><br></div><div>Padişah izlemiş olup biteni, karar vermiş o anda:”  Varıp gidelim halkın arasına!”<br><br></div><div>Padişah, yanına peri kızını ve baş vezirini de alarak ülkesini dolaşmaya çıkmış. Kendilerini kimseler tanımasın diye de kıyafetlerini değiştirmişler. Gide gide bir kulübeye varmışlar.<br><br></div><div><strong>Emel Gökdere</strong> <strong>Polatlı Şehitlik</strong> <strong>İlkokulu</strong> ANKARA<br><br></div><div>Padişah, veziri ve kızı eve varmışlar. Kapıyı bir nur yüzlü yaşlı bir kişi açmış.<br><br></div><div>Gelenlerden yalnız Nesli hanımı tanımış. Padişah ve veziri ise kıyafetlerini deyisdirdiyi<br>için tanımamış. Misafirlerini içeri davet etmiş və Nesli hanıma sormuş: hayırmı kızım?<br>diye. Nesli hanım olan biteni anlatmış. Nesli hanım sormuş neden böyle bir plan<br>yapdınız. Ben sizi sokaklarda gördüyüm zaman mutlu oluyorum. Olanları babama<br>anlatdığımda o da çok şaşırdı. Yaşlı kişi : halk seni mutlu yapmak için hediye<br>düşünüyordu. Ben ise hiç bir hediyenin emekten degerli olmadığını düşünüyorum.<br>Bunun için de birine zamanını vermek en güzel hediyedir. Nesli hanım, padişah ve<br>veziri duyduklarına çok şaşırmış.<br><br></div><div> <br><br></div><div><strong>Afsana  Qafarova /  Abşeron rayonu  Güzdək qəsəbə tam orta məktəb / Azərbaycan</strong><br><br></div><div>Padişah, veziri ve kızı eve varmışlar. Kapıyı bir nur yüzlü yaşlı bir kişi açmış. Gelenlerden yalnız Nesli hanımı tanımış. Padişah ve veziri ise kıyafetlerini deyişdirdiyi için tanımamış. Misafirlerini içeri davet etmiş və Nesli hanıma sormuş: hayırmı kızım? diye. Nesli hanım olan biteni anlatmış. Nesli hanım sormuş neden böyle bir plan yapdınız. Ben sizi sokaklarda gördüyüm zaman mutlu oluyorum. Olanları babama anlatdığımda o da çok şaşırdı. Yaşlı kişi : halk seni mutlu yapmak için hediye düşünüyordu. Ben ise hiç bir hediyenin emekten degerli olmadığını düşünüyorum. Bunun için de birine zamanını vermek en güzel hediyedir. Nesli hanım, padişah ve veziri duyduklarına çok şaşırmış.<br><br></div><div><strong>AYSUN KIRCA Darıca Ortaokulu Anasınıfı Darıca/Kocaeli<br></strong><br></div><div><em>Peri kızı yaşlı adama sormuş: "Peki o zaman halk nerede? Bizi halka götürür müsün?”<br></em><br></div><div> Başlamışlar kapı kapı dolaşmaya. Toplamışlar halkı meydana. Halk geriye çekilmiş birden. Peri kızı, hükümdar ve veziri şaşırmışlar. Bir de ne görsünler... Kocaman bir kutu. Hiç kimse daha önce böyle bir kutu görmemiş. Öyle büyük öyle güzelmiş ki... Görenler büyülenmiş. Kutuyu görmek bile peri kızının mutluluğuna mutluluk katmış. Kutuyu açmış ve bir de ne görsün... Işıl ışıl, pırıl pırıl bir elbise. Halkın sürprizi peri kızına perilere yakışır bir elbise dikmekmiş. El emeği, göz nuru bir hediye sunmuşlar.<br><br></div><div>"Peri kızımız seni merakta koyduğumuz için üzgünüz" demişler.<br><br></div><div>Hükümdar bu işe çok sevinmiş çok da duygulanmış ve demiş ki: “Halkımın bu güzel düşüncesi, kızıma olan içten sevgileri için bir davet vereceğim. Tüm halkım davetlimdir. Gün sizin gününüzdür. Haydi peri kızım hemen hazırlıklar başlasın" demiş.<br><br></div><div>Peri kızı hemen hediye edilen giysisini giyerek hazırlıklara başlamış. 40 gün 40 gece eğlence devam etmiş. Tüm ülke çok mutluymuş. Güneş göz kırpmış, ay kıskanmış. Birden yeryüzüne 3 elma düşmüş. Biri peri kızına, biri tüm masalın kahramanlarına, biri de bu masalı dinleyen tüm masal severlere.<br><br><strong>Masalımızın İsmi Ne Olsun?<br></strong><br></div><div>Peri Kızının Masalı</div><div><br></div><div>5 adet oy (50.00%)</div><div>Bir Peri Masalı</div><div><br></div><div>1 oy (10.00%)</div><div>Peri Kızı</div><div><br></div><div>0 adet oy (0%)</div><div>Peri Kızının Rüyası</div><div><br></div><div>1 oy (10.00%)</div><div>İmece</div><div><br></div><div>2 adet oy (20.00%)</div><div>Hediye</div><div><br></div><div>1 oy (10.00%)</div><div> <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://youtu.be/W6V_-0SltTc" />
         <pubDate>2020-08-19 15:41:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/687404521</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SAĞLIK EN DEĞERLİ VARLIK (AĞUSTOS-1)</title>
         <author>nevasnes33</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/687448179</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Gönül Sezen BİŞKİN-</strong>Darıca Sarkuysan İlkokulu<br><br></div><div>Bir varmış bir yokmuş<br><br></div><div>Anadolu’da masal çokmuş<br><br></div><div>Varalım eTwinning diyarına<br><br></div><div>Açalım sepetimizi<br><br></div><div>&nbsp;Anlatalım çocuklara<br><br></div><div>&nbsp;<br><br></div><div>Evvel zaman içinde<br><br></div><div>Kalbur saman içinde<br><br></div><div>Ülkenin birinde<br><br></div><div>Ormanın tam kalbinde<br><br></div><div>&nbsp;<br><br></div><div>Fil çıkmış ağaca<br><br></div><div>Bir lokmada yutuvermiş<br><br></div><div>Onu gören karınca<br><br></div><div>Peri kızına fısıldamış<br><br></div><div>Uzaktaki kulaklarını uzatmış<br><br></div><div>&nbsp;<br><br></div><div>Az gitmişler uz gitmişler<br><br></div><div>Dere tepe düz gitmişler<br><br></div><div>Kaf&nbsp; Dağı’nın ardındaki<br><br></div><div>Ülkeleri keşfetmişler<br><br></div><div>&nbsp;<br><br></div><div>Bunu duyan öğretmenler<br><br></div><div>Toplanmışlar bir araya<br><br></div><div>Peri kızı anlatmış<br><br></div><div>Hepsi buna inanmış<br><br></div><div>&nbsp;<br><br></div><div>Yaz geçmiş<br><br></div><div>Kış hiç gelmemiş<br><br></div><div>Başlamışlar çalışmaya<br><br></div><div>Dünyanın her yanında<br><br></div><div>Konuşa konuşa varmışlar bir karara<br><br></div><div>Masalımız çok ama<br><br></div><div>Anlatalım çocuklara<br><br></div><div>&nbsp;<br><br></div><div>Masal kutusu açılmış<br><br></div><div>Dört yana masal saçılmış<br><br></div><div>Bakalım bugüne<br><br></div><div>Hangi masal çıkmış?<br><br></div><div><strong>Burçin GÜLER-</strong>İNEGÖL İLKOKULU<br><br></div><div>Bir varmış bir yokmuş. Diyarın birinde Can isimli bir çocuk yaşarmış. Ama Can temizliğine hiç mi hiç dikkat etmezmiş. Annesi onu ne kadar uyarsa da hiç dinlemezmiş. Annesi bu dertten çok mustaripmiş. Can; tuvaletten sonra ellerini yıkamaz, banyo yapmayı ise hiç mi hiç sevmezmiş. Bunlar yetmezmiş gibi bir de üstüne sağlıksız beslenirmiş. Annesi bu duruma çok üzülür, ah vah edermiş. Ama elinden de bir şey gelmezmiş.<br><br></div><div>Günlerden bir gün Can çok heyecanlanmış. Çünkü en sevdiği arkadaşı Emirlere gidecekmiş.<br><br></div><div><strong>Emel GÖKDERE-</strong>Polatlı Şehitlik İlkokulu<br><br></div><div>Emir ise sağlığına çok önem veren, temizliğine çok dikkat eden bir çocukmuş. Odasına girdiğiniz zaman odası çiçek gibi kokarmış. Bütün eşyaları yerli yerinde, tertipli çok düzenli bir çocukmuş. Emir’e hayran olmamak elde değilmiş. Kahvaltıda sağlıklı besinler yer hatta çevresindeki herkese sağlıklı beslenmenin önemini anlatırmış.<br><br></div><div><strong>Selma UÇURUM-</strong>HASAN KARAMEHMET İLKOKULU<br><br></div><div>Emir arkadaşının geleceğini duyunca çok mutlu olmuş. Adeta mutluluktan havalara uçmuş. Arkadaşı geleceği için erkenden kalkmış ,odasını düzeltmiş, kahvaltısını yapmış, ellerini yıkamış, dişlerini fırçalamış. Sonra en temiz ve mis kokulu kıyafetlerini giyip arkadaşını beklemeye başlamış. Bir süre sonra kapı çalmış öyle heyecanlanmış ki… Koşarak kapıya fırlamış. Arkadaşını görünce öyle mutlu olmuş ki… Hemen tutmuş elinden odasına götürmüş.<br><br></div><div>Emir arkadaşının sağlıksız beslendiğini biliyormuş. Onu sürekli uyarıyormuş ama nafile. Can onu hiç dikkate almıyormuş. Emir bu duruma çok üzülse de ne yapsın? Üzüntüsünü unutup Can ile oynamaya başlamışlar. Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri kovalamış. Sonra Can birden kendini yorgun, halsiz bir halde bulmuş.<br><br></div><div>Emir:<br><br></div><div>-“ Sen sağlıksız beslendiğin için kendini kötü hissediyorsun ve hasta oluyorsun?” demiş.<br><br></div><div>Can’ın annesi odaya gelince bir de ne görsün? Şaşmış kalmış. Can çok halsiz ve hasta görünüyormuş .Annesi hemen onu doktora götürmek istemiş ama Can hiç doktora gitmek ister mi? Diretmiş yine.<br><br></div><div>-“İstemem de istemem. Ben Emir ile oynayacağım.” Demiş.<br><br></div><div><strong>Aygün İSMAYILOVA-</strong>Baku, 283 nomreli tam orta mekteb<br><br></div><div>Can bir süre daha Emir ile oynamaya devam etmiş. Ancak rahatsızlığı git gide artmış. Daha fazla dayanamayarak annesinden yardım istemiş. Az gitmişler uz gitmişler dere tepe düz gitmişler. Doktorun muayenesine girivermişler. Doktor&nbsp; önce Can’a sormuş. Can önce cevap vermek istememiş. Bunun üzerine annesi şikayetlerini bir bir anlatmış. Can’ın beslenme düzeni hakkında bilgi alan doktor, hemen tahlillere başlamış. Can’ın korktuğunu gören doktor onun ellerini tutarak gülümsemiş.&nbsp; Can çok cesaretlenmiş. Yapılan tahliller sonuncunda kansızlık ve vitamin eksikliği olduğu bu nedenle vücut direncinin düştüğü ortaya çıkmış.<br><br></div><div><strong>Sevinç AHMEDOVA-</strong>Tefekkur lisei<br><br></div><div>Doktor Can’a yaklaşarak, çömelmiş. Annesinin ve Can’ın çok endişeli olduğunu görmüş.<br><br></div><div>-“Can, bu problemle uzun zamandır karşılaşıyoruz. Buna bir çözüm bulmalıyız ama senin yardımına ihtiyacımız var.” Demiş. Can şaşırmış kalmış.<br><br></div><div>-“Ama ben nasıl yardım edebilirim ki?” demiş.<br><br></div><div>Doktor:<br><br></div><div>-“Bir bilim adamı gibi araştırmalar yapmalısın. Çocuklar nasıl beslenmeli? Nelere dikkat etmeli? Günlük rutinleri nasıl olmalı? Bunları araştırmanı istiyorum. Bu konuda sana annen de yardımcı olacak. Bunun için sana bir defter veriyorum ve buraya not almanı istiyorum.2 hafta sonra buna seninle birlikte bir çözüm bulacağız.” Demiş.<br><br></div><div>Can çok heyecanlanmış. Yol boyu düşünmüş. Her gün sofrayı birlikte hazırlamış, düzenli yürüyüş ve egzersiz yapmışlar. Can odasını kendi topluyor, beslenme konusunda birçok belgesel izliyorlarmış.&nbsp; Tüm meyve sebzeleri yiyor, vitaminlerinden bahsediyormuş. Defterine yazmayı da unutmuyormuş. Can artık kendini çok güçlü hissediyormuş.<br><br></div><div><strong>Ulvıyya MAMMADOVA-</strong>Absheron, Masazir 4 nomreli tam orta mekteb<br><br></div><div>Ve günlerden Pazar günü gelmiş çatmış. Can ile Emir anneleri ile gezmeye çıkmışlar. Bir de ne görsünler? Hamburger yemek için ağlayan bir çocuk. Hemen koşmuşlar yanlarına pırrr diye. Can hemen çantasını açmış. O da ne? Çantasından kıpkırmızı elmayı çıkarıvermiş.<br><br></div><div>-“Arkadaşım, hamburgerin ne kadar zararlı olduğunu biliyor musun? Oysa bir elma yersen hem lezzetine doyamazsın hem de bizim gibi sağlıklı ve kocaman olursun.” Demiş.<br><br></div><div>Çocuk bakakalmış, elmayı alıp ısırıvermiş.<br><br></div><div>-“Immm…Çok lezzetli.”<br><br></div><div>Can’a teşekkür ederek oradan ayrılmış. Can büyük bir iş başardığı için kendisiyle gurur duymuş. Emir çok memnun olmuş. Böylece Can sağlıklı beslenen bir çocuk olmuş.<br><br></div><div>Burada masalımız bitti.<br><br></div><div>Nasıldı söyleyin şimdi?<br><br></div><div>Temizlik herkes için mühim<br><br></div><div>Aynı zamanda sağlıklı besin<br><br></div><div>Bunlardan ayrı kalma<br><br></div><div>Gökten düşen elmaları unutma<br>Sağlık En Değerli Varlık</div><div><br></div><div>7 adet oy (63.64%)</div><div>Vitaminlerin Gücü</div><div><br></div><div>4 adet oy (36.36%)</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-08-19 15:54:49 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/687448179</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Ortak ürün 1. masal &quot;peri kızının masalı&quot; e-book</title>
         <author>dilekcakin76</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/754930984</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://www.ourboox.com/books/peri-kizinin-masali/" />
         <pubDate>2020-09-17 12:48:25 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/754930984</guid>
      </item>
      <item>
         <title>AĞUSTOS AYI 2 PRENSESLER BULUŞMASI</title>
         <author>aysunkirca05</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/755153461</link>
         <description><![CDATA[<div>Evvel zaman içinde kalbur saman içinde yer gökte gök derede dere tepede ağaç bal nehrinde dal bulut üstünde iken uzun yol varmış yol kol kol ayrılmış her bir kolda ayrı bir ülke her ülkede birbirinden güzel prensesler yaşarmış bu prensesler birbirleriyle çok iyi arkadaşlarmış. Onların bu arkadaşlığını kıskanan kötü kalpli periler ......<br><strong>RAFET URAL-Hasan Polatkan İlkokulu<br></strong>Prenseslere olmadık tuzaklar kuruyorlarmış. Birbirinden güzel prensesler Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece buluşurlarmış.  Bunu bilen kötü kalpli periler boş durur mu?<br><strong>AYSEL DÜNYAMALİYEVA-Sumqayıt şəhəri 4 nömrəli tam orta məktəb<br></strong>Tabii ki boş durmuyorlar.  Prenseslerin buluştuğu gece büyük bir tuzak kurmaya karar verirler ve bu planı yapmaya başlarlar.  Hiçbir şeyin farkında olmayan prensesler günün ne kadar ilginç ve eğlenceli geçeceğini düşünüyorlardı.  Ve o gün geldi.  Prensesler, güzel kıyafetleri içinde, kendilerine kurulan tuzaktan habersiz, mutlu ve neşe dolu, orada tekrar toplandılar ve birbirlerini selamladılar ... Aniden çalıların arasında korkunç bir ses duydular.  Bu sesler onlara yaklaşıyor gibiydi.  Prensesler korkmaya başladı.  Aniden çalıların arasında bir şey gördüler.<br><strong>AYSUN KIRCA-Darıca Ortaokulu Anasınıfı<br></strong>Prensesler şaşkınlık içindeymiş. Çünkü daha önce böyle bir şey görmemişler. Gördükleri karşısında çok şaşırmışlar ve birden o yöne yönelmişler. Ama sese anlam verememişler. Ne yerde ne gökte, ne ayda ne güneşte yeri var mıdır bu sesin? Topraktan mı gelir sudan mı? Büyük müdür küçük mü?<br><strong>AFSANA QAFAROVA-Abşeron rayonu Güzdək qəsəbə tam orta məktəb<br></strong>Prensesler çalıların arasından çıkan bu varlığın ne olduğunu hala anlayamamışlar. Çalıların arasından çıkan devi ilk defa gördükleri için şaşkınlıkları ile korkuları da artmış. Güzel kıyafetleri ile tuzaktan habersiz oldukları için ne yapacaklarını bilemediler. Ve arkalarına bakmadan kaçmaya başlamışlar. Ne yerde ne gökte eşi benzeri olmayan bu sesli varlık da prenseslerin arkasında onları takip etmeye davam etmiş.<br><strong>NESLİHAN BOZKURT-Hasan Karamehmet İlkokulu<br></strong>Prensesler önde, dev arkada... Az gitmişler, uz gitmişler. Dere tepe düz gitmişler, bir de ne görsünler bir arpa boyu yol gitmişler. Artık güçsüz düşmüşler. Ormanda bir ağacın kovuğuna sığınmış, uyumuşlar. Dev prensesleri ararken yorgun düşmüş. Oracığa yığılmış. Tatlı mı tatlı bir uykuya dalmış. Ta ki ayağına biri basana kadar... Dev homurdanarak silkinmiş. Kalkmış yerinden doğrulmuş. Bir de ne görsün...<br><strong>ANNA TERESA-ICS La Giustiniana<br></strong>Dev burnunun önünde ne olduğunu anlayamamış. Her yöne çok hızlı hareket eden bir ışık görmüş ve onu gözleriyle takip edememiş. Işık durana ve burnuna küçük bir peri konana kadar görüntüyü odaklamak için onları ovalamaya çalışmış.<br>O, prenseslerin annesiymiş...<br>Prenseslerin annesi, madalyon sayesinde her birinin boynuna takıldığını, yardım için ağladıklarını ve hemen onları kurtarmak için koştuklarını duymuş. Güzel kızların, güzelliklerini kıskanan perilerin korkuttuğunu anlamış. Anneleri, prenseslere habersiz bir yere gitmemelerini söylemiş. Prensesler derslerini almışlar. Bir daha annelerinden habersiz ülkeden uzaklaşmamışlar. Çok mutlu bir hayat sürmüşler. Derken gökten birden 3 elma düşüvermiş. Biri prenseslere ve annelerine, diğeri dev’e, 3.sü ise masalı dinleyen tüm çocuklara…<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-09-17 13:37:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/755153461</guid>
      </item>
      <item>
         <title>EYLÜL AYI MASALIMIZ KÖYÜMÜZE NE OLDU?</title>
         <author>nevasnes33</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/766819572</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>Gülden ŞAHAN-Nilüfer Beşevler Anaokulu</strong></div><div>Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ot yoldum yoruldum bağ bozdum serildim çok acıktım evimizin önünde bir ağaç vardı yemişini yedim doymadım deniz vardı çorba ettim içtim yine doymadım kırk kazan buğdayı kaynattım kırk tasa boşalttım .....<br><br></div><div><strong>Ulviyya MAMMADOVA-Absheron, Masazir 4 nomreli tam orta mekteb</strong></div><div>Bir varmış, bir yokmuş…Ta geçmiş zamanlarda hami tarafından çok da bilinmeyen  bir küçük köy varmış. Bu köy yemyeşil ağaçlar , meşelerle ,rengarenk çiçeklerle, dupduru suyu olan mavi nehirlerle dolu imiş. İnsanları cana yakın, kötülüğün ne olduğunu bile bilmeyen çok mert, yardımsever imişler. Her seheri kuşların cıvıltısı ile açar, yeni güne birlikte başlar, birlikte çalışır ve her şeyi beraber paylaşırlarmış . O yüzden burada her zaman sulh ,bereket hüküm sürmüştür. <br><br></div><div><strong>Gönül Sezen BİŞKİN-Darıca Sarkuysan İlkokulu</strong></div><div>Halk huzurlu mutlu yaşaya dursun biz gidelim altın pencereli saraya. Kral otururken tahtında, yüzünde kocaman bir tebessüm. "Köyde iyilik var, güzellikler var. Hepsi benim sayemde. Çağırayım da veziri dolaşalım köyü" demiş.</div><div>Padişahla veziri sabah güneş doğmadan çıkmışlar yola. Az gitmişler, uz gitmişler. Derelerden sel gibi, tepelerden yel gibi geçerek, lale, sümbül derleyip, soğuk sulardan içerek ilerlemişler<strong>.<br></strong><br></div><div><strong>Emel GÖKDERE-Polatlı Şehitlik İlkokulu</strong></div><div>İlerlemişler ilerlemişler dereleri şırıl şırıl akan, kuşları cıvıl cıvıl öten   içinde balıkları dans eden masmavi gölü, mutluluktan mutluluğa koşan insanları görünce adeta büyülenmişler.Herkes çok mutlu tüm canlılar birbirlerine iyilik yapmak için yarışıyormuş. Öyle ki mutluluktan hepsinin gözleri yıldız kadar parlak gülüşleri güneş kadar sıcakmış. <br><br></div><div><strong>Rafet URAL-Hasan Polatkan İlkokulu</strong></div><div>Günler böyle güllük gülistanlık geçerken bu güzel köyde işler yolunda gitmemeye başlamış. Dereler yavaş yavaş kurumuş, otlar sararmaya, hayvanlar oradan uzaklaşmaya başlamış. Padişah ve vezirler şaşmış kalmış bu işe. Köyün iyiliksever halkı ne yapacaklarını bilemez olmuşlar. Geceler gündüzleri bir bir kovalarken oturup kara kara düşünecek değiller ya.  Uzak dağların ardında yaşayan Bilge dedeye akıl danışma zamanı çoktan gelmişti. Düşmüşler yola az gitmişler uz gitmişler dağları aşıp Bilge dedenin yaşadığı mağaranın önene gelmişler… <br><br></div><div><strong>Afsana QAFAROVA-Abşeron rayonu Güzdək qəsəbə tam orta məktəb</strong></div><div>Bilge dedenin yaşadığı mağaranın önünde mağaradan hiç ışık gelmediğini görmüşler. Hayrete gelmiş padişah. Veziri ve iyilik sever halkın nümayendelerinden çok şaşırmışlar. Mağaranın kapısı yokmuş. Nasıl gireceklerini, olanları bilge dedeye nasıl anlatacakları hakkında kara-kara düşünmüşler. İyilik sever halktan birisi Bilge dedeyi seslenmeye başlamış. Mağaradan ses gelmiş. Bilge dede hoş geldiklerini mağaraya nasıl gireceklerini anlatmaya başlamış.<br><br></div><div><strong>Neslihan BOZKURT-Hasan Karamehmet İlkokulu</strong></div><div>“Köyünüzden bir avuç kuruyan topraktan getirirseniz mağaramın kapıları size açılır” demiş Bilge dede. Padişah ve vezirleri ile beraberindeki herkes bu isteğe çok şaşırmış. “Kapılar anahtarla açılır sanırsınız ama her kapı anahtarla açılmaz.” demiş Bilge dede. Hemen köylülerden biri tez gitmiş kuruyan dereden toprak almaya. Köylüler bir aşağı gitmişler bir yukarı. Yakın da değilmiş ki köy ile Bilge dedenin mağarası. <br><br></div><div>-“İnat etme Bilge dede! Al bizi içeri demiş” padişah.<br><br></div><div>-“Olmaz padişahım sizi bana getiren o toprak değil midir?” deyince hak vermişler Bilge dedeye.<br><br></div><div><strong>Aysun KIRCA-Darıca Ortaokulu Anasınıfı</strong></div><div>Uzun bir zaman sonra istenen toprak gelmiş. Mağaranın kapısı birden açılıvermiş. Bilge dede buyur etmiş hemen içeri. <br><br></div><div>-“Neden geldiğinizi ve benden ne istediğinizi biliyorum.” demiş. Padişah ve köylüler şaşırmış ama “Ne de olsa o bir Bilge dede” demişler. Bilge dede konuşmaya başlamış:<br><br></div><div>-“Bundan çok kısa bir süre önce şırıl şırıl akan dereniz, verimli topraklarınız, yemyeşil çayırlarınız vardı. Ama sizler onları korumadınız. Gerekli özeni göstermediniz. İlgisiz ve bakımsız kalan topraklar suyu da israf etmenizle birlikte çoraklaştı, kurudu. Şimdi benden gürül gürül akan dereler, sulanmış araziler, yemyeşil çayırlar mı istersiniz? “ demiş.<br><br></div><div>Padişah ve köylüler birbirine bakmışlar. Bilge dede onlara unutulmaz bir ders vermiş. İnsanoğlu elindekilerin değerini yitirince anlarmış. Bu dersin üzerine Padişah koyulmuş işe. Sular israf edilmemiş, tüm köye körpecik fidanlar ekilmiş. Toprak yeniden canlanmış, bitkiler filizlenmeye başlamış. Dere yeniden gürül gürül akmaya, insanlar neşeyle dolaşmaya devam etmiş. Bilge dede mağarasından köyü seyrederken çok sevinmiş. Köye dikilen elma ağacı dikkatini çekmiş. Birdenbire ağaçtan üç elma düşüvermiş. Biri Bilge dedeye, diğeri deresi  gürül gürül akan yemyeşil köye, sonuncusu da masal sever herkesin başına…<br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-09-22 04:02:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/766819572</guid>
      </item>
      <item>
         <title>EKİM AYI MASALIMIZ BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR</title>
         <author>nevasnes33</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/866698163</link>
         <description><![CDATA[<div> </div><div> <br><br></div><div><strong>Neslihan BOZKURT-Hasan Karamehmet İlkokulu</strong><br>   Pencere açılsın içinden masallar saçılsın. Masallar masallansın ağaçlar sallansın. Rüzgar bir püff dese, kulağım şenlense... Ben bir masal buldum sanmaki uydurdum. Haydi masal kapısı açılsın, inci boncuk etrafa saçılsın. Masalımı dinlemek isterseniz herkes etrafımda toplansın.   <br><br></div><div><strong>Aysun KIRCA-Darıca Ortaokulu Anasınıfı</strong><br> Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde. Siz deyin o zaman ben diyeyim bu zaman. Taa uzaklarda yemyeşil vadilerin, berrak şelalalerin ardında koskocaman bir orman varmış. Orman öyle güzel öyle güzelmiş ki bir giden bir daha gidermiş. Herkes ormanı seyre dalarmış. Ormanın bir özelliği de şuymuş. Bu orman ne sıcak olurmuş ne de soğuk... Ne güneş yakarmış ne de kar yağarmış. Orman öyle bir yerdeymiş ki karşıya baktığında tüm diyar adeta ayaklarının altında imiş.  <br><br></div><div> <br><br></div><div><strong>Bilge Menşure YILMAZ</strong><br>Bu ormanı seyredenler hep mutlu olurlarmış .Babası  da Zeynep’i ormandaki bu mutluluğu göstermek için mantar toplamaya götürmüş. Zeynep neşe içinde babasıyla mantarları toplarken yorgun düşmüş ,yaslandığı çınar ağacının dibinde uykuya dalmış.    <br><br></div><div> <br><strong>Gülden ŞAHAN-Nilüfer Beşevler Anaokulu</strong></div><div> Rüyasında çeşit çeşit ağaçların renk renk çiçeklerin türlü türlü bitkilerin ve tüm hayvanların konuşuyor olduğu çok güzel bir diyarda olduğunu görmüş....<br><br></div><div> <br><strong>Gönül Sezen BİŞKİN-Darıca Sarkuysan İlkokulu</strong></div><div>Rengarenk bir kelebek burnunun ucuna konmuş. Binbir cesit rengi olan bu kelebek "Zeynep, Zeynep seni arkadaşlarımla tanıştırmak istiyorum, benimle gel." demis. Bin bir renkli kelebek, bin bir renk ciceklerin arasında uçmaya baslamış. Hop o çicege, hooop bu cicege konmuş. Kelebek ucmuş, Zeynep koşmuş. Kosmuş. Çiçek bahçelerinin ardında bir kapı varmış. Kelebek tatlı sesiyle Zeynep'e fısıldamış. Ormalar hayvanların yuvalarıdır dersen kapı acılır. Böylece arkadaslarımla tanışabilirsin, demiş.   <br><br></div><div> <br><br></div><div><strong>Nigar VELİYEVA</strong><br> Zeynep kapıya yaklaşıb "Ormanlar hayvanların yuvalarıdır "demiş.Amma kapı açılmamış.Kelebek demiş ki 3 defa demen lazım.O zaman açılıcak.Zeynep tekrar demiş.Kapı açılmış.Ooooo nə güzel manzere.Zeynep bu sesleri eşitdi.Hayvanların dünyasına hoş geldin Zeynep....<br><br></div><div> <br><br></div><div><strong>AYSEL DÜNYAMALİYEVA-Sumqayıt şəhəri 4 nömrəli tam orta məktəb</strong><br> Arkadaşımız Zeynab, hayvanlar alemini görünce çok şaşırdı, gözlerine inanamadı, sonra etrafına baktı ve bu güzelliğe hayran kaldı.Her hayvan hakkında yeni bilgiler öğrenmekten çok mutlu oldu. Zeynab'ın en ilginç ve yenilikçi yolu burada başladı. Ve Zeynab'ın ilk hayvanı  Aslan ormanların kralıydı ...<br><br></div><div> <br><br></div><div><strong>Hilal ŞEN</strong><br> Orman kralı olarak bilinen ve ormandaki en yardım sever olan Aslan  iri ve keskin gözleriyle hemen kendisine doğru gelen Zeynep'i farketti. Yelelerini arkaya atarak kafesine yakın yere geldi. Zeynep'e "Hoşgeldin " dedi kükreyerek.  <br><br></div><div> <br><br></div><div><strong>Emel GÖKDERE-Polatlı Şehitlik İlkokulu</strong><br> Zeynep hoşbulduk dedi.Fakat şaşkınlığinı gizleyemedi.Orman kralı aslanın kafes içerisinde olmasi onu çok üzdü.Aslan da Zeynep 'e yemyeşil kırlarda kuşların cıvıl cıvıl öttüğü rengarenk çiçeklerin olduğu ormanda arkadaşlarının yanında olması gerektiğini üzgün bakışlarla söyledi.Ormandaki hayvanları kralları olarak koruması gerektiğini anlattı.  <br><br></div><div> <br><br></div><div>DİLEK ÇAKIN<br> Aslan kral: “kötü kalpli avcılar beni yakaladılar. Bu kafese kapattılar. Hayvan dostlarıma ulaşamıyorum. Sen bana yardım eder misin ? Beni bu kafesten kurtarıp hayvanlarıma kavuşmamı sağlarmısın küçük kız “ dedi.   <br><br></div><div> <br><strong>Rafet URAL-Hasan Polatkan İlkokulu</strong></div><div>  Zeynep, Aslan Kral'ı kurtarmak için plan yapmaya karar verdi. Bunu tek başına yapamazdı.Babasının " birlikten kuvvet doğar" deyişi aklına geldi. Ormandaki diğer hayvanları bu durumdan haberdar etmeliydi öncelikle. Hemen Bilge Tavşan'ın yanına gitti. Ardından beraberce Kurnaz Tilki'yi buldular. Daha sonra Zarif Zürafa , İri Fil derken tüm hayvanlar işbirliği halinde kötü kalpli iyi bir ders vermek gerektiği konusunda fikir birliğine vardılar. Esen rüzgarın, akan nehrinde yardımı ile kötü kalpli avcılar, Zeynep ve hayvan arkadaşlarının kurdukları tuzağa yakalandılar.<br><br></div><div>BURÇİN GÜLER<br>    Zeynep ve hayvan dostları gizlice bir plan yaptılar. Aslan Kral’ın kafesinin yanına geldiler. Geldiler ama beklenmedik bir sorunla karşılaştılar. Aslan Kral’ı yakalayan avcılar; bu defa da Zeynep ve hayvan dostlarını kafese kapattılar. Zeynep ve arkadaşları bu duruma çok üzüldü. Kafesin içinde sıkışıp kalmışlardı…<br><br></div><div>Zeynep arkadaşlarına “üzülmeyin bir çaresini bulacağız, buradan kurtulup avcılara iyi bir ders vereceğiz” dedi. Bu arada avcılar kafesin yakınında oturmuş piknik yapıyorlardı.<br><br></div><div>Zeynep gökyüzüne baktı. Kuşlar gruplar halinde uçuyorlardı.<br><br></div><div>—Kuşlar! Kuşlar, diye seslendi.<br><br></div><div>Kuşların hepsi aynı anda cevapladı, Zeynep’i.<br><br></div><div>—Mutluluklar Ülkesi’ne uçuyoruz.<br><br></div><div>—Bize yardım eder misiniz? dedi Zeynep.<br><br></div><div>Kuşlara durumlarını anlattı. Kuşlar o anda el ele vererek dayanışmanın gücünü gösterdiler. Kafesi pençeleriyle kaldırıp piknik yapan avcıların üzerlerine attılar. Avcılar şaşırıp korkmuşlardı. Zeynep ve arkadaşları ise özgür olmanın mutluluğunu yaşıyorlar, şarkılar söyleyip dans ediyorlardı.<br><br></div><div>Avcılar Zeynep ve arkadaşlarına yalvarmaya başladılar. Zeynep avcılara önce Aslan Kral ve tüm hayvanlardan özür dilemelerini söyledi.<br><br></div><div>Avcılar özür dilerek yaptıklarından pişman olduklaırnı söylediler.<br><br></div><div>Kuşlar, Zeynep ve ormandaki hayvanlar şarkılar söylemeye başladılar.<br><br></div><div>Zeynep bir ses duydu:<br><br></div><div> — Zeynep,Zeynep!<br><br></div><div>Bu ses hiç yabancı gelmedi.Annesinin sesiydi bu .Uyanmalısın  diyordu.<br><br></div><div>Zeynep gözlerini açtı.Gördüğü rüya çok güzeldi.Pencereye koştu.Ormana doğru bakarak el salladı.’’Babamla bereber mantar toplamaya geleceğim söz veriyorum’’dedi usulca.<br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div>  <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div> <br><br></div><div>YanıtlaYönlendir<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-10-27 17:11:53 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/866698163</guid>
      </item>
      <item>
         <title>BİR AVUÇ SEVGİ</title>
         <author>nevasnes33</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/972782285</link>
         <description><![CDATA[<div>Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken. Ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, ip koptu beşik devrildi. Dar attım kendimi dışarı. Neyse uzatmayalım başlayalım hemen masala. <br><br></div><div>Yeşilliklerle çevrili, hayvanların otladığı güzel bir köyde küçük bir bahçenin içinde şirin mi şirin küçük bir ev varmış. Bu evde hiç kimseyle görüşmeyen, insanları sevmeyen yaşlı bir karı koca yaşarmış. Köy halkı bu duruma alışmış, fakat dışarıdan gelen misafirler bu duruma pek anlam veremezmiş. <br><strong>BURÇİN GÜLER İnegöl İlkokulu-BURSA<br></strong><br></div><div>Köyde her şey yolunda giderken köylü de bu duruma alışkınken aradan epey zaman geçmiş. Ben diyeyim bu kadar siz deyin şu kadar... Günler günleri kovalamış aylar ayları. Derken köye yeni bir aile taşınmış. Bu haber köye hemen yayılmış. Tüm köylü yeni gelen aileyi çok merak ediyormuş. Birden köy meydanında bir çocuk belirivermiş. Herkes çocuğa bakakalmış.<br><strong>AYSUN KIRCA Darıca Ortaokulu Anasınıfı<br></strong><br></div><div> Köylüler kendi kendilerine: "Bu çocuk da kim? Uzun zamandır bu köyde küçük çocuk görmez olmuştuk." demişler. Köylü şaşıradursun biz gelelim küçük çocuğa. Çocuk köyün ortasında durmuş, bakınmış etrafına. Koca koca evler, yemyeşil upuzun ağaçlar. O etrafa bakmış insanlar ona. Toplanmışlar birden etrafına, hemen bir çember oluşturmuşlar. Çocuk şaşırmış kalmış. <br><strong>NESLİHAN BOZKURT Hasan Karamehmet İlkokulu Tarsus/MERSİN</strong></div><div> <br>Çocuk şaşkınlıkla insanlara bakmış amma hiç kimsenin sorularını cevaplamamış. İnsanlar merak içinde kalmışlar. Çocuk ise köyü dolaşa-dolaşa gelip yeşilliklerle çevrili şirin bir evin yanında bulmuş kendini.  Çocuk çok özel bir çocukmuş. Kimi görürse yüreğinden geçenleri okuya bilirmiş. Bahçeye girmiş ve önünde yaşlı bir kadın görmüş.<br><strong>Afsana Qafarova  Abşeron rayonu Güzdek qesebe tam orta mekteb<br></strong><br></div><div><strong> </strong>Yaşlı kadın kendi kendine söyleniyormuş:<br> "Ah benim dertli başım,<br> Hiç durmadı göz yaşım,<br> Bekler dururum gece gündüz<br> Yok hiç soran halim hatırım."<br> Bunları duyan çocuk  kuşların cıvıltısına karışan tatlı sesiyle seslenmiş yaşlı kadına:<br> "Yeşillikler içinde<br> Rengârenk evinde<br> Gönlünü karartıp<br> Yüzünü somurtup<br> Oturmuş ey güzel nine<br> Ver elini öpeyim<br> Halin hatırın nedir bileyim." deyivermiş.<br><strong>GÖNÜL SEZEN BİŞKİN Sarkuysan İlkokulu Darıca/KOCAELİ</strong></div><div>  <br>Yaşlı kadın asık suratıyla yeşil gözlerini dikivermiş çocuğa..<br> Bak yavrucak sen de kimsin? Nasıl buraya geldin? Neden geldin? Diye sorularını birbiri ardına hızlıca sıralayıvermiş sorularını..<br><strong>Hilal ŞEN BTSO Hasan Alkoçlar Anaokulu /BURSA<br></strong><br></div><div>        Çocuk Şaşırıp kalmış alamamış gözlerini yaşlı kadından ve birazcık ta korkmuş onun asık suratından, arka arkaya Sorulan soruların cevaplarını verirken kendi içinde dudakları izin vermemiş de  dökememiş kelimelerini yaşlı kadının yüzüne</div><div><strong> Bilge YILMAZ Bolluca İlkokulu/Arnavutköy-İstanbul</strong></div><div><strong> <br></strong>O sırada arkadan uzaklardan taa derinlerden  annesinin sesi duyuluyormuş. Annesi çocuğa sesleniyormuş neredesin nerelere gittin çocuğum uzaklara gidip de beni merakta bırakma. Gönlü güzel yüzü güzel sesi güzel çocuk bir yandan annesinin kendisine seslenişini dinlerken bir yandan da gönlünü karartıp yüzünü somurtan yaşlı kadına söyleyeceklerini nasıl tatlı dil ile ifade edeceğini düşünmüş aklına çok güzel bir fikir gelmiş<br><strong> Emel Gökdere Polatlı Şehitlik İlkokulu</strong></div><div> <br>Hemen annesinin yanına gitmiş. Asık suratlı ninenin yalnızlığını anlatmış. “Anneciğim nineye bir sürpriz hazırlasak akşam yemeğini birlikte yesek, ona yoldaşlık etsek, bizim mutluluğumuz belki ona da geçer,  olur mu” demiş. Çocuk ve annesi akşam İçin hazırlıklara bağlamışlar.<br><strong>Dilek ÇAKIN Denizli Katip Çelebi İlkokulu<br></strong><br></div><div>Tüm aile akşam için hazırlanırken asık suratlı ninenin içine bir sızı oturmuş yıllarca çocuklarından torunlarından ayrı yaşamış olmak bir kez bile kendilerini sormamış olmalarının üzüntüsü çökmüş yüreğine keşke burda olsalar sımsıkı sarılsam onlara içimdeki Özlemi gidersem diye hüzünlenmiş yeniden ....<br><strong>Gülden  ŞAHAN Bursa Beşevler Anaokulu</strong></div><div><strong> <br>      </strong>Gizemli çocuk ve anası akşam için bir birinden lezzetli yemekleri bir bir hazırlamışlar. Yeşilinden sarısına, morundan kahverengine ne çeşit ot varsa katmışlar yemeğe. Etlisinden sütlüsünden katmış katıştırmış sofrayı donatmışlar. Her şeyden kattık yalnız bir şey eksik kaldı demiş çocuğun annesi. <br><br></div><div>Çocuk merakla sormuş: Nedir anneciğim? </div><div>Bir tutam sevgi katmalıyız, demiş.</div><div>Gizemli çocuk bir tutam da sevgi eklemiş yemeğe. Varmışlar yaşlı çiftin evine, kurmuşlar sofrayı. </div><div>Yemeği yiyen yaşlı nine gizemli çocuğa bakmış bakmış, hayale dalmış. Hayalinde kendi evlatlarını sarılmış, öpmüş, koklamış. Nine uyandığında ağlayan gözleri durmuş, yüreği soğumuş. Gözleri gülmüş, dili çözülmüş, başlamışlar sohbete muhabbete. Birlikte bir birlerine yoldaş olmuşlar. Hasretliklerini bir birlerinde gidermişler. </div><div>Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş. Biri masalı dinleyen sizin başınıza, biri masalı anlatan bizim başımıza, biri de hasret çeken tüm gönüllere... </div><div> </div><div><strong>Rafet URAL Demir Karamancı İlkokulu Melikgazi/Kayseri</strong></div><div><strong>SON</strong><br><br></div><div> <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2020-11-30 18:36:04 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/972782285</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ARALIK-1</title>
         <author>nevasnes33</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1177633363</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>SAVURGAN PADİŞAH</strong></div><div><br>Evvel zaman içinde, Kalbur saman içinde, Eski hamam içinde,<br>&nbsp;Ben deyim bu ağaçtan, Siz deyin şu yamaçtan, bir baktım bir ülke ,üşenmedim kalktım gittim kim der ne der bir dinleyim dedim....<br><br></div><div>Bundan yıllarca önce her gördüğüne sahip olmak isteyen&nbsp; bir padişah yaşarmış. Vaktinin çoğunu çarşıda pazarda&nbsp; geçirir ne görse alır parasını düşünmeden harcar, Koskoca sarayının tüm odalarını işine yaramayan her türlü eşya ile tıka basa doldurmuş. ....(GÜLDEN ŞAHAN).<br><br></div><div>Hangi odaya girseniz adım atacak yer kalmazmış. Ama padişah kendimi durduramazmış. Saray halkı bu durumdan hiç hoşnut değilmiş. Her şey o kadar sıkış sıkış bir haldeymiş ki...Artık canlarına tak etmiş. (Aysun Kırca)<br><br></div><div><br>&nbsp;"Bu iş böyle gidemez" demiş saray halkından Bilge dede. Konuşmuşlar, anlaşmışlar. Ne olur ne olmaz diye de baş veziri sarayda bırakmışlar. "Biz yokken padişaha göz kulak ol. Aman israf etmesini engelle! " demişler ve düşmüşler yola.(Neslihan Bozkurt)<br><br></div><div>Bilge dede Gitmiş gitmiş dere tepe uz gitmis. Padişahın bu savurganlığına care bulmak için nereden nasıl care bulacağını düşünmüş ve o anda karşısına yıllardır görmediği kendisi gibi bilgin kendisi gibi bilge dostu karşısına bir anda çıkıvermiş(Emel Gökdere)<br><br></div><div><br>&nbsp;Bilge dede arkadaşına padişahın israfçılık huyundan bahsetmiş, “her gördüğünden göz payı da ister" diye sitem etmiş. Bu hale nasıl çare bulacakları hakta arkadaşından bir yardım istemiş. Dost Bilge dede bir az düşündükden sonra,aklına çok iyi fikir geldiyini belirterek söylemeye başlamış (Ulviyya Mammadova)<br><br></div><div><br>&nbsp;"Anladım, padişahımızın gözü aç, israfı çoktur,<br>&nbsp;Fakir, fukara ne halde yaşar bilmez içinde gam yoktur. Bol bol altın alsın yanına, Görmediği bilmediği daha neler var burada, Misafirim olsun yanımda."<br>&nbsp;Bilge Dede az düşünmüş, uz düşünmüş, teşekkür edip yollara düşmüş, dere tepe dümdüz yürümüş.&nbsp;<br><br></div><div>Varmış saraya, çıkmış padişahın karşısına, selamla başlamış lafına elçiye zeval olmaz deyivermiş daveti sultana. Padişahı sarmış bir merak, görmediğim bilmediğim sahip olmadığım neler var acaba derken, almış kese kese ışıl ışıl altınları yanına, Bilge Dedeyle düşmüşler yola.(Gönül SEZEN BİŞKİN)<br><br></div><div><br>&nbsp;Yolda fakir bir aileyle karşılaşırlar. Padişah onların hiçbir şeylerinin olmadığını görür ama aile olarak çok mutlular ve düşünür, getirdiği altınla bu mutluluğu nasıl elde edebilir?&nbsp; Ne kadar çalışırsa çalışsın bu&nbsp; aileni hiçbir şeyle, parayla, devletle kandıramaz.&nbsp; Burada parayla hiçbir şey alamayacağını düşünerek yoluna devam ediyor.(Aysel Dünyamalıyeva)<br><br></div><div><br>&nbsp;Yollarına devam eden padişah ve bilge yaşlı adam güzel bir müzik duydu. Yaklaştıklarında, yolun kenarında oturan çok fakir bir genç adamın boruyu üflediğini gördüler.&nbsp; Padişah, böyle bir müziğin küçük bir pipodan geldiğine inanamadı. İstediğim müziği çalabilir misin?&nbsp; Diye sordu.<br><br></div><div>Genç, padişahın istediği müziği çaldı.&nbsp; Padişah çok beğendi.&nbsp; Onu sarayına davet etti ve sarayıma gelen misafirler için müzik çalarak onları eğlendirirsen, seni altına boğarım dedi.&nbsp; Müzisyen aynı fikirde değildi, her şey para ve altınla yapılamazdı ve saraya gitmeyi reddetti.&nbsp; Her şey ondan sonra başladı.(NİGAR VELİYEVA)<br><br></div><div><br>&nbsp;Böylece beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalan padişah şaşkınlık ve düşünceli yoluna devam eder. Dönüp mal- mülk yüklü kervana bakar, ancak hala işe yaramaz olduklarını görünce çok hayal kırıklığına uğramış.&nbsp;<br><br></div><div>Yoluna devam ederken bir yolcuyla karşılaşır. Yolcu bir ağacın altında oturmuş dinleniyor, torbasını kollarına sıkıca sarıp anlamlı düşünüyormuş. Padişah yolcuya yaklaşıp sormuş : (Ahmadova Sevinc)<br><br></div><div><br>&nbsp;-“Ne o torbanda çok para mı var niye sarıp sarmaladın kollarının arasına”<br>&nbsp;-“yok yok” diye cevap vermiş yolcu. “İçinde oğluma aldığım kitaplar var, üç aydır harçlıklarından biriktirdiği paraları bana verdi ve bu kitapları almamı istedi. Bende sıkı sıkı tutuyorum. Kaybetmeden götürüp vereyim diye” dedi...<br><br></div><div><br>&nbsp;Padişah düşündü. Ne kadar küçük şeylerle mutlu oluyordu insanlar. Kendisi har vurup harman savuruyor, Saray dolusu alışveriş yapıyor ama bu kadar mutlu olmuyordu. Düşündü.... Düşündü...&nbsp;<br><br></div><div>Bundan sonra gereksiz alış veriş yapmamaya bunun yerine parasını tutumlu harcamaya ve biriktirdiği paralarla fakir ailelere, gözü tok müzisyenlere, küçük çocuklara yardım etmeye karar verdi. Padişah bunları düşünürken bile çok mutlu olduğunu hissetti.&nbsp;<br><br></div><div>Gökten üç elma düştü. Biri masalı anlatana, biri masalı dinleyenlere, biri de tutumlu olan tüm çocuklara... (Dilek ÇAKIN)<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-08 15:52:23 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1177633363</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ARALIK-2</title>
         <author>nevasnes33</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1177640157</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>BACAYA DÜŞEN LEYLEK<br></strong><br></div><div>Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken eski hamam içinde, hamamcının tası yok, külhancının baltası yok... Kara bacı hamama gider, kolunda bohçası yok. Handadır handa 72 deli ile 1 'de manda. Az gittik uz gittik dişimizin dibi et görmedi. Bereket versin Hacı Cambaza bize bir at verdi: Doru'dur diye... At bize bir çifte attı geri dur diye.  Kız kulesini belimize soktuk borudur diye... Gülhane toplarını cebimize doldurduk darıdır diye... Tuttu bizi zabıtlar delidir diye... Attılar tımarhaneye. Ehhh, masal bu anlatmakta çıkar tadı:      Günlerden bir gün  ayağı yaralı leylek evin çatısına düşmüş  . (RAFET URAL)<br><br></div><div><br> Biz leyleği besledikce günden güne serpilmiş, ayağındaki yara da iyileşmiş.<br> Yarası iyileştikçe bize yoldaşlık ediyor mutlu mesut yaşayıp gidiyorduk. Biz böyle yaşayıp giderken mevsimler geçmiş, leyleğin de göç vakti gelmiş. Güzel leylek gidince hanımla ben bir başımıza kalacaktık. Leylek bir seher vakti erkenden havalandı. Akşama kadar bekledik durduk ama gelmedi. Artık iyice bizi bırakıp bir veda bile etmeden başka diyarlara göç ettiğini düşünür olmuştuk ki hava kararmaya yakın gagasında bir bohçayla gelmiş. Bahçede bizi beklermiş.(M.Bilge YILMAZ)<br><br></div><div><br> Sevinçten dilimiz tutulmuştu adeta .Hanımla birbirimizin yüzüne bakıyor leyleğin vefası karşısında duygulu anlar yaşıyorduk. Biz henüz şaşkınlığımızı üzerimizden atmamışken leylek gagasındaki bohçayı bahçenin orta yerine bırakıverdi.(BURÇİN GÜLER)<br><br></div><div><br> Çil çil altınlar yere seriliverdi. Altınların rengi hem odayı hem yüzümüzü aydınlatıverdi. Leylek, yardım karşılığında altınların hepsini harcayın, deyiverdi. Biz altınları sayarken  bahçeye yaktığımız ateş kül oluvermiş, leylek uçuverip gitmiş. (Hilal ŞEN) <br><br></div><div> Altınlardan haberdar olan komşuları seneye leyleğin yolunu gözlermiş. Baharın gelmesi ile leyleği havada yakalamış, kafese hapsetmişler. Çil çil altın bohçasından isteriz diye tutturmuşlar. Leylek kafasından bir oyun edeyim , diye düşünmüş. " Beni serbest bırakırsanız size de çil çil altın bohçasından getiririm." demiş. Buna ikna olan komşular leyleği salmış, ardından gün dönene vakit yolunu gözlemişler. Leylek az uçmuş, çok uçmuş ağzında bir bohça ile dönmüş. Komşular buna çok sevinmişler. Leylek " kara altın getirdim size daha kıymetli ama kimseciklere göstermeden evin içinde ateş yakıp üzerine atıverin ." Diye sıkı sıkı tembihlemiş. Hay hay , diyen komşular. Evin içine girip kapıyı bacayı sıkı sıkı kapatmış. Ardına ocağı bir güzel ateş ile doldurmuşlar. Bohçadan çıkan kara taşları hevesle ocağın üzerine atmışlar. Atar atmaz ocaktaki ateş büyümüş büyümüş komşu çifti yutmuş. Evleri ile yanmış ,bitmiş, kül olmuşlar. Bu masalda burada bitmiş.(RAFET URAL)<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-02-08 15:53:26 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1177640157</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ARKADAŞ ARAYAN FARE ŞUBAT MASALI</title>
         <author>neslihan3371</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1489660203</link>
         <description><![CDATA[<div>ARKADAŞ ARAYAN FARE&nbsp; &nbsp; &nbsp;<br><br></div><div>Bir varmış, bir yokmuş. Ormanın derinliklerinde yalnız yaşayan bir fare varmış. Kimi kimsesi yokmuş, bizim sevimli farenin. Günlerden bir gün bu durumundan çok sıkılan farecik.... (Rafet URAL)&nbsp;<br><br></div><div>"Artık tek başıma olmaktan çok sıkıldım. Burası koskocaman bir orman. Mutlaka bu ormanda birileri olmalı." demiş. Başlamış ormanın derinliklerinde gezinmeye. (Aysun Kırca)<br><br></div><div>Güle oynaya, hoplata zıplaya koşarken, ayağı bir mantara takılmış. Yuvarlana yuvarlana&nbsp; çiçekli bir bahçeye düşmüş. Gözlerini açtığında bir de ne görsün; karşısında dans eden parlak bir ışık huzmesi. Saklanmış ağacın arkasına başlamış izlemeye. (M.Bilge YILMAZ)<br><br></div><div>Hırçın huzme öyle güzel dans ediyordu ki... Süzülerek dokunduğu her dalı, her yaprağı, her çileği kıpırdatıyor, parlaklaştırıyordu. Etrafında dönen kelebekler de onunla dans etmek için sanki yarışa girmiştiler. O da ne.... Huzme farenin gözünü kamaştırmağa başladı. Yoksa onu da mı dansa davet ediyordu. Heyecandan küçük farecik ne yapacağını bilmiyordu. (Ahmadova Sevinç)<br><br></div><div>Işık huzmesinin geldiği yöne bakakaldı. Çimenlerin üzerinde dans eden ışığı seyre daldı. Bir adım atmaya karar verdi vermesine de heyecandan bir adım atmakta zorlandı. Işık ne kadarda parlak ve kocamandı. Uzanarak dokunabileceğini sandı. Derken dansa eşlik eden kelebeklerden biri sevimli fareye yaklaştı. (Gönül SEZEN BİŞKİN)<br><br></div><div>Merhaba fare kardeş ne oldu sana böyle? Heyecandan elin ayağın titriyor. Korkma Işıklı huzmeye bak ve sadece hayal et sonra neler olacak kendin bile inanamayacaksın dedi. Derken fare hayale çoktan daldı bile... Sonra gözlerini açtı ve gördüklerine inanamadı.(Emel GÖKDERE)&nbsp;<br><br></div><div>Sanki rüyadaymış gibi... Her taraf güzelliklerle ve kendisi gibi farelerle dolu. Zaten o da kendi gibi yakın bir arkadaşı olsun istiyordu. Çoktandır ki tek başına yaşıyordu ve ayağa kalkıp farelere yaklaşmaya çalıştı. Çok merak içindeydi.&nbsp; (Ulviyya Mammadova)<br><br></div><div>Çekingen bir şekilde farelere seslendi “şeyyyyy merhaba biliyor musunuz? Benim hiç arkadaşım yok. Çok yalnızım sizinle arkadaş olabilir miyiz, sizinle dans edip, oyun oynayabilir miyim” diye sordu. Küçük boylu bir fare “sen yalnız yaşamışsın hep hiç oyun bilmiyorsundur ki” demiş asık bir suratla. Ama en yaşlı en bilge fare ona doğru yaklaşmış ve..... (Dilek Çakın)<br><br></div><div>"Neden ona da bir şans vermeyelim. Bir bakalım görelim, nedir hünerleri? Hemen peşin hüküm vermeyin." demiş. Fare bu sözlerle çok mutlu olmuş ve bilge fareye teşekkür eder gözlerle bakmış. "Şimdi ne yapacağım demiş kendine kendine? Başlamış düşünmeye. (Neslihan Bozkurt)<br><br></div><div>Düşünmüş, düşünmüş veee… “Diğer farelere kendini kanıtlamak için küçük bir sihirbazlık gösterisi yapsın” demiş. Bizim küçük fare: “Ben şu anda öyle bir sihir yapabilirim ki, aranızdaki farelerden birini yok edebilirim” demiş. (Aysel Dünyamalıyeva)<br><br></div><div>Fare sihrin nasıl yapılacağını düşünüyordu ve aniden başının üzerinde bir kelebek döndü ve yumuşak bir sesle fısıldadı: “Diğer fareler oyununuzdan memnun olsun. Sihrinle farelerden&nbsp; biri yok olursa güvenini&nbsp; yitirirsin. Peki, sonra nasıl olur? Bunun yerine fareleri mutlu edelim” demiş. (Veliyeva Nigar)<br><br></div><div>Fare hayata geçirmek istediği sihri hayalinde canlandırdı. Yaptığı sihir etrafı güzelleştirdi.<br>&nbsp;Her yan uçuşan kelebeklerle doldu. Farelerin içi birden mutluluk doldu...(Aliyeva Vusala)<br><br></div><div>Tüm farelerinizin küçük farenin etrafına toplanmışlar onun bu kadar zaman yalnız ve arkadaşsız yaşamış olmasının çok geride kaldığını ve bundan sonra artık hep birlikte sevgi ve dostluk içerisinde yaşayabileceklerini söylemişler. (CRİSTİNA)<br><br></div><div><br>&nbsp;Bizim küçük fare bu duruma çok sevinmiş ve geri kalan hayatı mutluluk ve huzur içinde geçmiş....&nbsp;<br><br></div><div>Gökten üç elma düşmüş biri bu masalı anlatanın başına, biri bu masalı dinleyenlerine başına biri de masal kahramanımız Arkadaş arayan Küçük Farenin başına ...(GÜLDEN ŞAHAN)<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-05-04 13:53:13 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1489660203</guid>
      </item>
      <item>
         <title>MEŞE AĞACI VE IRMAK (MART MASALIMIZ)</title>
         <author>neslihan3371</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1489669087</link>
         <description><![CDATA[<div><br></div><div>Evvel zaman içinde kalbur saman içinde sabahleyin erken,<br><br></div><div>Keçiler koyunları tıraş ederken,<br><br></div><div>Tahtakurusu saz çalar, sıçan cirit atar iken,<br><br></div><div>Çıkmış bir kocakarı ortaya. En sonunda açmış ağzını yummuş gözünü.<br><br></div><div>Bir laf etmiş, bir laf etmiş…<br><br></div><div>Bakalım ne laflar etmiş…<br><br></div><div>Çok eski Zamanın birinde birbirine komşu olan Meşe Ağacı ile serin sularında çeşit çeşit canlıların yaşadığı bir ırmak varmış (Gülden ŞAHAN )<br><br></div><div>Irmak öyle güzelmiş ki insanlar ırmağı seyreder, Meşe ağacına yaslanıp dinlenirmiş. Kimse ırmağın yanından ayrılmak istemezmiş. (Aysun Kırca)<br><br></div><div>Meşe ağacı ise bu ziyaretçi akınından çok memnunmuş. Civarda çok ağaç varmış ama Meşe ağacı bir başka heybetliymiş. Kollarını açar uzadıkça uzarmış. Aslında ırmak Meşe ağacı ile ünlüymüş. Meşe ağacı adeta neşe kaynağıymış.(Neslihan Bozkurt)<br><br></div><div>Irmak ve Meşe ağacının birbiriyle olan dostluğu tüm ülkelerde duyulmuş. Uzak ülkelerden gelen insanlar, hayvanlar, kuşlar, kelebekler... Oradan hep neşe dolu, mutlu ayrılıyormuş.(Emel Gökdere)<br><br></div><div>Günler böyle neşe ve huzur içinde geçerken giderek bizim ırmağın suyu&nbsp; azalmaya başlamış. Günler geçtikçe sularda çekiliyormuş. Eeeee bunun sonunda ne mi olmuş bizim heybetli meşe ağacının dalları kurumaya başlamış (Dilek ÇAKIN)<br><br></div><div>Sürgün vermek bir yana dursun yaprakları sararmaya, gövdesi siyahlaşmaya başlamış. Meşe ağacını yuva tutan sincap ve kuşlar çaresiz başka yuva aramaya başlamış.(Gönül SEZEN BİŞKİN)&nbsp;<br><br></div><div>Irmağın suları günden güne daha fazla azalmaya, meşe ağacının dalları kurumaya devam ediyormuş. Masmavi akan ırmağın rengi günden güne kızıla dönüyormuş. Orman hayvanları bu duruma çok üzülüyormuş. Akıllı Sincap orman hayvanlarını toplamış ve şöyle demiş; " Oturup gözyaşı dökmek ile bu iş olmaz niye ter dökmediniz? Diye bize sormazlar mı? Hemen bu işe çare bulmalıyız. Yuvalarımız bu ırmağın geleceğine bağlı." (Rafet URAL)<br><br></div><div><br>&nbsp;Bunu duyan heybetli meşe ağacı hayvanları yanına çağırmış ve şöyle söylemiş: "Bu ırmak tek sizin için hayati önem taşımıyor aynı zamanda biz bitkiler için de çok önemli. O yüzden birlikte düşünüp bir yolunu bulmalıyız. Ve bunun yolu yeraltı dünyasında gizli". (Ulviyya Mammadova)<br><br></div><div><br>&nbsp;Su kaynaklarını koruyup, bilinçli sulama yaparak kullanırsak, dünyadaki gıda ve tarıma da katkımız olacaktır dedi söğüt ağacı, heybetli duran kollarını susuzluktan tutamayarak yere indirirken.(M.Bilge Yılmaz )<br><br></div><div>"Bu işte Güneş de bulut kardeşlerimiz de rüzgâr da yardımını bizden esirgemez, eminim. Suyun doğadaki dengesini sağlamak için onların desteğine çok ihtiyacımız var." diye Selvi ağacı sohbete katıldı.(Ahmadova Sevinc)<br><br></div><div>Heybetli Meşe ağacının ve serin ırmağın eski&nbsp; haline dönmesi için&nbsp; sanki bütün canlılar kuşlar, kelebekler, hayvanlar, bitkiler&nbsp; yardım etmek için can atıyordular. (Aysel Dünyamaliyeva)<br><br></div><div><br>&nbsp;Meşe hayvanlarının bu koşuşturması ırmağın ve meşe ağacının dikkatini çekti.&nbsp; Kuşların, hayvanların ve bitkilerin sevgisinden, meşe ağacı ve ırmak eski hallerine geri döndü.&nbsp; Bundan sonra tüm canlılar çevreyi korumaya başladı.<br>&nbsp;(VELİYEVA NİGAR )<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-05-04 13:54:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1489669087</guid>
      </item>
      <item>
         <title>EN GÜZEL BAYRAM NİSAN AYI MASALIMIZ</title>
         <author>neslihan3371</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1489674733</link>
         <description><![CDATA[<div><br></div><div>Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde...&nbsp;<br><br></div><div>Ak at uçtu kara taş yuvarlandı gitti...<br><br></div><div>Bir varmış bir yokmuş içinde çok ama çok güzel çocukların yaşadığı bir ülke varmış. Ülkenin prensesi Nilda&nbsp; bir sabah uyanıp camdan baktığında her yerde ellerinde rengârenk çiçekler pırıl pırıl kıyafetler içerisinde bir sürü çocuk görmüş (Gülden ŞAHAN)<br><br></div><div><br>&nbsp;Çocuklar neşe içinde, güle eğlene kentin meydanında toplanmışlar. Büyük bir eğlenceye hazırlanıyorlarmış (Dilek ÇAKIN)<br><br></div><div>Her yerden mutlu çocuk kahkahalarının sesleri geliyordu. Rengârenk süslemeler bu kahkahaların seslerine dans ediyor gibiydi Havada güzel bir koku vardı.( Sevinç AHMADOVA)<br><br></div><div>Etraftaki insanların, çocukların&nbsp; neşesi&nbsp; doğaya renk katıyordu. Vee güzel&nbsp; koku ise &nbsp; ne bir yemeğin ne bir çiçeğin kokusuydu. İnsanlara mutluluk veren Özgürlüğün Egemenliğin kokusuydu. (Emel&nbsp; GÖKDERE )<br><br></div><div>Şarkılar söyleniyor, çocuklar, kuşlar, ağaçlar, kelebekler,. Sanki güneş bile dans ediyordu. Sevinci içinde hissetti Nilda.(Gönül SEZEN BİŞKİN).<br><br></div><div>Nilda merak etmiş. "Acaba neden bugün her yer böyle daha güzel? Sanki bir şenlik var?" demiş kendi kendine. Çünkü bu durum hiç alışıldık değilmiş. (Aysun KIRCA)<br><br></div><div>Giymiş süslü kıyafetlerini, takmış kurdeleli tokalarını, almış eline balonla bayraklarını yürümeye başlamış telaşlı adımlarla&nbsp; seslerin geldiği tarafa. ( M. Bilge YILMAZ)<br><br></div><div>Bir de ne görsün dört bir yan fenerlerle süslü. Davullar, trampetler çalıyor. Yürüyüşler yapılıyor. Bu manzara karşısında ağzı açık, sevinçten kalakalmış.(Neslihan BOZKURT)<br><br></div><div>Şaşkınlık içerisinde etrafı izlemeye başlamış. Kısa sürede kendini toparlamış ve çocukların seslendirdiği şarkıya eşlik etmeye başlamış. " 23 Nisan, 23 Nisan Atamızdan Armağan, En güzel Bayram ........................" mısralarını neşe içerisinde diğer çocuklar ile söylemeye başlamış. İçindeki coşku kabardıkça kabarmış. Elinde bir çiçek herkes aynı yöne koşuyormuş. Dillerde şarkılar ile. Nilda da yüreğinin sesini dinleyip o tarafa elinde bir çiçek koşmaya başlamış. (Rafet URAL)<br><br></div><div>Sevincli şəkildə , gülə-gülə , oxuya -oxuya insanların arasında özünü çox xöşbəxt hesab edirdi.(Aysel DÜNYAMALIYEVA)<br><br></div><div>Nilda, mutlu bir şekilde elinde balon olan bir çocuğa sordu: “Neden herkes mutlu?”&nbsp; Çocuk mutlu bir şekilde söyledi: “Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır”.&nbsp; Nilda düşündü, aslında bir ülkenin çocukları mutluysa, tüm dünya mutlu demektir.<br>&nbsp;(Nigar VELİYEVA)<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-05-04 13:56:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1489674733</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ŞİFA ARAYAN KIZ</title>
         <author>nevasnes33</author>
         <link>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1512437883</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>1-SİHİRLİ MASAL DÜNYASI<br></strong><br></div><div>Var varadan&nbsp; sür süreden Kayseri'den Erciyes'ten<strong>, (RAFET URAL )</strong> İncesu'nun üzümü Gesi'nin bağı. Yudum yüzümü Kızılırmak'ın soğuk suyunda <strong>(GÜLDEN ŞAHAN) </strong>Atladım Ali Dağın yamacından. Geçtim handan ,kervansaraydan. <strong>(BİLGE MENŞURE YILMAZ) </strong>Bir varmış bir yokmuş, Erciyes Dağı'nın eteklerinde <strong>(AYGÜN SHİRİNOVA) </strong>Şirin mi şirin , güzel mi güzel bir kasaba varmış. <strong>(SEVİNÇ AHMEDOVA)</strong><br> <br> <strong>2- RAİNBOW GRUP:<br></strong><br></div><div>Bu kasaba saçları altin sarısı gözleri deniz mavisi&nbsp; güzeller güzeli bir kız yaşarmış. (<strong>Emel Gökdere) </strong>Yaptığı iyilikler taaa uzak köylerde, kervan geçmez dağlarda, ovalarda bile bilinirmiş. Herkesin derdini kendi derdi edinirmiş<strong>.(Gönül SEZEN BİŞKİN)<br></strong>Günlerden bir gün rahatsızlanmış. Baş ağrıları geçmez olmuş. Erciyes dağının kenarında yaşayan şifacı nineye gitmiş. Nine “Denizli’nin incisi Pamukkale’inin şifalı suyundan içersen hemen iyileşirsin” demiş. <strong>(Dilek ÇAKIN) </strong>Amma ki hemin şifalı suyu elde etmek çok zormuş. Böyle ki, oraya gitmek için çok zorlu yollardan geçmek gerekmiş.Aynı zamanda suyu ancak Güneş yeni baş kaldırarken, güne yeni başlarken bu suyu içmek gerekmiş ki,şifalı olsun. <strong>(Ulviyya Mammadova) </strong>Kız, eski şifacının sözlerini duyduktan sonra çok huzursuz oldu. Kendini daha zayıf ve güçsüz hissetmeye başladı ama aynı zamanda pes etmek istemedi ve yolculuğuna çıktı. Nehre ulaştı ama onu geçmenin bir yolu yoktu ve su o kadar şiddetliydi ki gitseydi boğulacaktı. Kunduzlar, kızın onlardan birini avcıların tuzaklarından kurtardığını hatırlayıp kurtarmaya geldi. Kunduzlar bir köprü inşa etti ve o nehri geçti. <strong>(Anna TERESA).</strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br><strong>3-MASALLAR ÜLKESİ:</strong>.&nbsp; &nbsp;<br><br></div><div>Nehri geçer geçmez karşısında bir kapı belirivermiş. Kapı heybetli mi heybetli imiş. Kız, merakına dayanamamış. <strong>(Aysun Kırca)</strong> Kapıdan içeriye girivermiş. O da ne? Gördüklerine inanamamış. Karşısında turunç bahçeleri, muz ağaçları... Bir de başını kaldırmış ki Tarsus Kleopatra Kapısı<strong>.(Neslihan Bozkurt)</strong> Çok heyecanlanmış.Arkada nə olduğunu merak etsə də açımmı , açmayımmı düşüncələri ilə&nbsp; kendini &nbsp; orada bulmuş...Burada hər şey çok farklı görünürdü.(<strong>Aysel Dünyamaliyeva)</strong> Yüreyinin sesini dinleyerek kapıyı açmak kararına gəlmiş. Cennetin kapılarını açmışcasına gördüyü güzellikten bayılmış.Gözlerini açtığında dört&nbsp; tarafı altın qaplamalı bir sarayda&nbsp; bulmuş<strong>....(Vusala ALİYEVA)</strong> Sarayın içi kızın gözlerini kamaştırdı.&nbsp; Kız nereye gideceğini bilmiyordu.&nbsp; Şifalı suyun burada olduğunu düşündü.&nbsp; O anda, kızın ayaklarının altında güzelce dekore edilmiş bir yılan süründü. <strong>(VELİYEVA NİGAR )<br></strong><br></div><div><strong>4-GÖKTEN DÜŞEN MASALLAR:<br></strong><br></div><div>Yılan Anadolu kültüründe bilgelik demekti, kız hemen bunu hatırladı.Yılanın amacı da buydu:Kızın kendisine zarar verip vermeyeceğini anlamak<strong>.(BURÇİN GÜLER)</strong> Kız selam verdi geçti yılanın karşısına,anlattı derdini.Derman Allah’tan ama sen de bana yol göster dedi<strong>.(AFSANA QAFAROVA)</strong> Yılan süründü,kız da peşinden salındı.Sarayın farklı odalarından geçtiler.Her geçtiği odaya hayran kaldı kız<strong>.(AYGÜN İSMAYİLOVA)</strong> En son bir kapıya geldiler.Kapı açıldı.Burası pamuk gibi bembeyaz bir yerdi.Burası Pamukkale'ydi<strong>.(HİLAL&nbsp; ŞEN) </strong>Yılan dile geldi:Burası yolun sonu,var git al şifanı..Şifasını alan kız mutlulukla evine döndü. Gökten 3 elma düştü. Biri masalı dinleyenlerin başına, biri masalı yazanların başına ,&nbsp; biri de şifa arayan herkesin başına<strong>...(STANİSLAW&nbsp; STEPİEN )<br></strong><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2021-05-11 07:46:24 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nevasnes33/56qtr7t77kllenpi/wish/1512437883</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
