<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Yaşanan Zorbalık Hikayeleri- Proje yürütücüleri by Sehel Aydoğan</title>
      <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy</link>
      <description>Zorbalığın Ayak Sesleri</description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2019-04-25 17:44:43 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2019-11-21 12:30:34 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url>https://imgglb.padletcdn.com/v13/image?t=g_auto&amp;url=https%3A%2F%2Fpadlet.net%2Ficons%2Fpng%2F1f60d.png</url>
      </image>
      <item>
         <title>Sehel E. Aydoğan Kızlan Ortaokulu</title>
         <author>70aydogansehel</author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/354230101</link>
         <description><![CDATA[<div>Zorbalığa Dur Demek…<br><br></div><div>Herkesin yaşanmışlıklarının arasında bir zorbalık hikayesi vardır. Kimimiz zorbalık kavramıyla küçük yaşlarda tanışmışken kimimiz yetişkinken tanışmış olabiliriz. Her zaman karşılaşmış olursak olalım önemli olan onu kabullenmeden dur diyebilmek...<br><br></div><div>Benim zorbalık hikayem ilkokul yıllarından. Yıl 1980. İstanbul Kartal’da Öğretmen Zekeriya  Güçer ilkokulunda 3. Sınıf  öğrencisiyim. Okulumuz kalabalık olmasına rağmen bahçesi de o oranda büyük. Ancak yinede oyun grupları için alanları mevcut değil. Bu nedenle tüm öğrenciler bahçenin farklı köşelerinde oyun oynuyorlardı. Sanki kendi içimizde oyun alanlarını oluşturmuş, kurallarını koymuş ve o kurallara riayet ediyorduk. Sıcak ve güneşli bir Mayıs günüydü. Teneffüste arkadaşımın biriyle yakalamaç oynuyorduk. Fark etmeden diğer öğrencilerin futbol oynadığı alana girmişiz. Fark ettiğimiz de çok geç kalmıştık çünkü oyun grubunun içinden bir öğrenci bize doğru bağırarak ilerliyordu. Daha ne olduğunu bile anlamadan öğrenci bizi tartaklamaya başladı. O günden aklımda kalan ise öğrencinin yaşının ve fiziksel gücünün bizden hayli fazla oluşu. Zorbalıkla daha önce hiç karşı karşıya kalmamıştım. Ne yapacağımı bilemedim. O sırada  arkadaşım ise   avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Sesinin duyulmaması imkansızdı. Bir ara öğrencilerden birinin zorba olana kaç nöbetçi öğretmen geliyor dediğini duydum. Nöbetçi öğretmen ibaresini duyan zorba arkasına bakmadan kaçmaya başladı. Kısa bir sürede gözden kayboldu. Korku nelere kadirdi. Nöbetçi öğretmen gelerek ve bize ne olduğunu sordu. Durumu elimizden geldiğince anlatmaya çalıştık. Tabi o yaşta korkmuş bir çocuk ne kadarını anlatabilirse…<br><br></div><div>Sonra ne mi oldu? Öğrencinin sınıfı tespit edildi ve bizden özür diledi ama özrünü kabul edip etmediğimiz de soruldu. O gün kendime bir söz verdim hiçbir zaman zorbalığa tolerans göstermeyecektim. Ne kendim ne de bir başkası için. Çünkü Zorbalığın Ayak seslerine dur demek lazımdı !<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-04-25 18:18:06 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/354230101</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Zekiye Kaman Çayhan Rahime Ve Kadir Özer Ortaokulu KONYA/EREĞLİ </title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/354768924</link>
         <description><![CDATA[<div>ZORBALIĞIN AYAK SESLERİNE DUR DE!<br><br></div><div>Hepimiz hayatımızda zaman zaman zorbalığa şahit olmuş veya yaşamışızdır.İster sözel, ister fiziksel olsun hayatımızda unutulmayacak izler bıraktığı kesin .Benim hikayem ilkokul 4. Sınıf sıralarında başladı.<br><br></div><div> 1990-1991 eğitim öğretim yılı 2.dönem başı .Yıllardır beni okutan sınıf öğretmenimin Ankara’ya tayini çıkmış ve yerine Yılmaz ÖZTÜRK adında bir öğretmen gelmişti.Dönem arasında olan değişikliğe uyum sağlamanın zorluğunu yaşamıştık.<br><br></div><div>Ben çok başarılı bir öğrenci değildim.Bir dönem iyi bir dönem pekiyi ile sınıfımı geçerdim,birazda içine kapanıktım.Yılmaz Öğretmen ilk dersten sınıfımızın durumunu ölçmek için matematikten sorular soruyor ve cevaplarımızı inceliyordu.Sorduğu bir problem sorusunu çözebildiğimi düşünerek defterime yaptım ve göstermek için sıramdan fırladım.Öğretmenimin bakması ile arkadaşlarımın içinde yüksek sesle bana  “Bu soru böylemi çözülür babanın sakalına tükürürüm “demesi bir oldu.Çok utanmıştım .Benim için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan aileme hakaret etmişti.Hemen yerime oturmuş ve başımı kaldırmadan o günü bitirmiştim.Eve gittiğimde babamın yüzüne bakamayacak kadar mahçup olmuştum.Ertesi gün öğretmenim gönlümü almaya çalışsa da aklım çıkmayan babamın her yüzüne baktığımda aklıma gelen maruz kaldığım sözel zorbalığı unutmam mümkün değil.O günden sonra öğretmenime ettiği hakaretin cevabını daha çok çalışarak vermeye çalıştım .<br><br></div><div>Bize veya başkasına çeşidi ne olursa olsun zorbalık yapılmasına izin vermemek için mücadeleye başladım Zorbalığa dur demek ve daha sağlam kimlikler yetiştirmek için birlik olalım…<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-04-28 13:43:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/354768924</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Hümeyra YENER-TOKİ ŞEHİT FATİH ERER ORTAOKULU/SİNOP</title>
         <author>hs_yener</author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/355602300</link>
         <description><![CDATA[<div><strong><em>ZORBALIĞA KARŞI SAKİN KALMAK MÜMKÜN MÜ?</em></strong><br>Öğretmenlik hayatımın ilk yılları…Farklı bir kültür farklı bir ortam,Erzurum. İnsanlarını her daim iyi hatırlayacağım güzel şehir Erzurum. Eş durumu sebebiyle Erzurum’a tayinim çıktığında yeni insanlar, yeni öğretmenler ve yeni öğrencilerle tanışacağım için çok heyecanlıydım.  Tayin olduğum okulu ilk ziyaretimde beni zorlu bir sürecin beklediğini görmüş oldum. Öğretmenler çok sıcak kanlı ve misafirperver insanlardı fakat öğrenciler için daha doğrusu belli bir kesim öğrenci için aynı şeyi söylemek mümkün değildi benim için. Zorbalığın her türlüsü mevcuttu okulda ve çevresinde ne yazık ki. Öğretmenliğin ilk yılları olması sebebiyle acemilikten olsa gerek nasıl davranmam gerektiği konusunda tereddüt yaşıyordum. Her gün farklı bir zorbalıkla karşı karşıyaydık. Zorbalık sadece öğrencilere değil öğretmenlere de uygulanıyordu. Okulun bulunduğu çevre gereği öğrenciler saygı ve sevgi yoksunu insanlardı. İyilikle yapılan uyarılar hiçbir işe yaramıyordu. Hele ki bayansanız öğrenciler sizleri tabiri caizse hiç takmıyordu. Çocuklar ne öğretmenlerden ne de idareden çekiniyorlardı. Bir gün okuldan çıktım ve yolda kendi başıma yürürken arkamdan ismimle dalga geçen ve küfür eden bir öğrenci gördüm. Sokak ortasında yaşadığım utancı hiç unutamıyorum. Eve gidene kadar ertesi gün nasıl davranmam gerektiğine dair bir sürü şey düşündüm. İnanın öğretmenliğe hiç yakışmayacak şeyler bile geçirdim aklımdan o sinirle. Ertesi gün nöbetçi olduğum katta benimle dalga geçen öğrenciyle karşı karşıya geldik. Bir önceki günün siniriyle kendime hakim olamadım ve öğrencinin üzerine yürüdüm. Okul müdürümün bağrışlarımı duymasıyla müdahele etmesi bir oldu. Ben sinirden titrerken öğrencim beni tehdit etmeye başladı yanında okul müdürümüz olmasına rağmen. Durumun ne kadar vahim olduğunu düşünün siz de. Koridorda karşılaştıkça tehditler, küfürler ve dalga geçen ifadeler devam ediyordu. Sinirle hareket etmemem gerektiğini anladım. Çünkü ben sinirli davrandıkça karşı tarafın sanki hoşuna gidiyordu. Tehditlere de boyun eğmedim. Öğrencimin ailesiyle birebir görüştüm. Çocuğun tavırlarının aileden kaynaklandığını anladım. Biraz tatlı dil, fazlaca disiplinle sorunu kendi açımdan az da olsa çözebildim. En azından şahsıma yapılan zorbalıklara dur diyebilmiştim. Hatırladıkça o günleri keşke farklı bir yöntem uygulasaydım, keşke sinirle karşılık vermeseydim derim hala ama tecrübe etmek gereken bir anıymış benim için. Zorbalık hiç yaşanmasa keşke hiçbir yerde.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-04-30 19:28:16 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/355602300</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>tubis_46</author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/355636125</link>
         <description><![CDATA[<div><strong>TUBA KÖŞ YILMAZ/ABDÜLHAMİD HAN ORTAOKULU/MALATYA<br>ZORBALIK NE DEMEKTİ?</strong><br>İlkokul 5.sınıfta idim,sene 1994.Sınıfımız okulun en iyi sınıflarından biri idi.Oldukça başarılı bir öğrenci idim.Bir gün öğretmenimiz genel değerlendirme sınavı yapmıştı.Sınavadan çıktık,herkes soruları tartışıyordu ve soruların tamamını doğru yapmıştım söylenenlere göre.Bir an kulaklarımda yakın arkadaşlarımdan birinin 'kopya çektin' sözleri yankılandı.Yanılmış olmalıydım,herhalde yanlış duymuştum!Fakat yanılmadığımı saniyeler sonra diğerbirkaç arkadaşımın da aynı sözleri telaffuz etmesiyle anlamış,kulaklarıma kadar kızarmıştım öfkeden.Ben inkar ettikçe onlar daha çok üstüme geliyor,kopya çektiğimi iddia ediyorlardı.O anki yaşadığım duygunun tarifi imkansız;şimdi bile hatırladığımda kalbimin sıkışmasına neden olan,dipsiz bir kuyuya düşmüşüm de sesimi kimseciklere duyuramadığım bir ümitsizlik duygusu.Ben çırpındıkça onlar beni dibe itiyordu,onlar beni dibe ittikçe ben daha da çok çırpınıyordum.Sesimi birilerinin duyması lazımdı;o kişi de beni benden bile daha iyi tanıyan ve hala görüştüğüm biricik öğretmenim idi.O,bana bu iftirayı atanlara,bu zorbalığı(o zaman belki duymamıştık bile zorbalık kelimesini) reva görenlere inanmazdı asla.Nitekim inanmadı da,zaten arkadaşlarım da bunun doğruluk payı olmadığı için çok fazla üsteleyememişlerdi.Lakin bana yaşattıkları o duygu yıllarca aklımda kalacak,kendim öğretmen olduğumda ve bir öğrencim bana herhangi bir arkadaşını şikayete geldiğinde ,olayın aslını araştırmadan asla hüküm vermemem konusunda yol gösterecek,her türlü zorbalığın karşısında dimdik durmama vesile olacaktı.<br><br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-04-30 21:29:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/355636125</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Nadire Keskin/Şehit Pilot Muzaffer Erdönmez Ortaokulu</title>
         <author>nadireekeskin</author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/356960347</link>
         <description><![CDATA[<div>Öğrencilik yıllarımda yaşadığım bir zorbalığı paylaşmak istiyorum.Ortaokul öğrencisiyken çok iyi anlaştığım bir arkadaşım vardı. bazen insanın canı oyun oynamak istemez ve bunu aslında arkadaşlarımızda anlayışla karşılamalıdırlar ama benim arkadaşım oyun oynamak istemediğim zamanlarda o kadar çok ısrar edip küsüyordu ki ben çok sonra  bunun bir zorbalık olduğunu öğrendim. İstemediği bir şeye insanı zorlamak ve bunun için onu küserek cezalandırmak asla yapılmaması gereken bir hareketti, bunu o yaşımda arkadaşıma öğretmeye çalışmıştım yanlış davranışta bulunduğunu anlatmış ve baş edemediğim zamanlarda da öğretmenimle paylaşmıştım. Çünkü zorbalığın her çeşidine dur diyebilmek oldukça önemli!!!</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-05-05 17:44:32 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/356960347</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ELİF GÜL KURT - ŞEHİT İMAM TAN ORTAOKULU</title>
         <author>elifgul4402</author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/356985927</link>
         <description><![CDATA[<div>ZORBALIĞA KARŞI KENDİMİZİ SAVUNMALIYIZ<br> </div><div>Yıl 1991 İlkokul’u yeni bitirmiştim.Ortaokul’a başlama heyecanımı hiç unutamıyorum.Okul kıyafetim değişmişti arkadaşlarım değişmişti.Hep güzel yeni başlangıçlar beni bekliyordu diye düşünüyordum. <br><br></div><div>Derslerimize farklı farklı öğretmenler giriyordu artık.Çok güzel ve değişik geliyordu.Bu düzene alışmak yeni ortama ayak uydurmak gerekti. İlkokul’da ki durumum Ortaokul’da  da devam etmeliydi. <br><br></div><div> Okula alışmış artık yavaş yavaş düzeni oturtmaya başlamıştık arkadaşlarımızla.Bütün ders öğretmenlerimi çok severdim.Mustafa adında bir Coğrafya öğretmenimiz vardı.Bütün arkadaşlarımız severdik onu da. Bir gün öğretmenimiz ders anlattığı sırada arkadaşım arkasına dönüp konuşmaya başladı.Öğretmenim bana dönüp sert bir tavırla ‘’hem dinleme hem konuş’’ , ’’zaten bi şey anladığında yok ‘’ dedi.Ne olduğunu anlayamamışken bütün sınıf arkadaşlarım gülmeye başladı.Hatta konuşan arkadaşım bile.İçim öyle bi acımıştı ki öğretmenim ben değilim diyemedim.Belkide ben olsam bu kadar içim acımazdı.Bir an önce okul bitse de eve gidip ağlasam dedim içimden.Çünkü o an ağlasam daha çok güleceklerdi sanki.Eve gittim aileme hiçbir şey söyleyemedim.Yatarken bile boğazım düğüm düğümdü.Öğretmenim o günden sonra bana hep tembel öğrenciymişim gibi baktı.Öğretmenim sonraki zamanlarda da hiç anlamadı beni.Bu olayda kendimi savunamasamda insanın kendine yapılan bütün zorbalıklarda kendini savunması gerektiğini düşündüm.Yıllar geldi geçti ama ben o anı hiç unutamadım.O zamanlar adını bilmediğim bir sözel zorbalığa uğramıştım. <br><br></div><div>Çocukları çok sevdiğim için öğretmen olmak istiyordum hep ve çok şükür oldum da.Okul sıraları bana öğrencilerime nasıl yaklaşacağım konusunda bana yıllarca dersini verdi.Kim olursa olsun suçlu suçsuz önce dinlemeyi öğrendim.Ama ben bu yaşadığım sözel zorbalık olayı olmasa da dinlerdim.Sınıfın en çalışkanının yanında tembelini de, en temizinin yanında üstü başı kir içinde olanı da sevdim. Böyle içine kapanık durgun bir öğrencimi gördüğüm de onun derdini anlamadan bırakmadım bırakmıyorum da. <br><br></div><div>Zorbalığın bütün çeşitleri kötüdür.Keşke hayatımızda hiç yeri olmasa.Bütün çabamız her canlıya hiçbir zorbalık türü olmamasıdır.Birlik Olalım Bütün Zorbalıklara Dur Diyelim!! <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-05-05 21:19:51 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/356985927</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Tuğçe ATALAR UDÜL-Cengiz Topel Ortaokulu</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/357059294</link>
         <description><![CDATA[<div>Yaşadığım bir zorbalık hikâyesi… Ne mutlu bana ki böyle bir durum yaşamadım. Ancak şuan rehber öğretmenim ve öğrencilerimin belki de sayısını bile söyleyemeyeceğim kadar çok zorbalık yaptığını ve zorbalığa maruz kaldığını neredeyse her gün görüyorum. Şimdi ise size çevremden bir yaşanmışlıktan bahsedeceğim. Yatılı okulda okuyan 6.sınıf bir öğrenci naif bir kız çocuğu aynı zamanda da yaşıtlarına göre çok başarılı. Ancak onu diğer akranlarından ayıran bir fiziksel rahatsızlığı mevcut.(Her insanda olabileceği gibi) Doğuştan kalça çıkıklığı var ve yürürken topallamak zorunda kalıyor. Yatılı okullarda kalmak zaten zordur insanı biraz yalnızlığa sürükler bu kızımızınki daha da zordu. Kim olduğu bilinmeyen kişiler tarafından yattığı yatağın üstüne sürekli olarak kötü notlar konuluyor, yatağının üstü o kadar kötü pisletiliyor ki… Ve bunlar bir kere değil defalarca yapılıyor. Kimin veya kimlerin yaptığı bilinse her şey belki de yoluna sokulacak ama çıkmaz sokakta gibi hisseden bir öğrenci ve çaresiz biz öğretmenler var sadece ortada. O kız çocuğuna yardımcı olamamak en az bu işi yapanlar kadar suçlu hissetmeme sebep oluyordu. Elimden tek gelen onunla dertleşmek ve onu sakinleştirmekti. Hayata o zaman bir anlam yüklemeye çalışıyorsun işte. ZORBALIK tek kelime ile kolay söyleniyor ancak yaşantısı bir o kadar zor. Umarım o küçük kız bir gün tekrardan böyle bir şeye maruz kalmaz, umarım çok çok mutlu ve başarılı olur. Onun hikayesi böyleydi işte üzücü, yıpratıcı.. Neden yapılıyordu? Fiziksel rahatsızlığından mı yoksa başarılı oluşundan mı? Nedeni ne olursa olsun bir insana bunu yapmayı hiçbir şey gerektirmez. <br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-05-06 06:26:56 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/357059294</guid>
      </item>
      <item>
         <title>İlknur CAVLAK- Abdülhamid Han Ortaokulu</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/357370513</link>
         <description><![CDATA[<div>Benim hikayem üniversite yıllarına dayanıyor. Erken yaşta üniversiteyi kazanıp ailemden uzakta hiçbir tanıdığımın olmadığı bambaşka bir şehre gidecektim. Bir taraftan seviniyor bir taraftan da kocaman bir şehirde tek başıma ne yapacağım diye düşünüyordum. Daha önce Ankara’ya hiç gitmemiştim. Tanıdıklarımın üniversite hayatları ile ilgili anlattıkları,  özellikle de birinci sınıfta yaşadıkları olumsuzlar endişemi artıyordu. Hele yurtlarda yaşananlar, takılan lakaplar eşyalarına el koymalar. Evden ayrılma zamanı yaklaştıkça acaba vazgeçsem mi diye düşünmeye başlamıştım. Sessiz, sakin ufak tefek bir kızdım. Nasıl başedecektim o kadar şeyle. Yolculuk zamanı gelip çattı. Önce okula ardından yurda kaydımı yapıp yerleştim. Odadaki tek birinci sınıf bendim yani çömez. Oda arkadaşlarım ile henüz tanışmamıştım. Ama diğer odadakilerin de çömezi bendim. Çömez gel , çömez git, çömez yat. Başka odadakiler böyle yaparsa kendi odamdakiler kimbilir bana neler yaptıracaklar diye düşünürken okul açılmasına 2 gün kala oda arkadaşlarım yavaş yavaş gelmeye başlamıştı. Odadakiler genelde 3. ve 4. sınıf öğrencisiydi. Bana hangi işlerini yaptıracaklar diye düşünürken korktuğum başıma gelmemişti. Aksine beni sahiplenip yol göstermişlerdi. Onların gelişiyle diğer odadakiler de bana çöm demeyi bırakmıştı. Odamız ile ilgili yapılacak bir iş olduğunda görev dağılımı yapıyorduk, bir karar alınacaksa oylama ile alıp herkesin memnun olacağı bir orta yolu buluyorduk. Büyük endişelerle geldiğim şehirde şahane bir yıl geçirmiştim. Karşılıklı saygının ve insana değer vermenin bir insanın hayatını nasıl değiştirp güzelleştirdiği oda arkadaşlarım sayesinde iyice öğrenmiştim. Güzel anılar biriktirip yıllar boyu devam edecek dostlar kazanmıştım. O yılın sonunda iki arkadaşımız mezun olup gitti. Yerlerine gelecek olanlar ne kadar şanslıydı. Mezun arkadaşlarımızın benim için yaptığı gibi ben de yeni gelenlerin iyi bir yıl geçirmelerine destek olacaktım.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-05-06 19:52:07 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/357370513</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ÖZLEM NAZLI- YILDIRIM BEYAZIT ORTAOKULU</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/357528079</link>
         <description><![CDATA[<div>      Benim hikayem ortaokul yıllarıma dayanır. 7. sınıftaydım. Celal adında bir arkadaşım vardı. Çok severdim onu. Annesini kaybetmişti. Biraz hassastı, duygusaldı. Belki annesizliğinden  belki masmavi derin gözlerinden bilmem kalbim ona karşı çok yumuşaktı. Arka sıramda oturuyordu. derslerde yardımcı oluyordum. Sohbetlerimiz keyifliydi.<br>       Ben ikiz doğmuş hayata tekiz devam etmiş biriyim. Çok düşük kilolu ve ufak doğmuşum. Annem babam da minyon. dolayısıyla ben de minyonum. Boyum bir metre elli santim. O güne kadar bu konu ile ilgili hiçbir rahatsızlık hissetmemiştim. O gün Celal boyumun kısalığı ile ilgili bir şeyler söyledi. Canım çok yandı. Çok üzüldüm. Çok ağladım. Gözlerim kıpkırmızı oldu. Celal de çok üzüldü. Söylediğine bin pişman oldu ama gönül şişesi bir kez kırıldı. Celal'e küstüm. O günden sonra Celal ile bir daha konuşmadım. <br>       Celal o yılın sonunda okulu bıraktı. Çalışması gerekiyordu. Aile ekonomisine katkı sağlaması gerekiyordu. Kırgın ve küskün ayrıldık. Şimdiki aklım olsa bu konuyu uzatmaz, Celal'e küsmezdim. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-05-07 09:16:37 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/357528079</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/360065776</link>
         <description><![CDATA[<div>KÜ</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-05-14 18:59:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/360065776</guid>
      </item>
      <item>
         <title>KÜBRA ULUS - ÖZEL KARTAL AÇI ORTAOKULU</title>
         <author></author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/360065781</link>
         <description><![CDATA[<div>Merhabalar,<br>Hepimiz zorbalık olduğunun belki de farkına varmadan adının ya da bize zararının olup olmadığını bilmeden bir çok zorbalığa maruz kaldık ya da şahit olduk. isterdim ki hiç şahit olmamış olayım. Fakat hangisini anlatsam acaba diye düşündüğümü fark ettim.<br>Sizlere ortaokulda tesettüre yeni girmek istediğim yıllarda yaşadığım ve bende derin izler bırakan bir sahneyi içtenlikle paylaşmak isterim. 14 yaşlarında sessiz ,kendini zor ifade eden bir öğrenciydim. O yıllarda büyük bir istekle tesettüre girmeye karar verdim. 8. sınıftaydım.Bir gün kimseye söylemeden en güzel kıyafetlerimi giyindim. içimde büyük bir neşe vardı. Anneme:" Anneeee ben artık  başımı örtmek istiyorum. Bugün de ilk günüm olacak " dedim. Benimle konuştu ama o kadar emindim ki "Nasıl istersen güzel kızım" dedi. Her zamanki kibarlığı ve anlayışıyla. Herkesin de böyle fikirlerime saygı duyacağını düşünerek evden çıktım. Parkta arkadaşlarımla buluşacaktık. Daha oraya yaklaşır yaklaşmaz yüzlerindeki o ifadeyi gördüm ,adımlarım yavaşladı ama vazgeçmedim. İlk şaşırma ifadelerinden sonra " Aaaa öcüü " "Aaa bak babanne olmuş Kübra" "O güzelliğine yazık değil mi?" gibi hiç bitmek bilmeyen ifadelerle karşılaşmak beni oldukça üzmüştü. Halbuki bilmedikleri bir şey vardı kıyafetti değişen, Kübra değildi. Aslında bana o günler çok şey öğretti. Kimin gerçek arkadaş olduğunu, bununla nasıl baş edebileceğimi... Sessiz, herkese susan, kendini savunamayan Kübra gitmeye başlamıştı. Ailemin ve çok sevdiğim Türkçe öğretmenimin de bu yeni Kübra'nın oluşmasında çok etkisi vardı. EN ÇOK DA YAŞADIĞIM BU ZORBALIK ÖĞRETMİŞTİ BANA DUR DEMEYİ.<br>Evet yıllar sonra bugün belki yaş değişti ama aynı zihniyette olan insanlar hep var oldu ama artık nasıl davranmasını bilen bir Kübra vardı.<br> Bir çocuğun psikolojik zorbalığa maruz kalmasını en derinden yaşayanlardan biriyim.  <br>Bu proje ile Zorbalığa Dur ! diyebiliyorsak ne mutlu bize. Sehel Hocam Seda Hocam ve siz değerli ekibimize bütün çocuklarımız adına teşekkür ederim. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-05-14 18:59:15 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/360065781</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SEDA GÖÇHAN- TÜRKİYE GAZETECİLER CEMİYETİ ORTAOKULU</title>
         <author>sedagochan75</author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/363751734</link>
         <description><![CDATA[<div> Birçoğumuz gibi ben de zorbalığa maruz kaldım . Benim zorbalık hikayem ortaokul yıllarıma denk düşüyor. İyi göremediğim için doktora gitmiştik ve gözlük takmam gerekiyordu. İşte o benim için bir kabustu. Çünkü o yıllarda gözlük kullananlara dörtgöz diyerek dalga geçiyorlardı. Ben de benimle alay etmesinler diye okulda gözlüğümü takmıyordum Sadece tahtaya bakarken gözlük kullanıyordum. Ama bu zorbaları engellemedi. Onlar yine de alay ettiler. Bu arada gözlüklerimi bir takıp bir çıkardığım için numaraları hızla ilerledi. Maalesef benim yaşadığım zorbalık beni oldukça etkiledi. Şimdi olsa tabii ki o arkadaşlarımı hiç kafama takmam.  Zorbalığın her çeşidi kötüdür. Belki çok basit sandığımız bir olay bile karşımızdakini derinden etkileyebilir.Bu şekilde düşünmeli ve hiçkimseyi dış görünüşüne göre değerlendirmemeliyiz. Zorbalığa dur diyelim, sevgiyle, hoşgörüyle yaşamayı seçelim.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-05-27 13:27:09 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/363751734</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ÜMMÜ SAYIN - FEVZİPAŞA ORTAOKULU </title>
         <author>uemmuem</author>
         <link>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/363957195</link>
         <description><![CDATA[<div>Benim hikayem de ortaokul yıllarıma ait. Ben hem zorbalığa maruz kalan hem de zorbalığı uygulayandım. Beden eğitimi dersinde öğretmenimiz sınıfımızdan iki takım oluşturmuştu. Çok heyecanlı ve çekişmeli bir basket maçı oluyordu. Hepimiz aynı sınıftan olmamıza rağmen bazı arkadaşlarımız küfür ederek sözel zorbalığa başladı. Tabi ki bizde karşılık verince olaylar büyüdü ve fiziksel zorbalığa döndü. Öğretmenimiz yanımıza gelerek bizi ayırdı. Kıyafetlerimiz yırtılmış, saçımız başımız dağılmış bir haldeydik.  Öğretmenimiz bize çok kızdı. Hoşgörülü, saygılı olmamız gerektiğini, kazanmanın da  ve kaybetmenin de doğal olduğunu neden böyle davrandığımızı anlayamadığını söyledi. "Sizlere yakıştı mı bu davranışlar ve sözler?" deyince, ben kendimi çok kötü hissettim. Sonuçta bir sınıf maçı kazansak ya da kaybetsek ne fark eder, bu hale nasıl gelebilmiştim! Bu olaydan sonra soğukkanlı olmanın önemini daha iyi anladım. Onların yaptıkları  sözel zorbalık yanlıştı ve biz bunu öğretmenimize söyleyebilirdik. Olaylar büyümezdi. Biz de karşılık verince fiziksel zorbalığa uzanan bir süreç başladı. Bu olayda öğretmenimden öğrendiğim <strong>"Yanlışa yanlışla karşılık verme." </strong>sözü halen hayatıma yön veren sözlerdendir. Öğrencilerime de bu sözü sık sık hatırlatırım ve "Yanlışa yanlışla cevap vererek haksız duruma düşmeyin. Hakkınızı arayın ama zorbalık yapmadan." diyorum.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-05-28 10:00:23 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/70aydogansehel/4q1ja1as7mjy/wish/363957195</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
