<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>Biyoloji Araştırma Soruları by NUR BERRA ŞAHİN</title>
      <link>https://padlet.com/nurberra12345/389a657p2ep3</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2019-10-08 16:36:33 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2024-10-26 19:47:34 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>1- Anlamlı genler varsa, anlamsız genler var mı?</title>
         <author>nurberra12345</author>
         <link>https://padlet.com/nurberra12345/389a657p2ep3/wish/395183956</link>
         <description><![CDATA[<div>   Hastalıkların daha iyi anlaşılması için DNA içerisindeki nükleotit, gen dizilimleri incelenirken; kendi DNA yapısını çıkarmak isteyen birçok insanınki incelenmiş ve bunun sonucunda şunlara ulaşılmış:<br>  İnsan genomunun %1,5'lik bölümünü protein kodlayıcı genler oluştururken geri kalanını düzenleyici elemanlar ve diğer kullanılmayan DNA dizilimleri oluşturmaktadır.  Ayrıca insanlarda fazlasıyla (Yaklaşık 1.285 tespit edilmiştir ve bunlardan en az 100 tanesi her insanda bulunmaktadır.)bozuk gen tespit edilmiştir fakat bunlar vücudumuzda, görüleceği üzere,  büyük bir etkiye sebep olmaz.  <mark> Protein kodlayıcı genlerin pasif versiyonları olan bozuk genlerin</mark> pek çok farklı özellikle ilişkilendirildiğini ve mutasyonların çoğunun gereksiz genlerde ortaya çıktığını belirtmişlerdir, <strong>pasif genlerin</strong> genel dağılımının fazla olduğu durumlarda görülen mutasyonların çoğunlukla kan grubu veya belli kokuları algılayabilme gibi iyi huylu özellikler gösterdiğini kaydetti.<br>   Her gen bütün  hücrelerde bulunmaktadır. Ancak bazı hücrelerde çalışmaz ya da atıl durumdadır. Aynı genlerin çalıştığı hücreler bir araya gelerek dokuları oluşturur. Diğer yandan bazı genler ortak gendir ve her hücrede aynı işlevlere sahiptir. Bu genlerin çalışabilmesi için bir uyarana gereksinimleri vardır.Örneğin vücudun tiroit hormonuna olan gereksinimi artar ya da herhangi bir nedenle kanda tiroit hormonlarının miktarı azalırsa önce beyinde bulunan hipofizdeki ilgili gen TSH hormonunun yapılmasını sağlar. Bu hormon kan yoluyla tiroit hücresine ulaşır ve hücre zarına yapışarak ya zara bilgiyi iletir ya da içeri kendisi girerek çekirdekteki hormon yapımını sağlayacak olan genlere mesaj iletir. </div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-10-08 17:14:45 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nurberra12345/389a657p2ep3/wish/395183956</guid>
      </item>
      <item>
         <title>2- Eğrelti otu en çok kromozom sayısına sahip olan canlılardan biri olmasına rağmen neden daha az gelişmiştir? 3- Canlının gelişmişliğini belirleyen faktörler nelerdir?</title>
         <author>nurberra12345</author>
         <link>https://padlet.com/nurberra12345/389a657p2ep3/wish/395201660</link>
         <description><![CDATA[<div>  Canlıların gelişmişliğini belirleyen kromozom sayıları değildir. <mark>Kromozom üzerinde bulunan genlerin yapı ve düzenleri ile ilgilidir.</mark> İnsanın neden daha gelişmiş olduğunu  merak eden Suzana Herculano-Houzel de bu konuyu araştırmış ve bunun sonucunda şunlara ulaşmış:</div><div>   Diğer canlılar ile aramızdaki farklara bakıldığında olayların temeli <mark>beynimiz</mark> gibi görünüyor. Zaten farklılıklar da oradan kaynaklanıyor. Bu konu üzerinde araştırma yapılmadan önce beyin büyüklüğü ile zekanın etkili olduğu düşünülüyordu fakat yapılan araştırmalarda bizden çok daha büyük beyinlere sahip, hem kilo hem hacim olarak, canlılar da bulunduğu tespit edildi. Örneğin bizim beynimiz 1.2 ve 1.5 kg arasında iken bir filin beyni 4-5 kilo arasındadır. Buradan da anlaşılacağı üzere boyutun alakalı olmadığı kanıtlandı. Fakat elbette bir etken vardı. Bunun için nöronlar incelenmeye başlandı ve şu sonuca varıldı:<br>  Düzinelerce farklı türün beyinlerindeki nöron sayılarını hesapladık ve tüm beyinlerin aynı şekilde oluşmadığı sonucuna vardık. Örnek olarak kemirgenleri ve primatları alalım: Büyük bir sıçan beyninde ortalama nöron boyutu artar ve beyin hızlı şekilde büyür ve boyut artışı nöron sayısı artışından çok daha fazla olur. Ancak primat beyninde nöronların boyutu büyümeden nöron sayısında artış olur. Bu beyindeki nöronları arttırmak için oldukça verimli bir yol. Sonuç ise primat beyni daima aynı boyuttaki sıçan beyninden daha fazla nörona sahiptir ve beyin büyüdükçe aradaki fark da artacaktır.<mark>Bizim beynimizde ortalama 16 milyarı serebral kortekste olmak üzere 86 milyar nöron vardır ve serebral korteksin bilinç, mantıksal ve soyut muhakeme yeteneğinin merkezi olduğu düşünüldüğünde, ve 16 milyar nöronun, beynin diğer bölümlerinde bulunandan daha fazla sayıda olduğu düşünüldüğünde, sanırım bu olağanüstü bilişsel işlevlerimiz için yapılabilecek en basit açıklama.</mark> Fakat 86 milyar nöronun ne anlama geldiği kadar önemli değil. Mesela, beyin boyutu ile beyindeki nöron sayısı arasındaki ilişki matematiksel olarak tanımlayabiliriz ve eğer insan beyni sıçan beyni şeklinde düzenlenseydi nasıl görüneceğini hesaplayabiliriz. 86 milyar nörona sahip bir sıçan beyni 36 kg ağırlığında olurdu. Bu mümkün değil. O boyuttaki bir beyin kendi ağırlığı tarafından ezilirdi ve bu imkansız beyin 89 tonluk bir vücut tarafından taşınabilirdi. Bunun bize benzediğini düşünmüyorum. <br>   Ayrıca bilim adamları bu konuda çok farklı bir etkeni daha fark etmişler: pişirmek. İnsanlar ilk defa yemeklerini pişirmeye başladıktan sonra zeka seviyelerinde büyük bir artış oluşmuş. Beynimiz günlük aldığımız 2000 kalorinin 500'ünü kendi enerji ihtiyacı için kullanır. Bu açlığının sebebi içerisinde bulunan nöronlardır. Yani eğer vücut ağırlığınızı arttırmak istiyorsanız o zaman nöronlardan vazgeçmeniz gerekecek ve de gündelik 9-8 saatinizi yemeğe ayırmanız gerekecek. Fakat bu mümkün değil. İlk siyah fotoğrafta da görüldüğü gibi nöron sayısı arttıkça kilo düşüyor. Örneğin goriller ve orangutanlar 30 milyon nöron için günde 8,5 saat beslenerek geçirirler. Bu anlaşılacağı üzere bir insan için mümkün değildir. İnsanlarda 86 milyon nöron için hepimizin 25 kilodan az olması gerekirdi ve böylece günde 9 saatten fazla yemek yemeliydik. Burada şöyle bir sonuca ulaşıldı:<br>    Eğer beynimiz bu kadar fazla enerji harcamak zorundaysa ve uyanık olduğumuz her anı beslenmek için harcayamayacaksak, tek alternatif yediğimiz besinlerden daha fazla enerji elde etmenin bir yolunu bulmaktır. Ve bu da şaşırtıcı şekilde atalarımızın yarım ya da bir milyon yıl önce pişirmeyi icat ettikleri zamana denk geliyor. <mark>Besinleri vücudumuza alıp sindirmeden önce ateş kullanarak pişirdik pişmiş besinler daha yumuşaktı ve çiğnemesi çok daha kolaydı ve ağzımızda tümüyle lapa haline dönüyor, besinlerin tamamen sindirilmesini ve barsaklarımızdan emilmesini sağlıyordu. Bu da verimli bir şekilde daha kısa zamanda daha fazla enerji elde etmemizi sağlıyordu. </mark>Pişirmek bize gün boyu ilginç şeyleri düşünmek ve nöronlarımızla yiyecek aramak, beslenmek dışında bir şeyler yapmamız için zaman yaratıyordu. Burada yemekle artışı en aşağıdaki fotoğraftan görebilirsiniz.<br>  Ayrıca insanların ne kadar gelişmiş canlı olduklarını düşünsek de bu olaya hangi taraftan baktığımıza bağlı. Örneğin Dünya'ya bir göktaşı çarpmasında bütün dengelerin alt üst olmasıyla canlıların adaptasyonu ile ilgili ciddi bir "doğa sınavı" başlayacaktır. Ve bu günümüzün göreceli standartlarına sahip olmuş milyonlarca canlı yok olacakken, zor koşullarda varlığını sürdürebilen arkebakteriler gibi canlılar ve çarpma sonucu değişecek dengelere şans eseri uyumlu olan canlılar hayatta kalabilecektir. Kısaca gelişmişliği hangi özellikle değerlendireceğinize bağlıdır.</div>]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/407174822/7ccb3b9c9d3851c1f4b55efb96bab144/main_qimg_e87d74c2e38cc6ede5c99dc69412c4f6.webp" />
         <pubDate>2019-10-08 17:37:22 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nurberra12345/389a657p2ep3/wish/395201660</guid>
      </item>
      <item>
         <title></title>
         <author>nurberra12345</author>
         <link>https://padlet.com/nurberra12345/389a657p2ep3/wish/395235024</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/407174822/473de7d9fa96882079c9e7ba50f617b1/main_qimg_a57ab566fe5c1571fc86fc63e719d5cd.webp" />
         <pubDate>2019-10-08 18:23:50 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nurberra12345/389a657p2ep3/wish/395235024</guid>
      </item>
      <item>
         <title>Bitki Hücrelerinde Poliploitlik </title>
         <author>nurberra12345</author>
         <link>https://padlet.com/nurberra12345/389a657p2ep3/wish/407014204</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://padlet-uploads.storage.googleapis.com/407174822/2d4bac40deb380e2465e40389becd329/media.jpeg" />
         <pubDate>2019-11-05 17:56:03 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/nurberra12345/389a657p2ep3/wish/407014204</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
