<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0">
   <channel>
      <title>BİYOLOJİ  by Okan Taylan Budak</title>
      <link>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y</link>
      <description></description>
      <language>en-us</language>
      <pubDate>2019-09-21 16:00:34 UTC</pubDate>
      <lastBuildDate>2019-11-01 05:11:12 UTC</lastBuildDate>
      <webMaster>hello@padlet.com</webMaster>
      <image>
         <url></url>
      </image>
      <item>
         <title>ARKELER NERELERDE YAŞAR VE YAŞADIKLARI YERE GÖRE NASIL TÜRLERE AYRILIRLAR</title>
         <author>okantyln</author>
         <link>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/387595743</link>
         <description><![CDATA[<div>Arkeler, normal ortamlarda yaşayabildikleri gibi çok olağan dışı ortamlarda da yaşayabilirler.<br>  <br><br>Yüksek asidik veya yüksek bazik özelliğe sahip sular, yanardağ bacalarının etrafları, volkanik bölgeler, kaynayan jeotermal kaynaklar, tuz gölleri ve petrol ocakları gibi garip ortamlarda yaşayabilmektedirler.<br><br>Arkeler yaşadıkları ortamlara göre;<br><br><br>Metanojenik Arkeler (Metanojenler)<br><br>Kömür madenlerinde, petrol ocaklarında, çiftlik gübrelerinde, çöplerde, pis sularda, otçul canlıların sindirim sistemlerinde, bataklıklarda yaşayan arkelerdir. Anaerobik canlılardır.<br><br>Halofil (Aşırı Tuzcul) Arkeler<br><br>Tuzlu alanlarda özellikle doğal tuz göllerinde, tuzlanmış yiyeceklerin yüzeyinde yaşayan arkerlerdir. Aerobik canlılardır. Heterotrof beslenirler.<br><br>Termofil (Aşırı Sıcak Seven) Arkeler<br><br>Ortalama olarak 65- 105 C arası sıcaklıkta yaşayan arkelerdir. Daha yüksek sıcaklıkta yaşayan türleride bulunmaktadır.<br><br>Psikrofilik (Aşırı Soğuk Seven) Arkeler <br><br>Çok soğuk ortamlarda enzim aktivitelerini değiştirerek yaşayan arkelerdir. Ortalama olarak 5 C altındaki sıcaklık değerlerinde yaşayabilirler<br><br>Arke görseli:<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/b/b9/Chlamydomonas_(10000x).jpg" />
         <pubDate>2019-09-21 16:12:09 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/387595743</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ARKELER NE İŞE YARAR</title>
         <author>okantyln</author>
         <link>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/387602761</link>
         <description><![CDATA[<div>Arkeler "Biyogaz" olarak adlandırılan "Metan gazı"nı oluşturur.<br><br><br>Bakteri görseli:<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="https://bloomwaterpurifiers.files.wordpress.com/2015/09/bacteria.jpg" />
         <pubDate>2019-09-21 16:52:08 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/387602761</guid>
      </item>
      <item>
         <title>PARAMESYUM GÖRSELİ</title>
         <author>okantyln</author>
         <link>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/387603256</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="http://img.webme.com/pic/b/biyocal/1111.jpg" />
         <pubDate>2019-09-21 16:55:11 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/387603256</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ÖGLENA GÖRSELİ</title>
         <author>okantyln</author>
         <link>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/387603357</link>
         <description><![CDATA[]]></description>
         <enclosure url="https://c2.staticflickr.com/6/5467/8934977659_ef357769ca_b.jpg" />
         <pubDate>2019-09-21 16:55:46 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/387603357</guid>
      </item>
      <item>
         <title>ARKELER INSAN VE HAYVAN VÜCUDUNDA BULUNUR MU ?</title>
         <author>okantyln</author>
         <link>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/387791833</link>
         <description><![CDATA[<div>İnsan vücudunda ve otçul hayvanların  vücudunda arke bulunur. Bu arkeler insanlarda ciltte yaşarken otçul hayvanlarda ise sindirim sisteminde yaşar.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-09-22 15:59:44 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/387791833</guid>
      </item>
      <item>
         <title>SICAKKANLI VE SOĞUKKANLI CANLILAR</title>
         <author>okantyln</author>
         <link>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/398826457</link>
         <description><![CDATA[<div><br></div><div>Hayvanların soğukkanlı ve sıcakkanlı hayvanlar olmak üzere iki gruba ayrılmasının temeli, kullandıkları enerji kaynağıdır. Soğukkanlı hayvanlar metabolik işlevlerini sürdürmek için kendi vücutlarının dışındaki ısı kaynaklarını kullanırlar. Sıcakkanlı hayvanlar çevre sıcaklığından bağımsız olarak iç ortamlarının sıcaklığını sabit tutar. Bu sadece ısı üretme yeteneğinden değil aynı zamanda soğutma yeteneğiyle ilgilidir. Sıcakkanlılar vücut ısılarını metabolik hızlarını düzenleyerek kontrol eder. Biyologlar sıcakkanlı hayvanları endotermik olarak adlandırır çünkü vücutlarında ısı üretilir. Soğukkanlı hayvanlar vücut sıcaklıklarını kontrol etmek için çevrelerine güvenmek zorunda olsa da sıcakkanlı hayvanlar bunu doğal olarak yapar. Birkaç istisna dışında tüm memeliler ve kuşlarsıcakkanlıdır; tüm sürüngenler, böcekler, örümcekler, amfibiler ve balıklar ise soğukkanlıdır. Bir hayvanın sıcak ya da soğukkanlı olması vücut sıcaklığına bağlıdır.<br><br></div><div>Memeliler ve kuşlar gibi sıcakkanlı canlılar iç sıcaklıklarını sabit tutmaya çalışır. Bunu serin bir ortamdayken ısı oluşturarak, daha sıcak bir ortamdayken kendilerini soğutarak yaparlar. Isı üretmek için sıcakkanlı hayvanlar yedikleri besinleri enerjiye dönüştürür. Vücut sıcaklığını sabit tutmak için soğukkanlı hayvanlarla karşılaştırıldığında çok fazla yemek yemeleri gerekir. Sıcakkanlı bir hayvanın yediği besinlerin sadece küçük bir kısmı vücut kütlesine dönüştürülür. Gerisi sabit bir vücut sıcaklığı oluşturmak için kullanılır. Soğukkanlı canlılar çevrelerinin sıcaklığını alırlar. Ortamları soğukken vücut ısıları düşük, ortamları sıcakken vücut ısıları yüksektir. Sıcak ortamlarda soğukkanlı hayvanların kanı sıcakkanlı hayvanlardan daha sıcak olabilir. Soğukkanlı hayvanlar sıcak ortamlarda çok daha aktiftir ve soğuk ortamlarda daha yavaştır. Bunun nedeni kas aktivitelerinin ortam sıcak olduğunda hızlanan, ortam soğuk olduğunda yavaşlayan kimyasal reaksiyonlara bağlı olmasıdır. Soğukkanlı bir hayvanın yediklerini vücut kütlesine dönüştürmesi sıcakkanlı bir hayvana göre daha fazladır.<br><br></div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-10-17 03:07:47 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/398826457</guid>
      </item>
      <item>
         <title>EŞEYSİZ ÜREME YAPAN CANLILAR</title>
         <author>okantyln</author>
         <link>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/398826725</link>
         <description><![CDATA[<div>Döllenme olmaksızın yeni bireylerin oluşmasına eşeysiz üreme denir.<br> <br> Eşeysiz Üreme Çeşitleri: eşeysiz üreyen canlılarda vücut yapılarına uygun farklı üreme şekilleri vardır. Bunlar;<br> <br> Bölünerek üreme,<br> <br> Tomurcuklanma,<br> <br> Sporla üreme,<br> <br> Rejenerasyon,<br> <br> Partenogenez,<br> <br> Vejetatif üreme olarak gruplandırılabilir.<br> <br> Bölünerek Üreme: Tek hücreli canlılarda görülen eşeysiz üreme çeşididir. Prokaryot hücre yapısına sahip bakteriler ve arkeler; ökaryot hücre yapısına sahip amip, paramesyum ve öglena ikiye bölünerek çoğalır. Bakteriler sıcaklık ve besin yönünden uygun koşullarda bölünerek hızlı bir şekilde çoğalır.<br> <br> Prokaryot hücre yapısına sahip bakterilerde DNA’nın eşlenerek hücrenin zıt kutuplarına gitmesi ve sitoplazmanın bölünmesi, ökaryot hücrelerde gerçekleşen mitoz aşamalarından farklılık gösterir. Öncelikle bakteri DNA’sı eşlenir. Eşlenme devam ederken bakterinin boyu da uzar. Eşlenme tamamlandığında DNA’lar birbirinden ayrılır. Hücre zarı içeri doğru uzar ve yeni hücre duvarı oluşur. Bölünme tamamlandığında aynı genetik yapıya sahip iki yeni bakteri meydana gelir . İnsan bağırsağında yaşayabilen Escherichia coli (Eşerişya koli) bakterisi uygun koşullarda 20 dakikada bir bölünerek çoğalır.<br> <br> <br> <br> <br> Bakterinin bölünerek üremesi<br> <br> Ökaryot tek hücrelilerde bölünmenin yönü hücre simetrisine göre belirlenir. Örneğin bölünme amipte herhangi bir yönde, paramesyumda enine, öglenada boyuna gerçekleşir.<br> <br> <br> <br> <br> Amipte bölünerek üreme<br> <br> Tomurcuklanma: Bira mayası gibi bazı tek hücreli canlılarda; sünger, hidra ve mercan gibi omurgasız hayvanlarda gerçekleşir. Bira mayası mantarında ata bireyden dışarı doğru bir çıkıntı oluşur. Bu çıkıntı gelişerek yeni bireyi meydana getirir. Oluşan bireyler ata bireyden ayrılıp tek başına yaşayabilir veya ata bireyle birlikte kalıp koloni de oluşturabilir. Hidranın vücudundan küçük bir çıkıntı hâlinde yeni bir hidra oluşur. Taş mercanlarında oluşan tomurcuklar ata bireye bağlı olarak kalır. Sonuçta birbirine bağlı binlerce bireyden oluşan bir metreden daha geniş bir koloni ortaya çıkar.<br> <br> Sporla Üreme: Bazı mantar ve alglerde; eğrelti otu, kara yosunu gibi çiçeksiz bitkilerde ve sıtma hastalığına yol açan Plasmodium malaria (Plazmodyum malarya) gibi bir hücreli canlılarda gözlenir. Spor, olumsuz çevre koşullarına dayanıklı n kromozomlu bir üreme hücresidir. Sporlar, döllenmeden uygun ortamda gelişmeye başlayarak yeni birey oluşturur. Eğrelti otunun spor keselerinden etrafa yayılan sporlar gelişerek yeni canlıyı meydana getirir.<br> <br> <br> <br> <br> Eğrelti otunda spor keseleri<br> <br> Puf mantarı gibi bazı mantar çeşitleri sporu mitoz ile oluşturur. Bu sporlar rüzgârla çevreye yayılır, yeni mantarları oluşturur.<br> <br> <br> <br> <br> Puf mantarının sporlarını yayması<br> <br> Rejenerasyon: Çok hücreli canlılarda ya yıpranan, zarar gören ya da ölen hücrelerin yerine yenilerinin üretilmesidir.<br> <br> Bu sayede canlı, hücre kaybı yaşadığı doku ve organlarını onarabilir, yenileyebilir. Ancak canlıların gelişmişlik düzeyi arttıkça rejenerasyon yetenekleri azalır. Sonuç olarak rejenerasyon; doku, organ ve vücut düzeyinde gerçekleşebilir.<br> <br> Omurgasız hayvanların birçoğunda vücut seviyesinde olan rejenerasyon, aynı zamanda eşeysiz üreme yoludur. Omurgasız hayvanlardan yassı solucan örneği olan Planarya’nın kopan bir parçasından yeni bir Planarya oluşabilir. Bu şekilde Planarya eşeysiz yolla üremiş olur. Omurgasızların derisi dikenliler grubundan olan deniz yıldızlarında beş tane kol ve kolların birleştiği merkezî disk vardır.<br> <br> <br> <br> <br> Deniz yıldızının rejenerasyonla üremesi<br> <br> Merkezî disklerin beşte birine sahip olan deniz yıldızları kopan kollarını tamamlayabilir. Ayrıca kopan her koldan da yeni bir deniz yıldızı oluşur. Bu şekilde deniz yıldızı eşeysiz olarak üremiş olur. Bunun dışında omurgasızlardan toprak solucanının bağırsaktan sonraki kısmı kesildiğinde başın bulunduğu parça kendini tamamlayabilir.<br> <br> Rejenerasyon, omurgalı hayvanlarda doku ve organ düzeyinde gerçekleşir. Örneğin kertenkele kopan kuyruğunun yerine yenisini yapar fakat kopan kuyruktan yeni bir kertenkele oluşmaz. Bu durum rejenerasyon eşeysiz üreme değil, yenilenme veya eksilen kısımların tamamlanması anlamına gelir.<br> <br> İnsanda vücut fonksiyonelliğini ve bütünlüğünü sağlamak amacıyla diğer organizmalara kıyasla daha az oranda hücre ve doku düzeyinde rejenerasyon vardır. Bazı hücreler yenilenir, bazıları belirli aralıklarla yıkılıp tekrar oluşturulur. Karaciğerin bir kısmı alındığında karaciğer eksilen bu kısımdaki tüm dokularını yeniden oluşturabilir. İnce bağırsaklar sahip olduğu epitel dokuyu kısa sürede yenileyebilir. Taşıma sıvısı olan kanın, kırılan kemiklerin ve her ay kadınlarda endometriyum (rahimin iç katmanı) dokusunun yenilenmesi insanda rejenerasyona örnek olarak verilebilir.<br> <br> Partenogenez: Döllenmemiş bir yumurtadan yeni bireyin oluştuğu eşeysiz üreme çeşididir. Bu üreme; bal arılarında, eşek arılarında, karıncalarda, kelebeklerde ve yaprak bitlerinde görülür.<br> <br> Omurgalılardan Komodo ejderinde ve çekiç başlı köpek balığında partenogenez görülür. Bal arılarında kraliçe arının yumurtalarından bir kısmının döllenmeden gelişmesiyle haploit kromozomlu erkek arılar meydana gelir. Bal arılarında kraliçe arı (2n) yumurta hücrelerini mayozla oluşturur. Erkek arı (n), mitozla sperm sayısını artırır. Yumurtaların bazıları, erkek arıların oluşturduğu sperm hücreleriyle döllenerek dişi embriyo (2n) oluşturur. Döllenmiş yumurtalardan çiçek tozuyla beslenenler, işçi arıları; arı sütüyle beslenenler, kraliçe arıyı oluşturur.<br> <br> <br> <br> <br> Partenogenez<br> <br> Vejetatif Üreme: Bitkilerde görülen eşeysiz üreme çeşididir. Mitoz ve yenilenme esasına dayanan bu üreme şeklinde bitkinin bir parçası veya özelleşmiş bir bölümünün ayrılarak yeni bir bitkiyi oluşturması söz konusudur. Vejetatif üremeyle gelişen yeni bitkiler, ana bitkiyle ve birbirleriyle kalıtsal olarak aynıdır. Bitkilerde aşılama, özelleşmiş gövde ve köklerle üretim, çelikle ayırma, daldırma ve doku kültürü ile üretim gibi vejetatif üreme yöntemleri bulunur.<br> <br> Özelleşmiş gövde ve köklerle üretimde bitkiler; yumrular, rizomlar, sürünücü gövdeler (stolon) ve soğan gibi vejetatif organlarla çoğaltılır. Bunlara sahip olan bitkilerin toprak üstü organları (sürgünleri) büyüme mevsimi sonunda ölür. Toprak altı organları ise canlılığını sürdürür ve sonraki büyüme mevsiminde yeni bitkiler oluşturur.<br> <br> Yumru ile üremede üzerinde göz adı verilen yapıları bulunduran yumrular toprağa ekilerek yeni bir bitki geliştirilir. Patates ve yer elması bu şekilde ürer.<br> <br> <br> <br> <br> Patateste yumru<br> <br> Rizomla üremede bitkinin ana ekseni olan rizom, toprağın alt yüzeyinden büyüyerek üst yüzeye doğru yaprak ve çiçek sürgünleri oluşturur. Rizom uzun ve silindir şeklinde şişkin bir yapıdır. Üzerinde boğumlar ve ek kökler bulunur. İris, ayrık otu, zencefil ve zerdeçal rizomla üreyen bitkilerdir.<br> <br> Sürünücü gövde ile üreyen bitkilerde ana bitkiden uzanan sürünücü gövde (stolon), toprak üzerinde belli aralıklarla kök salar ve buradan yaprak oluşturarak yeni bitkiyi meydana getirir. Örneğin çilek bu şekilde üreyen bir bitkidir.<br> <br> <br> <br> <br> Çilek bitkisinin sürünücü gövde ile üremesi<br> <br> Soğanla bitki üretiminde toprak altı organı olan soğan üremede görev alır. Soğan; kısa, şişkin, toprak altında dikey duran bir yapıdır ve bir büyüme konisi bulundurur. Kalın, şişkin pullarla kaplanmış gövde ekseninden oluşur. Dikilen bitki soğanları ilkbaharda çiçek açar. Olgunlaşma dönemi sonunda oluşan çok sayıda yavru soğan toplanır. Bu soğanlar ertesi yıl tekrar dikilerek çiçek üretmek amacıyla kullanılır. Bu şekilde kültür arazilerinde, bahçecilik ve süs bitkilerinin üretiminin yapıldığı alanlarda, çiçek ve çiçek soğanları üretilir.<br> <br> Şehir meydanlarının, parkların, yol kenarlarının süslenmesinde soğanlı çiçekler fazlaca kullanılır. Ülkemizde soğanlı çiçeklerin üretimi, doğada nesli tükenen türlerin korunması ve çoğaltılması amacıyla da yapılır. Daha çok lale, nergis, glayöl, zambak, sümbül ve orkide gibi bitkiler üretilir.<br> <br> Çelikle bitki üretiminde kök, gövde veya yapraktan alınan bitki parçası suda ya da toprakta köklendirilir. Daha sonra toprağa dikim yapılır ve yeni bitkiler elde edilmiş olur. Söğüt, kavak, asma, gül, incir, ayva, erik, Afrika menekşesi, paşa kılıcı, sardunya, kivi ve zeytin bu şekilde üretilir.<br> <br> <br> <br> <br> Menekşenin çelikle üremesi<br> <br> Soğanla ve çelikle bitki üretimi, bahçecilik ve tarım sektörlerinde oldukça fazla kullanılan yöntemlerdendir. Bu yöntemlerle daha çok gıda ve süs bitkisi üretilir.<br> <br> Ayırma yöntemi ile üretimde bitki, köküyle birlikte topraktan çıkarılır. Oluşmuş olan yeni sürgünler ana bitkiden kökleriyle birlikte ayrılarak toprağa ekilir. Bu yöntem genellikle süs bitkilerinde kullanılır. Kaktüs, açelya, kamelya bu yönteme örnektir.<br> <br> <br> <br> <br> Kaktüsün ayırma ile üremesi:<br> <br> Daldırma yönteminde ana bitkinin genç bir dalı kendisinden ayrılmadan toprağa gömülerek köklendirilir. Daha sonra köklenen genç dal ana bitkiden ayrılarak yeni bir birey elde edilir. Portakal, mandalina ve fındık gibi bitkilerde bu yöntem uygulanır.<br> <br> <br> <br> <br> Daldırma yöntemi:<br> <br> Aşılama ile vejetatif üremede çoğaltılmak istenen bitkiden alınan parça (aşı), aynı türden ya da yakın akraba türden başka bir bitkinin (anacın) üzerine eklenir. Bu olaya aşılama denir. Aşılamada anacın gelişmiş kökünden faydalanılırken aşının da iyi ürün verme özelliğinden yararlanılır. Bu şekilde genetik yapısı birbirinden farklı iki bitki, tek bir bitki üzerinde birleştirilebilir. Bağlarda ve meyve fidanı üretiminde uygulanır. Örneğin elma, armut, vişne, erik ve dut gibi ağaçlarda aşılama yöntemi sıklıkla kullanılır.</div>]]></description>
         <enclosure url="" />
         <pubDate>2019-10-17 03:08:58 UTC</pubDate>
         <guid>https://padlet.com/okantyln/188v7p44xe0y/wish/398826725</guid>
      </item>
   </channel>
</rss>
